Toprak Havası / Toprağın Fiziksel Özelliği / Toprağın Özellikleri / Toprak / EKOLOJİK FAKTÖRLER / SEBZECİLİK
Belli bir hacimdeki toprağın mineral ve organik maddeleri gibi katı kısmından arta kalan kısmı toprağın boşluğu olup, buna “boşluk hacmi veya porozite” diyoruz. Toprak boşlukları su ve hava ile doludur. Toprakların katı, sıvı ve hava hacim oranları devamlı farklılık gösterir. Yağmur ve sulamadan sonra su topraktaki boşlukların içindeki havayı dışarıya atmosfere çıkararak, büyük bir kısmını kendisi doldurur ve bu durumda boşluklardaki suyun miktarı artar. Topraktaki suyun derinlere doğru sızması, bitkiler ve topraktaki diğer canlılar tarafından kullanılması ve buharlaşması sonucu topraktaki suyun miktarı azalır. Suyun yerini, atmosferdeki hava toprak içine girerek doldurur ve bu sefer toprak boşluğunda havanın miktarı artar. Bu değiş tokuş ile toprak havalanır. Eğer bir toprak içindeki boşluklar devamlı su ile dolu olacak olursa bu tip topraklar havasız toprak durumuna düşer. Toprakta bulunan kolloidal kil ve hümüs zerreleri havayı kuvvetle emer. Toprağa ne kadar su girerse girsin, bu toprak zerrelerince emilen hava dışarı atılamaz. Bu durumda toprağın içindeki boşlukları tamamen suyla doldurulması mümkün olmaz. Böylece toprakta ağır sulama ve yağışlardan sonra bile yoğun suyla beraber bir miktar hava bulunur. Bitki kökleri bu havadan yararlanır, boğulmaz ve ölmez. Ancak topraktaki su tabana inip, taban suyunu yükseltir ve taban suyu toprak yüzüne kadar çıkar ve uzun bir müddet toprak bu şekilde kalırsa, toprak zerreleri etrafındaki hava toprak canlıları tarafından kullanılarak biter ve toprak tamamen havasızlaşır. Esasında toprak havası azalmış veya tamamen bitmiş bir toprakta, oksijen bulamadığından köklerin gelişmesi yavaşlar ve bu durum uzun süre devam edecek olursa kökler boğulur, çürümeye başlar ve ölür. Buda tüm bitki yaşamının sona ermesi demektir. İyi havalanan bir toprak dediğimizde, içerisinde yaşayan canlıların tümünün gereksinim duyduğu hava miktarını karşılayacak oranda ve bileşiminde oksijen bulunduran bir ortam anlaşılır. Toprak içindeki havanın bu bakımdan bileşimi önemlidir. Toprak havasının bileşimi çeşitli şekillerde değişime uğrayabilir. Öncelikle toprağın boşluk hacim miktarı, bu boşluktaki havanın miktarı ve değişim durumu, toprakta meydana gelen kimyasal ve biyokimyasal olaylar ile toprak canlılarının çeşitliliği, aktivitesi ve miktarı etkiler. Normal bir bahçe toprağının havası, bileşim itibariyle % 50 azot, % 10 oksijen ve % 40 karbondioksit karışımıdır. Üst kısımlarda oksijen miktarı artarken, alt derin kısımlara doğru azalır.
Toprakta, canlı aktivite ne kadar fazla ise o miktarda oksijen kullanılır ve toprağa o kadar karbondioksit verilir. Kullanılan oksijenin temin edilmesi ve toprakta biriken karbondioksitin atılması, toprak havasının devamlı atmosfer havasıyla istenen oranda değişmesine bağlıdır. Fazla ıslak ve gaz alışverişi az olan ince yapılı, soğuk ağır topraklarda havalanma azalır ve havasızlık baş gösterebilir. Bu durum kumlu ve taşlı topraklara doğru giderek düzelir.
Toprak havasıyla, atmosfer havası arasındaki değişim “Kütle akımı ve Diffüzyon yolu” ile olur. Kütle akımı, atmosfer havasıyla toprak havası arasındaki basınç farkından ileri gelen değişimdir. Toprağın yapısına, sıcaklığına, barometre basıncına ve rüzgar şiddetine bağlı kalarak kütle akımı farklılık gösterir. Bu şekilde değişim zaten yeteri kadar olmaz. Toprak hava değişimi esas olarak diffüzyon yoluyla olur. Atmosferdeki yüksek seviyedeki oksijen miktarıyla devamlı bir yüksek basınç meydana gelir. Topraktaki oksijen miktarı, topraktaki canlılar ve çeşitli olaylar sonucu kullanıldığından miktarı azalır ve devamlı bir düşük basınç gösterir. Bu durumda yüksek basınçtan, alçak basınca doğru hava akımı başlar ve atmosfer havası toprak içine girer. Toprakta yeni hava ile gelen oksijen, toprakta biriken karbondioksitin dışarı çıkmasını sağlar. Her iki tarafta oksijen ve karbondioksit miktarı aynı olduğunda, yani basınç farkı kalmadığında hava değişimi durur, ama oksijen devamlı kullanıldığından hiçbir zaman bu değişim durmaz, ancak değişimin miktarı ve hızı azalır veya çoğalır. Topraktaki havanın bileşiminin kötü olması ve değişim miktarının azlığı mikroorganizmalar üzerine de olumsuz etki yapar. Oksijen miktarının azalması, aerobik koşullarda çalışan mikroorganizmaların faaliyetinin durmasını, onun yerine havasız (anaerobik) koşullarda çalışan mikroorganizmaların çalışmasını ve çoğalmasını sağlar. Çünkü bu organizmalar en kötü koşullarda bile toprakta oksijenle birleşmiş olan, demir oksit, mangan oksit gibi bileşiklerin içindeki oksijeni almak için onları ayrışmaya iter ve bu oksijeni kullanır. Bu durumda organik maddelerin çürümesi kokuşmaya döner ve toprakta bitkilerce arzu edilmeyen maddelerin oluşmasına ve etan, metan gibi gazların çıkmasına neden olur.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Belli bir hacimdeki toprağın mineral ve organik maddeleri gibi katı kısmından arta kalan kısmı toprağın boşluğu olup, buna “boşluk hacmi veya porozite” diyoruz. Toprak boşlukları su ve hava ile doludur. Toprakların katı, sıvı ve hava hacim oranları devamlı farklılık gösterir. Yağmur ve sulamadan sonra su topraktaki boşlukların içindeki havayı dışarıya atmosfere çıkararak, büyük bir kısmını kendisi doldurur ve bu durumda boşluklardaki suyun miktarı artar. Topraktaki suyun derinlere doğru sızması, bitkiler ve topraktaki diğer canlılar tarafından kullanılması ve buharlaşması sonucu topraktaki suyun miktarı azalır. Suyun yerini, atmosferdeki hava toprak içine girerek doldurur ve bu sefer toprak boşluğunda havanın miktarı artar. Bu değiş tokuş ile toprak havalanır. Eğer bir toprak içindeki boşluklar devamlı su ile dolu olacak olursa bu tip topraklar havasız toprak durumuna düşer. Toprakta bulunan kolloidal kil ve hümüs zerreleri havayı kuvvetle emer. Toprağa ne kadar su girerse girsin, bu toprak zerrelerince emilen hava dışarı atılamaz. Bu durumda toprağın içindeki boşlukları tamamen suyla doldurulması mümkün olmaz. Böylece toprakta ağır sulama ve yağışlardan sonra bile yoğun suyla beraber bir miktar hava bulunur. Bitki kökleri bu havadan yararlanır, boğulmaz ve ölmez. Ancak topraktaki su tabana inip, taban suyunu yükseltir ve taban suyu toprak yüzüne kadar çıkar ve uzun bir müddet toprak bu şekilde kalırsa, toprak zerreleri etrafındaki hava toprak canlıları tarafından kullanılarak biter ve toprak tamamen havasızlaşır. Esasında toprak havası azalmış veya tamamen bitmiş bir toprakta, oksijen bulamadığından köklerin gelişmesi yavaşlar ve bu durum uzun süre devam edecek olursa kökler boğulur, çürümeye başlar ve ölür. Buda tüm bitki yaşamının sona ermesi demektir. İyi havalanan bir toprak dediğimizde, içerisinde yaşayan canlıların tümünün gereksinim duyduğu hava miktarını karşılayacak oranda ve bileşiminde oksijen bulunduran bir ortam anlaşılır. Toprak içindeki havanın bu bakımdan bileşimi önemlidir. Toprak havasının bileşimi çeşitli şekillerde değişime uğrayabilir. Öncelikle toprağın boşluk hacim miktarı, bu boşluktaki havanın miktarı ve değişim durumu, toprakta meydana gelen kimyasal ve biyokimyasal olaylar ile toprak canlılarının çeşitliliği, aktivitesi ve miktarı etkiler. Normal bir bahçe toprağının havası, bileşim itibariyle % 50 azot, % 10 oksijen ve % 40 karbondioksit karışımıdır. Üst kısımlarda oksijen miktarı artarken, alt derin kısımlara doğru azalır.
Toprakta, canlı aktivite ne kadar fazla ise o miktarda oksijen kullanılır ve toprağa o kadar karbondioksit verilir. Kullanılan oksijenin temin edilmesi ve toprakta biriken karbondioksitin atılması, toprak havasının devamlı atmosfer havasıyla istenen oranda değişmesine bağlıdır. Fazla ıslak ve gaz alışverişi az olan ince yapılı, soğuk ağır topraklarda havalanma azalır ve havasızlık baş gösterebilir. Bu durum kumlu ve taşlı topraklara doğru giderek düzelir.
Toprak havasıyla, atmosfer havası arasındaki değişim “Kütle akımı ve Diffüzyon yolu” ile olur. Kütle akımı, atmosfer havasıyla toprak havası arasındaki basınç farkından ileri gelen değişimdir. Toprağın yapısına, sıcaklığına, barometre basıncına ve rüzgar şiddetine bağlı kalarak kütle akımı farklılık gösterir. Bu şekilde değişim zaten yeteri kadar olmaz. Toprak hava değişimi esas olarak diffüzyon yoluyla olur. Atmosferdeki yüksek seviyedeki oksijen miktarıyla devamlı bir yüksek basınç meydana gelir. Topraktaki oksijen miktarı, topraktaki canlılar ve çeşitli olaylar sonucu kullanıldığından miktarı azalır ve devamlı bir düşük basınç gösterir. Bu durumda yüksek basınçtan, alçak basınca doğru hava akımı başlar ve atmosfer havası toprak içine girer. Toprakta yeni hava ile gelen oksijen, toprakta biriken karbondioksitin dışarı çıkmasını sağlar. Her iki tarafta oksijen ve karbondioksit miktarı aynı olduğunda, yani basınç farkı kalmadığında hava değişimi durur, ama oksijen devamlı kullanıldığından hiçbir zaman bu değişim durmaz, ancak değişimin miktarı ve hızı azalır veya çoğalır. Topraktaki havanın bileşiminin kötü olması ve değişim miktarının azlığı mikroorganizmalar üzerine de olumsuz etki yapar. Oksijen miktarının azalması, aerobik koşullarda çalışan mikroorganizmaların faaliyetinin durmasını, onun yerine havasız (anaerobik) koşullarda çalışan mikroorganizmaların çalışmasını ve çoğalmasını sağlar. Çünkü bu organizmalar en kötü koşullarda bile toprakta oksijenle birleşmiş olan, demir oksit, mangan oksit gibi bileşiklerin içindeki oksijeni almak için onları ayrışmaya iter ve bu oksijeni kullanır. Bu durumda organik maddelerin çürümesi kokuşmaya döner ve toprakta bitkilerce arzu edilmeyen maddelerin oluşmasına ve etan, metan gibi gazların çıkmasına neden olur.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay

