fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Sebze Bahçesinin Planlanması / SEBZE BAHÇESİNİN KURULMASI / SEBZECİLİK

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Sebze Bahçesinin Planlanması / SEBZE BAHÇESİNİN KURULMASI / SEBZECİLİK

    Sebze Bahçesinin Planlanması / SEBZE BAHÇESİNİN KURULMASI / SEBZECİLİK
    Bahçe çevrelenmesi yapıldıktan sonra, bahçeye giren ana yol dikkate alınarak, işletmenin sabit tesisleri ve yetiştiricilik yapılacak alan ve bizi buralara götürecek yolların planı büroda çizilir ve bu planın arazi üzerinde uygulaması yapılır. Planın çizilmesinde, işletme şekli de önemli rol oynar. Şimdi işletme şeklini dikkate alarak plan çizimine geçelim.
    a. Tarla sebze işletmeciliği: Tarla sebzeciliği ekstansif bir işletme şeklidir. Büyük alanlar üzerinde fazla bina yatırımına girmeden gerçekleştirilir. Arazi üzerinde ancak birkaç barınak, sulama ve gübreleme tesisatı ve yollar bulunur. Bu bakımdan genelde detaylı bir plana gereksinim duyulmaz. Arazi büyük olduğundan etrafı çevrelenmez. Sadece sınırlar ağaç, yollar veya kanallarla belirgin hale getirilir. Büyük arazi makineli tarıma uyacak tarzda yollarla bölmelere ayrılır. Bunun için araziyi ortadan bölen bir ana yol ve bu yola dik veya paralel yardımcı yollar kullanılır. Ana yol 5-10 m, ara yolar 3-5 m genişlikte yapılır. Ana yol, yazın toz ve kurağa, kışın ağır yağışa rağmen her zaman ağır taşıtların gireceği dayanıklılıkta olmalıdır.
    b. Köy sebze işletmeciliği: Köyde esas ziraat tarla bitkilerinin yetiştiriciliğine dayanır. Bahçe işletmeciliği, ailenin gereksinim duyduğu meyve sebzeyi üretmek, bunun yanında fazla yetiştirilen ürünü mahalli pazarda satarak tarla ürünlerinin para getirmediği dönemde para temin etmek için yapılır. Burada işletme şekli, karışık bahçe bitkilerinin bir arada yetiştirilmesi şeklinde planlanır. Bundan amaç, herhangi bir şekilde bir bitkide, herhangi bir nedenle bir zarar meydana gelecek olursa, diğer bitkilerden gelen gelirle bu zararın önlenmesidir. Yani bir nevi sigorta sistemine baş vurulur. İşletmenin esas bitkisi meyve ağaçlarıdır. Burada sebzecilik geçici veya daimi olarak iki şekilde ele alınır. Geçici sebzecilik yapılacaksa, meyve ağaçları olgun dönemlerinde alacakları habitus çapları dikkate alınarak, verilmesi gerek sıra arsı ve üzeri mesafelerde dikilir. Dikildikleri birkaç yıl fidanlar küçük olduklarından bu aralığı kapatamazlar. İşte arazinin boş kalmaması için, ağaçlar aralığı kapatana kadar boş kısımda sebze üretimi yapılır. Kapattıktan sonra sebze ziraatı bırakılır. İkinci şekil olan daimi sebzecilikte ağaçlar dikilirken son kaplayacağı alana, birde sebze üretimi yapacak kadar bir mesafe daha ilave edilir. Ağaçlar büyüdükçe sebzeye bırakılan alan daraltılır ve ağaçlar son taç şeklini aldığında, sadece ağaçlar arasındaki boşlukta sebze üretimine devam edilir. Bu işletmede arazi büyüklüğü 5-50 dekar arasındadır. Büyük bir plana gereksinim duyulmaz. Parseller ara yollarla ayrılır. Arazi çok küçükse ara yola bile gereksinim duyulmaz. Zaten köy evine yakın ve sulama olan yerde kurulduğundan, ortaya çıkacak gereksinimler köy evindeki tesislerden faydalanılarak yürütülür.
    c. Küçük aile işletmeciliği: Buradaki sebze işletmeciliği, tarım dışında bir işle uğraşan ailelerin kendi sebze gereksinimlerini karşılamak ve biraz da satarak bütçelerine ek gelir getirmek amacıyla yapılır. Bu aynı zamanda bir amatör yetiştiricilik şeklidir ve bazı insanların boş vakitlerini dolduran ve zevkleri tatmin için yaptıkları hobi yetiştiriciliği olarak da gösterilebilir. Aile sebzeciliği düşünüldüğünde, aile fertlerinin sayısı ve bir yıllık sebze gereksinimleri dikkate alınır. Bir normal insanın günlük sebze gereksinimi 200-500 gr arasında değiştiğinden, bir yıllık gerekli sebze miktarı 73-185 kg arasında değişmektedir. Bunu ortalama 130 kg aldığımızda, 5 kişilik bir aile için lüzumlu yıllık sebze miktarı 650 kg’dır. Aile işletmeciliği yapıldığında bir dekardan değişik sebzelerin verim ortalaması olarak 1-2 ton arasında ürün alınabilir ve 650 kg sebze için yaklaşık 500m2 yer yeterlidir. Nitekim şehirlerde bahçeli iskan düşünüldüğünde 250-500 m2 arasında bir yer ayrılmaktadır. Hobi veya amatör yetiştiricilikte, arazi büyüklüğü, kişinin gelir durumuna ve bu işe ayıracağı zamana bağlı olarak 1-2 dekara kadar çıkabilir.
    Bu işletmecilikte sebze yanında çiçekçilik ve meyvecilik de yapılabilir. Hobi yetiştiriciliğinde ekonomi ve karlılık pek düşünülmez, burada esas amaç zevklerin tatminidir. Pazarda satılan herhangi bir sebzenin alış fiyatından çok yüksek fiyata sebze yetiştirilmesi önemli değildir. Amaç; kişinin yetiştirdiği sebzeleri gerektiğinde eşe dosta vererek “bunlar benim yetiştirdiğim sebzeler” demesiyle zevk duymasıdır.
    d. Bahçe sebzeciliği (Ticari sebze yetiştiriciliği): Eskiden bu yetiştiricilik bostan yetiştiriciliği olarak tanımlanırdı. Günümüzde ticari sebzecilik olarak bilinmektedir. Bizim üzerinde duracağımız bu işletme şeklidir. İşletme planı yapılırken bahçe kurulacak yerin ekolojik koşulları dikkate alınarak öncelikle hangi sebze tür ve çeşitlerinin, hangi dönemler ve nasıl bir ekim nöbeti kullanılarak, ne gibi bir metotla yetiştiricilik yapılacağının belirlenmesi gerekir. Bunlar tespit edildiğinde bahçede kurulacak sabit tesislerin neler olacağı saptanır. Sabit tesisler içerisine bahçıvan evi, ambarlar, ambalaj ve saklama yerleri (gerekli olursa soğuk hava depoları), tamirat tezgahları, ahır ve kümesler, ticari ve çiftlik gübresi için depo ve gübrelik, sulama havuzu ve sulama malzemeleri, seralar, mantar üretim tesisleri, salça, sebze kurutma ve konserve yapılacak tesisler, sıcak, ılık ve soğuk yastıklar, otopark, garaj ve alet parkı akla gelir. İşletmeyi ana yola bağlayan ve yine arazideki ana yol da sabit tesisler arasına alınabilir (Şekil 10.3). Genelde bütün bu yapılar ve yollar bir arada ve birbiriyle ilgili olanlar aynı mekana konulmak kaydıyla yerleştirildiğinde, meydana gelen topluluğa bahçe avlusu denir. O zaman sabit tesisler bahçe avlusu içinde yer alır. Yukarıda sayılan tesislerin hepsinin bir işletmede bulunması şartı yoktur. Bunların işletmede bulunması, işletmenin büyüklüğüne ve yapacağı yetiştirme sistemine göre olur. Bahçe avlusunda yer alan üniteler genelde yetiştirilen bitkilere gölgeleme yapmaması için arazinin kuzey kısmına yerleştirilir. Böylece uzun boylu yapılar kuzeyden gelecek soğuk rüzgarlara karşı rüzgar kıran görevi de üstlenmiş olur. İşletmeyi dış yola bağlayan ana yol bahçe avlusuna gelir. Avlunun ortasında gerektiğinde büyük kamyonların park edeceği ve manevra yapacağı genişlikte alan bırakılır. Yine kamyonların her üniteye rahatça girip çıkması göz önünde tutulur. Daha sonra bahçe avlusu ile arazi arasındaki bağlantıyı sağlayacak yollar belirlenir. Bu yollar aynı zamanda arazide yetiştiricilik yapılacak parsel büyüklüklerini ortaya çıkartır. İşletmede birçok ünitede elektrik gereksinmesi ortaya çıkar. Bunun için ana elektrik şebekesinden bahçeye hat çekilir ve bu bir trafoya bağlanır. Trafonun kapasitesi kullanılacak elektrik miktarına göre % 25-50’den fazlası gözetilerek seçilmesinde fayda vardır. Bu ilerde yeni üniteler kurulduğunda istenecek elektrik gereksinmesini karşılayacaktır (Şekil 10.4).
    1. Bahçıvan evi: Bu aynı zamanda işletme binası olarak ele alınabilir. Bütün işletmeyi görecek bir yerde ve mümkün olduğunca girişe yakın bir konumda plana oturtulur.
    2. Muhafaza ve ambalaj üniteleri: İşletme binasına ve girişe yakın, bahçenin en kuzeyinde olmalıdır. Rüzgarın buradan bahçeye doğru esmesi gerekir. Böylece gübrelik veya ahır ve kümeslerden gelebilecek kokulara karşı güvence sağlanır.
    10.3. Bahçe sebzeciliğinde seralar ve sıcak yastıklar
    Şekil 10.4. Küçük bir sebze bahçesi planı
    3. Ahır ve gübrelikler: İşletme avlusunun en güneyinde veya avludaki rüzgar istikametinin sonunda ve yetiştirme parsellerine yakın kurulur.
    4. Sulama havuzu ve sulama üniteleri: Sulama havuzu arazinin en yüksek noktasına yerleştirilir. Böylece gerektiğinde cazibe yoluyla kendiliğinden salma sulama yapılabilir. Bahçede salma sulama dışında yağmurlama, damla ve yeraltı drenaj sistemiyle sulama yapılacaksa, zaten sulamada su motorları kullanılacağından, havuz, sulamanın her tarafa rahatlıkla dağıtılacağı ve uygulanacağı bir yere konur.
    5. Depolar, hangarlar ve araç parkı: Bunlar da araziye yakın bir yerde kurulmalı ve büyüklüğü, işletmede elde olunan ürün miktarına bağlı olarak yapılmalıdır.
    6. Yollar: Yollar ana ve tali yollara ayrılır. Ana yol işletme avlusunu yetiştirme parsellerine bağlar. Arazi fazla büyük değilse, araziyi ikiye bölecek şekilde tam ortaya konur. Eğer arazi büyükse, birbirine dik veya çapraz iki yol veya 2-3 adet birbirine paralel ana yol yapılır. Ülkemizdeki bahçe büyüklükleri 20-100 dekar arasında değiştiğinden genelde bir ana yol yeterlidir. Parsel büyüklükleri, işletmede kullanılacak makinelerin işleme gücüne göre tespit edilir. Burada esas kural, ana yolun, bahçeyi baştan sona kadar boylu boyunca kat etmesi ve bahçeyi önce iki ana büyük parsele ayırmasıdır.
    Bu yol kamyonların gidiş ve gelişini aksatmayacak şekilde, 6-12 m genişlikte yapılır. Bu yola dik veya paralel ikinci derecede ara ve tali yollarla parseller meydana getirilir. Tali, ara yollar daha dardır. Tali yollar çeşitli işletme araçlarının geçeceği genişlik dikkate alınarak 3-5 m, ara yollar el arabasıyla bir insanın yürüyeceği 0,75-1 m genişliktedir.
    Çok önemli bir husus, sabit tesislere çok fazla ve lüzumsuz yer ayrılmamalıdır. Arazinin büyük bölümü ekonomik açıdan mümkün olduğu kadar yetiştiriciliğe tahsis edilmelidir.
    7. Üretim Parselleri: Üretim, tarlada açıkta yetiştiricilik, örtü altında yetiştiricilik olarak yürütülür.
    Açıkta yetiştiricilik: Açıkta yetiştiricilik tarlada yapılır. Arazinin düzgün bir şekilde kullanılması için değişik büyüklükte parçalara ayrılması gerekir. Arazi, ana yollarla bölünerek büyük ana parseller meydana getirilir. Bunların büyüklüğü işletmenin arazi büyüklüğü ile ilgili olarak değişir. Genelde 10-25 dekardır. Ana parseller de tali yollarla daha küçük tali parsellere ayrılır. Tali parseller 5-10 dekar büyüklüktedir. Tali parseller, sulama toprak üstünden taşırma (salma) veya sızdırma şeklinde yapılacaksa üretim parsellerine ayrılır. Üretim parselleri 10-50 m genişlikte ve 100-200 m boyundadır. Üretim parsellerinin büyüklüğü çalıştırılacak makinelerin iş gücüne göre ayarlanır. Sadece insan gücü ile çalışılacaksa parseller daha küçük tutulur. Bu durumda parsel büyüklükleri 5-10 m genişlik ve 10-100 m uzunluk olacak şekilde 500-1000 m2 kadardır.
    Makineli tarımda arazi düz bırakılır ve sulama, yağmurlama ve damlama şeklinde yapılır. Eğer sızdırma sulama kullanılacaksa, o zaman arklarla tekli masuralar (karıklar) yapılır. İnsan gücü ile üretimde parseller üzerinde tava, tahta ve masuralar yapılır. Tarlaya su arklar içinde gelir ve daha sonra bu su, yapılmış tava, tahta ve masuralara verilir. Tava çok su isteyen, kısa bir süre su içinde kalmaktan dolayı zarar görmeyen, genelde yaprakları yenen, uzun boylu veya sırığa alınmış ve yerde sürünmeyen bitkilerde salma sulama yapmak için kullanılır. Tava dikdörtgen şeklindedir. Genişliği 1,20 m’den başlayıp 3-5 m’ye kadar çıkar. Boyu genişliğin yaklaşık iki katı olacak şekilde 3-10 m arasındadır. Tavanın tabanı su arkı ile aynı hızda olup, tavanın dört kenarı toprak bir setle yükseltilmiştir. Su arkı ile tava arasındaki toprak setin bir kısmı (ağızlık) açıldığında, su tavanın kapalı alanına girerek tavayı doldurur ve dolma işlemi bitince tavanın ağzı kapatılır. Bir anda 20-30 cm yükseklikte yoğun bir su kütlesi toprak üzerine yığıldığından, toprakta bol su, çamurlaşma ve sıkışma meydana getirir. Ayrıca suyla taşınan yabancı otlar fazla olur. Bu yüzden her sulamadan sonra çapalama yapmak gerekebilir.
    Tahta, sızdırma sulama için daha az su ve üretim sırasında geniş aralık isteyen, yerde sürünen ve meyve veren (kavun, karpuz, hıyar ve yer domatesi gibi) veya kısa boylu bitkilerde (marul, kıvırcık, fındık turpu gibi) kullanılır. Tahtanın iki yanında su arkı bulunur. Bu arklara verilen su tahtanın kenarlarından tahtanın alt kısmın toprağına sızarak girer. Bitki yetiştirilen yer yüksekte olduğundan, bitkiler suyla temas etmez. Dolayısıyla otlanma ve toprak sıkışması daha az meydana gelir. Tahtanın uzunluğu ve genişliği toprağın suyu sızdırma kapasitesine göre ayarlanır. Hafif bünyeli topraklarda genişlik 100-150 cm ve karpuz, kavun, hıyarda ve kabak gibi yerde sürünen, fazla dallanan bitkilerde 250-300 cm, uzunluğu ise 10-100 m ve hatta 200 m kadar olabilir.
    Masura, tekli veya çiftli masura olarak ikiye ayrılır. Tekli masura, eski bahçe yetiştiriciliğinden kalmış bir addır. Tarla yetiştiriciliğinde bunlara karık adı verilir ve günümüzde genellikle karık adı kullanılmaktadır. Karıkların genişliği 30 cm den başlar 80 cm’e kadar çıkar. Bu bakımdan karıklar tahtanın daha dar şeklidir. Yani iki kenarında ark bulunan toprak bir settir. Uzunluğu toprağın sızdırma gücüne göre 10 m’den başlar 100-250 m’ye kadar çıkar. Çiftli masura eskiden özellikle İstanbul ve Yalova çevresinde kullanılan bir sistem olup, günümüzde çok az yetiştirici tarafından kullanılmaktadır. Çiftli masura, 10 m uzunluğunda tekli karığın kıvrılıp at nalı şekline sokulmuş halidir. At nalları birbiri içine sokularak 5 m genişlikte ve 10-20 m uzunluğunda bir şekil meydana getirilir. Su karığın bir başından verildiğinde dönerek sonuna doğru gider. Son uç kapalı olduğundan şişer ve karığı doldurur.
    Örtü altı yetiştiriciliği: Örtü altı yetiştiriciliği alçak ve yüksek sistemlerden meydana gelir.
    Alçak sistemler daha basit sistemler olup, çeşitli koruyuculardan oluşur. Bunlar toprak yüzeyini örten çeşitli malçlar, tek bitkiyi örtü altına alan şapka veya külahlar, bitkilerin kuzey yönüne yerleştirilen küçük (30x40 cm) hasır rüzgar kıranlar, toprak veya bitki üzerini doğrudan örten plastikler, 100 cm yüksekliğe kadar olan çeşitli plastik tüneller, Balçova kasaları, sıcak, ılık ve soğuk yastıklardır. Alçak sistemler fide ve fidan üretimi yanında, turfanda sebze yetiştiriciliği için, kısa süreli kullanılır. Maliyetleri ucuzdur. Küçük işletmelerde fazla kapitali gerektirmeden yapılabilir. Herhangi bir şahıs tarafından, fazla bilgi istemeden kurulabilir ve kullanılabilir. Başlangıç işletmeler için bilgi ve görgü artırmak amacı ile öğütlenir. Dış koşullara karşı koruyucu güçleri azdır. Ekim, dikim, yetiştirme sırasındaki gübreleme, çapalama, sulama, havalandırma, gölgeleme, hasırlama vb. işlerde insan gücüne gereksinim fazladır ve her türlü bakım işleri dışarıdan yapılır. Son senelerde tünellerin hazırlanmasında, sulama ve gübreleme gibi bazı işlerde mekanizasyona geçilmiştir(direklerin çakılması, örtülerin serilmesi gibi).
    Yüksek sistemleri seralar oluşturur. Seraların çok çeşitli şekilleri vardır (bakınız Günay (1980), Serler ve İnşası kitabı). Seraların kuruluş maliyetleri oldukça pahalıdır. Kuruluşları ve içinde yetiştiricilik yapılması özel bilgi ve görgü ister. Bir yetiştirici kendi başına sistemi kuramaz. Dış ülkelerde ve son zamanlarda ülkemizde kurulmaları ve planlamaları için özel teknik kuruluşlar, fabrikalar devreye girmiştir. İçinde insan ve her türlü makine, alet, araç ve gereçle çalışılabilir. Havalandırma, ısıtma, aydınlatma, gölgeleme, mücadele, gübreleme, sulama gibi işler otomatikleştirilmiştir. Hatta ileri teknoloji kullanılarak bir çok iş, bilgisayar donanımlı robotlar tarafından yapılmaktadır. Normal 5-10 dekarlık bir işletmede 5-10 insan gücü çalışırken, bu işletmelerde 2-3 insan gücü yeterli olmaktadır.
    Bir işletmede kazanç arttıkça, sermaye yükseldikçe alçak yöntemlerden yüksek yöntemlere ve hatta bilgisayarlı sistemlere geçilir.
    Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Working...
X