Gübre Kullanılmasına Etki Eden Faktörler / İnorganik Gübreler / Bitki Beslemesinde Kullanılan Gübreler / GÜBRELEME / SEBZECİLİK
Tarımsal ürün yetiştiriciliğinde en fazla gübre kullanılan yetiştiricilik kolu başta örtü altı tarımı (özellikle seracılık), daha sonra açıkta sebze, süs ve meyve bitkileri yetiştiriciliği, endüstri ve tarla bitkileri yetiştiriciliği olarak sıralanmaktadır. Bu yetiştiricilik kollarında gübrelemenin yarayışlı olup olmadığını, gübreleme sonucu elde olunan fazla üründen sağlanan gelir ile gübreleme giderleri arasındaki fark tayin eder. Bu fark ne kadar yüksek olursa gübrelemenin yararlılığı o kadar artar. Zaten gübrelemenin amacı, ürün miktarını artırmak, ürünün kalitesini yükseltmek, hasat sonrası ürünün dayanıklılığını iyileştirmek, raf ve muhafaza süresini uzatmak ve bunların sonucu daha yüksek gelir elde etmektir.
Gübrelemeden ve gübrelerden beklenen yararların sağlanması, kullanılacak gübre çeşidinin niteliklerine ve bu niteliklerin kullanan tarafından iyi bilinmesine bağlıdır. Bir diğer husus ise, yapılan gübrelemenin iyi sonuç verebilmesi için gübrelemeye etki eden bitki, iklim, toprak gibi faktörlerin ve kullanılan yetiştirme sisteminin kullanılış ve uygulanış şekline bağlıdır.
Bir bitki organik madde, su ve inorganik maddelerden meydana gelir. Bitkilerin içeriğinin büyük bir kısmını su ve daha sonra organik maddeler ve nihayet mineral maddeler teşkil eder. Bitkiler organik maddelerini kendileri fotosentez yoluyla yapar. Dışardan su ve mineral maddeler alınır. Biz gübrelemeyle bitkilerin gereksinim duyduğu mineral madde noksanlıklarını tamamlarız. Her bitkinin genetik yapısı belirli bir büyüme potansiyeline sahiptir. Bu potansiyele göre çevresinden su ve mineral madde (besin maddesi = gübre) alır. Nitekim yeşil bitkilerin dokuları N ve K gereksinimleri P ve Mg gereksinimlerinden 10 kat, mikro element gereksinimlerinden 100-1000 kat daha yüksektir (GÜNAY ve KÜTÜK 1999). Cetvel 14.10’da değişik bitkilerin topraktan kaldırdıkları besin maddesi miktarları da bunu teyit etmektedir (ZABUNOĞLU ve KARAÇAL 1992).
Zaten bazı bitkiler toprakta bulunan anyon ve katyonların 1 veya en fazla 2 değerli olanlarını alma yeteneğine sahipken, bazılarının değişim kapasiteleri 2 ve hatta 3 değerli olanlarını bile almaya muktedirdir. Yine daha önceki konularda belirttiğimiz gibi, her bitkinin kendine özgü topraktaki besin maddelerini seçerek bünyesine alma özelliği mevcuttur. Genelde katyonlar arsında Ca, Mg ve Na’ya göre K iyonu yüksek miktarda alınır. Anyonlar arasında en fazla tercih edileni NO3 ve sırasıyla H2PO4, SO4 ve Cl'dir. Bitkiler ömürleri boyunca gereksinim duydukları besin maddelerinin büyük çoğunluğunu gençlik yıllarında tüketir. Bazı bitkilerde bu oran % 50 ve hatta % 75 kadar çıkar. Besin maddeleri ve suyun bulunuş yeri ve miktarına bağlı olarak kök gelişmelerini yönlendirir. Zamana bağlı kalarak kök derinlikleri ve etrafa yayılışı farklılık gösterir. Tabiatıyla burada yetiştikleri ortamın sıcaklığı, yapısı v.s. gibi konuların da önem kazandığı unutulmamalıdır.
Cetvel 14.9. Fiziksel ve Kimyasal Açıdan Çeşitli Gübrelerin Birbirleriyle
Karıştırılabilme Olanakları (WICHMANN 1992)
Bitkilerin kökleri derine gittikçe ve etrafa yayıldıkça, besin maddelerinden yararlanma olanağı artar. Bu tip bitkilerde gübrelerin dağıtılarak verilmesi gerekir. Yüzeysel köke sahip bitkilerde gübreleri toprak yüzünden 5-10 cm derine atmamız gerekirken, derin köklü bitkilerde bu 25-30 cm’e kadar inebilir. Fosforlu ve potasyumlu gübrelerin toprakta taşınması daha zordur. Bu gübreler tohumların hemen yanına veya fide köklerinin tam altına verilecek olursa, köklerin çabuk büyüyerek o bölgeden daha derinlere inmesiyle, bu gübrelerden yararlanma oranları düşer, yani bu gübreler yarayışsız şekle dönüşür. Bu olaya “gübrelerin fiksasyonu” denir. Bitkilerin gübreleri ekonomik kullanmasında mono veya polikültür yetiştiricilik önem kazanır. Her bitki, atılan besin maddelerinden bazılarını alır ve bazıları toprakta kalır. Değişik bitkilerin arka arkaya getirilmesi (polikültür şekli), bir bitkinin almadığını diğer bitki alarak gübreden tam istifadeyi sağlar ve gübrelemenin yarayışlılığını arttırır. Bu bakımdan sebzecilikte ve süs bitkilerinde gübre kullanımı gübreden faydalanma oranı üst düzeylere çıkar. Ancak burada karşımıza pazar sorunu çıkar. Çünkü pazarda bazı ürünler daha fazla gelir getirir. Bu bizi polikültür yerine mono kültürü uygulamaya zorlar. Mono kültürün devreye girmesiyle gübrelemede bu tek bitkinin tüketemediği bazı besin maddeleri birikmesi sonucu, toprak tuzluluğu artar. Bazı diğer sebeplerin de devreye girmesiyle (Bkz. Ekim Nöbeti) toprak yorgunluğu karşımıza çıkar. Yorulmuş bir toprakta artık o sebzeyi yetiştirmek mümkün olmaz. Mutlaka toprağın ıslah edilmesi gerekir. Bu ise oldukça pahalı bir işlemdir ve geniş alanlarda uygulanması çok zordur. Belki örtü altı tarımında yapılabilir. Orada da bu zorunluluktan kaçmak için son yıllarda topraksız yetiştiricilik devreye sokulmuştur. Dikkat edilirse pazarın mono kültür isteği, gübreden yararlanmanın poli kültür isteğiyle zıt yönde gelişir. Aradaki denge, yetiştirme sistemlerinin geliştirilmesiyle sağlanır. Bu yüzden örtü altı tarımında topraksız yetiştiricilik şekli bulunmuş ve geliştirilmiştir. Topraksız yetiştiricilikte günümüzde üç sistem, su kültür [durgun su kültür (dolaşımsız) ve dolaşımlı (hareketli)], katı kültür (substrat kültürü) ve aerofonik geliştirilmiştir (Detaylı bilgi için bkz. GÜNAY 1980, SEVGİCAN 1999, GÜNAY ve KÜTÜK 1999).
Cetvel 14.10. Bitkiler Tarafından Topraktan Kaldırılan Besin Maddeleri
(ZABUNOĞLU ve KARAÇAL 1992).
Bitki Çeşidi Ürün N P2O5 K2O
(ton/ha) (kg/ha) (kg/ha) (kg/ha)
Domates 40 120 25 150
Biber 35 140 30 170
Kavun 40 135 40 180
Kabak 50 75 80 80
Karnabahar 50 200 80 250
Lahana 40 270 80 300
Marul 25 65 25 120
Ispanak 22 90 30 150
Kuşkonmaz 5 120 40 140
Soğan 30 90 35 100
Sarmısak 30 200 80 200
Havuç 35 140 55 210
Pancar 30 150 50 275
Fasulye 12 130 30 100
Bezelye 10 125 45 90
İklim, esasında bitkilerin yetişeceği bölgesel ve yöresel sınırları ve yetiştirme zamanını belirler. İklim içinde sıcaklık, ışık, nem, buharlaşma, gün uzunluğu, rüzgar gibi faktörler bitkilerin büyüme gelişmelerine etki yapar. Bu etki ne kadar olumlu olursa bitkiler o derecede büyür ve gelişir. Bu büyüme ve gelişme sırasında topraktaki besin maddelerinden en yüksek düzeyde yararlanır, gübre ve gübrelemenin yarayışlılığını arttırır. İklim faktörleri içinde özellikle sıcaklık, besin maddelerinin toprak suyu içinde çözünmesini ve hareketini sağlar. Ayrıca bitki köklerinin besin maddelerini almalarında etki gösterir. Organik maddelerin oluşumu ve mineralizasyonda mutlak sıcaklığa gereksinim vardır. Toprakta kimyasal olayların cereyan etmesi ve aktif olması ve bu sayede ana kayaların parçalanması ve toprak suyunda bu maddelerin erimesi ve toprak çözeltisinin oluşması sağlanır. Işık bitkilerin fotosentez olayında üst derecede rol oynarken, aynı zamanda bitkilerde vejetatif ve generatif organların teşekkülünde ve aralarındaki dengenin oluşmasında etkendir. Bitki büyümesinin hızlanıp yavaşlatmasında ve buna bağlı besin maddelerinin az veya çok alınmasında etkendir. Bitkideki gelişme bitkinin hangi döneminde hangi gübrelerin ne zaman ve ne miktarda verileceğini tayin eder. Örneğin, yaprakları yenen sebzelerde esas olan, yaprak gelişmesidir. Tohumlanma için sürgüne kalkma veya meyve bağlama istenmeyen bir olaydır. Azotlu gübreler yaprak, potasyumlu ve özellikle fosforlu gübreler meyve oluşumunu teşvik eder. İklim faktörleriyle gübreleme bu yönde beraberce değerlendirilmelidir. Buharlaşma toprak suyunun azalıp çoğalmasında, toprağın havalanmasında, toprakta suyun hareket etmesinde etken rol üstlenir. Aynı durum toprak için de geçerlidir. Topraktaki besin maddelerinin yarayışlılık kapsamı, toprak reaksiyonu (pH'ı), toprağın bünyesi (tekstürü) ve drenajı önem kazanır. Toprağın kendisinde bulunan besin maddeleri ve gübrelemeyle verilecek olan miktarın belirlenmesinde ön planda gelir. Cetvel 14.11’de topraklarda makro ve mikro bitki besin maddelerinden bazıları için sınıf değerleri verilmiştir. Gübrelerle verilen besin maddelerinin toprak içinde tutulmaları ve hareketliliği, toprağın çeşitli fiziksel ve kimyasal özelliğiyle ilgilidir. Toprağın reaksiyonu besin maddelerinden yararlanma üzerine etkilidir. Toprak pH'ına bakarak kullanacağımız gübreleri seçmek durumunda kalırız. Asit karakterli bir toprağa asit reaksiyonlu gübre vermek toprağın daha da asitleşmesine ve verimsiz hale gelmesine neden olur. Toprağın yapısını ve pH'ını ayarlamada kireçleme, kükürtleme ve organik gübreleme yapmak gerekir. Ağır ve hafif bünyeli toprakların bünyesini değiştirmek için organik gübre yanında ayrıca kum, çakıl, volkanik tüf, perlit vb. maddeler kullanılır. Hafif bünyeli topraklarda besin maddeleri çabuk yıkanır. Bunlarda kollaidal kil miktarını arttıracak organik gübreleme, aynı zamanda su düzenini de ayarlar. Kumlu topraklar Ca, N, P ve K yönünden fakirdir. Kumlu topraklarda içeriği zengin besin maddesi bulunan gübreler tercih edilir. Killi topraklar K yönünden zengindir. Bunlara Ca, P, N içeren gübreleme yapılır.
Burada kısaca değindiğimiz olayları toprak ve iklim konularını işlendiği bölümdeki bilgilerle beraber ele alarak çoğaltmak mümkündür.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Tarımsal ürün yetiştiriciliğinde en fazla gübre kullanılan yetiştiricilik kolu başta örtü altı tarımı (özellikle seracılık), daha sonra açıkta sebze, süs ve meyve bitkileri yetiştiriciliği, endüstri ve tarla bitkileri yetiştiriciliği olarak sıralanmaktadır. Bu yetiştiricilik kollarında gübrelemenin yarayışlı olup olmadığını, gübreleme sonucu elde olunan fazla üründen sağlanan gelir ile gübreleme giderleri arasındaki fark tayin eder. Bu fark ne kadar yüksek olursa gübrelemenin yararlılığı o kadar artar. Zaten gübrelemenin amacı, ürün miktarını artırmak, ürünün kalitesini yükseltmek, hasat sonrası ürünün dayanıklılığını iyileştirmek, raf ve muhafaza süresini uzatmak ve bunların sonucu daha yüksek gelir elde etmektir.
Gübrelemeden ve gübrelerden beklenen yararların sağlanması, kullanılacak gübre çeşidinin niteliklerine ve bu niteliklerin kullanan tarafından iyi bilinmesine bağlıdır. Bir diğer husus ise, yapılan gübrelemenin iyi sonuç verebilmesi için gübrelemeye etki eden bitki, iklim, toprak gibi faktörlerin ve kullanılan yetiştirme sisteminin kullanılış ve uygulanış şekline bağlıdır.
Bir bitki organik madde, su ve inorganik maddelerden meydana gelir. Bitkilerin içeriğinin büyük bir kısmını su ve daha sonra organik maddeler ve nihayet mineral maddeler teşkil eder. Bitkiler organik maddelerini kendileri fotosentez yoluyla yapar. Dışardan su ve mineral maddeler alınır. Biz gübrelemeyle bitkilerin gereksinim duyduğu mineral madde noksanlıklarını tamamlarız. Her bitkinin genetik yapısı belirli bir büyüme potansiyeline sahiptir. Bu potansiyele göre çevresinden su ve mineral madde (besin maddesi = gübre) alır. Nitekim yeşil bitkilerin dokuları N ve K gereksinimleri P ve Mg gereksinimlerinden 10 kat, mikro element gereksinimlerinden 100-1000 kat daha yüksektir (GÜNAY ve KÜTÜK 1999). Cetvel 14.10’da değişik bitkilerin topraktan kaldırdıkları besin maddesi miktarları da bunu teyit etmektedir (ZABUNOĞLU ve KARAÇAL 1992).
Zaten bazı bitkiler toprakta bulunan anyon ve katyonların 1 veya en fazla 2 değerli olanlarını alma yeteneğine sahipken, bazılarının değişim kapasiteleri 2 ve hatta 3 değerli olanlarını bile almaya muktedirdir. Yine daha önceki konularda belirttiğimiz gibi, her bitkinin kendine özgü topraktaki besin maddelerini seçerek bünyesine alma özelliği mevcuttur. Genelde katyonlar arsında Ca, Mg ve Na’ya göre K iyonu yüksek miktarda alınır. Anyonlar arasında en fazla tercih edileni NO3 ve sırasıyla H2PO4, SO4 ve Cl'dir. Bitkiler ömürleri boyunca gereksinim duydukları besin maddelerinin büyük çoğunluğunu gençlik yıllarında tüketir. Bazı bitkilerde bu oran % 50 ve hatta % 75 kadar çıkar. Besin maddeleri ve suyun bulunuş yeri ve miktarına bağlı olarak kök gelişmelerini yönlendirir. Zamana bağlı kalarak kök derinlikleri ve etrafa yayılışı farklılık gösterir. Tabiatıyla burada yetiştikleri ortamın sıcaklığı, yapısı v.s. gibi konuların da önem kazandığı unutulmamalıdır.
Cetvel 14.9. Fiziksel ve Kimyasal Açıdan Çeşitli Gübrelerin Birbirleriyle
Karıştırılabilme Olanakları (WICHMANN 1992)
Bitkilerin kökleri derine gittikçe ve etrafa yayıldıkça, besin maddelerinden yararlanma olanağı artar. Bu tip bitkilerde gübrelerin dağıtılarak verilmesi gerekir. Yüzeysel köke sahip bitkilerde gübreleri toprak yüzünden 5-10 cm derine atmamız gerekirken, derin köklü bitkilerde bu 25-30 cm’e kadar inebilir. Fosforlu ve potasyumlu gübrelerin toprakta taşınması daha zordur. Bu gübreler tohumların hemen yanına veya fide köklerinin tam altına verilecek olursa, köklerin çabuk büyüyerek o bölgeden daha derinlere inmesiyle, bu gübrelerden yararlanma oranları düşer, yani bu gübreler yarayışsız şekle dönüşür. Bu olaya “gübrelerin fiksasyonu” denir. Bitkilerin gübreleri ekonomik kullanmasında mono veya polikültür yetiştiricilik önem kazanır. Her bitki, atılan besin maddelerinden bazılarını alır ve bazıları toprakta kalır. Değişik bitkilerin arka arkaya getirilmesi (polikültür şekli), bir bitkinin almadığını diğer bitki alarak gübreden tam istifadeyi sağlar ve gübrelemenin yarayışlılığını arttırır. Bu bakımdan sebzecilikte ve süs bitkilerinde gübre kullanımı gübreden faydalanma oranı üst düzeylere çıkar. Ancak burada karşımıza pazar sorunu çıkar. Çünkü pazarda bazı ürünler daha fazla gelir getirir. Bu bizi polikültür yerine mono kültürü uygulamaya zorlar. Mono kültürün devreye girmesiyle gübrelemede bu tek bitkinin tüketemediği bazı besin maddeleri birikmesi sonucu, toprak tuzluluğu artar. Bazı diğer sebeplerin de devreye girmesiyle (Bkz. Ekim Nöbeti) toprak yorgunluğu karşımıza çıkar. Yorulmuş bir toprakta artık o sebzeyi yetiştirmek mümkün olmaz. Mutlaka toprağın ıslah edilmesi gerekir. Bu ise oldukça pahalı bir işlemdir ve geniş alanlarda uygulanması çok zordur. Belki örtü altı tarımında yapılabilir. Orada da bu zorunluluktan kaçmak için son yıllarda topraksız yetiştiricilik devreye sokulmuştur. Dikkat edilirse pazarın mono kültür isteği, gübreden yararlanmanın poli kültür isteğiyle zıt yönde gelişir. Aradaki denge, yetiştirme sistemlerinin geliştirilmesiyle sağlanır. Bu yüzden örtü altı tarımında topraksız yetiştiricilik şekli bulunmuş ve geliştirilmiştir. Topraksız yetiştiricilikte günümüzde üç sistem, su kültür [durgun su kültür (dolaşımsız) ve dolaşımlı (hareketli)], katı kültür (substrat kültürü) ve aerofonik geliştirilmiştir (Detaylı bilgi için bkz. GÜNAY 1980, SEVGİCAN 1999, GÜNAY ve KÜTÜK 1999).
Cetvel 14.10. Bitkiler Tarafından Topraktan Kaldırılan Besin Maddeleri
(ZABUNOĞLU ve KARAÇAL 1992).
Bitki Çeşidi Ürün N P2O5 K2O
(ton/ha) (kg/ha) (kg/ha) (kg/ha)
Domates 40 120 25 150
Biber 35 140 30 170
Kavun 40 135 40 180
Kabak 50 75 80 80
Karnabahar 50 200 80 250
Lahana 40 270 80 300
Marul 25 65 25 120
Ispanak 22 90 30 150
Kuşkonmaz 5 120 40 140
Soğan 30 90 35 100
Sarmısak 30 200 80 200
Havuç 35 140 55 210
Pancar 30 150 50 275
Fasulye 12 130 30 100
Bezelye 10 125 45 90
İklim, esasında bitkilerin yetişeceği bölgesel ve yöresel sınırları ve yetiştirme zamanını belirler. İklim içinde sıcaklık, ışık, nem, buharlaşma, gün uzunluğu, rüzgar gibi faktörler bitkilerin büyüme gelişmelerine etki yapar. Bu etki ne kadar olumlu olursa bitkiler o derecede büyür ve gelişir. Bu büyüme ve gelişme sırasında topraktaki besin maddelerinden en yüksek düzeyde yararlanır, gübre ve gübrelemenin yarayışlılığını arttırır. İklim faktörleri içinde özellikle sıcaklık, besin maddelerinin toprak suyu içinde çözünmesini ve hareketini sağlar. Ayrıca bitki köklerinin besin maddelerini almalarında etki gösterir. Organik maddelerin oluşumu ve mineralizasyonda mutlak sıcaklığa gereksinim vardır. Toprakta kimyasal olayların cereyan etmesi ve aktif olması ve bu sayede ana kayaların parçalanması ve toprak suyunda bu maddelerin erimesi ve toprak çözeltisinin oluşması sağlanır. Işık bitkilerin fotosentez olayında üst derecede rol oynarken, aynı zamanda bitkilerde vejetatif ve generatif organların teşekkülünde ve aralarındaki dengenin oluşmasında etkendir. Bitki büyümesinin hızlanıp yavaşlatmasında ve buna bağlı besin maddelerinin az veya çok alınmasında etkendir. Bitkideki gelişme bitkinin hangi döneminde hangi gübrelerin ne zaman ve ne miktarda verileceğini tayin eder. Örneğin, yaprakları yenen sebzelerde esas olan, yaprak gelişmesidir. Tohumlanma için sürgüne kalkma veya meyve bağlama istenmeyen bir olaydır. Azotlu gübreler yaprak, potasyumlu ve özellikle fosforlu gübreler meyve oluşumunu teşvik eder. İklim faktörleriyle gübreleme bu yönde beraberce değerlendirilmelidir. Buharlaşma toprak suyunun azalıp çoğalmasında, toprağın havalanmasında, toprakta suyun hareket etmesinde etken rol üstlenir. Aynı durum toprak için de geçerlidir. Topraktaki besin maddelerinin yarayışlılık kapsamı, toprak reaksiyonu (pH'ı), toprağın bünyesi (tekstürü) ve drenajı önem kazanır. Toprağın kendisinde bulunan besin maddeleri ve gübrelemeyle verilecek olan miktarın belirlenmesinde ön planda gelir. Cetvel 14.11’de topraklarda makro ve mikro bitki besin maddelerinden bazıları için sınıf değerleri verilmiştir. Gübrelerle verilen besin maddelerinin toprak içinde tutulmaları ve hareketliliği, toprağın çeşitli fiziksel ve kimyasal özelliğiyle ilgilidir. Toprağın reaksiyonu besin maddelerinden yararlanma üzerine etkilidir. Toprak pH'ına bakarak kullanacağımız gübreleri seçmek durumunda kalırız. Asit karakterli bir toprağa asit reaksiyonlu gübre vermek toprağın daha da asitleşmesine ve verimsiz hale gelmesine neden olur. Toprağın yapısını ve pH'ını ayarlamada kireçleme, kükürtleme ve organik gübreleme yapmak gerekir. Ağır ve hafif bünyeli toprakların bünyesini değiştirmek için organik gübre yanında ayrıca kum, çakıl, volkanik tüf, perlit vb. maddeler kullanılır. Hafif bünyeli topraklarda besin maddeleri çabuk yıkanır. Bunlarda kollaidal kil miktarını arttıracak organik gübreleme, aynı zamanda su düzenini de ayarlar. Kumlu topraklar Ca, N, P ve K yönünden fakirdir. Kumlu topraklarda içeriği zengin besin maddesi bulunan gübreler tercih edilir. Killi topraklar K yönünden zengindir. Bunlara Ca, P, N içeren gübreleme yapılır.
Burada kısaca değindiğimiz olayları toprak ve iklim konularını işlendiği bölümdeki bilgilerle beraber ele alarak çoğaltmak mümkündür.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay

