fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Zeytinyağında Kalite Kayıpları:

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Zeytinyağında Kalite Kayıpları:

    Zeytinyağında Kalite Kayıpları:
    Hasadı müteakip yağlık zeytinler, zeytinyağı işleme tesislerine zamanında getirilememekte ve uygun olmayan kap ve vasıtalarla taşınmaktadır. Üretime özgü problemlerin aşılarak üretimde devamlılığın ve kalitenin sağlanabilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıralamak mümkündür.
    -Çeşitlere göre uygun hasat periyotları belirlenmeli ve bu periyotlara göre hasat yapılmalıdır.
    -Uygun olan plantasyonlarda makineyle hasat yöntemleri uygulanmalıdır.
    -Kalite açısından yerden toplanan zeytinler ile ağaç üzerinden toplanan zeytinler birbirinden ayrılmalı, plastik kasalarda işletmeye taşınmalı ve ayrı ayrı işlenmelidir.
    - İşletmeye getirilen zeytinler hemen yağa işlenmelidir.
    -Zeytinyağı kalitesinin arttırılmasına yönelik olarak son zamanlarda başlatılan teknolojideki modernizasyon devam ettirilmeli bunların dışında kalan yağhanelerin teknolojik gelişmelere adapte olmaları teşvik edilmelidir.
    -Yağhanelerin modernizasyonu için hidrolik sistemler, süper pres şeklinde kuru sistemle çalışır hale döndürülmeli bu teknolojiye uyum sağlayamayanlar terk edilerek yerine modern kontinu sistemler kurulmalıdır. 3 faz işleme tekniği yerine 2 faz işleme tekniğine geçişin ülkemiz koşullarına uygunluğu araştırılmalıdır.
    -Zeytinyağının depolanması için paslanmaz çejik tanklar yaygınlaştırılmalı ve yağın tankta beklerken fermente olmaması için dipte biriken tortu sürekli olarak alınmalıdır. Yağın fiziksel ve duyusal özelliklerinin korunması için depoların yalıtımı yapılarak ısı ve ışık geçirmesi önlenmeli ve farklı çeşitler farklı tanklarda depolanmalıdır. Yüksek teknoloji ile çalışan firmaların yüksek kalitedeki ürünleriyle dış pazarlarda rekabet güçlüğü yaşamadıkları gözlenmektedir.
    Markalı İhracat Teşvikinin Artırılarak Devam Etmesi: Türkiye zeytinyağı ihracatının yaklaşık % 60-70'i dökme öİarak gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle dökme zeytinyağı ihracatının dökme yerine markalı olarak ihraç edilmesi önemlidir. "Türk zeytinyağı" imajı oluşturulmasının gerekliliği nedeniyle iç ve dış piyasada firmaların markalaşma çabalarına destek verilmeli, ambalajlı zeytinyağı ihracatının artırılması için halen uygulanmakta olan desteklere devam edilmelidir.
    Ürün İhtisas Borsaları ve Lisanslı Depoculuk Sisteminin İşlerlik Kazanamaması: Ülkemizde tarımsal ürün ticareti tam anlamıyla kayıt altına alınamamakta ve tarımsal ürün ticaretinde sorunlar yaşanmaktadır. Diğer taraftan tarımsal ürünler de uygun koşullarda depolanamamaktadır, Mevzuat alt yapısı tamamlanan lisanslı depoculuk sistemi ve ürün ihtisas borsalarına işlerlik kazandırılmasına yönelik olarak sektörün beklentilerine ve sistemin yapısına uygun teşvik ve desteklere ilişkin düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Lisanslı Depoculuk sistemine işlerlik kazandırılmasıyla piyasaların hem miktar hem de fiyat açısından istikrara kavuşturulması ve zeytincilere belirli bir gelir seviyesinin garanti edilmesi sağlanacaktır. Zeytinyağı için özel stoklama yardımı verilerek lisanslı depoculuk desteklenmelidir. Elindeki ürünü depoya götürmeyen üreticiye prim ve destek verilmemesi yönlendirme açısından önemlidir. Böylece hem ürünün sağlıklı koşullarda depolanması hem de üretici ve ihracatçının spekülasyonlardan
    uzak iş yapması sağlanmış olacaktır.
    AB'nin Tunus, Cezayir, Fas, Lübnan Gibi Ülkelere İkili Anlaşmalarla Sağladığı Tavizler: AB, ülkemiz menşeli zeytinyağı ithalatında kalitesine göre değişmek kaydıyla 110,34-127,87 Euro/100 Kg. spesifik gümrük vergisi uygulanmaktadır. 1/98 sayılı Ortaklık Konseyi Karan (OKK) kapsamında Avrupa Birliği tarafından ülkemiz menşeli zeytinyağları için spesifik vergiler üzerinden, ham yağlarda % 10, diğer yağlarda ise % 5 oranında spesifik oranda gümrük vergisi indirimi uygulanmaktadır. Bu nedenle de Avrupa Birliği ülkelerine mensup ithalatçılar ülkemizden dökme zeytinyağı ithalatını Dahilde işleme Rejimi kapsamında yaptıklarından ülkemizden AB'ne katma değeri yüksek zeytinyağı ihracatı yapılamamaktadır. Avrupa Birliği yaptığı ikili anlaşmalarla Tunus, Cezayir, Fas ve Lübnan'a zeytinyağı konusunda önemli imtiyazlar tanımıştır. Örneğin, Tunus'a yıllık 56.000 tonluk diğer ülkelere de 8.000 tonluk gümrük vergisinden muaf bir kota açıldığı görülmektedir. Benzeri "bir uygulamanın Suriye ile Avrupa-Akdeniz Anlaşması çerçevesinde yapılması için çalışıldığı bilinmektedir. Ülkemizin de Avrupa Birliği'ne gümrüksüz zeytinyağı ihracatı yapabilmesi için hiç değilse diğer ülkelere tanınan imtiyazlardan yararlanması büyük önem taşımaktadır. 1/98 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK) kapsamında Avrupa Birliği tarafından ülkemize verilen tavizlerin ülkemiz lehine geliştirilmesi ve AB üyeliği gerçekleşinceye kadar diğer ülkelere verilen tavizlerin ülkemize de verilmesi yönünde girişimlerde bulunulması gerekmektedir.
    Ülkemiz Zeytinyağı Kalite Sınıflandırmasının Avrupa Birliğine Uyumlu Olmaması: Ülkemiz koşulları dikkate alınarak hazırlanan Türk Gıda Kodeksi - Yemeklik Zeytinyağı ve Yemeklik Pirina Yağı Tebliğinde yer alan bazı kriterler Avrupa Birliği direktiflerinin yanı sıra Codeks Alimentarius ve Uluslararası Zeytinyağı Konseyi standartlarından sapma göstermektedir. Üretimden başlayarak, hasadın uygun zamanda yapılmaması, uygun hasat yöntemleri kullanılmaması ve uygun olmayan üretim teknolojisi ve depolamadan kaynaklanan sorunlar nedeniyle uluslararası standartlarda yer alan kriterlere uyum sağlanamamaktadır. İlgili kuram ve kuruluşların bir plan çerçevesinde hareket ederek çiftçi eğitiminden başlayarak son ürüne kadar geçen süreçte kaliteyi artırıcı önlemlerin alınması hususunda gerekli çabayı göstermesi gerekmektedir.
    Zeytinyağında Prim Uygulaması: Ülkemizde zeytinciliğin ve zeytin üreticilerinin desteklenmesi amacıyla 1998 yılından itibaren prim sistemi uygulanmaktadır. Prim sistemi ile Üreticinin desteklenmesi, Sanayiciye dünya fiyatlarından hammadde sağlanması, Ürüne iç ve dış piyasalarda rekabet kazandırılması, Üretimde süreklilik ve arz talep dengesinin sağlanması, Üretimin kayıt altına alınması ve teşvik edilmesi hedeflenmektedir. Üretimin daha kaliteli olmasını teminen uygulanan prim sisteminin yemden gözden geçirilerek, önemli zeytin üreticisi ülkelerdeki desteklemeye benzer düzenlemeler yapılmalıdır.
    Bu nedenle; Prim miktarı kampanya döneminden önce açıklanmalı, Prim ödemeleri var-yok yılları dikkate alınarak en az 4-6 yıl olarak belirlenmeli, Primler bölgesel farklılıklara ve yöresel çeşitlere göre verilmeli, Prim ödemelerinde kaliteyi arttıracak kültürel işlemler (Toprak işleme, Hasat, Damlama Sulama vb) dikkate alınmalı, Ve kaliteli
    zeytinyağı (Sızma) üretimini teşvik edecek şekilde yağ asit kompozisyonuna göre farklı prim ödemesi yapılmalıdır.
    Sızma zeytinyağında yüksek kalitede (butik) yağ üreten küçük üreticilerin korunması: Diğer zeytinci ülkelerin birçoğunda olduğu gibi az miktarlarda ağaca sahip, küçük miktarlarda ama yüksek kalitede sızma zeytinyağı üreten üreticilerin desteklenmesi ülkemiz zeytinciliğinin yurtdışındaki itibarı için önemlidir. Kaliteli üretim ülkemizin markalı zeytinyağı üretimini ve ihracatını önemli düzeyde teşvik edecek ve arttıracaktır. Ancak bu üreticiler ürünlerini yurt içinde ve dışında pazarlayabilecek durumda değillerdir. îtalya'da 2-4 Haziran 2006 tarihlerinde düzenlenen EXOLEA 2006 fuarında butik zeytinyağı üreticilerinin korunmasına yönelik uluslararası bir oluşumun ilk adımı atılmıştır. Bu çerçevede butik zeytinyağı üreticilerinin bir çatı altında toplanması ve pazarlama başta olmak üzere sorunlarının birlikte çözülmesinin sağlanması amaçlanmıştır. Ancak bu oluşuma üyelik için çıtası oldukça yüksek kalite kriterlerinin konulması planlanmıştır. Buna benzer bir oluşum ile ülkemizde de butik zeytinyağı üreticilerinin bir çatı altında toplanması sağlanmalıdır. Bu gibi işletmelerin teşvik edilmesi ve desteklenmesi gerekmektedir.
    Sofralık Çeşit Sorunu: Ülkemiz sofralık zeytin üretimi başta Gemlik çeşidi ile yapılan tuzlu, salamura üretim teknolojisine dayanmakta olup, iç pazarın tamamına yakm kısmı ile ihracatımızın önemli bir bölümü bu ürünlerden oluşmaktadır. Oysa yurt dışından bu konuda gelen talepler yeşil zeytin ile düşük tuz oranlı siyah zeytinleredir. Ülkemiz sofralık zeytin üretiminin ihracat potansiyeli dikkate alınarak çeşitlendirilmesi gereklidir. Çeşit seçimini etkileyen birçok faktör vardır. Çeşit seçiminde değerlendirme amacı göz önünde bulundurulmalıdır (siyah, yeşil zeytin, vb). Bu amaca yönelik olarak, iklim ve toprak şartları, erken ürün veren çeşitlerin seçimi, alternans özelliği az olan, dölleyici çeşitler ile en önemlisi iç ve dış pazar.,, standartlarına uygun, pazarlama imkânı olan çeşitlerde yeni zeytinlikler kurulması gereklidir.
    Sofralık Zeytin İşletmelerinde Mevcut Alt Yapının Uygun Olmaması: Sofralık zeytin işletmelerinde altyapı küçük aile tipi işletmelerden oluşmaktadır. Bu tür işletmelerde maliyet fiyatlarının yüksek oluşu, yüksek oranda tuzlu ve karışık zeytin işlenmesi, kısa zamanda zeytini paraya çevirmek amacıyla hijyenik olmayan altyapı koşullarında üretim yapılması önemli sorunlardır. Bu uygulamalar kaliteyi etkilediğinden dış pazarlamada büyük sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunun çözülebilmesi için işletmelerin teknik ve hijyenik koşullarının iyileştirilmesi ve bu konuda kontrol ve denetimlerin ilgili kuruluşlarca etkin bir şekilde yapılması gerekmektedir.
    Sürdürülebilir Üretim ve Depolama Sorunu: Önemli üretim kapasitesine sahip olan ve dış pazara ürün hazırlayan modern sofralık zeytin işleme tesisleri, standart, sürdürülebilir bir üretim için gerekli olan kaliteli hammadde temininde sıkıntılarla karşılaşmaktadırlar. Sürdürülebilir üretim, sürekli hammadde teminiyle mümkündür. Kaliteli hammadde temininde de, uygulanmakta olan tarımın ve stoklamanm büyük önemi vardır. Kontrollü ve bilinçli bir tarım, beraberinde sağlıklı ve bol bir ürün getirmektedir. Yeterli ve düzgün stoklama da üründe standardizasyon ve izlenebilirlik
    sağlamaktadır. Bu nedenle 12 ay boyunca işlenecek zeytin temiz, sağlıklı, orijini belli ve bilinçli bir şekilde stoklanmalıdır.
    İç ve Dış Pazar Sorunu: Sofralık zeytinde varyok yıllarında yaşanan dengesiz üretim, özellikle yok yıllarda hammaddenin pahalı alınması ihracatçılarımızı ülkemiz sofralık ihracatında en büyük paylara sahip olan Romanya ve Bulgaristan pazarında zorlamakta, pazar payımızın Yunanistan'a kaymasına neden olmaktadır. Aynı şekilde diğer üretici ülkelerden Arjantin de ABD pazarında bizimle ciddi rekabet içerisindedir. İç pazarda en büyük alıcı, ulusal ve yerel market zincirleridir. Fakat bu alıcıların, malın kalitesi ve sağlıklı üretiminden çok, üretici firmalardan almaya çalıştıkları katılım bedelleri ve düşük ürün fiyatlarıyla tüketiciye sunumda bulunmaları haksız rekabeti arttırmaktadır. Dolayısıyla son tüketiciye pahalı ve kalitesiz ürünler sunulmaktadır. Kayıt dışı faaliyet gösteren işletmeler tarafından yapılan gayri sıhhi üretim ile ilgili olarak yazılı ve görsel basında yer alan haberler iç ve dış pazarlarda bu konuda ciddi üretim yapan işletmeleri olumsuz yönde etkilemiştir. Sürdürülebilir ihracat için kaliteli, devamlı, rekabete uygun dünya fiyatlarıyla ve markalı ürünlerle dünya piyasalarında yer almak gerekmektedir. Bu unsurların yerine getirilememesi halinde dış pazarlara girmek için harcanan emek, zaman ve finansman boşa harcanmış olacaktır. Ülkemiz sofralık siyah ve yeşil zeytinde ihraç pazarlarımızın çeşitlendirilmesi sektörün geleceğ^ açısından büyük önem taşımaktadır. Diğer yandan sofralık zeytin, ülkemizde hem "üretim hem de dış satımda devlet desteğinden istikrarlı bir biçimde yararlanamamaktadır. Oysa devlet yardımları üretici bazındaki kaliteli üretim ve beraberinde teknolojiye, dış satıma yönelik yardımlar ise iç piyasada yüksek maliyetle işlenen sofralık zeytinin düşük dünya fiyatları ile rekabetinde destek olacaktır. Diğer taraftan sofralık zeytin ihracatı için yeni pazarlar bulunması yönünde gerekli çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir.
    Sofralık Zeytinde Prim Ödemesinin Olmaması: Zeytinyağı üreticisine prim verildiği halde yıllardır zeytinyağının hammaddesi olan zeytine de prim verilmemektedir. Sofralık zeytin üreticisine prim verilmesine ilişkin çalışmalar yapılmalıdır.
    Pirina Ve Pirina Yağı İle İlgili Sorunlar: Ülkemizde pirina gereği gibi değerlendirilememektedir. İçerdiği yağla birlikte veya yağı elde edildikten sonra yakacak olarak kullanılmaktadır. Diğer rafine bitkisel yağlarla arasında kalite farkı olmamasına rağmen, pirinadan elde edilen pirina yağı ağırlıklı olarak sabun hammaddesi olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizde yemeklik kalitede pirina yağının üretilebilmesi için; Pirina yağının yemeklik olarak üretilmesini dolayısı ile tüketilmesini sağlamak amacı ile pirinanın taze olarak işlenmesi gerekmektedir. Eğer buna imkân yok ise, daha zeytinyağı fabrikasında iken kurutulması amacıyla tesislerin eklenmesi sağlanmalıdır. Pirina fabrikalarının çalışma sistemleri modernize edilerek sürekli sisteme dönüştürülmesi gelecek için önemlidir. Ülkemizde şimdiki hali ile pirina yağının yemeklik vasıfta üretimi zeytinyağı tüketimini olumsuz etkilemeyecektir. Çünkü mevcut Türk Gıda Kodeksi, Yemeklik Zeytinyağı ve Pirina Yağı Hakkında Tebliği'ne göre "pirina yağı hiçbir koşulda zeytinyağı olarak adlandırılamaz" hükmü gereği, elde edilen yemeklik pirina yağı hiçbir zaman zeytinyağı ile karıştırılamaz. Ayrıca ülkemizde yemeklik pirina yağının yüksek

    oranlarda üretilebilmesi durumunda zeytinyağına değil diğer bitkisel yağlara alternatif olacaktır.
    Karasu İle İlgili Sorunlar: Ülkemizde zeytinyağı üretimi sırasında ciddi bir karasu sorunu ortaya çıkmaktadır. Karasu 3 fazlı zeytinyağı üretimi sırasında ortaya çıkan bir atıktır. İçermiş olduğu çevreye zararlı maddelerin varlığı nedeniyle sorun yaratmaktadır. AB Ülkelerinde ise çevre kirliliği açısından sıkı denetimler yapılmakta ve gerekli önlemlerin alınması sağlanmaktadır. Örneğin karasunun seyreltilerek veya sulama sularıyla karıştırılarak kontrollü ve sınırlı bir şekilde tarımsal alanlarda bir nevi organik gübre olarak kullanılması yoluna gidilebilmektedir. Karasu içindeki azot ve potasyum gibi bitki besin maddeleri ve organik maddeler nedeniyle sıvı ve katı gübre olarak kullanılabilmektedir. Bu kapsamda da devlet, özel sektör ve üniversite işbirliği ile karasunun çevresel etkilerinin giderilmesi konusunda Ar-Ge çalışmaları teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.
  • Fidanligi.com

  • #2
    Cevap: Zeytinyağında Kalite Kayıpları:

    Sayın Ubeyd, benim Aydın'da yaklaşık 200 kadar Memecik zeytinim var. Dağ taş çıkıp hasat ettiğimizden dolayı mecburen çuval kullanıyoruz. Kasa kullanmak için coğrafi imkansızlıkları zorlamayı düşünüyorum ama bunun bana maddi olarak olumlu yansıması olur mu? Yani, zeytini 80-100 kg'lık çuvala doldurup sıktırmak ile, delikli kasaya koyup sıktırmak arasındaki kalite farkı, para olarak bir artış gösterir mi? Pek çok kişi, paraya yansımayacağını söylüyor. Bu durumda onlarca kasa almak ve coğrafi zorluklarla mücadele etmem gereksiz diye düşünüyorum... Pazara satış sorunu zaten yaşamıyoruz, her türlü anında satabiliyoruz. Beni, açıkçası parasal kısmı daha çok ilgilendiriyor...

    Bir de, bu butik türü üretim ne demek?
    Teşekkür ederim.

    Comment


    • #3
      Cevap: Zeytinyağında Kalite Kayıpları:

      Zeytini uzun zaman bekletme gibi bir sıkıntınız olmadıgına göre size kasa ile taşımak bir fazlatan getirisi olmaz. Sadece satış yaparken karşı tarafa pskolojik olarak kasa da olursa daha temiz ürün intibahı verirsiniz hepsi o kadar.

      Comment


      • #4
        Cevap: Zeytinyağında Kalite Kayıpları:

        Sayın Ubeyd
        Çok güzel bir bilgilendirme yazısı olmuş. Zeytin yetiştiricilerin çok dikkatli okumaları gerekir. Çanakkale'de kilosu 7 liraya satılan aynı marka zeytin yağı İstanbul'da 15 liraya satılıyor. Bunun sebebini sahibine sordum. Çanakkale'de bütün zeytin yetiştiricileri kilosunu 7-8 liradan satıyorlar. Benimde kilosu 7-8 liralık zeytin yağım var ama ben ağaçımın üstünden elimle toplayıp 3-4 saat içinde sıktırdığım zeytin yağımın kilosunu 15 liradan satıyorum. Bu kalite bir zeytin yağını Çanakkale'de kilosunu 7-8 liradan satmam demiştir.
        Yazdığınız yazı zeytin toplama aşamasından sonra zeytin yağı ve zeytin kalitesini artmasına yönelik yapılacak işlemleri kapsıyor. Zeytin toplanmadan önce kalitenin artması için yapılacakları da yazmakta büyük fayda olacağını düşünüyorum.

        Comment


        • #5
          Cevap: Zeytinyağında Kalite Kayıpları:

          Teşekkür ederim Sayın Ubeyd. Daha önce Behramkale de aynı şeyi söylemişti. Bu durumda, kasa uğruna dağla, taşla savaşmama gerek yok.

          Peki şöyle soru sorabilir miyim?

          Dağda, taşta olduğu için tamamen Doğaana'ya emanet zeytinlerim gübre, ilaç hatta su bile görmüyor.Allah ne verdiyse o...

          Böylesine organik, kaliteli yağı inanın ki tüccarlara 4TL'ye kaptırmak zoruma gidiyor.

          Daha önce Mücahit Kıvrak Bey'le de görüşmüştüm. Gübreyi, suyu, budamayı yapar, kasalarla taşıma yaparsam, Memecik yağını 9 TL'ye satabileceğimi söylemişti. (Çünkü Arbequina yağına Manisa'da 9 TL verdiklerini biliyorum. Kendisine, onu ekmek istediğimde, "gerek yok, ilgilenirsen Memecik'ten de 9 TL alırsın" demişti..)

          Siz ne dersiniz acaba?

          Comment

          Working...
          X