Toprak Suyu / Toprağın Fiziksel Özelliği / Toprağın Özellikleri / Toprak / EKOLOJİK FAKTÖRLER / SEBZECİLİK
Yaşamak ve yaşamın varlığını sürdürebilmesi için gerekli bütün olaylarda su temel öğedir. Zaten “su olmadan yaşam olmaz” deyimi bundan kaynaklanmaktadır. Tüm canlı dokular az veya çok su içerir. Yeşil bitkilerde oran % 75-80 ve hatta % 90’na kadar çıkar. Topraktaki olayların cereyanı için de su vazgeçilmez bir nesnedir. Toprakta bulunan boşlukların ve gözeneklerin büyük olanlarına “makropor”, küçük olanlarına “mikropor” denir. Makroporlar şekilsiz bir dağılım gösterirken, mikroporların daha iyi bir dağılımı ve düzgün şekilleri vardır. Çoğunlukla kapillar borucuklar halinde bulunur. Toprak yüzeyine düşen yağış veya sulama suyu, yüzeyde bulunan çatlaklardan ve boşluk ağızlarından toprak içine doğru girmeye başlar. İlk önce suyun basıncı fazla olduğundan, boşluklardaki havayı dışarı çıkararak, kendisi boşluklara girer. Suyun boşluğa girmesi ve doldurmaya başlamasından bir müddet sonra boşlukta kalan hava, boşluk çeperi ve su arasında sıkışmaya ve basıncı artmaya başlar ve suyun basıncından daha yüksek basınca ulaşarak, suyun daha fazla bu boşluğa girmesine engel teşkil eder. Böylece topraktaki boşlukların tamamı suyla dolmaz, bir miktar hava boşluk içinde kalır. Toprak içine giren suyun diğer bir kısmı toprak zerrelerinin etrafında tutunur. Gerek boşluklarda ve gerekse zerreler etrafında tutunamayan ve toprağa giren fazla sular, kısmen yan taraftaki boşluklara doğru hareket ederek toprak içinde yayılır ve daha çok yerçekiminin de etkisiyle toprağın alt tabakalarındaki boşluklara ve dolayısıyla toprak derinliğine doğru sızmasına devam eder. Yeraltında geçirimsiz bir tabakada sular gidecek yer bulamayarak toplanır ve taban suyunu veya yeraltı sularını meydana getirir.
Toprak zerreleri tarafından tutunan suyun tutulmasında başlıca iki kuvvet yardımıcı olur. Bunlardan birincisi su ve toprak zerrelerinin birbirini çekme kuvvetidir. Bu kuvvete “Adhezyon kuvvet” adı verilir. Böylece zerrelerin üst yüzeyi ıslanmış ve suyla kaplanmış olur. İkincisi ise, zerreler etrafını saran suyun tekrar su çekme gücü olup, buna da suyun suyu çekme gücü “Kohezyon kuvvet” denir. Adhezyon kuvvetin gücü, zerrelerin yüzey ve yüzeye yakın yerlerinde 50 atmosfere yakındır. Kohezyon kuvvetle tutulan zerre etrafında suyun kalınlığı artıkça tutunma gücü zayıflar ve nihayet sıfır güce ulaşır. Bu, artık zerre etrafında daha fazla su tutunamayacağını gösterir ve tutunamayan su aşağıya doğru iner. Topraktaki boşluklar yeteri kadar suyla dolduğu veya toprak suya doyduğunda, toprak “sature” hale geldi denir. Böyle bir toprakta 4 çeşit su vardır. Bunlar:
a. Higroskopik su
b. Absorbe su
c.Kapillar su
d. Gravitasyon veya sızıntı su
Bu dört sudan başka bir de topraklarda bulunan minerallerin bünyesinde yer alan veya toprağın kimyasal olaylara uğraması esnasında bünyesine giren ve oradan ayrılması zor olan bir su çeşidi vardır ki, buna da “kristal veya bağlı su” denir. Bileşiklerin fiziksel ve kimyasal yapıları değişmeden bağlı su topraktan ayrılmaz, toprak içindeki su çeşitlerine dahil edilmez ve bu su bitkiler tarafından kullanılamaz. Jips, geotit ve kil minerallerinin yapısında bulunan su, bağlı suya örnek gösterilebilir. Higroskopik su, toprak zerrelerinin yüzeyini ıslatan, adhezyon kuvvetle tutulan suyla beraber, bu suya çok sıkı bağlı kohezyon kuvvetle tutulan suyun bir kısmıdır. Toprak zerrelerinin etrafını bir film gibi ıslatan suyun topraktan buharlaşma yoluyla ayrılması mümkündür. Toprak numunesi 105-110oC de 18-24 saat fırında tutulursa, topraktan ayrılan su, ”higroskopik” sudur. Bu sudan bitkilerin yararlanması yine çok zordur. Topraktaki mineral ve organik maddelerin kolloidal kil şeklinde artış oranı yükseldikçe, higroskopik su miktarı da artar. Zerrelerin etrafını saran suyun tutunma gücü giderek zayıflar. Zerre etrafındaki suyun tutunma gücü 15-0 atmosfer arasındaki (15 atmosferden itibaren suyun tane etrafında artık tutulamaz noktaya, yani 0 atmosfer indiği aralıktan) sudan bitkiler istifade edebilirler. Bu suya “absorbe su” denir.
Gravitasyon veya yerçekimiyle suyun toprak üst tabakalarından derinlere doğru gitmesiyle, toprakta kalan ve topraktaki küçük boşlukları dolduran su “kapillar” sudur. Bitkiler topraktaki absorbe ve daha çok kapillar sudan yararlanır. Bol bir yağıştan veya sulamadan sonra ve toprak tamamen doymuş hale gelip, yerçekimiyle sızıntı olarak alt tabakalara fazla suyu verdikten sonra, toprakta tutulu kalan su miktarına “tarla kapasitesi” adı verilir. Bitkiler bu sudan yaralanarak büyüme ve gelişmelerini sağlar. Bitkiler toprakta bulunan suyun ancak 15 atmosfer güçle tutulan kısmını alabilir (bazı çöl bitkileri hariç). Eğer belli bir müddet toprağa tekrar yağış düşmez veya toprağa sulamayla su verilmezse, topraktaki su miktarı giderek azalır ve toprakta kalan su artık bitkiler tarafından alınamaz hale gelir ve bitkiler topraktan daha fazla su alamadıkları için devamlı solmaya başlar. Topraktaki bu su noktasına “solma noktası” denir. Tarla kapasitesiyle, solma noktası arasındaki su miktarı bitkiler için topraktaki “faydalı su” olarak gösterilir (Tarla kapasitesi % - Solma noktası % = Faydalı su %). Toprağa tarla kapasitesinden daha fazla sulama suyu vermek ve fazla yağış düşmesi, toprakta tutunamayan bu suyun aşağılara doğru sızması, beraberinde topraktaki besin maddelerini eriterek ve yıkayarak götürmesine neden olur. Sızıntı suları geçirimsiz yerlerde birikerek taban suyunu meydana getirir. Sızıntı su miktarı artarsa taban suyu yükselir ve bazen kök bölgesine ve bazense toprak yüzeyine kadar çıkar. Taban suyunun bu şekilde yükselerek devamlı bitkilerin kök bölgesinde kalması, toprağı havasız bırakacağından arzu edilmeyen ve bitki yetiştiriciliği için sakınca yaratan bir durumdur. Eğer bitki yetiştiriciliği yaptığımız yerde böyle bir sorunla karşılaşıyorsak ve arazinin tabii drenaj sistemi yoksa, yapay drenajla taban suyunun yükselmesi önlenmelidir. Kısa süreli ve geçici yükselmeler, eğer taban suyunun kalitesi iyi ise önemli değildir. Hatta zaman zaman kök bölgesine kadar yükselmesi bitkilerin su gereksinimlerini karşılayacağı için faydalı bile olur. Normalde taban suları topraktaki kapillar borular yardımıyla yükselerek, toprak yüzünden buharlaşır. Böylece taban suyu faydalı bir su haline gelir. Toprak suyunun hareketi sıvı ve gaz (buhar) halinde gerçekleşir. Sıvı haldeki hareket yerçekimiyle aşağıya ve kapillar borularla yukarıya doğrudur. Yeryüzüne çıkış ise buhar şeklindedir.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Yaşamak ve yaşamın varlığını sürdürebilmesi için gerekli bütün olaylarda su temel öğedir. Zaten “su olmadan yaşam olmaz” deyimi bundan kaynaklanmaktadır. Tüm canlı dokular az veya çok su içerir. Yeşil bitkilerde oran % 75-80 ve hatta % 90’na kadar çıkar. Topraktaki olayların cereyanı için de su vazgeçilmez bir nesnedir. Toprakta bulunan boşlukların ve gözeneklerin büyük olanlarına “makropor”, küçük olanlarına “mikropor” denir. Makroporlar şekilsiz bir dağılım gösterirken, mikroporların daha iyi bir dağılımı ve düzgün şekilleri vardır. Çoğunlukla kapillar borucuklar halinde bulunur. Toprak yüzeyine düşen yağış veya sulama suyu, yüzeyde bulunan çatlaklardan ve boşluk ağızlarından toprak içine doğru girmeye başlar. İlk önce suyun basıncı fazla olduğundan, boşluklardaki havayı dışarı çıkararak, kendisi boşluklara girer. Suyun boşluğa girmesi ve doldurmaya başlamasından bir müddet sonra boşlukta kalan hava, boşluk çeperi ve su arasında sıkışmaya ve basıncı artmaya başlar ve suyun basıncından daha yüksek basınca ulaşarak, suyun daha fazla bu boşluğa girmesine engel teşkil eder. Böylece topraktaki boşlukların tamamı suyla dolmaz, bir miktar hava boşluk içinde kalır. Toprak içine giren suyun diğer bir kısmı toprak zerrelerinin etrafında tutunur. Gerek boşluklarda ve gerekse zerreler etrafında tutunamayan ve toprağa giren fazla sular, kısmen yan taraftaki boşluklara doğru hareket ederek toprak içinde yayılır ve daha çok yerçekiminin de etkisiyle toprağın alt tabakalarındaki boşluklara ve dolayısıyla toprak derinliğine doğru sızmasına devam eder. Yeraltında geçirimsiz bir tabakada sular gidecek yer bulamayarak toplanır ve taban suyunu veya yeraltı sularını meydana getirir.
Toprak zerreleri tarafından tutunan suyun tutulmasında başlıca iki kuvvet yardımıcı olur. Bunlardan birincisi su ve toprak zerrelerinin birbirini çekme kuvvetidir. Bu kuvvete “Adhezyon kuvvet” adı verilir. Böylece zerrelerin üst yüzeyi ıslanmış ve suyla kaplanmış olur. İkincisi ise, zerreler etrafını saran suyun tekrar su çekme gücü olup, buna da suyun suyu çekme gücü “Kohezyon kuvvet” denir. Adhezyon kuvvetin gücü, zerrelerin yüzey ve yüzeye yakın yerlerinde 50 atmosfere yakındır. Kohezyon kuvvetle tutulan zerre etrafında suyun kalınlığı artıkça tutunma gücü zayıflar ve nihayet sıfır güce ulaşır. Bu, artık zerre etrafında daha fazla su tutunamayacağını gösterir ve tutunamayan su aşağıya doğru iner. Topraktaki boşluklar yeteri kadar suyla dolduğu veya toprak suya doyduğunda, toprak “sature” hale geldi denir. Böyle bir toprakta 4 çeşit su vardır. Bunlar:
a. Higroskopik su
b. Absorbe su
c.Kapillar su
d. Gravitasyon veya sızıntı su
Bu dört sudan başka bir de topraklarda bulunan minerallerin bünyesinde yer alan veya toprağın kimyasal olaylara uğraması esnasında bünyesine giren ve oradan ayrılması zor olan bir su çeşidi vardır ki, buna da “kristal veya bağlı su” denir. Bileşiklerin fiziksel ve kimyasal yapıları değişmeden bağlı su topraktan ayrılmaz, toprak içindeki su çeşitlerine dahil edilmez ve bu su bitkiler tarafından kullanılamaz. Jips, geotit ve kil minerallerinin yapısında bulunan su, bağlı suya örnek gösterilebilir. Higroskopik su, toprak zerrelerinin yüzeyini ıslatan, adhezyon kuvvetle tutulan suyla beraber, bu suya çok sıkı bağlı kohezyon kuvvetle tutulan suyun bir kısmıdır. Toprak zerrelerinin etrafını bir film gibi ıslatan suyun topraktan buharlaşma yoluyla ayrılması mümkündür. Toprak numunesi 105-110oC de 18-24 saat fırında tutulursa, topraktan ayrılan su, ”higroskopik” sudur. Bu sudan bitkilerin yararlanması yine çok zordur. Topraktaki mineral ve organik maddelerin kolloidal kil şeklinde artış oranı yükseldikçe, higroskopik su miktarı da artar. Zerrelerin etrafını saran suyun tutunma gücü giderek zayıflar. Zerre etrafındaki suyun tutunma gücü 15-0 atmosfer arasındaki (15 atmosferden itibaren suyun tane etrafında artık tutulamaz noktaya, yani 0 atmosfer indiği aralıktan) sudan bitkiler istifade edebilirler. Bu suya “absorbe su” denir.
Gravitasyon veya yerçekimiyle suyun toprak üst tabakalarından derinlere doğru gitmesiyle, toprakta kalan ve topraktaki küçük boşlukları dolduran su “kapillar” sudur. Bitkiler topraktaki absorbe ve daha çok kapillar sudan yararlanır. Bol bir yağıştan veya sulamadan sonra ve toprak tamamen doymuş hale gelip, yerçekimiyle sızıntı olarak alt tabakalara fazla suyu verdikten sonra, toprakta tutulu kalan su miktarına “tarla kapasitesi” adı verilir. Bitkiler bu sudan yaralanarak büyüme ve gelişmelerini sağlar. Bitkiler toprakta bulunan suyun ancak 15 atmosfer güçle tutulan kısmını alabilir (bazı çöl bitkileri hariç). Eğer belli bir müddet toprağa tekrar yağış düşmez veya toprağa sulamayla su verilmezse, topraktaki su miktarı giderek azalır ve toprakta kalan su artık bitkiler tarafından alınamaz hale gelir ve bitkiler topraktan daha fazla su alamadıkları için devamlı solmaya başlar. Topraktaki bu su noktasına “solma noktası” denir. Tarla kapasitesiyle, solma noktası arasındaki su miktarı bitkiler için topraktaki “faydalı su” olarak gösterilir (Tarla kapasitesi % - Solma noktası % = Faydalı su %). Toprağa tarla kapasitesinden daha fazla sulama suyu vermek ve fazla yağış düşmesi, toprakta tutunamayan bu suyun aşağılara doğru sızması, beraberinde topraktaki besin maddelerini eriterek ve yıkayarak götürmesine neden olur. Sızıntı suları geçirimsiz yerlerde birikerek taban suyunu meydana getirir. Sızıntı su miktarı artarsa taban suyu yükselir ve bazen kök bölgesine ve bazense toprak yüzeyine kadar çıkar. Taban suyunun bu şekilde yükselerek devamlı bitkilerin kök bölgesinde kalması, toprağı havasız bırakacağından arzu edilmeyen ve bitki yetiştiriciliği için sakınca yaratan bir durumdur. Eğer bitki yetiştiriciliği yaptığımız yerde böyle bir sorunla karşılaşıyorsak ve arazinin tabii drenaj sistemi yoksa, yapay drenajla taban suyunun yükselmesi önlenmelidir. Kısa süreli ve geçici yükselmeler, eğer taban suyunun kalitesi iyi ise önemli değildir. Hatta zaman zaman kök bölgesine kadar yükselmesi bitkilerin su gereksinimlerini karşılayacağı için faydalı bile olur. Normalde taban suları topraktaki kapillar borular yardımıyla yükselerek, toprak yüzünden buharlaşır. Böylece taban suyu faydalı bir su haline gelir. Toprak suyunun hareketi sıvı ve gaz (buhar) halinde gerçekleşir. Sıvı haldeki hareket yerçekimiyle aşağıya ve kapillar borularla yukarıya doğrudur. Yeryüzüne çıkış ise buhar şeklindedir.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay

