BUDAMA TEKNİĞİ
Meyve yetiştiriciliğinde, meyve ağaçlarının fizyolojik faaliyetleri üzerine teknik uygulamalarla etkili olunabilir. Örneğin, budama, anaç-kalem ilişikisi ve benzeri teknik işlemler uygulanarak, meyve ağacının yaşantısı üzerine olumlu ya da olumsuz etkiler yapılabilir.
Meyve ağaçlarını budama işlemleriyle kısa zamanda ürün vermeğe başlatabileceğimiz gibi, meyveye başlama zamanını da geciktirebiliriz.
Örneğin, meyve fidanlarında dalların kesilmeden bırakılmaları, eğilmeleri, bükülmeleriyle bunlar üzerinde çiçek tomurcuğu oluşumunu hızlandırır, meyve ağacını çok kısa sürede meyve vermeğe yönlendirebiliriz
Öte yandan, bir fidanın dalları kısa kesilir ve bu işlem her yıl tekrarlanır ise çiçek tomurcuğu oluşması o denli geç olur. Ayrıca, değişik kuvvette anaçlar kullanarak meyve ağaçlarının bodurlaşmalarını ya da onların çok kuvvetli bir taç yapmalarını teşvik edebiliriz.
Bunun yanında, meyve ağaçlarının içinde bulunduğu çevre koşullarının da, bunların gelişmesi ve ürün vermesi üzerine etkilerini yadsımamak gerekir. Bu nedenledir ki, değişik çevre koşullarında yetiştirilen meyve ağaçlarının sağlıklı gelişmeleri ve kısa zamanda ürün vermeğe başlamaları için, budama tekniğinin iyi bilinmesi ve uygulanması ile diğer kültür önlemlerinin gereği gibi yerine getirilmesi zorunludur.
Ülkemizde, iklim bakımından biribirinden farklı bölgeler bulunduğu gibi, ayrıca her ana iklim bölgesinde de değişen ekolojilerle karşılaşmak olasıdır. Durum böyle olunca, meyve yetiştiriciliğinde başlangıçta yapılacak hataların ileri ki yıllarda düzeltilmeleri bir hayli güç olur. Yukarıda belirtilen nedenlerledir ki, meyve yetiştiricilerinin, bitki fizyolojisi, ekoloji ve meyve ağaçlarının organografik yapıları hakkında sahip oldukları bilgilerin yeterli olmaması halinde bile, budama tekniği bakımından başvurabilecekleri bazı ilkelerin açıklanması uygun ve yerinde olacaktır.
1--Meyve ağaçlarının değişik yaşam devrelerindeki görüntüleri fizyolojik dengenin belirtileridir. Bilindiği gibi, meyve ağaçlarında fizyolojik denge, generatif faaliyetler ile vegetatif gelişmenin birbiriyle uyumlu olmasına denir. Bir meyve ağacının fizyolojik dengede olup olmadığını anlamak oldukça güçtür. Gerçi, bir meyve ağacının sürgünlerinin kuvvet ve uzunluğu ile bu ağaçtan alınacak ürün miktan arasındaki ilişki, meyve ağacının fizyolojik dengede olup olmadığını bir dereceye kadar gösterebilir. Ancak, bu saptama matematiksel ölçüde kesin ve değişmez anlamına gelmez. Onun içindir ki, ağaçlann içinde bulunduğu fizyolojik denge hakkında belirli ve değişmez ölçüler vermek çok güçtür. Pratikte, ılıman iklim meyve ağaçlarının yıllık sürgünlerinin uzunluklan, meyve ağaçlan için kullanılan anaç, çevre ekolojisi, toprak verimliliği vb. faktörlere bağlı olarak değişiyorsa da, ortalama olarak 30-60 cm uzunlukta sürgünleri olan bu ağaçta 150-200 kg ürün alınabiliyorsa, meyve ağacı fizyolojik dengededir denebilir. Doğada. değişik ekolojik koşullarda kendi halinde büyüyen bir meyve ağacında fizyolojik bir denge güç ve geç kurulabileceği gibi. bundan çıkması da o denli kolay olabilir. Bu nedenledir ki, değişen ekolojik koşullarda meyve ağaçlarının kesime karşı gösterecekleri tepkiler, çeşit ve türlerin kalıtsal yapılan, çeşitlerin üzerine aşılandıklan anaçlar dikkate alınarak uygulanacak budama işlemleri, meyve ağaçlannın kısa zamanda fizyolojik dengeye girmesini sağlayacağı gibi, gençlik kısırlığı döneminin uzun sürmesine de neden olabilir. Nitekim, Hilkenbaumer (1961), yaptığı bir araştırmada, EM IX üzerine aşılı, James Grive, Oldenburg, Cox orange, Jonathan ve Golden Delicious gibi elma Çeşitlerinin orta derecede bir kesilme isteği gösterdiğini saptamıştır. Aynı araştırıcı, bu çeşitlerin fizyolojik dengeye girdikten sonra da, bu düzeni devam ettirebilmeleri için her yıl yıllık sürgünlerinin 1/3'nün kesilmesinin gerektiğini belirtmiştir.
Görülüyor ki, meyve ağaçlannın fizyolojik dengesiyle budama işlemlerinin şiddetle uygulanması arasında önemli bir ilişki vardır.
2. Bir meyve ağacında, ana dallar tacın oluşumunu sağlar, yardımcı dallar, ağaca şekil verir, meyve dallan ise generatif faaliyeti yönlendirir. Bu nedenle, meyve ağaçlarının özellikle şekillendirilme devrelerinde, budama işlemleri vegetatif gelişmenin görüldüğü odun dallarına uygulanmalı, meyve dallarına, zorunlu olmadıkça dokunulmamalıdır. Bu İlkeye uygun olarak hareket edildiği taktirde, meyve ağaçlarına iyi bir şekil verilebileceği gibi, bunların kısa zamanda meyveye yatması da sağlanır. Ağaçlara uygulanacak aksi işlemler ise, bunların düzensiz bir şekil almalarına, çıplaklaşmalara ve meyveye geç başlamalarına, meyve kalitelerinin iyi olmamasına neden olur. Nitekim, Cinai'nın (1956), yaptığı araştırmalar, budamanın büyüme noktalarına uygulanmasına şeftali, kayısı ve erik gibi sert çekirdekli meyve ağaçları için yararlı olduğunu belirtmesi yanında, yukarıdaki fikri de doğrulamıştır (Şekil 28).

3. Meyve anaçlarında budamaya başlamadan önce ağaçların toplu gelişmeleri incelemeli, bu toplu gelişme içerisinde, her ana dal ayn olarak ele alınarak budamaya başlanmalıdır. Meyve ağaçlannın toplu gelişmesi incelenmeden yapılacak budamalar ana dallar üzerinde onanlmaz hatalara neden olabilir. Örneğin, bazı ana dallardan çok fazla dal çıkartılabilir. Bundan dolayı o ana dal çıplaklaşır, geride kalan diğer ana dallar daha düzenli bir dal dağılımı gösterebilir. Ya da, bazı ana dallarda çok fazla meyve görülebilir, diğerlerinde ise fazla dal çıkartılması sonucu buna rastlanmaz.
4. Genel olarak, meyve ağaçlannda vegetatif gelişme meyve ağaçlannın büyüme noktalarında, yani uç kısımlannda olmaktadır. Bu nedenle iyi şekillendirilmiş bir ağaçta dal kesmeleri vegetatif gelişmenin oluştuğu uç kısımlarda uygulanmalıdır. Çünkü, ana dalların alt kısımlanndan çıkartılacak dallar, çıplaklaşmalara neden olabileceği gibi, bazende kesilen noktalardan obur dallar oluşabilir. Bu durum, ağaçlann şekillerini bozacağı gibi, iç kısımlanna ışık girmesini önleyebilir ve besin maddelerinin boşa harcanmalanna da neden olur.
5.Yardımcı dal oluşumu üzerinde titizlikle ve önemle durulmalıdır. Gerçi kendi haline terkedilmiş ağaçlar incelenince görülür ki, ana dallar üzerinde yardımcı dallar normal olarak oluşmaktadır. îşte, bu doğal gelişmeye yardımcı olacak ve ona yön verecek şekilde, meyve ağaçlannda yardımcı dal oluşumuna gayret edilmelidir. Yardımcı dallar, ana dallar üzerinde mümkün olduğu kadar eşit uzaklıkta ve aynı yönlerde oluşturulmalıdır (Şekil 29).

Yani bir ana dalda yardımcı dal sol tarafta oluşturulmuş ise, diğer ana dal üzerinde oluşturulacak yardımcı dallarda aynı yönde olmalıdır. Aksi takdirde, bir ana daldaki yardımcı dal sol, diğerinde sağ tarafta oluşturulacak olursa, ağaçlarda görünüş bozukluklan olabilir ve ağacın bazı yönlerinde dal sıklıklan ve kanşıklığı ortaya çıkar. Bu durum, meyve kaliteleri üzerinde de olumsuz etki yapar. Öte yandan, ana dallar ile yardımcı dallar arasında vegetatif gelişme bakımından rekabet olmamalıdır. Aksi takdirde, yardımcı dallar kuvvetli gelişerek ana dallann yerine geçebilir. Bu durum, meyve ağaçlannın toplu gelişmeleri üzerine olumsuz etki yapar, ana dallann gelişmeleri geriler veya durabilir, üründe azalmalar olabilir ve yan taraflara doğru gelişme gösterir. Onun içindir ki, yardımcı dallar, ana dallar kadar ya da onlardan lnıvvstli olmamadır, Meyve ağaçlannın şekil bakımından düzenli gelişmelerini sağlayabilmemiz için, yardımcı dallar, ana dallann büyüme noktasında en az 15-25 cm daha aşağıda seçilmelidir. Öte yandan, ana dallar üzerinde seçilecek yardımcı dallann eşit uzunluk ve kuvvette olmalanna çaba gösterilmelidir. Seçilecek yardımcı dallann birinin çok zayıf, diğerlerinin kuvvetli olması istenmez. Aksi takdirde yardımcı dallar, dolayısıyle ana dallar arasında gelişme bakımından düzensizlikler olabileceği gibi, bazen zayıf gelişen yardımcı dallar, ana dallar üzerinde büyük boşluklann oluşmasına neden olabilir. Diğer taraftan, ana dallar ile yardımcı dallar arasındaki açının 45° olmasına dikkat edilmelidir. Açılan dar olan yardımcı dallann zamanla kınldıklan, daha geniş açılı yardımcı dallarda ise vegetatif gelişmenin gerilediği ve meyve dallannın oluşumunun arttığı izlenebilir. Şüphesiz, yukanda belirtilen olumsuz gelişmeler, meyve ağacı bakımından olduğu kadar, yetiştirici yönünden de sakıncalıdır.
6. Ana dallar arasında gelişme bakımından dengesizlik göze Çarpıyorsa, aşağıdaki flnlpmlrr alınmalıdır a. Kuvvetli dallar üzerindeki mp.yvplpr tamamen bırakılarak zayıf dallardakiler sevreltilmelidir. Bu suretle, besin maddelerinin çoğu meyvelerde toplanacağından vegetatif gelişme geriler. Oysa, zayıf dallarda, bunlar dalın gelişmesine ve kuvvetlenmesine harcanır. Bu uygulamalar sonucu, yardımcı dallann gelişmeleri her iki dalda eşit duruma gelebilir. b. Kuvvetli dal üzerinde cok miktarda dal bırakılarak besi maddelerinin bir noktaya akmalanna engel olunmalı, zayıf dallarda d .seyreltilmesi yapılarak bunların akışları büyüme noktalarına yönlendirilmelidir. c. jCuvvetli vegetatif gelişme gösteren ana dalların açıları .genişletilmeli, zayıf büvüvenlerinki ise daraltılmalıdır (Champagnat, Jİ954).
7. Besin maddelerinin dağılmaları ile depo edilmeleri meyvelerin gösterişli ve kaliteli olmaları, dalların ışıktan eşit şekilde yarar sağlayabilmeleri ve kültür işlemlerinin kolaylıkla uygulanabilmesi için ağaçların taç oluşumunda simetriye dikkat edilmelidir. Yani, gövde üzerinde ana dallar, mümkün olduğu kadar aynı yükseklikte ve eşit açılarla olmalı, eşit kuvvette olmalıdır. Bunlar üzerinde seçilecek yardımcıdallar aynı yönde, eşit kuvvette ve sarmal dağılım göstermelidir.
8. Dalları kısa kesmek vegetatif gelişme.ye.hiç kesmemek, uzun bırakmak veya eğmek, bükmek generatif fâaliyete yardım eder. Bu nedenle, sürmesi istenen dal kısa kesilmeli, meyve dallarının oluşması isteniyorsa dallar uzun bırakılmalı, hiç kesilmemeli veya eğilmeli ya da bükülmelidir (Renaud, 1956; Sörensen, 1957). Gerçekten Monin ve Dermine (1957), EM II anacı üzerine aşılı Golden Delicious elma çeşidinin genç ağaçlarında üç değişik budamanın, sürgün gelişmesi üzerine etkisini incelemişlerdir. Araştırıcıların elde ettikleri sonuçlardan, şiddetli budanan yani kısa kesilen dallarda, uzun sürgünlerin oluştuğunu fakat yeni oluşan dalların kalınlaşmalarının iyi olmadığını anlıyoruz. Soczek ve Mrozowsk'in (1958) ortaklaşa yaptıkları •araştırmalara göre, kirazlarda kısa kesim ürünü %14 oranında azaltmakta, buna karşın meyvelerin kaliteleri iyileşmektedir. Nitekim, budanmış ağaçlardakine göre, budanmamış ağaçlardan alınan 100 adet meyve ağırlığı %15 daha az olmuştur. Öte yandan, budanmamış ağaçlara göre, budanmış ağaçlardaki iki yıllık sürgün uzunlukları 18.7 cm daha fazla olmuştur. Turowcen (1963), üç elma çeşidinin ağaçlannı 4 gruba ayırmış, bunlardan birinci gruptaki ağaçlann bir yıllık sürgünlerinin 2/3'ünü, diğer gruptaki ağaçlann 2-3 yaşlı ve 4-5 yaşlı dallar üzerinden kesmiş ve son gruptaki ağaçlan da hiç budamadan (kesmeden) bırakmıştır. Araştıncının elde ettiği sonuçlara göre, bir yıllık dallann 2/3'ü kesilen ağaçlarda meyve dallannın oluşmasına karşılık, 2-3 ile 4-5 yıllık dallar üzerinden kesilen ağaçlarda ise, çok bol sürgün oluşmuştur. Aslında, bu deneme sonuçlan ile doğada yapılan gözlemler, kısa kesim yapmanın daima çok sayıda ve uzun sürgünlerin, uzun kesme veya hiç kesmemenin de meyve dallannın oluşmasına neden olduğunu göstermektedir. Öte yandan, Stadler ve Stassen'e (1985) göre, budama şiddeti ağaçlann gövdelerinin kalınlaşmalan üzerine de etkili olmaktadır. Stadler ve Stassen, şiddetli budanmış genç bir ağacın gövde çevresinin 9.9 cm, orta derecede budanmış ağacın 10.9 cm ve hafif budanmış olanın ise 12.3 cm olduğunu bildirmişlerdir.
9. Dallar toprağa paralel olarak eğilmeli, keskin yay teşkil edecek şekilde kuvvetli eğilmemeli, eğer keskin yay yapmak zorunluluğu varsa, eğilen dalın tepe noktalanndaki gözler köreltilmelidir. Aksi taktirde, bu noktalarda oluşacak dik büyüyen dallar ağaçlann gelişme dengesini bozar (şekil 30)
10. Aynı noktadan yanyana büyüyen aynı kuvvette dallann gelişmesine izin verilmemeli, bu gibi durumda geniş açılı dal bırakılarak, dar açılı büyüyen dal çıkartılmalıdır. Bu suretle, dallar arasında gelişme bakımından rekabet önleneceği gibi, bu dallann ileride ortaya koyacağı sorunlar daha başlangıçta önlenmiş olur (Talbert ve Murnek 1944) (Şekil 31).
Meyve yetiştiriciliğinde, meyve ağaçlarının fizyolojik faaliyetleri üzerine teknik uygulamalarla etkili olunabilir. Örneğin, budama, anaç-kalem ilişikisi ve benzeri teknik işlemler uygulanarak, meyve ağacının yaşantısı üzerine olumlu ya da olumsuz etkiler yapılabilir.
Meyve ağaçlarını budama işlemleriyle kısa zamanda ürün vermeğe başlatabileceğimiz gibi, meyveye başlama zamanını da geciktirebiliriz.
Örneğin, meyve fidanlarında dalların kesilmeden bırakılmaları, eğilmeleri, bükülmeleriyle bunlar üzerinde çiçek tomurcuğu oluşumunu hızlandırır, meyve ağacını çok kısa sürede meyve vermeğe yönlendirebiliriz
Öte yandan, bir fidanın dalları kısa kesilir ve bu işlem her yıl tekrarlanır ise çiçek tomurcuğu oluşması o denli geç olur. Ayrıca, değişik kuvvette anaçlar kullanarak meyve ağaçlarının bodurlaşmalarını ya da onların çok kuvvetli bir taç yapmalarını teşvik edebiliriz.
Bunun yanında, meyve ağaçlarının içinde bulunduğu çevre koşullarının da, bunların gelişmesi ve ürün vermesi üzerine etkilerini yadsımamak gerekir. Bu nedenledir ki, değişik çevre koşullarında yetiştirilen meyve ağaçlarının sağlıklı gelişmeleri ve kısa zamanda ürün vermeğe başlamaları için, budama tekniğinin iyi bilinmesi ve uygulanması ile diğer kültür önlemlerinin gereği gibi yerine getirilmesi zorunludur.
Ülkemizde, iklim bakımından biribirinden farklı bölgeler bulunduğu gibi, ayrıca her ana iklim bölgesinde de değişen ekolojilerle karşılaşmak olasıdır. Durum böyle olunca, meyve yetiştiriciliğinde başlangıçta yapılacak hataların ileri ki yıllarda düzeltilmeleri bir hayli güç olur. Yukarıda belirtilen nedenlerledir ki, meyve yetiştiricilerinin, bitki fizyolojisi, ekoloji ve meyve ağaçlarının organografik yapıları hakkında sahip oldukları bilgilerin yeterli olmaması halinde bile, budama tekniği bakımından başvurabilecekleri bazı ilkelerin açıklanması uygun ve yerinde olacaktır.
1--Meyve ağaçlarının değişik yaşam devrelerindeki görüntüleri fizyolojik dengenin belirtileridir. Bilindiği gibi, meyve ağaçlarında fizyolojik denge, generatif faaliyetler ile vegetatif gelişmenin birbiriyle uyumlu olmasına denir. Bir meyve ağacının fizyolojik dengede olup olmadığını anlamak oldukça güçtür. Gerçi, bir meyve ağacının sürgünlerinin kuvvet ve uzunluğu ile bu ağaçtan alınacak ürün miktan arasındaki ilişki, meyve ağacının fizyolojik dengede olup olmadığını bir dereceye kadar gösterebilir. Ancak, bu saptama matematiksel ölçüde kesin ve değişmez anlamına gelmez. Onun içindir ki, ağaçlann içinde bulunduğu fizyolojik denge hakkında belirli ve değişmez ölçüler vermek çok güçtür. Pratikte, ılıman iklim meyve ağaçlarının yıllık sürgünlerinin uzunluklan, meyve ağaçlan için kullanılan anaç, çevre ekolojisi, toprak verimliliği vb. faktörlere bağlı olarak değişiyorsa da, ortalama olarak 30-60 cm uzunlukta sürgünleri olan bu ağaçta 150-200 kg ürün alınabiliyorsa, meyve ağacı fizyolojik dengededir denebilir. Doğada. değişik ekolojik koşullarda kendi halinde büyüyen bir meyve ağacında fizyolojik bir denge güç ve geç kurulabileceği gibi. bundan çıkması da o denli kolay olabilir. Bu nedenledir ki, değişen ekolojik koşullarda meyve ağaçlarının kesime karşı gösterecekleri tepkiler, çeşit ve türlerin kalıtsal yapılan, çeşitlerin üzerine aşılandıklan anaçlar dikkate alınarak uygulanacak budama işlemleri, meyve ağaçlannın kısa zamanda fizyolojik dengeye girmesini sağlayacağı gibi, gençlik kısırlığı döneminin uzun sürmesine de neden olabilir. Nitekim, Hilkenbaumer (1961), yaptığı bir araştırmada, EM IX üzerine aşılı, James Grive, Oldenburg, Cox orange, Jonathan ve Golden Delicious gibi elma Çeşitlerinin orta derecede bir kesilme isteği gösterdiğini saptamıştır. Aynı araştırıcı, bu çeşitlerin fizyolojik dengeye girdikten sonra da, bu düzeni devam ettirebilmeleri için her yıl yıllık sürgünlerinin 1/3'nün kesilmesinin gerektiğini belirtmiştir.
Görülüyor ki, meyve ağaçlannın fizyolojik dengesiyle budama işlemlerinin şiddetle uygulanması arasında önemli bir ilişki vardır.
2. Bir meyve ağacında, ana dallar tacın oluşumunu sağlar, yardımcı dallar, ağaca şekil verir, meyve dallan ise generatif faaliyeti yönlendirir. Bu nedenle, meyve ağaçlarının özellikle şekillendirilme devrelerinde, budama işlemleri vegetatif gelişmenin görüldüğü odun dallarına uygulanmalı, meyve dallarına, zorunlu olmadıkça dokunulmamalıdır. Bu İlkeye uygun olarak hareket edildiği taktirde, meyve ağaçlarına iyi bir şekil verilebileceği gibi, bunların kısa zamanda meyveye yatması da sağlanır. Ağaçlara uygulanacak aksi işlemler ise, bunların düzensiz bir şekil almalarına, çıplaklaşmalara ve meyveye geç başlamalarına, meyve kalitelerinin iyi olmamasına neden olur. Nitekim, Cinai'nın (1956), yaptığı araştırmalar, budamanın büyüme noktalarına uygulanmasına şeftali, kayısı ve erik gibi sert çekirdekli meyve ağaçları için yararlı olduğunu belirtmesi yanında, yukarıdaki fikri de doğrulamıştır (Şekil 28).
3. Meyve anaçlarında budamaya başlamadan önce ağaçların toplu gelişmeleri incelemeli, bu toplu gelişme içerisinde, her ana dal ayn olarak ele alınarak budamaya başlanmalıdır. Meyve ağaçlannın toplu gelişmesi incelenmeden yapılacak budamalar ana dallar üzerinde onanlmaz hatalara neden olabilir. Örneğin, bazı ana dallardan çok fazla dal çıkartılabilir. Bundan dolayı o ana dal çıplaklaşır, geride kalan diğer ana dallar daha düzenli bir dal dağılımı gösterebilir. Ya da, bazı ana dallarda çok fazla meyve görülebilir, diğerlerinde ise fazla dal çıkartılması sonucu buna rastlanmaz.
4. Genel olarak, meyve ağaçlannda vegetatif gelişme meyve ağaçlannın büyüme noktalarında, yani uç kısımlannda olmaktadır. Bu nedenle iyi şekillendirilmiş bir ağaçta dal kesmeleri vegetatif gelişmenin oluştuğu uç kısımlarda uygulanmalıdır. Çünkü, ana dalların alt kısımlanndan çıkartılacak dallar, çıplaklaşmalara neden olabileceği gibi, bazende kesilen noktalardan obur dallar oluşabilir. Bu durum, ağaçlann şekillerini bozacağı gibi, iç kısımlanna ışık girmesini önleyebilir ve besin maddelerinin boşa harcanmalanna da neden olur.
5.Yardımcı dal oluşumu üzerinde titizlikle ve önemle durulmalıdır. Gerçi kendi haline terkedilmiş ağaçlar incelenince görülür ki, ana dallar üzerinde yardımcı dallar normal olarak oluşmaktadır. îşte, bu doğal gelişmeye yardımcı olacak ve ona yön verecek şekilde, meyve ağaçlannda yardımcı dal oluşumuna gayret edilmelidir. Yardımcı dallar, ana dallar üzerinde mümkün olduğu kadar eşit uzaklıkta ve aynı yönlerde oluşturulmalıdır (Şekil 29).
Yani bir ana dalda yardımcı dal sol tarafta oluşturulmuş ise, diğer ana dal üzerinde oluşturulacak yardımcı dallarda aynı yönde olmalıdır. Aksi takdirde, bir ana daldaki yardımcı dal sol, diğerinde sağ tarafta oluşturulacak olursa, ağaçlarda görünüş bozukluklan olabilir ve ağacın bazı yönlerinde dal sıklıklan ve kanşıklığı ortaya çıkar. Bu durum, meyve kaliteleri üzerinde de olumsuz etki yapar. Öte yandan, ana dallar ile yardımcı dallar arasında vegetatif gelişme bakımından rekabet olmamalıdır. Aksi takdirde, yardımcı dallar kuvvetli gelişerek ana dallann yerine geçebilir. Bu durum, meyve ağaçlannın toplu gelişmeleri üzerine olumsuz etki yapar, ana dallann gelişmeleri geriler veya durabilir, üründe azalmalar olabilir ve yan taraflara doğru gelişme gösterir. Onun içindir ki, yardımcı dallar, ana dallar kadar ya da onlardan lnıvvstli olmamadır, Meyve ağaçlannın şekil bakımından düzenli gelişmelerini sağlayabilmemiz için, yardımcı dallar, ana dallann büyüme noktasında en az 15-25 cm daha aşağıda seçilmelidir. Öte yandan, ana dallar üzerinde seçilecek yardımcı dallann eşit uzunluk ve kuvvette olmalanna çaba gösterilmelidir. Seçilecek yardımcı dallann birinin çok zayıf, diğerlerinin kuvvetli olması istenmez. Aksi takdirde yardımcı dallar, dolayısıyle ana dallar arasında gelişme bakımından düzensizlikler olabileceği gibi, bazen zayıf gelişen yardımcı dallar, ana dallar üzerinde büyük boşluklann oluşmasına neden olabilir. Diğer taraftan, ana dallar ile yardımcı dallar arasındaki açının 45° olmasına dikkat edilmelidir. Açılan dar olan yardımcı dallann zamanla kınldıklan, daha geniş açılı yardımcı dallarda ise vegetatif gelişmenin gerilediği ve meyve dallannın oluşumunun arttığı izlenebilir. Şüphesiz, yukanda belirtilen olumsuz gelişmeler, meyve ağacı bakımından olduğu kadar, yetiştirici yönünden de sakıncalıdır.
6. Ana dallar arasında gelişme bakımından dengesizlik göze Çarpıyorsa, aşağıdaki flnlpmlrr alınmalıdır a. Kuvvetli dallar üzerindeki mp.yvplpr tamamen bırakılarak zayıf dallardakiler sevreltilmelidir. Bu suretle, besin maddelerinin çoğu meyvelerde toplanacağından vegetatif gelişme geriler. Oysa, zayıf dallarda, bunlar dalın gelişmesine ve kuvvetlenmesine harcanır. Bu uygulamalar sonucu, yardımcı dallann gelişmeleri her iki dalda eşit duruma gelebilir. b. Kuvvetli dal üzerinde cok miktarda dal bırakılarak besi maddelerinin bir noktaya akmalanna engel olunmalı, zayıf dallarda d .seyreltilmesi yapılarak bunların akışları büyüme noktalarına yönlendirilmelidir. c. jCuvvetli vegetatif gelişme gösteren ana dalların açıları .genişletilmeli, zayıf büvüvenlerinki ise daraltılmalıdır (Champagnat, Jİ954).
7. Besin maddelerinin dağılmaları ile depo edilmeleri meyvelerin gösterişli ve kaliteli olmaları, dalların ışıktan eşit şekilde yarar sağlayabilmeleri ve kültür işlemlerinin kolaylıkla uygulanabilmesi için ağaçların taç oluşumunda simetriye dikkat edilmelidir. Yani, gövde üzerinde ana dallar, mümkün olduğu kadar aynı yükseklikte ve eşit açılarla olmalı, eşit kuvvette olmalıdır. Bunlar üzerinde seçilecek yardımcıdallar aynı yönde, eşit kuvvette ve sarmal dağılım göstermelidir.
8. Dalları kısa kesmek vegetatif gelişme.ye.hiç kesmemek, uzun bırakmak veya eğmek, bükmek generatif fâaliyete yardım eder. Bu nedenle, sürmesi istenen dal kısa kesilmeli, meyve dallarının oluşması isteniyorsa dallar uzun bırakılmalı, hiç kesilmemeli veya eğilmeli ya da bükülmelidir (Renaud, 1956; Sörensen, 1957). Gerçekten Monin ve Dermine (1957), EM II anacı üzerine aşılı Golden Delicious elma çeşidinin genç ağaçlarında üç değişik budamanın, sürgün gelişmesi üzerine etkisini incelemişlerdir. Araştırıcıların elde ettikleri sonuçlardan, şiddetli budanan yani kısa kesilen dallarda, uzun sürgünlerin oluştuğunu fakat yeni oluşan dalların kalınlaşmalarının iyi olmadığını anlıyoruz. Soczek ve Mrozowsk'in (1958) ortaklaşa yaptıkları •araştırmalara göre, kirazlarda kısa kesim ürünü %14 oranında azaltmakta, buna karşın meyvelerin kaliteleri iyileşmektedir. Nitekim, budanmış ağaçlardakine göre, budanmamış ağaçlardan alınan 100 adet meyve ağırlığı %15 daha az olmuştur. Öte yandan, budanmamış ağaçlara göre, budanmış ağaçlardaki iki yıllık sürgün uzunlukları 18.7 cm daha fazla olmuştur. Turowcen (1963), üç elma çeşidinin ağaçlannı 4 gruba ayırmış, bunlardan birinci gruptaki ağaçlann bir yıllık sürgünlerinin 2/3'ünü, diğer gruptaki ağaçlann 2-3 yaşlı ve 4-5 yaşlı dallar üzerinden kesmiş ve son gruptaki ağaçlan da hiç budamadan (kesmeden) bırakmıştır. Araştıncının elde ettiği sonuçlara göre, bir yıllık dallann 2/3'ü kesilen ağaçlarda meyve dallannın oluşmasına karşılık, 2-3 ile 4-5 yıllık dallar üzerinden kesilen ağaçlarda ise, çok bol sürgün oluşmuştur. Aslında, bu deneme sonuçlan ile doğada yapılan gözlemler, kısa kesim yapmanın daima çok sayıda ve uzun sürgünlerin, uzun kesme veya hiç kesmemenin de meyve dallannın oluşmasına neden olduğunu göstermektedir. Öte yandan, Stadler ve Stassen'e (1985) göre, budama şiddeti ağaçlann gövdelerinin kalınlaşmalan üzerine de etkili olmaktadır. Stadler ve Stassen, şiddetli budanmış genç bir ağacın gövde çevresinin 9.9 cm, orta derecede budanmış ağacın 10.9 cm ve hafif budanmış olanın ise 12.3 cm olduğunu bildirmişlerdir.
9. Dallar toprağa paralel olarak eğilmeli, keskin yay teşkil edecek şekilde kuvvetli eğilmemeli, eğer keskin yay yapmak zorunluluğu varsa, eğilen dalın tepe noktalanndaki gözler köreltilmelidir. Aksi taktirde, bu noktalarda oluşacak dik büyüyen dallar ağaçlann gelişme dengesini bozar (şekil 30)
10. Aynı noktadan yanyana büyüyen aynı kuvvette dallann gelişmesine izin verilmemeli, bu gibi durumda geniş açılı dal bırakılarak, dar açılı büyüyen dal çıkartılmalıdır. Bu suretle, dallar arasında gelişme bakımından rekabet önleneceği gibi, bu dallann ileride ortaya koyacağı sorunlar daha başlangıçta önlenmiş olur (Talbert ve Murnek 1944) (Şekil 31).


Comment