fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Organik arıcılık

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Organik arıcılık

    Son yıllarda artan nüfusa paralel olarak tarım ve gıda bilimlerindeki üretimi artırmaya yönelik teknikler toplumsal hastalıkların, alerjilerin, dengesiz beslenme alışkanlıklarının, pestisid, hormon ve antibiyotik kalıntılarının ortaya çıkmasına ve genel yaşam kalitesinin azalmasına neden olmuştur. Bu durum alternatif gıda kalitesine bir eğilim getirmiştir. Tüketici gıdanın kaynağını, güvenilirliğini, işleme ve depolama koşullarını, bulaşma risklerini sorgulamaya başlamıştır. İşte; “biyolojik”, “organik”, “ekolojik”, “kontrollü” gıda temini böylece gündeme gelmiştir.
    Organik Arıcılık ; doğada bulunan nektar, polen, su ve propolisin arılar tarafından toplanarak çeşitli arı ürünlerine dönüştürülmeleri işleminde, üretimden tüketime kadar tüm aşamalarında suni besleme ve kimyasal ilaçlama yapmadan, organik tarım alanlarında veya doğal yapısı bozulmamış florada her aşaması kontrollü ve sertifikalı yapılan arıcılık faaliyetlerine denir. Arı ürünlerinin organik üretim olarak nitelendirilmesi, kovanların özellikleri ve çevre kalitesi ile yakından ilişkilidir.
    * Ülkemiz doğal yapı ve nektar kaynakları bakımında çok zengin olup,arıcılık açısından son derece büyük bir potansiyele sahiptir. Dört milyona yaklaşan koloni sayısı ile dünyada ikinci ve yıllık 70.000 ton bal üretim kapasitesi ile dünyada dördüncü sırada yer almaktayız. Ancak; kolonilerin geleneksel olarak şeker ve şeker şurubu ile beslenmesi, koloni yönetimindeki aksaklıklar nedeniyle, kovan başına üretilen bal miktarının az, dolayısıyla, maliyetin yüksek olması, arı hastalık ve zararlılarının yaygınlığı ve mücadelesinde kullanılan kimyasal ilaçların kolonide, arı ürünlerinde kalıntı bırakması, konvansiyonel üretilen bal ile organik üretilen bal arasındaki fiyat farkının %10 ila % 20 arasında değişmesi ve bu farkın arıcı tarafından yeterli bulunmayışı nedeniyle ülkemizde organik bal üretimini sınırlı düzeyde yapılabilmektedir
    Arıcılıkta Organik Üretimin Esasları Nelerdir?
    Organik arıcılıkta; arılıkta kullanılan kovanların özellikleri, arılığın bulunduğu çevre koşulları ve kalitesi, arıcılıkta üretilen arı ürünlerinin özenle üretilmesi, depolanması, işlenmesi ve pazarlanması, üretimin esaslarını oluşturmaktadır. Bir organik arıcılık işletmesinin bulunduğu yörede, diğer arıcılık işletmelerinin de organik arıcılık prensiplerine uygun olması gerekir. Organik arıcılıkta bir yıllık bir geçiş dönemi uygulanır. Bu durumda, konvansiyonel üretimden, organik üretime geçiş için arıcılık işletmesine bir yıllık süre tanınır ve organik üretim esaslarına uyum sağlamasına çalışılır. Bu süreden önce arıcılık işletmesi “organik” adı altında ürün satamaz.
    * Organik üretimde kovanlarda kullanılan arıların orijini de önem taşımaktadır. Organik üretimde kullanılacak arı türü belirlenirken, bölgesel koşullara en iyi şekilde uyum gösterebilecek, hastalıklara dirençli, “yerel” ekotipler tercih edilmelidir. Kullanılan arıların kendi ekolojik koşullarına uygun olması, o ekotipteki arının çevreden en yüksek nektar ve polen toplama kapasitesine sahip olması gibi bir avantajı beraberinde getirmektedir. Kovanlar, kolonilerin bölünmesi veya bu yönetmelik hükümlerine uygun işletmelerden oğul veya kovan alınarak oluşturulmalıdır.
    * Kovanların araziye yerleşimi bir diğer önemli husustur. Arı nakilleri, stressiz ve kısa zamanda gerçekleştirecek şekilde olmalıdır. Arıların götürüldüğü arazide arılar için yeterli miktarda doğal nektar, polen ve temiz su kaynağı sağlanmalıdır.Temiz olmayan su kaynaklarının hastalık yayılmasında önemli etken olduğuna dikkat edilmelidir. Kovan bölgesinin 3 km yarıçapı içerisinde bulunan alanlarda organik bitkisel üretim yapılmalı veya doğal bitki örtüsü bulunmalıdır. Kovanlar sanayi alanlarından, karayollarından ve tarım ilaçlarının kullanıldığı konvansiyonel tarım alanlarından uzağa yerleştirilmelidir. Konvansiyonel tarım arazilerine yakın olarak yerleştirilen arılıklardan elde edilen arı ürünleri “organik” olarak değerlendirilemez.
    * Organik arıcılıkta kullanılan kovanlar doğal malzemelerden üretilmiş olmalıdır. Kovanların boyanmasında sadece balmumu, reçine, propolis veya bitki yağları kullanılmalıdır. Kovanların dezenfeksiyonu, pürmüz ile yakılarak yapılmalıdır.Diğer arıcılık malzemeleri ise kaynar suyla, kostik soda ve doğal bitki özlerinden yararlanılarak dezenfekte edilmelidir.
    Konvansiyonel üretimden, organik tarıma geçiş döneminde, kovandaki peteklerin tümünün organik peteklerle değiştirilmesi gerekmektedir.Bu amaçla; organik bal mumu kullanılmalıdır. Organik olmayan bal mumu kullanılması durumunda, kalıntı analizi yapılarak balmumunda ilaç kalıntısı olmadığının belgelenmesi gerekir.
    * Organik arıcılık yapan olan işletmelerde arı kolonisi, ya organik olarak üretim yapılan işletmelerden suni oğul olarak veya konvansiyonel arıların organik petekli çerçevelere aktarılması ile elde edilir. Ana arı ihtiyacı ise suni tohumlama veya konvansiyonel üretim yapan kolonilerden yılda % 10 oranında ana arı alınarak giderilebilir. (Bu durumda geçiş süreci uygulanmaz). Ana arıların yenilenmesi esnasında eski ana arının öldürülmesine izin verilir ancak ana arıların kanatlarının kesilmesi yasaktır.
    * Organik arıcılık işletmesinde üretim sezonu sonunda rahat bir kışlama için,kovanlarda yeterince bal ve polen bırakılmalıdır. Organik arıcılıkta arıların beslenmesi,kendi kovanlarından elde edilen organik balla olmalıdır.Ancak arıların yaşamı yapay beslenmeye bağlı olduğu durumlarda organik olarak üretilmiş bal ve polen veya organik biçimde üretilen şeker şurubu veya organik şeker melası kullanılır. Şeker,pekmez,süt,melas,glikoz ve diğer konvansiyonel maddeler kesinlikle kullanılmaz.
    Organik bal ile hazırlanan şuruba takviye amacı ile herhangi bir katkı maddesi ilave edilmemelidir. Beslemeye nektar akımından 15 gün önce son verilmelidir. Bir sonraki besleme ise son bal hasadından sonra yapılmalıdır.
    * Arılıkta yapılan her uygulama (ana arı değişimi,oğul, petek verme, bal sağımı, besleme, ilaç kullanımı, taşınma vs.)mutlaka düzenli olarak kovan sicil defterine kaydedilmelidir.Yapılan besleme ile ilgili kovan siciline, kullanılan ürünün tipi, tarihi , miktarı ve besleme yapılan kovan numaraları belirtilmelidir.
    * Arıcılıkta hastalık ve zararlılardan korunmak için; hastalığa dayanıklı ırklar, ekotiplerle çalışılmalı, ana arılar düzenli olarak yenilenmeli,kovanlarda düzenli hastalık ve zararlı kontrolü yapılmalı, erkek arı larvaları denetlenmeli, kovan malzeme ve aletleri dezenfekte edilmeli, yeni petekler kullanılmalı, kovanlarda yeterli besin kaynağı bırakılmalıdır. Koruyucu önlemlere rağmen koloniler hastalanır veya zarar görürse, derhal tedaviye alınmalı ve gerekirse koloniler ayrı alanlarda izole edilmelidir. Tedaviye alınan organik üretimdeki kolonilere geçiş süresi uygulanmalıdır. Önleyici tedbir olarak kimyasal bileşimli ilaçlar kullanılmamalıdır. Profilaktik sentetik uygulamalar yapılmamalıdır. (yavru çürüklüğüne karşı antibiyotik kullanımı gibi).
    * Bal arısının en yaygın görülen ve en büyük zararlısı olan Varroa ile mücadelede organik kökenli; formik asit, laktik asit, asetik asit, okzalik asit, nane, kekik, okaliptüs veya kafur kullanılabilir.
    Günümüzde özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde, insan sağlığı ve buna bağlı olarak da gıda güvenliği, üzerinde yoğun olarak çalışılan konulardır.Bu noktada arı ürünleriyle ilişkin olarak varroa mücadelesi için, insan sağlığına zararlı etkileri olmayan ve balda kalıntı riski taşımayan doğal maddeler aranmaya başlanmıştır.Yapılan araştırmalar ışığında Formik asit,Laktik asit ve okzalik asit amaca uygunluk bakımından Avrupa Birliği ülkeleri tarafından tercih edilen doğal maddeler olmuştur. Ayrıca esansiyel, uçucu yağ asitleri de varroa mücadelesinde, arı ürünlerinde kalıntı riski yaratmadan başarılı sonuç vermişlerdir.
    Bu maddeler tariflerine uygun olarak kullanıldıkları taktirde, insan sağlığı ve arılar üzerine zararlı bir etki yaratmamaktadır.Dönüşümlü olarak bu ilaçların kullanımının sağlanması (örneğin; ilkbaharda formik asit, sonbaharda okzalik asit uygulaması gibi) Varroa’nın bu kimyasallara direnç kazanmasını önlemek açısından önemlidir. Günümüze dek Varroa’nın bu maddelere karşı direnç kazandığına dair bilimsel bulgulara rastlanmamıştır.
    Varroa mücadelesinde kullanılan bal ve balmumunda kalıntı bırakmayan bitkisel maddeler özellikle kovan kontrolleri esnasında tütün yaprağı, okaliptüs ve defne yapraklarının yakılması akarların öldürücü etkisini % 25-45 oranında artırmaktadır.Örneğin,tütün yapraklarında nikotinin akar öldürücü etkisi %75,körükte okaliptüs ve defne yapraklarının yakılması ile elde edilen dumanın kovan giriş deliğinden arılara verildiğinde % 44 oranında etki etmektedir.Ayrıca
    kekik yaprağında bulunan timol,un varroa mücadelesinde kullanılması akar sayısında % 93 azalma olduğu görülmüştür. Bunun dışında biyolojik mücadele ile mekanik mücadelede ayrı bir önem taşımaktadır.
    1- Biyolojik mücadele yöntemi: Petek yüzeyindeki erkek arı gözlerinin imha edilmesidir.
    Bu yöntemle, petek yüzeyinde özellikle erken ilkbaharda gelişen erkek arı gözleri imha edilerek, varroa’nın gelişmesi doğal olarak durdurulabilmektedir.
    2- Mekanik mücadele yöntemi: Bu sistemde,kışın kovan giriş delikleri açılarak ana arının yumurtlaması durdurulur. Besin ortamı bulamayan varroalar kovan dip tahtasına dökülür.
    * Bal sağımı da organik arıcılıktaki en önemli noktalardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Organik arıcılıkta kullanılan ambalajlar; cam, tahtadan üretilmiş malzemeler, özel üretilmiş uygun organik kaplama maddelerinden yapılmalıdır.Sağım sırasında kimyasal sentetik kovucu maddelerin kullanılması yasaktır. Sağım sırasında temiz ve düzenli bir sistemin kurulması, balların konulacağı kapların titizlikle hazırlanması gerekmektedir.
    * Organik arı ürünlerinin ambalajlanması esnasında, ürünün organik niteliğini koruyacak bütün hijyenik tedbirler alınmalıdır.Organik arı ürünleri konvansiyonel ürünlerden ayrı olarak depolanmalı ve depolama sırasında herhangi bir kimyasal ilaç kullanılmamalıdır Arı ürünlerinin depolanması sırasında oluşabilecek nem, sıcaklık ve ışık değişimlerine dikkat etmek gerekmektedir. Organik tarım metoduyla üretilen arı ürünleri ambalajlanırken organik ürün niteliğinin bozulmamasına dikkat edilmelidir. Organik arı ürünleri, karayolları kenarında kesinlikle bekletilmemeli ve satılmamalıdır.
    * Organik arıcılık henüz ülkemizde yeni gelişmeye başlayan bir sektör konumundadır. Daha etkin koloni yönetiminin uygulanması,koloni başına birim üretimin artırılarak, maliyetin azaltılması, organik bal üretimi konusunda arıcıların eğitilmesi ve toplumsal sağlık açısından “temiz ve kaliteli” bal üretiminin öneminin vurgulanması, organik bala ödenen fiyat farkının daha cazip kılınması halinde ülkemiz konvansiyonel bal üretiminde olduğu gibi, organik bal üretiminde de dünyada sayılı ülkeler arasında yerini alacaktır.
  • Fidanligi.com

  • #2
    Cevap: Organik arıcılık

    Üstat:Burada iki konuya değineceğim.Yıllardır bu işin içindeyim.Ülkemizde öncelikle temel petek üreticilerinin ve Marketlerdeki bal'ların denetlenmesi şart.Bazı temel petek üreticilerimiz Bal mumuna Parafin karıştırmakta, hatda dahada ileri gidelim, bazı siyam mumları ve mum artıkları ayrıca siyah parafinleri Deterjanla beyazlatarak temel petek adı altında arıcılarımıza satmaktalar.Tabi bal arısı bu olayın farkına varmakta ve sahte peteği şişirmemektedir.Ayrıca sahte petek bal üretiminde;Ortaya takılan temel petek yerine,Dondurma külahında yediğimiz maddeler ve Gilikoz yada mısır şurubu kullanılmakta.Ayrıca bazı arıcılarımız, nektar akışı esnasında bal arısı kolonilerine Şeker şurubu, glikoz yada mısır şurubundan oluşan preparatlar vermekte ve sahte bal üretmektedirler.Tabi her iki şekilde oluşturulan sahte ballar ucuz şekilde piyasaya sunulmakta, gerçek manada bu işi yapan üreticiler ve sahte bal alan tüketicilerde madur olmaktadır.Bazı bal üreticilerimiz bilinçsizce ilaç kullanmakta,bu şekilde hem hastalık ve zararlı ilaca karşı direnç kazanmakta, hemde balda kalıntı oluşmaktadır.Bazı arıcılarımız ruhsatsız ilaç kullanmakta, hatda naftalin ve Kenaz gibi zararlı ilaçları kullanan arıcılarımızda mevcutdur.Bu Konuda Tarım İl müdürlükleri başta olmak üzere,Arıcı birlikleri ve Eğitim Kurumlarına büyük iş düşmektedir.Yıllarca nedense ülkemizde Arıcılık çok geri plana itilmiştir.OysakiAğaç,bitki, bahçe ve Tabiat arıyla ayrışmaz bir bütünlük teşkil eder.Okullarımıza acilen tarım dersi verilirken hiç olmazsa yanınada bal arsı ve balın önemini anlatan,derslerin okutulmasında yarar görüyorum.Yukarıda anlattığım konularlada balı kötülemiş değilim.Gıda güvenirliği neredeyse hiç olmayan ülkemizde, yine en sağlıklı ve temiz gıda bal'dır.Zira arıcılarımızın büyük bölümü vicdanlı ve dürüst insanlardır. Bizim anlatdığımız kişilerde yok diyemiyeceğiz.Amacımız onlarla mücadeledir.Ayrıca Ülkemizde üretilen balın büyük kısmı, sizin saydığınız ve bizim bildiğimiz standarda uygundur.İkincisi bu organik balların pazar problemi var.Bundan iki yıl öncesine kadar tahtadan yapılmış kara kovanlarım vardı.Ama hem az bal aldığımdan, hemde satamadığımdan fenni kovanlara aktardım şu an, elimde sadece bir adet kara kovan var. konuya değindiğiniz için teşekkürler, Esen kalınız.

    Comment


    • #3
      Cevap: Organik arıcılık

      Sayın Tabiatcı:
      Marketlerde kara kovan balı satılmakta,bunların petek baldan farkı nedir? bizler tüketiciler olarak bunu nasıl anlarız.Teşekkürler.

      Comment


      • #4
        Cevap: Organik arıcılık

        Sn pasör:İşin doğrusunu açıklayalım.yudumuzda kara kovan balı olarak tabir edilen bal yok denecek kadar azdır.Öncelikle kara kovan nedir? Onu irdeleyelim;Eskiden ülkemizde, Fenni kovanlar arıcılığı yapılmamazken,oyma kütük, örme sepet gibi, iptidai malzemelere bal arıları konur ve bu arıların bal'larına kara kovan denirdi.Bu balı bugünkü bal'dan ayıran en büyük özellik, ortadaki mum kalınlığıdır.Bal arısı l kg mum yapabilmek için asgari l0 kg bal harcaması gerekmektedir.Petekli baldaki mum genç işci arıların bal tüketerek salgıladıkları bir maddedir.Arıcılarımız ellerindeki, saf bal mumunu eriterek, petek döken fabrikalara döktürürerek,bu hazır peteği kullanmaktadırlar.Ancak burada iki önemli fark ortaya çıkmakta dürüst petekcilerimiz bu mumda hile yapmamaktadır.Ancak dürüst olmayan, petekcilerimiz fazla para horsı nedeniyle, bu peteğin içirine uygun olmayan maddeler katmaktalar.Ancak bunuda bazı durumlarda bal arısı bimekte ve bu hileli peteği kabartmamakta yani bal yapmamaktadır.Sonuçta arıcı mağdur olmaktadır.Hazır petek ile,kara kovan peteği arasındaki fark sadece ölçü farkıdır.Bal arısının yaptığı petek0,21mm dir. Arıcını kullandığı hazır petek kalınlığı ise petekli bal üreticileri için 0,51 mm dir.Bu süzme bal üreten arıcılarımız için ölçü biraz daha kalınlaşmaktadır.Yani görüldüğü gibi aradaki fark yok denecek kadar azdır.Bazı petekli bal üreticilerimiz, bu damak zevki için özel seksiyon petek döktürmektedirler.İşte marketlerdeki satılan kara kovan ballarının çoğunluğu bu seksiyon ballardır.Şayet bal hakiki bal ise kara kovan balı, ile normal bal arasında fark yoktur.Baldaki kalite almış olduğu çiçeklerle ilgilidir.Bir bal arısı nekadar çok çeşitli çiçekten bal alıyorsa o kadar değerlidir.Size önerim balı üreticiden alınız ve esmer balları tercih ediniz. Afiyet olsun.

        Comment

        Working...
        X