KİVİ
Bitkisel özellikler
Kivi çalı formunda, sarılıcı-tırmanıcı, kışın yaprağını döken çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi odunsu yapıdadır. Yabani formları ağaçlara tırmanarak büyümektedir. Bitkinin sürgün gelişmesi çok kuvvetli olup, özellikle erkek bitkilerin sürgün gelişmesi daha hızlıdır. Tırmanıcı olmasına rağmen tutunmak için asmadaki gibi sülük benzeri bazı özel organları bulunmamaktadır.
Kök Yapısı
Kivi, saçak kök yapısına sahip bir bitki olup, kökler şişkince ve etli yapıdadır. Toprak yapısına göre değişmekle birlikte, genel olarak toprağın 40 cm’lik kısmında yoğunlaşan kökler, derin, hafif ve süzek topraklarda daha derinlere de inebilmektedir. Saçak kökler toprakta geniş bir dağılım göstererek bitkinin, topraktaki bitki besin elementlerinden daha fazla yararlanmasını sağlamaktadır. Bitki gelişimi için uygun olmayan topraklarda özellikle, taban suyu seviyesi yüksek olan yerlerde havasız kalarak çürüyen kökler, bu gibi topraklarda, toprak kaynaklı mantar hastalıklarına ve toprak zararlılarına ( nematod) karşı dayanıksız hale gelmekte, bitkinin gelişimi gerilemekte ve sonuçta ölüm oluşmaktadır.
Gövde ve Sürgünler
Gövde odunsu yapıda olmasına rağmen hızlı sürgün gelişiminden dolayı bitki kendi ağırlığını taşıyamamaktadır. Bunun için telli terbiye sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca yeni tesis edilen bahçelerde gövdenin dik durması ve düzgün gövde oluşturulması için destek hereğinin çakılması gerekmektedir.
Dikimden sonra terbiye şekline göre, şekil budaması yapıldıktan sonra ana dal üzerinde yan dalların düzgün bir şekilde oluşturulması gerekmektedir. Yan dallar düzenli bir şekilde terbiye edilirse bitkinin gelişmesi ve verimi daha iyi olur. Yan dallar gövdeden hemen çatallaştırılmamalı, yayvan ve yere paralel olacak şekilde oluşturulmalıdır. Yaklaşık 150–200 cm uzunluğunda ve zıt yönde bırakılan iki adet ana dal, gövde ile birlikte kivinin iskeletini oluşturmaktadır.
Sürgünlerin uç kısmı, sarılıcı, kahve renkli ve tüylüdür. Sürgünler uygun koşullarda 5–7 metre boylanabilmektedir. İlkbaharda süren genç ve taze sürgünlerin odunlaşması, yaz ortasında (Temmuzun ikinci yarısında) başlayıp, yaprak dökümünde son bulmaktadır. İyi meyve veren sürgünlerin boğum araları daha kısa, belirgin, dolgun olmakta ve sürgünün ucu bir gözle son bulmaktadır. Ana dallar üzerinde bulunan; boyları ve boğum araları uzun, çapları geniş ve dik büyüyen sürgünler ise obur dalları oluşturmaktadır. Bu sürgünler eğer vejetasyon periyodu içerisinde (yaz ortasında) sürerse hiç meyve vermez. Bunun için yaz budaması esnasında bu dalların çıkarılması gerekmektedir. Bunun yanında kış dinlenmesinden çıkışta süren obur dallar azda olsa meyve vermektedir.
Gözler
Gözler çoğunlukla bir yaşlı sürgünler üzerinde bulunan yaprak koltuklarının üzerinden meydana gelmektedir. Bunun yanında nadir olmakla birlikte, 2 ve 3 yaşlı dallar üzerinde de oluşabilmektedir. İlkbaharda süren genç sürgünlerin, dip kısmında çiçek salkımları meydana geliyorsa bu gözlere verimli göz denir. Verimsiz gözlerde ise sadece sürgün ve yaprak taslakları bulunur. İlkbaharda gözler normal olarak çubukların uç boğumlarından itibaren uyanmaya başlar. En erken uyanan bu uç gözler, çoğunlukla en verimli olan gözlerdir. Sürgün üzerinde bulunan gözlerin tamamı uyanmaz. Özellikle sürgünlerin alt ve dip kısmındaki gözler ile, gelişmesini tamamlayamamış yassı gözlerde uyanma az olmaktadır. Gözler soğuklama ihtiyacını (bitkinin aktif olmadığı yani yapraklarını döktüğü dönem ile, bitkiye su yürüme zamanı arasında kalan süre, kış dinlenmesi) karşıladıktan sonra uyanır ve sürmeye başlar. Soğuklanma isteği, kültürü yapılan çeşitlere göre değişmekle birlikte +7 oC’nin altında, 400 ile 1000 saattir. Soğuklanma ihtiyacının karşılanmayan gözlerin uyanması daha az olmakta ve verimde de düşüşlere neden olmaktadır.
Yaprak Şekli
Yapraklar sürgün üzerinde bulunan gözlerin alt kısımlarından meydana gelmektedir. Yapraklar, oval veya kalp şeklinde olup, üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yeşil ve ince tüylerle kaplıdır. Yaprak kenarları dişlidir. Görünümü çok güzel olan yapraklar, oldukça büyüktür. Kivi yaprakları kâğıt yapımında da kullanılabilmektedir. Yapraklar, oldukça büyüktür. Kivi yaprakları kâğıt yapımında da kullanılabilmektedir.
Tozlaşma ve Döllenme Biyolojisi
Bitki esas itibarı ile iki evciklidir. Yani erkek ve dişi çiçekler farklı bitkilerde bulunmaktadır. Bu nedenle döllenme için çapraz tozlaşma sağlanmalıdır.
Bahçe tesis edilirken, bahçede 1,8 oranında erkek bitkinin bulunması gerekir. Yani, 8 dişi bitkiye karşı, 1 erkek bitki dikilir. Etkili bir tozlaşma için erkek bitkilerle dişi bitkiler aynı anda çiçek açmalıdır. Bunu sağlamak amacıyla, bahçe tesis ederken erkek çeşitlerden Matua ve Tomuri’ye birlikte yer verilmelidir.
Rüzgârla tozlaşmada meyve tutumu çok az olduğu için tozlaşma zamanında bahçede arı kovanının bulundurulmalıdır. Ticari yetiştiricilikte tozlaşma arılarla olur
Döllenen çiçeklerde dişicik tepesi kahverengileşir ve solar döllenmeyenlerde ise renk beyaz kalır ve dişi organın görünümü değişmez.
Kaliforniya da çiçeklere elle tozlama yöntemi uygulanır. Bu yöntemde; çiçekler, erkek tomurcukların anterleri ortaya çıkmadan önceki devrede toplanır ve oda sıcaklığında yarılıp açılmaya terk edilir. Temiz polenler fırça ile dişi polenlere sürülür ve tozlaşma yapılır.
Tozlaşmadan Sonra Dişi Çiçeklerde Döllenme Oluşumu ve Meyve Teşekkülü :
1.Dönem: Tozlaşmadan 9. haftaya kadar olan süredir. Meyve tohumları maksimum büyüklüğe ulaşır. Çok hızlı büyüme vardır (Haziran + Temmuz) .
2.Dönem: 9–12 haftalar arasıdır. Büyüme yavaşlar, tohumlar renklenir. Siyaha yakın lacivert renk alır (Ağustos) .
3.Dönem: 12–17 haftalar arasıdır. Meyve büyümesi yeniden hızlanır. Tohumlar koyu esmer renk alır (Eylül) .
4.Dönem: 17–21 haftalar arasıdır. Meyve irileşmesi azalır. Tohumlar tamamen siyah renk alır. Bu safhada meyvede şeker asimilasyonu başlar (Ekim).
5.Dönem: 21–23 haftalar arasıdır. Meyveler artık gerçek büyüklüklerine ulaşmıştır. Bu dönemde çekirdekler meyve etinden ayrılır (Kasım).
Kivi Bitkisinin İklim ve Toprak İstekleri
İklim İstekleri
Kivi genelde, kışları ılıman yazları sıcak ve nemli bir iklime ihtiyaç duymaktadır. İlkbahar ve sonbahar donlarından fazla etkilendiği için, ilkbaharda gözlerin sürmesi ile yaprak dökümü arasındaki periyotta (230 – 260 gün) don görülmeyen yerlerde yetiştirilmesi uygundur. Özellikle gözlerin sürmesi ve yapraklanmadan sonra meydana gelen don olayları bitkiye büyük zarar vermektedir. Meyveler, –2 oC’de zarar gördükleri için hasat döneminde ısının –2 oC ‘ye düşmesi arzu edilmez.
Yıllık sürgünler aşırı rüzgârlardan olumsuz şekilde etkilendikleri için bahçeler tesis edilirken rüzgâra karşı gerekli önlemlerin (rüzgâr kıran) alınması gerekir. Aksi takdirde yeni sürgünlerin dallara bağlantısı kuvvetli olmadığından kolayca kırılır ve bu durumda verimi olumsuz yönde etkiler.
Kivi, suyu sevmekle beraber vejetasyon dönemi içinde düzenli olarak 800 – 1400 mm arasında yağış alan bölgelerde rahatlıkla yetiştirilebilmektedir. Bu durum göz önüne alındığında, ülkemizde bu yağış düzenine uyan tek bölge Doğu Karadeniz bölgesi olup, diğer yörelerde sulama yapılmadan yetiştirilmesi mümkün değildir. Hatta bu bölgede bile, havaların kurak gittiği zamanlarda sulama yapılmadığı takdirde bitki gelişmesi duraklamakta, meyve verimi ve kalitesinde önemli azalmalar olmaktadır.
Toprak İstekleri
Kivi bitkisi toprak isteği bakımından seçicidir. Kökler olumsuz toprak şarlarından etkilenmektedir. Özelikle saçak köklerin çokluğu ve hassas oluşu, kivinin toprak isteğinin önemini göstermektedir. Bu bakımından; ağır olmayan, derin, süzek ve geçirgen gevşek yapılı, organik maddece zengin, nötr veya orta asit karakterli, Ph 5–7 arasında olan topraklar, kivi için uygun topraklardır. Ağır, su tutan, drenajı iyi olmayan ve taban suyu yüksek olan topraklar ise uygun değildir.
Üretim Tekniği
Kivi, çoğaltılması kolay olan meyve türlerinden biridir. Tohumla çoğaltılabildiği gibi aşı, çelik ve doku kültürü yöntemleri ile çoğaltılabilir.
Tohumla Üretim
Tohumla üretim, anaç üretiminde ve ıslah çalışmalarında kullanılmaktadır. Bir kivi meyvesinde ortalama 1000 adet tohum bulunmaktadır. Tohumları çok küçüktür. 1000 dane ağırlığı ortalama 1 gr’dır. Tohumlar, olgun ve sağlıklı meyvelerden elde edilir. Bunun için meyve kabukları soyulduktan sonra blender yardımıyla meyveler parçalanarak pulp haline getirilir. Pulp ince gözlü elekten süzdürülerek elde edilir. Tohumlar serin bir yerde kurutulduktan sonra en az 15–20 gün, +3-4 oC bekletildikten sonra ekim yapılır.
Aşı İle Üretim
Aşıyla üretimde, tohumdan üretilen çöğürler anaç olarak kullanılmaktadır. Aşı ile çoğaltma sayesinde, nitelikleri iyi olan ve kök yapısı iyi gelişmiş, kaliteli fidanlar elde edilir. Kivilerde kök yapısının kuvvetli olması özel bir önem taşır. Çünkü kivilerdeki yaprak alanı diğer meyve türlerine göre daha büyüktür ve buna bağlı olarak da bitkinin su ihtiyacı fazla olmaktadır. Bu nedenle bitkinin su dengesini koruyabilmesi için köklerin iyi gelişmesi gerekmektedir.
Kivi bitkisinde, göz ve kalem aşıları başarı ile uygulanabilen aşılardır. Göz aşıları uygulandıkları zamana göre; sürgün ve durgun göz aşıları olarak isimlendirilirler.
Sürgün göz aşılarında kullanılacak aşı kalemleri, 1 yıllık odunlaşmış sürgünlerden, bitkiye su yürümeden ve sürgünlerde uyanma olmadan önce alınarak, uygun ortamda saklanmalıdır. Kalemler, nemli samanlı kâğıda sarıldıktan sonra, hava almayacak şekilde plastik torbalara konularak, soğuk hava deposunda, buzdolabının sebzelik kısmında veya serin bir yerde toprağa gömmek suretiyle muhafaza edilebilir.
Göz aşılarından; T, ters T ve yongalı göz aşıları, kalem aşılarından ise; yarma, kakma, dilcikli, dilciksiz ve kabuk aşıları yapılabilmektedir. Sürgün göz aşılarından; yongalı göz aşısının uygulanmasına Nisan ayında, T aşısının uygulanmasına Mayıs ayında başlanabilir. Durgun göz aşıları ise, Temmuz sonu Ağustos başında yapılmalıdır. Durgun aşılarda aşı kalemleri direk bahçeden, bir yıllık sürgünlerden alınmalıdır.
Göz aşılarının yapılacağı en uygun vakit sabah erkenden ve öğle saat 15’den sonra yapılandır. Fazla sıcak ve yağmur altında aşı yapılmaz. Göz aşısına başlamadan birkaç gün önce üzerlerine aşı yapılacak ortamdaki fidanlar yabancı otlardan temizlenir daha sonra aşı fidanlarının gövdesinden çıkan sürgünler temizlenir, tek bir gövde haline getirilir ve gövdenin dik durması için destek sistemine alınır. Fazla uzamış olan aşılanacak fidanların tepe sürgünleri alınır. Bundan sonra toprak yüzünden 7–10 cm yukardan aşı çakısının ucuyla ve odun kısmı zedelenmeden anacın kabuğu T şeklinde kesilir T’nin ilk olarak üst ve bundan sonrada orta çizgisi kesilmelidir. Kesik kısmın iki kenarındaki kabuk, aşı çakısının tırnağı ile yerinden kaldırılır. Böylece anaç hazırlanmış olur. Bundan sonra aşı kaleminden uygun bir şekilde aşı gözü hafif odunlu olarak çıkarılır, bu şekilde çıkarılmış olan göz, yine bıçaktaki tırnağın yardımı ile anacın kesilen kısmına yukardan aşağı doğru sürülerek yerleştirilir ve aşı bağı ile sarılır. Aşı bağı ile bağlamaya yukarı taraftan başlanmalı ve göz serbest bırakıldıktan sonra alt tarafa geçilerek bu kısmı da iyice sarıldıktan sonra düğüm atılmalıdır.
Göz aşıların tutup tutmadığı 15–20 gün sonra belli olur. Tutan aşılarda takılan gözün altındaki yaprak sapı kendiliğinden düşer ve gözün takıldığı kısımda hafif bir kabarıklık hâsıl olur. Eğer yaprak sapı kurumuş kalmış gözün çevresin de buruşmuş ve kararmış ise aşı tutmamıştır. Bu takdirde aşı evvelki yerin altından ve üstünden yenilenir.
Kalem Aşıları
Kalem aşıları, odunlaşmış aşı kaleminin, anaç olarak kullanılacak bitkiyle, uygun zamanda ve uygun şekilde birleştirilmesidir. Aşı kalemleri, bitki yapraklarını döktükten ve ilk soğuklar geçtikten sonra alınır. Aşı kalemleri alınacak bitkiler hastalıksız, iyi gelişen ve iyi ürün veren bitkiler olmalıdır. Alınan aşı kalemleri 0 – 4 oC’de aşı zamanına kadar muhafaza edilir.
Kalem aşıları ilkbaharda, bitkiye su yürümeden önce yapılır. Aşılama için en uygun zaman, yöreye göre değişmekle birlikte Şubat ayından Mart ayının ilk haftasına kadar olan dönemdir. Çünkü bu aylarda henüz bitkide ağlama (öz su akışı) başlamamıştır. Bu yöntemle aşılamada başarı oranı % 95’ in üzerindedir. Bitkiye su yürüdükten sonra yapılacak aşılarda başarı oranı düşer. Anaçtan gelen öz su kalemle anaç dokuları arasına girerek, kalemle anaç bitkinin sıkı şekilde temas etmelerini önler. Bunun için özsu akışının durması beklenir ve durduktan sonra aşılama yapılır.
Kivilerin çoğaltılmasında en yaygın olarak kullanılan kalem aşı yöntemleri;
Yarma aşı, kakma aşı ve dilcikli aşıdır.
Yarma Aşı: Aşılanacak materyalin çapı aşı kaleminden fazla olduğu zaman uygulanır. Yarma aşıda, üzerinde iki göz bulunan ve uzunluğu 10–15 cm olan kalemler kullanılır. Kalemlerin anaçla aynı kalınlıkta olması tercih edilir. Aşılanacak anacın gövdesi yerden 30–50 cm yüksekten testere ile yatay olarak kesilir. Önce anaç ortadan bir kesici yardımı ile yarılır. Kalem bu yarılan yere kabuk kısımları karşılıklı olarak temas edecek şekilde yerleştirilir ve yara yüzeyinin kurumasını önlemek için bu kısımlara macun sürülür. Daha sonra aşı bağı ile yağmur suyu ve böcek girecek yer bırakılmayacak şekilde, sıkıca bağlanarak anacın kalemi sıkması sağlanır.
Kakma Aşı: Yarma aşıda olduğu gibi aşılanacak materyalin çapı aşı kaleminden fazla olduğu zaman uygulanır. Bunun için anaç olacak ağaç, dipten 15–20 cm yukardan az eğimli olarak testere ile kesilir. Tepede, V harfine benzer 2 – 2.5 cm uzunlukta, dış üst genişliği 4–5 mm olan inçe bir oyuk açılır. Kalemde bu oyuğa uyacak şekilde hazırlanır ve kalem bu oyuğa, anaçla kalemin kabukları tam olarak çakışacak şekilde yerleştirilir. Daha sonra aşı bağı ile bağlanır. Kesik yerlere ve bağların üzerine aşı macunu sürülür.
Dilcikli Aşı: Yaklaşık eşit kalınlıktaki anaç ve kalemin aşılanmasında uygulanan bir kalem aşısı yöntemidir. Anaç ve kalem 45o eğimle kesilir. Her ikisinin uç kısmından aşı bıçağı ile 1–1,5 cm derinliğinde bir kesik açılır, sonra diller iç içe gelecek şekilde kalem anaca yerleştirilir. Anaçla kalemin kabukları birbirine çakışacak şekilde yanaştırılır ve aşı bağı ile bağlanır.
Devamı Aşağıdadır.
Önemli Not: Kaynak Belirlenememiştir. Kaynak sahibinin sahipliğini belirtmesi veya yayından çıkarılması talebi tarafımızca kesinlikle dikkate alınacaktır. Faydalı bir yazı olduğu için toplum menfaati adına yayınlanma ihtiyacı duyulmuştur.
Bitkisel özellikler
Kivi çalı formunda, sarılıcı-tırmanıcı, kışın yaprağını döken çok yıllık bir bitkidir. Gövdesi odunsu yapıdadır. Yabani formları ağaçlara tırmanarak büyümektedir. Bitkinin sürgün gelişmesi çok kuvvetli olup, özellikle erkek bitkilerin sürgün gelişmesi daha hızlıdır. Tırmanıcı olmasına rağmen tutunmak için asmadaki gibi sülük benzeri bazı özel organları bulunmamaktadır.
Kök Yapısı
Kivi, saçak kök yapısına sahip bir bitki olup, kökler şişkince ve etli yapıdadır. Toprak yapısına göre değişmekle birlikte, genel olarak toprağın 40 cm’lik kısmında yoğunlaşan kökler, derin, hafif ve süzek topraklarda daha derinlere de inebilmektedir. Saçak kökler toprakta geniş bir dağılım göstererek bitkinin, topraktaki bitki besin elementlerinden daha fazla yararlanmasını sağlamaktadır. Bitki gelişimi için uygun olmayan topraklarda özellikle, taban suyu seviyesi yüksek olan yerlerde havasız kalarak çürüyen kökler, bu gibi topraklarda, toprak kaynaklı mantar hastalıklarına ve toprak zararlılarına ( nematod) karşı dayanıksız hale gelmekte, bitkinin gelişimi gerilemekte ve sonuçta ölüm oluşmaktadır.
Gövde ve Sürgünler
Gövde odunsu yapıda olmasına rağmen hızlı sürgün gelişiminden dolayı bitki kendi ağırlığını taşıyamamaktadır. Bunun için telli terbiye sistemlerine ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca yeni tesis edilen bahçelerde gövdenin dik durması ve düzgün gövde oluşturulması için destek hereğinin çakılması gerekmektedir.
Dikimden sonra terbiye şekline göre, şekil budaması yapıldıktan sonra ana dal üzerinde yan dalların düzgün bir şekilde oluşturulması gerekmektedir. Yan dallar düzenli bir şekilde terbiye edilirse bitkinin gelişmesi ve verimi daha iyi olur. Yan dallar gövdeden hemen çatallaştırılmamalı, yayvan ve yere paralel olacak şekilde oluşturulmalıdır. Yaklaşık 150–200 cm uzunluğunda ve zıt yönde bırakılan iki adet ana dal, gövde ile birlikte kivinin iskeletini oluşturmaktadır.
Sürgünlerin uç kısmı, sarılıcı, kahve renkli ve tüylüdür. Sürgünler uygun koşullarda 5–7 metre boylanabilmektedir. İlkbaharda süren genç ve taze sürgünlerin odunlaşması, yaz ortasında (Temmuzun ikinci yarısında) başlayıp, yaprak dökümünde son bulmaktadır. İyi meyve veren sürgünlerin boğum araları daha kısa, belirgin, dolgun olmakta ve sürgünün ucu bir gözle son bulmaktadır. Ana dallar üzerinde bulunan; boyları ve boğum araları uzun, çapları geniş ve dik büyüyen sürgünler ise obur dalları oluşturmaktadır. Bu sürgünler eğer vejetasyon periyodu içerisinde (yaz ortasında) sürerse hiç meyve vermez. Bunun için yaz budaması esnasında bu dalların çıkarılması gerekmektedir. Bunun yanında kış dinlenmesinden çıkışta süren obur dallar azda olsa meyve vermektedir.
Gözler
Gözler çoğunlukla bir yaşlı sürgünler üzerinde bulunan yaprak koltuklarının üzerinden meydana gelmektedir. Bunun yanında nadir olmakla birlikte, 2 ve 3 yaşlı dallar üzerinde de oluşabilmektedir. İlkbaharda süren genç sürgünlerin, dip kısmında çiçek salkımları meydana geliyorsa bu gözlere verimli göz denir. Verimsiz gözlerde ise sadece sürgün ve yaprak taslakları bulunur. İlkbaharda gözler normal olarak çubukların uç boğumlarından itibaren uyanmaya başlar. En erken uyanan bu uç gözler, çoğunlukla en verimli olan gözlerdir. Sürgün üzerinde bulunan gözlerin tamamı uyanmaz. Özellikle sürgünlerin alt ve dip kısmındaki gözler ile, gelişmesini tamamlayamamış yassı gözlerde uyanma az olmaktadır. Gözler soğuklama ihtiyacını (bitkinin aktif olmadığı yani yapraklarını döktüğü dönem ile, bitkiye su yürüme zamanı arasında kalan süre, kış dinlenmesi) karşıladıktan sonra uyanır ve sürmeye başlar. Soğuklanma isteği, kültürü yapılan çeşitlere göre değişmekle birlikte +7 oC’nin altında, 400 ile 1000 saattir. Soğuklanma ihtiyacının karşılanmayan gözlerin uyanması daha az olmakta ve verimde de düşüşlere neden olmaktadır.
Yaprak Şekli
Yapraklar sürgün üzerinde bulunan gözlerin alt kısımlarından meydana gelmektedir. Yapraklar, oval veya kalp şeklinde olup, üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yeşil ve ince tüylerle kaplıdır. Yaprak kenarları dişlidir. Görünümü çok güzel olan yapraklar, oldukça büyüktür. Kivi yaprakları kâğıt yapımında da kullanılabilmektedir. Yapraklar, oldukça büyüktür. Kivi yaprakları kâğıt yapımında da kullanılabilmektedir.
Tozlaşma ve Döllenme Biyolojisi
Bitki esas itibarı ile iki evciklidir. Yani erkek ve dişi çiçekler farklı bitkilerde bulunmaktadır. Bu nedenle döllenme için çapraz tozlaşma sağlanmalıdır.
Bahçe tesis edilirken, bahçede 1,8 oranında erkek bitkinin bulunması gerekir. Yani, 8 dişi bitkiye karşı, 1 erkek bitki dikilir. Etkili bir tozlaşma için erkek bitkilerle dişi bitkiler aynı anda çiçek açmalıdır. Bunu sağlamak amacıyla, bahçe tesis ederken erkek çeşitlerden Matua ve Tomuri’ye birlikte yer verilmelidir.
Rüzgârla tozlaşmada meyve tutumu çok az olduğu için tozlaşma zamanında bahçede arı kovanının bulundurulmalıdır. Ticari yetiştiricilikte tozlaşma arılarla olur
Döllenen çiçeklerde dişicik tepesi kahverengileşir ve solar döllenmeyenlerde ise renk beyaz kalır ve dişi organın görünümü değişmez.
Kaliforniya da çiçeklere elle tozlama yöntemi uygulanır. Bu yöntemde; çiçekler, erkek tomurcukların anterleri ortaya çıkmadan önceki devrede toplanır ve oda sıcaklığında yarılıp açılmaya terk edilir. Temiz polenler fırça ile dişi polenlere sürülür ve tozlaşma yapılır.
Tozlaşmadan Sonra Dişi Çiçeklerde Döllenme Oluşumu ve Meyve Teşekkülü :
1.Dönem: Tozlaşmadan 9. haftaya kadar olan süredir. Meyve tohumları maksimum büyüklüğe ulaşır. Çok hızlı büyüme vardır (Haziran + Temmuz) .
2.Dönem: 9–12 haftalar arasıdır. Büyüme yavaşlar, tohumlar renklenir. Siyaha yakın lacivert renk alır (Ağustos) .
3.Dönem: 12–17 haftalar arasıdır. Meyve büyümesi yeniden hızlanır. Tohumlar koyu esmer renk alır (Eylül) .
4.Dönem: 17–21 haftalar arasıdır. Meyve irileşmesi azalır. Tohumlar tamamen siyah renk alır. Bu safhada meyvede şeker asimilasyonu başlar (Ekim).
5.Dönem: 21–23 haftalar arasıdır. Meyveler artık gerçek büyüklüklerine ulaşmıştır. Bu dönemde çekirdekler meyve etinden ayrılır (Kasım).
Kivi Bitkisinin İklim ve Toprak İstekleri
İklim İstekleri
Kivi genelde, kışları ılıman yazları sıcak ve nemli bir iklime ihtiyaç duymaktadır. İlkbahar ve sonbahar donlarından fazla etkilendiği için, ilkbaharda gözlerin sürmesi ile yaprak dökümü arasındaki periyotta (230 – 260 gün) don görülmeyen yerlerde yetiştirilmesi uygundur. Özellikle gözlerin sürmesi ve yapraklanmadan sonra meydana gelen don olayları bitkiye büyük zarar vermektedir. Meyveler, –2 oC’de zarar gördükleri için hasat döneminde ısının –2 oC ‘ye düşmesi arzu edilmez.
Yıllık sürgünler aşırı rüzgârlardan olumsuz şekilde etkilendikleri için bahçeler tesis edilirken rüzgâra karşı gerekli önlemlerin (rüzgâr kıran) alınması gerekir. Aksi takdirde yeni sürgünlerin dallara bağlantısı kuvvetli olmadığından kolayca kırılır ve bu durumda verimi olumsuz yönde etkiler.
Kivi, suyu sevmekle beraber vejetasyon dönemi içinde düzenli olarak 800 – 1400 mm arasında yağış alan bölgelerde rahatlıkla yetiştirilebilmektedir. Bu durum göz önüne alındığında, ülkemizde bu yağış düzenine uyan tek bölge Doğu Karadeniz bölgesi olup, diğer yörelerde sulama yapılmadan yetiştirilmesi mümkün değildir. Hatta bu bölgede bile, havaların kurak gittiği zamanlarda sulama yapılmadığı takdirde bitki gelişmesi duraklamakta, meyve verimi ve kalitesinde önemli azalmalar olmaktadır.
Toprak İstekleri
Kivi bitkisi toprak isteği bakımından seçicidir. Kökler olumsuz toprak şarlarından etkilenmektedir. Özelikle saçak köklerin çokluğu ve hassas oluşu, kivinin toprak isteğinin önemini göstermektedir. Bu bakımından; ağır olmayan, derin, süzek ve geçirgen gevşek yapılı, organik maddece zengin, nötr veya orta asit karakterli, Ph 5–7 arasında olan topraklar, kivi için uygun topraklardır. Ağır, su tutan, drenajı iyi olmayan ve taban suyu yüksek olan topraklar ise uygun değildir.
Üretim Tekniği
Kivi, çoğaltılması kolay olan meyve türlerinden biridir. Tohumla çoğaltılabildiği gibi aşı, çelik ve doku kültürü yöntemleri ile çoğaltılabilir.
Tohumla Üretim
Tohumla üretim, anaç üretiminde ve ıslah çalışmalarında kullanılmaktadır. Bir kivi meyvesinde ortalama 1000 adet tohum bulunmaktadır. Tohumları çok küçüktür. 1000 dane ağırlığı ortalama 1 gr’dır. Tohumlar, olgun ve sağlıklı meyvelerden elde edilir. Bunun için meyve kabukları soyulduktan sonra blender yardımıyla meyveler parçalanarak pulp haline getirilir. Pulp ince gözlü elekten süzdürülerek elde edilir. Tohumlar serin bir yerde kurutulduktan sonra en az 15–20 gün, +3-4 oC bekletildikten sonra ekim yapılır.
Aşı İle Üretim
Aşıyla üretimde, tohumdan üretilen çöğürler anaç olarak kullanılmaktadır. Aşı ile çoğaltma sayesinde, nitelikleri iyi olan ve kök yapısı iyi gelişmiş, kaliteli fidanlar elde edilir. Kivilerde kök yapısının kuvvetli olması özel bir önem taşır. Çünkü kivilerdeki yaprak alanı diğer meyve türlerine göre daha büyüktür ve buna bağlı olarak da bitkinin su ihtiyacı fazla olmaktadır. Bu nedenle bitkinin su dengesini koruyabilmesi için köklerin iyi gelişmesi gerekmektedir.
Kivi bitkisinde, göz ve kalem aşıları başarı ile uygulanabilen aşılardır. Göz aşıları uygulandıkları zamana göre; sürgün ve durgun göz aşıları olarak isimlendirilirler.
Sürgün göz aşılarında kullanılacak aşı kalemleri, 1 yıllık odunlaşmış sürgünlerden, bitkiye su yürümeden ve sürgünlerde uyanma olmadan önce alınarak, uygun ortamda saklanmalıdır. Kalemler, nemli samanlı kâğıda sarıldıktan sonra, hava almayacak şekilde plastik torbalara konularak, soğuk hava deposunda, buzdolabının sebzelik kısmında veya serin bir yerde toprağa gömmek suretiyle muhafaza edilebilir.
Göz aşılarından; T, ters T ve yongalı göz aşıları, kalem aşılarından ise; yarma, kakma, dilcikli, dilciksiz ve kabuk aşıları yapılabilmektedir. Sürgün göz aşılarından; yongalı göz aşısının uygulanmasına Nisan ayında, T aşısının uygulanmasına Mayıs ayında başlanabilir. Durgun göz aşıları ise, Temmuz sonu Ağustos başında yapılmalıdır. Durgun aşılarda aşı kalemleri direk bahçeden, bir yıllık sürgünlerden alınmalıdır.
Göz aşılarının yapılacağı en uygun vakit sabah erkenden ve öğle saat 15’den sonra yapılandır. Fazla sıcak ve yağmur altında aşı yapılmaz. Göz aşısına başlamadan birkaç gün önce üzerlerine aşı yapılacak ortamdaki fidanlar yabancı otlardan temizlenir daha sonra aşı fidanlarının gövdesinden çıkan sürgünler temizlenir, tek bir gövde haline getirilir ve gövdenin dik durması için destek sistemine alınır. Fazla uzamış olan aşılanacak fidanların tepe sürgünleri alınır. Bundan sonra toprak yüzünden 7–10 cm yukardan aşı çakısının ucuyla ve odun kısmı zedelenmeden anacın kabuğu T şeklinde kesilir T’nin ilk olarak üst ve bundan sonrada orta çizgisi kesilmelidir. Kesik kısmın iki kenarındaki kabuk, aşı çakısının tırnağı ile yerinden kaldırılır. Böylece anaç hazırlanmış olur. Bundan sonra aşı kaleminden uygun bir şekilde aşı gözü hafif odunlu olarak çıkarılır, bu şekilde çıkarılmış olan göz, yine bıçaktaki tırnağın yardımı ile anacın kesilen kısmına yukardan aşağı doğru sürülerek yerleştirilir ve aşı bağı ile sarılır. Aşı bağı ile bağlamaya yukarı taraftan başlanmalı ve göz serbest bırakıldıktan sonra alt tarafa geçilerek bu kısmı da iyice sarıldıktan sonra düğüm atılmalıdır.
Göz aşıların tutup tutmadığı 15–20 gün sonra belli olur. Tutan aşılarda takılan gözün altındaki yaprak sapı kendiliğinden düşer ve gözün takıldığı kısımda hafif bir kabarıklık hâsıl olur. Eğer yaprak sapı kurumuş kalmış gözün çevresin de buruşmuş ve kararmış ise aşı tutmamıştır. Bu takdirde aşı evvelki yerin altından ve üstünden yenilenir.
Kalem Aşıları
Kalem aşıları, odunlaşmış aşı kaleminin, anaç olarak kullanılacak bitkiyle, uygun zamanda ve uygun şekilde birleştirilmesidir. Aşı kalemleri, bitki yapraklarını döktükten ve ilk soğuklar geçtikten sonra alınır. Aşı kalemleri alınacak bitkiler hastalıksız, iyi gelişen ve iyi ürün veren bitkiler olmalıdır. Alınan aşı kalemleri 0 – 4 oC’de aşı zamanına kadar muhafaza edilir.
Kalem aşıları ilkbaharda, bitkiye su yürümeden önce yapılır. Aşılama için en uygun zaman, yöreye göre değişmekle birlikte Şubat ayından Mart ayının ilk haftasına kadar olan dönemdir. Çünkü bu aylarda henüz bitkide ağlama (öz su akışı) başlamamıştır. Bu yöntemle aşılamada başarı oranı % 95’ in üzerindedir. Bitkiye su yürüdükten sonra yapılacak aşılarda başarı oranı düşer. Anaçtan gelen öz su kalemle anaç dokuları arasına girerek, kalemle anaç bitkinin sıkı şekilde temas etmelerini önler. Bunun için özsu akışının durması beklenir ve durduktan sonra aşılama yapılır.
Kivilerin çoğaltılmasında en yaygın olarak kullanılan kalem aşı yöntemleri;
Yarma aşı, kakma aşı ve dilcikli aşıdır.
Yarma Aşı: Aşılanacak materyalin çapı aşı kaleminden fazla olduğu zaman uygulanır. Yarma aşıda, üzerinde iki göz bulunan ve uzunluğu 10–15 cm olan kalemler kullanılır. Kalemlerin anaçla aynı kalınlıkta olması tercih edilir. Aşılanacak anacın gövdesi yerden 30–50 cm yüksekten testere ile yatay olarak kesilir. Önce anaç ortadan bir kesici yardımı ile yarılır. Kalem bu yarılan yere kabuk kısımları karşılıklı olarak temas edecek şekilde yerleştirilir ve yara yüzeyinin kurumasını önlemek için bu kısımlara macun sürülür. Daha sonra aşı bağı ile yağmur suyu ve böcek girecek yer bırakılmayacak şekilde, sıkıca bağlanarak anacın kalemi sıkması sağlanır.
Kakma Aşı: Yarma aşıda olduğu gibi aşılanacak materyalin çapı aşı kaleminden fazla olduğu zaman uygulanır. Bunun için anaç olacak ağaç, dipten 15–20 cm yukardan az eğimli olarak testere ile kesilir. Tepede, V harfine benzer 2 – 2.5 cm uzunlukta, dış üst genişliği 4–5 mm olan inçe bir oyuk açılır. Kalemde bu oyuğa uyacak şekilde hazırlanır ve kalem bu oyuğa, anaçla kalemin kabukları tam olarak çakışacak şekilde yerleştirilir. Daha sonra aşı bağı ile bağlanır. Kesik yerlere ve bağların üzerine aşı macunu sürülür.
Dilcikli Aşı: Yaklaşık eşit kalınlıktaki anaç ve kalemin aşılanmasında uygulanan bir kalem aşısı yöntemidir. Anaç ve kalem 45o eğimle kesilir. Her ikisinin uç kısmından aşı bıçağı ile 1–1,5 cm derinliğinde bir kesik açılır, sonra diller iç içe gelecek şekilde kalem anaca yerleştirilir. Anaçla kalemin kabukları birbirine çakışacak şekilde yanaştırılır ve aşı bağı ile bağlanır.
Devamı Aşağıdadır.
Önemli Not: Kaynak Belirlenememiştir. Kaynak sahibinin sahipliğini belirtmesi veya yayından çıkarılması talebi tarafımızca kesinlikle dikkate alınacaktır. Faydalı bir yazı olduğu için toplum menfaati adına yayınlanma ihtiyacı duyulmuştur.


Comment