Kiraz - Pomolojik Sınıflama, Fidan Üretimi, Tohum Anaçları ve Tohum Elde Etme
KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ - İsmail ERYILMAZ, Ziraat Yüksek Mühendisi
1-GİRİŞ:
Anadolu birçok meyve türlerinde olduğu gibi kirazın da en eski kültürünün yapıldığı bir yerdir. Yapılan çalışmalarla kirazın gen merkezinin Transkafkasya, Küçük Asya civarı ve İran olduğu belirlenmiştir. Yabani kirazların yoğun olarak bulunduğu Hazar denizi ile Karadeniz arasındaki bölgenin kirazın Anavatanı olduğu kabul edilmektedir. Memleketimizde de Kuzey Anadolu Dağları ve Doğu Toroslarda yabani tiplere bol miktarda rastlanmaktadır.
Dünyada 1500 civarında kiraz çeşidinin yetiştiriciliği yapılmaktadır. Yapılan ıslah çalışmaları ile bu sayı devamlı artmaktadır. Hem çeşidin fazlalığı hem de çeşitlerin bölge insanları tarafından değişik isimlendirilmesi sonucu; bazen aynı çeşit değişik isimlerle, bazen de değişik çeşitler aynı isimlerle söylenir olmuştur. Bu durum ülkemizde bir çeşit ve isim kargaşasına sebep olmuştur.
Kirazın menşei ile ilgili bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda vişnelerin kirazdan meydana geldiği tespit edilmiştir.( ÖZ; 1982 )
Dünyada geniş bir yayılmaya sahip olmakla beraber ticari üretimi bazı ülkelerde yoğunlaşmıştır. A.B.D, Türkiye, Almanya, İtalya, Fransa, Bağımsız Devletler Topluluğunun Avrupa kısmı önemli üretici ülkelerdir. Ülkemiz iklim şartlarına bağlı olarak A.B.D’den sonra genellikle ikinci sırada yer almaktadır. Üretim miktarı bakımından sevindirici bir durumda olmamıza rağmen,üretim kalitesi ve ihracat miktarı bakımından durumumuz istenilen düzeyin çok altındadır.
Kiraz her bölgemizde az çok yetişmekle beraber,bazı yörelerimizde temel geçim kaynağı olarak özel bir anlam taşımaktadır. Dereçine, Uluborlu, Honaz, Kemalpaşa böyle yörelerimizdendir. Önemli kiraz üreticisi illerimiz ise Manisa, İzmir, Afyon, Isparta, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Zonguldak, Kastamonu, Artvin, Konya olarak sayılabilirler.
Üretimimiz ve toplam ağaç sayımız devamlı artmakla beraber ağaç başına verim istenilen seviyede değildir. Ülkemizde ağaç başına verim yaklaşık olarak 25.kg. civarındadır. Bu düşük verimin sebebi ise eski bahçelerin tek çeşitle, dölleyici çeşit olmadan kurulması ve kültürel tedbirlerin gereği gibi uygulanmamasıdır.
İhracat miktarlarımız da istenilen seviyede değildir. Toplam üretimimizin % 10’unu bile ihraç edememekteyiz. Buradaki problem ihracata uygun özellikte kiraz üretimimizin yetersiz olmasıdır.
Taze meyve ihracının yanısıra Starks Gold, Gılli, Akçıllı ve 0900’ün işlenerek satılması da giderek artmaktadır. Gıda sektöründeki yatırımlara paralel olarak bu konuda da gelişmeler beklenmelidir.
Özetle ülkemizde kiraz tarımı açısından kısıtlayıcı faktörler yoktur. Uygun arazilerin seçimi, dikimde planlamanın iyi yapılması, erken verimliliğin sağlanması, kültürel tedbirlerin zamanında ve eksiksiz alınması ile ihracatımızın sürekli artmaması için bir sebep görülmemektedir. Kiraz ihracat yönünden diğer meyvelere göre çok şanslı görülmektedir.
Bizlere düşen, üretimin artırılmasının yanında, kalitenin de belli ölçülere yükseltilmesi için neler yapılabileceğinin ortaya konması ve bunların süratle uygulamaya geçirilmesidir. Bu kitap akademik iddialardan uzak olarak hem teknik elemanlar hem de önder çiftçilere uygulamada rehberlik etmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Kitabın hazırlanmasında emeği geçen Ziraat Mühendisi Figen Karakaya; Ziraat Yüksek Mühendisi Selma Özyiğit, Ziraat Teknisyeni Zeynel Karaaslana gayretlerinden ve katkılarından dolayı teşekkür eder; kullananlara da faydalar getirmesini dilerim.
1-1. POMOLOJİK SINIFLAMA
Yaklaşık olarak binbeşyüz civarındaki çeşit bazı özelliklerine göre gruplandırılmıştır. Pomolojik olarak genel anlamda iki ana grup altında toplanmıştır:
I-Bigarreau grubu kirazlar:
Sert ve gevrek etli,genellikle yuvarlak,bazıları kalp şekline yakındır.Nakliyeye dayanıklı ve kaliteli kirazların çoğu bu gruptadır. Meyve ve meyve suyu rengine göre iki alt gruba ayrılırlar:
- Meyve suyu kırmızımtrak olan koyu renkli çeşitler : Bing, Lambert, Early Burlat, 0900 Ziraat
- Meyve suyu açık renkli olanlar: Bigarreau Napoleon, Starks Gold, Bella di Pistoia, Merton Late
II-Heart grubu kirazlar
Yumuşak meyveli,kalp şeklindeki kirazlardır. Nakliyeye uygun olmayıp; mahalli pazar çeşitleridir. Meyve suyu rengine göre iki alt gruba ayrılırlar:
- Meyve suyu koyu renkli olanlar : Turfanda, Elifli, Gılli
- Meyve suyu açık renkli olanlar : Akçıllı, Hacıömer Karası, Siyah Ömeroğlu, Beyaz Ömeroğlu.
Kirazlar olgunluk zamanlarına göre de sıralanabilirler:
- Çok erkenci ( Ç. E. )
- Erkenci ( E )
- Erken orta ( E. O. )
- Orta geç ( O. G. )
- Geç ( G. )
- Çok geç ( Ç. G. )
Ayrı ayrı çeşit özellikleri ileriki bölümlerde daha geniş olarak anlatılacaktır
2 – FİDAN ÜRETİMİ
Kiraz yetiştiriciliğinin yaygın olarak yapıldığı Dereçine, Honaz ve kemalpaşa’da genellikle kalem aşıları kullanılmaktadır. Dereçine , Sultandağı ve Akşehir hattında çiftçiler yarma aşı kullanarak bahçeler kurmaktadır. Bu bölgede son yıllara kadar neredeyse bütün bahçeler yarma aşıyla kurulmuştur. Bu usülle bahçe tesisinin bazı mahzurları vardır ve bu mahzurları hemen hemen her bahçede görmek mümkündür.
- Yarma aşılarda aşı kaynaşması mükemmel değildir. Bu durum aşı yerinde sürekli zamklanmaya, düzensiz gelişme ve verime, dal ve ağaç kurumalarına sebep olabilir.
- Bahçe oldukça düzensizdir ve ağaçlar hem değişik yaşlı hem de değişik büyüklüktedir. Ağaçlar yaşlarına göre değişik isteklerde olduğundan bakım uygulamaları düzenli yapılamaz.
- Anaç genellikle 3-4 yaşlı olduğundan gelişme başlangıçta çok hızlıdır. Bu yüzden terbiye ve şekillendirme oldukça zordur. Oysa erken verime yatırma için terbiye ve şekillendirme çok önemli uygulamalardır.
- Ayrıca bitkilerin hepsi aynı yıl aşılanıp bitirilemediğinden, bahçeleşme uzun yıllar almaktadır. Bu da çiftçi için yorucu ve can sıkıcıdır.
Bol ürün ve kaliteli meyve üretimi ancak düzenli bahçelerden elde edilebilir. Bu yüzden bu bölge çiftçilerinin de yarma aşı yerine göz aşısı ile üretilmiş kaliteli fidanlarla bahçe tesisine hemen geçmeleri kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
Kemalpaşa ve Honaz’da ise İngiliz dilcikli aşısı ile yerinde aşılanarak bahçeler kurulmuştur. Yarma aşıda görülen problemler aşağı yukarı buralarda da vardır.
Uluborluda ise aşılı standart fidan kullanılması daha yaygındır.
Bahsedilen bölgelerden Dereçine- sultandağı- Akşehir hattı ile Uluborluda anaç yabani kiraz(kuşkirazı),Kemalpaşada idris,honazda ise eski bahçeler kuşkirazı; sonraki bahçeler ise idris anaçlıdır. Kiraz yetiştiriciliğinin yeni yeni yaygınlaştığı Lapsekide de anaç idristir.
Değişik yörelerde kuşkirazı; delece, acı kiraz, yabani, ayırtma, piç kiraz, acemi gibi isimlerle; idris ise cehil, endülüs, mahlep gibi isimlerle anılmaktadır. Teknik anlamda kuşkirazı= Prunus avium, idris de = Prunus mahalep’dir. Ancak çiftçilerimizin çoğu tarafından kuşkirazı ve idris adları daha yaygın olarak bilinip kullanıldığı için biz de bu isimlerle anmayı uygun bulduk.
Çiftçilerimiz arasında hangi anacın daha iyi olduğu konusunda bazı tereddütler devamlı olmuştur. Burada cevap “ hangi anacın iyi olduğu” değildir. Anaç seçimi için şu sorular sorulup, cevaplandırılmalıdır:
- Arazinin topoğrafyası ( Eğimli, düz, taban, yamaç vs.)
- Toprak yapısı ( Kumlu, killi, tınlı, çakıllı, kumlu-tınlı, killi-tınlı veya ağır-hafif vs.)
- Sulama imkanları ( Devamlı sulanabilir, kısıtlı sulanabilir, sulanamaz vs.)
- Don şiddeti ( En düşük sıcaklık, erken sonbahar donları, geç ilkbahar donları, don derinliği, önceki yıllarda dondan zararlanma görülüp görülmediği vs.)
- Çiftçinin amacı ( İhracata uygun kiraz üretimi, yerel çeşit üretimi, sanayiye uygun kiraz üretimi, erken verimlilik, erken veya geç hasat vs.)
Bu soruların doğru cevapları verildikten sonra ancak anaç seçimi doğru olarak yapılabilir.
KİRAZ YETİŞTİRİCİLİĞİ - İsmail ERYILMAZ, Ziraat Yüksek Mühendisi
1-GİRİŞ:
Anadolu birçok meyve türlerinde olduğu gibi kirazın da en eski kültürünün yapıldığı bir yerdir. Yapılan çalışmalarla kirazın gen merkezinin Transkafkasya, Küçük Asya civarı ve İran olduğu belirlenmiştir. Yabani kirazların yoğun olarak bulunduğu Hazar denizi ile Karadeniz arasındaki bölgenin kirazın Anavatanı olduğu kabul edilmektedir. Memleketimizde de Kuzey Anadolu Dağları ve Doğu Toroslarda yabani tiplere bol miktarda rastlanmaktadır.
Dünyada 1500 civarında kiraz çeşidinin yetiştiriciliği yapılmaktadır. Yapılan ıslah çalışmaları ile bu sayı devamlı artmaktadır. Hem çeşidin fazlalığı hem de çeşitlerin bölge insanları tarafından değişik isimlendirilmesi sonucu; bazen aynı çeşit değişik isimlerle, bazen de değişik çeşitler aynı isimlerle söylenir olmuştur. Bu durum ülkemizde bir çeşit ve isim kargaşasına sebep olmuştur.
Kirazın menşei ile ilgili bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda vişnelerin kirazdan meydana geldiği tespit edilmiştir.( ÖZ; 1982 )
Dünyada geniş bir yayılmaya sahip olmakla beraber ticari üretimi bazı ülkelerde yoğunlaşmıştır. A.B.D, Türkiye, Almanya, İtalya, Fransa, Bağımsız Devletler Topluluğunun Avrupa kısmı önemli üretici ülkelerdir. Ülkemiz iklim şartlarına bağlı olarak A.B.D’den sonra genellikle ikinci sırada yer almaktadır. Üretim miktarı bakımından sevindirici bir durumda olmamıza rağmen,üretim kalitesi ve ihracat miktarı bakımından durumumuz istenilen düzeyin çok altındadır.
Kiraz her bölgemizde az çok yetişmekle beraber,bazı yörelerimizde temel geçim kaynağı olarak özel bir anlam taşımaktadır. Dereçine, Uluborlu, Honaz, Kemalpaşa böyle yörelerimizdendir. Önemli kiraz üreticisi illerimiz ise Manisa, İzmir, Afyon, Isparta, Bursa, Kocaeli, Sakarya, Zonguldak, Kastamonu, Artvin, Konya olarak sayılabilirler.
Üretimimiz ve toplam ağaç sayımız devamlı artmakla beraber ağaç başına verim istenilen seviyede değildir. Ülkemizde ağaç başına verim yaklaşık olarak 25.kg. civarındadır. Bu düşük verimin sebebi ise eski bahçelerin tek çeşitle, dölleyici çeşit olmadan kurulması ve kültürel tedbirlerin gereği gibi uygulanmamasıdır.
İhracat miktarlarımız da istenilen seviyede değildir. Toplam üretimimizin % 10’unu bile ihraç edememekteyiz. Buradaki problem ihracata uygun özellikte kiraz üretimimizin yetersiz olmasıdır.
Taze meyve ihracının yanısıra Starks Gold, Gılli, Akçıllı ve 0900’ün işlenerek satılması da giderek artmaktadır. Gıda sektöründeki yatırımlara paralel olarak bu konuda da gelişmeler beklenmelidir.
Özetle ülkemizde kiraz tarımı açısından kısıtlayıcı faktörler yoktur. Uygun arazilerin seçimi, dikimde planlamanın iyi yapılması, erken verimliliğin sağlanması, kültürel tedbirlerin zamanında ve eksiksiz alınması ile ihracatımızın sürekli artmaması için bir sebep görülmemektedir. Kiraz ihracat yönünden diğer meyvelere göre çok şanslı görülmektedir.
Bizlere düşen, üretimin artırılmasının yanında, kalitenin de belli ölçülere yükseltilmesi için neler yapılabileceğinin ortaya konması ve bunların süratle uygulamaya geçirilmesidir. Bu kitap akademik iddialardan uzak olarak hem teknik elemanlar hem de önder çiftçilere uygulamada rehberlik etmesi amacıyla hazırlanmıştır.
Kitabın hazırlanmasında emeği geçen Ziraat Mühendisi Figen Karakaya; Ziraat Yüksek Mühendisi Selma Özyiğit, Ziraat Teknisyeni Zeynel Karaaslana gayretlerinden ve katkılarından dolayı teşekkür eder; kullananlara da faydalar getirmesini dilerim.
1-1. POMOLOJİK SINIFLAMA
Yaklaşık olarak binbeşyüz civarındaki çeşit bazı özelliklerine göre gruplandırılmıştır. Pomolojik olarak genel anlamda iki ana grup altında toplanmıştır:
I-Bigarreau grubu kirazlar:
Sert ve gevrek etli,genellikle yuvarlak,bazıları kalp şekline yakındır.Nakliyeye dayanıklı ve kaliteli kirazların çoğu bu gruptadır. Meyve ve meyve suyu rengine göre iki alt gruba ayrılırlar:
- Meyve suyu kırmızımtrak olan koyu renkli çeşitler : Bing, Lambert, Early Burlat, 0900 Ziraat
- Meyve suyu açık renkli olanlar: Bigarreau Napoleon, Starks Gold, Bella di Pistoia, Merton Late
II-Heart grubu kirazlar
Yumuşak meyveli,kalp şeklindeki kirazlardır. Nakliyeye uygun olmayıp; mahalli pazar çeşitleridir. Meyve suyu rengine göre iki alt gruba ayrılırlar:
- Meyve suyu koyu renkli olanlar : Turfanda, Elifli, Gılli
- Meyve suyu açık renkli olanlar : Akçıllı, Hacıömer Karası, Siyah Ömeroğlu, Beyaz Ömeroğlu.
Kirazlar olgunluk zamanlarına göre de sıralanabilirler:
- Çok erkenci ( Ç. E. )
- Erkenci ( E )
- Erken orta ( E. O. )
- Orta geç ( O. G. )
- Geç ( G. )
- Çok geç ( Ç. G. )
Ayrı ayrı çeşit özellikleri ileriki bölümlerde daha geniş olarak anlatılacaktır
2 – FİDAN ÜRETİMİ
Kiraz yetiştiriciliğinin yaygın olarak yapıldığı Dereçine, Honaz ve kemalpaşa’da genellikle kalem aşıları kullanılmaktadır. Dereçine , Sultandağı ve Akşehir hattında çiftçiler yarma aşı kullanarak bahçeler kurmaktadır. Bu bölgede son yıllara kadar neredeyse bütün bahçeler yarma aşıyla kurulmuştur. Bu usülle bahçe tesisinin bazı mahzurları vardır ve bu mahzurları hemen hemen her bahçede görmek mümkündür.
- Yarma aşılarda aşı kaynaşması mükemmel değildir. Bu durum aşı yerinde sürekli zamklanmaya, düzensiz gelişme ve verime, dal ve ağaç kurumalarına sebep olabilir.
- Bahçe oldukça düzensizdir ve ağaçlar hem değişik yaşlı hem de değişik büyüklüktedir. Ağaçlar yaşlarına göre değişik isteklerde olduğundan bakım uygulamaları düzenli yapılamaz.
- Anaç genellikle 3-4 yaşlı olduğundan gelişme başlangıçta çok hızlıdır. Bu yüzden terbiye ve şekillendirme oldukça zordur. Oysa erken verime yatırma için terbiye ve şekillendirme çok önemli uygulamalardır.
- Ayrıca bitkilerin hepsi aynı yıl aşılanıp bitirilemediğinden, bahçeleşme uzun yıllar almaktadır. Bu da çiftçi için yorucu ve can sıkıcıdır.
Bol ürün ve kaliteli meyve üretimi ancak düzenli bahçelerden elde edilebilir. Bu yüzden bu bölge çiftçilerinin de yarma aşı yerine göz aşısı ile üretilmiş kaliteli fidanlarla bahçe tesisine hemen geçmeleri kaçınılmaz bir ihtiyaçtır.
Kemalpaşa ve Honaz’da ise İngiliz dilcikli aşısı ile yerinde aşılanarak bahçeler kurulmuştur. Yarma aşıda görülen problemler aşağı yukarı buralarda da vardır.
Uluborluda ise aşılı standart fidan kullanılması daha yaygındır.
Bahsedilen bölgelerden Dereçine- sultandağı- Akşehir hattı ile Uluborluda anaç yabani kiraz(kuşkirazı),Kemalpaşada idris,honazda ise eski bahçeler kuşkirazı; sonraki bahçeler ise idris anaçlıdır. Kiraz yetiştiriciliğinin yeni yeni yaygınlaştığı Lapsekide de anaç idristir.
Değişik yörelerde kuşkirazı; delece, acı kiraz, yabani, ayırtma, piç kiraz, acemi gibi isimlerle; idris ise cehil, endülüs, mahlep gibi isimlerle anılmaktadır. Teknik anlamda kuşkirazı= Prunus avium, idris de = Prunus mahalep’dir. Ancak çiftçilerimizin çoğu tarafından kuşkirazı ve idris adları daha yaygın olarak bilinip kullanıldığı için biz de bu isimlerle anmayı uygun bulduk.
Çiftçilerimiz arasında hangi anacın daha iyi olduğu konusunda bazı tereddütler devamlı olmuştur. Burada cevap “ hangi anacın iyi olduğu” değildir. Anaç seçimi için şu sorular sorulup, cevaplandırılmalıdır:
- Arazinin topoğrafyası ( Eğimli, düz, taban, yamaç vs.)
- Toprak yapısı ( Kumlu, killi, tınlı, çakıllı, kumlu-tınlı, killi-tınlı veya ağır-hafif vs.)
- Sulama imkanları ( Devamlı sulanabilir, kısıtlı sulanabilir, sulanamaz vs.)
- Don şiddeti ( En düşük sıcaklık, erken sonbahar donları, geç ilkbahar donları, don derinliği, önceki yıllarda dondan zararlanma görülüp görülmediği vs.)
- Çiftçinin amacı ( İhracata uygun kiraz üretimi, yerel çeşit üretimi, sanayiye uygun kiraz üretimi, erken verimlilik, erken veya geç hasat vs.)
Bu soruların doğru cevapları verildikten sonra ancak anaç seçimi doğru olarak yapılabilir.


Comment