Tam 76 bin hektarlık kullanılabilir su alanına karşın üretimini ancak yeni yeni Yunanistan seviyesine çıkaran Türkiye, her yıl 1 milyar doları denize atıyor. Oysa 2003 verileriyle 82 bin ton su ürünü üretip bunun yüzde 60'ını ihraç eden Türkiye'nin önünde, bu üretimi 500 bin tona çıkarıp 1 milyar dolarlık döviz getirecek dev bir pasta bulunuyor. Ancak Türkiye'de balık çiftliği kurmak için tam 11 ayrı makama gidip, 53 ayrı dilekçe yazması gereken girişimci 2003 verileriyle 140 milyon dolarlık ihracat yapabiliyor.
İlk başvuru Tarım'a:
Türkiye'de balık çiftliği kurmak için cebinizde sermayeniz, girişimci aklınız, yeterli iş gücü ve hammaddeyi biraraya getirmeniz yetmiyor. Girişimcinin önce 11 ayrı yerden izin alması gerekiyor. Tarım Bakanlığı'na bağlı olan balık çiftlikleri sonuç itibarıyla aralarında Genelkurmay Başkanlığı'nın da bulunduğu 11 makamdan ayrı ayrı izin alınarak kurulabiliyor.
Girişimcinin maratonu Tarım İl Müdürlükleri'ne başvurulmasıyla başlıyor. Tarım İl Müdürlüğü, balık çiftliği kurmak için yapılan müracatı Valilik kanalıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na iletiyor. Başvurunun bundan sonraki adresi Başbakanlığa bağlı Denizcilik Müsteşarlığı. Çünkü Tarım Bakanlığı gerekli izin için Başbakanlığa bağlı Denizcilik Müsteşarlığı'nın görüşünü soruyor. Denizcilik Müsteşarlığı da kendine bağlı bölge müdürlüğü kanalıyla başvuru yapılan yerde inceleme yaptırıp olumlu ya da olumsuz görüşünü Tarım Bakanlığı'na iletiyor.
Ön izin yetmiyor:
Şimdi bakanlığın ne yapması gerekiyor; "İzin verildi yatırıma başlanabilir" diye düşünmeyin hemen. Tarım Bakanlığı verdiği "ön izin" verildiğini valilik kanalıyla İl Tarım Müdürlüğü'ne, İl Tarım Müdürlüğü de başvuru yapan şirkete bildiriyor. Ancak yine de izin henüz verilmedi. Çünkü bakanlık tespit edilen potansiyel alan hakkında görüşlerini almak üzere Maliye, Orman, Kültür, Bayındırlık, Ulaştırma, Çevre ve Turizm Bakanlıkları'na bilgi alıyor, ayrıca bölgenin stratejik olup olmadığına dair Genel Kurmay'dan görüş soruyor. Ayrıca Tarım İl Müdürlüğü de, Tarım Bakanlığı'nın verdiği ön izne bağlı olarak ÇED Raporu'nun çıkarılması için projeyi İl Çevre Müdürlüğü'ne iletiyor.
Bu süre içinde projesini yaşama geçirip yaklaşık 1 milyon dolar harcadıktan sonra gerekli teçhizat ve malzemeyi satın alan, aynı zamanda 500 bin dolarlık da yavru balık alımı yapan girişimci yine "hemencecik" yatırımını yapamıyor. ÇED Raporu için tüm müdürlüklerin toplanması ve olumlu karar alması gerekiyor. ÇED Raporu da alındı diyelim bu kez sırada Mal Müdürlüğü var. İl Tarım Müdürlüğü'nün Defterdarlık ve İlçe Kaymakamlığı'na bildirdiği proje en son Mal Müdürlüğü'nün eline geliyor. "Artık kiralama zamanı geldi mi?" Hayır. Mal Müdürlüğü de bu kez balık yetiştirilecek alanda herhangi bir batık ya da arkeolojik bir kalıntı olmadığını anlamak için İl Müze Müdürlüğü'ne, İl Müze Müdürlüğü de Anıtlar Kurulu'na başvuruyor.
İmza sürecine devam:
İşte bu noktada Koruma Kurulu, toplanıp 8 ay sonra karar alıp sizin balık çiftliği kuracağınız yeri 1. derece tarihi SİT ilan ederse yandınız; çünkü o zamana kadar harcadığını para, emek tamamen boşa gitti demektir. Böyle bir talihsizlik yaşanmadıysa o zaman yine imza süreci devam ediyor... Bu gelişmelerden sonra alınan izinle birlikte Mal Müdürlüğü, Defterdarlık kanalıyla Maliye Bakanlığı'na Milli Emlak Müdürlüğü'nden deniz kiralaması için izin istiyor. Eğer bu izin gelirse o zaman sizin hazırladığınız projeye uygun bu alan İl Özel İdaresi tarafından ihale ediliyor. Ama o da ne, sizin şimdiye kadar uğruna milyonlarca dolar ve 2.5 yıl harcadığınız yer ihaleye giren başka birisi tarafından satın alındı. Artık bu noktadan sonra yapılacak bir şey yok. Tabii bunun üstüne bir bardak deniz suyu içilebilir.
Deniz kıyısında yer yok:
Diyelim işler yolunda gitti. Binlerce dolar yatırıp, 2.5 yıl harcayıp balık çiftliğini kurmayı başardınız. Bu kez girişimcinin karşısına yeni engeller dikiliyor. Bunun başlıcasını ise kıyı yapılaşmasıyla ilgili yasalar oluşturuyor. Şu anda kültür balıkçılığı yapılan alanların çok büyük bir bölümü 1. Derece Doğal Sit Bölgesi içinde bulunuyor. Yani bu bölgelerde kıyıya çivi bile çakmak yasak. O halde bir balık çiftliğinin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli yapılaşma nasıl sağlanacak. Bu işi yapanlar biraz da "şark kurnazlığıyla" bu işin de çözümünü bulmuş. Kıyı yapılaşması yasaksa, kiraladığınız denizde yapılaşma yasak değil ya. Kültür balıkçılığı denizden kıyıya doğru kurulan ahşap yapıları kullanıyor.
İlk başvuru Tarım'a:
Türkiye'de balık çiftliği kurmak için cebinizde sermayeniz, girişimci aklınız, yeterli iş gücü ve hammaddeyi biraraya getirmeniz yetmiyor. Girişimcinin önce 11 ayrı yerden izin alması gerekiyor. Tarım Bakanlığı'na bağlı olan balık çiftlikleri sonuç itibarıyla aralarında Genelkurmay Başkanlığı'nın da bulunduğu 11 makamdan ayrı ayrı izin alınarak kurulabiliyor.
Girişimcinin maratonu Tarım İl Müdürlükleri'ne başvurulmasıyla başlıyor. Tarım İl Müdürlüğü, balık çiftliği kurmak için yapılan müracatı Valilik kanalıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na iletiyor. Başvurunun bundan sonraki adresi Başbakanlığa bağlı Denizcilik Müsteşarlığı. Çünkü Tarım Bakanlığı gerekli izin için Başbakanlığa bağlı Denizcilik Müsteşarlığı'nın görüşünü soruyor. Denizcilik Müsteşarlığı da kendine bağlı bölge müdürlüğü kanalıyla başvuru yapılan yerde inceleme yaptırıp olumlu ya da olumsuz görüşünü Tarım Bakanlığı'na iletiyor.
Ön izin yetmiyor:
Şimdi bakanlığın ne yapması gerekiyor; "İzin verildi yatırıma başlanabilir" diye düşünmeyin hemen. Tarım Bakanlığı verdiği "ön izin" verildiğini valilik kanalıyla İl Tarım Müdürlüğü'ne, İl Tarım Müdürlüğü de başvuru yapan şirkete bildiriyor. Ancak yine de izin henüz verilmedi. Çünkü bakanlık tespit edilen potansiyel alan hakkında görüşlerini almak üzere Maliye, Orman, Kültür, Bayındırlık, Ulaştırma, Çevre ve Turizm Bakanlıkları'na bilgi alıyor, ayrıca bölgenin stratejik olup olmadığına dair Genel Kurmay'dan görüş soruyor. Ayrıca Tarım İl Müdürlüğü de, Tarım Bakanlığı'nın verdiği ön izne bağlı olarak ÇED Raporu'nun çıkarılması için projeyi İl Çevre Müdürlüğü'ne iletiyor.
Bu süre içinde projesini yaşama geçirip yaklaşık 1 milyon dolar harcadıktan sonra gerekli teçhizat ve malzemeyi satın alan, aynı zamanda 500 bin dolarlık da yavru balık alımı yapan girişimci yine "hemencecik" yatırımını yapamıyor. ÇED Raporu için tüm müdürlüklerin toplanması ve olumlu karar alması gerekiyor. ÇED Raporu da alındı diyelim bu kez sırada Mal Müdürlüğü var. İl Tarım Müdürlüğü'nün Defterdarlık ve İlçe Kaymakamlığı'na bildirdiği proje en son Mal Müdürlüğü'nün eline geliyor. "Artık kiralama zamanı geldi mi?" Hayır. Mal Müdürlüğü de bu kez balık yetiştirilecek alanda herhangi bir batık ya da arkeolojik bir kalıntı olmadığını anlamak için İl Müze Müdürlüğü'ne, İl Müze Müdürlüğü de Anıtlar Kurulu'na başvuruyor.
İmza sürecine devam:
İşte bu noktada Koruma Kurulu, toplanıp 8 ay sonra karar alıp sizin balık çiftliği kuracağınız yeri 1. derece tarihi SİT ilan ederse yandınız; çünkü o zamana kadar harcadığını para, emek tamamen boşa gitti demektir. Böyle bir talihsizlik yaşanmadıysa o zaman yine imza süreci devam ediyor... Bu gelişmelerden sonra alınan izinle birlikte Mal Müdürlüğü, Defterdarlık kanalıyla Maliye Bakanlığı'na Milli Emlak Müdürlüğü'nden deniz kiralaması için izin istiyor. Eğer bu izin gelirse o zaman sizin hazırladığınız projeye uygun bu alan İl Özel İdaresi tarafından ihale ediliyor. Ama o da ne, sizin şimdiye kadar uğruna milyonlarca dolar ve 2.5 yıl harcadığınız yer ihaleye giren başka birisi tarafından satın alındı. Artık bu noktadan sonra yapılacak bir şey yok. Tabii bunun üstüne bir bardak deniz suyu içilebilir.
Deniz kıyısında yer yok:
Diyelim işler yolunda gitti. Binlerce dolar yatırıp, 2.5 yıl harcayıp balık çiftliğini kurmayı başardınız. Bu kez girişimcinin karşısına yeni engeller dikiliyor. Bunun başlıcasını ise kıyı yapılaşmasıyla ilgili yasalar oluşturuyor. Şu anda kültür balıkçılığı yapılan alanların çok büyük bir bölümü 1. Derece Doğal Sit Bölgesi içinde bulunuyor. Yani bu bölgelerde kıyıya çivi bile çakmak yasak. O halde bir balık çiftliğinin faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli yapılaşma nasıl sağlanacak. Bu işi yapanlar biraz da "şark kurnazlığıyla" bu işin de çözümünü bulmuş. Kıyı yapılaşması yasaksa, kiraladığınız denizde yapılaşma yasak değil ya. Kültür balıkçılığı denizden kıyıya doğru kurulan ahşap yapıları kullanıyor.

