Mera - Hayvan İlişkileri ve Uygun Otlama Yoğunluğu
Dünyadaki bütün ekolojik sistemlerde olduğu gibi, mera ekosistemlerinde de canlı yaşamının temel taşını bitkiler teşkil etmektedir. Bitkiler güneş ışınlarını fotosentez reaksiyonları ile organik maddeye çeviren emsalsiz organizmalardır. Mera bitkileri bu üretimleri bir yandan çiftlik hayvanlarının yem ihtiyacını karşılarken, öte yandan aynı mera ortamını paylaşan bütün diğer makro ve mikro organizmaların da ihtiyaçlarını giderirler. Meradaki bitkilerin bu görevlerini eksiksiz olarak yerine getirebilmeleri, fotosentez ve kök dokularının hasar görmeden, kendilerini yenileyebilecek kadar tüketilmelerine bağlıdır. Dolayısıyla aşırı tüketim bitkilerin zarar görmesine, bu durum ise hayvansal üretimin düşmesine yol açar. Bu sebeple mera idaresinde bitki-hayvan arasındaki ilişkinin temelini bitkilerin, özellikle lezzetli türlerin, hırpalanmadan uzun yıllar üretim güçlerini devam ettirebilmeleri teşkil etmektedir.
Ayrıca meralar üretim potansiyelleri, kaliteleri ve kârlılıkları sebebiyle ticari hayvancılığın vazgeçilmez yem kaynaklarıdır. Bitki örtüsüne zarar vermeden en yüksek hayvansal üretim, dolayısıyla en yüksek ekonomik kazanç elde etmek, meraya dayalı hayvancılığın ana hedefidir. Meradan en yüksek hayvansal üretim denince iki kavram akla gelmektedir: (a) hayvan başına en yüksek üretim ve (b) birim alana en yüksek üretim.
Hayvan Başına mı, Yoksa Birim Alana mı En Yüksek Üretim?
Şüphesiz her iki kavram da önemlidir. Ancak bunlar meraların farklı yoğunluklarda otlatılmalarını gerekli kılar. Hayvan başına üretimi yükselten otlatma yoğunluğu, birim alandan elde edilen hayvansal üretimi düşürür. Buna karşılık birim mera alanından en yüksek üretimi sağlayan otlatma yoğunluğu, belirli sınırlar dahilinde hayvan başına üretimi azaltır.
Hayvan başına en yüksek üretim belirli bir noktaya kadar her hayvana ayrılan mera alanı arttıkça yükselir (Şekil 1). Bunu sağlamak pratikte mümkün olmamaktadır. Zira ülkemizde yaklaşık yüzde 80’i zayıflamış meralarda bozulmanın en önemli sebebi, meraların aşırı otlatılmasıdır. Son 50 yıllık istatistik verilerine göre, Türkiye’de 1940 yılında 44,2 milyon ha mera alanı ve 10,2 milyon hayvan birimine (HB) eşdeğer hayvan mevcut iken, 1991 yılında 12,4 milyon ha mera alanı ve 11,0 milyon HB bulunmaktadır. Dolayısıyla 1940’da 1 HB’ne 4,3 ha mera düşerken, bugün bu rakam 1,1 ha’a inmiştir. Bu durum hayvan başına üretimi yükseltmek için her HB’ne daha çok mera ayrılmasının mümkün olmadığını göstermektedir. Aynı zamanda bu düşünceyle meraların hafif otlatılması, hem seçici otlatmayı teşvik eder, hem de merada üretilen otlanabilecek yemin bir kısmının kaybına yol açarak meranın ekonomik kullanımını önler.
Mera hayvancılığında diğer bir seçenek olan birim alandan en yüksek hayvansal üretimi sağlamak ise, belirli bir düzeye kadar hayvan sayısını artırmakla mümkündür (Şekil 1). Bu durumda meralar ağır otlanır ve bunun sonucundada da bitki örtüsünün zarar görmesi kaçınılmaz olur.
Ağır otlatma: Bitki örtüsünün kendisini yenileyemeyecek ve tabii kaynaklara zarar verecek şekilde fazla sayıda hayvan ile otlatılmasına ağır otlatma denir. Otlatma baskısının artması ile hayvanların performansı düşer. Canlı ağırlık kaybı ve üreme kabiliyetinin azalması şeklinde ortaya çıkan performans azalması sonucunda hayvan başına ekonomik kazanç azalır. Bunu gidermek için hayvanlara ilave yem verilmesi de tam anlamıyla hayvan başına net kârın azalmasını engelleyemez. Zira genelde satın alınan veya üretilen yem mera yeminden daha ucuz değildir.
Yoğun otlatma aynı zamanda hayvanlarda beslenme streslerine ve sağlık problemlerine yol açar. Bu durum hem merada kaliteli yem bitkilerinin azalması, hem de hayvanların zehirli bitkileri tüketme ihtimalinin yükselmesinden kaynaklanır.
Merada otlatma baskısının artması ile yem üretimi düşer, bilhassa lezzetli türler zayıflayıp iyi üretim yapamaz ve tür çeşitliliği azalır. Vejetatif örtünün zayıflaması yağışın toprağa geçişisini engeller, erozyona yol açar ve sedimentle yüzey suyunun kirlenmesine sebep olur. Otlatma baskısının birçok yıl devamı halinde mera bozulmaya başlar ve gelecekteki verimliliği kaybolur.
Birim alandan en yüksek üretim için gerek duyulan en uygun hayvan sayısı, üretilen yemin miktar ve kalitesi ile değişir. Bu değişim işletmelerin kârlarına yansır. Çünkü aşırı otlatma ile genellikle üretim maliyetleri bürüt gelirden daha hızlı artar (Şekil 2). Kârlılık azaldığında çiftçileri zora sokacak kayıplar meydana gelir.
Sonuç olarak tamamına yakını köy orta malı olan ülkemiz meralarında, ortak kullanım hakkına sahip çiftçilerin daha çok gelir elde etme düşüncesiyle otlayan hayvan miktarlarını olabildiğince artırmaları, meranın kârlılığını hızla azaltacağı gibi, mera-hayvan ilişkilerini de çözümsüz noktalara taşıyacak büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır. Dolayısıyla mera-hayvan ilişkilerini belirlerken, hem hayvan başına hem de birim alana en yüksek üretimin alınacağı orta nokta (orta otlatma) uygun hayvan yoğunluğu olarak ele alınmalıdır.
Uygun Otlatma Yoğunluğu
Otlatma yoğunluğu (hayvan sayısı), bir otlatma mevsiminde bir HB’ne ayrılan mera miktarıdır. Bu aynı zamanda yem üretimi ile dengelenmemiş otlayan gerçek hayvan sayısını ifade eder. Buna çok yakın bir tanım da otlatma kapasitesidir. Otlatma kapasitesi; belirli bir merada tabii kaynaklara zarar vermeden uzun yıllar otlatılması gereken hayvan sayısıdır. Gerek otlatma yoğunluğu, gerekse otlatma kapasitesi aynı işlemlerle belirlenir. Otlatma kapasitesi tespitlerinde son 10 yıllık ortalama yem üretimi esas alınır. İdeal olanı, otlatma kapasitesini düzenlemek için en azından 3 yıllık yem üretimi verilerinin toplanmasıdır.
Otlatma kapasitesi (taşıma kapasitesi) uygun otlatma yoğunluğunu gösterir. Bu ise hayvanların otlaması ve merada bırakılması gereken yem miktarı ile belirlenir. Seçilecek otlatma yoğunluğu köylünün maddi olarak yaşamasını, tatminkâr hayvansal üretim sağlamasını ve iyi mera bitkilerinin gelecekteki büyümesini zorunlu kılmalıdır. Pek çok çiftçi mevcut şartlar altında mümkün olduğuna inandıkları en yüksek hayvan sayısı ile otlatmaya gayret gösterirler. Bunun sonucunda ister istemez üretilen yem azalır. Bu şekilde esasen ağır otlatmaya bağlı olumsuzluklara gerekçe olarak kuraklık gösterilir. Gerçekte mera bozulmasının başlıca sebebi, çoğunlukla ne kuraklık, ne de yağışın miktar ve dağılımıdır. Bunun sebebi, köylülerin bekledikleri hayvansal üretimin, gerçekte meranın sağlayacağı üretimden çok daha yüksek olmasıdır.
Mera Yeminin Ne Kadarı Otlatılmalı, Ne Kadarı Bırakılmalıdır?
Uygun otlatma yoğunluğunun tespit edilmesi için bu sorunun cevabının doğru olarak verilmesi gerekir. Toprağı korumak, yağış sularının toprağa infiltrasyonunu temin etmek ve yem üretimini devam ettirmek için, belirli miktarda bitki arttığı (otlanmayan yem) mutlaka merada bırakılmalıdır. Otlanmayan yem gelecekteki ot üretiminin yatırımıdır. Üretimi sürdürmek için gerekli en az artık seviyesi, bitki örtüsünün yapısına göre değişir. Örneğin, ABD’nin kısa, orta ve uzun buğdaygillerden oluşan meralarında otlandıktan sonra bırakılması gereken artık miktarlarının sırasıyla dekara 35-55, 85-110 ve 135-170 kg kuru madde olduğu vurgulanmıştır. Memleketimizde ise merada kalması gereken ortalama artık miktarları, Doğu Anadolu meralarında 60-80 kg/da, Orta Anadolu’da 30-50 kg/da, Güneydoğu Anadolu’da 30-40 kg/da, Karadeniz’de 90-125 kg/da, Akdeniz’de 50-75 kg/da, Ege ve Marmara’da 60-90 kg/da arasında değişmelidir.
Hasat Etkinliği
Hasat etkinliği; "belirli bir yılda belirli bir alanda toplam üretilen otun otlayan hayvanlar tarafından yenen veya makine ile hasat edilen miktarının yüzdesi" olarak tanımlamaktadır. Otlatma yoğunluğunda hasat etkinliği kriter olarak ele alınmaktadır. Bunda prensip, "yarısını al, yarısını bırak"tır. Bu bir yılda üretilen toplam yemin yarısının otlatılıp yarısının otlatılmaması anlamındadır. Alınan yarımın tamamı çiftlik hayvanları tarafından kullanılmamaktadır. Meradan uzaklaştırılan yemin bir kısmı kuruma ve çürüme, böcekler, çiğneme, diğer hayvanlar ve hava şartları ile kaybolur. Genellikle bu kaybolan miktar, alınan yarımın yarısıdır, yani toplam yemin yüzde 25’idir. Bu yüzden uygun şekilde hayvan konduğu zaman, meranın hasat etkinliği yaklaşık yüzde 25 olmaktadır. Bu çiftlik hayvanları tarafından gerçekte tüketilen yemin, toplam üretimin yüzde 25’i olduğunu gösterir (Şekil 3). Bu otlatma yoğunluğu aynı zamanda özellikle kurak meraların zamanla iyiye doğru gidişine yardımcı olmaktadır. Bu yüzden buna "koruyucu otlatma yoğunluğu" da denmektedir.
Böyle bir otlatma sisteminde bir otlatma mevsiminde hayvanların yem ihtiyacını karşılamak için ihtiyaç duyulan ot üretimi Tablo 1’de hesaplanmıştır. Tabloya göre, örneğin orta otlatmada verimi 140 kg/da olan bir merada 7 ay otlatma yapabilmek için bir HB’ne 60 dekar alan bırakılmalıdır. Bu durumda hayvanın tükettiği yem miktarı 35 kg/da olurken, merada bırakılan yem ise 70 kg/da seviyesindedir.
Meraların otlatma yoğunluğunu tespit etmek maksadıyla yapılan çalışmalarda, gerçek ölçülen kullanımının, planlanan kullanımdan yüzde 10-15 daha fazla olduğu görülmüştür. Bu fazlalık hayvanların çiğnemesi, böcek ve diğer yaban hayvanlarının otlaması, bitkilerin kuruması ve hava şartlarından ileri gelmiştir. Benzer şekilde New Mexico meralarında yüzde 30’luk bir hasat etkinliği olacak şekilde otlatma yapılmış, fakat diğer faktörlerin yol açtığı kayıplarla gerçekte tüketilen yüzde 40 olmuştur.
ABD’nin batısındaki ve Avustralya’daki meralar gibi kurak meralarda hasat etkinliğinin yüzde 25 olması giderek artan şekilde kabul görmektedir. Bu hem yem üretimini hem de hayvanların verimliliğini en yüksek seviyeye ulaştırmakta, yem üretimi tahminlerindeki hatayı göz önüne almakta, kurak yıllarda mali yıkım riskini düşürmekte ve çoklu kullanım değerlerini yükseltmektedir. Buna karşılık daha nemli meralarda hasat etkinliği biraz daha yüksek olabilir? Örneğin ABD’nin nemli Great Plain meralarında yüzde 35 düzeyindeki hasat etkinliği daha iyi sonuç vermiştir. Yine yoğun münavebeli otlatma yapılan intensif mera idaresinde bazen çiğneme, hava şartları ve diğer sebeplerle kayıplardan önce hayvanlar yemi tüketerek hasat etkinliğini yükseltirler. Buna rağmen yüzde 25 hasat etkinliği özellikle devamlı otlatmanın yapıldığı ekstansif meracılıkta en uygun otlatma yoğunluğunu vermektedir.
Uzun süreli koruyucu otlatma ile kıraç ve bozulmuş meralarda (ülkemizde yaygın olarak bulunmaktadır), meranın ekolojik durumu ve yem üretiminde önemli iyileşmeler olmaktadır. Zira, ABD’de kurak bir merada uygun otlatma yoğunluğunu tespit etmek amacıyla yürütülen 10 yıllık denemede, mera yeminin yüzde 25-35’ini tüketecek şekilde otlatılan meraların verimlerinin, yemin yüzde 50-60’ını tüketen otlatmaya göre yüzde 70 daha fazla olduğu ortaya konmuştur.
Bir meranın uygun otlatma yoğunluğu, hayvanların yem tercihi ve otlama davranışları yanında topoğrafya, girilebilir olma ve mera arazisinin özelliklerinden de etkilenir. Hayvanlar daha az tercih ettikleri yer ve türleri kullanmadan önce en verimli yerleri ve lezzetli türleri ağır otlarlar. Bu sebeple, meranın her tarafında uygun otlatmayı sağlayabilmek için, üniform dağılımı temin edilebilecek şekilde hayvanların uyum sağladığı otlatma yanında, çitler, suluklar, tuzluklar vb. gibi tesislerin de düzenli olarak meraya yerleştirilmesi gerekir.
Otlatma Kapasitesi Sabit mi, Yoksa Değişken mi Olmalı?
Otlatma kapasitesi hesabında üretilen yemin merada bırakılması gereken miktarı esas alınmaktadır. Meranın yem üretimi ise ekolojik faktörlere, özellikle iklim faktörlerine bağlı olarak yıldan yıla, hatta aynı yıl içerisinde yüzde 100’e varan ölçüde değişebilmektedir. Bu bakımdan uygun otlatma yoğunluğu olarak tespit edilen sabit hayvan sayısı ile yapılacak otlatmada, her yıl merada kalan yem miktarı aynı oranda olmaz. Koruyucu otlatma yoğunluğu ile otlatılan meralar kurak yıllarda ağır, yağışlı yıllarda ise hafif otlatılmış olur. Çünkü kurak yıllarda yem üretimi azalırken, nemli yıllarda artar. Buna karşılık hayvanların yem tüketimi genelde fazla değişmeden kalır. Örneğin, bitkilerin devamlılığı için üretilen yemin yüzde 40’ının kullanıldığı kıraç merada, kurak yıllarda yemin yüzde 55-60’ı, nemli yıllarda ise yüzde 20-25’i tüketilmiştir. Dolayısıyla otlatma yoğunluğu devamlı olarak meranın gerçek üretimine göre ayarlanmalıdır. Kurak giden yıllarda otlatma baskısını ayarlamak için hayvanlara ilave yem verilebilir veya otlayan hayvanların bir kısmı meradan uzaklaştırılır.
Dünyadaki bütün ekolojik sistemlerde olduğu gibi, mera ekosistemlerinde de canlı yaşamının temel taşını bitkiler teşkil etmektedir. Bitkiler güneş ışınlarını fotosentez reaksiyonları ile organik maddeye çeviren emsalsiz organizmalardır. Mera bitkileri bu üretimleri bir yandan çiftlik hayvanlarının yem ihtiyacını karşılarken, öte yandan aynı mera ortamını paylaşan bütün diğer makro ve mikro organizmaların da ihtiyaçlarını giderirler. Meradaki bitkilerin bu görevlerini eksiksiz olarak yerine getirebilmeleri, fotosentez ve kök dokularının hasar görmeden, kendilerini yenileyebilecek kadar tüketilmelerine bağlıdır. Dolayısıyla aşırı tüketim bitkilerin zarar görmesine, bu durum ise hayvansal üretimin düşmesine yol açar. Bu sebeple mera idaresinde bitki-hayvan arasındaki ilişkinin temelini bitkilerin, özellikle lezzetli türlerin, hırpalanmadan uzun yıllar üretim güçlerini devam ettirebilmeleri teşkil etmektedir.
Ayrıca meralar üretim potansiyelleri, kaliteleri ve kârlılıkları sebebiyle ticari hayvancılığın vazgeçilmez yem kaynaklarıdır. Bitki örtüsüne zarar vermeden en yüksek hayvansal üretim, dolayısıyla en yüksek ekonomik kazanç elde etmek, meraya dayalı hayvancılığın ana hedefidir. Meradan en yüksek hayvansal üretim denince iki kavram akla gelmektedir: (a) hayvan başına en yüksek üretim ve (b) birim alana en yüksek üretim.
Hayvan Başına mı, Yoksa Birim Alana mı En Yüksek Üretim?
Şüphesiz her iki kavram da önemlidir. Ancak bunlar meraların farklı yoğunluklarda otlatılmalarını gerekli kılar. Hayvan başına üretimi yükselten otlatma yoğunluğu, birim alandan elde edilen hayvansal üretimi düşürür. Buna karşılık birim mera alanından en yüksek üretimi sağlayan otlatma yoğunluğu, belirli sınırlar dahilinde hayvan başına üretimi azaltır.
Hayvan başına en yüksek üretim belirli bir noktaya kadar her hayvana ayrılan mera alanı arttıkça yükselir (Şekil 1). Bunu sağlamak pratikte mümkün olmamaktadır. Zira ülkemizde yaklaşık yüzde 80’i zayıflamış meralarda bozulmanın en önemli sebebi, meraların aşırı otlatılmasıdır. Son 50 yıllık istatistik verilerine göre, Türkiye’de 1940 yılında 44,2 milyon ha mera alanı ve 10,2 milyon hayvan birimine (HB) eşdeğer hayvan mevcut iken, 1991 yılında 12,4 milyon ha mera alanı ve 11,0 milyon HB bulunmaktadır. Dolayısıyla 1940’da 1 HB’ne 4,3 ha mera düşerken, bugün bu rakam 1,1 ha’a inmiştir. Bu durum hayvan başına üretimi yükseltmek için her HB’ne daha çok mera ayrılmasının mümkün olmadığını göstermektedir. Aynı zamanda bu düşünceyle meraların hafif otlatılması, hem seçici otlatmayı teşvik eder, hem de merada üretilen otlanabilecek yemin bir kısmının kaybına yol açarak meranın ekonomik kullanımını önler.
Mera hayvancılığında diğer bir seçenek olan birim alandan en yüksek hayvansal üretimi sağlamak ise, belirli bir düzeye kadar hayvan sayısını artırmakla mümkündür (Şekil 1). Bu durumda meralar ağır otlanır ve bunun sonucundada da bitki örtüsünün zarar görmesi kaçınılmaz olur.
Ağır otlatma: Bitki örtüsünün kendisini yenileyemeyecek ve tabii kaynaklara zarar verecek şekilde fazla sayıda hayvan ile otlatılmasına ağır otlatma denir. Otlatma baskısının artması ile hayvanların performansı düşer. Canlı ağırlık kaybı ve üreme kabiliyetinin azalması şeklinde ortaya çıkan performans azalması sonucunda hayvan başına ekonomik kazanç azalır. Bunu gidermek için hayvanlara ilave yem verilmesi de tam anlamıyla hayvan başına net kârın azalmasını engelleyemez. Zira genelde satın alınan veya üretilen yem mera yeminden daha ucuz değildir.
Yoğun otlatma aynı zamanda hayvanlarda beslenme streslerine ve sağlık problemlerine yol açar. Bu durum hem merada kaliteli yem bitkilerinin azalması, hem de hayvanların zehirli bitkileri tüketme ihtimalinin yükselmesinden kaynaklanır.
Merada otlatma baskısının artması ile yem üretimi düşer, bilhassa lezzetli türler zayıflayıp iyi üretim yapamaz ve tür çeşitliliği azalır. Vejetatif örtünün zayıflaması yağışın toprağa geçişisini engeller, erozyona yol açar ve sedimentle yüzey suyunun kirlenmesine sebep olur. Otlatma baskısının birçok yıl devamı halinde mera bozulmaya başlar ve gelecekteki verimliliği kaybolur.
Birim alandan en yüksek üretim için gerek duyulan en uygun hayvan sayısı, üretilen yemin miktar ve kalitesi ile değişir. Bu değişim işletmelerin kârlarına yansır. Çünkü aşırı otlatma ile genellikle üretim maliyetleri bürüt gelirden daha hızlı artar (Şekil 2). Kârlılık azaldığında çiftçileri zora sokacak kayıplar meydana gelir.
Sonuç olarak tamamına yakını köy orta malı olan ülkemiz meralarında, ortak kullanım hakkına sahip çiftçilerin daha çok gelir elde etme düşüncesiyle otlayan hayvan miktarlarını olabildiğince artırmaları, meranın kârlılığını hızla azaltacağı gibi, mera-hayvan ilişkilerini de çözümsüz noktalara taşıyacak büyük sorunlarla karşı karşıya bırakacaktır. Dolayısıyla mera-hayvan ilişkilerini belirlerken, hem hayvan başına hem de birim alana en yüksek üretimin alınacağı orta nokta (orta otlatma) uygun hayvan yoğunluğu olarak ele alınmalıdır.
Uygun Otlatma Yoğunluğu
Otlatma yoğunluğu (hayvan sayısı), bir otlatma mevsiminde bir HB’ne ayrılan mera miktarıdır. Bu aynı zamanda yem üretimi ile dengelenmemiş otlayan gerçek hayvan sayısını ifade eder. Buna çok yakın bir tanım da otlatma kapasitesidir. Otlatma kapasitesi; belirli bir merada tabii kaynaklara zarar vermeden uzun yıllar otlatılması gereken hayvan sayısıdır. Gerek otlatma yoğunluğu, gerekse otlatma kapasitesi aynı işlemlerle belirlenir. Otlatma kapasitesi tespitlerinde son 10 yıllık ortalama yem üretimi esas alınır. İdeal olanı, otlatma kapasitesini düzenlemek için en azından 3 yıllık yem üretimi verilerinin toplanmasıdır.
Otlatma kapasitesi (taşıma kapasitesi) uygun otlatma yoğunluğunu gösterir. Bu ise hayvanların otlaması ve merada bırakılması gereken yem miktarı ile belirlenir. Seçilecek otlatma yoğunluğu köylünün maddi olarak yaşamasını, tatminkâr hayvansal üretim sağlamasını ve iyi mera bitkilerinin gelecekteki büyümesini zorunlu kılmalıdır. Pek çok çiftçi mevcut şartlar altında mümkün olduğuna inandıkları en yüksek hayvan sayısı ile otlatmaya gayret gösterirler. Bunun sonucunda ister istemez üretilen yem azalır. Bu şekilde esasen ağır otlatmaya bağlı olumsuzluklara gerekçe olarak kuraklık gösterilir. Gerçekte mera bozulmasının başlıca sebebi, çoğunlukla ne kuraklık, ne de yağışın miktar ve dağılımıdır. Bunun sebebi, köylülerin bekledikleri hayvansal üretimin, gerçekte meranın sağlayacağı üretimden çok daha yüksek olmasıdır.
Mera Yeminin Ne Kadarı Otlatılmalı, Ne Kadarı Bırakılmalıdır?
Uygun otlatma yoğunluğunun tespit edilmesi için bu sorunun cevabının doğru olarak verilmesi gerekir. Toprağı korumak, yağış sularının toprağa infiltrasyonunu temin etmek ve yem üretimini devam ettirmek için, belirli miktarda bitki arttığı (otlanmayan yem) mutlaka merada bırakılmalıdır. Otlanmayan yem gelecekteki ot üretiminin yatırımıdır. Üretimi sürdürmek için gerekli en az artık seviyesi, bitki örtüsünün yapısına göre değişir. Örneğin, ABD’nin kısa, orta ve uzun buğdaygillerden oluşan meralarında otlandıktan sonra bırakılması gereken artık miktarlarının sırasıyla dekara 35-55, 85-110 ve 135-170 kg kuru madde olduğu vurgulanmıştır. Memleketimizde ise merada kalması gereken ortalama artık miktarları, Doğu Anadolu meralarında 60-80 kg/da, Orta Anadolu’da 30-50 kg/da, Güneydoğu Anadolu’da 30-40 kg/da, Karadeniz’de 90-125 kg/da, Akdeniz’de 50-75 kg/da, Ege ve Marmara’da 60-90 kg/da arasında değişmelidir.
Hasat Etkinliği
Hasat etkinliği; "belirli bir yılda belirli bir alanda toplam üretilen otun otlayan hayvanlar tarafından yenen veya makine ile hasat edilen miktarının yüzdesi" olarak tanımlamaktadır. Otlatma yoğunluğunda hasat etkinliği kriter olarak ele alınmaktadır. Bunda prensip, "yarısını al, yarısını bırak"tır. Bu bir yılda üretilen toplam yemin yarısının otlatılıp yarısının otlatılmaması anlamındadır. Alınan yarımın tamamı çiftlik hayvanları tarafından kullanılmamaktadır. Meradan uzaklaştırılan yemin bir kısmı kuruma ve çürüme, böcekler, çiğneme, diğer hayvanlar ve hava şartları ile kaybolur. Genellikle bu kaybolan miktar, alınan yarımın yarısıdır, yani toplam yemin yüzde 25’idir. Bu yüzden uygun şekilde hayvan konduğu zaman, meranın hasat etkinliği yaklaşık yüzde 25 olmaktadır. Bu çiftlik hayvanları tarafından gerçekte tüketilen yemin, toplam üretimin yüzde 25’i olduğunu gösterir (Şekil 3). Bu otlatma yoğunluğu aynı zamanda özellikle kurak meraların zamanla iyiye doğru gidişine yardımcı olmaktadır. Bu yüzden buna "koruyucu otlatma yoğunluğu" da denmektedir.
Böyle bir otlatma sisteminde bir otlatma mevsiminde hayvanların yem ihtiyacını karşılamak için ihtiyaç duyulan ot üretimi Tablo 1’de hesaplanmıştır. Tabloya göre, örneğin orta otlatmada verimi 140 kg/da olan bir merada 7 ay otlatma yapabilmek için bir HB’ne 60 dekar alan bırakılmalıdır. Bu durumda hayvanın tükettiği yem miktarı 35 kg/da olurken, merada bırakılan yem ise 70 kg/da seviyesindedir.
Meraların otlatma yoğunluğunu tespit etmek maksadıyla yapılan çalışmalarda, gerçek ölçülen kullanımının, planlanan kullanımdan yüzde 10-15 daha fazla olduğu görülmüştür. Bu fazlalık hayvanların çiğnemesi, böcek ve diğer yaban hayvanlarının otlaması, bitkilerin kuruması ve hava şartlarından ileri gelmiştir. Benzer şekilde New Mexico meralarında yüzde 30’luk bir hasat etkinliği olacak şekilde otlatma yapılmış, fakat diğer faktörlerin yol açtığı kayıplarla gerçekte tüketilen yüzde 40 olmuştur.
ABD’nin batısındaki ve Avustralya’daki meralar gibi kurak meralarda hasat etkinliğinin yüzde 25 olması giderek artan şekilde kabul görmektedir. Bu hem yem üretimini hem de hayvanların verimliliğini en yüksek seviyeye ulaştırmakta, yem üretimi tahminlerindeki hatayı göz önüne almakta, kurak yıllarda mali yıkım riskini düşürmekte ve çoklu kullanım değerlerini yükseltmektedir. Buna karşılık daha nemli meralarda hasat etkinliği biraz daha yüksek olabilir? Örneğin ABD’nin nemli Great Plain meralarında yüzde 35 düzeyindeki hasat etkinliği daha iyi sonuç vermiştir. Yine yoğun münavebeli otlatma yapılan intensif mera idaresinde bazen çiğneme, hava şartları ve diğer sebeplerle kayıplardan önce hayvanlar yemi tüketerek hasat etkinliğini yükseltirler. Buna rağmen yüzde 25 hasat etkinliği özellikle devamlı otlatmanın yapıldığı ekstansif meracılıkta en uygun otlatma yoğunluğunu vermektedir.
Uzun süreli koruyucu otlatma ile kıraç ve bozulmuş meralarda (ülkemizde yaygın olarak bulunmaktadır), meranın ekolojik durumu ve yem üretiminde önemli iyileşmeler olmaktadır. Zira, ABD’de kurak bir merada uygun otlatma yoğunluğunu tespit etmek amacıyla yürütülen 10 yıllık denemede, mera yeminin yüzde 25-35’ini tüketecek şekilde otlatılan meraların verimlerinin, yemin yüzde 50-60’ını tüketen otlatmaya göre yüzde 70 daha fazla olduğu ortaya konmuştur.
Bir meranın uygun otlatma yoğunluğu, hayvanların yem tercihi ve otlama davranışları yanında topoğrafya, girilebilir olma ve mera arazisinin özelliklerinden de etkilenir. Hayvanlar daha az tercih ettikleri yer ve türleri kullanmadan önce en verimli yerleri ve lezzetli türleri ağır otlarlar. Bu sebeple, meranın her tarafında uygun otlatmayı sağlayabilmek için, üniform dağılımı temin edilebilecek şekilde hayvanların uyum sağladığı otlatma yanında, çitler, suluklar, tuzluklar vb. gibi tesislerin de düzenli olarak meraya yerleştirilmesi gerekir.
Otlatma Kapasitesi Sabit mi, Yoksa Değişken mi Olmalı?
Otlatma kapasitesi hesabında üretilen yemin merada bırakılması gereken miktarı esas alınmaktadır. Meranın yem üretimi ise ekolojik faktörlere, özellikle iklim faktörlerine bağlı olarak yıldan yıla, hatta aynı yıl içerisinde yüzde 100’e varan ölçüde değişebilmektedir. Bu bakımdan uygun otlatma yoğunluğu olarak tespit edilen sabit hayvan sayısı ile yapılacak otlatmada, her yıl merada kalan yem miktarı aynı oranda olmaz. Koruyucu otlatma yoğunluğu ile otlatılan meralar kurak yıllarda ağır, yağışlı yıllarda ise hafif otlatılmış olur. Çünkü kurak yıllarda yem üretimi azalırken, nemli yıllarda artar. Buna karşılık hayvanların yem tüketimi genelde fazla değişmeden kalır. Örneğin, bitkilerin devamlılığı için üretilen yemin yüzde 40’ının kullanıldığı kıraç merada, kurak yıllarda yemin yüzde 55-60’ı, nemli yıllarda ise yüzde 20-25’i tüketilmiştir. Dolayısıyla otlatma yoğunluğu devamlı olarak meranın gerçek üretimine göre ayarlanmalıdır. Kurak giden yıllarda otlatma baskısını ayarlamak için hayvanlara ilave yem verilebilir veya otlayan hayvanların bir kısmı meradan uzaklaştırılır.


Comment