Toprağın Özellikleri / Toprak / EKOLOJİK FAKTÖRLER / SEBZECİLİK
Toprağın fizyolojik, kimyasal ve biyolojik üç ana özelliği bulunmaktadır. Bunları sırasıyla inceleyelim.
Toprağın Fiziksel Özelliği / Toprağın Özellikleri / Toprak / EKOLOJİK FAKTÖRLER / SEBZECİLİK
Çeşitli kayaların parçalanması ve ayrışmasıyla oluşan toprak karışık dinamik bir sisteme sahip olup, bazı fiziksel özellikler gösterir. Toprağın fiziksel özelliği toprak tanelerinin büyüklüğüne (bünyesine veya tekstürüne), bunların dağılımına, boşlukların ve bu boşlukları dolduran su ve havanın miktarına, bunlara bağlı olarak toprağın sıcaklığına uygun değişim gösterir. Toprak içinde bitki köklerinin gelişebilmesi ve besin maddelerini, suyu alabilmesi toprağın fiziksel özelliğinin iyi olmasıyla mümkündür. Bu bakımdan toprağın fiziksel özelliklerinin iyi bilinmesi, sağlıklı bitki yetiştirmek ve istenen miktarda ürün almak için ön koşuldur.
Toprağın Bünyesi (Tekstürü) / Toprağın Fiziksel Özelliği / Toprağın Özellikleri / Toprak / EKOLOJİK FAKTÖRLER / SEBZECİLİK
Toprak önce ana kayaların parçalanıp ufalanıp çeşitli büyüklükte tanelerin oluşmasıyla primer yapı, daha sonra primer tanelerin ayrışarak çeşitli bağlayıcılar ile bağlanarak ve kümeleşerek sekonder yapı kazanır. Böylece toprak katı, sıvı, hava karışımından meydana gelir. Katı kısmın büyük çoğunluğunu mineral ve ancak ortalama % 5’e yakın kısmını organik maddeler teşkil eder. Değişik büyüklükteki katı maddeler, büyüklük oranına göre gözle görülebilen taş, çakıl, kum, tın ve gözle kolay görülmeyen mil ve kil adını alır. Kilin en küçük parçası kolloidal kildir. Bunların karışım oranları toprağın bünyesini veya tekstürünü meydana getirir. Toprağın fiziksel özelliği toprak tanelerinin yüzeysel genişliği ve büyüklüğüyle ilgilidir. Bu bakımdan toprağın fiziksel özelliğini incelemek için öncelikle toprak zerrelerinin boyutlandırılması ve gruplandırılması yapılır. Bu konuda İsveçli ATTERBERG’in 1923 yılında yaptığı toprak sınıflama şekli kullanılmıştır. Ancak onun yaptığı sınıflama şekli yetersiz kaldığından, 1971 yılından sonra Alman sistemi esas alınmıştır. Toprak iki ana unsurdan, toprak iskeletinden ve toprağın esasından meydana gelir. Toprak zerrelerinin 2 mm’den daha büyük olanları “toprak iskeletini” oluşturur. Bunlar ana kayaların parçalanmasıyla oluşan kaya parçaları, taş ve çakıldır. Toprağın 2 mm’den küçük olan kısmı “toprağın esası”dır. Toprağın esası kum, mil ve kildir. Bunları aşağıdaki gibi sınıflayabiliriz.
a. Toprak İskeleti :
aa. 200 mm’den büyük olanlar Kaya parçaları
ab. 200-20 mm arasında Taş
ac. 20- 2 mm arasında Çakıl
b. Toprağın esası :
ba. Kum 2,0-0,6 mm arasında Kaba kum
0,6-0,2 mm arasında Orta kum
0,2-0,06 mm arasında İnce kum
bb. Mil 0,06-0,02 mm arasında Kaba mil
0,02-0,006 mm arasında Orta mil
0,006-0,002 mm arasında İnce mil
bc. Kil 0,002-0,0006 mm arasında Kaba kil
0,0006-0,0002 mm arasında Orta kil
0,0002 mm’den küçük olanlar İnce kil
Toprağın içinde bulunan ve 0,0002 mm’den küçük olan ince kil parçaları çok önemli fonksiyona sahiptir. Kilin bu en küçük parçalarına “kolloidal kil” denir. Kolloidal kil nemli iken akışkan, jelatinimsi bir özellik taşır ve negatif elektrik yüklüdür. Geniş yüzeyiyle emme ve tutma yeteneği yüksektir. Böylece topraktaki katyonların ve bazı anyonların (bitkiler için gerekli besin maddelerinin) tutulmasını sağlar. Kuruduğu zaman birbirine sıkı bir şekilde bağlanarak sert bir yapı kazanır. Böylece toprak içindeki kil miktarı, toprağın fiziksel ve kimyasal özelliğini büyük ölçüde etkiler.
Bazı organik topraklar bir tarafa bırakılırsa, mineral olan toprakların içinde % 5-12 arasında organik madde vardır. Organik maddeler toprak içinde ve dışında yaşayan bitki ve hayvan vücudunun veya parçalarının toprağa karışması ve mikroorganizmalar tarafından parçalanarak çürütülmesiyle meydana gelir. Parçalanmanın tamamen bitmesi durumunda organik materyal şekil değiştirerek kolloidal kil halini alır. Böylece organik maddeler özelliğini yitirir, başka bir özellik kazanır, yani mineral madde haline dönüşür.. Bu yüzden topraklara ne kadar organik madde verilirse verilsin parçalanma sonucu miktarı düşer ve eğer tekrar organik madde verilmemişse, organik maddece fakir hale gelir. Organik maddelerin parçalanması sonucu ortaya çıkan esmer, kahverengi kısma “hümüs (humus)” denir. Humus oluşurken canlı vücudunda bulunan kalsiyum, potasyum, fosfor ve nitrojen de açığa çıkar. Hümüs ve hümüsün son parçalanma ürünü kolloidal kil topraktaki suyun ve besin maddelerinin tutunmasını sağlar. Böylece toprakta tuzlanmayı azaltır. Hümüsün artı ve eksi uçlarına bağlanan anyon ve katyonlar toprakta organik bileşikleri oluşturur. Bu bileşik halindeki besin maddeleri bitki kökleri tarafından, serbest olanlara karşın daha kolay alınır. Organik maddelerin parçalanması sırasında ortaya çıkan CO2, suda eriyerek karbonik asitleri teşkil eder. Bu asitler topraktaki iri tanelerin parçalanmasını ve topraktaki besin maddesi miktarının artmasını temin eder. Hümüsün çift yönlü etkisi vardır. Yağışlı bölgelerde ve bazlarca fakir topraklarda hümüsün negatif yüklü ucu, topraktaki artı yüklü hidrojen iyonlarını tutarak doyurulur. Bu durumda hümüs asit reaksiyon gösterir ve “ekşi, asit hümüs” olarak tanımlanır. Kurak bölgelerde ve bazlarca zengin topraklarda hümüsün negatif yüklü ucu Ca, Mg, Na ve K gibi elementler tarafından doyurulur ve bu sefer hümüs bazik reaksiyon gösterip, “tatlı, bazik hümüs” olur. Hümüsün topraktaki fiziksel özelliklerin oluşmasına da katkısı vardır. Toprağın su tutma, havalanma ve ısınma gücünü olumlu yönde artırır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Toprağın fizyolojik, kimyasal ve biyolojik üç ana özelliği bulunmaktadır. Bunları sırasıyla inceleyelim.
Toprağın Fiziksel Özelliği / Toprağın Özellikleri / Toprak / EKOLOJİK FAKTÖRLER / SEBZECİLİK
Çeşitli kayaların parçalanması ve ayrışmasıyla oluşan toprak karışık dinamik bir sisteme sahip olup, bazı fiziksel özellikler gösterir. Toprağın fiziksel özelliği toprak tanelerinin büyüklüğüne (bünyesine veya tekstürüne), bunların dağılımına, boşlukların ve bu boşlukları dolduran su ve havanın miktarına, bunlara bağlı olarak toprağın sıcaklığına uygun değişim gösterir. Toprak içinde bitki köklerinin gelişebilmesi ve besin maddelerini, suyu alabilmesi toprağın fiziksel özelliğinin iyi olmasıyla mümkündür. Bu bakımdan toprağın fiziksel özelliklerinin iyi bilinmesi, sağlıklı bitki yetiştirmek ve istenen miktarda ürün almak için ön koşuldur.
Toprağın Bünyesi (Tekstürü) / Toprağın Fiziksel Özelliği / Toprağın Özellikleri / Toprak / EKOLOJİK FAKTÖRLER / SEBZECİLİK
Toprak önce ana kayaların parçalanıp ufalanıp çeşitli büyüklükte tanelerin oluşmasıyla primer yapı, daha sonra primer tanelerin ayrışarak çeşitli bağlayıcılar ile bağlanarak ve kümeleşerek sekonder yapı kazanır. Böylece toprak katı, sıvı, hava karışımından meydana gelir. Katı kısmın büyük çoğunluğunu mineral ve ancak ortalama % 5’e yakın kısmını organik maddeler teşkil eder. Değişik büyüklükteki katı maddeler, büyüklük oranına göre gözle görülebilen taş, çakıl, kum, tın ve gözle kolay görülmeyen mil ve kil adını alır. Kilin en küçük parçası kolloidal kildir. Bunların karışım oranları toprağın bünyesini veya tekstürünü meydana getirir. Toprağın fiziksel özelliği toprak tanelerinin yüzeysel genişliği ve büyüklüğüyle ilgilidir. Bu bakımdan toprağın fiziksel özelliğini incelemek için öncelikle toprak zerrelerinin boyutlandırılması ve gruplandırılması yapılır. Bu konuda İsveçli ATTERBERG’in 1923 yılında yaptığı toprak sınıflama şekli kullanılmıştır. Ancak onun yaptığı sınıflama şekli yetersiz kaldığından, 1971 yılından sonra Alman sistemi esas alınmıştır. Toprak iki ana unsurdan, toprak iskeletinden ve toprağın esasından meydana gelir. Toprak zerrelerinin 2 mm’den daha büyük olanları “toprak iskeletini” oluşturur. Bunlar ana kayaların parçalanmasıyla oluşan kaya parçaları, taş ve çakıldır. Toprağın 2 mm’den küçük olan kısmı “toprağın esası”dır. Toprağın esası kum, mil ve kildir. Bunları aşağıdaki gibi sınıflayabiliriz.
a. Toprak İskeleti :
aa. 200 mm’den büyük olanlar Kaya parçaları
ab. 200-20 mm arasında Taş
ac. 20- 2 mm arasında Çakıl
b. Toprağın esası :
ba. Kum 2,0-0,6 mm arasında Kaba kum
0,6-0,2 mm arasında Orta kum
0,2-0,06 mm arasında İnce kum
bb. Mil 0,06-0,02 mm arasında Kaba mil
0,02-0,006 mm arasında Orta mil
0,006-0,002 mm arasında İnce mil
bc. Kil 0,002-0,0006 mm arasında Kaba kil
0,0006-0,0002 mm arasında Orta kil
0,0002 mm’den küçük olanlar İnce kil
Toprağın içinde bulunan ve 0,0002 mm’den küçük olan ince kil parçaları çok önemli fonksiyona sahiptir. Kilin bu en küçük parçalarına “kolloidal kil” denir. Kolloidal kil nemli iken akışkan, jelatinimsi bir özellik taşır ve negatif elektrik yüklüdür. Geniş yüzeyiyle emme ve tutma yeteneği yüksektir. Böylece topraktaki katyonların ve bazı anyonların (bitkiler için gerekli besin maddelerinin) tutulmasını sağlar. Kuruduğu zaman birbirine sıkı bir şekilde bağlanarak sert bir yapı kazanır. Böylece toprak içindeki kil miktarı, toprağın fiziksel ve kimyasal özelliğini büyük ölçüde etkiler.
Bazı organik topraklar bir tarafa bırakılırsa, mineral olan toprakların içinde % 5-12 arasında organik madde vardır. Organik maddeler toprak içinde ve dışında yaşayan bitki ve hayvan vücudunun veya parçalarının toprağa karışması ve mikroorganizmalar tarafından parçalanarak çürütülmesiyle meydana gelir. Parçalanmanın tamamen bitmesi durumunda organik materyal şekil değiştirerek kolloidal kil halini alır. Böylece organik maddeler özelliğini yitirir, başka bir özellik kazanır, yani mineral madde haline dönüşür.. Bu yüzden topraklara ne kadar organik madde verilirse verilsin parçalanma sonucu miktarı düşer ve eğer tekrar organik madde verilmemişse, organik maddece fakir hale gelir. Organik maddelerin parçalanması sonucu ortaya çıkan esmer, kahverengi kısma “hümüs (humus)” denir. Humus oluşurken canlı vücudunda bulunan kalsiyum, potasyum, fosfor ve nitrojen de açığa çıkar. Hümüs ve hümüsün son parçalanma ürünü kolloidal kil topraktaki suyun ve besin maddelerinin tutunmasını sağlar. Böylece toprakta tuzlanmayı azaltır. Hümüsün artı ve eksi uçlarına bağlanan anyon ve katyonlar toprakta organik bileşikleri oluşturur. Bu bileşik halindeki besin maddeleri bitki kökleri tarafından, serbest olanlara karşın daha kolay alınır. Organik maddelerin parçalanması sırasında ortaya çıkan CO2, suda eriyerek karbonik asitleri teşkil eder. Bu asitler topraktaki iri tanelerin parçalanmasını ve topraktaki besin maddesi miktarının artmasını temin eder. Hümüsün çift yönlü etkisi vardır. Yağışlı bölgelerde ve bazlarca fakir topraklarda hümüsün negatif yüklü ucu, topraktaki artı yüklü hidrojen iyonlarını tutarak doyurulur. Bu durumda hümüs asit reaksiyon gösterir ve “ekşi, asit hümüs” olarak tanımlanır. Kurak bölgelerde ve bazlarca zengin topraklarda hümüsün negatif yüklü ucu Ca, Mg, Na ve K gibi elementler tarafından doyurulur ve bu sefer hümüs bazik reaksiyon gösterip, “tatlı, bazik hümüs” olur. Hümüsün topraktaki fiziksel özelliklerin oluşmasına da katkısı vardır. Toprağın su tutma, havalanma ve ısınma gücünü olumlu yönde artırır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay

