Bu sitenin ana sayfasında"Arılarımızı Bekleyen iki Önemli Tehlike" Başlığı adlı yazı yazmıştım. Yaklaşık bir ay önce tahmin ederek, yazdığım bu yazıdaki görüşüm doğrulandı. Yani Tabiri caizse "Aklıma gelen Başıma geldi". Ocak ayı ve Şubat başlarının ılıman geçmesi nedeniyle, Tabiat'da uyanmalar gösterdi.Tabiki Bal arıları da buna tepki göstererek, erken yavru atdı.Şu anda Ülkemizin büyük bölümünde kar ve soğuk hava hakim; Bu itibarla bal arılarının ana sayfada belirtdiğim gibi acil bakıma ihtiyacı bulunmaktadır.Aksi takdirde yine yineliyorum,Ana sayfada bilirtdiğim istenmeyn durumlar olabilir ve arıcılarımız mağdur olacaktır.Bu nedenle ve tarafıma gelen mesaj'larıda göz önünde bulundurarak bu hatırlatmayı uygun gördüm.Ana sayfadaki yazının okunarak gerekli tedbirlerin alınması ve teretdüte düşen konularda uzmansel bölümünde sormalarını tavsiye ediyorum.Bereketli yıllar,esen kalınız.
Duyuru
Collapse
No announcement yet.
Bal arılarının beslenmesi
Collapse
X
-
Cevap: Bal arılarının beslenmesi
Sevgili TABİATCI kardeşim. Başta Siz olmak üzere arıcılığa ilgi duyan arkadaşlarla paylaşmak üzere Arıların beslenmesi konusunda ''Beyazkovan.com'' sitesinde çıkan bir yazıyı buraya aktarıyorum. Çünkü bu konuda gerekli ve zorunlu bilgileri kavramak ve somutlamak istiyorum.
''Beyazkovan.com'' da çıkan arılan beslenmesi ile ilgili yazı: Arıların Beslenme Gereksinimi ve Arıcılarımızın Standart Dışı Besleme Alışkanlıkları
Arıcılığı gelişmiş olan ülkelerde uygulanan arı beslemesinin temel mantığı ile, ülkemizde arıcılar tarafından uygulanan bazı arı besleme yöntemlerinin mantığı birbirinden farklılıklar göstermekdedir. Dünyada gelişen arı yemi sektörü, sadece arılara yönelik çeşitli gıdalar üretirken, ülkemizde ise, Mevlana Şekeri, Akide şekeri gibi insanlara yönelik olarak üretilen şekerlemeler, arı beslemesinde yaygınlıkla kullanılmaktadır.
Arının da her canlı gibi yaşamını devam ettirebilmesi, gerekli olan gıdaları alabilmesine bağlıdır. Arının en temel iki gıda gereksinimi enerji için karbodhidrat, hücre yenilemesi için ise proteindir. Karbonhidrat şekerlerden, protein ise polenden sağlanır.
Arıcı çeşitli nedenlerle arılarını besleme ihtiyacı duyar. Bu besleme çoğu zaman enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak, çeşitli şekerlerle yapılır.
Arıcının arıyı beslemesinde yaptığı hataların en büyük sebebi, arının da bir canlı olduğu, sindirim sistemine uygun olan gıdalarla beslenmediğinde bütün canlılar gibi hastalanabileceğini ihmal etmesidir.
Özellikle ülkemizde, arının sağlıklı olarak tüketebileceği arı yemi sektörü gelişmediği için, arı biyolojisine zararlı olabilecek bir çok madde arı yemi olarak kullanılmaktadır.
Arı beslemesinde kullanılabilecek en sağlıklı ürün, şeker pancarı ya da şeker kamışından elde edilmiş, rafine toz şekerdir.
Literatürde mısır ya da buğday nişastasından üretilmiş, glikoz, fruktoz gibi şekerlerin de arı beslemesinde kullanılabileceği bilgisi bulunmakla birlikte, son yapılan araştırmalarda nişasta kaynaklı şekerlerin arı beslemesinde kullanılmaması önerilmektedir. Nişasta kaynaklı şekerlerin içinde bulunan nişasta parçacıkları arının sindirim sisteminde bir takım problemler oluşturmaktadır.
Ülkemiz arıcıları yerinde ve zamanında yapmadıkları beslemeden dolayı kaynaklanan problemleri çözmek için, kendilerine göre farklı yöntemler geliştirmeyi tercih etmektedirler.
Dünya arıcıları ile ülkemiz arıcılarının besleme alışkanlıklarında en büyük fark katı yemlerin kullanılma zamanında ortaya çıkmaktadır. Arıcılığın gelişmiş olduğu ülkelerde katı yemleme sadece hasattan sonra, nektar akımının olmadığı dönemlerde, arıyı stresten kurtarmak ve yavrulama faaliyetinin devam etmesini sağlamak amacıyla kullanılmaktadır.
Türk arıcısının bu konudaki uygulaması, hasattan sonra besleme yapmamak, kış besininin ne kadar takviye edileceğine karar vermek için ise sonbaharda olası nektar akımını beklemektir.
Sonbaharda nektar akımlarının yetersiz olması durumunda ise, arıları koyu şerbet ile yoğun besleme yerine, kek gibi katı gıdalarla besleme yoluna gidilmektedir.
Kısacası kek türü besinler başka ülkelerde nektar akımı etkisi yaratarak yavru atımını çoğaltma ve arıyı stresten koruma amaçlı kullanılırken, ülkemizde kış besinini takviye olarak kullanılmaktadır.
Burada doğru olan uygulama arıcılığı gelişmiş ülkelerin yaptığı türde beslemedir. Kış stoklarının arının salkıma gireceği yerde sağlıklı olarak oluşup, sırlı bal haline gelebilmesi için, arılar sonbaharda katı besinler yerine, 2 birim şeker 1 birim su ile yapılan koyu şerbetle beslenmelidir.
Türk arıcılarının arıları beslemede yaptıkları başka bir yanlış uygulama ise, arı için üretilmemiş, arı sağlığına zararlı olabilecek şeker türlerini arı beslemesinde kullanmalarıdır.
Üstelik Kullanılan bu şekerlerin çoğu fiyat olarak rafine toz şekerden daha pahalıdır.
Mevlana şekeri, Akide şekeri, lokum gibi şekerlemeler, arılara çok faydalı olduğu gerekçesiyle bir çok arıcı tarafından katı yem olarak kullanılmaktadır. Özellikle Karadeniz bölgesinde üretim yapan bir fabrika arıcılara özel külçe şeklinde akide şekeri üretmektedir.
Bu tür insanların tüketimi için yapılmış olan şekerlemeler, üretim sırasında yüksek ısıya tabi tutulmaları, içlerine renk, aroma, tad ve kıvam veren bir çok yabancı maddenin ilave edilmesi gibi nedenlerden dolayı, arı sindirim sistemi için uygun olmayan ürünlerdir.
Bunların dışında, değişik kimyasallarla boyanmış yada ısıya tabi tutularak renki karartılmış esmer şeker, ham şeker, melas, sorgum şırası, üretim artığı kirli şeker ve tüketim tarihi geçtiği için insan beslemesinde kullanılamayan çeşitli şekerlemelerin de arı beslemesinde kullanılması sakıncalıdır.
Çünkü bu tür şekerler çok fazla miktarda kalıntı, gıda koruyucu, nişasta ve kir içerdikleri için, arılarda kabızlık, ishal benzeri sindirim bozukluklarına yol açarlar.
Katı şekerlemelerin kovan üzerinde oluşturdukları nektar akımı etkisi sebebiyle yavru atımını görece olarak çoğaltmaları, arıların sindirim sisteminde yol açtıkları bozukluklar ve sağlıksız arıların ömürlerinin kısa olması nedeniyle, arıcı için bir kazanç değildir.
Arıcı arı sağlığını riske sokacak hiçbir uygulamaya prim vermemelidir, sağlıksız arı arıcının en büyük kaybıdır.
-
Cevap: Bal arılarının beslenmesi
Sn Mustafa Ağbiciğim:Bazı Konularda çok haklısınız.Bu sitede Yukardaki konuları irdeleyen pek çok yazı ve soruları cevaplayan cevabi yazım mevcut.Bu Konuları biraz esneterek başlayayım.Öncelikle pek çok yabancı arı sitesine baktım ki;Arada bilgi bakımından pek eksiklik yok.Onların kayda aldıkları ve görüntüledikleri seçkin, bilim adamı arıcılar vede göze hoş geliyor.Birde bizim seçkin arıcılarımızı gözden geçiriniz.Reklama girecek ama,bir kaç örnek vereyim.Sn Ahmet İnci,Sn Ertaç Tutkun ve Sn Prf dağaroğlu Hocam bana göre onlardan üstün.Ayrıca Bir Macahel A.Ş,Bir TKV ve ORDU Araştırma hiç aşağı kuruluşlar değil.Üstelik bu kuruluşlar ve kişiler yok olmakta olan saf ırkları suni Tohumlama yöntemiyle muhafaza ederek Dünya arıcılığına ve ülkemize kazandırmışlardır.Şu an O yabancı sitelerde gördüğümüz ve yabancı arıcıların kullandıkları ana meteryallarin büyük bir kısmı ülkemizden gitmiştir.Şu an ülkemizdekim bal rekoltesinin artmasının sebebi Macahel A.Ş'nin Kafkas melezi ana arılarını yurdun bütün bölgelerine vermesi ve yaptığı yayınlarla arıcılarımızı bilgilendirmesidir.Öte yandan ORDU araştırma Enstitüsü tarafından Karadeniz Kafkas melezi ana arılar üretilmekte,Tarım bakanlığının teknik elemanlarına eğetim vermekte,onlarda talep halinde yurdun pek ilinde kurslar vermektedir.Ayrıca ülkemizdeki bir şeker fabrikası proteinli arı şurubu ve Fondon şekeri adı altında arı yemi üretimi yapmaktadır.Ancak her şey maddi imkanlara dayanır.Ege yöresinde arıcılık yapan pek çok arıcı dostlarımız olması sebebiyle;Pek çoğunun ekonomik gücü zayıfdır.Orman köyleri olması sebebi ve maddi imkansızlık sebebiyle bazı acımasız insanların eline düşmüş,pek çoğu kredi kullanmış ve borçlu durumdadırlar.Pek çoğu ilkel şartlardaki barakalarda,gözönüne alınız.Elektrik yok,su derden alınacak,banyo yok,zeytin ve zeytinyağı ve kuru gıdalarla beslenme düşünün dağın tepesinde... pek çoğunun sosyal güvenliği yokkk!! Üretdiği mahsul ya yok pahasına alınacak,yada yok pahasına satacak.Düşünün Marketlerde 850 gr lık süzme kavanoz bal 20TL bunların elinden KG'ı 6TL gibi bir fiyatla satın alınmakta.Üstelik Bu insanlara batılı ülkelerde olduğu gibi hiç bir destekleme kredisi yoktur.daha önceki yıllarda verilen sertifikalı ana arı desteklemesi 2 yıldır da verilmemektektedir.Üstüne, üstük belediyeler,Tarım bakanlığına bağlı kuruluşlar ve Bazı muhtarlarda;Enjeksiyon parası,Menşei şahadetnamesi,Kondu parası,Belge parası adı altında ücretler almaktadırki.Bu ücretlerin pek çoğu Genelgelerle tescil edilmiştir.Ege bölgemiz Dünyada üretilen çam balının%85 'ini üretmekte buna rağmen Orman Bakanlığının almış olduğu kararla başta o yörediki bazı bölgeler ile,diğer bölgelerdeki orman alanları ve civarına arıcılarımız,arılarını koyamamaktadır.Öte yandan Yavru çürüklüğü hastalığında kullanılan Tramycın ülkemizde yoktur.Bu ilacı arıcılarımız ya yunanlı arıcılardan almakta bulamıyanda ruhsatsız yada tavuk,civciv'de kullanılan NeoTramycin adlı ilacı kullanmakta yada insanlarda kullanılan antibiyotikleri kullanmaktadırlar.Buda ihraç edilen ballarda kalıntı olarak çıkmakta,AB ve diğer ülkeler tarafından belirli sürelerle yasaklanmaktadır.Burada icraya büyük görevler düşmektedir.Yinede bu zor şartlar altında arıcılığımızın grafiği yükselmektedir.Geçen yıl ABD'de Kovan başına destekleme 200 Dolar olarak verilmiştir,bunlara yerel yönetimlerin katksısda sınırsızdır.Arı sadece arıcı ve ürünleri için değil TABİAT İÇİN OLMAZSA OLMAZDIR.Şimdi idareciler elini başına koyup, gerekli önlemleri almalıdır.Öte yandan yurdumuza giren ve menşei ne olduğu belli olmayan kaçak bal ile,sahte bal'lar için yeterli önlem alınmalıdır.Arıcılar kayıt altına alınmalı ve birlik kurulmak için istenilen kırtasiye ile giderler azaltılmalıdır.kayıtlı arıcılara sertifika verilmeli,bunların üretdikleri balların analizi için yeterli ortamlar oluşturulmalıdır. Öte yandan Özellikle Kışı ılıman geçen bölgelerimizde iklimsel değişiklikler arıcılarımızı bazen arıalara kek vermeğe mecbur kılmaktadır.Yoksa koloni sönecektir.Son olarak eğitimmm,Eğitimmm,Eğitimmm.....sağlıcakla kalınız.
Comment


Comment