fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Pazarlamaya Giriş ve Pazarlamanın Anlamı / PAZARLAMA / SEBZECİLİK

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Pazarlamaya Giriş ve Pazarlamanın Anlamı / PAZARLAMA / SEBZECİLİK

    Pazarlamaya Giriş ve Pazarlamanın Anlamı / PAZARLAMA / SEBZECİLİK

    Ülke ekonomisinde tarım ve tarım içinde bahçe bitkilerinin, bahçe bitkileri içinde sebzeciliğin ayrı bir yeri bulunmaktadır. Günümüzde sebze üretimi tarımsal üretimimizin % 7-10’u ve tarımsal ihracatın % 10-20’si karşılamaktadır. Türkiye toplamı 28.356.000 hektar tarım alanının 4.846.000 hektarında bahçe bitkileri üretimi yapılmakta ve bu alan içinde de 950 bin hektarı sebzeciliğe ayrılmış bulunmaktadır. Üretilen sebze miktarı 22-23 milyon tondur. Resmi rakamlara girmeyen hobi ve aile sebzeciliğini bu rakamlara ilave edersek yaklaşık alan 1 -1.1 milyon hektar ve üretim de 23-25 milyon ton arasında oynamaktadır. Sebze alanlarının 300-400 bin hektarında örtü altı tarımı ve örtü altı tarımının % 70-80’i cam ve plastik seralarda, % 20-30’u alçak plastik tünellerde yapılmaktadır. Her yıl artan ve eksilen alana denk düşecek şekilde üretimde oynamalar meydana gelir. Üretilen ürünler pazarda bir canlılık yaratır. Ürünlerin bollaştığı yaz aylarında enflasyon oranlarında belirgin bir düşme sağlanır. Son yıllarda sebze çeşitlerinin ıslah edilmiş olanlarının üretimde yer alması, standart hale gelmesi, ambalajlama tekniğindeki gelişmeler, pazarlama tekniğindeki yenilikler, dış satım olanaklarını arttırmıştır. 1970'li yıllara kadar milli gelirimizin % 50’den fazlasını tarım ve diğer kısmını sanayi ve ticaret ürünleri sağlarken, bu oran sanayideki gelişmelerle çok değişmiş ve günümüzde sanayi ve ticaret ürünlerinin payı % 70-80’e çıkmış, tarım ürünlerinin oranı ise % 20-30’a düşmüştür. Genel tarım ürünlerinde yaşanan bu düşüşe karşılık bahçe bitkileri ürünlerinde bir artış söz konusudur. Bunun da büyük bölümünü sebze ve çiçekçilik karşılamaktadır. Türkiye’de meyve, sebze ve çiçek üreten işletmelerin % 70-80’i küçük işletme, % 15-20’i orta ve kalan % 5-10’u büyük işletme kapsamındadır. Küçük işletmelerin arazi varlığı 5-25 dekar arasında oynar. Ayrıca bu alanların küçük, bazen parçalı ve parçaların da birbirinden uzak olması, çok çeşitli küçük miktarlarda ürünlerin ortaya çıkmasına yol açmakta, bir çeşidin bir seferde veya devamlı büyük partiler halinde üretilmesini ve ihracatını kısıtlamakta ve dış pazarlarda beğenilen ürünlerin devamlılığı sağlanamamaktadır. Burada köyler veya üretim yöreleri bazında küçük işletmeleri birleştirecek, onları müşterek çalışmaya itecek ürün planlamalarının yapılmasına, gerekirse kooperatiflerin kurulmasına, çiftçi birliklerinin oluşturulmasına gereksinim vardır. Türkiye’de henüz yeteri kadar meyve ve sebze pazarlama sistemleri geliştirilmediğinden, iç ve dış pazarlar için kısa ve uzun süreli depolama olanakları yaratılmadığından, pazarlamada istenen gelişme meydana gelmemektedir. Pazarlama hizmetleri şu anda sadece pazarlamacıya bırakılmıştır. Üreticinin ve hatta tüketicinin bu konuda hiçbir söz hakkı ve denetim gücü yoktur. Talep, arz ve buna bağlı fiyat oluşumunda neredeyse üretici ve tüketici dikkate alınmamaktadır. Bu yüzden bazı seneler talebin üzerinde ürün piyasada olur ve büyük fiyat düşmeleri, satılamadan elde kalan, çürütülen ve atılan ürünler ortaya çıkar. Yani burada üreticinin ve hatta tüketicinin bir garantisi bulunmamaktadır. GÜNEŞ’e (1961) göre, “İnsan ihtiyaçlarını karşılayan malların miktarını veya faydasını arttırmak için yapılan faaliyetlere üretim faaliyetleri” denilmektedir. Ekonomide üretim yapıldıktan sonra diğer bazı faaliyetlere daha gereksinim duyulur. İstenen mal, istenen zamanda ve istenen yerde bulunmalı ve satılmalıdır. İşte bu istek doğrultusunda bunu gerçekleştirecek faaliyetler yapmak mecburiyeti vardır. Bu faaliyetlerin planlanması, yapılmasına “Pazarlama faaliyeti” denir. Bir diğer şekliyle pazarlama faaliyeti, ürünlerin toplanması, ambalajlanması, işlenmesi, nakledilmesi, depolanması, standart hale getirilmesi, dağıtım sistemlerinin düzenlenmesi, dağıtımın yapılması ve bu sırada oluşacak ara hizmetlerin yerine getirilmesi, pazarlama kuruluşlarının kurulması, mali işlemlerin yapılması ve denetlenmesi işlemlerinin tümüdür. Böylece pazarlama mal ve hizmetlerin üreticiden tüketiciye veya kullanıcıya kadar olan hareket ve bu hareketlere ilişkin faaliyetleri kapsar. Burada bir noktaya dikkat çekmekte fayda vardır. Herhangi bir üretici kuruluşun, ürünlerini ürettikten ve pazarlamacı firmalara teslim ettikten sonra gelişen olaylarla ilgilenmemesi, sorumluluk duymaması ve yine herhangi bir firmanın üreticiden ürünü aldıktan, çeşitli kademede ürünü işledikten, ürünün depoyu veya fabrikayı terk etmesinden sonra meydana çıkacak olaylarla ilgilenmemesi hem üreticiyi ve hem de firmayı tehlikeli bir duruma sokar. Daha ileriki safhada ürünlerin tüketiciye ulaştırılmasını, satılmasını, fiyat ve talep oluşmasını, bunların nerede, nasıl ve ne şekilde meydana geldiğini öğrenmesi, malların garanti ve sorumluluğunu yüklenmesi gerekir. Aksi halde işletmesinin gelecekteki üretim ve yatırım planlamasını yapmasına ve işletmesini geliştirmesine olanak yoktur.
    Bizi ilgilendiren yönüyle pazarlamayı tarif etmek istersek “yetiştirilen ürünün tüketiciye ulaştırılması için yapılan çeşitli işlemler ve etkinliklerdir.” Burada pazarlama tarımsal amaçlı ekonomik bir çalışma olmaktadır. Esasında pazarlama üretim planlanmasıyla başlar. Öncelikle pazar koşullarının isteğine göre tür ve çeşitler seçilir, bunların hangi zaman aralığında talep edildiği ve yüksek fiyatla satıldığı tespit edilir. Daha sonra insan sağlığı ve beslenmesi yönünden bir yıl boyunca taze sebze ve meyvelerin pazarda bulundurulmasına çalışılır. Burada tabi olarak üreticinin amacı pazarda en fazla ve her zaman talep edilen ürünleri üretmek, onları fiyatın en yüksek olduğu devrede satışa sunmak, üretim sırasında kullandığı sera yastık gibi üretim yerlerinin, alet ve gereçlerin, kimyasal gübre ve ilaçların işletmesine yüklediği mali külfetini karşılamak, elde edeceği karla işletmesini büyütmek, modernleştirmek ve hepsinden önce yaşamını, yaptığı üretimle garantiye almaktır. Pazarlamacının amacı ise, ürünleri en ucuz ve yüksek kalitede almak, bunları mümkün olduğunca düşük ve değişmeyen fiyatlarda ve sürekli tüketicinin emrine sumaktır. Burada dikkat edilirse üretici ve pazarlamacı arasında ters bir amaç oluşmaktadır. Aradaki denge ise, ancak devletin koyacağı kanun ve yönetmenliklere göre, organizasyonla sağlanır. Bahçe bitkileri ürünlerinin pazarlanması, genel veya tarımsal ürünlerin pazarlanmasından biraz daha farklı ve özel bir kol görünümündedir. Çünkü bahçe bitkileri ve özellikle sebzelerin pazara hazırlanması ve tüketiciye sunulmasına kadar geçen pazarlama hizmetlerinin eksiksiz uygulanması, bitkilerin yetiştirme döneminden başlayarak, bitki biyolojisi, biyokimyası, hasat, özel ambalaj, muhafaza, nakliye ve satış konularını kapsar. Hatta bazı tür ve çeşitlerin pazarlanması bile farklılık gösterir. Gerektiğinde, hasat sonrası temizleme, yıkama, kurutma, kükürtleme ve mumlama, standartlara göre sınıf ve boylama, paketleme ve satış konularında özel bilgi ve tecrübe ister. Sebzelerin pazarlanmasında meydana gelen bu zincirleme olayların birinde yapılan bir hata ürünlerin bozulmasına ve pazarlama özelliğinin kaybolmasına yol açabilir. Bu işlemlerin gereği gibi yapılması, en uzak pazarlar arasında bile güveni doğurur, arz ve talep sağlıklı biçimde karşılanır. Böylece ülke ekonomisine, pazarlamacıya, üretici ve tüketiciye aşağıdaki faydaları sağlar.
    a. Üründe kayıplar azaltıldığından, ürünün tamamı satışa ve tüketime sunulur. Saf dışı
    kayıp ürün olmadığından parasal gelir artar. Kayıp ürünlerin maliyeti fiyata eklenmez
    ve suni fiyat artışları meydana gelmez. Piyasa istikrarı sağlanır.
    b. Üretici, pazarlayıcı ve tüketici arasındaki ilişkiler uyumlu, güvenilir olur. Birbiri
    arasındaki ürün akışında herhangi bir anormal durum ortaya çıkmaz.
    c. Yurtiçi ve dışı pazarlara ulaşma olanağı sağlanır. Bu pazarlardaki tüketiciye daha
    kolay ulaşılır.
    d. Dış pazar bulma ve o pazarlara girme olanağı doğar.
    e. Daha kalifiye işçi kullanma ve ürün hazırlama durumu ortaya çıkar.
    f. Arz ve talebe göre fiyat farklılığı azalır. Yani ürünün az olduğu dönemlerde fiyat
    yükselmesi, ürünün çok olduğu dönemlerde fiyat düşmesi büyük boyutlara ulaşmaz.
    Mevsimlik dalgalanmalar meydana gelmez.
    g. Bu durum hem üreticinin ve hem de tüketicinin lehine olur.
    h. Daha geniş kitlelere ulaşma imkanı pazarlama süresini uzatır. Bu durum üreticiyi
    teşvik eder. Tüketicinin daha uzun süre pazarda ürün bulmasını ve almasını sağlar.
    ı. Pazar dışı ürünlerin miktarı daha rahat belirlenir ve taze tüketimden artan ürünlerin
    konserve, kurutma, dondurma gibi endüstriye kayması ve ayrı bir konumda
    değerlendirilmesine yol açar. Bu sanayi kolunun gelişmesini sağlar.
    i. Endüstriye ürün verilmesi, pazarda taze ürünlerin kalitesini yükseltir. Tüketici daha
    kaliteli ürünler kullanır. Bu arada fiyat biraz yükselir. Bu da üretici açısından olumlu bir
    gelişmedir.
    j. Tüketici değişik pazarlardan gelen ürünle karşılaşır. Değişik yerden gelen ürünler
    kalitelerine göre pazarda değişik fiyatları ortaya çıkartır. Tüketicinin böyle bir pazarda
    istediklerini bulma süresi uzar ve istediği malı alma şansı artar ve bütçesine göre
    istediği fiyattaki ürünü seçme imkanı doğar.
    k. Tüketicinin talebi artar. Ürün satışlarında devamlılık meydana gelir. Ürünler satılmak
    için uzun süre beklemez. Bozuk ürün alama riskini azaltır ve ürünlerin besin değeri
    kaybolmadan tüketilmesini temin eder.
    l. Hasat edilen ürünler en ekonomik şekilde pazara sürülür ve tüketiciye ulaştırılır.
    Ülkemizde tüketicinin sağlıklı yaşamak için, düzgün beslenmenin bir ön koşul olduğu bilinci artıkça ve bu yüzden beslenme yönündeki bilgi ve görgüsü değiştikçe pazardan isteği farklılaşır. Bu farklılığa göre üreticiler yeni çeşitleri ve yetiştirme tekniklerini devreye sokmak, pazar isteği doğrultusunda ürünlerinin hasadını yapıp, ambalajlayıp pazarlamacıya sunmak mecburiyetindedir. Pazarlamacılar, en kısa sürede ürünleri bozulmadan tüketiciye ulaştırmak için pazarlama sistemlerini yenilemek ve örgütlenmek zorundadır. Devlet üretici, tüketici ve pazarlamacı arasındaki ilişkileri, dengeyi korumak üzere kanun ve yasaları yapmak ve yürürlüğe koymak durumundadır. Bu durum, pazarlamada gelişmelere yol açar. Nitekim ülkemizde de bu değişim ve gelişme şu anda yaşanmaktadır. Yeni yeni pazarlamacı kuruluşları devreye girmekte, bunlar arasındaki rekabet, ürünlerin toplanması, pazara hazırlanması sırasında yapılan işlemlerin gelişmesine ve modernleşmesine yol açmaktadır. Eskiden üstü açık tahta kasalarda ve küfelerde dökme olarak satılan mallar, şimdi özel ve tüketiciye uygun büyüklükteki ambalajlar içinde standart halde pazarda bulunmaktadır. Bunda Kipa, Tansaş, Migros, Metro ve Carrefour ve benzeri firmalar etken rol oynamaktadır.
    Modern bir pazarlamanın göstergesi, pazarlamada gereksinim duyulan soğuk hava depoları ve soğuk taşıma zincirinin olmasıdır. Son yıllarda ülkemizde soğuk hava depolarında ve frigorifik taşıyıcılarda büyük bir artış meydana gelmiştir. Özel soğutucu depolar yanında, yapay ve doğal mağaralar da kullanılmaktadır. Niğde ve Ürgüp yöresinde bu iş yoğunlaşmış durumdadır. Burada 1 milyon m3’ün üstünde mağara bulunmaktadır. Soğuk hava depolarıyla beraber toplam depo kapasitesi 3-4 milyon m3 civarında olmaktadır.
    Pazarlamanın diğer birimlerle de ilişkisi vardır. Tüketici davranışlarını ortaya çıkarmak, fiyat, üretim ve tüketim miktarlarını, pazarın bunlar üzerindeki etkisini tespit etmek, karşılıklı etkilenişlerini ortaya koymak ancak iyi bir istatistik ve ekonometri bilgisiyle yapılabilir. Böylece pazarlamanın ileri aşamasındaki tüketici ve üretici davranışları, fiyat analizleri ve fiyat oluşması irdelenebilir. Bu aynı zamanda tarım politikalarının nasıl yönlendirileceğini belirler. İşletmeler arsındaki anlaşmazlıkların hukuki ve yasak boyutlarının çizilmesine yardımcı olur. Pazarda meydana gelen değişimleri üretici ve tüketiciye duyurmak gerekir. Burada pazarlama ile yayım ve haberleşme ikilemi devreye girer. Medyanın pazarlamadaki rolü çok büyüktür, onun en önemli reklamcısıdır.
    Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Working...
X