Damlama Sulama Yöntemi / Basınçlı Sulama Yöntemleri / Sulama Yöntemleri / SULAMA / SEBZECİLİK
İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra İngiltere’de kullanılmaya başlamış, ancak gelişmesini 1958-1960 yıllarında İsrail’de tamamlamıştır. Son yıllarda özellikle örtü altı tarımında geniş çapta kullanılmaktadır. Günümüzde Amerika’da, Avustralya’da, Avrupa’da, Japonya’da ve hatta bazı Afrika ülkelerin de bile yaygınlaşmıştır. Ülkemizde ilk damlama sulama 1970'li yıllarda seralarda devreye girmiştir ve halen çiçekçilikte ve sebzecilikte topraksız yetiştiriciliğin bir çeşidi olan katı kültür uygulamalarında yer almaktadır. Bunun dışında avakado, narenciye, sert çekirdekli meyve ağaçlarında, bağlarda, şeker kamışında, oto yolların ağaçlandırılmasında, çevre yeşillendirilmesinde damlama sulama yapılabilmektedir. Damlama sulamanın amacı, su dağıtımını yapan borular üzerine belirli aralıklarla konulan damlatıcılar yardımıyla, bitkilerin transpirasyon kaybını karşılayacak yeterli miktardaki suyu, toprak nemini, sürekli belli bir düzeyinde tutmak üzere toprak veya saksılara vermektir. Burada temel düşünce, sudan azami tasarruf sağlamak için, suyu bitkinin yalnızca kök bölgesine vermek ve kök bölgesindeki toprak nemini istenen düzeyde tutmaktır. Damlama sulama suyun az, pahalı ve kalitesinin bozuk, toprağın meyilli, fazla taşlı, kumlu ve sığ olduğu yerlerde başarıyla kullanılır. Damlama sulamanın bir çok üstün tarafları vardır, ancak bazı ufak sakıncalı yönleri de bulunur. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
a. Toprakta kullanılabilir suyun yararını arttırır.
b. Toprakta nem miktarı aynı seviyede tutulabildiğinden bitkiler daha iyi gelişir ve ürün
artışı ortaya çıkar.
c. Suyun kalitesi kötü bile olsa kullanma şansı vardır. Kalitesiz ve tuzlu suyla bile sulama
yapıldığında topraktaki tuz miktarını fazla arttırmaz.
d. Gübre ve bazı bitkiler için kullanılacak kimyasallar sulama suyuyla verilebilir. İstenen
miktarda ve zamanda atılabilir.
e. Yabancı ot gelişmesi minimum seviyeye iner.
f. İş gücü gereksinmesi azalır ve masraflar düşer.
g. Enerji daha az kullanılır.
h. Kültürel ve bakım işleri kolaylaşır ve daha iyi yapma olanağı doğar.
i. Damlama sulama sisteminin devamlı bakıma gereksinimi vardır.
j. Toprakta suyun dağılması belirli bir sınır içindedir. Bazı yerler kuru kalabilir.
k. Bu bitkilerin kök gelişmesini sınırlandırır.
l. İlk tesis masrafları pahalıdır.
m. Kullanımı teknik bilgi ve görgü ister.
Bir damlama sulama ünitesinde su kaynağı, pompa grubu, filtre, denetim vanası, basınç göstergesi, akış ölçer, vana, suyu taşıyıcı ana borular, lateraller ve üstlerindeki damlatıcılardan ibarettir. Şimdi sırasıyla bu üniteleri inceleyelim:
Damlama sulamada su kaynağını, yerüstü (dere, çay, nehir, göl, baraj, gölet ve regülatör), yeraltı sularının her türlüsü teşkil eder (Şekil 13.6). Damla sulama sırasında suyun içinde sediment, yosun ve yüzücü cisimler bulunmamalıdır. Eğer sulama suyu içeriğinde bu gibi maddeler varsa, bunlar önceden çökeltilmeli ve filtreden geçirilerek, süzülmesi yapılmalıdır. Bu maksatla başlangıç olarak elek, kum-çakıl ve disk filtresi kullanılır.
Şekil 13.6. Kuyudan motorla çekilmiş suyun havuzda toplanması ve
yanda eski su çekme değirmeni
Damlama sulamadaki işletme basıncını pompalar sağlar. Bu amaçla santrifüj ve derin kuyu pompaları kullanılır veya hidroforla basınç yaratılır. İşletmeye su dışardan şehir suyu olarak parayla alınırsa, bu suların kendine ait basınçları vardır. Bu suyu kullanacağımızda, basıncın damlama sulama modeline uygunluğu araştırılır. Genelde bir basınç ayarlayıcının ünitede olmasında fayda vardır. Sisteme ilave edilen gübre tankı ana boruya iki noktadan bağlanır. Gübre tankı konsantre gübreyi belirli bir hızda sulama suyu içine karıştırır. Damlama sulamada sıvı gübreler kullanılır. (Bkz. 14. Gübreleme ). Suyu taşıyan ana borular çoğu kez toprak altına gömülür. Borular sert PVC ve PE den veya çelikten imal edilir. Çapları 25-150 mm arasındadır. Yan (tali) borular ana borudan suyu alan ve laterallere veren borulardır. Toprak altı ve toprak üstüne yerleştirilir. Bunları çapları daha az olup, 20-75 mm arasında değişir. Üzerinde suyu damlatan memelerin (damlatıcıların) bulunduğu lateraller, tali borulara bağlanır ve toprak üstüne, uygulamada her bitki sırasına bir tane olacak şekilde lateral boru döşenir. Bunlar sulama işlemi bittiğinde arazi üzerinden toplanıp alınır. Arazinin bakım işlerini aksatmaz. Lateral boruların çapları, borunun uzunluğuna, damlatıcıların debisine, topoğrafik koşullara bağlı değişir ve genelde 12-32 mm arasındadır. Toprağa veya saksılara su lateral borular üzerine belirli aralıklarla yerleştirilen damlatıcılar vasıtasıyla verilir. Üst konularda, damlama sulamanın amacında belirtileni sağlamak üzere, ana ve tali borulardan laterale kadar gelen basınçlı su, damlatıcılara geçtikten sonra, damlatıcıda suyun sürtünmesiyle enerjisi kırılarak, sıfır basınçla ve çok küçük debilerde damla damla verilir. Toprağa ulaşan su yer çekimin gücüyle toprağa işler (Bkz. 13.3.1. Toprağa suyun girişi). Bir damlatıcıda aranan temel özellikler :
a. Küçük basınç değişmelerinde, fazla değişmeyen ve düşük debide suyu vermesi,
b. Tıkanmayı önlemek üzere, damlatıcı boru kesitinin istenen çapta olabilmesi,
c. Ucuz ve sağlam olmasıdır.
Damlatıcılar genellikle lateral üzerine (on-line) veya lateral içine (in-line) geçmiş şekilde üretilir. Lateral üzerine konan damlatıcı boruların girişi lateral içinde çok az bir kısmı ve esas gövdesi lateral dışında bulunur. Bu tip damlatıcılar orifis girişli ve kısa akış yolludur. Yani, su damlatıcı içinden geçerken borunun çeperinde uzun akış yoluna girmekte ve enerjisi kırılıp, sıfır basınçla suyu damlatmaktadır. Piyasada bulunan tek çıkışlı damlatıcıların debisi 8 lt/saat, çizgili damlatıcıların 12 lt/saattir. Damlatıcı ile debisi arasında
Q = Kd . hx
Bağlantısı olup, formülde
Q = Damlatıcı debisi, lt/saat
Kd = Damlatıcı yapım katsayısı
h = Damlatıcı basıncı, mm
x = Damlatıcı akış katsayısıdır (1’e eşittir).
Damlatıcı debisi, laboratuar denemeleri sırasında farklı basınçlarda damlatıcı debilerinin ölçülmesi ve bu değerlerin logaritmik işaretlenmesiyle bulunur. Damlama sulama özellikle sorunlu olan topraklarda başarılı sonuçlar verir. Besin maddesince fakir, kumlu, taşlı, yorulmuş, tuzlanmış topraklarda kullanılır. Ayrıca sulama suyunun iyi olmadığı yerlerde, suyun içinde tuz bulunması halinde, çok sıcak iklimlerde ve zamanlarda rahatlıkla uygulanır. Su ekonomik kullanıldığından % 20-25 kar sağlanır. Verim artışı pratikte % 10-20, araştırmalarda % 25-30 arasındadır. Damlama sulama uygulamasında üç teknik geliştirilmiştir.
a. Sulamayı sık aralıklarla ve mümkünse kesintisiz yapmak,
b. Kimyasal gübreleri sulama suyu ile birlikte, istenen miktarda ve istenen zamanda
doğrudan kök bölgesine vermek,
c. Tuzlu toprakların sulanmasını sağlayarak, bu topraklardan ürün alma olanağını
yaratmak, içinde yüksek derecede tuz bulunan suları sulama suyu olarak kullanmak
ve bitkilerde verim düşüşü meydana getirmemektir.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
İkinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre sonra İngiltere’de kullanılmaya başlamış, ancak gelişmesini 1958-1960 yıllarında İsrail’de tamamlamıştır. Son yıllarda özellikle örtü altı tarımında geniş çapta kullanılmaktadır. Günümüzde Amerika’da, Avustralya’da, Avrupa’da, Japonya’da ve hatta bazı Afrika ülkelerin de bile yaygınlaşmıştır. Ülkemizde ilk damlama sulama 1970'li yıllarda seralarda devreye girmiştir ve halen çiçekçilikte ve sebzecilikte topraksız yetiştiriciliğin bir çeşidi olan katı kültür uygulamalarında yer almaktadır. Bunun dışında avakado, narenciye, sert çekirdekli meyve ağaçlarında, bağlarda, şeker kamışında, oto yolların ağaçlandırılmasında, çevre yeşillendirilmesinde damlama sulama yapılabilmektedir. Damlama sulamanın amacı, su dağıtımını yapan borular üzerine belirli aralıklarla konulan damlatıcılar yardımıyla, bitkilerin transpirasyon kaybını karşılayacak yeterli miktardaki suyu, toprak nemini, sürekli belli bir düzeyinde tutmak üzere toprak veya saksılara vermektir. Burada temel düşünce, sudan azami tasarruf sağlamak için, suyu bitkinin yalnızca kök bölgesine vermek ve kök bölgesindeki toprak nemini istenen düzeyde tutmaktır. Damlama sulama suyun az, pahalı ve kalitesinin bozuk, toprağın meyilli, fazla taşlı, kumlu ve sığ olduğu yerlerde başarıyla kullanılır. Damlama sulamanın bir çok üstün tarafları vardır, ancak bazı ufak sakıncalı yönleri de bulunur. Bunları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:
a. Toprakta kullanılabilir suyun yararını arttırır.
b. Toprakta nem miktarı aynı seviyede tutulabildiğinden bitkiler daha iyi gelişir ve ürün
artışı ortaya çıkar.
c. Suyun kalitesi kötü bile olsa kullanma şansı vardır. Kalitesiz ve tuzlu suyla bile sulama
yapıldığında topraktaki tuz miktarını fazla arttırmaz.
d. Gübre ve bazı bitkiler için kullanılacak kimyasallar sulama suyuyla verilebilir. İstenen
miktarda ve zamanda atılabilir.
e. Yabancı ot gelişmesi minimum seviyeye iner.
f. İş gücü gereksinmesi azalır ve masraflar düşer.
g. Enerji daha az kullanılır.
h. Kültürel ve bakım işleri kolaylaşır ve daha iyi yapma olanağı doğar.
i. Damlama sulama sisteminin devamlı bakıma gereksinimi vardır.
j. Toprakta suyun dağılması belirli bir sınır içindedir. Bazı yerler kuru kalabilir.
k. Bu bitkilerin kök gelişmesini sınırlandırır.
l. İlk tesis masrafları pahalıdır.
m. Kullanımı teknik bilgi ve görgü ister.
Bir damlama sulama ünitesinde su kaynağı, pompa grubu, filtre, denetim vanası, basınç göstergesi, akış ölçer, vana, suyu taşıyıcı ana borular, lateraller ve üstlerindeki damlatıcılardan ibarettir. Şimdi sırasıyla bu üniteleri inceleyelim:
Damlama sulamada su kaynağını, yerüstü (dere, çay, nehir, göl, baraj, gölet ve regülatör), yeraltı sularının her türlüsü teşkil eder (Şekil 13.6). Damla sulama sırasında suyun içinde sediment, yosun ve yüzücü cisimler bulunmamalıdır. Eğer sulama suyu içeriğinde bu gibi maddeler varsa, bunlar önceden çökeltilmeli ve filtreden geçirilerek, süzülmesi yapılmalıdır. Bu maksatla başlangıç olarak elek, kum-çakıl ve disk filtresi kullanılır.
Şekil 13.6. Kuyudan motorla çekilmiş suyun havuzda toplanması ve
yanda eski su çekme değirmeni
Damlama sulamadaki işletme basıncını pompalar sağlar. Bu amaçla santrifüj ve derin kuyu pompaları kullanılır veya hidroforla basınç yaratılır. İşletmeye su dışardan şehir suyu olarak parayla alınırsa, bu suların kendine ait basınçları vardır. Bu suyu kullanacağımızda, basıncın damlama sulama modeline uygunluğu araştırılır. Genelde bir basınç ayarlayıcının ünitede olmasında fayda vardır. Sisteme ilave edilen gübre tankı ana boruya iki noktadan bağlanır. Gübre tankı konsantre gübreyi belirli bir hızda sulama suyu içine karıştırır. Damlama sulamada sıvı gübreler kullanılır. (Bkz. 14. Gübreleme ). Suyu taşıyan ana borular çoğu kez toprak altına gömülür. Borular sert PVC ve PE den veya çelikten imal edilir. Çapları 25-150 mm arasındadır. Yan (tali) borular ana borudan suyu alan ve laterallere veren borulardır. Toprak altı ve toprak üstüne yerleştirilir. Bunları çapları daha az olup, 20-75 mm arasında değişir. Üzerinde suyu damlatan memelerin (damlatıcıların) bulunduğu lateraller, tali borulara bağlanır ve toprak üstüne, uygulamada her bitki sırasına bir tane olacak şekilde lateral boru döşenir. Bunlar sulama işlemi bittiğinde arazi üzerinden toplanıp alınır. Arazinin bakım işlerini aksatmaz. Lateral boruların çapları, borunun uzunluğuna, damlatıcıların debisine, topoğrafik koşullara bağlı değişir ve genelde 12-32 mm arasındadır. Toprağa veya saksılara su lateral borular üzerine belirli aralıklarla yerleştirilen damlatıcılar vasıtasıyla verilir. Üst konularda, damlama sulamanın amacında belirtileni sağlamak üzere, ana ve tali borulardan laterale kadar gelen basınçlı su, damlatıcılara geçtikten sonra, damlatıcıda suyun sürtünmesiyle enerjisi kırılarak, sıfır basınçla ve çok küçük debilerde damla damla verilir. Toprağa ulaşan su yer çekimin gücüyle toprağa işler (Bkz. 13.3.1. Toprağa suyun girişi). Bir damlatıcıda aranan temel özellikler :
a. Küçük basınç değişmelerinde, fazla değişmeyen ve düşük debide suyu vermesi,
b. Tıkanmayı önlemek üzere, damlatıcı boru kesitinin istenen çapta olabilmesi,
c. Ucuz ve sağlam olmasıdır.
Damlatıcılar genellikle lateral üzerine (on-line) veya lateral içine (in-line) geçmiş şekilde üretilir. Lateral üzerine konan damlatıcı boruların girişi lateral içinde çok az bir kısmı ve esas gövdesi lateral dışında bulunur. Bu tip damlatıcılar orifis girişli ve kısa akış yolludur. Yani, su damlatıcı içinden geçerken borunun çeperinde uzun akış yoluna girmekte ve enerjisi kırılıp, sıfır basınçla suyu damlatmaktadır. Piyasada bulunan tek çıkışlı damlatıcıların debisi 8 lt/saat, çizgili damlatıcıların 12 lt/saattir. Damlatıcı ile debisi arasında
Q = Kd . hx
Bağlantısı olup, formülde
Q = Damlatıcı debisi, lt/saat
Kd = Damlatıcı yapım katsayısı
h = Damlatıcı basıncı, mm
x = Damlatıcı akış katsayısıdır (1’e eşittir).
Damlatıcı debisi, laboratuar denemeleri sırasında farklı basınçlarda damlatıcı debilerinin ölçülmesi ve bu değerlerin logaritmik işaretlenmesiyle bulunur. Damlama sulama özellikle sorunlu olan topraklarda başarılı sonuçlar verir. Besin maddesince fakir, kumlu, taşlı, yorulmuş, tuzlanmış topraklarda kullanılır. Ayrıca sulama suyunun iyi olmadığı yerlerde, suyun içinde tuz bulunması halinde, çok sıcak iklimlerde ve zamanlarda rahatlıkla uygulanır. Su ekonomik kullanıldığından % 20-25 kar sağlanır. Verim artışı pratikte % 10-20, araştırmalarda % 25-30 arasındadır. Damlama sulama uygulamasında üç teknik geliştirilmiştir.
a. Sulamayı sık aralıklarla ve mümkünse kesintisiz yapmak,
b. Kimyasal gübreleri sulama suyu ile birlikte, istenen miktarda ve istenen zamanda
doğrudan kök bölgesine vermek,
c. Tuzlu toprakların sulanmasını sağlayarak, bu topraklardan ürün alma olanağını
yaratmak, içinde yüksek derecede tuz bulunan suları sulama suyu olarak kullanmak
ve bitkilerde verim düşüşü meydana getirmemektir.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay


Comment