fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Hastalık Belirtisi (Simptomatoloji) / Bitki Hastalıkları / MÜCADELE / SEBZECİLİK

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Hastalık Belirtisi (Simptomatoloji) / Bitki Hastalıkları / MÜCADELE / SEBZECİLİK

    Hastalık Belirtisi (Simptomatoloji) / Bitki Hastalıkları / MÜCADELE / SEBZECİLİK

    Bitkide belli bir dönemde ortaya çıkan, o hastalığın tipik belirtilerinin tümüne “sendrom” ve sendromu oluşturan belirtilere "simpton” denir. Hastalık belirtileri toprakta kök, kök gövdesi, yumru, soğan, kök sürgününde, toprak üstünde gövde, dal, yaprak, çiçek, meyve ve tohumda meydana gelir. Bu organlardaki hastalık belirtileri çoğu kez gözle görülebilir. Hücre ve dokularda ortaya çıkan bazı hastalıkların gözle görülmesi olanaksızdır. Ancak mikroskobik incelemelerle ortaya çıkartılır. Bitkilerdeki simptomlar hastalığın teşhis edilmesini sağlar. Simptomlar nekrotik, hipoplastik ve hiperplastik simptonlar olarak üç guruba ayrılır.
    Nekrotik simptomları: Sarılık (kloroz), solgunluk, sulanma, lekelenme, yaralar (kanser), yanıklık, çürüklük, akıntı ve çökerten hastalıkları oluşturur.
    Sarılık (kloroz): Bitkinin normal yeşil renginin sarıya dönmesidir. Rengin değişmesine, bitkilerde yeşil rengi meydana getiren klorofillerin oluşumunu sağlayan kloroplastların bozulması veya tahrip olması neden olur. Sararmanın bir çok nedeni vardır. Daha önce gübre konusunda anlatılan sararmalar, bu konuya ait sararmalardır. Önek olarak, toprakta fazla kireç bulunması ve demirin alınamaması, klorofil bünyesinde bulunan demirin azalmasına ve bitkinin sararmasına sebep olur. Azot, mangan, bakır ve diğer bazı besin noksanlıklarında sararmalar görülür.
    Solgunluk: Bitki hücrelerinde yeteri kadar su varsa hücreler gergindir. Ancak terlemeyle su kaybı artar ve bu su kaybı kökler vasıtasıyla alınan suyla karşılanamazsa bitki hücrelerinde su azaldığından, hücreler pörsür, büzüşür ve solar. Su dengesinin düzelmesi halinde bu solma geçer, yani geçici solgunluğu meydana getirir ve bu solgunluğun bitkilere fazla bir zararı dokunmaz. Öğle saatlerindeki yüksek sıcaklıklarda bu tip solma ortaya çıkar. Eğer toprakta su azalacak olursa, sulama veya yağışla azalan su karşılanamıyorsa, bitkilerde solma devamlılık gösterir. Bitkideki bu daimi solgunluk bitkiyi ölüme kadar götürebilir. Bu solgunluk fizyolojik kökenlidir. Su alımına topraktaki tuzluluk ve pH oranları etki yapabilir ve daimi solgunluğa sebep olabilir. Toprakta yeteri kadar su varsa, çevre sıcaklığı çok fazla değilse ve buna karşı bitkide bir solgunluk ortaya çıkıyorsa, bu bitki köklerinin su alamadığını ve köklerde bir rahatsızlığın bulunduğunu veya bitki su iletim borularında bir aksaklığın, tıkanmanın olduğunu, bu yüzden suyun taşınamadığını ve solgunluğun ortaya çıktığını simgeler. Bu daimi solgunluk ise, bir hastalığın göstergesidir.
    Sulanma: Bitkilerde hastalık sonucu hücre suyu, hücre boşluklarına akar ve orada toplanır. Bu dokular şeffaf, sulu bir görüntü sergiler. İlerleyen süreçte sulanan bölgede renk değişmesi, lekelenme ve çürüme meydana gelir.
    Lekeler: Özellikle yaprak, meyve ve diğer organlar üzerinde lekeler oluşur. Bunların bazısı besin noksanlıklarından ileri gelir, bazıları ise hastalık sonucu oluşur. Lekeler açık veya koyu renkli, küçük veya büyük, etrafı çevrili veya düz olabilir. Yaprak üzerindeki lekeler çoğu kez birleşerek daha da büyük lekeleri ortaya çıkartır. Bunlar kuruyup, çatlayıp dağılır ve yaprakta boşluklar oluşur. Gövde ve meyvelerdeki lekeler içeriye göçük bir görünümdedir.
    Yaralar: Bir böcek kemirmesi sonucu olabileceği gibi, hastalık sonucu ortaya çıkar. Yara etrafını kallus yara dokusu çevirir. Böylece bitki sağlıklı dokularını, hastalıklı kısımlardan ayırmaya çalışır. Genellikle hastalıktan ileri gelen yaralara kanser yarası denir. Hastalık devam ettiğinde ve buna karşı bitki devamlı tedbir aldığından, yara iç içe şişkinlikler, derin ve açık yaralar şekline dönüşür.
    Yanıklık: Dokuların hızla su kaybetmesi sonucu kurumasıdır. Ani ve aşırı soğuklar, yakıcı güneş ışığı yanıklıklara sebebiyet verir. Yanıklığı, aşırı ve yüksek dozda ilaç kullanılması, bitkiler üzerinde gübre (asidik veya bazik) kalıntılarının kalması da meydana getirir.
    Çürüklük: Kök, yumru, soğan, meyve ve tohum gibi organlarda daha çok görülür. Çürümenin başlangıcında sulanma veya kuruma meydana gelir. Sulanan kısımların rengi değişir ve sonra çürüklük ortaya çıkar. Bazen dokular aşırı su kaybeder, çürüme başlar. Hızlı su kaybı aynı zamanda mumyalaşmaya sebebiyet verir.
    Akıntı: Çeşitli nedenlerle zarar görmüş hücrelerden dışarıya doğru sızıntı meydana gelmesidir. Hücre zarının tahriş olması ve hücre suyunun tutunamaması sonucu, dışarı akan şekerli maddeler, mantarların ve bakterilerin hücumuna uğrar ve hastalıklara sebebiyet verir. Bu tip olaylara meyvelerde çok rastlanır.
    Çökerten: Bitkilerin kök boğazındaki iletim boruları, toprak seviyesinde patojenlerin etkisiyle tıkar ve bitkide solma meydana getirir. İleri vakalarda, bu kısmın zayıf kalması veya çürümesiyle, bitkiler kök boğazından kıvrılıp toprağa devrilir. Özellikle fideliklerde çökerten hastalığına sık rastlanır.
    Hipoplastik simptonlar, cüceleşme, rozetleşme, durgunluk veya stres, beyazlaşma veya etiyolleşmedir.
    Cüceleşme: Büyümenin durması ve bitkinin normal büyüklüğünü almamasıdır. Genellikle büyümeyi durdurucu hormonların, aşırı dozda gübre ve kimyasalların kullanılması ve yüksek dağlık, yaylalık yerlerde güneş ışıklarındaki kısa dalgalı ışık oranının artması cüceleşmeye neden teşkil edebilir.
    Rozetleşme: Bazı bitkilerde ortaya çıkar. Genelde bitki boğum aralarının herhangi bir etmenin etkisiyle kısalması olarak yorumlanır. Örneğin, sonbahar tohum ekiminden sonra ıspanak ve havuç bitkileri toprak yüzüne çıkar, ancak bitkilerin büyümesi, havaların soğumasıyla duraklama devresine girer ve boğum araları kısalan bitkide yapraklara kümleşerek, rozetleşir. Bu oluşum, bitkilerin dış koşullardaki düşük sıcaklığına karşı, kendisini koruması için yaptığı bir olaydır. Baş lahana ve salatalarda boğum arası kısıtlama irsi bir özellik olarak kendiliğinden meydana gelir, yapraklar birbiri üzerine binerek büyür ve baş teşekkül ettirir.
    Durgunluk veya stres: Bitkilerin yaşam dönemlerinde büyümeyi engelleyici faktörlerin belirmesi halinde, bitkilerde meydana gelen geçici büyüme kısıtlanmasıdır.
    Beyazlaşma (albikasyon) veya etiyolleşme (etilasyon): Bitkilerde klorofil oluşumunun durması ve beyaz rengin teşekkül etmesi olayıdır. Beyazlaşma irsi olarak genlerde meydana gelen bozukluktan kaynaklanacağı gibi ışık almayan organlarda kendisini gösterir. Toprağın 20-30 cm altında bulunan kuşkonmazın kök gövdesinden çıkan sürgünler, toprak yüzüne çıkıncaya kadar ışık almadıklarından beyaz renklidir. Toprak altındaki bu kuşkonmaz sürgünleri hasat edilir ve tüketimde kullanılır. Sürgünler toprak yüzüne çıktıklarında beyazlığı kaybolur ve klorofil teşkil ederek renkleri yeşile döner. Kuşkonmaz sürgünlerinde yeşil renk oluşması kaliteyi bozar ve satış fiyatını düşürür. Baş lahana, salata ve marul içi yaprakları ışık görmediğinden beyaz renklidir. Beyazlaşma, toprak içinde gömülü kalan soğan ve pırasanın yaprak kını gövdesinde söz konusu olur.
    Hiperplastik simptomlar: Aşırı büyüme, anormal renklenme ve gelişmedir.
    Aşırı büyüme (gigantizm), hücre veya organlarda meydana gelebilir. Yaprak, meyve, yumru, soğanda ortaya çıkabilir. Dokularda meydana gelen aşırı büyümeye ve uyuz dediğimiz görünüme sebebiyet verir. Bu olay, epidermis altındaki hücrelerin aşırı büyümesi ile kabuk üst tarafında kaba, pürüzlü, sert, şişkin bir yapı oluşur. Kök, gövde ve dallarda yer yer aşırı şişkinlikler meydana geldiğinde, ur ve gal şeklinde ortaya çıkar.
    Anormal renklenme: Klorofil bulunmayan dokularda klorofil oluşması, ayrıca normal klorofil bulunan ve yeşil renkte olan dokuların aşırı renklenerek önce mavi-yeşil sonra kırmızı-mor renk almasıdır. Bu olay lahanalarda sık ortaya çıkar. Yetişme döneminde normal sıcaklığın aniden düşmesi, topraktan fosfor alımının durması bitkilerde antosiyanın pigmentlerini çoğalmasına neden olarak kırmızı-mor rengi meydana getirir. Pişkinleştirilmiş fidelerde, pişkinleştirme olayının fazla yapılması da aynı şekilde fidelerde yeşil-mor renk oluşumuna sebebiyet verir.
    Anormal doku gelişmesi: Daha çok tomurcuklarda ortaya çıkar. Normalde sürgün tomurcuğu sürgün meydana getirmesi gerekirken, çiçek tomurcuğuna dönüşür ve bitkide normal veya anormal çiçekler meydana gelir. Bunun tersi domateslerde ortaya çıkar. Domates çiçekleri, ayrı bir çiçek yan dalı, salkımı şeklinde meydana gelir. Aşırı azotlu gübrelemeler bitkiyi vejetatif büyümeye yönelttiğinden, çiçek salkımının alt dallarında çiçekler meyve dönüşürken, salkımın uç çiçeği tekrar vejetatif tomurcuğa dönüşerek sürgün meydana getirir.
    Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Working...
X