Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Tavuk Coccidiosisi

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Tavuk Coccidiosisi

    Tavuk Coccidiosisi

    Prof. Dr. Zafer Karaer

    Deðerli Meslektaþlarým,

    Veteriner Tavukçuluk Derneði Mektup Ankara Dergisi'nin son sayýsýnda (Cilt 8, sayý 2, Sayfa 8-12, 2010) yayýmlanan "Tavuk Coccidiosisi" baþlýklý makalemi, adý geçen derginin ulaþamadýðý kesimlerle paylaþmak ve tavuk coccidiosis'i penceresinden Türkiye'de diðer hastalýklara bakýþ için de dikkat çekmek istiyorum.
    Bilindiði gibi Türkiye'de yapýlan tüm yayýmlarda insan ve hayvanlarda her hastalýk için çok önemli olduðu, çok yaygýn olduðu, çok büyük ekonomik kayýplara veya ölümlere neden olduðu yazýlýr. Ancak iddia ediyorum ki; Türkiye'de gerek insan, gerekse hayvan hastalýklarýnýn hiç birine (viral, bakteriyel, protozoer, riketsial, spiroketal, fungal...) ait, gerçek anlamda o hastalýðýn önemi, yaygýnlýðý veya ölüm ve ekonomik kaybý ile ilgili bilgi yoktur. Çünkü ülkemizde hastalýklarýn epidemiyolojileri ile ilgili çalýþmalar yapýlmamaktadýr. Bunun bir çok nedeni vardýr (bkz. "Penceremden Üniversite Gerçekleri ve Ülkem, 2008" adlý kitabým). Bunlardan belki de en önemlisi ülke araþtýrmalarýnda lokomotif olmasý gereken üniversitelerde ki atama yükseltilme ilkeleridir.. Bu gün bu ilkeler PUAN ve TAKVÝM üzerine inþa edilmiþtir, bu da araþtýrýcýnýn bireyselliðini ön plana çýkarmaktadýr. Ýstenilen sürede, yine istenilen puaný toplayabilmek için kiþi, ne kadar çok sayýda araþtýrma yapmýþsa, katma deðer olarak dönüþü o kadar puan ve o kadar yükseltilme ve atama demektir. Diðer taraftan epidemiyolojik çalýþmalar bir ekip,bir takým ve hatta birden fazla disiplinlinden (Bu günkü dilde Bilim, Anabilim Dalý) kiþilerin oluþturduðu bir ekip çalýþmasý olmasý gerekir ve üstelýk çalýþmalar da yýllarca sürer.. Araþtýrmacýlarýn, hadi bir araya gelmeleri neyse de, Özellikle çalýþmalarýn yýllarca sürme noktasýnda çok fazla tahammülümü yoktur. Ancak bilinmelidir ki epidemiyolojik çalýþmalarda belli bir çalýþma döneminden sonra, çalýþmanýn büyüklüðüne göre onlarca yayým çýkarýlabilir. Böylece bu tür çalýþmalar kiþiye katma deðer saðladýðý gibi ülkemize de katma deðeri olarak döner.
    Burada, kendimizi sorgulama noktasýna geldiðimizde ise; hastalýklarla ilgili çalýþmalarýmýzýn yayýnlardan da anlaþýldýðý gibi hali ortada, bunun dýþýnda hastalýklarla ilgili bugün ürettiðimiz bir taný kiti, primeri, yok!, ürettiðimiz bir tedavi kimyasalý yok!, yine ürettiðimiz bir korunma aþýmýz yok! O halde biz niçin varýz??? Saygýlarýmla.. Zafer Karaer


    Veteriner Tavukçuluk Derneði’nden tavuklarda coccidiosis ile ilgili bir yazý yazmam istendiðinde, bu yazýnýn nasýl olmasý gerektiði üzerinde düþündüm ve klasik coccidiosis yazýmlarýnda olduðu gibi, tavuklarda coccidiosis çok önemli bir hastalýktýr.. Çok fazla ekonomik kayýplara neden olur ile baþlayýp, þu kadar Eimeria türü bu hastalýða sebep olur, bu türlerin yaþam döngüleri þöyledir.. Semptomlarý, hastalýk belirtileri böyle ile devam ederek.. Teþhis ve tedavi ile korunma yöntemleri þunlar, þunlardýr diye, yazýyý tamamlamak yerine; “Türkiye’de bugüne kadar tavuk coccidiosis’inde neler yapýlmasý gerekiyordu da, yapýlmamýþtýr’???” noktasýnda durarak, bu sorunun yanýtýný aramanýn daha önemli ve gerekli olduðunu düþünüyorum..

    Peki!!!, Türkiye’de tavuk coccidiosisi ile ilgili bugüne kadar neler yapýlmýþtýr, diye bakýldýðýnda; maalesef, görüntü çok fazla iç açýcý deðildir.. Ülkemizde tavuk coccidiosis’i ile ilgili ilk çalýþma Baþkaya ve arkadaþlarý tarafýndan, 1952 yýlýnda Ankara’da Tavukçuluk Enstitüsünde tavuklarda görülen salgýn halindeki ölüm nedeninin coccidiosis olmasýnýn anlaþýlmasý ile tesadüfen yapýlmýþtýr. Bunu Oytun (Ankara, 1952) ve Meydani (Ankara, 1966)’nin hastalýkla ilgili ilaç denemelerine ait çalýþmalarý takip etmiþtir. Daha sonra biri ülkenin bir ucunda Bursa’da (Demir, 1991), diðeri diðer ucunda Elazýð’da (Gürel, 1992) tavuklarda ilk kez bölgesel tür bildirimini esas alan planlý çalýþmalar yapmýþtýr.. Bunlarý uzun bir aradan sonra tarafýmdan doktora tez konusu olarak verilen, etlik piliç yetiþtiriciliðinde coccidiosis’e neden olan türlerin tespiti ve hastalýktan korunmada ülkede kullanýlan kimyasal (Sarý, 2004) ve aþýlarýn (Karaþ, 2004) etkisi ile ilgili çalýþmalar takip etmiþtir.. Her iki doktora çalýþmasýnda öncelikle tavukçuluðun yaygýn olarak yapýldýðý Adapazarý (Merkez ve Kaynarca), Bolu (Göynük), Balýkesir (Bandýrma) ve Ankara (Kazan)’da kümeslerden toplanan dýþkýlarda Eimeria türleri saptanmýþ, bu türlerle deneysel enfekte edilen civcivlerde, ülkede yaygýn olarak kullanýlan kimyasal ve aþýlarýn etkileri incelenmiþtir.. Böylece hem bu bölgelerde broiler yetiþtiriciliðinde coccidiosis nedeni olan türler, hem de aþý ve yeme katýlan kimyasallarýn coccidiosis de korunmada etkisi saptanmýþtýr..

    Görüldüðü gibi tavuk coccdiosis’inin ciddiyetine (!), önemine (!) binaen bu güne kadar Türkiye’de sadece 7 çalýþma yapýlmýþtýr.. Bu durumda tavuklarda coccidiosis ile ilgili bilgilerin ülke çapýnda yeterli olmadýðý, hatta doktora tezleri olmasa hiçe yakýn bilgi olduðu açýkça ortada dýr..

    Buna karþýlýk hayvancýlýk sektörleri arasýnda endüstriyel anlamda en geliþmiþ sektör olan tavukçuluk sektöründe, coccidiosis’e bakýþ, hiç de geliþmiþliðine yakýþýr biçimde deðildir. Öyle ki!!! Tam anlamýyla boyutlarý bilinmeyen, elde doðru-dürüst hiçbir veri bulunmayan bu hastalýða karþý, hiçbir bilimsel esasa dayanmayan bir savaþ ilan edilmiþtir. Bu savaþta en iyi silah olarak gerek etlik piliç yetiþtiriciliðinde ve gerekse yumurtalýk tavuk yetiþtiriciliðinde beslenme yemlerine Monensin, Narasin, salinomisin, Lasalosid, Senduramisin gibi ionofor grubu antibiyotikler ile Amprolyum, Sülfanamidler, Nikarbazin, Diklazuril, Robenidin gibi kimyasallar anticoccidial olarak katýlmaktadýr. Bu anticoccidiallarýn yýllýk kesin olarak tüketim miktarý bilinmiyor, her isteyen istediði anticoccidiali, istediði þekilde ve miktarda kullanýyor, hangi iþletme hangi anticoccidiali, ne kadar süre ve miktarda kullanýyor bilinmiyor.. hangi anticoccidal preparatý hangi coccidiosis türünde direnç kazandýrýyor bilinmiyor, yine hangi anticoccidial ette kalýntýya sebep oluyor bilinmiyor, ayrýca belki de en önemlilerinden olaný çevrede ne kadar kirlilik yaratýyor bilinmiyor.. Bir bilinmeyen de bütün bu bilinmeyenler insan saðlýðýný ne derecede etkiliyor maalesef, bu da bilinmiyor!!! Bilinmekte istenmiyor.. Buna karþýlýk en önemli bilinen yýllarca önce Avrupa Birliði ülkelerinde ve geliþmiþ çoðu ülkede bu kimyasallarýn kullanýmlarýnýn yasaklanmýþ olduðudur!!! (çok uzun, uzun düþünmek gerekir!!!). Ancak ülkemizde de kaðýt üzerinde yasaklama ile ilgili kanun ve tebliðler olduðu halde, halen yetiþtiriciler istedikleri anticoccidiali, istediði þekilde kullanmaktadýr.. Bunlardan yasaklanmýþ bazý anticoccidiallarýn 2014, 2015, 2016 hatta 2017 yýlýna kadar kullanýmýna iliþkin ruhsat izinleri vardýr.. Ýþin bir diðer ilginç yaný ise çok geliþmiþ olan tavukçuluk sektöründe ulaþýlabilen veri sayfalarýnda; verimlilik, ithalat, ihracat gibi bazý seçme veriler ve bunlara ait bütün hesaplamalar en ince ayrýntýsýna kadar verildiði halde, yýllýk kullanýlan hepside ithal edilen, 1 tek yerli bulunmayan anticoccidial miktarlarý ile bunlarýn neden olduðu kalýntý ve çevre kirliliði hesaplamalarýna ait veriler, nedense ilgili veri kaynaklarýnda yok!!!.. Herhalde hesaplar çok karýþýk, içinden çýkýlamaz bir durum var ki; bu tür hesaplamalar yapýlmýyor.. Ya da!!! Bütün bu premiksler, anticoccidialler yurt dýþýndan getirtildiði için mi??? Hesaplamaya deðmez görülüyor!!! Bu noktada “Anticoccidiallerin Ýthal izni nasýl, nereden ve neye göre alýnýyor/veriliyor??? Bilinmiyor??? Türkiye’de bugün için anticoccidiallerin, tavuk coccidiosisini getirdiði noktada bilinmiyor??? daha çok çýkmaza sürükleyip, sürüklemediði de bilinmiyor??? Bunun hesabýný kim nasýl verecek??? bu da bilinmiyor” gibi bilinmezlikler ekleniyor ve iþin en can alýcý yaný ise bütün bu bilinmezliklere kimin yanýt-cevap vereceði de bilinmiyor???...

    Ülkemizde tavuk coccidiosisine karþý yapýlan savaþlarda kullanýlan bir diðer silah aþý uygulamalarýdýr. Aþýlarda da durum, anticoccidiallerden çok farklý deðildir. Bu uygulamalarda da bir çok bilinmezlik var.. Bu bilinmezliklerden en önemlileri Hangi iþletme hangi aþýyý, ne kadar süre ve miktarda kullanýyor bilinmiyor??? Özellikle hepsi ithal olan canlý aþýlarýn, tür sayýsý ve suþu bakýmýndan, ülkede ki türlerle ne derecede uyumludur, bilinmiyor???. Aþýlarýn Ýthal izni nasýl, nereden ve neye göre alýnýyor/veriliyor??? Bilinmiyor??? Türkiye’de bugün için olmayan türlerin ve suþlarýn ülkeye girmesi, tavuk coccidiosisini daha çok çýkmaza sürüklemez mi??? Bunun hesabýný kim nasýl verecek??? Bu da bilinmiyor..Bütün bu bilinmezliklere karþýn her isteyen istediði aþýyý, istediði þekilde ve miktarda kullanýyor, içerdiði türler ve suþlar dikkate alýnmýyor, Bu durum olmayan türlerin ve/veya olmayan suþlarýn ülkeye girmesi demektir, bu dikkate alýnmýyor.. Bu durumda en önemli bilinmezlik ise; ülkede aþý uygulamalarý ne derecede olumlu sonuçlar veriyor, ya da ileride ne gibi olumsuzluklara neden olur bilinmiyor..

    Ýþte bütün bu durumlar göz önüne alýnarak yapýlmasý gereken noktasýnda, öncelikle konunun uzmaný Türk bilim insanlarýnýn devreye girerek, olaya sahip çýkmasý ve sektörle birlikte ülke gereksinimlerini öncelik sýrasýna göre belirlemesi gerekmektedir. Bununla ilgili olarak ben ve ekibim tarafýmdan örnek bir çalýþma yapýlmaktadýr.. “Kanatlý Coccidiosis’ine Karþý Oocystlerin Ýrradiye Edilmesi Esasýna Dayalý Aþý Üretimi” konulu TÜBÝTAK destekli proje çalýþmalarýna 2005 yýlýnda baþlandý, halen proje kapsamýnda çalýþmalar devam etmektedir. Bu arada proje çalýþmalarýnda saha uygulamalarýnda bize yardýmlarýný esirgemeyen “BESD-BÝR” e teþekkür ederiz.. Bu çalýþma ile Türkiye’de etlik piliç yetiþtiriciliðinde coccidiosisi’in ülkesel boyutlarda durumu ve buna baðlý olarak aþý ile çözüm yollarýnýn aranmasý amaçlandý.. Bugüne kadar (yaklaþýk 5 yýl) Türkiye’de etlik piliçlerde coccidiosis ilk defa böyle kapsamlý bir çalýþma ile ele alýnmýþtýr.. Bu çalýþmada, ülkedeki 9 bin civarýndaki broiler kümeslerinin tamamýný temsil edecek þekilde; Türkiye’nin 6 bölgesinde (Akdeniz Bölgesi, Doðu Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi, Ýç Anadolu Bölgesi, Karadeniz Bölgesi ve Marmara Bölgesi) yer alan, broiler kümeslerinin yoðunlukla bulunduðu 19 ilden (Adana, Adapazarý, Ankara, Balýkesir, Bolu, Bursa, Çanakkale, Düzce, Elazýð, Eskiþehir, Ýzmir, Ýzmit, Kayseri, Konya, Manisa, Mersin, Samsun, Uþak ve Zonguldak), istatiksel analizle illerdeki kümes yoðunluðuna göre sayýlarý belirlenen toplam 1200 kümesten dýþký örnekleri toplandý, kümeslerin klinik veya subklinik boyutta coccidiosis oranlarý saptandý ve enfekte dýþkýlardan Türkiye inokülümü hazýrlandý.. Yani Türkiye’de ilk defa etlik piliçlerde coccidiosis’e neden olan Eimeria türlerini içeren bir karýþým hazýrlandý.. Ayný zamanda inoklümde ki Eimeria oocystlerinin hastalýk ve ölüme sebep olan dozlarý da belirlendi.. Yine Türkiye’de ilk defa moleküler amplifikasyon tekniði ile, etlik piliçlerde coccidiosise neden olan türler belirlendi. Bugünlerde iradiye aþý çalýþmalarýmýz devam etmektedir.. Bu çalýþma ile etlik piliçlerde coccidiosis tüm boyutlarýyla ve ülke çapýnda araþtýrýlmýþ olacaktýr. Buradan çýkan sonuçlara göre de hastalýkla ilgili gerçek ve bilimsel manada yol haritasý çizilmiþ olacaktýr (Bu proje halen devam ettiði ve kesin rapor yazýlmadýðý için bulgular yüzeysel verilmiþtir)..

    Bu projeye benzer bir çalýþma planý da yumurtalýk tavuklarda yapýlmalýdýr.. Çünkü yumurtalýk tavuklarda da coccidiosis’de bir çok bilinmezlikler var, buna karþýlýk etlik piliçlerde olduðu gibi bilinçsizce yem katký maddeleri ile anticoccidiallar verilmekte, keza aþýlar uygulanmaktadýr..

    Yapýlmasý gereken en önemli konulardan birisi de, belki de ilki ülkemiz bilim insanlarý hastalýða tabii ki sahip çýkmalýdýr, ancak tavukçuluk sektörü de en az yabancý konu uzmanlarý kadar, Türk bilim insanlarýna sahip çýkmalýdýr.. Çünkü ülkesini seven Türk Bilim Ýnsanlarý yabancýlarýn beklediði (Pazar) karþýlýðý hiçbir zaman beklemez..

    Sonuç olarak gýda sektöründe ve ülke ekonomisinde çok önemli ve özel yeri olan gerek etlik piliç, gerekse yumurtalýk tavuk yetiþtiriciliðinde coccidiosis ile ilgili ülkeye katma deðer saðlayan çalýþmalarýn bugüne kadar yapýlmadýðý, bu yüzden premiksleri, anticoccidialleri veya aþýlarý kullanýrken gerçek anlamda ne kazandýðýmýzý veya neleri kaybettiðimizi, ileride daha neleri kaybedebileceðimizi, ya da kime hizmet ettiðimizi tam olarak bilmemiz gerektiðini önemle vurgulamak isterim.. Türkiye’de coccidiosis kadar önemli olduðuna ve de bilinmezliklerinin çokluðuna inandýðým salmonella, newcasttle, infuluense, marek, gumbora gibi bakteryel, viral hastalýklarýn mücadele ve korunma yolunun ise, yukarýda ki TÜBÝTAK projesine benzer ulusal epidemiyolojik projelerden geçeceðine inanýyorum..
  • Fidanligi sponsor reklami
Working...
X