Akvaryum hakkında Sıkca Sorulan Sorular
Sorular:
1) Biyolojik filtrasyon gerekli midir?
2) Aşırı yosunlanmaya karşı ne yapmalı?
3) Tatile gidince akvaryum ne olacak?
4) Afrika Çiklitleri: Malawi-Tanganika Gölü akvaryumları nasıl olmalı?
5) Balıklara canlı yem verilmeli mi?
6) Yeni satın alınan balıkları neden karantinaya almak gerekir, karantina nasıl yapılır?
7) Akvaryuma kaç tane balık koyabilirim?
Soru 1: Biyolojik filtrasyon gerekli midir?
Evet, gereklidir. Bir akvaryumun temiz ve berrak kalmasını sağlayanlar mekanik ve biyolojik filtrasyondur. Mekanik filtrasyon Mekanik filtrasyon, suyun, bir su pompası aracılığıyla elyaf gibi ince filtre malzemeleri arasından geçirilerek tortularından ve görünür pisliklerinden arındırılmasıdır. Mekanik filtre malzemelerinin pisliklerden tıkanmamaları için düzenli aralıklarla (tiplerine göre 2-8 haftada bir) çalkalanmaları gerekir. Mekanik filtrasyon genellikle önemi anlaşılan bir işlemdir. Biyolojik filtrasyon Genelde önemi anlaşılmayan ise biyolojik filtrasyondur. Biyolojik dengesi oturmuş bir akvaryumda yararlı aerobik (oksijenle soluyan) çeşitli bakteri grupları balık dışkıları ve artık yemleri sırasıyla önce zehirli amonyağa, sonra amonyağı daha az zehirli nitrite ve sonra da nitriti de daha da az zehirli nitrata dönüştürürler. Bu dönüşümlere azot zinciri adı verilir. Bazı bitki türleri nitratı besin maddesi olarak kullanırlar. Özellikle bitkisiz akvaryumlarda nitrat zamanla birikir ve yosunlanmaya yol açar. Nitrat fazlası balıkların sağlıklı gelişmelerini de olumsuz etkiler. Nitrat konsantrasyonunu yüksek olması, balıklarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve büyümenin durmasına yol açar. İşte bu yararlı bakteriler, filtre malzemelerinin ve akvaryumdaki kumun, taşların ve bitkilerin yüzeylerinde yerleşirler. Suyun oksijence zengin olması da bu bakterilerin daha iyi arıtım yapabilmesi için gereklidir. Özet olarak biyolojik arıtımın yeterli olması için iki temel şart vardır: 1. Suyun oksijence zengin olması Havalandırma (su sirkülasyonu) gereklidir. Oksijen aynı zamanda balıklar için de gereklidir. 2. Akvaryumda ve filtre malzemelerinde bakterilerin kolonileşebileceği yeterince yüzey bulunması Biyolojik filtre malzemeleri bu yüzden seramik köpük, cam köpük gibi pütürlü ve girintili çıkıntılı, birim hacim başına geniş yüzeylere sahip materyallerdir. Etkin bir biyolojik filtrasyon için en az akvaryum hacminin %2 si büyüklüğünde geniş bir filtre hacmi gereklidir. Akvaryum kumu da önemli bir bakteri kolonileşme ortamıdır. Biyolojik filtre malzemelerinden belki de daha önemli bir bakteri kolonileşme ortamı akvaryum kumudur. Küçük bir filtreyle temizlenen kumsuz akvaryumlardaki suyun bulanıklığının kum konulduktan bir süre sonra geçmesi de bu yüzdendir. Bir taban sirkülasyon sistemi kullanıldığında kumdaki biyolojik arıtma etkinlikleri daha da hızlanır. Biyolojik arınmanın ve biyolojik filtre malzemelerinin önemi Biyolojik arıtımın yetersiz olduğu akvaryumlarda su çok çabuk sararır, kirlenir. Balıklarda bir sağlıksızlık, oksijen sıkıntısı çekiyormuş gibi su yüzeyinde yüzmeler görülür. Biyolojik filtrasyonun yetersiz olduğu bir akvaryumun suyunu da sık sık değiştirmek sizi kalıcı bir çözüme ulaştırmaz. Yararlı bakterilerin nüfusları yeterli düzeye ulaşamıyorsa biyolojik filtrasyon yetersiz kalacak, amonyak ve nitrit gibi zehirli azot bileşikleri akvaryumda zamanla çoğalacaktır. Bu bileşiklerin çoğalması da zamanla ölümcül balık hastalıklarına ve aşırı yosunlanmaya yol açabilir. Yeteri kadar geniş bir filtre hacminde biyolojik filtre malzemeleri ve taban kumu kullanılarak yararlı bakteri nüfusu yeterli düzeylere ulaştırılabilir. Böylece akvaryum suyu, düzenli su değişimlerinin aksatılmaması şartıyla, (örneğin 2 haftada bir eski akvaryum suyunun %15'i kadarı dinlenmiş taze suyla değiştirilir) sürekli sağlıklı kalır.
Soru 2: Aşırı yosunlanmaya karşı ne yapmalı? Aşırı yosunlanmaya karşı ilaç kullanmamanızı, doğal ve kalıcı çözümleri uygulamanızı öneriyoruz. Piyasada satılan anti-yosun ilaçlarının çoğu yosunlar kadar bitkilere de zarar verirler. Doğal çözümler neler olabilir: Akvaryum doğrudan güneş ışığı almamalı Akvaryum kesinlikle pencereden gelen güneş ışığını doğrudan görmeyecek bir yerde olmalıdır. Yosunların en temel besin maddesi olan fosfor, doğal sularla karşılaştırıldığında hacmi sınırlı akvaryumlarda fazlasıyla bulunur. Bu yüzden güneş ışığıyla karşılaşan akvaryumlar çoğu zaman aşırı yosunlanırlar. Bir odada en gölge duvar dibi, akvaryum için en uygun yerdir. Suni ışıklandırma: Özel olarak akvaryumlar için üretilen bazı kaliteli floresan lambalarının ışık spektrum özellikleri, yosun gelişimini engelleyecek buna karşılık bitki gelişimini destekleyecek niteliktedir. Yosun yiyen balıklar Akvaryumda vatoz, ottosinclus ve black molly gibi yosun yiyici balıklar bulundurmanız yararlı olacaktır. Başlangıçta hızlı büyüyen bitkiler dikin Akvaryumu ilk kurduğunuz zaman hızlı büyüyen türlerle bitkilendirmenizi öneririz. Hızlı büyüyen bitkiler besin maddeleri açısından yosunlara rakip olurlar. Akvaryumda biyolojik denge oturdukça hızlı büyüyen türleri daha yavaşlarıyla değiştirebilirsiniz. Nitrat konsantrasyonunu düşük tutun Akvaryum biyolojisiyle ilgili sayfamızda da anlatıldığı gibi biyolojik dengesi oturmuş bir akvaryumdaki azot zincirinin son halkası nitrattır. Yararlı bakteriler tarafından balık dışkıları ve artık yemler amonyağa, amonyak nitrite ve nitrit de nitrata dönüştürülürler. Bazı bitkiler nitratı besin maddesi olarak kullanırlar. Özellikle bitkisiz akvaryumlarda nitrat zamanla birikir ve yosunlanmaya yol açar. Bitkili akvaryumlarda genellikle yosun daha az sorun olur. Akvaryumda nitrat konsantrasyonunun yüksek olması balıkların gelişmelerini de çok olumsuz etkiler. Sizin de akvaryumunuzda yosunlanma nitrat fazlası yüzünden olabilir. Akvaryumunuzdaki nitrat konsantrasyonunu kabul edilebilir sınırlar içinde tutmak için birkaç önerimiz: a) Eğer bir dış filtreniz varsa bir ön filtre düzeni kurmanızı öneririz. Ön filtre kaba kirleri tutar ve esas filtrenin erken tıkanmasını önler. Ön filtreyi su değişimleriyle beraber (1-2 haftada bir) çalkalayarak kirlerinden arındırmak çok yararlı olur. Böylece birçok artık madde daha dönüşüm zincirinin başındayken, henüz nitrata dönüşmeden akvaryumdan uzaklaştırılmış olur. b) Düzenli su değişimlerini aksatmayın. Örneğin iki haftada bir %20 oranında (her ikinci pazar günü). Akvaryumdan eski suyu boşaltırken dipte birikmiş tortuları da toplamanız yararlı olur. Boşalttığınız eski akvaryum suyunun yerine koyacağınız en az iki gün dinlenmiş suya klora ve ağır metallere karşı iyi bir su hazırlayıcı eklemek yerinde olur. Bir seferde akvaryum suyunun %40' ından fazlasını kesinlikle değiştirmeyin. c) İyi bir biyolojik filtre malzemesi kullanmanızı öneririz. Bazı filtre malzemeleri, anaerobik bakterilerin de kolonileşmesi için uygun ortam yaratarak nitratı kısmen, akvaryumdan uçup giden azot gazına dönüştürürler. d) Aşırı yemlemekten kaçının. Balıklarınız verdiğiniz yemi üç dakika içinde tüketebilmeli. e) Akvaryuma fazla sayıda balık koymayın. Boyları 4cm'ye kadar olan balıklar için 1 litre başına en fazla 1cm balık koymalısınız. Örneğin 100 litrelik bir akvaryuma boyları 4cm olan balıklardan 25 adet koyabilirsiniz. Daha büyük balıklar için birim boy başına daha da çok su hacmi gereklidir. Örneğin boyu yaklaşık 15 cm olan yetişkin bir melek balığı başına en az 40 litre su hacmi düşünülmelidir.
Soru 3: Tatile gidince akvaryum ne olacak? Birkaç haftalık tatiller, tatil hapları, yem otomatı ve saatli şalterle artık çözülemeyecek bir sorun değildir. Bir aylıktan genç yavruların dışında balıklar birkaç gün, hatta bir hafta zarar görmeden aç kalabilirler. Yemlenmedikleri bu sürede akvaryumda kalmış artıklar, yosunlar ve vücut rezervleriyle idare edebilirler. Balıkların besin ihtiyaçlarını bir hafta kadar bir süre karşılayabilecek tatil hapları vardır. Işıklandırmanın sürekli olarak bir saatli şalter aracılığıyla belirli saatlerde açılıp kapanması sağlanabilir. Biyolojik dengesi oturmuş, aşırı dozajda yem atılmayan bir akvaryumda bir ay veya daha uzun bir sürede suyun değiştirilmemesi (%10-20 oranında düzenli su değişimleri) bir sorun yaratmaz. Bazıları, balıklarının tatilde oldukları süre içinde daha az yemle idare edebilmeleri için suyun sıcaklığını 1-2 derece düşürürler. Balıların hastalanmaması için bu düşürme aniden değil, yavaş yavaş yapılmalıdır: Örneğin günde 0.5 derece. Tatile gidecek akvaryum sahipleri için önerilerimiz: Yemleme: Tetra Weekend-Futter gibi tatil hapları, balıkların besin gereksinimlerini bir hafta kadar bir süre karşılayabilirler. Balık sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak akvaryuma kaç tane tablet atmanız gerektiği kutu üstünde belirtilir. Siz tatildeyken, akvaryumunuza haftada bir göz atabilecek bir tanıdık bulun. Tatile gitmeden önce, tanıdığınızın her hafta atması gereken tableti ve yemi uygun dozajlarıyla hazır edin. Örneğin kuru yem için bir ölçek kaşığı koyup her hafta kaç kaşık yem atması gerektiğini anlatın. Akvaryum konusunda tecrübesiz bir kişi rahatlıkla aşırı miktarda yem atıp suyun bozulmasına neden olabilir. Tanıdığınız her hafta geldiğinde balıkları, akvaryum sıcaklığını, filtrenin ve varsa yem otomatının düzgün çalışıp çalışmadığını bir kontrol etsin. Ölü balık varsa hemen akvaryumdan çıkarsın. Acil durumlar için tatilde size erişebileceği bir telefon numarası bırakmayı da unutmayın. Piyasada 3 haftaya kadar her gün, ayarladığınız saatlerde akvaryuma otomatik olarak kuru yem atan yem otomatları bulunuyor. Bunların bazılarında yemler bir süre sonra nemlenip haznelerine yapışır ve akvaryuma dökülmezler. Böyle bir otomat satın almak isterseniz, nemlenmeye karşı önlem olarak havalandırmalı, kaliteli bir aleti tercih etmelisiniz. Işıklandırma: Sadece tatillerde değil, sürekli düzenli, belli saatlerde açılıp kapanan bir ışıklandırma için saatli zaman şalteri kullanmanızı öneririz. Bunların elektrik kesintilerinde zaman ayarı bozulmayan şarjlı pilli türleri tercih edilmelidir. Bitkiler için günde 10-12 saat ışıklandırma gereklidir. Işıklandırma saatleri düzenli olursa bitkiler daha iyi gelişir, balıklar da daha huzurlu olurlar. Örneğin ışık ayarınız şöyle olabilir: Sabah 9:00'da açılır, öğlen 13:00'da 2 saat mola verir, 15:00'da tekrar açılır ve 23:00'a kadar açık kalır. Birçok kaynakta, öğlen verilen molaların bitki gelişimini etkilemezken yosun oluşumunu frenlediği belirtilir. Eğer akvaryumunuzda bitki veya sadece yosunla beslenen balık türleri yoksa tatil süresince ışıklandırmaya gerek yoktur.
Sorular:
1) Biyolojik filtrasyon gerekli midir?
2) Aşırı yosunlanmaya karşı ne yapmalı?
3) Tatile gidince akvaryum ne olacak?
4) Afrika Çiklitleri: Malawi-Tanganika Gölü akvaryumları nasıl olmalı?
5) Balıklara canlı yem verilmeli mi?
6) Yeni satın alınan balıkları neden karantinaya almak gerekir, karantina nasıl yapılır?
7) Akvaryuma kaç tane balık koyabilirim?
Soru 1: Biyolojik filtrasyon gerekli midir?
Evet, gereklidir. Bir akvaryumun temiz ve berrak kalmasını sağlayanlar mekanik ve biyolojik filtrasyondur. Mekanik filtrasyon Mekanik filtrasyon, suyun, bir su pompası aracılığıyla elyaf gibi ince filtre malzemeleri arasından geçirilerek tortularından ve görünür pisliklerinden arındırılmasıdır. Mekanik filtre malzemelerinin pisliklerden tıkanmamaları için düzenli aralıklarla (tiplerine göre 2-8 haftada bir) çalkalanmaları gerekir. Mekanik filtrasyon genellikle önemi anlaşılan bir işlemdir. Biyolojik filtrasyon Genelde önemi anlaşılmayan ise biyolojik filtrasyondur. Biyolojik dengesi oturmuş bir akvaryumda yararlı aerobik (oksijenle soluyan) çeşitli bakteri grupları balık dışkıları ve artık yemleri sırasıyla önce zehirli amonyağa, sonra amonyağı daha az zehirli nitrite ve sonra da nitriti de daha da az zehirli nitrata dönüştürürler. Bu dönüşümlere azot zinciri adı verilir. Bazı bitki türleri nitratı besin maddesi olarak kullanırlar. Özellikle bitkisiz akvaryumlarda nitrat zamanla birikir ve yosunlanmaya yol açar. Nitrat fazlası balıkların sağlıklı gelişmelerini de olumsuz etkiler. Nitrat konsantrasyonunu yüksek olması, balıklarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve büyümenin durmasına yol açar. İşte bu yararlı bakteriler, filtre malzemelerinin ve akvaryumdaki kumun, taşların ve bitkilerin yüzeylerinde yerleşirler. Suyun oksijence zengin olması da bu bakterilerin daha iyi arıtım yapabilmesi için gereklidir. Özet olarak biyolojik arıtımın yeterli olması için iki temel şart vardır: 1. Suyun oksijence zengin olması Havalandırma (su sirkülasyonu) gereklidir. Oksijen aynı zamanda balıklar için de gereklidir. 2. Akvaryumda ve filtre malzemelerinde bakterilerin kolonileşebileceği yeterince yüzey bulunması Biyolojik filtre malzemeleri bu yüzden seramik köpük, cam köpük gibi pütürlü ve girintili çıkıntılı, birim hacim başına geniş yüzeylere sahip materyallerdir. Etkin bir biyolojik filtrasyon için en az akvaryum hacminin %2 si büyüklüğünde geniş bir filtre hacmi gereklidir. Akvaryum kumu da önemli bir bakteri kolonileşme ortamıdır. Biyolojik filtre malzemelerinden belki de daha önemli bir bakteri kolonileşme ortamı akvaryum kumudur. Küçük bir filtreyle temizlenen kumsuz akvaryumlardaki suyun bulanıklığının kum konulduktan bir süre sonra geçmesi de bu yüzdendir. Bir taban sirkülasyon sistemi kullanıldığında kumdaki biyolojik arıtma etkinlikleri daha da hızlanır. Biyolojik arınmanın ve biyolojik filtre malzemelerinin önemi Biyolojik arıtımın yetersiz olduğu akvaryumlarda su çok çabuk sararır, kirlenir. Balıklarda bir sağlıksızlık, oksijen sıkıntısı çekiyormuş gibi su yüzeyinde yüzmeler görülür. Biyolojik filtrasyonun yetersiz olduğu bir akvaryumun suyunu da sık sık değiştirmek sizi kalıcı bir çözüme ulaştırmaz. Yararlı bakterilerin nüfusları yeterli düzeye ulaşamıyorsa biyolojik filtrasyon yetersiz kalacak, amonyak ve nitrit gibi zehirli azot bileşikleri akvaryumda zamanla çoğalacaktır. Bu bileşiklerin çoğalması da zamanla ölümcül balık hastalıklarına ve aşırı yosunlanmaya yol açabilir. Yeteri kadar geniş bir filtre hacminde biyolojik filtre malzemeleri ve taban kumu kullanılarak yararlı bakteri nüfusu yeterli düzeylere ulaştırılabilir. Böylece akvaryum suyu, düzenli su değişimlerinin aksatılmaması şartıyla, (örneğin 2 haftada bir eski akvaryum suyunun %15'i kadarı dinlenmiş taze suyla değiştirilir) sürekli sağlıklı kalır.
Soru 2: Aşırı yosunlanmaya karşı ne yapmalı? Aşırı yosunlanmaya karşı ilaç kullanmamanızı, doğal ve kalıcı çözümleri uygulamanızı öneriyoruz. Piyasada satılan anti-yosun ilaçlarının çoğu yosunlar kadar bitkilere de zarar verirler. Doğal çözümler neler olabilir: Akvaryum doğrudan güneş ışığı almamalı Akvaryum kesinlikle pencereden gelen güneş ışığını doğrudan görmeyecek bir yerde olmalıdır. Yosunların en temel besin maddesi olan fosfor, doğal sularla karşılaştırıldığında hacmi sınırlı akvaryumlarda fazlasıyla bulunur. Bu yüzden güneş ışığıyla karşılaşan akvaryumlar çoğu zaman aşırı yosunlanırlar. Bir odada en gölge duvar dibi, akvaryum için en uygun yerdir. Suni ışıklandırma: Özel olarak akvaryumlar için üretilen bazı kaliteli floresan lambalarının ışık spektrum özellikleri, yosun gelişimini engelleyecek buna karşılık bitki gelişimini destekleyecek niteliktedir. Yosun yiyen balıklar Akvaryumda vatoz, ottosinclus ve black molly gibi yosun yiyici balıklar bulundurmanız yararlı olacaktır. Başlangıçta hızlı büyüyen bitkiler dikin Akvaryumu ilk kurduğunuz zaman hızlı büyüyen türlerle bitkilendirmenizi öneririz. Hızlı büyüyen bitkiler besin maddeleri açısından yosunlara rakip olurlar. Akvaryumda biyolojik denge oturdukça hızlı büyüyen türleri daha yavaşlarıyla değiştirebilirsiniz. Nitrat konsantrasyonunu düşük tutun Akvaryum biyolojisiyle ilgili sayfamızda da anlatıldığı gibi biyolojik dengesi oturmuş bir akvaryumdaki azot zincirinin son halkası nitrattır. Yararlı bakteriler tarafından balık dışkıları ve artık yemler amonyağa, amonyak nitrite ve nitrit de nitrata dönüştürülürler. Bazı bitkiler nitratı besin maddesi olarak kullanırlar. Özellikle bitkisiz akvaryumlarda nitrat zamanla birikir ve yosunlanmaya yol açar. Bitkili akvaryumlarda genellikle yosun daha az sorun olur. Akvaryumda nitrat konsantrasyonunun yüksek olması balıkların gelişmelerini de çok olumsuz etkiler. Sizin de akvaryumunuzda yosunlanma nitrat fazlası yüzünden olabilir. Akvaryumunuzdaki nitrat konsantrasyonunu kabul edilebilir sınırlar içinde tutmak için birkaç önerimiz: a) Eğer bir dış filtreniz varsa bir ön filtre düzeni kurmanızı öneririz. Ön filtre kaba kirleri tutar ve esas filtrenin erken tıkanmasını önler. Ön filtreyi su değişimleriyle beraber (1-2 haftada bir) çalkalayarak kirlerinden arındırmak çok yararlı olur. Böylece birçok artık madde daha dönüşüm zincirinin başındayken, henüz nitrata dönüşmeden akvaryumdan uzaklaştırılmış olur. b) Düzenli su değişimlerini aksatmayın. Örneğin iki haftada bir %20 oranında (her ikinci pazar günü). Akvaryumdan eski suyu boşaltırken dipte birikmiş tortuları da toplamanız yararlı olur. Boşalttığınız eski akvaryum suyunun yerine koyacağınız en az iki gün dinlenmiş suya klora ve ağır metallere karşı iyi bir su hazırlayıcı eklemek yerinde olur. Bir seferde akvaryum suyunun %40' ından fazlasını kesinlikle değiştirmeyin. c) İyi bir biyolojik filtre malzemesi kullanmanızı öneririz. Bazı filtre malzemeleri, anaerobik bakterilerin de kolonileşmesi için uygun ortam yaratarak nitratı kısmen, akvaryumdan uçup giden azot gazına dönüştürürler. d) Aşırı yemlemekten kaçının. Balıklarınız verdiğiniz yemi üç dakika içinde tüketebilmeli. e) Akvaryuma fazla sayıda balık koymayın. Boyları 4cm'ye kadar olan balıklar için 1 litre başına en fazla 1cm balık koymalısınız. Örneğin 100 litrelik bir akvaryuma boyları 4cm olan balıklardan 25 adet koyabilirsiniz. Daha büyük balıklar için birim boy başına daha da çok su hacmi gereklidir. Örneğin boyu yaklaşık 15 cm olan yetişkin bir melek balığı başına en az 40 litre su hacmi düşünülmelidir.
Soru 3: Tatile gidince akvaryum ne olacak? Birkaç haftalık tatiller, tatil hapları, yem otomatı ve saatli şalterle artık çözülemeyecek bir sorun değildir. Bir aylıktan genç yavruların dışında balıklar birkaç gün, hatta bir hafta zarar görmeden aç kalabilirler. Yemlenmedikleri bu sürede akvaryumda kalmış artıklar, yosunlar ve vücut rezervleriyle idare edebilirler. Balıkların besin ihtiyaçlarını bir hafta kadar bir süre karşılayabilecek tatil hapları vardır. Işıklandırmanın sürekli olarak bir saatli şalter aracılığıyla belirli saatlerde açılıp kapanması sağlanabilir. Biyolojik dengesi oturmuş, aşırı dozajda yem atılmayan bir akvaryumda bir ay veya daha uzun bir sürede suyun değiştirilmemesi (%10-20 oranında düzenli su değişimleri) bir sorun yaratmaz. Bazıları, balıklarının tatilde oldukları süre içinde daha az yemle idare edebilmeleri için suyun sıcaklığını 1-2 derece düşürürler. Balıların hastalanmaması için bu düşürme aniden değil, yavaş yavaş yapılmalıdır: Örneğin günde 0.5 derece. Tatile gidecek akvaryum sahipleri için önerilerimiz: Yemleme: Tetra Weekend-Futter gibi tatil hapları, balıkların besin gereksinimlerini bir hafta kadar bir süre karşılayabilirler. Balık sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak akvaryuma kaç tane tablet atmanız gerektiği kutu üstünde belirtilir. Siz tatildeyken, akvaryumunuza haftada bir göz atabilecek bir tanıdık bulun. Tatile gitmeden önce, tanıdığınızın her hafta atması gereken tableti ve yemi uygun dozajlarıyla hazır edin. Örneğin kuru yem için bir ölçek kaşığı koyup her hafta kaç kaşık yem atması gerektiğini anlatın. Akvaryum konusunda tecrübesiz bir kişi rahatlıkla aşırı miktarda yem atıp suyun bozulmasına neden olabilir. Tanıdığınız her hafta geldiğinde balıkları, akvaryum sıcaklığını, filtrenin ve varsa yem otomatının düzgün çalışıp çalışmadığını bir kontrol etsin. Ölü balık varsa hemen akvaryumdan çıkarsın. Acil durumlar için tatilde size erişebileceği bir telefon numarası bırakmayı da unutmayın. Piyasada 3 haftaya kadar her gün, ayarladığınız saatlerde akvaryuma otomatik olarak kuru yem atan yem otomatları bulunuyor. Bunların bazılarında yemler bir süre sonra nemlenip haznelerine yapışır ve akvaryuma dökülmezler. Böyle bir otomat satın almak isterseniz, nemlenmeye karşı önlem olarak havalandırmalı, kaliteli bir aleti tercih etmelisiniz. Işıklandırma: Sadece tatillerde değil, sürekli düzenli, belli saatlerde açılıp kapanan bir ışıklandırma için saatli zaman şalteri kullanmanızı öneririz. Bunların elektrik kesintilerinde zaman ayarı bozulmayan şarjlı pilli türleri tercih edilmelidir. Bitkiler için günde 10-12 saat ışıklandırma gereklidir. Işıklandırma saatleri düzenli olursa bitkiler daha iyi gelişir, balıklar da daha huzurlu olurlar. Örneğin ışık ayarınız şöyle olabilir: Sabah 9:00'da açılır, öğlen 13:00'da 2 saat mola verir, 15:00'da tekrar açılır ve 23:00'a kadar açık kalır. Birçok kaynakta, öğlen verilen molaların bitki gelişimini etkilemezken yosun oluşumunu frenlediği belirtilir. Eğer akvaryumunuzda bitki veya sadece yosunla beslenen balık türleri yoksa tatil süresince ışıklandırmaya gerek yoktur.


Comment