Bilimsel sınıflandırma
Alem: Plantae (Bitkiler)
Bölüm: Magnoliophyta (Kapalı tohumlular)
Sınıf: Magnoliopsida (İki çenekliler)
Takım: Asterales
Familya: Asteraceae (Papatyagiller)
Cins: Cynara
Tür: C. scolymus
Binominal adı : Cynara scolymus L.
Ekonomik Önemi, Anavatanı ve Yayılma Alanları
Bileşik çiçekliler familyası sebzesi olan Enginarın anavatanı Akdeniz havzası ve Kıbrıs adası olarak belirtilmektedir (Bayraktar, 1981; Abak, 1987). Günümüzde Batı ve Doğu Akdeniz ülkeleri ile Kuzey Afrika ve Güney Avrupa ülkelerinde hem yabani formları hemde kültür formlanna bol miktarda rastlanılmaktadır (Thompson and Kelly, 1957). Enginar eski Yunanlılar ve Romalılar dönemlerinden beri bilinen ve bu dönemlerde kral sofralarının en geçerli yemeği olarak tüketilen bir sebzedir. Ayrıca günümüz tarihi kalıntılarında enginar başının sütun ve sütun başlıklarında bir motif olarak kullanılması enginarın 15. yüzyıldan beri sebze olarak değerlendiril*diğini ve enginara verilen önemi göstermektedir. Avrupadan 16. yüzyılda Fransa, Almanya ve İngiltere'ye yayılan enginar 17. yüzyılda Amerika'ya girmiştir (Günay, 1993).
Enginar halk arasında deve dikeni olarak bilinen ve kırlarda kendi*liğinden yetişen dikenli bitkinin seleksiyonu sonucu elde edilmiştir.
Kültürü yapılan enginar sistematikte, Asteraceae familyasında yer alır. Enginarın yer aldığı Cynara cinsi içinde üç yabani tür daha bulunur.
- Cynara card unculus L.: Akdeniz'in kıyı bölgeleri ve Latin Amerika'da yaygındır.
- Cynara syriaca Boiss: Orta Akdeniz'de (Suriye, Lübnan, Türkiye, İsrail) yaygındır.
- Cynara Sibthorpiana Boiss ve Heldr: Yunanistan ve Ege adalarında yaygındır.
Kültürü yapılan enginar Cynara scolymus L. ise Cynara cardunculus L.'in değişime uğramasıyla meydana gelmiştir (Eser ve Özen, 1998).
Bugün Akdeniz ülkeleri dünyanın en çok enginar üreten ülkeleri durumundadır.
İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye, İsrail, ABD. Arjantin ve Mısır en çok enginar üreten ülkelerdir (Anonymous, 1996 a).
Ülkemizde Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yapılan üretimin % 55'i Ege, % 45'i ise Marmara bölgesinde gerçekleştirilmektedir. Akdeniz bölgesindeki üretim şimdilik önemli boyutlarda değildir. Toplam enginar | üretimimiz 24.500 ton civarındadır (Anonymous, 1998).
Enginar çok yıllık bir sebzedir. Bulunduğu yerde 8-10 yıl kalabilir ve ürün vermeye devam eder. Ancak ekonomik bir üretim için 5-6 yılda bir plantasyonun yenilenmesi gerekir.
Enginarın çiçek tablası ve çiçek tablasında bulunan yapraklan (brakte yapraklan) yenir. Taze dönemlerde ise sap kısmınında belirli bir bölümü değerlendirilmektedir.
Enginar ülkemizde genelde taze olarak tüketilir. Ancak enginar günü*müzde dünya ülkelerinin pekçoğunda büyük boyutlarda konserve edilerek değerlendirilmektedir. Büyük marketlerde enginar konservesi diğer sebze konserveleri arasında yerini almıştır. Genellikle konserve sanayinde etli ve büyük tablalı çeşitlerin kullanılması yanında brakte yapraklan ile birlikte tam olarak konserve edilebilen ve pratikte enginar kalbi olarak ifade edilen küçük başlı (1 kg'da 12-14 adet) çeşitlerin konserveleri de önemli boyutlar*da kullanım alanı bulmuştur (Vural, 1978). Enginarın beslenme ve sağlık açısından değeri çok yüksektir. Yapılan çalışmalarda 100 g taze enginarın % 10-12 kurumadde, % 88-90 su içerdiği belirtilmiştir. Bu miktar kuru madde içinde yaklaşık 2-3 g protein 0.5-2 g şeker, 0.2-0.3 g yağ bulunmaktadır. Enginar B ve C vitaminlerince zengindir. Yine 100 g taze enginarın 10 mg C vitamini içerdiği belirlenmiştir. Ayrıca kalsiyum, potasyum, demir, magnez-yum ve fosfor içeriğide yüksektir.
Morfolojik Özellikleri
Enginar çok yıllık bir bitkidir. Topraküstü organlan bir yıllık, toprak altında bulunan esas gövdeyi oluşturan kök kısmı ise çok yıllıktır.
Enginar tohumuyla veya bitkilerin kök ve kökboğazlanndan oluşan dip sürgünleri ile üretilir. Halk arasında bu sürgünler piç olarak adlandı-rılır. Generatif üretim şekli olarak bilinen tohum ile üretimde dikkatli olunmaz ise büyük oranda oluşan yabancı döllenme ve açılma nedeniyle çeşit Özelliğini kaybederek atavizm yani yabanileşme meydana gelir. Bu nedenle enginar üretiminde vegetalif üretim şekli olan dip sürgünleri ile yapılan üretim şekli kullanılır. Dip sürgünleri ile yapılan üretimde alınan dip sürgünü alındığı bitkinin bütün özelliklerini taşır. Bunun içindir ki enginar üretimi dip sürgünleri (piçler) ile yapılır. Tohumla yapılan üretim ise genelde ıslah çalışmalarında yaygın olarak kullanılır.
Kök
Enginar kuvvetli bir kök yapısına sahiptir. Çok yıllık bir bitki olması nedeniyle toprak altında yetiştiği yıl süresince kalınlaşan ve odunlaşan siyah renkli bir rizom oluşturur (Şekil 51). Bu rizomlar üzerinde etli yan ve saçak kökler oluşur. Yan ve saçak kökler genelde 50 cm toprak derinliğinde yayılmıştır. Hafif toprak koşullarında ise bu köklerin 1.5 m derine kadar inebildiği belirlenmiştir (Günay, 1993; Abak, 1987). Rizom üzerinde adventif (uyur) gözler mevcuttur, bu gözlerden sürgün ve yapraklar oluşur. Yapraklarda oluşan depo maddeleri rizomda birikir ve çok yıllık olan bitkilerin gelecek yıllardaki yaşamlarını sürdürmelerini sağlar. Rizom toprak altında Mayıs-Ağustos aylan arasında susuz bir ortamda kaldığı sürece yaşamını sürdürür. Sulanması halinde yeniden sürerek gelişir.
Gövde
Enginar gövdesi 50-200 cm boy alabilir. Gövde yuvarlak ve üzeri boyuna çizgilidir. Gövdede yeşil renk hakim olup, bu renk bazı çeşitlerde antosyan oluşturması nedeniyle mor renge döner. Gövde üzerinde yapraklar almaşık olarak dizilmişlerdir. Bitki yaprak koltuklarından 2-5 adet yan dal oluşturabilir. Ana gövde ve yan dallar bir çiçek tablası ile son bulur. Bir enginar ocağından 10-15 adet ayrı gövde oluşabilir, ancak kalite ve verim yükseltilebilmesi için bunlardan 2-3 adedinin gelişmesine izin verilir.
Yaprak
Yapraklar çok değişik yapıdadır. Enginar yapraklan 50-80 cm uzun*luğa ulaşabilir. Şekilleri uzun ve oval, hafif parçalı veya çok parçalı yapıda olabilir. Yaprak kenarları bazı çeşitlerde parçalı, girintili çıkıntılı (yerli enginar) olabildiği gibi bazı çeşitlerde düzgün ve geniş ayali (sakız enginarı) olabilmektedir. Yaprakların üzeri düz, gri ve yeşil, alt yüzleri ise beyaz ince tüylerle kaplı ve boz renklidir.
Baş
Bir enginar ocağında ana sürgün ucunda oluşan başa "baş enginar" yan sürgünlerde oluşan başlara ise "kol enginar" adı verilir. Çeşitlere göre değişmekle birlikte bir enginar başının çapı 3-15 cm, ağırlığı ise 200-700 g arasında değişir. Baş uzun, oval, uzun-oval, omuzlu oval, yuvarlak ve basık şekilli olabilmektedir (Abak, 1987). Baş büyüklüğü bakımından da çeşitler arasında önemli farklılıklar vardır. Bazı çeşitlerde baş çapı 5 cm iken bazılarında 10 veya 15 cm olabilmektedir. Baş yüksekliğide 6-13 cm arasın*da değişir. Başın brakte yapraklan da uzun-dar veya kısa-geniş olabilmek*tedir. Bazı çeşitlerde ise brakte yaprağının ucu dikenlidir. Yine bazı çeşit*lerde brakte yapraklar sıkı olarak birbiri üzerine dizilmişken bazılarında oldukça gevşek bir yapı gösterirler. Brakte yaprakların boyu genellikle eninden büyük ve üçgen şekillidir. Başın dış tarafındaki brakte yapraklan koyu yeşil, iç kısmındakiler ise açık-yeşil renklidir. Buna karşılık bazı çeşitlerde brakte yapraklan menekşe-mor renkli de olabilmektedir (Violet de Provence çeşidinde olduğu gibi). Tüketim şekline bağlı olarak ülkemizde yetişen enginar çeşitleri farklı özellikler göstermektedir. Hernekadar dünya ülkeleri arasında çok fazla bilinen bir sebze olmamasına rağmen günümüzde tüketim amacına yönelik çeşitler geliştirilmektedir. Ülkemizde yaygın olarak yetiştirilen çeşitler ve bunların özellikleri aşağıda özetlenmiştir.
Sakız enginarı: Ege bölgesinin İzmir, Çeşme ve Karaburun tarafında yaygın olarak yetişen çok erkenci bir çeşittir. Akdeniz bölgesinde de üretimi yapılmaktadır. Orta irilikte, sıkı ve hafif uzun baş oluşturur. Taze tüketime uygundur ve brakte yapraklan ile çiçek tablası yenir. Çiçek tablası çok geniş değildir. Çeşidin tipik özelliği yapraklarının parçalı olmayışı ve kenarlarının düz oluşudur.
Yerli enginar: Ege ve Akdeniz bölgesinde yetişir. Yapraklan parçalıdır ve başlar sakız enginarına göre daha küçük ve basıktır. Bu çeşidin bitkileri verime geç yatar ve daha küçük ve basık baş oluştururlar.
Diğer yandan Sakız çeşidi ile yerli enginarın morfolojik açılardan bazı benzerlikler göstermesi, bu ki çeşidin muhtemelen aynı olduğu tezini kuvvet*lendirmektedir. Çünkü sakız çeşidi ile yapılan çok yıllık yetiştiriciliklerde bitkilerde yıllar içinde artan oranlarda yaprak formasyonları ile dikkat çeken, parçalı yapraklı ve verime geç yatan yerli tip enginar bitkileri oluşu*mu gözlenmektedir (Eser ve Koçer, 1992).
Sakız çeşidinde görülen ve tek yönlü olarak gerçekleşen bir değişimin sonucu meydana gelen ve morfolojik özellikleri yanında verim davranışları ile de Sakız çeşidinden ayrılan özelliklere sahip farklı tip bitkiler Yerli enginar" olarak adlandınlır.
c: Marmara bölgesinin, İstanbul ve Bursa yöre sinde yetişen sofralık ve konservelik bir çeşittir. Oldukça iri ve basık başlı özellik gösteren bu çeşit aynı zamanda iri çiçek tablası taşır. Geçci çeşit olması taze tüketim oranını azaltmaktadır. İri çiçek tablası konserveye uygundur.
Bu çeşitlerin dışında ülkemizdeki bazı seleksiyon çalışmaları sonu cunda elde edilen klonlar ile yurt dışı orijinli bazı çeşitler geniş üretim alanları bulmamasına rağmen yeni ıslah çalışmalarında materyal olarak kullanılmaktadır. Başta Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü ve Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü olmak üzere Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü gibi araştırma ağırlıklı çalışan kuruluşlarda İtalya ve Fransa orijinli çeşitler gerek verimleri gerekse konservelik değerleri yönünden incelenmektedirler. Özellikle E.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü orijinli olan 6 nolu klon konservelik özel ligi yönünden mükemmel bir klon olup tescili gereklidir (Vural, 1978). Yine Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünde yapılan çalışmalarda konserveye uygun 7 yerli ve yabancı enginar çeşidi Ergün ark. (1987) tarafından belirlenmiştir. Bu çeşitler Violet de provence, Antalya Sakız, Kurtul Bayrampaşa, Blanc Hyerois, JAJA-1 ve CECU-13'dür.
Çiçek
Enginarın sebze olarak değerlendirilen baş kısımları bitkinin çiçeğini oluşturur. Tüketilen kısım bir çiçek tomurcuğudur. Çiçekler erselik yapı dır ve bir baş 600-1200adet çiçek taşır. Çiçekler mor-erguvan renktedir Çiçeklenme çiçek tablasının dışından başlar ve merkeze doğru ilerler.
Çiçek 4-5 günde çiçeklenmesini tamamlar. Bu çiçek tomurcuğu üzerinde çok sayıda brakte yaprağı bulunur. Brakte yapraklarının iç kısmında çeşitlere göre değişen irilikte çiçek tablası vardır. Esas tüketilen kısım olan bu tablanın kenarlarında bir veya iki sıra dizilmiş mor-erguvani rekte çiçeğin taç yapraklan bulunur. Ortada ise erkek ve dişi çiçeklerden oluşan çiçek topluluğu mevcuttur. Eğer enginar başı hasat edilmezse bu taç yapraklar gelişerek brakte yapraklan arasından dışarı çıkar ve mor-erguvani renk alırlar. Tablanın ortasında bulunan çiçek topluluğu tüylerle çevrilidir. Bu tüylerin tabla ucunda ise tohumlar oluşur. Döllenmeden 35-40 gün sonra tohumlar olgunlaşır.
Tohum ve çimlenme özellikleri
Enginar çiçeğinin tozlanma ve döllenmesi tamamlandıktan sonra hem brakte yapraklar hemde taç yapraklar beyazlaşmaya başlar. Erkek ve dişi organlarının oluşturduğu tüysü yapı kurur ve tabla üzerinde tohumlar oluşur.
Tohumlar koyu kahverengi, siyah-mor renkli ve kırçıllıdır. Sert yapılı olan tohumlar 5-7 mm uzunlukta, 4-6 mm kalınlıkta olabilir. Bir gramda 15-25 adet tohum bulunur. Tohumlar çimlenme özelliklerini 4-6 yıl korur*lar. Tohumların optimum çimlenme sıcaklıkları 20-30°C dir. Çimlenme için karanlık koşullar isteyen tohumlar 12-14 günde çimlenmesini tamamlar (Anonymous, 1996 b).
Enginar tohumlan genellikle ıslah çalışmalarında ve yeni çeşitlerin elde edilmesinde kullanılır. Önce belirtildiği şekliyle yaygın üretim şekli dip sürgünleri ile yapılan üretimdir.
Yetiştirilme İstekleri
Ege Bölgesinde Eylül-Mayıs ayları arasında 9 ay süreyle gelişen enginar bitkileri, 3 ay süre ile dinlenmeye bırakılır. Bitkiler dinlenmeye bırakılmazsa meydana gelecek başlar küçülür, verim ve kalite düşer.
İklim isteği
Enginar ılık iklimlerde yetişen kışlık bir sebzedir. Çok soğuk ve sıcak*tan hoşlanmaz. Kış aylarında sıcaklık 0°C altına düşerse yaprak ve başlarda önemli zararlar oluşur. 20°C üzeri sıcaklıkta gelişme yavaşlar, 25°C üzerinde ise gelişme durur. Sıcak ve kurak koşullarda baş sertleşir ve kalite düşer (Abak, 1987). Enginar üretilen bölgelerdeki ilk donlar da önemli zararlar yapar. Erkenci özellik gösteren çeşitlerde erkenci ve turfanda ürünün oluşu*mu engellenir. İlkbahar döneminde oluşan kurak ve sıcak havalar ise özel*likle geçci konservelik çeşitlerde başların küçük kalmasına, gevrekliğinin azalmasına, acılaşmasına ve liflenmeye neden olur. Artan sıcaklık ile başlar hemen çiçeklenmeye geçer ve verim düşer.
Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde hüküm süren ılık ve nemi: iklim şartları enginar üretimi için son derece elverişlidir. Optimum gelişme sıcaklığı 15-18°C'dir. Bunun yanında iyi bir hava nemi ve sulama koşullan sağlanmalıdır. Macit ve Şalk (1970) enginarın kışları donsuz, yazlan serin ve bulutlu hatta sisli geçen serin iklimi çok sevdiğini bildirmektedir.
Toprak isteği
Enginar çok yıllık bitki olması nedeniyle derin bünyeli, humusca zengin ve iyi drene edilmiş topraklardan hoşlanır. Çok hafif karakterli kumlu veya çok ağır karakterli topraklan sevmez. Hafif kumlu topraklarda daha erken verim alınması ve erkencilik sağlaması yanında başların küçük kalması ve verimin azalması en önemli dezavantajdır. Bu tip topraklarda çok iyi sulama yapılmalıdır. Ağır karakterli topraklarda ise çok yıllık olar. kökler havasız kalarak çürür. Enginar için toprak pH'sı 6.0-6.5 olmalıdır. Topraktaki organik madde miktarının ise % 2 civarında olması yararlı olun Güneye meyilli yamaç araziler ise erken ısınması nedeniyle erkenci enginar üretiminde başarılı olarak kullanılabilir.
Alem: Plantae (Bitkiler)
Bölüm: Magnoliophyta (Kapalı tohumlular)
Sınıf: Magnoliopsida (İki çenekliler)
Takım: Asterales
Familya: Asteraceae (Papatyagiller)
Cins: Cynara
Tür: C. scolymus
Binominal adı : Cynara scolymus L.
Ekonomik Önemi, Anavatanı ve Yayılma Alanları
Bileşik çiçekliler familyası sebzesi olan Enginarın anavatanı Akdeniz havzası ve Kıbrıs adası olarak belirtilmektedir (Bayraktar, 1981; Abak, 1987). Günümüzde Batı ve Doğu Akdeniz ülkeleri ile Kuzey Afrika ve Güney Avrupa ülkelerinde hem yabani formları hemde kültür formlanna bol miktarda rastlanılmaktadır (Thompson and Kelly, 1957). Enginar eski Yunanlılar ve Romalılar dönemlerinden beri bilinen ve bu dönemlerde kral sofralarının en geçerli yemeği olarak tüketilen bir sebzedir. Ayrıca günümüz tarihi kalıntılarında enginar başının sütun ve sütun başlıklarında bir motif olarak kullanılması enginarın 15. yüzyıldan beri sebze olarak değerlendiril*diğini ve enginara verilen önemi göstermektedir. Avrupadan 16. yüzyılda Fransa, Almanya ve İngiltere'ye yayılan enginar 17. yüzyılda Amerika'ya girmiştir (Günay, 1993).
Enginar halk arasında deve dikeni olarak bilinen ve kırlarda kendi*liğinden yetişen dikenli bitkinin seleksiyonu sonucu elde edilmiştir.
Kültürü yapılan enginar sistematikte, Asteraceae familyasında yer alır. Enginarın yer aldığı Cynara cinsi içinde üç yabani tür daha bulunur.
- Cynara card unculus L.: Akdeniz'in kıyı bölgeleri ve Latin Amerika'da yaygındır.
- Cynara syriaca Boiss: Orta Akdeniz'de (Suriye, Lübnan, Türkiye, İsrail) yaygındır.
- Cynara Sibthorpiana Boiss ve Heldr: Yunanistan ve Ege adalarında yaygındır.
Kültürü yapılan enginar Cynara scolymus L. ise Cynara cardunculus L.'in değişime uğramasıyla meydana gelmiştir (Eser ve Özen, 1998).
Bugün Akdeniz ülkeleri dünyanın en çok enginar üreten ülkeleri durumundadır.
İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye, İsrail, ABD. Arjantin ve Mısır en çok enginar üreten ülkelerdir (Anonymous, 1996 a).
Ülkemizde Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde yapılan üretimin % 55'i Ege, % 45'i ise Marmara bölgesinde gerçekleştirilmektedir. Akdeniz bölgesindeki üretim şimdilik önemli boyutlarda değildir. Toplam enginar | üretimimiz 24.500 ton civarındadır (Anonymous, 1998).
Enginar çok yıllık bir sebzedir. Bulunduğu yerde 8-10 yıl kalabilir ve ürün vermeye devam eder. Ancak ekonomik bir üretim için 5-6 yılda bir plantasyonun yenilenmesi gerekir.
Enginarın çiçek tablası ve çiçek tablasında bulunan yapraklan (brakte yapraklan) yenir. Taze dönemlerde ise sap kısmınında belirli bir bölümü değerlendirilmektedir.
Enginar ülkemizde genelde taze olarak tüketilir. Ancak enginar günü*müzde dünya ülkelerinin pekçoğunda büyük boyutlarda konserve edilerek değerlendirilmektedir. Büyük marketlerde enginar konservesi diğer sebze konserveleri arasında yerini almıştır. Genellikle konserve sanayinde etli ve büyük tablalı çeşitlerin kullanılması yanında brakte yapraklan ile birlikte tam olarak konserve edilebilen ve pratikte enginar kalbi olarak ifade edilen küçük başlı (1 kg'da 12-14 adet) çeşitlerin konserveleri de önemli boyutlar*da kullanım alanı bulmuştur (Vural, 1978). Enginarın beslenme ve sağlık açısından değeri çok yüksektir. Yapılan çalışmalarda 100 g taze enginarın % 10-12 kurumadde, % 88-90 su içerdiği belirtilmiştir. Bu miktar kuru madde içinde yaklaşık 2-3 g protein 0.5-2 g şeker, 0.2-0.3 g yağ bulunmaktadır. Enginar B ve C vitaminlerince zengindir. Yine 100 g taze enginarın 10 mg C vitamini içerdiği belirlenmiştir. Ayrıca kalsiyum, potasyum, demir, magnez-yum ve fosfor içeriğide yüksektir.
Morfolojik Özellikleri
Enginar çok yıllık bir bitkidir. Topraküstü organlan bir yıllık, toprak altında bulunan esas gövdeyi oluşturan kök kısmı ise çok yıllıktır.
Enginar tohumuyla veya bitkilerin kök ve kökboğazlanndan oluşan dip sürgünleri ile üretilir. Halk arasında bu sürgünler piç olarak adlandı-rılır. Generatif üretim şekli olarak bilinen tohum ile üretimde dikkatli olunmaz ise büyük oranda oluşan yabancı döllenme ve açılma nedeniyle çeşit Özelliğini kaybederek atavizm yani yabanileşme meydana gelir. Bu nedenle enginar üretiminde vegetalif üretim şekli olan dip sürgünleri ile yapılan üretim şekli kullanılır. Dip sürgünleri ile yapılan üretimde alınan dip sürgünü alındığı bitkinin bütün özelliklerini taşır. Bunun içindir ki enginar üretimi dip sürgünleri (piçler) ile yapılır. Tohumla yapılan üretim ise genelde ıslah çalışmalarında yaygın olarak kullanılır.
Kök
Enginar kuvvetli bir kök yapısına sahiptir. Çok yıllık bir bitki olması nedeniyle toprak altında yetiştiği yıl süresince kalınlaşan ve odunlaşan siyah renkli bir rizom oluşturur (Şekil 51). Bu rizomlar üzerinde etli yan ve saçak kökler oluşur. Yan ve saçak kökler genelde 50 cm toprak derinliğinde yayılmıştır. Hafif toprak koşullarında ise bu köklerin 1.5 m derine kadar inebildiği belirlenmiştir (Günay, 1993; Abak, 1987). Rizom üzerinde adventif (uyur) gözler mevcuttur, bu gözlerden sürgün ve yapraklar oluşur. Yapraklarda oluşan depo maddeleri rizomda birikir ve çok yıllık olan bitkilerin gelecek yıllardaki yaşamlarını sürdürmelerini sağlar. Rizom toprak altında Mayıs-Ağustos aylan arasında susuz bir ortamda kaldığı sürece yaşamını sürdürür. Sulanması halinde yeniden sürerek gelişir.
Gövde
Enginar gövdesi 50-200 cm boy alabilir. Gövde yuvarlak ve üzeri boyuna çizgilidir. Gövdede yeşil renk hakim olup, bu renk bazı çeşitlerde antosyan oluşturması nedeniyle mor renge döner. Gövde üzerinde yapraklar almaşık olarak dizilmişlerdir. Bitki yaprak koltuklarından 2-5 adet yan dal oluşturabilir. Ana gövde ve yan dallar bir çiçek tablası ile son bulur. Bir enginar ocağından 10-15 adet ayrı gövde oluşabilir, ancak kalite ve verim yükseltilebilmesi için bunlardan 2-3 adedinin gelişmesine izin verilir.
Yaprak
Yapraklar çok değişik yapıdadır. Enginar yapraklan 50-80 cm uzun*luğa ulaşabilir. Şekilleri uzun ve oval, hafif parçalı veya çok parçalı yapıda olabilir. Yaprak kenarları bazı çeşitlerde parçalı, girintili çıkıntılı (yerli enginar) olabildiği gibi bazı çeşitlerde düzgün ve geniş ayali (sakız enginarı) olabilmektedir. Yaprakların üzeri düz, gri ve yeşil, alt yüzleri ise beyaz ince tüylerle kaplı ve boz renklidir.
Baş
Bir enginar ocağında ana sürgün ucunda oluşan başa "baş enginar" yan sürgünlerde oluşan başlara ise "kol enginar" adı verilir. Çeşitlere göre değişmekle birlikte bir enginar başının çapı 3-15 cm, ağırlığı ise 200-700 g arasında değişir. Baş uzun, oval, uzun-oval, omuzlu oval, yuvarlak ve basık şekilli olabilmektedir (Abak, 1987). Baş büyüklüğü bakımından da çeşitler arasında önemli farklılıklar vardır. Bazı çeşitlerde baş çapı 5 cm iken bazılarında 10 veya 15 cm olabilmektedir. Baş yüksekliğide 6-13 cm arasın*da değişir. Başın brakte yapraklan da uzun-dar veya kısa-geniş olabilmek*tedir. Bazı çeşitlerde ise brakte yaprağının ucu dikenlidir. Yine bazı çeşit*lerde brakte yapraklar sıkı olarak birbiri üzerine dizilmişken bazılarında oldukça gevşek bir yapı gösterirler. Brakte yaprakların boyu genellikle eninden büyük ve üçgen şekillidir. Başın dış tarafındaki brakte yapraklan koyu yeşil, iç kısmındakiler ise açık-yeşil renklidir. Buna karşılık bazı çeşitlerde brakte yapraklan menekşe-mor renkli de olabilmektedir (Violet de Provence çeşidinde olduğu gibi). Tüketim şekline bağlı olarak ülkemizde yetişen enginar çeşitleri farklı özellikler göstermektedir. Hernekadar dünya ülkeleri arasında çok fazla bilinen bir sebze olmamasına rağmen günümüzde tüketim amacına yönelik çeşitler geliştirilmektedir. Ülkemizde yaygın olarak yetiştirilen çeşitler ve bunların özellikleri aşağıda özetlenmiştir.
Sakız enginarı: Ege bölgesinin İzmir, Çeşme ve Karaburun tarafında yaygın olarak yetişen çok erkenci bir çeşittir. Akdeniz bölgesinde de üretimi yapılmaktadır. Orta irilikte, sıkı ve hafif uzun baş oluşturur. Taze tüketime uygundur ve brakte yapraklan ile çiçek tablası yenir. Çiçek tablası çok geniş değildir. Çeşidin tipik özelliği yapraklarının parçalı olmayışı ve kenarlarının düz oluşudur.
Yerli enginar: Ege ve Akdeniz bölgesinde yetişir. Yapraklan parçalıdır ve başlar sakız enginarına göre daha küçük ve basıktır. Bu çeşidin bitkileri verime geç yatar ve daha küçük ve basık baş oluştururlar.
Diğer yandan Sakız çeşidi ile yerli enginarın morfolojik açılardan bazı benzerlikler göstermesi, bu ki çeşidin muhtemelen aynı olduğu tezini kuvvet*lendirmektedir. Çünkü sakız çeşidi ile yapılan çok yıllık yetiştiriciliklerde bitkilerde yıllar içinde artan oranlarda yaprak formasyonları ile dikkat çeken, parçalı yapraklı ve verime geç yatan yerli tip enginar bitkileri oluşu*mu gözlenmektedir (Eser ve Koçer, 1992).
Sakız çeşidinde görülen ve tek yönlü olarak gerçekleşen bir değişimin sonucu meydana gelen ve morfolojik özellikleri yanında verim davranışları ile de Sakız çeşidinden ayrılan özelliklere sahip farklı tip bitkiler Yerli enginar" olarak adlandınlır.
c: Marmara bölgesinin, İstanbul ve Bursa yöre sinde yetişen sofralık ve konservelik bir çeşittir. Oldukça iri ve basık başlı özellik gösteren bu çeşit aynı zamanda iri çiçek tablası taşır. Geçci çeşit olması taze tüketim oranını azaltmaktadır. İri çiçek tablası konserveye uygundur.
Bu çeşitlerin dışında ülkemizdeki bazı seleksiyon çalışmaları sonu cunda elde edilen klonlar ile yurt dışı orijinli bazı çeşitler geniş üretim alanları bulmamasına rağmen yeni ıslah çalışmalarında materyal olarak kullanılmaktadır. Başta Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü ve Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü olmak üzere Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü gibi araştırma ağırlıklı çalışan kuruluşlarda İtalya ve Fransa orijinli çeşitler gerek verimleri gerekse konservelik değerleri yönünden incelenmektedirler. Özellikle E.Ü. Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü orijinli olan 6 nolu klon konservelik özel ligi yönünden mükemmel bir klon olup tescili gereklidir (Vural, 1978). Yine Yalova Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünde yapılan çalışmalarda konserveye uygun 7 yerli ve yabancı enginar çeşidi Ergün ark. (1987) tarafından belirlenmiştir. Bu çeşitler Violet de provence, Antalya Sakız, Kurtul Bayrampaşa, Blanc Hyerois, JAJA-1 ve CECU-13'dür.
Çiçek
Enginarın sebze olarak değerlendirilen baş kısımları bitkinin çiçeğini oluşturur. Tüketilen kısım bir çiçek tomurcuğudur. Çiçekler erselik yapı dır ve bir baş 600-1200adet çiçek taşır. Çiçekler mor-erguvan renktedir Çiçeklenme çiçek tablasının dışından başlar ve merkeze doğru ilerler.
Çiçek 4-5 günde çiçeklenmesini tamamlar. Bu çiçek tomurcuğu üzerinde çok sayıda brakte yaprağı bulunur. Brakte yapraklarının iç kısmında çeşitlere göre değişen irilikte çiçek tablası vardır. Esas tüketilen kısım olan bu tablanın kenarlarında bir veya iki sıra dizilmiş mor-erguvani rekte çiçeğin taç yapraklan bulunur. Ortada ise erkek ve dişi çiçeklerden oluşan çiçek topluluğu mevcuttur. Eğer enginar başı hasat edilmezse bu taç yapraklar gelişerek brakte yapraklan arasından dışarı çıkar ve mor-erguvani renk alırlar. Tablanın ortasında bulunan çiçek topluluğu tüylerle çevrilidir. Bu tüylerin tabla ucunda ise tohumlar oluşur. Döllenmeden 35-40 gün sonra tohumlar olgunlaşır.
Tohum ve çimlenme özellikleri
Enginar çiçeğinin tozlanma ve döllenmesi tamamlandıktan sonra hem brakte yapraklar hemde taç yapraklar beyazlaşmaya başlar. Erkek ve dişi organlarının oluşturduğu tüysü yapı kurur ve tabla üzerinde tohumlar oluşur.
Tohumlar koyu kahverengi, siyah-mor renkli ve kırçıllıdır. Sert yapılı olan tohumlar 5-7 mm uzunlukta, 4-6 mm kalınlıkta olabilir. Bir gramda 15-25 adet tohum bulunur. Tohumlar çimlenme özelliklerini 4-6 yıl korur*lar. Tohumların optimum çimlenme sıcaklıkları 20-30°C dir. Çimlenme için karanlık koşullar isteyen tohumlar 12-14 günde çimlenmesini tamamlar (Anonymous, 1996 b).
Enginar tohumlan genellikle ıslah çalışmalarında ve yeni çeşitlerin elde edilmesinde kullanılır. Önce belirtildiği şekliyle yaygın üretim şekli dip sürgünleri ile yapılan üretimdir.
Yetiştirilme İstekleri
Ege Bölgesinde Eylül-Mayıs ayları arasında 9 ay süreyle gelişen enginar bitkileri, 3 ay süre ile dinlenmeye bırakılır. Bitkiler dinlenmeye bırakılmazsa meydana gelecek başlar küçülür, verim ve kalite düşer.
İklim isteği
Enginar ılık iklimlerde yetişen kışlık bir sebzedir. Çok soğuk ve sıcak*tan hoşlanmaz. Kış aylarında sıcaklık 0°C altına düşerse yaprak ve başlarda önemli zararlar oluşur. 20°C üzeri sıcaklıkta gelişme yavaşlar, 25°C üzerinde ise gelişme durur. Sıcak ve kurak koşullarda baş sertleşir ve kalite düşer (Abak, 1987). Enginar üretilen bölgelerdeki ilk donlar da önemli zararlar yapar. Erkenci özellik gösteren çeşitlerde erkenci ve turfanda ürünün oluşu*mu engellenir. İlkbahar döneminde oluşan kurak ve sıcak havalar ise özel*likle geçci konservelik çeşitlerde başların küçük kalmasına, gevrekliğinin azalmasına, acılaşmasına ve liflenmeye neden olur. Artan sıcaklık ile başlar hemen çiçeklenmeye geçer ve verim düşer.
Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde hüküm süren ılık ve nemi: iklim şartları enginar üretimi için son derece elverişlidir. Optimum gelişme sıcaklığı 15-18°C'dir. Bunun yanında iyi bir hava nemi ve sulama koşullan sağlanmalıdır. Macit ve Şalk (1970) enginarın kışları donsuz, yazlan serin ve bulutlu hatta sisli geçen serin iklimi çok sevdiğini bildirmektedir.
Toprak isteği
Enginar çok yıllık bitki olması nedeniyle derin bünyeli, humusca zengin ve iyi drene edilmiş topraklardan hoşlanır. Çok hafif karakterli kumlu veya çok ağır karakterli topraklan sevmez. Hafif kumlu topraklarda daha erken verim alınması ve erkencilik sağlaması yanında başların küçük kalması ve verimin azalması en önemli dezavantajdır. Bu tip topraklarda çok iyi sulama yapılmalıdır. Ağır karakterli topraklarda ise çok yıllık olar. kökler havasız kalarak çürür. Enginar için toprak pH'sı 6.0-6.5 olmalıdır. Topraktaki organik madde miktarının ise % 2 civarında olması yararlı olun Güneye meyilli yamaç araziler ise erken ısınması nedeniyle erkenci enginar üretiminde başarılı olarak kullanılabilir.


Comment