Ürünleri Pazarlama Şekilleri / PAZARLAMA / SEBZECİLİK
Her ülkede ürünlerin kendine özgü pazarlama özellikleri olabileceği gibi uluslararası pazarlama şekilleri de vardır. Türkiye’de son yıllarda ihracata dayalı bir büyüme politikası izlendiğinden hem sanayi ve hem de tarım ürünlerinin dış satımında önemli artışlar meydana gelmiştir. Tabiatıyla bu artışlar, her iki sektörün kalkınmasına ve pazarlama işlemlerinde kalitenin yükselip ön plana çıkmasına ve pazarlama tekniklerinin standartlara uygun ve gelişmiş tekniklerle uygulanmasına yol açmıştır. Tarım kesiminde çalışan nüfusun giderek azalmasına karşın, gerek ürün miktarında gerekse kalitedeki artışlar gözlenmektedir. Yetiştirilen çeşitler değişmiş, günün modası yüksek verimli ve bazı hastalık ve zararlılara dayanıklı F1 hibrit çeşitler devreye girmiştir. Yurtiçinde sebze standartlarının kullanılması mecburi olmamasına karşın, bu standartlar yurtiçinde kendiliğinden kullanılır hale gelmiştir. Bu kaliteli yetiştirilen ürünlerin pazarda daha iyi fiyatlarla satılması ve fazla kazanç sağlanması için, bu işle uğraşan yetiştirici, toplayıcı, pazara hazırlayıcı ve satıcıların, standartlara uymasına, ürünleri en iyi ambalajlara koymasına, onların albenilerini arttırmasına ve pazarlama hizmetlerini en üst düzeye çıkartmasına vesile olmuştur. Eskiden ürün yetiştiriciden tüketiciye kadar geçen devrede birçok el değiştirirken (aracılar bulunurken) ve bölgesel çok değişik pazarlama şekilleri görülürken, bunlarda da iyileşmeler ve müşterek satış organizasyonları ve mümkün olduğunca az aracılı satış sistemleri geliştirilmektedir. Tabiatıyla bu değişimlere, dünyada yaş meyve ve sebze ihracatı yapan lider İspanya, İsrail, Güney Afrika ve Hollanda gibi ülkelerde yapılan konsey, okşın ve bord gibi organizasyonların ve onların uyguladıkları sistemlerin de etkisi büyük olmuştur. Çünkü bu organizasyonlar sadece ihracatın düzenlenmesi, iyi işlemesi ve pazarlama tekniklerinin geliştirilmesi gibi konularda çalışmaz, aynı zamanda dış pazarların istekleri doğrultusunda üreticilerin bilinçlenmesine, üretimlerini bu istekler doğrultusunda yetiştirip pazara hazırlanmasına yön gösterici olur ve onlara teknik bilgi, alet, makine ve malzeme yardımında bulunur. Üretim planlanmasının yapılmasına yardımcı olur. Üretici, pazarlayıcı ve tüketici arasındaki bağlantının en iyi şekilde kurulmasına ve aralarında hiç birinin mağdur olmayacak sistemin çalışmasına ve işlemesine yardımcı olur. Piyasadaki gerekli denetim mekanizmalarını oluşturur.
Ülkemizdeki yaş meyve sebzeler, sadece genel tarım sektöründe değil, genel ekonomi içinde bile farklı bir konuma sahiptir. Üretimden başlayarak, pazarlamanın her halkasında binlerce kişi çalışmakta ve geçimlerini bu yolla kazanmaktadır. Ayrıca ülkemizde giderek artan sanayi sektörünün büyük bir bölümünün ham madde gereksinimi karşılanır. Tabiatıyla bu durum bizi tarım sektörünün insan beslenmesi ve sağlığı yönünden başka, sanayi mallarına talep yaratılması ve onun geliştirilmesine yardımcı olduğu fikrine götürür. Diğer taraftan sanayi ürünleri olan ilaç, gübre, yem, malzeme (cam, plastik, demir vs. gibi), alet ve makinelere talep göstererek, onların daha kaliteli maddeler üretmesine ve teknolojik ilerlemesine yol açar. Ülkemizde oluşan bir çok güzellikler yanında maalesef bunlara sekte vuran bazı unsur ve davranışlar vardır. Belli bir süreden beri iş başına gelen siyasi iktidarların iyi ve düzgün mali ve ekonomik politikalar uygulayamamaları, bir çok siyaset adamlarının hortumcu düzenin yerleşmesine yardımcı ve yataklık yapmaları, rüşvet ve kayırmalara göz yummaları, banka soygunları ve soygunların külfetlerini devlete yüklemeleri, bu işlere bulaşanların sanki hiçbir şey yapmamış gibi ortalıkta dolaşmaları, kanunların ve yargı organlarının bunlar hakkında işlem yapmada yetersiz kalması, ekonomik açıdan ülkemizin giderek ekonomik ve parasal kaynak bakımdan dış ülkelere bağımlı olmasına yol açmış ve düzgün çalışanları mali finansman bulmalarını zorlaştırmış ve yatırım yapmalarını kısıtlamıştır. Ne yazıktır ki hem sanayi ve hem de etkisi daha fazla tarım kesiminde görülen işletme kapasitenin tam randımanla çalıştırılamaması ve istenen yeni yatırımlar yapılamaması, bir çok iş yerinin artarda kapanması ve bir çok kişinin işsiz kalması ve açlık sınırında insan sayısının artması gündeme gelmiştir. Bu yüzden ülkemizde eskiden birçok küçük yerleşim alanlarında kimse hırsızlığa ve soyguna karşı kapısını ve penceresini kapatmazken, şimdi en kalabalık ve işlek yerlerde bile (bazen emniyet güçlerinin en fazla bulunduğu alanlarda bile), kapkaççılar, hırsızlar, vurguncular cirit atmakta ve gasplar, soygunlar peş peşe gelmektedir. Gönül bir an önce bu olumsuz durumların düzelmesini ve ülkemizin birlik ve bütünlüğe kavuşarak kendi gücüyle işeyen, bağımsız bir ekonomiye ve siyasi iktidara kavuşmasını, yatırımcıların gereken yatırımı, bu gün olduğu gibi yurtiçindeki yatırımlarını, fabrikalarını kapatıp yurtdışındaki ülkelere taşımak yerine, yurtiçinde yapmalarını ve böylece açılacak iş yerlerinde halen boşta gezen bunca insanımızın ve özellikle üniversite mezunu gençlerimizin iş ve aş bulmasını ister. Bir ülkede, gerek iç ve gerekse dış pazar yaş sebze ve meyve isteklerini karşılayacak, düzenli bir pazarlama sisteminin kurulması için, istenen belirli çeşitleri seçmek ve bu çeşitleri pazarın talepleri doğrultusunda devamlı üretimde tutmak gerekir. Sebzecilikte ve özellikle örtü altı tarımında son yıllarda, dışarıdan yüzlerce çeşit yurda sokulmakta ve bazı sebze çeşitlerinde bu yüzden aşırı bir çeşit zenginliği ortaya çıkmaktadır. Bu durum belki çeşit geliştirilmesi yanından yaralı gözükse bile, üretim alanın, bu fazla çeşitlerin yetiştirilmesi için bölünmesinden, pazarda istenen bir çeşitten, istendiği anda istendiği miktarda ürün yollanamamasına, pazarlamayı kısıtlayan çok yararsız bir tarafı ortaya çıkmasına ve talep karşılanana kadar, pazar kaybına yol açmaktadır. Ayrıca zararlı yanlarından bir başkası da, bu çeşitlerin büyük bir çoğunluğunun yurtiçinde hiçbir denemeye, adaptasyona tabi tutulmadan hemen üretim izni alınıp, satılıp, üretilmesidir. Böylece yurtiçinde olmayan bir çok hastalık ve zararlı ortaya çıkmaktadır. Bu hastalık ve zararlılar bir yandan üretimde düşüşlere ve kalite bozulmalarına yol açarken, diğer taraftan daha fazla ilaç kullanımını ve dolayısıyla insan sağlığıyla ilgili problemleri ortaya çıkarmaktadır. Bu çeşit karmaşasına son verilmesi gerekir. Bu konu denetimi için Tarım Bakanlığı’na ve tohum üreten firmalara büyük iş düşmektedir.
Çeşit ve tohum konularının geliştirilmesi yanında, tarla tekniklerindeki gelişmeler de önemli yer tutmaktadır. Serler, eskiden demirci ustalarının bilgiden ve teknikten yoksun, birçok sorun getiren ve içinde istenilen yetiştiriciliğin bir türlü geliştirilemediği yapıtlarken, şimdi yurtdışından ithal ve yurtiçinde fabrikasyon yapılan, kliması ayarlanabilir modern serlerle ve bunlar içinde uygulanan topraksız yetiştiricilik, yağmurlama ve damlama sulama yöntemleriyle, çeşitli gübre, alet kullanımıyla, neredeyse seri üretim yapan bir fabrika görünümü kazanmıştır. Tarla üretimi yanında, ser sebzeciliğinin devreye girmesi, pazarda mevsimlik ve turfanda sebzeleri satma yöntemini ve bunlara çok farklı fiyat koyma isteğini ortadan kaldırmış, yerine bir yıl boyunca pazarda devamlı bulunan ve aşağı yukarı fazla değişmeyen fiyatlarla satılan sebzelere bırakmıştır. Standartların uygulandığı bir pazarlama ve pazarlama zinciri oluşturulmuştur. Tabi bütün bunlara bir de tüketicinin bilinçlenmesi, pazarda farklı ürünler içinde değerli gördüklerine daha iyi fiyat vermesi ve o tip ürünleri istemesi büyük katkı yapmıştır. Bütün bu olay bir yandan pazarda arz ve talebin yönlendirilmesine, diğer yandan fiyat oluşumuna ve istikrar bulmasına yardımcı olmuştur.
Yurtiçinde sebzelerin, yıl içinde çeşitli pazarlama kanallarından geçiş miktarı, ürünlerin özelliğine bağlı kalarak direkt pazara çıkmasına veya depolanmasına göre değişiklik göstermektedir. Ser sebzeciliği ve depolama ürünlerine pazarda daha geniş bir zaman dilime yayılma şansı verir ve hatta yılın her anında bu ürünlerin pazarda bulunmasını sağlar. Eskiden yazlık ve kışlık olarak ikiye ayırdığımız ve zamanlarında satılan sebzeleri, bu şekli ile ayırmak artık mümkün olmamaktadır. Bölgelere göre, üreticiler arasında farklı düşünceler meydana gelir. Bazı bölgede üreticiler, kaliteyi ön planda tutarken, bazı bölgelerde üretim miktarı hedef alınır. Esasında her iki unsuru bir arada düşünmek daha doğrudur. Ürünün belli dönemler arasına sıkışmamasına özen göstermeli, bunun için iyi bir üretim planlaması yapılmalıdır. Yıl içinde buna rağmen ürünlerin pazara çıktığı ve yığılmaya başladığı ilkbahar sonu ve yaz başı ile sonbahar sonu ve kış başı iki büyük devre ortaya çıkabilir. Bu devreler fiyatın seyrini etkileyerek, fiyatta iniş ve çıkışlar meydana getirebilir. Fiyat farklılıkları, ürünlerin maliyetlerinin hesaplanmasını zorlaştırır. Yazarlara göre ürün maliyetlerinin hesaplanmasında:
a. En düşük satış fiyatı bile mutlak üretim maliyetinin üzerinde olmalı, üreticinin zarar etmemesi ve devamlı üretim faaliyetinde işlevini sürdürmesi açısından bu konunun bu şekilde realize edilmesi gerekmektedir
b. Maliyeti düşürücü unsurların ortaya çıkartılması ve bunların iyi bir şekilde uygulanması gerekmektedir.
c. Aynı yörelerde benzer çalışma yapanlar arasında karşılaştırmalar yaparak, en etkin bir işletmecilik şekli gerçekleştirilmelidir.
d. Pazarlama marjlarının aracılar arasında hangi oranlarda paylaşıldığının tespiti, üretim maliyetlerinin bilinmesi ve bunlara göre pazarlama sistemlerinin etkin hale getirilmesi ve analitik hesaplamaların yapılması sağlanmalıdır.
Pazarlama hizmetleri, hasat ve toplama ile başlar. Ancak pazarlamanın iyi oluşması ve cereyanı üretimi de içersine alır. Üretim ne kadar iyi ve düzgün gerçekleştirilir, hasat ve toplama ne kadar muntazam ve devamlı yapılırsa, pazarlama o kadar iyi sonuç verir. Pazarlama aşamasına gelinceye kadar ürünler yaralanmamalı, ezilmemeli, hastalık ve zararlılara bulaşmamalı ve temiz olmalıdır. Hasattan sonra ürünlerin bir kısmı iç, bir kısmı dış pazara yollanır. Bazı ürünler hasat sonrası bahçeden doğruca pazara yollanacak şekilde hazırlanır. Bu ürünler genelde zedelenmeye kolay maruz kalan ürünlerdir ve bunların miktarı da azdır. Bazense ürünler küçük partiler halinde semt pazarlarına direkt üretici tarafından çıkartılır. Bunun dışında ürünlerin büyük bir bölümü üretim yerinden merkezi bir yere, örneğin hale ve alıcıların bulunduğu toplama merkezlerine götürülür. Hale ürünler, hasat sonrası bahçede ambalajlanarak ve etiketlenerek getirilir. Bu ürünler genelde bu ambalajlar içinde satılır. Ancak bazen ambalajlı gelen bu ürünler haldeki pazarlayıcı tarafından alınır ve yeniden ambalajlanır ve etiketlenir. Toplama merkezlerine ürünler dökme ve ender olarak ambalajlı gönderilir. Dökme ürünler de aynı ambalajlanmış ürünler gibi yıkanmış ve temizlenmiştir. Toplama merkezine ürün büyük sandıklar, küfeler ve torbalar içinde getirilir. Toplama merkezlerinde dökme ürünü alan mahalli toplayıcılar, aracılar, komisyoncular ve dış satım yapan ihracatçılar kendi istekleri doğrultusunda ürünü ayıklar, sınıf ve boylara ayırıp, ambalajlar. Ürününü alivre (tarladaki ürün üzerinden yapılan satış şekliyle) usulle satan üreticiler, hasat dahil hiçbir pazarlama işlemiyle uğraşmaz. Burada bütün işlemleri ürünü satın alan alıcı üstlenir. Bu genel tanımlardan sonra ülkemizdeki üreticiden tüketiciye kadar olan değişik pazarlama kanallarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
a. Üretici .... ilk toplayıcı .... perakendeci veya semt pazarcısı .... tüketici
(Bu kanalda ilk toplayıcı, ürünü semt pazarlarında üreticiye satabilir veya üreticiye direkt sokak arası satışlar yapabilir)
b. Üretici .... üretim merkezi (komisyoncu) .... tüketim merkezi (komisyoncu) .... perakendeci .... tüketici
(Bu kanalda ürün sevkıyatçı tüccar, bölge hal komisyoncusu, nakliyeci firma, tüketim yerindeki hal komisyoncusu, perakendeci manav gibi bir sürü aracının elinden geçer)
c. Üretici .... toplayıcı .... sevkıyatçı (tüccar) .... tüketim merkezi (komisyoncu) .... perakendeci .... tüketici
(Bu kanalda en az bir kooperatifin yer aldığı bir ürün sevkıyatı da olabilir)
d. Üretici .... tüketim merkezi (komisyoncu) .... perakendeci .... tüketici veya kooperatifler
(Bu kanalda bölge hal komisyoncusu, nakliyeci, semt komisyoncusu ve semt pazarlamacısı da devreye girebilir)
e. Üretici .... büyük komisyoncu veya pazarlama şirketi .... tüketici
(Bu kanal son yıllarda ortaya çıkmıştır. Üreticiden direkt alınan ürün ya toptancı tarafından satıcıya ulaştırılır yada satıcı firma ürünü kendisi alır ve satışa sunar)
Pazarlama kanalında araya ne kadar kişi ve kuruluş girer ve ürün ne kadar el değiştirirse fiyat o kadar yükselir. En az para, üreticinin eline geçer. Üreticinin kaybı % 20-30 olup, bu oran bazen % 50-60’a kadar çıkabilir. Bazen uzak pazarlara mal gönderen üretici, malının satış değerini en son malını satan kuruluştan alır. Bu satış değerinden aracıların payları düşüldükten sonra üretici borçlu bile kalabilir. Ayrıca bu devre esnasında ürünün bozulma riski üreticiye aittir. Satılmayan veya çürüyüp, çöpe atılan ürünün zararını tamamen yüklenir. Sebzelerin satılmasında bir kısım ürün doğrudan tüketiciye, üretim yerinde tarlada, yol kenarlarında ve mahalli semt pazarlarında satılır. Bu satışlardan üretici en iyi karı sağlar. Fakat ürettiği ürünün tamamını satma ve satış için ayırdığı zaman, üretim için kayıp zaman olur.
Her ülkede ürünlerin kendine özgü pazarlama özellikleri olabileceği gibi uluslararası pazarlama şekilleri de vardır. Türkiye’de son yıllarda ihracata dayalı bir büyüme politikası izlendiğinden hem sanayi ve hem de tarım ürünlerinin dış satımında önemli artışlar meydana gelmiştir. Tabiatıyla bu artışlar, her iki sektörün kalkınmasına ve pazarlama işlemlerinde kalitenin yükselip ön plana çıkmasına ve pazarlama tekniklerinin standartlara uygun ve gelişmiş tekniklerle uygulanmasına yol açmıştır. Tarım kesiminde çalışan nüfusun giderek azalmasına karşın, gerek ürün miktarında gerekse kalitedeki artışlar gözlenmektedir. Yetiştirilen çeşitler değişmiş, günün modası yüksek verimli ve bazı hastalık ve zararlılara dayanıklı F1 hibrit çeşitler devreye girmiştir. Yurtiçinde sebze standartlarının kullanılması mecburi olmamasına karşın, bu standartlar yurtiçinde kendiliğinden kullanılır hale gelmiştir. Bu kaliteli yetiştirilen ürünlerin pazarda daha iyi fiyatlarla satılması ve fazla kazanç sağlanması için, bu işle uğraşan yetiştirici, toplayıcı, pazara hazırlayıcı ve satıcıların, standartlara uymasına, ürünleri en iyi ambalajlara koymasına, onların albenilerini arttırmasına ve pazarlama hizmetlerini en üst düzeye çıkartmasına vesile olmuştur. Eskiden ürün yetiştiriciden tüketiciye kadar geçen devrede birçok el değiştirirken (aracılar bulunurken) ve bölgesel çok değişik pazarlama şekilleri görülürken, bunlarda da iyileşmeler ve müşterek satış organizasyonları ve mümkün olduğunca az aracılı satış sistemleri geliştirilmektedir. Tabiatıyla bu değişimlere, dünyada yaş meyve ve sebze ihracatı yapan lider İspanya, İsrail, Güney Afrika ve Hollanda gibi ülkelerde yapılan konsey, okşın ve bord gibi organizasyonların ve onların uyguladıkları sistemlerin de etkisi büyük olmuştur. Çünkü bu organizasyonlar sadece ihracatın düzenlenmesi, iyi işlemesi ve pazarlama tekniklerinin geliştirilmesi gibi konularda çalışmaz, aynı zamanda dış pazarların istekleri doğrultusunda üreticilerin bilinçlenmesine, üretimlerini bu istekler doğrultusunda yetiştirip pazara hazırlanmasına yön gösterici olur ve onlara teknik bilgi, alet, makine ve malzeme yardımında bulunur. Üretim planlanmasının yapılmasına yardımcı olur. Üretici, pazarlayıcı ve tüketici arasındaki bağlantının en iyi şekilde kurulmasına ve aralarında hiç birinin mağdur olmayacak sistemin çalışmasına ve işlemesine yardımcı olur. Piyasadaki gerekli denetim mekanizmalarını oluşturur.
Ülkemizdeki yaş meyve sebzeler, sadece genel tarım sektöründe değil, genel ekonomi içinde bile farklı bir konuma sahiptir. Üretimden başlayarak, pazarlamanın her halkasında binlerce kişi çalışmakta ve geçimlerini bu yolla kazanmaktadır. Ayrıca ülkemizde giderek artan sanayi sektörünün büyük bir bölümünün ham madde gereksinimi karşılanır. Tabiatıyla bu durum bizi tarım sektörünün insan beslenmesi ve sağlığı yönünden başka, sanayi mallarına talep yaratılması ve onun geliştirilmesine yardımcı olduğu fikrine götürür. Diğer taraftan sanayi ürünleri olan ilaç, gübre, yem, malzeme (cam, plastik, demir vs. gibi), alet ve makinelere talep göstererek, onların daha kaliteli maddeler üretmesine ve teknolojik ilerlemesine yol açar. Ülkemizde oluşan bir çok güzellikler yanında maalesef bunlara sekte vuran bazı unsur ve davranışlar vardır. Belli bir süreden beri iş başına gelen siyasi iktidarların iyi ve düzgün mali ve ekonomik politikalar uygulayamamaları, bir çok siyaset adamlarının hortumcu düzenin yerleşmesine yardımcı ve yataklık yapmaları, rüşvet ve kayırmalara göz yummaları, banka soygunları ve soygunların külfetlerini devlete yüklemeleri, bu işlere bulaşanların sanki hiçbir şey yapmamış gibi ortalıkta dolaşmaları, kanunların ve yargı organlarının bunlar hakkında işlem yapmada yetersiz kalması, ekonomik açıdan ülkemizin giderek ekonomik ve parasal kaynak bakımdan dış ülkelere bağımlı olmasına yol açmış ve düzgün çalışanları mali finansman bulmalarını zorlaştırmış ve yatırım yapmalarını kısıtlamıştır. Ne yazıktır ki hem sanayi ve hem de etkisi daha fazla tarım kesiminde görülen işletme kapasitenin tam randımanla çalıştırılamaması ve istenen yeni yatırımlar yapılamaması, bir çok iş yerinin artarda kapanması ve bir çok kişinin işsiz kalması ve açlık sınırında insan sayısının artması gündeme gelmiştir. Bu yüzden ülkemizde eskiden birçok küçük yerleşim alanlarında kimse hırsızlığa ve soyguna karşı kapısını ve penceresini kapatmazken, şimdi en kalabalık ve işlek yerlerde bile (bazen emniyet güçlerinin en fazla bulunduğu alanlarda bile), kapkaççılar, hırsızlar, vurguncular cirit atmakta ve gasplar, soygunlar peş peşe gelmektedir. Gönül bir an önce bu olumsuz durumların düzelmesini ve ülkemizin birlik ve bütünlüğe kavuşarak kendi gücüyle işeyen, bağımsız bir ekonomiye ve siyasi iktidara kavuşmasını, yatırımcıların gereken yatırımı, bu gün olduğu gibi yurtiçindeki yatırımlarını, fabrikalarını kapatıp yurtdışındaki ülkelere taşımak yerine, yurtiçinde yapmalarını ve böylece açılacak iş yerlerinde halen boşta gezen bunca insanımızın ve özellikle üniversite mezunu gençlerimizin iş ve aş bulmasını ister. Bir ülkede, gerek iç ve gerekse dış pazar yaş sebze ve meyve isteklerini karşılayacak, düzenli bir pazarlama sisteminin kurulması için, istenen belirli çeşitleri seçmek ve bu çeşitleri pazarın talepleri doğrultusunda devamlı üretimde tutmak gerekir. Sebzecilikte ve özellikle örtü altı tarımında son yıllarda, dışarıdan yüzlerce çeşit yurda sokulmakta ve bazı sebze çeşitlerinde bu yüzden aşırı bir çeşit zenginliği ortaya çıkmaktadır. Bu durum belki çeşit geliştirilmesi yanından yaralı gözükse bile, üretim alanın, bu fazla çeşitlerin yetiştirilmesi için bölünmesinden, pazarda istenen bir çeşitten, istendiği anda istendiği miktarda ürün yollanamamasına, pazarlamayı kısıtlayan çok yararsız bir tarafı ortaya çıkmasına ve talep karşılanana kadar, pazar kaybına yol açmaktadır. Ayrıca zararlı yanlarından bir başkası da, bu çeşitlerin büyük bir çoğunluğunun yurtiçinde hiçbir denemeye, adaptasyona tabi tutulmadan hemen üretim izni alınıp, satılıp, üretilmesidir. Böylece yurtiçinde olmayan bir çok hastalık ve zararlı ortaya çıkmaktadır. Bu hastalık ve zararlılar bir yandan üretimde düşüşlere ve kalite bozulmalarına yol açarken, diğer taraftan daha fazla ilaç kullanımını ve dolayısıyla insan sağlığıyla ilgili problemleri ortaya çıkarmaktadır. Bu çeşit karmaşasına son verilmesi gerekir. Bu konu denetimi için Tarım Bakanlığı’na ve tohum üreten firmalara büyük iş düşmektedir.
Çeşit ve tohum konularının geliştirilmesi yanında, tarla tekniklerindeki gelişmeler de önemli yer tutmaktadır. Serler, eskiden demirci ustalarının bilgiden ve teknikten yoksun, birçok sorun getiren ve içinde istenilen yetiştiriciliğin bir türlü geliştirilemediği yapıtlarken, şimdi yurtdışından ithal ve yurtiçinde fabrikasyon yapılan, kliması ayarlanabilir modern serlerle ve bunlar içinde uygulanan topraksız yetiştiricilik, yağmurlama ve damlama sulama yöntemleriyle, çeşitli gübre, alet kullanımıyla, neredeyse seri üretim yapan bir fabrika görünümü kazanmıştır. Tarla üretimi yanında, ser sebzeciliğinin devreye girmesi, pazarda mevsimlik ve turfanda sebzeleri satma yöntemini ve bunlara çok farklı fiyat koyma isteğini ortadan kaldırmış, yerine bir yıl boyunca pazarda devamlı bulunan ve aşağı yukarı fazla değişmeyen fiyatlarla satılan sebzelere bırakmıştır. Standartların uygulandığı bir pazarlama ve pazarlama zinciri oluşturulmuştur. Tabi bütün bunlara bir de tüketicinin bilinçlenmesi, pazarda farklı ürünler içinde değerli gördüklerine daha iyi fiyat vermesi ve o tip ürünleri istemesi büyük katkı yapmıştır. Bütün bu olay bir yandan pazarda arz ve talebin yönlendirilmesine, diğer yandan fiyat oluşumuna ve istikrar bulmasına yardımcı olmuştur.
Yurtiçinde sebzelerin, yıl içinde çeşitli pazarlama kanallarından geçiş miktarı, ürünlerin özelliğine bağlı kalarak direkt pazara çıkmasına veya depolanmasına göre değişiklik göstermektedir. Ser sebzeciliği ve depolama ürünlerine pazarda daha geniş bir zaman dilime yayılma şansı verir ve hatta yılın her anında bu ürünlerin pazarda bulunmasını sağlar. Eskiden yazlık ve kışlık olarak ikiye ayırdığımız ve zamanlarında satılan sebzeleri, bu şekli ile ayırmak artık mümkün olmamaktadır. Bölgelere göre, üreticiler arasında farklı düşünceler meydana gelir. Bazı bölgede üreticiler, kaliteyi ön planda tutarken, bazı bölgelerde üretim miktarı hedef alınır. Esasında her iki unsuru bir arada düşünmek daha doğrudur. Ürünün belli dönemler arasına sıkışmamasına özen göstermeli, bunun için iyi bir üretim planlaması yapılmalıdır. Yıl içinde buna rağmen ürünlerin pazara çıktığı ve yığılmaya başladığı ilkbahar sonu ve yaz başı ile sonbahar sonu ve kış başı iki büyük devre ortaya çıkabilir. Bu devreler fiyatın seyrini etkileyerek, fiyatta iniş ve çıkışlar meydana getirebilir. Fiyat farklılıkları, ürünlerin maliyetlerinin hesaplanmasını zorlaştırır. Yazarlara göre ürün maliyetlerinin hesaplanmasında:
a. En düşük satış fiyatı bile mutlak üretim maliyetinin üzerinde olmalı, üreticinin zarar etmemesi ve devamlı üretim faaliyetinde işlevini sürdürmesi açısından bu konunun bu şekilde realize edilmesi gerekmektedir
b. Maliyeti düşürücü unsurların ortaya çıkartılması ve bunların iyi bir şekilde uygulanması gerekmektedir.
c. Aynı yörelerde benzer çalışma yapanlar arasında karşılaştırmalar yaparak, en etkin bir işletmecilik şekli gerçekleştirilmelidir.
d. Pazarlama marjlarının aracılar arasında hangi oranlarda paylaşıldığının tespiti, üretim maliyetlerinin bilinmesi ve bunlara göre pazarlama sistemlerinin etkin hale getirilmesi ve analitik hesaplamaların yapılması sağlanmalıdır.
Pazarlama hizmetleri, hasat ve toplama ile başlar. Ancak pazarlamanın iyi oluşması ve cereyanı üretimi de içersine alır. Üretim ne kadar iyi ve düzgün gerçekleştirilir, hasat ve toplama ne kadar muntazam ve devamlı yapılırsa, pazarlama o kadar iyi sonuç verir. Pazarlama aşamasına gelinceye kadar ürünler yaralanmamalı, ezilmemeli, hastalık ve zararlılara bulaşmamalı ve temiz olmalıdır. Hasattan sonra ürünlerin bir kısmı iç, bir kısmı dış pazara yollanır. Bazı ürünler hasat sonrası bahçeden doğruca pazara yollanacak şekilde hazırlanır. Bu ürünler genelde zedelenmeye kolay maruz kalan ürünlerdir ve bunların miktarı da azdır. Bazense ürünler küçük partiler halinde semt pazarlarına direkt üretici tarafından çıkartılır. Bunun dışında ürünlerin büyük bir bölümü üretim yerinden merkezi bir yere, örneğin hale ve alıcıların bulunduğu toplama merkezlerine götürülür. Hale ürünler, hasat sonrası bahçede ambalajlanarak ve etiketlenerek getirilir. Bu ürünler genelde bu ambalajlar içinde satılır. Ancak bazen ambalajlı gelen bu ürünler haldeki pazarlayıcı tarafından alınır ve yeniden ambalajlanır ve etiketlenir. Toplama merkezlerine ürünler dökme ve ender olarak ambalajlı gönderilir. Dökme ürünler de aynı ambalajlanmış ürünler gibi yıkanmış ve temizlenmiştir. Toplama merkezine ürün büyük sandıklar, küfeler ve torbalar içinde getirilir. Toplama merkezlerinde dökme ürünü alan mahalli toplayıcılar, aracılar, komisyoncular ve dış satım yapan ihracatçılar kendi istekleri doğrultusunda ürünü ayıklar, sınıf ve boylara ayırıp, ambalajlar. Ürününü alivre (tarladaki ürün üzerinden yapılan satış şekliyle) usulle satan üreticiler, hasat dahil hiçbir pazarlama işlemiyle uğraşmaz. Burada bütün işlemleri ürünü satın alan alıcı üstlenir. Bu genel tanımlardan sonra ülkemizdeki üreticiden tüketiciye kadar olan değişik pazarlama kanallarını aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:
a. Üretici .... ilk toplayıcı .... perakendeci veya semt pazarcısı .... tüketici
(Bu kanalda ilk toplayıcı, ürünü semt pazarlarında üreticiye satabilir veya üreticiye direkt sokak arası satışlar yapabilir)
b. Üretici .... üretim merkezi (komisyoncu) .... tüketim merkezi (komisyoncu) .... perakendeci .... tüketici
(Bu kanalda ürün sevkıyatçı tüccar, bölge hal komisyoncusu, nakliyeci firma, tüketim yerindeki hal komisyoncusu, perakendeci manav gibi bir sürü aracının elinden geçer)
c. Üretici .... toplayıcı .... sevkıyatçı (tüccar) .... tüketim merkezi (komisyoncu) .... perakendeci .... tüketici
(Bu kanalda en az bir kooperatifin yer aldığı bir ürün sevkıyatı da olabilir)
d. Üretici .... tüketim merkezi (komisyoncu) .... perakendeci .... tüketici veya kooperatifler
(Bu kanalda bölge hal komisyoncusu, nakliyeci, semt komisyoncusu ve semt pazarlamacısı da devreye girebilir)
e. Üretici .... büyük komisyoncu veya pazarlama şirketi .... tüketici
(Bu kanal son yıllarda ortaya çıkmıştır. Üreticiden direkt alınan ürün ya toptancı tarafından satıcıya ulaştırılır yada satıcı firma ürünü kendisi alır ve satışa sunar)
Pazarlama kanalında araya ne kadar kişi ve kuruluş girer ve ürün ne kadar el değiştirirse fiyat o kadar yükselir. En az para, üreticinin eline geçer. Üreticinin kaybı % 20-30 olup, bu oran bazen % 50-60’a kadar çıkabilir. Bazen uzak pazarlara mal gönderen üretici, malının satış değerini en son malını satan kuruluştan alır. Bu satış değerinden aracıların payları düşüldükten sonra üretici borçlu bile kalabilir. Ayrıca bu devre esnasında ürünün bozulma riski üreticiye aittir. Satılmayan veya çürüyüp, çöpe atılan ürünün zararını tamamen yüklenir. Sebzelerin satılmasında bir kısım ürün doğrudan tüketiciye, üretim yerinde tarlada, yol kenarlarında ve mahalli semt pazarlarında satılır. Bu satışlardan üretici en iyi karı sağlar. Fakat ürettiği ürünün tamamını satma ve satış için ayırdığı zaman, üretim için kayıp zaman olur.


Comment