Değişikliğe uğramış gövdeler
Kollar (Runners): Rozet şeklinde gövdeye sahip bitkilerin, boğaz kısmındaki bir yaprağın koltuğundan çıkan, toprak yüzüne yatık olarak büyüyen özelleşmiş bir gövdedir. Kollar, boğumlarından, kök ve sürgünleri bulunan yeni bitkiler oluştururlar. Çilek bu yolla çoğalan bitkilere en tipik örnektir. Çilek bitkisi 15-30 cm aralıklarla kollar üzerinde yeni bitkicikler meydana getirir. Bitkiler köklendikten sonra, sonbahar veya ertesi ilkbaharda ana bitkiden ayrılırlar. Çileklerde kol oluşturma yeteneği çeşitlere göre değişiklik göstermektedir. Optimum koşullar altında bir bitki 100 yeni bitki oluşturabilmektedir. Ancak tarla koşullarında 20:1 veya 30:1 normal bir değerdir. Çilekler ayrıca çok fazla yapışık gövde oluşturma eğilimindedirler. Bunların birbirlerinden ayrılması da başka bir vegetatif çoğaltım şeklidir.
Yavrular (Offsets): Bazı bitkilerde ana gövdenin yanından yan sürgünler oluşur. Yine soğanların dip kısımlarında yavru soğancıkların meydana gelmesi de aynı olaya tipik bir örnektir. Bu soğancıklar çoğaltmada kullanılırlar. Yavrular ana gövdeye mümkün olduğu kadar yakın bir yerden kesilerek ayrılırlar. Hurma ve ananas bu yolla çoğaltılmaktadır. Yeni sürgünlere obur, filiz veya kök sürgünü adı verilmektedir.
Rizomlar (Rhizomes): Toprak altında büyüyen, silindirik, yatay bir gövdedir. Rizomlar daima farklı aralıklarda boğum ve boğum aralarına sahiptirler. Rizom tipik olarak bitkinin ana ekseni olup, alt yüzünden kök, toprağın üst kısmına doğru ise sürgünleri meydana getirmektedir. Yeni bitki ana bitkiden ayrılarak kullanılır. Ayrıca rizom her parçada vegetatif bir tomurcuk ihtiva etmek koşuluyla bölünerek de çoğaltmada kullanılabilir. Muz bu yolla çoğaltılabilen
bir bahçe bitkisidir. Diğer yandan, şeker kamışı, bambu, ayrık gibi bazı çayır otları ve eğreltiler de rizom oluştururlar.
Yumrular (Tubers): Yumru, yedek besin maddelerinin toplanması nedeniyle irileşmiş olan toprakaltı gövdesinin etli, kısa uç kısmıdır. Yumru oluşturan bitkilere en tipik örnek patates ve yer elmasıdır. Bir yumruda gövdenin bütün kısımları bulunmaktadır. Yumru üzerindeki gözler, boğumları ifade etmektedir. Patateste çoğaltma bütün yumru ile olabileceği gibi, her biri bir tomurcuk bulunduran, yumru parçaları ile de yapılabilmektedir. Yumru bütün olarak kullanıldığında genellikle uç tomurcuk diğer tomurcukları engellemektedir. Yumru kesildiğinde bu uç tomurcuğunun etkinliği ortadan kalmaktadır.
Soğanlar (Bulbs): Soğan, özelleşmiş bir toprakaltı organı olup kaim etli pullarla kaplanmış kısa bir gövdedir. Tek çenekli bitkilerde meydana gelerek, bitki yapısı, depo ve üretme amacına uygun olarak değişikliğe uğramıştır. Soğanın merkezinde vegetatif bir büyüme konisi vardır. Soğan bitkisi bu gruba örnek olarak verilebilir.
Değişikliğe uğramış kökler
Yumru kökler (Tuberous roots): Bazı bitkilerde kök ve gövdeler yapı bakımından, besin depo organları ve çoğaltma organları olarak değişikliğe uğramışlardır. Yumru köklerin görünüşü türlere göre farklılık gösterirse de, iç ve dış yapıları tipik kök özelliğindedir. Yumru kökler, gerçek yumrulardan üzerlerinde bulunan boğumlar ve boğum aralarıyla ayrılırlar. Tomurcuklar sadece gövde ucunda, kökler ise aksi uçta oluşurlar. Tatlı patates, yıldız çiçeği yumru kök oluşturan bitkilere örnek olarak verilebilir.
Kök sürgünleri (Suckers): Bitkinin toprak altı kısımlarından çıkan sürgünlerdir. Sürgün kök üzerindeki adventif bir tomurcuktan oluşmaktadır. Pratikte bitkinin boğaz kısmına yakın yerden çıkan ve gövde dokusundan meydana gelen sürgünler de kök sürgünü olarak isimlendirilmektedir.
Kırmızı ahududularda ve enginarlarda olduğu gibi bazı bitkilerin kök sürgünü yapma yetenekleri çok fazladır. Kırmızı ahududularda şiddetli budama ile kök sürgünü verme yeteneği teşvik edilmektedir. Köklenmiş sürgünler dinlenme döneminde, etrafı açılarak ana bitkiden kesilme yoluyla ayrılırlar.
KAYNAK: Genel Bahçe Bitkileri
Prof.Dr.Atila GÜNAY
Kollar (Runners): Rozet şeklinde gövdeye sahip bitkilerin, boğaz kısmındaki bir yaprağın koltuğundan çıkan, toprak yüzüne yatık olarak büyüyen özelleşmiş bir gövdedir. Kollar, boğumlarından, kök ve sürgünleri bulunan yeni bitkiler oluştururlar. Çilek bu yolla çoğalan bitkilere en tipik örnektir. Çilek bitkisi 15-30 cm aralıklarla kollar üzerinde yeni bitkicikler meydana getirir. Bitkiler köklendikten sonra, sonbahar veya ertesi ilkbaharda ana bitkiden ayrılırlar. Çileklerde kol oluşturma yeteneği çeşitlere göre değişiklik göstermektedir. Optimum koşullar altında bir bitki 100 yeni bitki oluşturabilmektedir. Ancak tarla koşullarında 20:1 veya 30:1 normal bir değerdir. Çilekler ayrıca çok fazla yapışık gövde oluşturma eğilimindedirler. Bunların birbirlerinden ayrılması da başka bir vegetatif çoğaltım şeklidir.
Yavrular (Offsets): Bazı bitkilerde ana gövdenin yanından yan sürgünler oluşur. Yine soğanların dip kısımlarında yavru soğancıkların meydana gelmesi de aynı olaya tipik bir örnektir. Bu soğancıklar çoğaltmada kullanılırlar. Yavrular ana gövdeye mümkün olduğu kadar yakın bir yerden kesilerek ayrılırlar. Hurma ve ananas bu yolla çoğaltılmaktadır. Yeni sürgünlere obur, filiz veya kök sürgünü adı verilmektedir.
Rizomlar (Rhizomes): Toprak altında büyüyen, silindirik, yatay bir gövdedir. Rizomlar daima farklı aralıklarda boğum ve boğum aralarına sahiptirler. Rizom tipik olarak bitkinin ana ekseni olup, alt yüzünden kök, toprağın üst kısmına doğru ise sürgünleri meydana getirmektedir. Yeni bitki ana bitkiden ayrılarak kullanılır. Ayrıca rizom her parçada vegetatif bir tomurcuk ihtiva etmek koşuluyla bölünerek de çoğaltmada kullanılabilir. Muz bu yolla çoğaltılabilen
bir bahçe bitkisidir. Diğer yandan, şeker kamışı, bambu, ayrık gibi bazı çayır otları ve eğreltiler de rizom oluştururlar.
Yumrular (Tubers): Yumru, yedek besin maddelerinin toplanması nedeniyle irileşmiş olan toprakaltı gövdesinin etli, kısa uç kısmıdır. Yumru oluşturan bitkilere en tipik örnek patates ve yer elmasıdır. Bir yumruda gövdenin bütün kısımları bulunmaktadır. Yumru üzerindeki gözler, boğumları ifade etmektedir. Patateste çoğaltma bütün yumru ile olabileceği gibi, her biri bir tomurcuk bulunduran, yumru parçaları ile de yapılabilmektedir. Yumru bütün olarak kullanıldığında genellikle uç tomurcuk diğer tomurcukları engellemektedir. Yumru kesildiğinde bu uç tomurcuğunun etkinliği ortadan kalmaktadır.
Soğanlar (Bulbs): Soğan, özelleşmiş bir toprakaltı organı olup kaim etli pullarla kaplanmış kısa bir gövdedir. Tek çenekli bitkilerde meydana gelerek, bitki yapısı, depo ve üretme amacına uygun olarak değişikliğe uğramıştır. Soğanın merkezinde vegetatif bir büyüme konisi vardır. Soğan bitkisi bu gruba örnek olarak verilebilir.
Değişikliğe uğramış kökler
Yumru kökler (Tuberous roots): Bazı bitkilerde kök ve gövdeler yapı bakımından, besin depo organları ve çoğaltma organları olarak değişikliğe uğramışlardır. Yumru köklerin görünüşü türlere göre farklılık gösterirse de, iç ve dış yapıları tipik kök özelliğindedir. Yumru kökler, gerçek yumrulardan üzerlerinde bulunan boğumlar ve boğum aralarıyla ayrılırlar. Tomurcuklar sadece gövde ucunda, kökler ise aksi uçta oluşurlar. Tatlı patates, yıldız çiçeği yumru kök oluşturan bitkilere örnek olarak verilebilir.
Kök sürgünleri (Suckers): Bitkinin toprak altı kısımlarından çıkan sürgünlerdir. Sürgün kök üzerindeki adventif bir tomurcuktan oluşmaktadır. Pratikte bitkinin boğaz kısmına yakın yerden çıkan ve gövde dokusundan meydana gelen sürgünler de kök sürgünü olarak isimlendirilmektedir.
Kırmızı ahududularda ve enginarlarda olduğu gibi bazı bitkilerin kök sürgünü yapma yetenekleri çok fazladır. Kırmızı ahududularda şiddetli budama ile kök sürgünü verme yeteneği teşvik edilmektedir. Köklenmiş sürgünler dinlenme döneminde, etrafı açılarak ana bitkiden kesilme yoluyla ayrılırlar.
KAYNAK: Genel Bahçe Bitkileri
Prof.Dr.Atila GÜNAY

