3.5. ASMA DA YAPRAK
Fotosentez ve terleme işleminin yapıldığı yer olması açısından yaprak, asmalardaki en önemli organdır. Yapraklar, sap ve aya olmak üzere iki ana kısımdan oluşur. Ayrıca yaprakların ilk açılmaya başladığında yaprak sapının sürgün ile birleştiği yerde nodyumlarda stipül denilen iki adet küçük yaprakcık bulunur. Asma yaprakları dilimlerden oluşmuştur( Şekil 3.6). Sayıları genellikle 3-5 arasındadır.

Dilimler arasındaki boşluklara cep adı verilir. Asma yaprakları asimetriktir. Orta damardan katlandığında üst üste tam çakışmaz. Aya içinde damarlar bulunur. Bunlar iletim demetlerinden oluşur ve aya içinde dallanarak yayılırlar. Sapın devamı olan damara orta damar, diğerlerine yan damarlar adı verilir. Bu damarların tümüne birden ana damarlar denir. Yaprak dilimlerine göre sayısı değişir.Aya içinde ince damarlara ayrılarak dallanırlar
Yaprağın en dış kısmında kütiküla bulunur. Bunun altında ince bir epidsrmis ile parankimatik hücreler bulunur(Şeki1 3.7). Ayrıca dik tüyler ve yünsü tüyler şeklinde tanımlanan ve genellikle yaprağın alt yüzünde yoğunlaşan tüyler vardır. Yapraklar açıldıktan 30-40 gün sonra tam büyüklüğünü alır ve yaklaşık 4-5 ay sonra da dökülür. Yapraklar döküldükten sonra yerinde, hafif şişkince olan ve yaprak izi denilen bir kısım kalır. Asmalar C3 bitkisidir.

Şekil 3.7. Asma yaprağının boyuna kesidi.
Stomaiar fotosentez için gerekli olan CO2 in yaprak içerisine girdiği açıklıklardır. Stomalar yaprağın üst yüzünde ya hiç yoktur veya çok az bulunur. Stomalar esas olarak yaprakların alt yüzündedir (Hypostomauos durum). Ortalama olarak yaprağın her mm2 sinde 170 stoma bulunur. Stomaların sıklığı ve dağılımı çevre şartları, gelişme devresi ve çeşitlere bağlı olarak değişir. Işık, stomaların açılmasına, karanlık ise kapanmasına yol açar. Gün ışığının 1/10 unda bile asma stomaları tam olarak açılır. Bunun dışında CO2 konsantrasyonu, sıcaklık, kuraklık, yaprak ve havadaki su buharı basıncı farkı ve hava kirliliği yaratan etmenler gibi çevre faktörleri stomaların açılmasını etkilemektedir.
Asmalarda üretilen şekerler (karbonhidratlar) yapraklarda fotosentez denilen olay sonucunda gerçekleşir. Fotosentezde kullanılan enerji güneşten alınır. Havadan alınan CO2 ve topraktan alınan su birleştirilerek şekerler oluşturulur.
Klorofil
6 CO2 + 6 H2O + Enerji -> C6H12O6 + 6 O2
(673 000 Kalori) (Şeker)
Fotosentez kloroplast denilen mikroskobik yapılarda meydana gelir. Bunlar taşıdıkları yeşil renkteki klorofiller ile güneş ışığını yakalar ve enerji yardımıyla karbonhidratlara çevirirler. Bu fotosentez Ürünlerine asimilat da denilir. Fotosentez kapasitesi doğrudan asmaların gelişimini ve ürün miktarını etkiler. Fotosentezi etkileyen en önemli faktör çevre şartlarıdır. Işık, sıcaklık, toprak nemi, oksijen ve karbondioksit fotosentezde etkili en önemli çevre faktörleridir.
Işık: Asmaların yapraklarına gelen gün ışığı sıra arası ve üzeri aralıkları, terbiye sistemi ve sıraların yönü düzenlenerek ayarlanabilir. Yapraklar maksimum fotosentez yapmaya 30-50 000 lux (150-200 watt/m2) ışık yoğunluğunda başlar. Buna ışık doygunluk noktası denir. Bu miktar, yazın açık bir havada öğle saatlerindeki güneş ışığının 1/3-1/2 sine eşdeğerdir. Asma yaprağı güneş radyasyonunu %90-95 ini fotosentez için etkili olan dalga boyundan(400-700nm) absorbe eder. Asmalarda ışığın ilk olarak ulaştığı en dıştaki yapraklarda fotosentez maksimum düzeydedir. Buraya yaklaşık 100 000 lux'luk bir güneş ışığı gelir(Şekil 3.8). Bu yaprakları gölgesinde kalan ikinci tabakadaki yapraklarda ise güneş ışığı 10 000 lux'e, ve asmaların fotosentez kapasitesi maksimumun 1/4 üne düşer. Bunun da altındaki 3. tabakayı oluşturan yapraklara ise yaklaşık 1 000 lux civarında ışık gelir. Buna ışık denge noktası denir. Bu yaprakların, fotosentezle kazandığı karbonhidrat miktarı, solunumda harcadığına hemen hemen eşittir. Bu tip yapraklar parazit kabul edilir ve bunlarda net bir fotosentez kazanımı yoktur. Yapraklar direk ışık almasa da, diffuzyon yolu ile gelen ışıklar veya rüzgarların etkisiyle yaprakların sallanması ve zaman zaman güneş görmesi, gölgede kalan yaprakların fotosentez kapasitesinin artmasına yol açar. Yapraklar, ışık denge noktasının altında ışık alırsa, sararmaya başlar. Bu nedenle yaprakların çoğunun güneş ışığı görmesini sağlayacak T şeklindeki telli terbiye sistemleri kul lanılarak,fotosentez kapasitesinin ve dolayısıyla üzüm veriminin artması sağlanır.

Şekil 3.8. Asma yapraklarının fotosentez kapasiteleri.
Sıcaklık: Asmalarda fotosentez için optimum sıcaklık 25-35°C dır. Optimum sıcaklıkların altında ve üstünde fotosentez düşmeye başlar. Fotosentez 10°C ve 45°C de hemen hemen sıfırdır. Fakat bazen 45°C in üzerinde bile asmalar optimum sıcaklıktaki fotosentezin yarısı oranında fotosentez de yapabilmektedir. Optimundan daha yüksek sıcaklıklarda fotosentezin düşmesine; enzimlerin aktivitesini kaybetmesi, dokuların kuruması ve stomaların kapanması yol açar. Hava sıcaklığı 30°C ı geçince solunum artmaya başlar. Gün ortasında güneş ışığını dik açıyla alan bir yaprağın sıcaklığı, hava sıcaklığının 10°C kadar üstüne çıkabilir. Fakat gün boyunca bu yükseklik ortalama 0.5-5°C arasında değişir.
Su-. Fotosentezde şekerlerin yapılmasında rol almasının yanısıra, stomaların açılmasını kontrol etmesi(kuraklık) ve eksikliğinde yaprakların solması nedeniyle . büyük öneme sahiptir. Topraktan alınan suyun ancak %1 i fotosentezde kullanılır. Kalan %99 luk kısım yapraklardan terleme yoluyla dışarı atılır.
Diğer faktörler: Fotosentezi etkileyen yaprak içi faktörlerden biri yaprağın CO2 yeteneğidir. Bu özellik genetiksel olup çeşitlere göre değişir. Ayrıca üzüm miktarı/ yaprak sayısı arasındaki denge de önemlidir. Meyvelerdeki 1 gram şeker için yaklaşık 10 cm2 lik bir yaprak alanına gerek vardır. Bu ise orta büyüklükte bir salkım için yaklaşık 22-26 yaprak demektir. Yapraklarmaksimum fotosentez aktivitesine tam büyüklüğüne ulaştığında ve yaprakların açılmaya başlamasından yaklaşık 30-40 gün sonra ulaşır. Aktivite bu yapraklarda 2-3 hafta maksimum düzeyinde kalır ve daha sonra yapraklara dökülünceye kadar gittikçe düşer. Yapraklar 1/3-1/2 büyüklüğüne ulaştığında tükettiği karbonhidratlardan daha fazlasını üretmeye başlar ve net fotosentez sağlar. ?lkbaharda oluşan yapraklar yaz aylarında oluşanlara nazaran iki misli daha fazla fotosentez kapasitesine sahiptir.
Fotosentez ürünlerinin(asimilatlar) hareketi sürgünün gelişimi boyunca değişik yönlerdedir. Uyanmadan sonraki 2-3. hafta içinde asimilatların hareket yönü sürgün ucuna doğrudur Bu dönemde sürgünler çubuk, kol, gövde gibi organlarda depolanmış olan karbonhidratları ve azotlu maddeleri kullanırlar. Uyanmadan sonraki 3-8. hafta arasında asimilatlar iki yönde de hareket eder. Uç kısma yakın yaprakların ürettiği asimilatlar sürgün ucuna doğru, dip kısımdakilerinki ise dallara doğru hareket eder. Bu dönemde çiçek salkımı çok az asimilat kullanır. Tane tutumu-ben düşme döneminde asimilatlar sürgün ucu, salkım ve ana dallara doğru olmak üzere 3 yönde hareket eder. Ben düşme-olgunlaşma döneminde asimilatlar esas olarak salkımlar için kullanılır.

Ayrıca ana sürgün ve koltuk sürgünlerinin ucuna doğru ve dallara doğru hareket de sözkonusudur. Hasattan sonra ise asimilatlar dallara doğru hareket ederek,dal,kol,gövde ve kök gibi organlarda odun dokusu içinde depolanırlar(Seki 1 3.9).
BAĞCILIK K?TABI Prof. Dr. H. ?brahim UZUN
Fotosentez ve terleme işleminin yapıldığı yer olması açısından yaprak, asmalardaki en önemli organdır. Yapraklar, sap ve aya olmak üzere iki ana kısımdan oluşur. Ayrıca yaprakların ilk açılmaya başladığında yaprak sapının sürgün ile birleştiği yerde nodyumlarda stipül denilen iki adet küçük yaprakcık bulunur. Asma yaprakları dilimlerden oluşmuştur( Şekil 3.6). Sayıları genellikle 3-5 arasındadır.
Dilimler arasındaki boşluklara cep adı verilir. Asma yaprakları asimetriktir. Orta damardan katlandığında üst üste tam çakışmaz. Aya içinde damarlar bulunur. Bunlar iletim demetlerinden oluşur ve aya içinde dallanarak yayılırlar. Sapın devamı olan damara orta damar, diğerlerine yan damarlar adı verilir. Bu damarların tümüne birden ana damarlar denir. Yaprak dilimlerine göre sayısı değişir.Aya içinde ince damarlara ayrılarak dallanırlar
Yaprağın en dış kısmında kütiküla bulunur. Bunun altında ince bir epidsrmis ile parankimatik hücreler bulunur(Şeki1 3.7). Ayrıca dik tüyler ve yünsü tüyler şeklinde tanımlanan ve genellikle yaprağın alt yüzünde yoğunlaşan tüyler vardır. Yapraklar açıldıktan 30-40 gün sonra tam büyüklüğünü alır ve yaklaşık 4-5 ay sonra da dökülür. Yapraklar döküldükten sonra yerinde, hafif şişkince olan ve yaprak izi denilen bir kısım kalır. Asmalar C3 bitkisidir.
Şekil 3.7. Asma yaprağının boyuna kesidi.
Stomaiar fotosentez için gerekli olan CO2 in yaprak içerisine girdiği açıklıklardır. Stomalar yaprağın üst yüzünde ya hiç yoktur veya çok az bulunur. Stomalar esas olarak yaprakların alt yüzündedir (Hypostomauos durum). Ortalama olarak yaprağın her mm2 sinde 170 stoma bulunur. Stomaların sıklığı ve dağılımı çevre şartları, gelişme devresi ve çeşitlere bağlı olarak değişir. Işık, stomaların açılmasına, karanlık ise kapanmasına yol açar. Gün ışığının 1/10 unda bile asma stomaları tam olarak açılır. Bunun dışında CO2 konsantrasyonu, sıcaklık, kuraklık, yaprak ve havadaki su buharı basıncı farkı ve hava kirliliği yaratan etmenler gibi çevre faktörleri stomaların açılmasını etkilemektedir.
Asmalarda üretilen şekerler (karbonhidratlar) yapraklarda fotosentez denilen olay sonucunda gerçekleşir. Fotosentezde kullanılan enerji güneşten alınır. Havadan alınan CO2 ve topraktan alınan su birleştirilerek şekerler oluşturulur.
Klorofil
6 CO2 + 6 H2O + Enerji -> C6H12O6 + 6 O2
(673 000 Kalori) (Şeker)
Fotosentez kloroplast denilen mikroskobik yapılarda meydana gelir. Bunlar taşıdıkları yeşil renkteki klorofiller ile güneş ışığını yakalar ve enerji yardımıyla karbonhidratlara çevirirler. Bu fotosentez Ürünlerine asimilat da denilir. Fotosentez kapasitesi doğrudan asmaların gelişimini ve ürün miktarını etkiler. Fotosentezi etkileyen en önemli faktör çevre şartlarıdır. Işık, sıcaklık, toprak nemi, oksijen ve karbondioksit fotosentezde etkili en önemli çevre faktörleridir.
Işık: Asmaların yapraklarına gelen gün ışığı sıra arası ve üzeri aralıkları, terbiye sistemi ve sıraların yönü düzenlenerek ayarlanabilir. Yapraklar maksimum fotosentez yapmaya 30-50 000 lux (150-200 watt/m2) ışık yoğunluğunda başlar. Buna ışık doygunluk noktası denir. Bu miktar, yazın açık bir havada öğle saatlerindeki güneş ışığının 1/3-1/2 sine eşdeğerdir. Asma yaprağı güneş radyasyonunu %90-95 ini fotosentez için etkili olan dalga boyundan(400-700nm) absorbe eder. Asmalarda ışığın ilk olarak ulaştığı en dıştaki yapraklarda fotosentez maksimum düzeydedir. Buraya yaklaşık 100 000 lux'luk bir güneş ışığı gelir(Şekil 3.8). Bu yaprakları gölgesinde kalan ikinci tabakadaki yapraklarda ise güneş ışığı 10 000 lux'e, ve asmaların fotosentez kapasitesi maksimumun 1/4 üne düşer. Bunun da altındaki 3. tabakayı oluşturan yapraklara ise yaklaşık 1 000 lux civarında ışık gelir. Buna ışık denge noktası denir. Bu yaprakların, fotosentezle kazandığı karbonhidrat miktarı, solunumda harcadığına hemen hemen eşittir. Bu tip yapraklar parazit kabul edilir ve bunlarda net bir fotosentez kazanımı yoktur. Yapraklar direk ışık almasa da, diffuzyon yolu ile gelen ışıklar veya rüzgarların etkisiyle yaprakların sallanması ve zaman zaman güneş görmesi, gölgede kalan yaprakların fotosentez kapasitesinin artmasına yol açar. Yapraklar, ışık denge noktasının altında ışık alırsa, sararmaya başlar. Bu nedenle yaprakların çoğunun güneş ışığı görmesini sağlayacak T şeklindeki telli terbiye sistemleri kul lanılarak,fotosentez kapasitesinin ve dolayısıyla üzüm veriminin artması sağlanır.
Şekil 3.8. Asma yapraklarının fotosentez kapasiteleri.
Sıcaklık: Asmalarda fotosentez için optimum sıcaklık 25-35°C dır. Optimum sıcaklıkların altında ve üstünde fotosentez düşmeye başlar. Fotosentez 10°C ve 45°C de hemen hemen sıfırdır. Fakat bazen 45°C in üzerinde bile asmalar optimum sıcaklıktaki fotosentezin yarısı oranında fotosentez de yapabilmektedir. Optimundan daha yüksek sıcaklıklarda fotosentezin düşmesine; enzimlerin aktivitesini kaybetmesi, dokuların kuruması ve stomaların kapanması yol açar. Hava sıcaklığı 30°C ı geçince solunum artmaya başlar. Gün ortasında güneş ışığını dik açıyla alan bir yaprağın sıcaklığı, hava sıcaklığının 10°C kadar üstüne çıkabilir. Fakat gün boyunca bu yükseklik ortalama 0.5-5°C arasında değişir.
Su-. Fotosentezde şekerlerin yapılmasında rol almasının yanısıra, stomaların açılmasını kontrol etmesi(kuraklık) ve eksikliğinde yaprakların solması nedeniyle . büyük öneme sahiptir. Topraktan alınan suyun ancak %1 i fotosentezde kullanılır. Kalan %99 luk kısım yapraklardan terleme yoluyla dışarı atılır.
Diğer faktörler: Fotosentezi etkileyen yaprak içi faktörlerden biri yaprağın CO2 yeteneğidir. Bu özellik genetiksel olup çeşitlere göre değişir. Ayrıca üzüm miktarı/ yaprak sayısı arasındaki denge de önemlidir. Meyvelerdeki 1 gram şeker için yaklaşık 10 cm2 lik bir yaprak alanına gerek vardır. Bu ise orta büyüklükte bir salkım için yaklaşık 22-26 yaprak demektir. Yapraklarmaksimum fotosentez aktivitesine tam büyüklüğüne ulaştığında ve yaprakların açılmaya başlamasından yaklaşık 30-40 gün sonra ulaşır. Aktivite bu yapraklarda 2-3 hafta maksimum düzeyinde kalır ve daha sonra yapraklara dökülünceye kadar gittikçe düşer. Yapraklar 1/3-1/2 büyüklüğüne ulaştığında tükettiği karbonhidratlardan daha fazlasını üretmeye başlar ve net fotosentez sağlar. ?lkbaharda oluşan yapraklar yaz aylarında oluşanlara nazaran iki misli daha fazla fotosentez kapasitesine sahiptir.
Fotosentez ürünlerinin(asimilatlar) hareketi sürgünün gelişimi boyunca değişik yönlerdedir. Uyanmadan sonraki 2-3. hafta içinde asimilatların hareket yönü sürgün ucuna doğrudur Bu dönemde sürgünler çubuk, kol, gövde gibi organlarda depolanmış olan karbonhidratları ve azotlu maddeleri kullanırlar. Uyanmadan sonraki 3-8. hafta arasında asimilatlar iki yönde de hareket eder. Uç kısma yakın yaprakların ürettiği asimilatlar sürgün ucuna doğru, dip kısımdakilerinki ise dallara doğru hareket eder. Bu dönemde çiçek salkımı çok az asimilat kullanır. Tane tutumu-ben düşme döneminde asimilatlar sürgün ucu, salkım ve ana dallara doğru olmak üzere 3 yönde hareket eder. Ben düşme-olgunlaşma döneminde asimilatlar esas olarak salkımlar için kullanılır.
Ayrıca ana sürgün ve koltuk sürgünlerinin ucuna doğru ve dallara doğru hareket de sözkonusudur. Hasattan sonra ise asimilatlar dallara doğru hareket ederek,dal,kol,gövde ve kök gibi organlarda odun dokusu içinde depolanırlar(Seki 1 3.9).
BAĞCILIK K?TABI Prof. Dr. H. ?brahim UZUN

