. Giriş
Evcil hayvan türleri arasında keçinin önemli bir yeri vardır ve ekonomik önemi fazla olan türlerden birisidir. Bunu keçinin ilk evcilleştirilen hayvan türlerinden birisi olmasına ve değişik çevre koşullarına, kısa sürede uyum göstermesine bağlıyabiliriz. Özellikle Tropik ülkelerdeki halkın besin ihtiyaçlarının karşılanmasında keçinin ayrı bir yeri vardır. Hindistan, Meksika, Nijerya, Irak, Libya, Fas, Yunanistan ve Türkiye gibi ülkelerde rutubeti az, kurak ve yarı kurak alanlarda keçi yetiştiriciliği yaygın şekilde yapılmaktadır.
M.Ö. 9000-7000 yıllarında Orta Doğu’da evciltildiği düşünülmektedir. Halen dünyada yetiştirilmekte olan evcil keçi ırklarının 3 yabani keçiden köken aldığı kabul edilir. Bunlar; Capra prisca adamets (kılıç boynuzlu), Capra falconeri (burgu boynuzlu) ve Capra aegagrus (hilal boynuzlu) yabani keçi ırklarıdır (Özcan 1989, Anonymous 2002).
Türkiye'de 8.057.000 milyon baş keçi bulunmaktadır. Son beş yıl içinde ki keçi populasyonundaki azalma oranı %10’dur. Keçi yetiştiriciliği özellikle kırsal kesimde yaşayanlar için hayvansal protein kaynağı açısından önemli bir yere sahiptir. Keçi ürünleri et, süt, deri ve kıl ya da tiftiktir. Türkiye et üretiminin %7.3, sütün ise %2.3 keçilerden sağlanmaktadır (FAO, 2002). Et üretimi keçi başına ortalama 16.3 kg ve süt üretimi 61 kg’dır. Keçilerde üretilen ürünlerin yaklaşık %60’ı öz tüketimde kullanılmaktadır. Türkiye genelinde küçükbaş hayvan varlığı içindeki payı %21.4’lik gibi oldukça önemli bir paya sahiptir. Keçi varlığı bölgelere göre dağılımında, Akdeniz bölgesi %26.5, Güneydoğu %25.6 ve Ege bölgesinde %20.3’lük büyük bir yayılma olduğu dikkati çekmektedir (Kaymakçı ve Aşkın, 1997).
Her ne kadar keçiler daha çok dışarıda otlatılmaya elverişli iseler de dünyada entansif bakım ve beslemeye de oldukça iyi yanıt veren keçi ırkları da vardır. Gerek ılıman iklimli ülkelerdeki ve gerekse tropik bölgelerdeki süt tipi keçiler buna örnektir. Süt keçileri, her iklim koşullarında yetiştirilmesi, sıcağa ve soğuğa karşı toleranslı olması, uzun yürüyüş kabiliyeti ve kolayca pazar bulma ve alma kolaylıkları yanında, oransal süt veriminin (canlı ağırlığın 50 kg x 10-15 katı=500-700 kg/yıl) yüksekliği nedeni ile yalınız ovada değil dağlık yörelerde de tercih edilmektedir. Keçi yalnız kırsal kesimde dar gelirli ailelerin değil, aynı zamanda işçi, emekli, memur, bağ bahçe tarımı ile uğraşan tüm küçük çiftçiler tarafından da yetiştirilmektedir. Bunlar, ailelerinin günlük ihtiyacı olan, süt, yoğurt, yağ ve peynir gibi önemli hayvansal ürünleri, sığır ve koyundan daha çok süt keçisi ya da Kıl keçisinden sağlamaktadırlar. Keçi kırsal kesimde fakir ailenin geçim kaynağı ve sigortasıdır. Bu üretim dalında masraf yok denecek kadar azdır. Vücut yapısının küçük olması, değişik beslenme alışkanlıkları, selülozu iyi sindirebilme, yüksek süt ve döl verme yetenekleri ile elverişsiz şartlarda dahi başarılı şekilde yetiştiriciliğinin yapılabilmesi keçi yetiştiriciliğini cazip kılmaktadır.
Keçi eti dünyanın birçok bölgesinde koyun etine tercih edilmektedir. Bu ülkelerin bir bölümünde koyun eti ile arasında fiyat farkı bulunmamaktadır. Ayrıca keçi eti maliyetinin ve fiyatının kuzu ve koyun etine göre düşük olması gelişmekte olan ülkelerde keçi eti tüketiminin daha fazla olmasına neden olmaktadır.
Türkiye’de büyük oranda kıl keçisi yetiştirilirken az miktarda Kilis, kısıtlı yayılma alanında Ankara keçisi yetiştirilmektedir. Son 30-40 yılda Üniversitelerin Ziraat Fakültelerinde melezleme çalışmaları başlamıştır. Söz konusu çalışmalardan Ankara’da, Saanen x Kilis (%75 Saanen ve %25 Kıl) Akkeçi, İzmir’de Alman Beyaz Asil x Malta x Anglo-Nubya melezlemesinden (%50 Anglo-Nubya, %37.5 Alman Beyaz Asil ve %12.5 Malta ) Bornova keçisi, Adana’da, Saanen x Kıl, Saanen x Kilis ve Akkeçi x Kilis melezlerine (F1) verilerek Balcalı adı ile bilinen balcalı keçisi (%50 Damascus, %%21.875 Saanen, %15.625 Kilis ve %12.5 Kıl) elde edilmiştir. Diğer yandan, Alman Alaca Asil Keçi x Kıl melezlemesin de Toros Alaca Keçisi (%75 Alman Alaca Asil Keçi ve %25 Kıl Keçi) elde edilmiştir. Alman Alaca Asil Keçi x Kıl melezlerine Damascus verilerek Songül keçisi (%25 AAAK, %25 Kıl ve %50 Damascus) elde edilmiştir. Başka bir çalışmada ise Saanen x Kıl ve Akkeçi x Kıl melezlemesi yapılarak (%62.5 Saanen, %25 Kıl ve % 9.35 Kilis ) Toros Keçisi ve Saanen x Kilis melezlemesinden (%65.625 Saanen ve % 34.375 Kilis) gibi tipler elde edilmiştir. (Baltacı, 1990, Özcan, 1989, Kaymakçı ve Aşkın, 1997).
2. Keçi Yetiştiriciliğinin Avantajları
Süt keçisi, diğer hayvanlara oranla daha az bir para ile satın alınabilmektedir.
Oransal süt verimi (canlı ağırlığa göre) çok yüksektir. 50 kg ağırlığındaki bir süt keçisi canlı ağırlığının 10-14 katı süt verebilmektedir.
Keçiler kötü çevre şartlarında kolaylıkla yetiştirilebilmektedirler. Adaptasyon yeteneği yüksektir.
Diğer çiftlik hayvanları tarafından değerlendirilemeyen dağlık bölge meralarını değerlendirebilirler.
Keçi ağız yapısının özelliği ile tanınır ve diğer çiftlik hayvanları tarafından değerlendirilemeyen kaba yemleri değerlendirebilirler.
Et, süt, kıl, tiftik, deri, post, barsak, gübre gibi çeşitli amaçlarla kullanılabilen çok sayıda ürüne sahiptirler.
Bitkisel üretim yapılacak arazisi bulunmayan orman içi ve kenarı yerleşim birimlerinin en önemli ve tek geçim kaynağıdır.
Büyükşehir kenarı ve yakınında yaşayan düşük gelirli yetiştiricilerin süt ve et gereksinmesinin karşılanmasını sağlar.
Yetiştiricinin her an kolaylıkla paraya dönüştürebileceği hayvanlardır. Basit ve ucuz maliyetli barınaklarda yetiştirilebilirler.
Sevk ve idaresi, bakım beslemesi ve sağımı işlemleri çok kolaydır.
Keçi sütü, ihtiva ettiği besin maddeleri bakımından inek sütüyle büyük oranda eş değerdir ve alerjik özelliği yoktur.
3. Koyun ve Keçi Arasındaki Farklılıklar
Koyun ve keçileri birbirinden ayrımda bazı anatomik özellikler ve boynuz yapısıyla ilgili farklılıklardan yararlanmaktadır. Lif rengi ve lif özellikleri de bu kriterler arasında sayılmakla beraber, her zaman güvenilir farklılıklar olarak kabul edilmez. Keçiler ile koyunlar arasındaki en önemli fark kromozom yapılarındaki farklılıklardır. Koyunalar 60 adet kromozoma sahipken, keçiler 54 adet kromozoma sahiptirler.
Çizelge 1. Keçi ve Koyun Arasındaki Farklar
KOYUN KEÇİ
Burun kemikleri kubbelidir Burun kemikleri düzdür
Alın düzdür Alın kemerlidir.
Boynuzların ön kenarları küt, boynuz kesiti daha yuvarlak ve üç köşelidir. Boynuzların ön kenarları keskin, boynuz kesiti eliptik ve iki köşelidir.
Göz altı çukuru içinde sinüs infraorbitalis bezleri vardır. Yok
Glandula interdigitalis vardır (bu bezlerin salgısı, hayvanların birbirlerini bulmasına yarar) Yok
Yok Boynuzların arka dip kısmında boynuz bezleri vardır.
- Sakal vardır
Kuyruk genelde uzun, yağlı ve aşağıya dönüktür. Kuyruk kısa, yağsız ve yukarı dönüktür.
Vücut yapağı ile örtülüdür Vücut elyafla örtülüdür.
İdaresi kolay, sakin tabiatlıdır İdaresi itina ister, inatçı tabiatlıdır
4. Keçilerde Üreme
4.1. Eşeysel Olgunluk ve Damızlık Çağı
Dişi oğlaklar açısından eşeysel olgunluk ya da ergenlik, üreme organlarının gelişmesi sonucu olgunlaşmış yumurtayı oluşturması ve çiftleşme isteği ya da kızgınlık göstermeleri durumudur. Dişi oğlakların bu şekilde ilk kızgınlık gösterdikleri zaman ise eşeysel olgunluk olarak adlandırılır. Dişi oğlaklar eşeysel olgunluk yaşı, ırk, canlı ağırlık, besleme, kuzulama zamanı, yıl ve doğum tipi gibi etmenlere bağlı olarak değişir. Genelde dişi oğlaklar, ergin yaş ağırlığının yüzde 40-60’ ını kazandıkları zaman ergenliğe ulaşırlar. Ay olarak ortalama ergenlik yaşı 5-7 ay dolaylarındadır.
4.2. Çiftleşme Mevsiminde Eşeysel Etkinlik
Keçilerde koyunlar gibi genellikle mevsime bağlı kızgınlık gösteren poliöstrik hayvanlardır. Keçi ırklarının çoğunluğunda çiftleme mevsimi sonbahardır.
4.3. Kızgınlık
Keçilerde çiftleşme mevsiminin en önemli göstergesi, belli fizyolojik ve psikolojik belirtiler göstererek tekeyi kabul etmesi durumudur. Keçilerde başlıca kızgınlık belirtesi vulva genişlemesi, vagina iç zarının kabarması ve kızarması, kanlı bir görünüm alması, vaginadan hafif bir akıntı gelmesi, meleme, teke arama ve tekeden kaçmama, diğer keçilerin üzerine atlama, sık sık işeme şeklindedir. Keçilerin daha tipik kızgınlık belirtisi sürekli kuyruk hareketidir. Ancak en somut kızgınlık tekenin kedisine binişine ve aşım davranışı yapmasına izin vermesidir. Keçilerde kızgınlık belirtisi koyunlardan daha belirgindir.
Keçilerde aşım mevsimi süresince gözlenen çok uzun döngüler de vardır. Bunlar dışarıdan gözlenemeyen ve çoğunlukla teklerin ayırt edemediği bir ya da daha çok kızgınlık içerirler. Buna sakin kızgınlık denir. Sakin kızgınlık, kızgınlık belirtilerinin gözlenemediği, ancak yumurtlamanın var olduğu fizyolojik ve histolojik bir döngü olayıdır. Sakin kızgınlık olayında, kızgınlık belirtilerini oluşturan östrogen hormonu yeterli düzeyde üretilmemektedir.
4.4. Kızgınlık süresi
Keçilerde kızgınlık süresi ortalama 24-48 saattir. Kızgınlık süresi, ırk, yaş, çiftleşme mevsimi dönemleri (baş, orta ve son) ve tekenin uyarıcı etkisine göre ayrım gösterir. Keçilerde yumurtlama, kızgınlık süresinin sonuna doğru şekillenir. Başka bir ifade ile kızgınlığın oluşumundan 30-36 saat sonra olur.
4.5. Kızgınlık döngüsü
Keçilerde kızgınlık belli zaman aralıklarıyla yinelenir (tekrarlanılır). Bu zaman sürecine kızgınlık döngüsü denir. Keçilerde kızgınlık döngüsü uzunluğu 18-22 gün arasındadır, ortalama 21 gün olarak kabul edilir. Kızgınlık döngüsü uzunluğu yaş, ırk, çiftleşme mevsimi dönemi, besleme gibi etmenlere bağlılık olarak değişir.
4.6 Çiftleşme
Keçilerde en yüksek düzeyde gebelik sağlamak için kızgınlık süresinin sonuna yapılan çiftleşme yaptırılmalıdır
Keçilerde yumurtlama, kızgınlığın ikinci yarısında kızgınlığın bitimine yakın zamanda ya da kızgınlık başlangıcından 30-36 saat sonra olur.
Yumurtanın yaşam süresi 12-14 saattir.
Spermatozoitlerin fertil ömrü 24-48 saattir.
Bununla birlikte uygulamada kızgınlığın başlangıç zamanının sürü düzeyinde saptamak olası değildir. Bu nedenle elde aşım ya da yapay tohumlamanın uygulandığı durumlarda kızgınlıkları belirlenen koyunlar çiftleştirilir. Serbest aşımın ya da sınıf aşımının uygulandığı sürüler ise aşım eylemi kendiliğinden olur. Bu nedenle, işin gereği aşımın denetimi yapılamaz.
Özellikle elde aşımın uygulandığı deneme sürülerinde gebelik oranını en yüksek düzeyde sağlamak için şunlar yapılmalıdır;
Teke katımında 3-4 hafta önce başlayarak aşım süresinde enerji düzeyi yüksek bir besleme (Flushing) uygulanmalıdır.
Süt tipi keçilerde laktasyonun son aylarında kızgınlık göstererek tekeye gelebilir. Aşım sırasında sürüdeki keçilerin kuruya çıkartılması sağlanmalıdır. Sağmal keçilerde kızgınlık etkinliği açısından sürü düzeyinde geniş bir varyasyon vardır. Bu varyasyon kalıtsal ve çevresel kaynaklı olabilir. Ancak bu durum kızgınlığı çok yaymakta ve buna bağlı olarak oğlaklama uzun bir süreyi kapsamaktadır.
Teke katımına geçişe keçiler arasına uyarıcı tekeler salınmalıdır. Tekelerin varlığı, kızgınlığın uygun zamanda başlamasını ve toplulaştırılmasını sağlayabilir. Uyarıcı teke, keçiler arasına aşım mevsiminden 1-2 hafta önce bırakılır.
Katım sırasında kızgınlığı saptamak için keçiler, arasına yeterince arama tekesi bırakılmalıdır. Bu sayı, bir arama tekesine 10-15 keçi düşecek miktarda olabilir. Arama tekelerinin aşım isteği yeterli olmalıdır. Arama sabah ve akşam yapılmalıdır.
Tekeden kaynaklanacak kısırlık oranını en aza indirebilmek için birim tekeye düşecek dişi sayısını azaltmak gerekir. Ergin bir teke günde 10-15 dakika aralıklarla olmak üzere 5-6 aşım yapabilir. Genç tekeye 30-40 keçi, ergin tekeye 50-70 keçi hesaplanabilir.
Teke katımı, genellikle yaz ortası ile sonbahar başlarında olduğundan ısının olumsuz etkisinden kaçınmak için, katım sabah ve akşam serinliğinde yapılmalıdır. Ayrıca otlama da kesinlikle serinlikte olmalıdır.
Elde fazla sayıda teke var ise çift aşım yapılabilir.
Genel olarak bir yıl kısır kalan keçiler ikinci yıl aşımda kullanılmamalıdır. 4.7. Gebelik
Keçilerde gebelik süresi, ırka, yaşa, doğacak yavrunun doğum tipi, cinsiyetine ve mevsime göre değişir. Ortalama 144-157 gündür.
Aşımdan sonra keçilerin gebe kalıp kalmadığı 18-22 gün sonra aralarına konan tekeyi kabul ya da red etmesiyle anlaşılır. Gebe keçi sakinleşir, tekeden kaçar ve yem yeme isteği artar.
Evcil hayvan türleri arasında keçinin önemli bir yeri vardır ve ekonomik önemi fazla olan türlerden birisidir. Bunu keçinin ilk evcilleştirilen hayvan türlerinden birisi olmasına ve değişik çevre koşullarına, kısa sürede uyum göstermesine bağlıyabiliriz. Özellikle Tropik ülkelerdeki halkın besin ihtiyaçlarının karşılanmasında keçinin ayrı bir yeri vardır. Hindistan, Meksika, Nijerya, Irak, Libya, Fas, Yunanistan ve Türkiye gibi ülkelerde rutubeti az, kurak ve yarı kurak alanlarda keçi yetiştiriciliği yaygın şekilde yapılmaktadır.
M.Ö. 9000-7000 yıllarında Orta Doğu’da evciltildiği düşünülmektedir. Halen dünyada yetiştirilmekte olan evcil keçi ırklarının 3 yabani keçiden köken aldığı kabul edilir. Bunlar; Capra prisca adamets (kılıç boynuzlu), Capra falconeri (burgu boynuzlu) ve Capra aegagrus (hilal boynuzlu) yabani keçi ırklarıdır (Özcan 1989, Anonymous 2002).
Türkiye'de 8.057.000 milyon baş keçi bulunmaktadır. Son beş yıl içinde ki keçi populasyonundaki azalma oranı %10’dur. Keçi yetiştiriciliği özellikle kırsal kesimde yaşayanlar için hayvansal protein kaynağı açısından önemli bir yere sahiptir. Keçi ürünleri et, süt, deri ve kıl ya da tiftiktir. Türkiye et üretiminin %7.3, sütün ise %2.3 keçilerden sağlanmaktadır (FAO, 2002). Et üretimi keçi başına ortalama 16.3 kg ve süt üretimi 61 kg’dır. Keçilerde üretilen ürünlerin yaklaşık %60’ı öz tüketimde kullanılmaktadır. Türkiye genelinde küçükbaş hayvan varlığı içindeki payı %21.4’lik gibi oldukça önemli bir paya sahiptir. Keçi varlığı bölgelere göre dağılımında, Akdeniz bölgesi %26.5, Güneydoğu %25.6 ve Ege bölgesinde %20.3’lük büyük bir yayılma olduğu dikkati çekmektedir (Kaymakçı ve Aşkın, 1997).
Her ne kadar keçiler daha çok dışarıda otlatılmaya elverişli iseler de dünyada entansif bakım ve beslemeye de oldukça iyi yanıt veren keçi ırkları da vardır. Gerek ılıman iklimli ülkelerdeki ve gerekse tropik bölgelerdeki süt tipi keçiler buna örnektir. Süt keçileri, her iklim koşullarında yetiştirilmesi, sıcağa ve soğuğa karşı toleranslı olması, uzun yürüyüş kabiliyeti ve kolayca pazar bulma ve alma kolaylıkları yanında, oransal süt veriminin (canlı ağırlığın 50 kg x 10-15 katı=500-700 kg/yıl) yüksekliği nedeni ile yalınız ovada değil dağlık yörelerde de tercih edilmektedir. Keçi yalnız kırsal kesimde dar gelirli ailelerin değil, aynı zamanda işçi, emekli, memur, bağ bahçe tarımı ile uğraşan tüm küçük çiftçiler tarafından da yetiştirilmektedir. Bunlar, ailelerinin günlük ihtiyacı olan, süt, yoğurt, yağ ve peynir gibi önemli hayvansal ürünleri, sığır ve koyundan daha çok süt keçisi ya da Kıl keçisinden sağlamaktadırlar. Keçi kırsal kesimde fakir ailenin geçim kaynağı ve sigortasıdır. Bu üretim dalında masraf yok denecek kadar azdır. Vücut yapısının küçük olması, değişik beslenme alışkanlıkları, selülozu iyi sindirebilme, yüksek süt ve döl verme yetenekleri ile elverişsiz şartlarda dahi başarılı şekilde yetiştiriciliğinin yapılabilmesi keçi yetiştiriciliğini cazip kılmaktadır.
Keçi eti dünyanın birçok bölgesinde koyun etine tercih edilmektedir. Bu ülkelerin bir bölümünde koyun eti ile arasında fiyat farkı bulunmamaktadır. Ayrıca keçi eti maliyetinin ve fiyatının kuzu ve koyun etine göre düşük olması gelişmekte olan ülkelerde keçi eti tüketiminin daha fazla olmasına neden olmaktadır.
Türkiye’de büyük oranda kıl keçisi yetiştirilirken az miktarda Kilis, kısıtlı yayılma alanında Ankara keçisi yetiştirilmektedir. Son 30-40 yılda Üniversitelerin Ziraat Fakültelerinde melezleme çalışmaları başlamıştır. Söz konusu çalışmalardan Ankara’da, Saanen x Kilis (%75 Saanen ve %25 Kıl) Akkeçi, İzmir’de Alman Beyaz Asil x Malta x Anglo-Nubya melezlemesinden (%50 Anglo-Nubya, %37.5 Alman Beyaz Asil ve %12.5 Malta ) Bornova keçisi, Adana’da, Saanen x Kıl, Saanen x Kilis ve Akkeçi x Kilis melezlerine (F1) verilerek Balcalı adı ile bilinen balcalı keçisi (%50 Damascus, %%21.875 Saanen, %15.625 Kilis ve %12.5 Kıl) elde edilmiştir. Diğer yandan, Alman Alaca Asil Keçi x Kıl melezlemesin de Toros Alaca Keçisi (%75 Alman Alaca Asil Keçi ve %25 Kıl Keçi) elde edilmiştir. Alman Alaca Asil Keçi x Kıl melezlerine Damascus verilerek Songül keçisi (%25 AAAK, %25 Kıl ve %50 Damascus) elde edilmiştir. Başka bir çalışmada ise Saanen x Kıl ve Akkeçi x Kıl melezlemesi yapılarak (%62.5 Saanen, %25 Kıl ve % 9.35 Kilis ) Toros Keçisi ve Saanen x Kilis melezlemesinden (%65.625 Saanen ve % 34.375 Kilis) gibi tipler elde edilmiştir. (Baltacı, 1990, Özcan, 1989, Kaymakçı ve Aşkın, 1997).
2. Keçi Yetiştiriciliğinin Avantajları
Süt keçisi, diğer hayvanlara oranla daha az bir para ile satın alınabilmektedir.
Oransal süt verimi (canlı ağırlığa göre) çok yüksektir. 50 kg ağırlığındaki bir süt keçisi canlı ağırlığının 10-14 katı süt verebilmektedir.
Keçiler kötü çevre şartlarında kolaylıkla yetiştirilebilmektedirler. Adaptasyon yeteneği yüksektir.
Diğer çiftlik hayvanları tarafından değerlendirilemeyen dağlık bölge meralarını değerlendirebilirler.
Keçi ağız yapısının özelliği ile tanınır ve diğer çiftlik hayvanları tarafından değerlendirilemeyen kaba yemleri değerlendirebilirler.
Et, süt, kıl, tiftik, deri, post, barsak, gübre gibi çeşitli amaçlarla kullanılabilen çok sayıda ürüne sahiptirler.
Bitkisel üretim yapılacak arazisi bulunmayan orman içi ve kenarı yerleşim birimlerinin en önemli ve tek geçim kaynağıdır.
Büyükşehir kenarı ve yakınında yaşayan düşük gelirli yetiştiricilerin süt ve et gereksinmesinin karşılanmasını sağlar.
Yetiştiricinin her an kolaylıkla paraya dönüştürebileceği hayvanlardır. Basit ve ucuz maliyetli barınaklarda yetiştirilebilirler.
Sevk ve idaresi, bakım beslemesi ve sağımı işlemleri çok kolaydır.
Keçi sütü, ihtiva ettiği besin maddeleri bakımından inek sütüyle büyük oranda eş değerdir ve alerjik özelliği yoktur.
3. Koyun ve Keçi Arasındaki Farklılıklar
Koyun ve keçileri birbirinden ayrımda bazı anatomik özellikler ve boynuz yapısıyla ilgili farklılıklardan yararlanmaktadır. Lif rengi ve lif özellikleri de bu kriterler arasında sayılmakla beraber, her zaman güvenilir farklılıklar olarak kabul edilmez. Keçiler ile koyunlar arasındaki en önemli fark kromozom yapılarındaki farklılıklardır. Koyunalar 60 adet kromozoma sahipken, keçiler 54 adet kromozoma sahiptirler.
Çizelge 1. Keçi ve Koyun Arasındaki Farklar
KOYUN KEÇİ
Burun kemikleri kubbelidir Burun kemikleri düzdür
Alın düzdür Alın kemerlidir.
Boynuzların ön kenarları küt, boynuz kesiti daha yuvarlak ve üç köşelidir. Boynuzların ön kenarları keskin, boynuz kesiti eliptik ve iki köşelidir.
Göz altı çukuru içinde sinüs infraorbitalis bezleri vardır. Yok
Glandula interdigitalis vardır (bu bezlerin salgısı, hayvanların birbirlerini bulmasına yarar) Yok
Yok Boynuzların arka dip kısmında boynuz bezleri vardır.
- Sakal vardır
Kuyruk genelde uzun, yağlı ve aşağıya dönüktür. Kuyruk kısa, yağsız ve yukarı dönüktür.
Vücut yapağı ile örtülüdür Vücut elyafla örtülüdür.
İdaresi kolay, sakin tabiatlıdır İdaresi itina ister, inatçı tabiatlıdır
4. Keçilerde Üreme
4.1. Eşeysel Olgunluk ve Damızlık Çağı
Dişi oğlaklar açısından eşeysel olgunluk ya da ergenlik, üreme organlarının gelişmesi sonucu olgunlaşmış yumurtayı oluşturması ve çiftleşme isteği ya da kızgınlık göstermeleri durumudur. Dişi oğlakların bu şekilde ilk kızgınlık gösterdikleri zaman ise eşeysel olgunluk olarak adlandırılır. Dişi oğlaklar eşeysel olgunluk yaşı, ırk, canlı ağırlık, besleme, kuzulama zamanı, yıl ve doğum tipi gibi etmenlere bağlı olarak değişir. Genelde dişi oğlaklar, ergin yaş ağırlığının yüzde 40-60’ ını kazandıkları zaman ergenliğe ulaşırlar. Ay olarak ortalama ergenlik yaşı 5-7 ay dolaylarındadır.
4.2. Çiftleşme Mevsiminde Eşeysel Etkinlik
Keçilerde koyunlar gibi genellikle mevsime bağlı kızgınlık gösteren poliöstrik hayvanlardır. Keçi ırklarının çoğunluğunda çiftleme mevsimi sonbahardır.
4.3. Kızgınlık
Keçilerde çiftleşme mevsiminin en önemli göstergesi, belli fizyolojik ve psikolojik belirtiler göstererek tekeyi kabul etmesi durumudur. Keçilerde başlıca kızgınlık belirtesi vulva genişlemesi, vagina iç zarının kabarması ve kızarması, kanlı bir görünüm alması, vaginadan hafif bir akıntı gelmesi, meleme, teke arama ve tekeden kaçmama, diğer keçilerin üzerine atlama, sık sık işeme şeklindedir. Keçilerin daha tipik kızgınlık belirtisi sürekli kuyruk hareketidir. Ancak en somut kızgınlık tekenin kedisine binişine ve aşım davranışı yapmasına izin vermesidir. Keçilerde kızgınlık belirtisi koyunlardan daha belirgindir.
Keçilerde aşım mevsimi süresince gözlenen çok uzun döngüler de vardır. Bunlar dışarıdan gözlenemeyen ve çoğunlukla teklerin ayırt edemediği bir ya da daha çok kızgınlık içerirler. Buna sakin kızgınlık denir. Sakin kızgınlık, kızgınlık belirtilerinin gözlenemediği, ancak yumurtlamanın var olduğu fizyolojik ve histolojik bir döngü olayıdır. Sakin kızgınlık olayında, kızgınlık belirtilerini oluşturan östrogen hormonu yeterli düzeyde üretilmemektedir.
4.4. Kızgınlık süresi
Keçilerde kızgınlık süresi ortalama 24-48 saattir. Kızgınlık süresi, ırk, yaş, çiftleşme mevsimi dönemleri (baş, orta ve son) ve tekenin uyarıcı etkisine göre ayrım gösterir. Keçilerde yumurtlama, kızgınlık süresinin sonuna doğru şekillenir. Başka bir ifade ile kızgınlığın oluşumundan 30-36 saat sonra olur.
4.5. Kızgınlık döngüsü
Keçilerde kızgınlık belli zaman aralıklarıyla yinelenir (tekrarlanılır). Bu zaman sürecine kızgınlık döngüsü denir. Keçilerde kızgınlık döngüsü uzunluğu 18-22 gün arasındadır, ortalama 21 gün olarak kabul edilir. Kızgınlık döngüsü uzunluğu yaş, ırk, çiftleşme mevsimi dönemi, besleme gibi etmenlere bağlılık olarak değişir.
4.6 Çiftleşme
Keçilerde en yüksek düzeyde gebelik sağlamak için kızgınlık süresinin sonuna yapılan çiftleşme yaptırılmalıdır
Keçilerde yumurtlama, kızgınlığın ikinci yarısında kızgınlığın bitimine yakın zamanda ya da kızgınlık başlangıcından 30-36 saat sonra olur.
Yumurtanın yaşam süresi 12-14 saattir.
Spermatozoitlerin fertil ömrü 24-48 saattir.
Bununla birlikte uygulamada kızgınlığın başlangıç zamanının sürü düzeyinde saptamak olası değildir. Bu nedenle elde aşım ya da yapay tohumlamanın uygulandığı durumlarda kızgınlıkları belirlenen koyunlar çiftleştirilir. Serbest aşımın ya da sınıf aşımının uygulandığı sürüler ise aşım eylemi kendiliğinden olur. Bu nedenle, işin gereği aşımın denetimi yapılamaz.
Özellikle elde aşımın uygulandığı deneme sürülerinde gebelik oranını en yüksek düzeyde sağlamak için şunlar yapılmalıdır;
Teke katımında 3-4 hafta önce başlayarak aşım süresinde enerji düzeyi yüksek bir besleme (Flushing) uygulanmalıdır.
Süt tipi keçilerde laktasyonun son aylarında kızgınlık göstererek tekeye gelebilir. Aşım sırasında sürüdeki keçilerin kuruya çıkartılması sağlanmalıdır. Sağmal keçilerde kızgınlık etkinliği açısından sürü düzeyinde geniş bir varyasyon vardır. Bu varyasyon kalıtsal ve çevresel kaynaklı olabilir. Ancak bu durum kızgınlığı çok yaymakta ve buna bağlı olarak oğlaklama uzun bir süreyi kapsamaktadır.
Teke katımına geçişe keçiler arasına uyarıcı tekeler salınmalıdır. Tekelerin varlığı, kızgınlığın uygun zamanda başlamasını ve toplulaştırılmasını sağlayabilir. Uyarıcı teke, keçiler arasına aşım mevsiminden 1-2 hafta önce bırakılır.
Katım sırasında kızgınlığı saptamak için keçiler, arasına yeterince arama tekesi bırakılmalıdır. Bu sayı, bir arama tekesine 10-15 keçi düşecek miktarda olabilir. Arama tekelerinin aşım isteği yeterli olmalıdır. Arama sabah ve akşam yapılmalıdır.
Tekeden kaynaklanacak kısırlık oranını en aza indirebilmek için birim tekeye düşecek dişi sayısını azaltmak gerekir. Ergin bir teke günde 10-15 dakika aralıklarla olmak üzere 5-6 aşım yapabilir. Genç tekeye 30-40 keçi, ergin tekeye 50-70 keçi hesaplanabilir.
Teke katımı, genellikle yaz ortası ile sonbahar başlarında olduğundan ısının olumsuz etkisinden kaçınmak için, katım sabah ve akşam serinliğinde yapılmalıdır. Ayrıca otlama da kesinlikle serinlikte olmalıdır.
Elde fazla sayıda teke var ise çift aşım yapılabilir.
Genel olarak bir yıl kısır kalan keçiler ikinci yıl aşımda kullanılmamalıdır. 4.7. Gebelik
Keçilerde gebelik süresi, ırka, yaşa, doğacak yavrunun doğum tipi, cinsiyetine ve mevsime göre değişir. Ortalama 144-157 gündür.
Aşımdan sonra keçilerin gebe kalıp kalmadığı 18-22 gün sonra aralarına konan tekeyi kabul ya da red etmesiyle anlaşılır. Gebe keçi sakinleşir, tekeden kaçar ve yem yeme isteği artar.


Comment