1 — Budamanın önemi: Meyve merakı olan herkes diktiği fidanları tutturup tek, tük meyve almağa başlayınca bu defa da budama problemiyle karşılaşır.
Ağaçlar, budanmadan tabiî büyümesine bırakılırsa kaliteli meyve alınamayacağı bugün artık bütün yetiştiriciler tarafından kabul edilmektedir.
Bu maksatla her budamacı kendi anlayış ve kendi bilgisine göre bir budama yaparak kaliteli ve süreli bol mahsul alfnağa çalışır. Ancak muvaffakiyet tam bilgiyle yapılan budama sayesinde elde edilir.
Ağaçlan, meyveye yatırmak için budama elimizdeki en kuvvetli vasıtadır. Bunun için budamaya, muntazam, bol ve kaliteli mahsul alma sanatıdır denilebilir. Bu yüzden de meyveciliğin en önemli bahsi sayılmaktadır.
2 — Budamanın tarihçesi: Çok eski olduğu tahmin edilmektedir. Bu
dama hissini insanlara tabiat telkin etmiştir. Sık ormanlarda yetişen ve
kurumuş dallarla dolu yabanî ağaçları ve sık dikilmiş, birbirine girmiş
yaşlı meyve ağaçlarını hepimiz biliriz. Bu ağaçların sık dalları zaman
la birbirlerini boğup kurutur ve bu suretle tabiatın elile budanıp dökülürler.
İşte insanların yaptıkları budama tabiatın yaptıklarını mükemmelleştirmekten ibaret kalmıştır.
Geçen yüzyıllar zarfında birçok budama sistemleri bulunmuş ve denenmiştir. Bütün bu sistemlerin faydalı olduğu kadar zararlı tarafları da görülmüştür. Bu, yüzden münakaşalar devam ede gelmekte idi.
Nihayet son 17 sene içerisinde yapılan pek çok araştırma ve denemeler sonucunda budama hakkında katî fikir ve kararlara varıldığı kanaatiyle eski usul ve nazariyeler terkedilmiştir.
3 — Budamanın temel prensipleri: Hiçbir eserin, budamanın nasıl
yapılacağım teferruat ile birlikte kaide şeklinde vereceği düşünülemez.
Yalnız değişik kesimlerin yapılmasını ve bunların sonuçlarının ne ola
bileceğini araştırarak varılan kanaatleri belirtir.
İyi bir budama yapabilmek için bitkinin biyoloji ve fizyoloji kanunlarını bilmek ve bu suretle ağacın neden ve nasıl meyve yaptığını anlayabilmek lâzımdır. Bu bilgileri pratikle birleştirdiğimiz zaman doğru bir budama yapacağımıza inanabiliriz. Hataları azaltmak için de bir müddet usta bir budamacının yaptıklarını seyretmek çok lüzumludur.
A — Genç bitkilerde, budama kabil olduğu kadar az yapılacaktır.
B — Ağacın çatısını kurarken, iskeletinin ana dalları mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır.
C — Bir yaşındaki meyve yapan dalları hangi cinse mensup olursa olsun ucundan keserek kısaltmamandır.
Sadece fidanlara şekil verilirken, dalların çıkmaları arzu edilen yerlerden sürmelerini temin için fevkalâde hallerde kısaltmalar yapılabilir.
Ç — Büyüme çağındaki bitkiler üzerinde, yazın yeşil budamalar kesme şeklinde yapılmayıp bükme şeklinde olacaktır.
A — Genç fidanlarda budama kabil olduğu kadar az yapılacaktır:
Çünkü, bu şekildeki budama kök ve dalların gelişmesi için lüzumludur. Genç bir fidanı kuvvetli bir budama ile evvelâ lüzumsuz yere küçültmüş oluruz.
Ayni zamanda kök ile çatı (taç) dalları arasındaki denge kökler yararına bozulacağından bitki üzerinde lüzumundan fazla sürgünler meydana gelecektir. Bunlar budanınca açılan yaraların kapanması için, fidanın sadece büyümeye harcayacağı enerjinin bir kısmını da bunları kapatmak için sarf etmesi lâzım gelecektir. Bu yüzden fidan gereği kadar
gelişemeyecektir.
Budamanın kuvveti arttıkça fena etkileri de artacaktır.
B — Fidanın çatısını kurarken iskeletinin ana dallarını da mümkün
olduğu kadar azaltmalıdır.
Muntazam ve bilinerek şekillendirilmiş meyveliklerde fidanlara ayrılan yerler hudutludur, iskeletin lüzumundan fazla teşekkülü oranında tabiidir ki, meyve dalları da eksilir. Meyve dalları eksilince de mahsul kendiliğinden azalmış olur.
Aksi halde ise, fazla dallar ağacın çatısının çok sıklaşmasına sebep olur. Bunların gelişmeleri sonucunda da fazla gölge olacağından, dallar güneş görebilmek için yukarı kaçacaktır. Böylece altta teşekkül eden dallar zayıf kalacaklarından zamanla kururlar.
Bunun için, ağacın çatısı kurulurken ana dallar en azdan tutula çatısı kurulurken dal çıkmasını arzu ettiğimiz zaman ve yerlerde bunları sağlamak için kısaltılır.
Ç — Büyüme çağındaki bitkiler üzerinde, yazın yeşil budamalar kesme şeklinde yapılmayıp, bükme şeklinde yapılacaktır:
Büyüme çağındaki bitkiler üzerinde bilhassa yazın yapılan yeşil budamalar fevkalâde zararlı olmaktadır. Çünkü kök sistemiyle çatı arasındaki denge bozulmakta ve kökler büyümekten kalmaktadır. Bu yüzden de fidanın gelişmesi azalır.
. Bunun için son senelerde, yeşil budamalar bükme şeklinde yapılmaktadır. Yani, fazla dallar yazın kesilmeyip bükülmektedir. Bu suretle yara açılmadan, lüzumlu sürgünlerin gelişmelerine imkân sağlanmış olmaktadır. Ayni zamanda bükülen dallar ağaçtan fazla bir kuvvet çekemeyecekleri gibi yaprakları vasıtasıyla de fidana yararlı olurlar.
Bu bükülen dalların lüzumsuzları da sonbahar budamasında çıkarılır,
4 — Ağaçlarımızı niçin budarız:
A — Budama yoluyla ağaca kuvvetli bir gövde ve muntazam bir iskelet temin edilir. Ağacın kökler ile dalları arasındaki denge iyi bir şekilde ayar edilerek ömürlü, kuvvetli ve vergili olması sağlanır.
B — Yaprakların başlıca vazifesi güneş ile ilgilidir. Bunun için de ağaç çatısının iç kısımlarına kadar güneş ışınlarının girmesi şarttır.
Bu suretle özümleme ideal bir şekle sokularak bol, süreli ve kaliteli meyveler elde edilir.
C — Vejetatif gelişme ile verimi dengede tutmak suretiyle gelecek
yıllar mahsulü garanti edilir. '
Ç — Ağaca verilecek uygun bir şekille meyve seyreklemesi, toplaması, hastalıklarla savaş ve toprak işlemesi en kolay ve ucuz bir şekilde sağlanır.
D — Kuru, hasta ve çıplaklaşmış işe yaramaz dalları yok etmek ve ağacı gençleştirmek imkânı vardır.
Yukarıda 5 madde içerisine sıkıştırılmasına çalışılan hususlar, budamadan beklenen belli başlı gaye ve maksatları kapsar.
5 — Budama yapılırken göz önünde bulundurulması gerekli bilgiler:
A — Fidanlıktan sökülüp tarlasına dikilen bitkinin sokulurken kopan köklerine karşılık çatı dallarından bir miktarı kesilerek çatı ile kök
dengesi tekrar kurulmağa çalışılır. Bundan sonra ağacın gelişmesine, verimine uygun olarak yapılan senelik budamalarla düzgün bir gövde maksada uygun bir çatı kurulur.
B —• Yaprakların tam ışın alabilmeleri için budama ile sürgünleri ağacın çatısı üzerinde muntazam bir şekilde birbirlerine gölge etmeyecek gibi yerleştirilmelidir. Ancak bu suretle bütün meyve dallan güneşten taydaianarak meyve gözlerinin teşekkülü sağlanır ve devamlı, kaliteli meyve almak imkân dâhiline girer.
C — Bitkilerin kökleri vasıta sile topraktan erimiş besin cevherlerini aldıklarını görmüştük. Yaprakları vasıtasıyla de karbon hidrat toplayıp yaşamaları için lüzumlu olan işlenmiş öz suyunu temin ederler.
Gerek topraktan ve gerekse havadan temin edilen bu maddeler harcanmadan veya bitkinin dokularında birikmeden veya diğer bitki fenomenlerinde kullanılmadan değişik şekillere girerler. Bu fenomenlerin de en büyük kısmı yine yapraklarda olmaktadır. Ba yüzden yapraksız bir bitki beslenmek imkânına sahip değildir.
Özsuyunu teşkil eden değişik maddeler arasında da bir münasebet vardır. (Karbon hidratla azot arasında, Klebs prensibi).
Karbon hidrat yapraklar vasıta sile havadan alman karbon di oksitten yapılır. Meyvenin teşekkülüne, sayısını artırmağa yarar.
Azot ise kökler vasıtasıyla topraktan alınarak yeni dalların teşekkülüne hizmet eder. Böylece de ağacın çatısında iki aktivite görülür. Bunlarda bitkinin vejetatif büyümesiyle, verim çalışmalarıdır.
Genç bitkilerde, kök kuvvetli ve çatıdan daha hızlı ve daha geniş olarak teşekkül eder. Çünkü bu devrede öz suyunda, azot oranı karbon hidrattan daha fazladır. Bu yüzden de kuvvetli bir gelişme görülür. Yani bitki çok ve kuvvetli sürgün verir. Fakat meyve ya çok az olur veya hiç olmaz. Onun için bu devrede fidan kabil olduğu kadar az buda-nıp üzerinde çok bükmeler yapılmalıdır. Azotlu gübreler icap ederse kesilmelidir. Ancak bu gibi tedbirlerle verimsizlik süresi en az hadde indirilmiş olur. Kökle, çatı dengesine de daha çabuk ulaşılır.
Bu dengenin kurulması ağaçta, azotla karbon hidrat arasındaki oranla ilgilidir. Yetiştirici bu dengeyi uygun budama ve gübrelemelerle mümkün olduğu kadar devam ettirecektir. Bu iki aktivite meyve gözleriyle (verim aktivitesi) yeni dalların miktar ve uzunluğu (Vejetatif aktivite) oranlariyle dengeli olarak uygulanacaktır. Yani ağaç üzerinde meyve gözleri fazla sürgünlerinin sayısı ve uzunlukları az ise o zaman kuvvetli budamaya ihtiyaç vardır. Çatıyı seyreklemek gerekir. Aynı zamanda azotlu
Bitkinin hayatında önemi büyüktür. Çünkü, arzuya uygun bir şekilde verilen forma, kurulan iskelet, ağacın gelecekte kuvvetine, verimine, veriminin kalitesine ve yaşama süresine v.s. ye büyük etkisi olacaktır.
Bunun için, budama kaidelerine titizlikle riayet ederek rasyonel şeklin elde edilmesine çalışılmalıdır.
8 — En tanınmış çatı hurma şekillerinden bazıları:
A — Adî kâse şekli,
B — Islah edilmiş kâse şekli,
C — «Modified leader»
Ç — Muntazam eğik dallı palnıet şekli.
A — Adî kâse şekli:
Avrupa'da çok senelerdenberi, yurdumuzda is^ 1930 senesinden sonra uygulanmağa başlanmış bir çatı kurma şeklidir, isminden de anlaşılacağı üzere budanan fidan bir vazoya, kâseye benzediği için bu isim verilmiştir. Birçok ağaç türlerinin normal büyümelerine uygun olduğu için çok yaygındır. ?eklin elde edilmesi de kolaydır.
Aşağı yukarı bazı armut varyeteleri hariç bütün meyvelerin bu formda yetiştirilmesi kolaylıkla mümkündür.
?eklin elde edilmesi: Yerine dikilen 1 yaşındaki (Aşı sürgünü 1 yaşında olan) fidanın tepesi arzu edilen yükseklikten bir göz üzerinden vurulur. Genellikle bu yükseklik 0.60 - 150 santim arasıdır. Gövde üzerinden çıkan filizlerden taksimata en uygun olanları bırakılarak diğerlerinin gövde üzerine bükülmeleri veya çıkarılmasıyla şeklin esası kurulmuş olur.
Genel olarak bırakılan sürgün sayısı 3 dür. Bazı memleket ve yerlerde bu sayı 5 - 6 yi bulmaktadır. Fakat en çok kullanılanı ve en uygun olanı 3 dallısıdır. Bu 3 ana dal arzuya göre tekrar budanarak ağacın ana dallariyle, meyve dalları elde edilerek şekil kurulur.
Bu şeklin faydaları: Ağaçların normal büyümelerine uygun ve kolaylıkla elde edilmesi her tarafının muntazam ışık alması, meyve toplama ve ilaçlama işlerinin kolaylıkla yapılabilmesidir.
Zararı -. Ağacın çatısı kurulurken, ana dallarının birbirine yakın olanlarından seçilmesi, elma! gibi bazı meyve türlerinde fazla meyve yüzünden ana dallarının çıktıkları yerden yarılmasıdır.
?eftali ağaçlarında bu yarılmaya rastlanmaz.
Kaynak: ?eftali Ziraatı- Lütfi DEVECİ
Ağaçlar, budanmadan tabiî büyümesine bırakılırsa kaliteli meyve alınamayacağı bugün artık bütün yetiştiriciler tarafından kabul edilmektedir.
Bu maksatla her budamacı kendi anlayış ve kendi bilgisine göre bir budama yaparak kaliteli ve süreli bol mahsul alfnağa çalışır. Ancak muvaffakiyet tam bilgiyle yapılan budama sayesinde elde edilir.
Ağaçlan, meyveye yatırmak için budama elimizdeki en kuvvetli vasıtadır. Bunun için budamaya, muntazam, bol ve kaliteli mahsul alma sanatıdır denilebilir. Bu yüzden de meyveciliğin en önemli bahsi sayılmaktadır.
2 — Budamanın tarihçesi: Çok eski olduğu tahmin edilmektedir. Bu
dama hissini insanlara tabiat telkin etmiştir. Sık ormanlarda yetişen ve
kurumuş dallarla dolu yabanî ağaçları ve sık dikilmiş, birbirine girmiş
yaşlı meyve ağaçlarını hepimiz biliriz. Bu ağaçların sık dalları zaman
la birbirlerini boğup kurutur ve bu suretle tabiatın elile budanıp dökülürler.
İşte insanların yaptıkları budama tabiatın yaptıklarını mükemmelleştirmekten ibaret kalmıştır.
Geçen yüzyıllar zarfında birçok budama sistemleri bulunmuş ve denenmiştir. Bütün bu sistemlerin faydalı olduğu kadar zararlı tarafları da görülmüştür. Bu, yüzden münakaşalar devam ede gelmekte idi.
Nihayet son 17 sene içerisinde yapılan pek çok araştırma ve denemeler sonucunda budama hakkında katî fikir ve kararlara varıldığı kanaatiyle eski usul ve nazariyeler terkedilmiştir.
3 — Budamanın temel prensipleri: Hiçbir eserin, budamanın nasıl
yapılacağım teferruat ile birlikte kaide şeklinde vereceği düşünülemez.
Yalnız değişik kesimlerin yapılmasını ve bunların sonuçlarının ne ola
bileceğini araştırarak varılan kanaatleri belirtir.
İyi bir budama yapabilmek için bitkinin biyoloji ve fizyoloji kanunlarını bilmek ve bu suretle ağacın neden ve nasıl meyve yaptığını anlayabilmek lâzımdır. Bu bilgileri pratikle birleştirdiğimiz zaman doğru bir budama yapacağımıza inanabiliriz. Hataları azaltmak için de bir müddet usta bir budamacının yaptıklarını seyretmek çok lüzumludur.
A — Genç bitkilerde, budama kabil olduğu kadar az yapılacaktır.
B — Ağacın çatısını kurarken, iskeletinin ana dalları mümkün olduğu kadar azaltılmalıdır.
C — Bir yaşındaki meyve yapan dalları hangi cinse mensup olursa olsun ucundan keserek kısaltmamandır.
Sadece fidanlara şekil verilirken, dalların çıkmaları arzu edilen yerlerden sürmelerini temin için fevkalâde hallerde kısaltmalar yapılabilir.
Ç — Büyüme çağındaki bitkiler üzerinde, yazın yeşil budamalar kesme şeklinde yapılmayıp bükme şeklinde olacaktır.
A — Genç fidanlarda budama kabil olduğu kadar az yapılacaktır:
Çünkü, bu şekildeki budama kök ve dalların gelişmesi için lüzumludur. Genç bir fidanı kuvvetli bir budama ile evvelâ lüzumsuz yere küçültmüş oluruz.
Ayni zamanda kök ile çatı (taç) dalları arasındaki denge kökler yararına bozulacağından bitki üzerinde lüzumundan fazla sürgünler meydana gelecektir. Bunlar budanınca açılan yaraların kapanması için, fidanın sadece büyümeye harcayacağı enerjinin bir kısmını da bunları kapatmak için sarf etmesi lâzım gelecektir. Bu yüzden fidan gereği kadar
gelişemeyecektir.
Budamanın kuvveti arttıkça fena etkileri de artacaktır.
B — Fidanın çatısını kurarken iskeletinin ana dallarını da mümkün
olduğu kadar azaltmalıdır.
Muntazam ve bilinerek şekillendirilmiş meyveliklerde fidanlara ayrılan yerler hudutludur, iskeletin lüzumundan fazla teşekkülü oranında tabiidir ki, meyve dalları da eksilir. Meyve dalları eksilince de mahsul kendiliğinden azalmış olur.
Aksi halde ise, fazla dallar ağacın çatısının çok sıklaşmasına sebep olur. Bunların gelişmeleri sonucunda da fazla gölge olacağından, dallar güneş görebilmek için yukarı kaçacaktır. Böylece altta teşekkül eden dallar zayıf kalacaklarından zamanla kururlar.
Bunun için, ağacın çatısı kurulurken ana dallar en azdan tutula çatısı kurulurken dal çıkmasını arzu ettiğimiz zaman ve yerlerde bunları sağlamak için kısaltılır.
Ç — Büyüme çağındaki bitkiler üzerinde, yazın yeşil budamalar kesme şeklinde yapılmayıp, bükme şeklinde yapılacaktır:
Büyüme çağındaki bitkiler üzerinde bilhassa yazın yapılan yeşil budamalar fevkalâde zararlı olmaktadır. Çünkü kök sistemiyle çatı arasındaki denge bozulmakta ve kökler büyümekten kalmaktadır. Bu yüzden de fidanın gelişmesi azalır.
. Bunun için son senelerde, yeşil budamalar bükme şeklinde yapılmaktadır. Yani, fazla dallar yazın kesilmeyip bükülmektedir. Bu suretle yara açılmadan, lüzumlu sürgünlerin gelişmelerine imkân sağlanmış olmaktadır. Ayni zamanda bükülen dallar ağaçtan fazla bir kuvvet çekemeyecekleri gibi yaprakları vasıtasıyla de fidana yararlı olurlar.
Bu bükülen dalların lüzumsuzları da sonbahar budamasında çıkarılır,
4 — Ağaçlarımızı niçin budarız:
A — Budama yoluyla ağaca kuvvetli bir gövde ve muntazam bir iskelet temin edilir. Ağacın kökler ile dalları arasındaki denge iyi bir şekilde ayar edilerek ömürlü, kuvvetli ve vergili olması sağlanır.
B — Yaprakların başlıca vazifesi güneş ile ilgilidir. Bunun için de ağaç çatısının iç kısımlarına kadar güneş ışınlarının girmesi şarttır.
Bu suretle özümleme ideal bir şekle sokularak bol, süreli ve kaliteli meyveler elde edilir.
C — Vejetatif gelişme ile verimi dengede tutmak suretiyle gelecek
yıllar mahsulü garanti edilir. '
Ç — Ağaca verilecek uygun bir şekille meyve seyreklemesi, toplaması, hastalıklarla savaş ve toprak işlemesi en kolay ve ucuz bir şekilde sağlanır.
D — Kuru, hasta ve çıplaklaşmış işe yaramaz dalları yok etmek ve ağacı gençleştirmek imkânı vardır.
Yukarıda 5 madde içerisine sıkıştırılmasına çalışılan hususlar, budamadan beklenen belli başlı gaye ve maksatları kapsar.
5 — Budama yapılırken göz önünde bulundurulması gerekli bilgiler:
A — Fidanlıktan sökülüp tarlasına dikilen bitkinin sokulurken kopan köklerine karşılık çatı dallarından bir miktarı kesilerek çatı ile kök
dengesi tekrar kurulmağa çalışılır. Bundan sonra ağacın gelişmesine, verimine uygun olarak yapılan senelik budamalarla düzgün bir gövde maksada uygun bir çatı kurulur.
B —• Yaprakların tam ışın alabilmeleri için budama ile sürgünleri ağacın çatısı üzerinde muntazam bir şekilde birbirlerine gölge etmeyecek gibi yerleştirilmelidir. Ancak bu suretle bütün meyve dallan güneşten taydaianarak meyve gözlerinin teşekkülü sağlanır ve devamlı, kaliteli meyve almak imkân dâhiline girer.
C — Bitkilerin kökleri vasıta sile topraktan erimiş besin cevherlerini aldıklarını görmüştük. Yaprakları vasıtasıyla de karbon hidrat toplayıp yaşamaları için lüzumlu olan işlenmiş öz suyunu temin ederler.
Gerek topraktan ve gerekse havadan temin edilen bu maddeler harcanmadan veya bitkinin dokularında birikmeden veya diğer bitki fenomenlerinde kullanılmadan değişik şekillere girerler. Bu fenomenlerin de en büyük kısmı yine yapraklarda olmaktadır. Ba yüzden yapraksız bir bitki beslenmek imkânına sahip değildir.
Özsuyunu teşkil eden değişik maddeler arasında da bir münasebet vardır. (Karbon hidratla azot arasında, Klebs prensibi).
Karbon hidrat yapraklar vasıta sile havadan alman karbon di oksitten yapılır. Meyvenin teşekkülüne, sayısını artırmağa yarar.
Azot ise kökler vasıtasıyla topraktan alınarak yeni dalların teşekkülüne hizmet eder. Böylece de ağacın çatısında iki aktivite görülür. Bunlarda bitkinin vejetatif büyümesiyle, verim çalışmalarıdır.
Genç bitkilerde, kök kuvvetli ve çatıdan daha hızlı ve daha geniş olarak teşekkül eder. Çünkü bu devrede öz suyunda, azot oranı karbon hidrattan daha fazladır. Bu yüzden de kuvvetli bir gelişme görülür. Yani bitki çok ve kuvvetli sürgün verir. Fakat meyve ya çok az olur veya hiç olmaz. Onun için bu devrede fidan kabil olduğu kadar az buda-nıp üzerinde çok bükmeler yapılmalıdır. Azotlu gübreler icap ederse kesilmelidir. Ancak bu gibi tedbirlerle verimsizlik süresi en az hadde indirilmiş olur. Kökle, çatı dengesine de daha çabuk ulaşılır.
Bu dengenin kurulması ağaçta, azotla karbon hidrat arasındaki oranla ilgilidir. Yetiştirici bu dengeyi uygun budama ve gübrelemelerle mümkün olduğu kadar devam ettirecektir. Bu iki aktivite meyve gözleriyle (verim aktivitesi) yeni dalların miktar ve uzunluğu (Vejetatif aktivite) oranlariyle dengeli olarak uygulanacaktır. Yani ağaç üzerinde meyve gözleri fazla sürgünlerinin sayısı ve uzunlukları az ise o zaman kuvvetli budamaya ihtiyaç vardır. Çatıyı seyreklemek gerekir. Aynı zamanda azotlu
Bitkinin hayatında önemi büyüktür. Çünkü, arzuya uygun bir şekilde verilen forma, kurulan iskelet, ağacın gelecekte kuvvetine, verimine, veriminin kalitesine ve yaşama süresine v.s. ye büyük etkisi olacaktır.
Bunun için, budama kaidelerine titizlikle riayet ederek rasyonel şeklin elde edilmesine çalışılmalıdır.
8 — En tanınmış çatı hurma şekillerinden bazıları:
A — Adî kâse şekli,
B — Islah edilmiş kâse şekli,
C — «Modified leader»
Ç — Muntazam eğik dallı palnıet şekli.
A — Adî kâse şekli:
Avrupa'da çok senelerdenberi, yurdumuzda is^ 1930 senesinden sonra uygulanmağa başlanmış bir çatı kurma şeklidir, isminden de anlaşılacağı üzere budanan fidan bir vazoya, kâseye benzediği için bu isim verilmiştir. Birçok ağaç türlerinin normal büyümelerine uygun olduğu için çok yaygındır. ?eklin elde edilmesi de kolaydır.
Aşağı yukarı bazı armut varyeteleri hariç bütün meyvelerin bu formda yetiştirilmesi kolaylıkla mümkündür.
?eklin elde edilmesi: Yerine dikilen 1 yaşındaki (Aşı sürgünü 1 yaşında olan) fidanın tepesi arzu edilen yükseklikten bir göz üzerinden vurulur. Genellikle bu yükseklik 0.60 - 150 santim arasıdır. Gövde üzerinden çıkan filizlerden taksimata en uygun olanları bırakılarak diğerlerinin gövde üzerine bükülmeleri veya çıkarılmasıyla şeklin esası kurulmuş olur.
Genel olarak bırakılan sürgün sayısı 3 dür. Bazı memleket ve yerlerde bu sayı 5 - 6 yi bulmaktadır. Fakat en çok kullanılanı ve en uygun olanı 3 dallısıdır. Bu 3 ana dal arzuya göre tekrar budanarak ağacın ana dallariyle, meyve dalları elde edilerek şekil kurulur.
Bu şeklin faydaları: Ağaçların normal büyümelerine uygun ve kolaylıkla elde edilmesi her tarafının muntazam ışık alması, meyve toplama ve ilaçlama işlerinin kolaylıkla yapılabilmesidir.
Zararı -. Ağacın çatısı kurulurken, ana dallarının birbirine yakın olanlarından seçilmesi, elma! gibi bazı meyve türlerinde fazla meyve yüzünden ana dallarının çıktıkları yerden yarılmasıdır.
?eftali ağaçlarında bu yarılmaya rastlanmaz.
Kaynak: ?eftali Ziraatı- Lütfi DEVECİ


Comment