KİVİ YETİŞTİRİCİLİĞİ
Kivi meyvesi vitamin ve aromatik maddeler bakımından zengin ve dekoratif görünüşlüdür (Şekil 12). Bu özelliği nedeniyle kivi kısa sürede insanlar tarafından sevilmiş ve dünyadaki toplam üretimi bir milyon tonun üzerine çıkmıştır.
Ülkemizde kivi araştırma ve üretim çalışmaların sadece 13 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen kivi meyvesi ülkemizde de büyük ilgi görmüş, üretimi ve tüketimi konusunda beklenenin üzerinde bir talep ortaya çıkmıştır. Özellikle çay ve fındığın yetiştirildiği Doğu Karadeniz Bölgesinde kivi bitkisi yöre çiftçisi için alternatif bir ürün haline gelmiştir.
Karadeniz sahili dışında üretim yönünden önemli potansiyele sahip diğer bir bölge de Marmara Bölgesidir. Büyük tüketim merkezlerinin yakın oluşu, soğuk hava depolarının bulunuşu bu yörede üretimin büyük ölçüde artmasını teşvik etmektedir. Ege ve Akdeniz Bölgelerinde denizden 200-500 metre yüksek nemli vadi içlerinde kivi üretimi yapılabilmektedir. Akdeniz sahil kuşağında ise aşırı sıcaklar kivi yetiştiriciliğini zora sokmakta, her gün sulama yapma zorunluluğu ürün maliyetini artırmaktadır. Ülkemizde mevcut olan meyve tüketim alışkanlığı dikkate alındığında yılda 50.000 tonluk bir tüketim ve en az 400 bin tonluk üretim potansiyelinden bahsetmek mümkündür.
Şekil 12. Dekoratif görünüşlü kivi meyvesi
BİTKİSEL ÖZELLİKLER
Gövde: Genç kivi omcalarında gövde gevrek yapılıdır. Sarılıcı özelliği nedeni ile dikimden itibaren bir hereğe bağlanarak düzgün gelişmesi ve dik durması sağlanmalıdır. Gövde ileriki yaşlarda odunlaşsa bile mevcut yükü taşıyamadığından mutlaka destek sistemine ihtiyaç duymaktadır.
Kollar: Kollar gövdenin devamı sayılan yaşlı kalın sürgünlerdir. Kollar destek sisteminin orta teline bağlanarak tutulmaktadır. Yaklaşık 150 cm uzunluğunda ve zıt yönde bırakılan iki adet kol, gövde ile birlikte omcasının iskeletini oluşturmaktadır. Kolların kış budamaları sırasında elden geçirilmesi ve birkaç yılda bir yenilenmesi zorunludur.
Çubuklar: Çubuklar kollardan çıkan odunlaşmış bir yaşlı sürgünlerdir. Sürgünlerin odunlaşması yaz ortasından başlar yaprak dökümünde son bulur. Sürgünler uygun koşullarında 6-7 metre boylanabilirler. Sürgünlerin uç kısmı sarılıcı, tüylü ve kahve renklidir. Sürgünlerden bazılarının uçları beş veya altıncı yapraktan itibaren körleşir. Sürgünler üzerinde on ikinci göze kadar olan gözler meyve verme potansiyeline sahiptirler. On üçüncü gözden itibaren oluşan gözlerin tamamı vejetatif yapıdadır. Bu gözlerden meyve meydana gelmez. Çubukların orta kısımları çelik ve aşı kalemi için dip ve uç kısımlarına oranla daha uygundur.
Gözler: Gözler bir yaşlı sürgünler üzerindeki yaprak koltuklarından çıkarlar. İlkbaharda gözler patladığı zaman içlerinden bir önceki vejetasyon döneminde gelişmelerini tamamlamış minyatür halde genç sürgünler doğar (Şekil 13). Çubuklar üzerinde bulunan gözlerin tamamı uyanmaz. Özellikle çubukların alt gözleri ile kuvvetli, kalın ve boğum araları uzun olan çubuklarda uyanma az olur. Hayward çeşidinde gözlerin yarısından azı uyanır ve sürer. Uyanmadan itibaren 3 hafta içinde sürgün boyları 15-20 cm'ye ulaşır.
Şekil 13. Kivilerde bir yıllık bir sürgün ve vejetasyon sonuna doğru sürgün üzerindeki bir göz içerisinde gelişmesini tamamlamış minyatür bir sürgün.
Çiçekler: Kivilerde çiçekler yaprak koltuklarından tek tek veya salkım halinde oluşurlar. Ticari olarak yetiştirilen kivi çeşitleri 2 evciklidir. Dişi ve erkek bitkilerde çiçekler morfolojik olarak birbirlerine benzeseler de erkek çiçeklerde yumurtalıklar, dişi çiçeklerde ise polenler fonksiyonel değildir. Dişi çiçeklerde polen tozlarının içi boş ve yumuşaktır. Bunların çimlenme yeteneği yoktur. Erkek çiçekler 2-3 gün canlılıklarını muhafaza ederler. Bu süre dişi çiçeklerde 10 güne kadardır. Döllenen dişi çiçeklerde dişicik tepesi kahverengileşir ve solar. Döllenmeyenlerde ise renk beyaz kalır ve dişi organın görünüşü değişmez. Çiçeklenmeden sonra erkek çiçeklerde çiçek sapı kuruyarak omcalar üzere kararmış bir vaziyette kalır. Kararmış ve kurumuş bu çiçek kalıntılarına bakarak erkek omcaları tanımak mümkündür.
Döllenme olması için bahçede mutlaka tozlayıcı-erkek bitkilerin bulunması gerekir. Erkek çeşitlerden Matua, dişi çeşit olan Hayward’dan biraz daha erken çiçek açtığından tozlanmayı garanti altına almak bakımında bahçede ikinci bir erkek çeşit olan Tomuri’ye de yer verilmelidir. Yeterli bir tozlanma için bir hektar alanda 10 adet arı kovanı bulundurulmalıdır. Kovanlar dişi çiçeklerin % 15'i açınca bahçeye getirilmeli ve son çiçeklerin taç yaprakları döküldükten sonra uzaklaştırılmalıdır. Kivi çiçekleri nektar içermediklerinden arılar için çekici değildirler.
Meyve: Hayward çeşidinde meyve eni 4-5 cm, boyu 6-9 cm ve ağırlığı 40-150 g arasındadır. Meyve şekli silindirik ovaldir. Dıştan içe, tüyler, kabuk, dış meyve eti, iç meyve eti, çekirdek, çekirdek evi, yumurtalık izleri ve meyve özünden meydana gelmiştir. Kivi meyvesi %20 oranında kuru madde, %80 oranında su ihtiva eder. Kivi meyvesi C vitamini bakımından çok zengindir. 100 gram taze meyvede 100-400 mg C vitamini bulunur. Bu miktar yabani çeşitlerde 1100 mg’a kadar çıkar. Pazarlanabilir meyve ağırlıkları 80-120 gr. olduğuna göre yarım kivi meyvesi yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır. 100 gr. meyve eti yalnızca 66 kalori verir. Bu bakımdan kivi sağlık meyvesi olarak adlandırılır. Kivi meyvesinin içerisinde bulunan klorofil pigmentleri meyvelere yeşil renk verirler.
Yaprak: Bir kivi bitkisinde toplam 2.000-3.000 adet yaprak bulunur. Yapraklar sürgün üzerinde boğumların dip kısmından çıkarlar. Yaprakların ortalama çapı 20 cm kadardır. Bir bitkide ortalama yaprak alanı 40-60 m2’ dir. Bu da omcanın iz düşümünün 2-3 katı kadardır. Bu durum kivi omcalarında fazla miktarda su tüketiminin nedenini açıklamaya yeterlidir.
Kökler: Kivi saçak köklü bir bitkidir. Kökler çoğunlukla toprağın 40 cm'lik üst kısmında bulunurlar. Kök hacmi toprak üstü organlarına oranla daha azdır. Toprak üstü aksamın su tüketimini karşılayabilmesi için toprakta yeterli miktarda su bulunması gerekir. Bu durum kivi yetiştiriciliğinde su ve sulamayı önemli hale getirir. Kökler kuraklıktan zarar gördükleri gibi topraktaki aşırı sudan da zararlanırlar.
YETİŞME İSTEKLERİ
Kivinin yetiştiği doğal ortamlarda oransal nem % 70-80, yükseklik en az 300, çoğunlukla 800-1400m dır. Buralarda sık yoğun sis görülse de yıllık 2000 saatin üzerinde güneşlenme vardır. Vejetasyon döneminde su tüketimini karşılayacak bol yağış olur. Vejetasyon döneminde en az 260 gün don olayı meydana gelmez. Genel olarak kivinin yetiştirildiği ülkelerin coğrafik konumlarına bakıldığı zaman bu ülkelerin kuzey ve güney yarım kürede 40. paraleller üzerinde veya bu paralele yakın oldukları görülür. Ülkemizde de aynı paralel üzerinde bulunan Karadeniz ve Marmara Bölgeleri kivi yetiştiriciliğine en uygun yörelerdir.
Vejetasyon döneminde 8°C'nin üzerinde 1800-3.000 saat sıcaklık toplamına sahip ekolojilerde kivi yetiştirilebilmektedir. Don olayları kivi yetiştiriciliğine en çok kısıtlama getiren etmenlerden birisidir. Gözlerin sürmesi ile hasat ve yaprak dökümü arasında 230-260 gün don olmayan gelişme süresi gereklidir. Çok genel bir ifade ile bitkiler kışın -6,5 ile -10°C, ilkbaharda sürgünler -0,5 °C, sonbaharda meyveler -2 °C'nin altındaki sıcaklıklarda zarar görürler.
Yağış, kivi yetiştiriciliğinde en önemli iklim etmendir. Kivi bitkisi yaklaşık 8-9 ay süren vejetasyon dönemi içinde iklime göre topraktan 800-1400 mm su tüketir.
Kivi, derin ve geçirgen toprakları sever. Suyu fazla tutan killi topraklar kivi yetiştiriciliğine uygun değildir. Kivi tesisi edilecek bahçede taban suyu seviyesinin toprak yüzeyinde en az 90 cm aşağıda olması, bu derinliğin kesinlikle 60 cm’nin üzerine çıkmaması gerekir. Bu durumda dahi kiviler yaklaşık 30 cm yükseltilmiş şerit yastıklar üzerine dikilmelidir.
BAHÇE TESİSİ
Kivi bahçesi kurulmadan önce arazinin tesviye edilmesi gerekir. Elverişli bir toprak hazırlığı için kivi tesis edilecek toprağa iki yıl üst üste hububat ekilmesi, toprakta bulunması muhtemel nematodların yok edilmesi bakımından gereklidir.
Kivi bahçesi tesis edilirken sıralar arası ve sıralar üzerinde bırakılacak mesafe 3 ile 5m arasında değişir. Bahçe tesis edilirken her 7 veya 8 dişi omcaya 1 erkek omca hesap edilmelidir. Fidanlar sonbahar veya ilkbaharda dikilebilir. Kış donları tehlikesi olmayan yörelerde sonbahar dikimi daha uygundur.
Kivi, kendi ağırlığını taşıma özelliğinde olmayan bir bitki türüdür. Bitkiyi meydana getiren vejetatif ve generatif aksamın askıya alınması ve desteklenmesi gerekir (Şekil 14). Bitki habitüsünün destek sistemi ile yukarıya kaldırılması, verim üzerine müspet yönde etkili olduğu gibi, toprak işleme, sulama, mücadele ve hasat gibi işlerinin daha kolay yapılmasına imkan sağlar. Bitki ağırlığını taşıyan ve destekleyen direkler, teller ve herekler destek sisteminin unsurlarını oluştururlar.
Direkler, ağaç, beton veya demir malzemeden yapılabilir. Beton direkler 10 x 10 cm kesitinde olabilir. Direk boyları ise uygulanacak terbiye şekline göre 2,5 – 3 m arasında olur. Ağaç direklerin çapı ise cinsine ve kullanılacağı yere göre 8 - 12 cm arasında olmalıdır. Ağaç direkler çürümeye karşı uygun bir yolla dayanıklı hale getirilmeli veya emprenye edilmiş olmalıdır. Ağaç ve beton direkler toprağın 50-60 cm derinliğine çakılmış veya gömülmüş olmalıdır.
Modern kivi yetiştiriciliğinde omcalara şekil verilmesi ve bu şeklin yıllar boyu sürdürülmesi verimin devamlılığını mümkün kılar. "T" sistemi dünyada en yaygın kullanılan bir terbiye şeklidir. Bu terbiye şeklinde gövde yüksekliği 1.8m’dir. Gövdenin tepesinde, taşıyıcı telin hemen altından sağa ve sola birer adet sabit kol bırakılır. Kollar orta tel üzerine bindirilerek desteklenir. Kollar üzerinde 30-40 cm aralıklarla takriben 100 cm uzunluğunda ürün çubukları oluşturulur ve çubuklar uçlarından dıştaki tellere bağlanarak desteklenir.
Şekil 14. Farklı biçimlerde oluşturulmuş destek sistemleri
BAHÇE BAKIM İŞLERİ
Şekil Budaması
Kivi omcalarına dikildikleri yıldan itibaren şekil verilmeye başlanır. İlk yıl fidanlar dikildikten sonra alttan ikinci göz üzerinden budanır. Gözler sürmeye başlayınca kuvvetli olan sürgün bırakılıp diğerleri tırnak bırakmadan dipten kesilir. Ancak dipteki yapraklar koparılmamalıdır. Bırakılmış olan sürgünün dik büyümesini sağlamak amacıyla omcanın yanına bir herek dikilmelidir (Şekil 15). Gövdeyi oluşturacak olan bu sürgün hereğe fazla sıkı bağlanmamalı ve sürgünün kıvrım oluşturacak şekilde hereğe sarılmamasına dikkat edilmelidir. Gövde oluşturulurken dipten çıkan obur sürgünler sürekli temizlenmeli, büyüme mevsimi boyunca gövde üzerinde gelişen yan dallar da temizlenmelidir. Eğer zamanla gövde cılızlaşırsa tepesi üstten vurularak kuvvetli gelişecek olan yeni bir yan sürgünün lider duruma geçmesi sağlanmalıdır. Eğer gövde kuvvetli gelişip erken bir zamanda tel seviyesine ulaşmış ise ilk yıl yan kolların oluşturulması yoluna da gidilebilir. Bunu yapmak için gövde tepesi telin 10 cm altından kesilerek tepeden iki adet sürgünün kuvvetli gelişmesi sağlanır. Bu sürgünler ters istikamette olmak üzere orta tele bağlanarak gelişmeleri sağlanır. Bu sürgünler sonraki yıllarda omcanın ana kollarını oluşturacaklardır.
İkinci yıl yapılan budamanın amacı kalıcı ana kollar ve bunlara bağlı yan dalları oluşturmaktır. Kolların dengeyi sağlamak için eşit kalınlıkta olması, orta tel boyunca düzgün olarak uzatılması gerekir. Bunu sağlamak için bu kolların orta tele 45-60 cm aralıklarla fazla sıkıp boğmadan bağlanması gerekir. Yan dallar kollardan 20-30 cm aralıklarla sağlı-sollu olarak çıkan dallardır. Bu dalların dış tele bağlanması, kalan diğer dalların kesilerek atılması gerekir. Aksi taktirde istenmeyen dallar zamanla diğerlerine sarılarak onların düzgün olarak gelişmelerini engellerler. İkinci yılı izleyen kış döneminde kollar ve yan dallar uçlarından geriye doğru 0.65 cm kalınlığa kadar olan yerden itibaren kesilip atılmalıdır. İlk ürün, üçüncü yılda bu dallardan çıkan sürgünlerden elde edilmektedir.
Şekil 15. Fidanlar yanlarına dikilen hereklere bağlanarak dik ve düzgün büyümeleri sağlanır
Üçüncü yıl kolların bitişikteki omcaya 30-50 cm yaklaşıncaya kadar uzatılması gerekir. Bunu sağlamak için uçtaki kuvvetli sürgünlerden biri lider olarak seçilip orta tele bağlanır. Kollardan çıkan yan dalların kollara dik olarak gelişmesi sağlanır. Kollarla rekabet edecek olan ve dış tel boyunca büyüyen paralel dallar kesilir. Üçüncü yıl yapılan şekil budamalarıyla omca iskeleti oluşturulur. Meyveler son yılın sürgünlerinden elde edilir. Üçüncü yılda yeterince gölgelenme olmadığı için meyvelerde güneş yanıklıkları görülebilir. Üçüncü yıl vejetatif gelişmeyi teşvik etmek için meyve seyreltmesine gidilmelidir. Üçüncü yılın sonundaki kış dinlenme döneminde yapılan budamalarla omca üzerinde eşit aralıklı ve karşılıklı olarak dengelenmiş 15-20 adet çubuk bırakılmalıdır. Bu dönemde yine obur dallar ve gövde üzerinden çıkan dallar kesilip atılır. Kollar ve yan dallar dördüncü yıla girinceye kadar oluşturulmalıdır. Bundan sonra yapılacak budamalarla meyve veren dallar yenilenir, omcanın çatısı korunur ve ürün yükü ayarlanır.
Kivi meyvesi vitamin ve aromatik maddeler bakımından zengin ve dekoratif görünüşlüdür (Şekil 12). Bu özelliği nedeniyle kivi kısa sürede insanlar tarafından sevilmiş ve dünyadaki toplam üretimi bir milyon tonun üzerine çıkmıştır.
Ülkemizde kivi araştırma ve üretim çalışmaların sadece 13 yıllık bir geçmişi olmasına rağmen kivi meyvesi ülkemizde de büyük ilgi görmüş, üretimi ve tüketimi konusunda beklenenin üzerinde bir talep ortaya çıkmıştır. Özellikle çay ve fındığın yetiştirildiği Doğu Karadeniz Bölgesinde kivi bitkisi yöre çiftçisi için alternatif bir ürün haline gelmiştir.
Karadeniz sahili dışında üretim yönünden önemli potansiyele sahip diğer bir bölge de Marmara Bölgesidir. Büyük tüketim merkezlerinin yakın oluşu, soğuk hava depolarının bulunuşu bu yörede üretimin büyük ölçüde artmasını teşvik etmektedir. Ege ve Akdeniz Bölgelerinde denizden 200-500 metre yüksek nemli vadi içlerinde kivi üretimi yapılabilmektedir. Akdeniz sahil kuşağında ise aşırı sıcaklar kivi yetiştiriciliğini zora sokmakta, her gün sulama yapma zorunluluğu ürün maliyetini artırmaktadır. Ülkemizde mevcut olan meyve tüketim alışkanlığı dikkate alındığında yılda 50.000 tonluk bir tüketim ve en az 400 bin tonluk üretim potansiyelinden bahsetmek mümkündür.
Şekil 12. Dekoratif görünüşlü kivi meyvesi
BİTKİSEL ÖZELLİKLER
Gövde: Genç kivi omcalarında gövde gevrek yapılıdır. Sarılıcı özelliği nedeni ile dikimden itibaren bir hereğe bağlanarak düzgün gelişmesi ve dik durması sağlanmalıdır. Gövde ileriki yaşlarda odunlaşsa bile mevcut yükü taşıyamadığından mutlaka destek sistemine ihtiyaç duymaktadır.
Kollar: Kollar gövdenin devamı sayılan yaşlı kalın sürgünlerdir. Kollar destek sisteminin orta teline bağlanarak tutulmaktadır. Yaklaşık 150 cm uzunluğunda ve zıt yönde bırakılan iki adet kol, gövde ile birlikte omcasının iskeletini oluşturmaktadır. Kolların kış budamaları sırasında elden geçirilmesi ve birkaç yılda bir yenilenmesi zorunludur.
Çubuklar: Çubuklar kollardan çıkan odunlaşmış bir yaşlı sürgünlerdir. Sürgünlerin odunlaşması yaz ortasından başlar yaprak dökümünde son bulur. Sürgünler uygun koşullarında 6-7 metre boylanabilirler. Sürgünlerin uç kısmı sarılıcı, tüylü ve kahve renklidir. Sürgünlerden bazılarının uçları beş veya altıncı yapraktan itibaren körleşir. Sürgünler üzerinde on ikinci göze kadar olan gözler meyve verme potansiyeline sahiptirler. On üçüncü gözden itibaren oluşan gözlerin tamamı vejetatif yapıdadır. Bu gözlerden meyve meydana gelmez. Çubukların orta kısımları çelik ve aşı kalemi için dip ve uç kısımlarına oranla daha uygundur.
Gözler: Gözler bir yaşlı sürgünler üzerindeki yaprak koltuklarından çıkarlar. İlkbaharda gözler patladığı zaman içlerinden bir önceki vejetasyon döneminde gelişmelerini tamamlamış minyatür halde genç sürgünler doğar (Şekil 13). Çubuklar üzerinde bulunan gözlerin tamamı uyanmaz. Özellikle çubukların alt gözleri ile kuvvetli, kalın ve boğum araları uzun olan çubuklarda uyanma az olur. Hayward çeşidinde gözlerin yarısından azı uyanır ve sürer. Uyanmadan itibaren 3 hafta içinde sürgün boyları 15-20 cm'ye ulaşır.
Şekil 13. Kivilerde bir yıllık bir sürgün ve vejetasyon sonuna doğru sürgün üzerindeki bir göz içerisinde gelişmesini tamamlamış minyatür bir sürgün.
Çiçekler: Kivilerde çiçekler yaprak koltuklarından tek tek veya salkım halinde oluşurlar. Ticari olarak yetiştirilen kivi çeşitleri 2 evciklidir. Dişi ve erkek bitkilerde çiçekler morfolojik olarak birbirlerine benzeseler de erkek çiçeklerde yumurtalıklar, dişi çiçeklerde ise polenler fonksiyonel değildir. Dişi çiçeklerde polen tozlarının içi boş ve yumuşaktır. Bunların çimlenme yeteneği yoktur. Erkek çiçekler 2-3 gün canlılıklarını muhafaza ederler. Bu süre dişi çiçeklerde 10 güne kadardır. Döllenen dişi çiçeklerde dişicik tepesi kahverengileşir ve solar. Döllenmeyenlerde ise renk beyaz kalır ve dişi organın görünüşü değişmez. Çiçeklenmeden sonra erkek çiçeklerde çiçek sapı kuruyarak omcalar üzere kararmış bir vaziyette kalır. Kararmış ve kurumuş bu çiçek kalıntılarına bakarak erkek omcaları tanımak mümkündür.
Döllenme olması için bahçede mutlaka tozlayıcı-erkek bitkilerin bulunması gerekir. Erkek çeşitlerden Matua, dişi çeşit olan Hayward’dan biraz daha erken çiçek açtığından tozlanmayı garanti altına almak bakımında bahçede ikinci bir erkek çeşit olan Tomuri’ye de yer verilmelidir. Yeterli bir tozlanma için bir hektar alanda 10 adet arı kovanı bulundurulmalıdır. Kovanlar dişi çiçeklerin % 15'i açınca bahçeye getirilmeli ve son çiçeklerin taç yaprakları döküldükten sonra uzaklaştırılmalıdır. Kivi çiçekleri nektar içermediklerinden arılar için çekici değildirler.
Meyve: Hayward çeşidinde meyve eni 4-5 cm, boyu 6-9 cm ve ağırlığı 40-150 g arasındadır. Meyve şekli silindirik ovaldir. Dıştan içe, tüyler, kabuk, dış meyve eti, iç meyve eti, çekirdek, çekirdek evi, yumurtalık izleri ve meyve özünden meydana gelmiştir. Kivi meyvesi %20 oranında kuru madde, %80 oranında su ihtiva eder. Kivi meyvesi C vitamini bakımından çok zengindir. 100 gram taze meyvede 100-400 mg C vitamini bulunur. Bu miktar yabani çeşitlerde 1100 mg’a kadar çıkar. Pazarlanabilir meyve ağırlıkları 80-120 gr. olduğuna göre yarım kivi meyvesi yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır. 100 gr. meyve eti yalnızca 66 kalori verir. Bu bakımdan kivi sağlık meyvesi olarak adlandırılır. Kivi meyvesinin içerisinde bulunan klorofil pigmentleri meyvelere yeşil renk verirler.
Yaprak: Bir kivi bitkisinde toplam 2.000-3.000 adet yaprak bulunur. Yapraklar sürgün üzerinde boğumların dip kısmından çıkarlar. Yaprakların ortalama çapı 20 cm kadardır. Bir bitkide ortalama yaprak alanı 40-60 m2’ dir. Bu da omcanın iz düşümünün 2-3 katı kadardır. Bu durum kivi omcalarında fazla miktarda su tüketiminin nedenini açıklamaya yeterlidir.
Kökler: Kivi saçak köklü bir bitkidir. Kökler çoğunlukla toprağın 40 cm'lik üst kısmında bulunurlar. Kök hacmi toprak üstü organlarına oranla daha azdır. Toprak üstü aksamın su tüketimini karşılayabilmesi için toprakta yeterli miktarda su bulunması gerekir. Bu durum kivi yetiştiriciliğinde su ve sulamayı önemli hale getirir. Kökler kuraklıktan zarar gördükleri gibi topraktaki aşırı sudan da zararlanırlar.
YETİŞME İSTEKLERİ
Kivinin yetiştiği doğal ortamlarda oransal nem % 70-80, yükseklik en az 300, çoğunlukla 800-1400m dır. Buralarda sık yoğun sis görülse de yıllık 2000 saatin üzerinde güneşlenme vardır. Vejetasyon döneminde su tüketimini karşılayacak bol yağış olur. Vejetasyon döneminde en az 260 gün don olayı meydana gelmez. Genel olarak kivinin yetiştirildiği ülkelerin coğrafik konumlarına bakıldığı zaman bu ülkelerin kuzey ve güney yarım kürede 40. paraleller üzerinde veya bu paralele yakın oldukları görülür. Ülkemizde de aynı paralel üzerinde bulunan Karadeniz ve Marmara Bölgeleri kivi yetiştiriciliğine en uygun yörelerdir.
Vejetasyon döneminde 8°C'nin üzerinde 1800-3.000 saat sıcaklık toplamına sahip ekolojilerde kivi yetiştirilebilmektedir. Don olayları kivi yetiştiriciliğine en çok kısıtlama getiren etmenlerden birisidir. Gözlerin sürmesi ile hasat ve yaprak dökümü arasında 230-260 gün don olmayan gelişme süresi gereklidir. Çok genel bir ifade ile bitkiler kışın -6,5 ile -10°C, ilkbaharda sürgünler -0,5 °C, sonbaharda meyveler -2 °C'nin altındaki sıcaklıklarda zarar görürler.
Yağış, kivi yetiştiriciliğinde en önemli iklim etmendir. Kivi bitkisi yaklaşık 8-9 ay süren vejetasyon dönemi içinde iklime göre topraktan 800-1400 mm su tüketir.
Kivi, derin ve geçirgen toprakları sever. Suyu fazla tutan killi topraklar kivi yetiştiriciliğine uygun değildir. Kivi tesisi edilecek bahçede taban suyu seviyesinin toprak yüzeyinde en az 90 cm aşağıda olması, bu derinliğin kesinlikle 60 cm’nin üzerine çıkmaması gerekir. Bu durumda dahi kiviler yaklaşık 30 cm yükseltilmiş şerit yastıklar üzerine dikilmelidir.
BAHÇE TESİSİ
Kivi bahçesi kurulmadan önce arazinin tesviye edilmesi gerekir. Elverişli bir toprak hazırlığı için kivi tesis edilecek toprağa iki yıl üst üste hububat ekilmesi, toprakta bulunması muhtemel nematodların yok edilmesi bakımından gereklidir.
Kivi bahçesi tesis edilirken sıralar arası ve sıralar üzerinde bırakılacak mesafe 3 ile 5m arasında değişir. Bahçe tesis edilirken her 7 veya 8 dişi omcaya 1 erkek omca hesap edilmelidir. Fidanlar sonbahar veya ilkbaharda dikilebilir. Kış donları tehlikesi olmayan yörelerde sonbahar dikimi daha uygundur.
Kivi, kendi ağırlığını taşıma özelliğinde olmayan bir bitki türüdür. Bitkiyi meydana getiren vejetatif ve generatif aksamın askıya alınması ve desteklenmesi gerekir (Şekil 14). Bitki habitüsünün destek sistemi ile yukarıya kaldırılması, verim üzerine müspet yönde etkili olduğu gibi, toprak işleme, sulama, mücadele ve hasat gibi işlerinin daha kolay yapılmasına imkan sağlar. Bitki ağırlığını taşıyan ve destekleyen direkler, teller ve herekler destek sisteminin unsurlarını oluştururlar.
Direkler, ağaç, beton veya demir malzemeden yapılabilir. Beton direkler 10 x 10 cm kesitinde olabilir. Direk boyları ise uygulanacak terbiye şekline göre 2,5 – 3 m arasında olur. Ağaç direklerin çapı ise cinsine ve kullanılacağı yere göre 8 - 12 cm arasında olmalıdır. Ağaç direkler çürümeye karşı uygun bir yolla dayanıklı hale getirilmeli veya emprenye edilmiş olmalıdır. Ağaç ve beton direkler toprağın 50-60 cm derinliğine çakılmış veya gömülmüş olmalıdır.
Modern kivi yetiştiriciliğinde omcalara şekil verilmesi ve bu şeklin yıllar boyu sürdürülmesi verimin devamlılığını mümkün kılar. "T" sistemi dünyada en yaygın kullanılan bir terbiye şeklidir. Bu terbiye şeklinde gövde yüksekliği 1.8m’dir. Gövdenin tepesinde, taşıyıcı telin hemen altından sağa ve sola birer adet sabit kol bırakılır. Kollar orta tel üzerine bindirilerek desteklenir. Kollar üzerinde 30-40 cm aralıklarla takriben 100 cm uzunluğunda ürün çubukları oluşturulur ve çubuklar uçlarından dıştaki tellere bağlanarak desteklenir.
Şekil 14. Farklı biçimlerde oluşturulmuş destek sistemleri
BAHÇE BAKIM İŞLERİ
Şekil Budaması
Kivi omcalarına dikildikleri yıldan itibaren şekil verilmeye başlanır. İlk yıl fidanlar dikildikten sonra alttan ikinci göz üzerinden budanır. Gözler sürmeye başlayınca kuvvetli olan sürgün bırakılıp diğerleri tırnak bırakmadan dipten kesilir. Ancak dipteki yapraklar koparılmamalıdır. Bırakılmış olan sürgünün dik büyümesini sağlamak amacıyla omcanın yanına bir herek dikilmelidir (Şekil 15). Gövdeyi oluşturacak olan bu sürgün hereğe fazla sıkı bağlanmamalı ve sürgünün kıvrım oluşturacak şekilde hereğe sarılmamasına dikkat edilmelidir. Gövde oluşturulurken dipten çıkan obur sürgünler sürekli temizlenmeli, büyüme mevsimi boyunca gövde üzerinde gelişen yan dallar da temizlenmelidir. Eğer zamanla gövde cılızlaşırsa tepesi üstten vurularak kuvvetli gelişecek olan yeni bir yan sürgünün lider duruma geçmesi sağlanmalıdır. Eğer gövde kuvvetli gelişip erken bir zamanda tel seviyesine ulaşmış ise ilk yıl yan kolların oluşturulması yoluna da gidilebilir. Bunu yapmak için gövde tepesi telin 10 cm altından kesilerek tepeden iki adet sürgünün kuvvetli gelişmesi sağlanır. Bu sürgünler ters istikamette olmak üzere orta tele bağlanarak gelişmeleri sağlanır. Bu sürgünler sonraki yıllarda omcanın ana kollarını oluşturacaklardır.
İkinci yıl yapılan budamanın amacı kalıcı ana kollar ve bunlara bağlı yan dalları oluşturmaktır. Kolların dengeyi sağlamak için eşit kalınlıkta olması, orta tel boyunca düzgün olarak uzatılması gerekir. Bunu sağlamak için bu kolların orta tele 45-60 cm aralıklarla fazla sıkıp boğmadan bağlanması gerekir. Yan dallar kollardan 20-30 cm aralıklarla sağlı-sollu olarak çıkan dallardır. Bu dalların dış tele bağlanması, kalan diğer dalların kesilerek atılması gerekir. Aksi taktirde istenmeyen dallar zamanla diğerlerine sarılarak onların düzgün olarak gelişmelerini engellerler. İkinci yılı izleyen kış döneminde kollar ve yan dallar uçlarından geriye doğru 0.65 cm kalınlığa kadar olan yerden itibaren kesilip atılmalıdır. İlk ürün, üçüncü yılda bu dallardan çıkan sürgünlerden elde edilmektedir.
Şekil 15. Fidanlar yanlarına dikilen hereklere bağlanarak dik ve düzgün büyümeleri sağlanır
Üçüncü yıl kolların bitişikteki omcaya 30-50 cm yaklaşıncaya kadar uzatılması gerekir. Bunu sağlamak için uçtaki kuvvetli sürgünlerden biri lider olarak seçilip orta tele bağlanır. Kollardan çıkan yan dalların kollara dik olarak gelişmesi sağlanır. Kollarla rekabet edecek olan ve dış tel boyunca büyüyen paralel dallar kesilir. Üçüncü yıl yapılan şekil budamalarıyla omca iskeleti oluşturulur. Meyveler son yılın sürgünlerinden elde edilir. Üçüncü yılda yeterince gölgelenme olmadığı için meyvelerde güneş yanıklıkları görülebilir. Üçüncü yıl vejetatif gelişmeyi teşvik etmek için meyve seyreltmesine gidilmelidir. Üçüncü yılın sonundaki kış dinlenme döneminde yapılan budamalarla omca üzerinde eşit aralıklı ve karşılıklı olarak dengelenmiş 15-20 adet çubuk bırakılmalıdır. Bu dönemde yine obur dallar ve gövde üzerinden çıkan dallar kesilip atılır. Kollar ve yan dallar dördüncü yıla girinceye kadar oluşturulmalıdır. Bundan sonra yapılacak budamalarla meyve veren dallar yenilenir, omcanın çatısı korunur ve ürün yükü ayarlanır.


Comment