BAĞLARDA SULAMA
Sulamanın esasları oldukça basittir. Fakat her bölgede, her toprak tipi için uygulanabilecek kesin değerler veya kurallar vermek oldukça zordur. Asmalara hangi sıklıkta ve ne miktarlarda su verilmesi gerektiği çok değişkendir. Bu nedenle her yer için geçerli olabilecek tek bir rakam vermek olanaksızdır. Sıcaklık, nem, toprak çeşidi, asmanın yaşı, rüzgar ve yağış, sulama sıklığının ve miktarının tayininde önemli rol oynar. Genel bir kural olarak asma köklerinin etrafında alınabilecek suyun olması gerekir. Bu su bulunmazsa başka bir anlatım ile topraktaki su solma noktasının altına düşerse, asmalarda susuzluk belirtileri başlar. Genç asmalarda kökler henüz tam olarak yayılamadığı için yaşlı asmalara göre kuraklığa karşı daha duyarlıdırlar.
Asmaların sulamaya karşı gösterdikleri tepki mevsim boyunca asmanın kök bölgesindeki alınabilir su miktarına bağlıdır. Sonbahara kadar toprakta yeterince nem varsa ve yapraklarda susuzluk belirtileri pek görülmüyorsa, bu tip topraklarda sulamanın etkisi çok azdır. Diğer taraftan asmaların gelişimi yaz ortasında duruyorsa ve yapraklar Eylülden önce dökülüyorsa, böyle yerlerde asmaların yaz başından itibaren sulanması üzüm verimini ve sürgün gelişimini daha çok arttırır. Asmaların günlük su tüketimi uyanmayı takiben hasada kadar gittikçe artar. Bilezik alma döneminde veya tanelerin tam olarak geliştiği hasattan hemen önceki dönemde günlük su tüketimi en üst düzeydedir(Seki 1 9.4.1).

9.4.1. Sulamanın asmalara etkisi
Asmaların sulamaya karşı gösterdiği tepkiye birçok faktör etki eder. Kurak ve toprak neminin düşük olduğu yerlerdeki asmalar , serin ve nemli yerlerdekine nazaran susuzluğa daha dayanıklıdırlar. Bu durum toprağın su tutma kapasitesine, kök bölgesinin derinliğine, toprağın su tutma özelliklerine toprağın geçirgenliğine ve taban suyunun yüksekliğine bağlıdır. Ayrıca sıra arası ve üzeri mesafeler terbiye sistemi, sıraların yönü, budama, sulama yöntemi ve miktarı asmaların sulamaya karşı gösterdiği tepkiyi etkilemektedir. Derin topraklardaki bağlar, sığ topraklardakine göre susuzluğa daha dayanıklıdır.
9.4.1.1. Vegetatif gelişme
Sulama çubukların odunlaşmasını ve üzümlerin olgunlaşmasını geciktirir. Sulanan bağlarda asmalar daha kuvvetli gelişeceği için, sulanmayan bağlara nazaran daha fazla gübreye ihtiyaç duyarlar.
Kök gelişimi: Bağlarda kullanılan sulama yöntemi köklerin dağılımı üzerine etkilidir. Kökler damlama sulamada damlatıcıların hemen altında yoğunlaşmasına karşın , yağmurlama sulamada daha geniş bir alana yayılır.
Asmaların susuz bırakılarak köklerinin suyu bulmak üzere daha derine gideceği yanlış bir inanıştır. Köklerin gelişmesi ve dallanması ancak yeterince nemin olduğu toprakta mümkündür. Bu nedenle özellikle dikim yılını takip eden yıllarda bağlar çok iyi sulanmalıdır.
Toprak nemini ilkbaharda ve yazın aşırı derecede fazla olması kök gelişimini ve yeni köklerin oluşumunu azaltır. Köklerin çürümesine neden olur. Bu ise verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkiler.
Yıllık sürgün gelişimi: Sürgün gelişimi ilkbaharda oldukça hızlıdır. Ben düşme döneminde yavaşlar hatta durur. Bu nedenle toprağın su içeriğinin sürgün gelişimi üzerindeki etkisi ben düşme döneminden önce oldukça fazladır.
Toprakta yeterince nem, sıcaklık ve besin maddesi olması ve kültürel işlemlerin tam olarak yerine getirilmesi durumunda ilkbaharda asmalarda hızlı bir sürgün gelişimi görülür ve bu durum yaz aylarına doğru gittikçe azalır. Hasat sırasında veya daha sonra ise çok az sürgün gelişimi olur. Günlük sürgün gelişme oranı (cm/gün) çiçeklenmeye kadar yükselerek maksimuma ulaşır ve daha sonra meyvelerin devreye girmesi ile yavaşlar. Sürgün gelişiminin hızlı olduğu yerlerde, kış budamasından sonra çıkan budama artığı da fazla olacaktır. Bu artış sulanmayan bağlarla karşılaştırıldığında %4-137 arasında değişir(Tablo 9.4.1). Budama artığındaki bu artış aynı zamanda verimdeki artış ile paralellik gösterir. Sulama yaprakların gelişimi ve koltuk sürgünü oluşumunu teşvik eder.

9.4.1.2. Generatif gelişme
Toprakta nemin yeterli olması sofralık üzümlerde tanelerin irileşmesini sağlar. Sulamanın üzümlerin depolanması üzerine olumsuz bir etkisi yoktur. Olgunlaşma sırasındaki hafif bir susuzluk tane rengini iyileştirebi1 ir. Kurutmalık üzümlerde hasattan önce yapılacak aşırı sulama üzümlerin şeker içeriğini düşürür. Dolayısıyla kuru üzüm randımanı da azalır.
özellikle ince kabuklu çeşitlerde ben düşmeden sonra asmaların su dengesini bozmamak için bağlar sulanmamalıdır. Aksi taktirde çatlamalar olur. Aynı şekilde hasada yakın yağmur yağması durumunda, üzümler mümkün olduğunca çabuk hasat edilerek çatlamasına izin verilmemelidir. Salkım
ağırlığı sulamayla artış gösterir. Bu artış tane sayısından çok, tane ağırlığından kaynaklanır. Tane tutum döneminde genellikle topraktaki su düzeyi yeterlidir ve asmalar susuzluk çekmezler. Fakat çiçeklenme dönemindeki sıcak rüzgarlar tane tutumunu azaltabilir. Aynı zamanda çiçeklenme döneminde asmaların su altında kalması; polen keselerinin düzensiz açılmasına, polenlerin çimlenmesinin düşmesine ve polen tüpünün gelişiminin zayıflamasına neden olarak, tane tutumunu azaltabilir.
Tanelerin büyüme döneminde meydana gelen susuzluk meyvenin gelişmesini ve bileşimini etkiler. Ben düşme döneminden önceki susuzluk tane iriliğini azaltır. Bu azalış hücre sayısındaki artışın engellenmesine bağlanır. Ben düşmeden sonraki susuzluk da, tanedeki hücrelerin hacimsel artışını, dolayısıyla tane iriliğini olumsuz yönde etkiler. Fakat ilk devredeki kadar etkin değildir. Sulamanın tanedeki şeker birikimine etkisi değişkendir. Sulamayla tanelerin şeker içeriği artabilir veya azalabi1 ir.Etkisi çok önemli değildir. Fakat sulama, genellikle tanenin olgunlaşmasını geciktirir.
Aşırı susuzluk asmalarda erken yaprak dökümüne neden olarak ve fotosentez oranını düşürerek şeker birikimini geciktirir. Buna karşılık hafif bir susuzluk sürgün gelişimini azaltarak, yaprakların birbirine daha az gölge yapmasına ve bunun sonucunda da, içteki yaprakların daha fazla güneş görerek fotosentez oranının artmasına yol açar.
9.4.1.3. Verim
Bağlarda sulama yapmak suretiyle üzüm verimini ve sürgün gelişimini bir misli arttırmak mümkündür. Fakat bu artış çeşit ve ekolojilere göre önemli oranda değişmektedir (Tablo 9.4.1). Asmalarda sulamayla sağlanan verim artışı yazları kurak geçen yerlerde yağışlı geçen yerlere nazaran daha fazladır.
9.4.2. Susuzluk belirtileri
Asmalarda susuzluğun ilk belirtisi yaprak sapı ile yaprak ayası arasındaki açının daralmasıdır. Susuzluk devam ederse internodyumlarin gelişimi engellenir ve kısa kalırlar. Daha sonraki aşamada sürgün ucunda ve sülüklerde kurumalar başgösterir.
Asmalarda sürgünlerin hızlı geliştiği mevsim başında, genç yaprakların sarımsı yeşil görüntüsü sürgünlerin hızlı uzamasından kaynaklanır. Bu durum yaz başına kadar devam eder. Fakat yaz başında itibaren topraktaki nem miktarı azalmaya devam ederse yapraklar solmaya ve buruşmaya başlar. Susuzluğun uzaması özellikle dip yapraklarda olmak üzere, yaprak kenarlarında kıvrılmalara ve kurumalara neden olur. Yeni çıkan sülükler ve sürgün ucu kurur. Yaprak rengi susuzluğun iyi bir göstergesidir.Bu durumda genç yapraklar ve sürgün ucu özellikle yaz aylarında sarımsı yeşil, olgun yapraklar ise grimsi yeşil bir renk alır. Susuzluğun devam etmesi halinde öncelikle dip yapraklar sararır ve dökülür.
Bu durum özellikle toprak derinliğinin az olduğu yerlerde veya çok sıcak havalarda belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Susuzluk devam ederse yapraklar ve daha sonra sürgünler tamamen kurur, aynı şekilde salkımlar da kurur ve dökülür.
özellikle mevsim sonundaki susuzluğun belirtisi yaprakların dökülmesidir. Dökülme öncelikle alttaki yaşlı yapraklardan başlar ve üst kısımlara doğru devam eder. Susuzluk belirtisi gösteren asmalarda stomalar 24 saate varan sürelerde kapalı kalabilir, üzüm tanelerinde çok az sayıda stoma ve lentisel vardır. Bu nedenle asmalardan su kaybında en etkili organ yapraklardır. Meyvelerin etkisi çok azdır. Asmalardaki susuzluk belirtileri, bir noktaya kadar sulama yapılarak giderilebilir. Fakat kuruyan yaprakları tekrar canlandırmak mümkün değildir.
Susuzluk, ianelerin hızlı gelişme döneminde meydana gelirse, taneler tam büyüklüğüne ulaşamaz. Bu dönemden sonra bağlar sulansa bile taneler yine de normal iriliğini alamaz. Üzümlerin olgunlaşma döneminde susuzluğun şiddeti artarsa, olgunlaşma gecikir, taneler olgunlaşsa bile donuk bir renk alır. Genellikle tanelerde güneş yanıklıkları görülür. Olgunlaşma periyodu esnasındaki hafif bir susuzluk, sürgün gelişiminin azalmasına, dolayısıyla fotosentez ürünlerinin tanelere yönelerek,üzümlerin erken olgunlaşmasına neden olur.
üzümler olgunlaştıktan yani hasattan sonra asmaların su ihtiyacı oldukça azalır. Bundan sonra bağlar sulanmasa da olur. Fakat özellikle sıcak yörelerde, sığ topraklarda veya erkenci çeşitlerin yetiştirilmesi durumunda,' hasattan sonra da bağların sulanması gerekebilir. Fakat sonbaharda özellikle sürgün gelişimini teşvik edecek geç mevsimdeki sulamalardan da kaçınmak gerekir.
Sonbaharda asmalar uzun süre sulanmadan kalırlar. Bu aynı zamanda çubukların odunlaşmasına yardımcı olur. Havanın çok kurak gitmesi durumunda sonbaharda da bir sulama yapılabilir. Aynı şekilde sığ veya kumlu topraklarda hasattan sonra da asmaları sulamaya devam etmelidir.
Hafif bir susuzluk, antosiyanin renk maddesini arttırdığı için, siyah ve kırmızı üzümlerde renklenmeyi olumlu yönde etkiler. Renk maddesindeki bu artış tanenin küçülmesinden değil, antosiyanin konsantrasyonunun artmasından kaynaklanır.
Yurdumuzda özellikle güney yörelerde yaz aylarında esen sıcak rüzgarlar (örneğin Antalya'da poyraz) asmalardan ve topraktan buharlaşma yoluyla aşırı su kaybına neden olur. Bu durumda bağların zaman geçirilmeden sulanmasında yarar vardır
Orta derinlikte topraklar, orta veya ağır bir bünyeye sahip ise yazın bir defa sulamak yeterli olabilir. Buna karşılık kumlu ve sığ topraklardaki bağlar yaz başından üzümler olgunlaşıncaya kadar, 2-3 hafta arayla düzenli olarak sulanmalıdır. Böyle topraklarda karıklar mayıs sonunda açılır ve daha sonra artık toprak işleme pek yapılmaz.
9.4.3. Sulama zamanı
Asmaların dinlenme döneminde kök bölgesi suya doymuş olmalıdır, ilkbaharda gelişme başladıktan sonra, kök bölgesindeki toprak solma noktasına gelinceye kadar kurumazsa susuzluk belirtileri görülmez. Fakat bağlarda bu noktaya kadar beklemeye gerek yoktur, daha önceden sulamaya başlanmalıdır.
Derin veya killi topraklarda, sığ veya kumlu topraklara nazaran susuzluk belirtileri daha geç ve yavaş görülür. Ilıman iklime sahip bölgelerdeki derin topraklarda asmaları yaz başında bir defa sulamak yeterli olabi1 ir.Toprak derinliği 45-90 cm derinlikte ise iki veya daha fazla sulama yapmak gerekir. Asmalar 45 cm den daha az derinliğe sahip topraklara pek dikilmemelidir. Fakat bazı yörelerde ve topraklarda 30 cm derinliği olan topraklarda bile, sulama ve gübreleme başta olmak üzere, kültürel işlemleri tam olarak yerine getirmek koşuluyla verimli bir bağcılık yapmak da mümkündür.
Asmalarda internodyum ve sülükler susuzluğa karşı hassas olmalarına karşın, sulama zamanını tayin etmede pek kullanışlı değildir. Sulama zamanını ve sayısını saptamada birkaç yıllık gözlemler sonucu elde edilen verileri yorumlayarak tecrübe kazanmak gerekir. Bu açıdan budama artıkları, uyanma yüzdesi, sürgündeki salkım sayısı, tane ve salkım ağırlığı, sürgün ve tane gelişim oranı gibi değerler dikkate alınmalıdır. Fakat, budama seviyesi, ürün miktarı, sıcaklık ve rüzgar gibi faktörlerin bu verileri etkilediğini de unutmamak gerekir.
Genç asmalarda kökler henüz derine gitmemiştir. Bu nedenle daha sık fakat daha hafif bir sulama yapmalıdır. Asmalar yaşlandıkça ve kökleri derinlere doğru gittikçe daha seyrek fakat toprağın derinliklerine işleyecek şekilde daha fazla miktarda su verilmelidir. Kumlu veya sığ topraklar, ağır veya derin topraklara nazaran daha sık sulanmalıdır.
Bağlara verilecek su miktarı, toprağın derinliğine, kuruluğuna ve su tutma özelliğine göre değişir. Yaz aylarında asmaların su kullanımı ilkbahar ve sonbahara göre daha fazladır. Asmaların terbiye sistemi de su kullanımını etkiler. Toprak yüzüne daha az gölge yapması nedeniyle goble sistemi bağlarda, tel 1 i terbiye sistemi uygulanan ve asmanın daha geniş bir alana yayıldığı asmalara nazaran buharlaşma ile su kaybı daha fazladır.
?lkbahardaki yağışlar nedeniyle asmalar pek susuzluk çekmez. Ayrıca bu dönemde yaprak yüzeyi de az olduğu için asmalardan buharlaşma ile su kaybı daha azdır.
Asmalar sulanmadan da yetiştirilir şeklinde yanlış bir inanış vardır. Tüm canlılar gibi asmalar da hayatsal işlevlerini yerine getirebilmek için suya ihtiyaç duyar. Asmalar derine giden kökleri nedeniyle kuraklığa dayanıklı bir bitki olmasına rağmen, kurak şartlarda verim düşük olur. Toprağa asmanın ihtiyaç duyduğu su verilirse, buna bağlı olarak verim de yükselir. Diğer taraftan toprağın aşırı miktarda nemli olması da verimi olumsuz yönde etkiler.
BAĞCILIK K?TABI Prof. Dr. H. ?brahim UZUN
Sulamanın esasları oldukça basittir. Fakat her bölgede, her toprak tipi için uygulanabilecek kesin değerler veya kurallar vermek oldukça zordur. Asmalara hangi sıklıkta ve ne miktarlarda su verilmesi gerektiği çok değişkendir. Bu nedenle her yer için geçerli olabilecek tek bir rakam vermek olanaksızdır. Sıcaklık, nem, toprak çeşidi, asmanın yaşı, rüzgar ve yağış, sulama sıklığının ve miktarının tayininde önemli rol oynar. Genel bir kural olarak asma köklerinin etrafında alınabilecek suyun olması gerekir. Bu su bulunmazsa başka bir anlatım ile topraktaki su solma noktasının altına düşerse, asmalarda susuzluk belirtileri başlar. Genç asmalarda kökler henüz tam olarak yayılamadığı için yaşlı asmalara göre kuraklığa karşı daha duyarlıdırlar.
Asmaların sulamaya karşı gösterdikleri tepki mevsim boyunca asmanın kök bölgesindeki alınabilir su miktarına bağlıdır. Sonbahara kadar toprakta yeterince nem varsa ve yapraklarda susuzluk belirtileri pek görülmüyorsa, bu tip topraklarda sulamanın etkisi çok azdır. Diğer taraftan asmaların gelişimi yaz ortasında duruyorsa ve yapraklar Eylülden önce dökülüyorsa, böyle yerlerde asmaların yaz başından itibaren sulanması üzüm verimini ve sürgün gelişimini daha çok arttırır. Asmaların günlük su tüketimi uyanmayı takiben hasada kadar gittikçe artar. Bilezik alma döneminde veya tanelerin tam olarak geliştiği hasattan hemen önceki dönemde günlük su tüketimi en üst düzeydedir(Seki 1 9.4.1).
9.4.1. Sulamanın asmalara etkisi
Asmaların sulamaya karşı gösterdiği tepkiye birçok faktör etki eder. Kurak ve toprak neminin düşük olduğu yerlerdeki asmalar , serin ve nemli yerlerdekine nazaran susuzluğa daha dayanıklıdırlar. Bu durum toprağın su tutma kapasitesine, kök bölgesinin derinliğine, toprağın su tutma özelliklerine toprağın geçirgenliğine ve taban suyunun yüksekliğine bağlıdır. Ayrıca sıra arası ve üzeri mesafeler terbiye sistemi, sıraların yönü, budama, sulama yöntemi ve miktarı asmaların sulamaya karşı gösterdiği tepkiyi etkilemektedir. Derin topraklardaki bağlar, sığ topraklardakine göre susuzluğa daha dayanıklıdır.
9.4.1.1. Vegetatif gelişme
Sulama çubukların odunlaşmasını ve üzümlerin olgunlaşmasını geciktirir. Sulanan bağlarda asmalar daha kuvvetli gelişeceği için, sulanmayan bağlara nazaran daha fazla gübreye ihtiyaç duyarlar.
Kök gelişimi: Bağlarda kullanılan sulama yöntemi köklerin dağılımı üzerine etkilidir. Kökler damlama sulamada damlatıcıların hemen altında yoğunlaşmasına karşın , yağmurlama sulamada daha geniş bir alana yayılır.
Asmaların susuz bırakılarak köklerinin suyu bulmak üzere daha derine gideceği yanlış bir inanıştır. Köklerin gelişmesi ve dallanması ancak yeterince nemin olduğu toprakta mümkündür. Bu nedenle özellikle dikim yılını takip eden yıllarda bağlar çok iyi sulanmalıdır.
Toprak nemini ilkbaharda ve yazın aşırı derecede fazla olması kök gelişimini ve yeni köklerin oluşumunu azaltır. Köklerin çürümesine neden olur. Bu ise verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkiler.
Yıllık sürgün gelişimi: Sürgün gelişimi ilkbaharda oldukça hızlıdır. Ben düşme döneminde yavaşlar hatta durur. Bu nedenle toprağın su içeriğinin sürgün gelişimi üzerindeki etkisi ben düşme döneminden önce oldukça fazladır.
Toprakta yeterince nem, sıcaklık ve besin maddesi olması ve kültürel işlemlerin tam olarak yerine getirilmesi durumunda ilkbaharda asmalarda hızlı bir sürgün gelişimi görülür ve bu durum yaz aylarına doğru gittikçe azalır. Hasat sırasında veya daha sonra ise çok az sürgün gelişimi olur. Günlük sürgün gelişme oranı (cm/gün) çiçeklenmeye kadar yükselerek maksimuma ulaşır ve daha sonra meyvelerin devreye girmesi ile yavaşlar. Sürgün gelişiminin hızlı olduğu yerlerde, kış budamasından sonra çıkan budama artığı da fazla olacaktır. Bu artış sulanmayan bağlarla karşılaştırıldığında %4-137 arasında değişir(Tablo 9.4.1). Budama artığındaki bu artış aynı zamanda verimdeki artış ile paralellik gösterir. Sulama yaprakların gelişimi ve koltuk sürgünü oluşumunu teşvik eder.
9.4.1.2. Generatif gelişme
Toprakta nemin yeterli olması sofralık üzümlerde tanelerin irileşmesini sağlar. Sulamanın üzümlerin depolanması üzerine olumsuz bir etkisi yoktur. Olgunlaşma sırasındaki hafif bir susuzluk tane rengini iyileştirebi1 ir. Kurutmalık üzümlerde hasattan önce yapılacak aşırı sulama üzümlerin şeker içeriğini düşürür. Dolayısıyla kuru üzüm randımanı da azalır.
özellikle ince kabuklu çeşitlerde ben düşmeden sonra asmaların su dengesini bozmamak için bağlar sulanmamalıdır. Aksi taktirde çatlamalar olur. Aynı şekilde hasada yakın yağmur yağması durumunda, üzümler mümkün olduğunca çabuk hasat edilerek çatlamasına izin verilmemelidir. Salkım
ağırlığı sulamayla artış gösterir. Bu artış tane sayısından çok, tane ağırlığından kaynaklanır. Tane tutum döneminde genellikle topraktaki su düzeyi yeterlidir ve asmalar susuzluk çekmezler. Fakat çiçeklenme dönemindeki sıcak rüzgarlar tane tutumunu azaltabilir. Aynı zamanda çiçeklenme döneminde asmaların su altında kalması; polen keselerinin düzensiz açılmasına, polenlerin çimlenmesinin düşmesine ve polen tüpünün gelişiminin zayıflamasına neden olarak, tane tutumunu azaltabilir.
Tanelerin büyüme döneminde meydana gelen susuzluk meyvenin gelişmesini ve bileşimini etkiler. Ben düşme döneminden önceki susuzluk tane iriliğini azaltır. Bu azalış hücre sayısındaki artışın engellenmesine bağlanır. Ben düşmeden sonraki susuzluk da, tanedeki hücrelerin hacimsel artışını, dolayısıyla tane iriliğini olumsuz yönde etkiler. Fakat ilk devredeki kadar etkin değildir. Sulamanın tanedeki şeker birikimine etkisi değişkendir. Sulamayla tanelerin şeker içeriği artabilir veya azalabi1 ir.Etkisi çok önemli değildir. Fakat sulama, genellikle tanenin olgunlaşmasını geciktirir.
Aşırı susuzluk asmalarda erken yaprak dökümüne neden olarak ve fotosentez oranını düşürerek şeker birikimini geciktirir. Buna karşılık hafif bir susuzluk sürgün gelişimini azaltarak, yaprakların birbirine daha az gölge yapmasına ve bunun sonucunda da, içteki yaprakların daha fazla güneş görerek fotosentez oranının artmasına yol açar.
9.4.1.3. Verim
Bağlarda sulama yapmak suretiyle üzüm verimini ve sürgün gelişimini bir misli arttırmak mümkündür. Fakat bu artış çeşit ve ekolojilere göre önemli oranda değişmektedir (Tablo 9.4.1). Asmalarda sulamayla sağlanan verim artışı yazları kurak geçen yerlerde yağışlı geçen yerlere nazaran daha fazladır.
9.4.2. Susuzluk belirtileri
Asmalarda susuzluğun ilk belirtisi yaprak sapı ile yaprak ayası arasındaki açının daralmasıdır. Susuzluk devam ederse internodyumlarin gelişimi engellenir ve kısa kalırlar. Daha sonraki aşamada sürgün ucunda ve sülüklerde kurumalar başgösterir.
Asmalarda sürgünlerin hızlı geliştiği mevsim başında, genç yaprakların sarımsı yeşil görüntüsü sürgünlerin hızlı uzamasından kaynaklanır. Bu durum yaz başına kadar devam eder. Fakat yaz başında itibaren topraktaki nem miktarı azalmaya devam ederse yapraklar solmaya ve buruşmaya başlar. Susuzluğun uzaması özellikle dip yapraklarda olmak üzere, yaprak kenarlarında kıvrılmalara ve kurumalara neden olur. Yeni çıkan sülükler ve sürgün ucu kurur. Yaprak rengi susuzluğun iyi bir göstergesidir.Bu durumda genç yapraklar ve sürgün ucu özellikle yaz aylarında sarımsı yeşil, olgun yapraklar ise grimsi yeşil bir renk alır. Susuzluğun devam etmesi halinde öncelikle dip yapraklar sararır ve dökülür.
Bu durum özellikle toprak derinliğinin az olduğu yerlerde veya çok sıcak havalarda belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Susuzluk devam ederse yapraklar ve daha sonra sürgünler tamamen kurur, aynı şekilde salkımlar da kurur ve dökülür.
özellikle mevsim sonundaki susuzluğun belirtisi yaprakların dökülmesidir. Dökülme öncelikle alttaki yaşlı yapraklardan başlar ve üst kısımlara doğru devam eder. Susuzluk belirtisi gösteren asmalarda stomalar 24 saate varan sürelerde kapalı kalabilir, üzüm tanelerinde çok az sayıda stoma ve lentisel vardır. Bu nedenle asmalardan su kaybında en etkili organ yapraklardır. Meyvelerin etkisi çok azdır. Asmalardaki susuzluk belirtileri, bir noktaya kadar sulama yapılarak giderilebilir. Fakat kuruyan yaprakları tekrar canlandırmak mümkün değildir.
Susuzluk, ianelerin hızlı gelişme döneminde meydana gelirse, taneler tam büyüklüğüne ulaşamaz. Bu dönemden sonra bağlar sulansa bile taneler yine de normal iriliğini alamaz. Üzümlerin olgunlaşma döneminde susuzluğun şiddeti artarsa, olgunlaşma gecikir, taneler olgunlaşsa bile donuk bir renk alır. Genellikle tanelerde güneş yanıklıkları görülür. Olgunlaşma periyodu esnasındaki hafif bir susuzluk, sürgün gelişiminin azalmasına, dolayısıyla fotosentez ürünlerinin tanelere yönelerek,üzümlerin erken olgunlaşmasına neden olur.
üzümler olgunlaştıktan yani hasattan sonra asmaların su ihtiyacı oldukça azalır. Bundan sonra bağlar sulanmasa da olur. Fakat özellikle sıcak yörelerde, sığ topraklarda veya erkenci çeşitlerin yetiştirilmesi durumunda,' hasattan sonra da bağların sulanması gerekebilir. Fakat sonbaharda özellikle sürgün gelişimini teşvik edecek geç mevsimdeki sulamalardan da kaçınmak gerekir.
Sonbaharda asmalar uzun süre sulanmadan kalırlar. Bu aynı zamanda çubukların odunlaşmasına yardımcı olur. Havanın çok kurak gitmesi durumunda sonbaharda da bir sulama yapılabilir. Aynı şekilde sığ veya kumlu topraklarda hasattan sonra da asmaları sulamaya devam etmelidir.
Hafif bir susuzluk, antosiyanin renk maddesini arttırdığı için, siyah ve kırmızı üzümlerde renklenmeyi olumlu yönde etkiler. Renk maddesindeki bu artış tanenin küçülmesinden değil, antosiyanin konsantrasyonunun artmasından kaynaklanır.
Yurdumuzda özellikle güney yörelerde yaz aylarında esen sıcak rüzgarlar (örneğin Antalya'da poyraz) asmalardan ve topraktan buharlaşma yoluyla aşırı su kaybına neden olur. Bu durumda bağların zaman geçirilmeden sulanmasında yarar vardır
Orta derinlikte topraklar, orta veya ağır bir bünyeye sahip ise yazın bir defa sulamak yeterli olabilir. Buna karşılık kumlu ve sığ topraklardaki bağlar yaz başından üzümler olgunlaşıncaya kadar, 2-3 hafta arayla düzenli olarak sulanmalıdır. Böyle topraklarda karıklar mayıs sonunda açılır ve daha sonra artık toprak işleme pek yapılmaz.
9.4.3. Sulama zamanı
Asmaların dinlenme döneminde kök bölgesi suya doymuş olmalıdır, ilkbaharda gelişme başladıktan sonra, kök bölgesindeki toprak solma noktasına gelinceye kadar kurumazsa susuzluk belirtileri görülmez. Fakat bağlarda bu noktaya kadar beklemeye gerek yoktur, daha önceden sulamaya başlanmalıdır.
Derin veya killi topraklarda, sığ veya kumlu topraklara nazaran susuzluk belirtileri daha geç ve yavaş görülür. Ilıman iklime sahip bölgelerdeki derin topraklarda asmaları yaz başında bir defa sulamak yeterli olabi1 ir.Toprak derinliği 45-90 cm derinlikte ise iki veya daha fazla sulama yapmak gerekir. Asmalar 45 cm den daha az derinliğe sahip topraklara pek dikilmemelidir. Fakat bazı yörelerde ve topraklarda 30 cm derinliği olan topraklarda bile, sulama ve gübreleme başta olmak üzere, kültürel işlemleri tam olarak yerine getirmek koşuluyla verimli bir bağcılık yapmak da mümkündür.
Asmalarda internodyum ve sülükler susuzluğa karşı hassas olmalarına karşın, sulama zamanını tayin etmede pek kullanışlı değildir. Sulama zamanını ve sayısını saptamada birkaç yıllık gözlemler sonucu elde edilen verileri yorumlayarak tecrübe kazanmak gerekir. Bu açıdan budama artıkları, uyanma yüzdesi, sürgündeki salkım sayısı, tane ve salkım ağırlığı, sürgün ve tane gelişim oranı gibi değerler dikkate alınmalıdır. Fakat, budama seviyesi, ürün miktarı, sıcaklık ve rüzgar gibi faktörlerin bu verileri etkilediğini de unutmamak gerekir.
Genç asmalarda kökler henüz derine gitmemiştir. Bu nedenle daha sık fakat daha hafif bir sulama yapmalıdır. Asmalar yaşlandıkça ve kökleri derinlere doğru gittikçe daha seyrek fakat toprağın derinliklerine işleyecek şekilde daha fazla miktarda su verilmelidir. Kumlu veya sığ topraklar, ağır veya derin topraklara nazaran daha sık sulanmalıdır.
Bağlara verilecek su miktarı, toprağın derinliğine, kuruluğuna ve su tutma özelliğine göre değişir. Yaz aylarında asmaların su kullanımı ilkbahar ve sonbahara göre daha fazladır. Asmaların terbiye sistemi de su kullanımını etkiler. Toprak yüzüne daha az gölge yapması nedeniyle goble sistemi bağlarda, tel 1 i terbiye sistemi uygulanan ve asmanın daha geniş bir alana yayıldığı asmalara nazaran buharlaşma ile su kaybı daha fazladır.
?lkbahardaki yağışlar nedeniyle asmalar pek susuzluk çekmez. Ayrıca bu dönemde yaprak yüzeyi de az olduğu için asmalardan buharlaşma ile su kaybı daha azdır.
Asmalar sulanmadan da yetiştirilir şeklinde yanlış bir inanış vardır. Tüm canlılar gibi asmalar da hayatsal işlevlerini yerine getirebilmek için suya ihtiyaç duyar. Asmalar derine giden kökleri nedeniyle kuraklığa dayanıklı bir bitki olmasına rağmen, kurak şartlarda verim düşük olur. Toprağa asmanın ihtiyaç duyduğu su verilirse, buna bağlı olarak verim de yükselir. Diğer taraftan toprağın aşırı miktarda nemli olması da verimi olumsuz yönde etkiler.
BAĞCILIK K?TABI Prof. Dr. H. ?brahim UZUN


Comment