6. ASMALARIN EKOLOJİK İSTEKLERİ
Ekoloji denildiği zaman asmanın yetiştiği ortam olan iklim ve toprak akla gelir. Diğer bitkilerle kıyaslandığında asmalar bu açıdan çok fazla seçici değildir. Oldukça geniş bir yelpazedeki iklim ve toprak koşullarında rahatlıkla yet i şebilir.
6.1. İKLİM
Asmanın gelişimi iklim faktörlerinden sıcaklık, yağış,dolu, rüzgar ve güneşlenme ile doğrudan ilgilidir. Asmalarda çiçek taslaklarının oluşumu bir yıl önceden meydana gelir.Bu oluşum sıcaklık ile yakından ilgilidir. Düşük sıcaklıklar göz verimliliğini azaltır. Ayrıca tane tutumu iklim faktörleriyle doğrudan ilgilidir. Çiçeklenme dönemindeki soğuk ve bulutlu havalar, kuvvetli rüzgarlar ve bu dönemde su stresi yaratacak düzeydeki kurak ve sıcak havalar tane tutumunu azaltır. Tomurcukların gölgede kalması aynı şekilde göz verimliliğini düşürür. Benzer olarak gölgede kalan tanelerin antosiyanin içeriği azalır ve tanelerin renklenmesi olumsuz etkilenir.
Asmalar gelişmeleri için yağışsız, uzun ve sıcak bir yaz mevsimi ister, özellikle soğuk yörelerde, sıcak geçen yaz aylarında tanelerdeki şeker birikimi artar. Aynı yörelerde güney yamaçlardaki bağlara güneş ışınlarının daha dik gelmesi nedeniyle toprak daha iyi ısınır ve tanelerde şekere birikimi daha iyi olur. Kurutmalık üzümlerde kurutma döneminde yağış istenmez.
6.1.1. Sıcaklık
Bağcılık için en önemli iklim faktörüdür. Etkisi hava ve toprak sıcaklıkları şeklinde irdelenebilir.
6.1.1.1. Toprak sıcaklığı
Kök bölgesindeki uygun sıcaklıklar, kök gelişimini teşvik eder,asmanın sürgün gelişimini hızlandırır ve meyve tutumunu arttırır.Kumlu topraklar killi topraklara nazaran daha çabuk ısınır ve soğurlar. Kumlu topraklarda kök gelişimi daha fazladır.
6.1.1.2. Hava sıcaklığı
Asmalar üzerindeki etkileri esas alındığında yüksek, optimal ve düşük sıcaklıklardan bahsedilir.
Optimal sıcaklıklar: asmaların en iyi geliştiği 25-30°C arasındaki sıcaklık dereceleridir.
Yüksek sıcaklıklar: Hava sıcaklıkları yazın 35-40°C veya daha üzerinde ise gölgede olmayan ve doğrudan güneş gören salkımlarda güneş yanıklıkları meydana gelir. Tanelerin güneşe bakan yüzlerinde buruşmalar başlar ve daha sonra rengi kahverengi ve siyaha döner. Hatta tüm taneler buruşup ölebilir. Çeşitlerin güneş yanıklıklarına karşı dayanımı farklıdır.
Düşük sıcaklıklar: Bunun etkisini kış aylarında dinlenme döneminde asmaların dayanabildiği minimum sıcaklıklar ile vegetasyon dönemi içinde meydana gelen ilkbahar ve sonbahardaki don olayları şeklinde incelemek gerekir.
Kış aylarındaki düşük sıcaklıklar açısından asma soğuklara oldukça dayanıklıdır. Vitis vinifera'lar kışın -15°C'e kadar soğuklara dayanabilmektedir. Asmalar -18°C da ciddi bir şekilde zarar görürler.Amerikan türleri içerisinde soğuğa en dayanıklı olan V. labrusca'dır. Bu asmalar -20°C kadar soğuğa dayanabilmektedir. V. viniferalar'in 15 °C'ın altındaki daha soğuk koşullarda, tomurcuklarında ve odun kısmında zararlanmalar meydana gelmektedir. Soğukların arkasından zarar gören kısımlar bağ kanseri(Agrobacterium tumefaciens) hastalığına yakalanmakta ve hatta asmanın tüm kısımları zarar görebiİmektedir.Aşırı soğuk yörelerde asmalar toprağın hemen üzerinde ve gövdesiz olarak yetiştirilir. Kışın asmalar budandıktan sonra üzerleri toprakla örtülür. îlkbaharda don tehlikesi geçtikten sonra topraklar açılır. Kış soğukları nedeniyle kuruyan asmaların toprak altı kısımlarından yeni sürgünler çıkabilir. Aşısız asmalarda bunlardan yararlanılabilir. Fakat aşılı asmalarda mutlaka yeniden aşılama gerekir.
Vegetasyon dönemi içindeki düşük sıcaklıkların etkisi ilkbahar ve sonbahardaki don olayları şeklindedir. İlkbahardaki geç donlar asmalar için daha tehlikelidir. Asmaların kış gözleri içerisinde 3 tane sürgün yatağı bulunur, öncelikle ortadaki sürer ve ana sürgünü oluşturur. Bunun herhangi bir nedenle zarar görmesi, yandaki diğer ikincil ve üçüncül sürgün yataklarından yeni sürgünler oluşmasına yol açar. Fakat bu sürgünlerin göz verimliliği düşüktür. Bunun miktarı çeşitlere göre değişmekle beraber, diğer sürgünlerdeki ürün miktarı genelde ana sürgünün üçte biri kadardır.
Sürgün ve çiçek salkımları -0.5°C in altındaki sıcaklıklardan zarar görürler. Hava sıcaklığı -3.3°C da birkaç saat kalsa bile yeşil sürgünler ve çiçek salkımları ölürler. -1.1°C ile -3.3°C arasındaki sıcaklıklardan zarar görmeleri ise süreyle ilgilidir. Sıcaklık -1.1°C in altına düşmezse veya bu sıcaklıkta çok kısa süre kalırsa, zarar hava koşullarına göre değişir. Eğer hava serin seyretmiş ise zarar az olur, fakat ılık bir havanın arkasından böyle bir soğuk hava dalgası geldiyse, zarar daha fazla olur.
İlkbahardaki donlardan korunmanın bir yolu asmaların çift budanmasıdır. Bu amaçla çubuklar normale nazaran 50-60 cm daha uzun budanarak, dip gözlerin uyanması 7-10 gün kadar geciktirilir. Daha sonra soğuklar geçince veya uçtaki gözlerden çıkan sürgünler 3-8 cm olunca çubuklar esas budanması gerektiği noktadan budanır. Böylece dip gözlerin soğuklarda zarar görme tehlikesi azaltılır. Buna çift budama adı veri lir.
Otlu topraklar bitkilerin gölge etkisi nedeniyle gündüzün çok az ısınır. Yeni işlenmiş topraklarda ise üst katmandaki hava boşlukları izolasyon görevi görür ve toprağın gündüzün ısınmasını azaltır. Nemli ve oturmuş toprakta ise gündüzleri daha fazla ısı depolanır. Gündüzün toprakta depolanan ısı gece havaya radyasyonla dağılır. Gündüzleri toprakta depolanan ısının miktarı ne kadar yüksek ise o toprakta don riski de o derece düşüktür. Don tehlikesi özellikle gün içinde havanın en fazla soğuduğu sabaha karşı meydana gelir. Don tehlikesi açısından topraklar; örtü bitkisi olan toprak> yeni işlenmiş toprak>nemli ve oturmuş toprak şeklinde sıralanır. Toprağın hemen üzerindeki hava sıcaklığı, işlenmeyen topraklarda, işlenen topraklara nazaran daha fazladır. Bu tehlike toprağa yağmur yağması veya toprağın sıkışması ile ortadan kalkmaktadır. Don tehlikesi olan zamanlarda toprağın sürülmesinden kaçınmak gerekir.
Erken sonbahar donları, genellikle asmaların yapraklı olduğu dönemin sonuna doğru etkili olur. Bu dönemde üzümler genellikle hasat edilmiştir. Fakat geçci çeşitlerde veya olgunlaşmanın geciktiği soğuk yörelerde, asmaların üzerinde üzüm olabilir ve bunlar soğuktan zarar görebilir. Böyle durumlarda salkımlar hemen toplanmalıdır.
6.1.1.2.1. Etkili Sıcaklık toplamı
Asmalar, üzümlerini olgunlaştırabilmek için belirli bir sıcaklık toplamına ihtiyaç duyarlar. Asma tomurcukları 10°C'dan sonra uyanmaya başlar. Bu sıcaklık derecesine "Eşik sıcaklık" adı verilir. Sıcaklık toplamının hesaplanmasında 10°C üzerindeki sıcaklık değerleri esas alınır. Buna etkili sıcaklık toplamı denir ve birimi "derece gün" ( °C.gün)'dür. Günlük etkili sıcaklık değeri o günkü ortalama sıcaklık değerinden 10°C çıkarılarak bulunur. Ortalama sıcaklık değeri 10°C'ın altında ise aradaki fark negatif olduğu için genel toplamdan düşülür. Günlük ortalama sıcaklıkların bulunmasında; o günkü minimum ve maksimum sıcaklıkların ortalamasının alınması, o günkü sıcaklık değerlerini termohigrograftan alınarak ortalamasının alınması veya meteorolojiden günlük ortalama sıcaklık değerlerinin alınması gibi yollar izlenebilir. Etkili sıcaklık toplamı iki amaçla hesaplanabilir: 1) Herhangi bir bölgede, üzümlerin istediği etkili, sıcaklık toplamını sağlayıp sağlayamayacağını bulmak için, 2) üzüm çeşitlerinin değişik gelişme devrelerinde, istediği sıcaklık toplamını bulmak için.
Bir bölge için yapılan hesaplamalarda, genellikle 1 Nisan-31 Ekim tarihleri esas alınmaktadır. Bu,gözlerin uyanmasından sonbaharda don veya kırağının ilk olarak görüldüğü tarihe kadar olan süre şeklinde düşünülebilir. Fakat, çeşitler için yapılan hesaplamalarda; uyanma-çiçeklenme, çiçeklenme-hasat veya uyannıa-hasat dönemleri de esas alınabilir. Bölge değerleri, o çeşide özgü uyanma-hasat dönemi değerleriyle karşılaştırılır. Böylece sözkonusu çeşidin o bölgede yetiştirilip yet iştir ilmeyeceğine karar verilir. Bu durum, özellikle üzüm yetiştiriciliği için sınır sayılabilecek yüksek veya soğuk yöreler için daha çok geçerlidir. Yurdumuzun sıcak yöreleri, üzümlerin olgunlaşmaları için gerekli sıcaklık toplamını rahatlıkla sağlayabilmektedir. Sıcaklık toplamı konusunda yurtdışında yapılan çalışmalarda Fahrenheit (°F) derecesi esas alınabilmektedir. Dolayısıyla santigrad{°C) olarak yapılacak hesaplamalarla, bunların karşılaştırılmasında dikkatli olmak gerekir. Bazı çeşitlerin değişik dönemlerdeki etkili sıcaklık toplamı değerleri tablo 6.1 de verilmiştir. Etkili sıcaklık toplamından yararlanılan diğer bir alan, üzümlerin belirli gelişme dönemlerindeki etkili sıcaklık toplamı değerlerinin esas alınarak olgunlaşmalarının sınıflandırılmasıdır. Bu açıdan uyanma-hasat ve. çiçeklenme-hasat dönemi değerleri incelenmekle beraber, ikincisi daha sağlıklı sonuç vermektedir(Tablo 6.2).

6. 1.2 . 2 . Soğuklama süresi
Bitkilerde tomurcukların uyanabi lınes i ve çiçek taslaklarının
tam olarak oluşabilmesi için, bunların belirli bir süre
soğukta kalması gerekir. Buna soğuklama süresi denir ve saat
olarak ifade edilir. Bazı araştırıcılar asmalarda
soğuklamanın gerekli olmadığını savunurken, bazıları da asmaların çeşitlere göıe değişmek kaydı ile belirli süre soğuklama ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Ankara'da yapılan bir çalışmada, asma tomurcuklarının sürebilmesi için çeşitlere göre Çavuş'ta 100-150, Kalecik karası'da 100-200, Hamburg misketi'nde 180-250 ve Hafızali'de 350-400 saatlik soğuklama süresinin olduğu saptanmıştır.
Yapılan araştırmalarda bazı çeşitlerde hiç soğuklama olmadan uyanma olmasına karşılık, basılarında belirli süre soğuklamaya gerek olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar çelişkilidir. Bir genelleme yapmak gerekirse 200 saatlik bir soğuklama yeterli olmaktadır. Fakat dünyadaki çoğu bağcılık ülkesinde bu süre pratikte fazlasıyla karşılanmaktadır. Meyve ağaçlarının soğuklama süresinin hesaplanmasında 7°C altındaki sıcaklıklar esas alınır. Asmalarda "ise genellikle 10°Cın altındaki sıcaklıklar esas alınmasına karşılık 7°C in altındaki sıcaklıklar da hesaplanabilmektedir.
6.1.2. Yağış
Yağışlar daha çok yağmur ve kar şeklinde görülür. Topraktaki su miktarını arttırarak, asmaların yazın susuzluk çekmesini önler. Aksi taktirde yazın sulama yapmak gerekir. Asmalar yıllık 500-600 mm yağış alan yerlerde sulama yapmaksızın yetiştirilebilir. Fakat sulama yapılmasının verimi arttıracağını da unutmamak gerekir. Ayrıca bu durum toprak özellikleri ve yaz aylarındaki diğer iklim faktörleri ile yakından ilgilidir, örneğin bağ kumlu topraklarda ise, toprak derinliği az ise veya o yörede yazın çok sıcak rüzgarlar esiyorsa, sulama yapılmadan verimli bir bağcılık düşünülemez. Ayrıca yağışın yıl içi dağılışı da önemlidir.
Yağışlar çok aşırı ve zamansız olursa toprak altı ve üstündeki hastalık tehlikesi de artar. Asmalar uzun ve yağışsız bir yaz mevsimi ister. Çiçeklenme dönemindeki yağışlar, doğrudan veya hava sıcaklığını azaltmak suretiyle, tozlanmayı ve döllenmeyi olumsuz Yönde etkileyebilir. Bunun sonucunda da tane tutumu azalabilir. Yağmurlar ben düşme-hasat döneminde yağarsa, topraktan aşırı su alımı nedeniyle tanelerde çatlama meydana gelebilir.
Dolu, etkisini daha çok ilkbahar ve yaz başında gösterir. Dolu yağışı nedeniyle asmaların yaprakları yırtılarak fotosentez yeteneği azalır. Ayrıca taneler dolu nedeniyle zarar görerek pazar değerini kaybeder.
6 . 1.3. Rüzgar
Rüzgarlar, özellikle 30 cm den küçük körpe sürgünlerin kırılmasına yol açarak fiziksel zarar yaparlar. Hızı 3 m/sn den daha yüksek rüzgarlar stomaların kapanmasına ve fotosentez aktivitesinin düşmesine yol açar. özellikle soğuk yörelerde rüzgarlı yerler daha soğuktur ve buralarda asmalar daha zayıf gelişir. Rüzgarın olumlu etkisi ise bağ içinde havalanmayı sağlayarak hastalıkların azalmasına yardımcı olmasıdır.
BA?CILIK KİTABI Prof. Dr. H. İbrahim UZUN
Ekoloji denildiği zaman asmanın yetiştiği ortam olan iklim ve toprak akla gelir. Diğer bitkilerle kıyaslandığında asmalar bu açıdan çok fazla seçici değildir. Oldukça geniş bir yelpazedeki iklim ve toprak koşullarında rahatlıkla yet i şebilir.
6.1. İKLİM
Asmanın gelişimi iklim faktörlerinden sıcaklık, yağış,dolu, rüzgar ve güneşlenme ile doğrudan ilgilidir. Asmalarda çiçek taslaklarının oluşumu bir yıl önceden meydana gelir.Bu oluşum sıcaklık ile yakından ilgilidir. Düşük sıcaklıklar göz verimliliğini azaltır. Ayrıca tane tutumu iklim faktörleriyle doğrudan ilgilidir. Çiçeklenme dönemindeki soğuk ve bulutlu havalar, kuvvetli rüzgarlar ve bu dönemde su stresi yaratacak düzeydeki kurak ve sıcak havalar tane tutumunu azaltır. Tomurcukların gölgede kalması aynı şekilde göz verimliliğini düşürür. Benzer olarak gölgede kalan tanelerin antosiyanin içeriği azalır ve tanelerin renklenmesi olumsuz etkilenir.
Asmalar gelişmeleri için yağışsız, uzun ve sıcak bir yaz mevsimi ister, özellikle soğuk yörelerde, sıcak geçen yaz aylarında tanelerdeki şeker birikimi artar. Aynı yörelerde güney yamaçlardaki bağlara güneş ışınlarının daha dik gelmesi nedeniyle toprak daha iyi ısınır ve tanelerde şekere birikimi daha iyi olur. Kurutmalık üzümlerde kurutma döneminde yağış istenmez.
6.1.1. Sıcaklık
Bağcılık için en önemli iklim faktörüdür. Etkisi hava ve toprak sıcaklıkları şeklinde irdelenebilir.
6.1.1.1. Toprak sıcaklığı
Kök bölgesindeki uygun sıcaklıklar, kök gelişimini teşvik eder,asmanın sürgün gelişimini hızlandırır ve meyve tutumunu arttırır.Kumlu topraklar killi topraklara nazaran daha çabuk ısınır ve soğurlar. Kumlu topraklarda kök gelişimi daha fazladır.
6.1.1.2. Hava sıcaklığı
Asmalar üzerindeki etkileri esas alındığında yüksek, optimal ve düşük sıcaklıklardan bahsedilir.
Optimal sıcaklıklar: asmaların en iyi geliştiği 25-30°C arasındaki sıcaklık dereceleridir.
Yüksek sıcaklıklar: Hava sıcaklıkları yazın 35-40°C veya daha üzerinde ise gölgede olmayan ve doğrudan güneş gören salkımlarda güneş yanıklıkları meydana gelir. Tanelerin güneşe bakan yüzlerinde buruşmalar başlar ve daha sonra rengi kahverengi ve siyaha döner. Hatta tüm taneler buruşup ölebilir. Çeşitlerin güneş yanıklıklarına karşı dayanımı farklıdır.
Düşük sıcaklıklar: Bunun etkisini kış aylarında dinlenme döneminde asmaların dayanabildiği minimum sıcaklıklar ile vegetasyon dönemi içinde meydana gelen ilkbahar ve sonbahardaki don olayları şeklinde incelemek gerekir.
Kış aylarındaki düşük sıcaklıklar açısından asma soğuklara oldukça dayanıklıdır. Vitis vinifera'lar kışın -15°C'e kadar soğuklara dayanabilmektedir. Asmalar -18°C da ciddi bir şekilde zarar görürler.Amerikan türleri içerisinde soğuğa en dayanıklı olan V. labrusca'dır. Bu asmalar -20°C kadar soğuğa dayanabilmektedir. V. viniferalar'in 15 °C'ın altındaki daha soğuk koşullarda, tomurcuklarında ve odun kısmında zararlanmalar meydana gelmektedir. Soğukların arkasından zarar gören kısımlar bağ kanseri(Agrobacterium tumefaciens) hastalığına yakalanmakta ve hatta asmanın tüm kısımları zarar görebiİmektedir.Aşırı soğuk yörelerde asmalar toprağın hemen üzerinde ve gövdesiz olarak yetiştirilir. Kışın asmalar budandıktan sonra üzerleri toprakla örtülür. îlkbaharda don tehlikesi geçtikten sonra topraklar açılır. Kış soğukları nedeniyle kuruyan asmaların toprak altı kısımlarından yeni sürgünler çıkabilir. Aşısız asmalarda bunlardan yararlanılabilir. Fakat aşılı asmalarda mutlaka yeniden aşılama gerekir.
Vegetasyon dönemi içindeki düşük sıcaklıkların etkisi ilkbahar ve sonbahardaki don olayları şeklindedir. İlkbahardaki geç donlar asmalar için daha tehlikelidir. Asmaların kış gözleri içerisinde 3 tane sürgün yatağı bulunur, öncelikle ortadaki sürer ve ana sürgünü oluşturur. Bunun herhangi bir nedenle zarar görmesi, yandaki diğer ikincil ve üçüncül sürgün yataklarından yeni sürgünler oluşmasına yol açar. Fakat bu sürgünlerin göz verimliliği düşüktür. Bunun miktarı çeşitlere göre değişmekle beraber, diğer sürgünlerdeki ürün miktarı genelde ana sürgünün üçte biri kadardır.
Sürgün ve çiçek salkımları -0.5°C in altındaki sıcaklıklardan zarar görürler. Hava sıcaklığı -3.3°C da birkaç saat kalsa bile yeşil sürgünler ve çiçek salkımları ölürler. -1.1°C ile -3.3°C arasındaki sıcaklıklardan zarar görmeleri ise süreyle ilgilidir. Sıcaklık -1.1°C in altına düşmezse veya bu sıcaklıkta çok kısa süre kalırsa, zarar hava koşullarına göre değişir. Eğer hava serin seyretmiş ise zarar az olur, fakat ılık bir havanın arkasından böyle bir soğuk hava dalgası geldiyse, zarar daha fazla olur.
İlkbahardaki donlardan korunmanın bir yolu asmaların çift budanmasıdır. Bu amaçla çubuklar normale nazaran 50-60 cm daha uzun budanarak, dip gözlerin uyanması 7-10 gün kadar geciktirilir. Daha sonra soğuklar geçince veya uçtaki gözlerden çıkan sürgünler 3-8 cm olunca çubuklar esas budanması gerektiği noktadan budanır. Böylece dip gözlerin soğuklarda zarar görme tehlikesi azaltılır. Buna çift budama adı veri lir.
Otlu topraklar bitkilerin gölge etkisi nedeniyle gündüzün çok az ısınır. Yeni işlenmiş topraklarda ise üst katmandaki hava boşlukları izolasyon görevi görür ve toprağın gündüzün ısınmasını azaltır. Nemli ve oturmuş toprakta ise gündüzleri daha fazla ısı depolanır. Gündüzün toprakta depolanan ısı gece havaya radyasyonla dağılır. Gündüzleri toprakta depolanan ısının miktarı ne kadar yüksek ise o toprakta don riski de o derece düşüktür. Don tehlikesi özellikle gün içinde havanın en fazla soğuduğu sabaha karşı meydana gelir. Don tehlikesi açısından topraklar; örtü bitkisi olan toprak> yeni işlenmiş toprak>nemli ve oturmuş toprak şeklinde sıralanır. Toprağın hemen üzerindeki hava sıcaklığı, işlenmeyen topraklarda, işlenen topraklara nazaran daha fazladır. Bu tehlike toprağa yağmur yağması veya toprağın sıkışması ile ortadan kalkmaktadır. Don tehlikesi olan zamanlarda toprağın sürülmesinden kaçınmak gerekir.
Erken sonbahar donları, genellikle asmaların yapraklı olduğu dönemin sonuna doğru etkili olur. Bu dönemde üzümler genellikle hasat edilmiştir. Fakat geçci çeşitlerde veya olgunlaşmanın geciktiği soğuk yörelerde, asmaların üzerinde üzüm olabilir ve bunlar soğuktan zarar görebilir. Böyle durumlarda salkımlar hemen toplanmalıdır.
6.1.1.2.1. Etkili Sıcaklık toplamı
Asmalar, üzümlerini olgunlaştırabilmek için belirli bir sıcaklık toplamına ihtiyaç duyarlar. Asma tomurcukları 10°C'dan sonra uyanmaya başlar. Bu sıcaklık derecesine "Eşik sıcaklık" adı verilir. Sıcaklık toplamının hesaplanmasında 10°C üzerindeki sıcaklık değerleri esas alınır. Buna etkili sıcaklık toplamı denir ve birimi "derece gün" ( °C.gün)'dür. Günlük etkili sıcaklık değeri o günkü ortalama sıcaklık değerinden 10°C çıkarılarak bulunur. Ortalama sıcaklık değeri 10°C'ın altında ise aradaki fark negatif olduğu için genel toplamdan düşülür. Günlük ortalama sıcaklıkların bulunmasında; o günkü minimum ve maksimum sıcaklıkların ortalamasının alınması, o günkü sıcaklık değerlerini termohigrograftan alınarak ortalamasının alınması veya meteorolojiden günlük ortalama sıcaklık değerlerinin alınması gibi yollar izlenebilir. Etkili sıcaklık toplamı iki amaçla hesaplanabilir: 1) Herhangi bir bölgede, üzümlerin istediği etkili, sıcaklık toplamını sağlayıp sağlayamayacağını bulmak için, 2) üzüm çeşitlerinin değişik gelişme devrelerinde, istediği sıcaklık toplamını bulmak için.
Bir bölge için yapılan hesaplamalarda, genellikle 1 Nisan-31 Ekim tarihleri esas alınmaktadır. Bu,gözlerin uyanmasından sonbaharda don veya kırağının ilk olarak görüldüğü tarihe kadar olan süre şeklinde düşünülebilir. Fakat, çeşitler için yapılan hesaplamalarda; uyanma-çiçeklenme, çiçeklenme-hasat veya uyannıa-hasat dönemleri de esas alınabilir. Bölge değerleri, o çeşide özgü uyanma-hasat dönemi değerleriyle karşılaştırılır. Böylece sözkonusu çeşidin o bölgede yetiştirilip yet iştir ilmeyeceğine karar verilir. Bu durum, özellikle üzüm yetiştiriciliği için sınır sayılabilecek yüksek veya soğuk yöreler için daha çok geçerlidir. Yurdumuzun sıcak yöreleri, üzümlerin olgunlaşmaları için gerekli sıcaklık toplamını rahatlıkla sağlayabilmektedir. Sıcaklık toplamı konusunda yurtdışında yapılan çalışmalarda Fahrenheit (°F) derecesi esas alınabilmektedir. Dolayısıyla santigrad{°C) olarak yapılacak hesaplamalarla, bunların karşılaştırılmasında dikkatli olmak gerekir. Bazı çeşitlerin değişik dönemlerdeki etkili sıcaklık toplamı değerleri tablo 6.1 de verilmiştir. Etkili sıcaklık toplamından yararlanılan diğer bir alan, üzümlerin belirli gelişme dönemlerindeki etkili sıcaklık toplamı değerlerinin esas alınarak olgunlaşmalarının sınıflandırılmasıdır. Bu açıdan uyanma-hasat ve. çiçeklenme-hasat dönemi değerleri incelenmekle beraber, ikincisi daha sağlıklı sonuç vermektedir(Tablo 6.2).
6. 1.2 . 2 . Soğuklama süresi
Bitkilerde tomurcukların uyanabi lınes i ve çiçek taslaklarının
tam olarak oluşabilmesi için, bunların belirli bir süre
soğukta kalması gerekir. Buna soğuklama süresi denir ve saat
olarak ifade edilir. Bazı araştırıcılar asmalarda
soğuklamanın gerekli olmadığını savunurken, bazıları da asmaların çeşitlere göıe değişmek kaydı ile belirli süre soğuklama ihtiyacı olduğunu vurgulamıştır. Ankara'da yapılan bir çalışmada, asma tomurcuklarının sürebilmesi için çeşitlere göre Çavuş'ta 100-150, Kalecik karası'da 100-200, Hamburg misketi'nde 180-250 ve Hafızali'de 350-400 saatlik soğuklama süresinin olduğu saptanmıştır.
Yapılan araştırmalarda bazı çeşitlerde hiç soğuklama olmadan uyanma olmasına karşılık, basılarında belirli süre soğuklamaya gerek olduğu bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar çelişkilidir. Bir genelleme yapmak gerekirse 200 saatlik bir soğuklama yeterli olmaktadır. Fakat dünyadaki çoğu bağcılık ülkesinde bu süre pratikte fazlasıyla karşılanmaktadır. Meyve ağaçlarının soğuklama süresinin hesaplanmasında 7°C altındaki sıcaklıklar esas alınır. Asmalarda "ise genellikle 10°Cın altındaki sıcaklıklar esas alınmasına karşılık 7°C in altındaki sıcaklıklar da hesaplanabilmektedir.
6.1.2. Yağış
Yağışlar daha çok yağmur ve kar şeklinde görülür. Topraktaki su miktarını arttırarak, asmaların yazın susuzluk çekmesini önler. Aksi taktirde yazın sulama yapmak gerekir. Asmalar yıllık 500-600 mm yağış alan yerlerde sulama yapmaksızın yetiştirilebilir. Fakat sulama yapılmasının verimi arttıracağını da unutmamak gerekir. Ayrıca bu durum toprak özellikleri ve yaz aylarındaki diğer iklim faktörleri ile yakından ilgilidir, örneğin bağ kumlu topraklarda ise, toprak derinliği az ise veya o yörede yazın çok sıcak rüzgarlar esiyorsa, sulama yapılmadan verimli bir bağcılık düşünülemez. Ayrıca yağışın yıl içi dağılışı da önemlidir.
Yağışlar çok aşırı ve zamansız olursa toprak altı ve üstündeki hastalık tehlikesi de artar. Asmalar uzun ve yağışsız bir yaz mevsimi ister. Çiçeklenme dönemindeki yağışlar, doğrudan veya hava sıcaklığını azaltmak suretiyle, tozlanmayı ve döllenmeyi olumsuz Yönde etkileyebilir. Bunun sonucunda da tane tutumu azalabilir. Yağmurlar ben düşme-hasat döneminde yağarsa, topraktan aşırı su alımı nedeniyle tanelerde çatlama meydana gelebilir.
Dolu, etkisini daha çok ilkbahar ve yaz başında gösterir. Dolu yağışı nedeniyle asmaların yaprakları yırtılarak fotosentez yeteneği azalır. Ayrıca taneler dolu nedeniyle zarar görerek pazar değerini kaybeder.
6 . 1.3. Rüzgar
Rüzgarlar, özellikle 30 cm den küçük körpe sürgünlerin kırılmasına yol açarak fiziksel zarar yaparlar. Hızı 3 m/sn den daha yüksek rüzgarlar stomaların kapanmasına ve fotosentez aktivitesinin düşmesine yol açar. özellikle soğuk yörelerde rüzgarlı yerler daha soğuktur ve buralarda asmalar daha zayıf gelişir. Rüzgarın olumlu etkisi ise bağ içinde havalanmayı sağlayarak hastalıkların azalmasına yardımcı olmasıdır.
BA?CILIK KİTABI Prof. Dr. H. İbrahim UZUN

