SEBZECİLİKTE EKİM NÖBETİ (MÜNAVEBE)
Sebze işletmelerinin düzgün ve ekonomik çalışmaları, yapacakları planlamalarla gerçekleşir. Arazinin iyi kullanılması ve pazar istekleri doğrultusunda ürünlere yer ve zaman ayrılması, iyi bir ekim nöbeti planından geçer. Ekim nöbeti, sebzelerin ekim zamanlarını tespit eden, yıllık ve/veya çok yıllık planlayan ve aynı parsel üzerinde sebzelerin arka arkaya yetiştirilme sıralarını belirleyen bir sistemdir. Bir başka deyişle ekim nöbeti, belirli bir sistem içinde eldeki mevcut ekim alanında toprak yorgunluğu meydana gelmesini önleme ve toprağın özelliklerinin bozulmasına izin vermeme ve üretim yapılamaz hale gelmesini ortadan kaldırma, onu en iyi şekilde değerlendirerek, uzun yıllar kaliteli ve yüksek verimli ürün elde etme sanatıdır. Bu yöntemde yetiştirilecek ürünler iklim, toprak istekleri, gübreleme, sulama, mücadele gibi birçok faktör dikkate alınarak, gruplara ayrılır. Bu gruplar işletmenin ekonomik kazançlılığı göz önünde tutularak, toprak yapısını bozmayacak, işletmede hastalık ve zararlıları çoğaltmayacak biçimde arazi üzerinde yetiştiricilik sırasını ve ekim alanı büyüklüğünü tespit eder ve planlar. Arazi büyüklüğü fazla olan işletmelerde ve tarla sebzeciliğinde ekim nöbeti planlaması daha kolay ve başarıyla gerçekleştirilir. Buna karşın, arazinin küçüldüğü ve bahçe sebzeciliğinin uygulandığı işletmelerde ise zorlaşır.
Ekim nöbeti planının çizilmesi ve uygulanması, her şeyden önce neden ekim nöbeti yapmamız gerektiğini iyice bilmemize bağlıdır. Ekim nöbetinin uygulanmasını zorunlu kılan değişik faktörler vardır. Bunlar, toprak yorgunluğu, toprakta besin maddelerinin birikmesi (toprak tuzluğunun meydana gelmesi), bitkilerin besin maddelerini alırken salgıladıkları maddelerin toprakta çoğalması, toprak reaksiyonun değişmesi (pH), hastalık ve zararlıların artması gibi faktörlerdir. Ekim nöbetini zorunlu kılan faktörlerin başında toprak yorgunluğu gelir. Esasında yukarıda saydığımız bütün faktörler tek veya toplu halde toprağın yorulmasına yol açar. Bunu dikkate aldığımızda faktörleri bire indirgeyebiliriz.
Her tür ve hatta aynı tür içindeki çeşitlerin bile yetişmesi sırasında topraktan aldığı besin maddeleri farklılık gösterir. Burada bitkilerin kök yapıları ve köklerin topraktan besin maddelerini alırken gösterdikleri aktivite ve seçicilik etkili rol oynar. Bazı bitkiler yüzlek köklü olup, sadece toprağın üst katmanlarından yararlanır. Bazıları orta ve derin köklü olup, toprağı derinlemesine kullanır. Toprak içindeki bir değerli besin maddelerini (K+, Na+ gibi) kullanan çeşit ve türler yanında, 2 ve 3 değerlilerinden (Ca++, Fe++, Fe+++ gibi) yararlananlar da vardır. Böylece çeşitlerin topraktan ve toprağa gübrelemeyle verilen besin maddelerinden yararlanma oranları farklıdır ve artarda üretimleri sonucu bazı besin maddelerini almadıkları ve alınamayan bu besin maddelerinin toprakta biriktikleri görülür. Böylece toprakta tuzlanma ve pH değişimleri baş gösterir.
Bitkiler, topraktan besin maddelerini alırken bazı salgılarını toprağa verir. Bir bitkinin devamlı aynı toprakta üst üste yetiştirilmesi bu salgıların artmasına, kendi kendine toksik etki yapmasına, topraktan artık besin maddesi alamaz duruma düşmesine ve o toprak üzerinde yaşayamaz hale gelmesine neden olur.
Bir bitkinin aynı ortamda sürekli yaşamaya sokulması, o bitkiye arız olan hastalık ve zararlıların o ortamda çoğalmasına ve mücadele bile yapılsa randımanlı üretim yapılamamasına sebep olur.
Bitkilerin gövde yapıları farklı olduğundan bazıları toprak üzerini kaplar ve kendisinden başka bitkilerin yaşamasına engel olur. Bazıları toprak yüzünü kaplayamaz ve yer, ışık ve hava bulan diğer bitkilerin de kendileriyle birlikte yaşamasına müsaade eder. Bu tip kültür bitkilerinin sürekli yetiştirilmesi toprakta yabancı otların çoğalmasına yol açar. Nitekim soğan, pırasa ve sarmısağın otlarla mücadele şansı az olup, tarlayı bir diğer sebzeye otlu bırakır. Bu tip sebzelerde mekanik ot mücadelesi zorunludur.
İşte yukarıdaki bu ve buna benzer faktörler, toprak yorgunluğuna sebep olur ve yorulmuş topraklar üzerinde üretim yapılmaya devam edilmek istendiğinde, toprağın büyük masraflar yapılarak yorgunluktan kurtarılması gerekir. Toprakları yorgun düşürmemek ve devamlı üretim yapmak, ancak ekim nöbetinin uygulanmasıyla mümkündür. Cetvel 17.1’de HÖSSLİN, MAPPES ve STEIB’ın (1964), fasulye ve bezelyeyi 10 sene süre içinde arka arkaya getirerek yaptığı mono kültür uygulamasında, giderek meydana gelen verim düşüş miktarı görülmektedir. Unutulmaması gereken bir konu, ekim nöbetini uygulamayı zorunlu kılan faktörler olduğu gibi, uygulanmasına engel olan faktörler de vardır. Nitekim, bir yandan toprağın yorulmasını engellemek ve düzgün, sağlıklı kullanılması sağlamak, üretime alınacak çeşit ve türleri aynı toprak üzerinde devamlı yetişmek yerine, onların yetişme devrelerini değişime uğratarak bir sıra dahilinde, polikültür şeklinde üretmek, yani ekim nöbeti uygulaması yapmak bir zorunluluktur. Diğer yandan pazarda fazla para eden ve devamlı bulunması arzulanan tür ve çeşitleri arka arkaya getirmek, mono kültür yapmak, yani ekim nöbeti uygulamasından vazgeçmek (yani yapmamak) de bir zorunluluktur. Burada bilim, ekim nöbeti uygulamasını zorunlu hale getirirken, ekonomi, buna uyulması halinde işletmenin zarar uğrayacağını ve ekim nöbeti yapılmaması gerektiğini savunmaktadır.
Cetvel 17.1. Mono Kültür Üretiminde Verim Düşüş Miktarları
Yıllara göre kuru tane verimi (kg)
Sebzeler ___________________________________
1 2 4 6 8 10
Yer fasulyesi 0,71 0,55 0,52 0,50 0,45 0,25
Sırık fasulyesi 1,58 1,54 1,42 1,14 1,03 1,09
Bezelye 0,54 0,38 0,30 0,24 0,28 -
Ekonomik yönden bir işletmenin fazla kazanç sağlanması, toprağı hiçbir zaman boş bırakmamak ve üzerinde sürekli üretim yapmakla mümkündür. Yılın değişik zamanlarında meydana gelen sıcaklık farklılıkları dikkate alındığında, sürekli üretim, ancak değişik sıcaklıklarda yetişen ürünleri devreye sokmakla sağlanır. Bu durum, ekim nöbeti uygulaması bakımından olumlu bir etkidir. Ispanak, lahana, kıvırcık ve marul, erkenci havuç gibi sıcaktan fazla hoşlanmayan kışlık veya serin iklim sebzeleri sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başlangıcı; bezelye, fasulye gibi sebzeleri ilkbahar, yaz başlangıcı, yaz sonu ve sonbahar; domates, patlıcan gibi sıcaktan çok hoşlanan yazlık sebzeleri yaz aylarında üretime alınır. Toprağa atılan gübrelerin tamamını kullanmak ve toprak katmanlarından yararlanmak ancak değişik bitki tür ve çeşitlerinin arka arkaya getirilmesi ve ekim nöbeti uygulanmasıyla olur. Toprakta yabancı ot mücadelesini en aza indirmek ve bu iş için yapılacak masrafları azaltmak iyi bir ekim nöbeti planı uygulanmasına bağlıdır. ?u halde toprak yorulmayacak, ot ve zararlılar ortaya çıkmayacak, ancak pazar istekleri doğrultusunda yüksek karlılık getirecek sebzeleri üretecek bir ekim nöbeti planı devreye sokmamız, yani bilim ve ekonominin isteğini bir arada sağlamamız gerekir.
Sebze işletmelerinin düzgün ve ekonomik çalışmaları, yapacakları planlamalarla gerçekleşir. Arazinin iyi kullanılması ve pazar istekleri doğrultusunda ürünlere yer ve zaman ayrılması, iyi bir ekim nöbeti planından geçer. Ekim nöbeti, sebzelerin ekim zamanlarını tespit eden, yıllık ve/veya çok yıllık planlayan ve aynı parsel üzerinde sebzelerin arka arkaya yetiştirilme sıralarını belirleyen bir sistemdir. Bir başka deyişle ekim nöbeti, belirli bir sistem içinde eldeki mevcut ekim alanında toprak yorgunluğu meydana gelmesini önleme ve toprağın özelliklerinin bozulmasına izin vermeme ve üretim yapılamaz hale gelmesini ortadan kaldırma, onu en iyi şekilde değerlendirerek, uzun yıllar kaliteli ve yüksek verimli ürün elde etme sanatıdır. Bu yöntemde yetiştirilecek ürünler iklim, toprak istekleri, gübreleme, sulama, mücadele gibi birçok faktör dikkate alınarak, gruplara ayrılır. Bu gruplar işletmenin ekonomik kazançlılığı göz önünde tutularak, toprak yapısını bozmayacak, işletmede hastalık ve zararlıları çoğaltmayacak biçimde arazi üzerinde yetiştiricilik sırasını ve ekim alanı büyüklüğünü tespit eder ve planlar. Arazi büyüklüğü fazla olan işletmelerde ve tarla sebzeciliğinde ekim nöbeti planlaması daha kolay ve başarıyla gerçekleştirilir. Buna karşın, arazinin küçüldüğü ve bahçe sebzeciliğinin uygulandığı işletmelerde ise zorlaşır.
Ekim nöbeti planının çizilmesi ve uygulanması, her şeyden önce neden ekim nöbeti yapmamız gerektiğini iyice bilmemize bağlıdır. Ekim nöbetinin uygulanmasını zorunlu kılan değişik faktörler vardır. Bunlar, toprak yorgunluğu, toprakta besin maddelerinin birikmesi (toprak tuzluğunun meydana gelmesi), bitkilerin besin maddelerini alırken salgıladıkları maddelerin toprakta çoğalması, toprak reaksiyonun değişmesi (pH), hastalık ve zararlıların artması gibi faktörlerdir. Ekim nöbetini zorunlu kılan faktörlerin başında toprak yorgunluğu gelir. Esasında yukarıda saydığımız bütün faktörler tek veya toplu halde toprağın yorulmasına yol açar. Bunu dikkate aldığımızda faktörleri bire indirgeyebiliriz.
Her tür ve hatta aynı tür içindeki çeşitlerin bile yetişmesi sırasında topraktan aldığı besin maddeleri farklılık gösterir. Burada bitkilerin kök yapıları ve köklerin topraktan besin maddelerini alırken gösterdikleri aktivite ve seçicilik etkili rol oynar. Bazı bitkiler yüzlek köklü olup, sadece toprağın üst katmanlarından yararlanır. Bazıları orta ve derin köklü olup, toprağı derinlemesine kullanır. Toprak içindeki bir değerli besin maddelerini (K+, Na+ gibi) kullanan çeşit ve türler yanında, 2 ve 3 değerlilerinden (Ca++, Fe++, Fe+++ gibi) yararlananlar da vardır. Böylece çeşitlerin topraktan ve toprağa gübrelemeyle verilen besin maddelerinden yararlanma oranları farklıdır ve artarda üretimleri sonucu bazı besin maddelerini almadıkları ve alınamayan bu besin maddelerinin toprakta biriktikleri görülür. Böylece toprakta tuzlanma ve pH değişimleri baş gösterir.
Bitkiler, topraktan besin maddelerini alırken bazı salgılarını toprağa verir. Bir bitkinin devamlı aynı toprakta üst üste yetiştirilmesi bu salgıların artmasına, kendi kendine toksik etki yapmasına, topraktan artık besin maddesi alamaz duruma düşmesine ve o toprak üzerinde yaşayamaz hale gelmesine neden olur.
Bir bitkinin aynı ortamda sürekli yaşamaya sokulması, o bitkiye arız olan hastalık ve zararlıların o ortamda çoğalmasına ve mücadele bile yapılsa randımanlı üretim yapılamamasına sebep olur.
Bitkilerin gövde yapıları farklı olduğundan bazıları toprak üzerini kaplar ve kendisinden başka bitkilerin yaşamasına engel olur. Bazıları toprak yüzünü kaplayamaz ve yer, ışık ve hava bulan diğer bitkilerin de kendileriyle birlikte yaşamasına müsaade eder. Bu tip kültür bitkilerinin sürekli yetiştirilmesi toprakta yabancı otların çoğalmasına yol açar. Nitekim soğan, pırasa ve sarmısağın otlarla mücadele şansı az olup, tarlayı bir diğer sebzeye otlu bırakır. Bu tip sebzelerde mekanik ot mücadelesi zorunludur.
İşte yukarıdaki bu ve buna benzer faktörler, toprak yorgunluğuna sebep olur ve yorulmuş topraklar üzerinde üretim yapılmaya devam edilmek istendiğinde, toprağın büyük masraflar yapılarak yorgunluktan kurtarılması gerekir. Toprakları yorgun düşürmemek ve devamlı üretim yapmak, ancak ekim nöbetinin uygulanmasıyla mümkündür. Cetvel 17.1’de HÖSSLİN, MAPPES ve STEIB’ın (1964), fasulye ve bezelyeyi 10 sene süre içinde arka arkaya getirerek yaptığı mono kültür uygulamasında, giderek meydana gelen verim düşüş miktarı görülmektedir. Unutulmaması gereken bir konu, ekim nöbetini uygulamayı zorunlu kılan faktörler olduğu gibi, uygulanmasına engel olan faktörler de vardır. Nitekim, bir yandan toprağın yorulmasını engellemek ve düzgün, sağlıklı kullanılması sağlamak, üretime alınacak çeşit ve türleri aynı toprak üzerinde devamlı yetişmek yerine, onların yetişme devrelerini değişime uğratarak bir sıra dahilinde, polikültür şeklinde üretmek, yani ekim nöbeti uygulaması yapmak bir zorunluluktur. Diğer yandan pazarda fazla para eden ve devamlı bulunması arzulanan tür ve çeşitleri arka arkaya getirmek, mono kültür yapmak, yani ekim nöbeti uygulamasından vazgeçmek (yani yapmamak) de bir zorunluluktur. Burada bilim, ekim nöbeti uygulamasını zorunlu hale getirirken, ekonomi, buna uyulması halinde işletmenin zarar uğrayacağını ve ekim nöbeti yapılmaması gerektiğini savunmaktadır.
Cetvel 17.1. Mono Kültür Üretiminde Verim Düşüş Miktarları
Yıllara göre kuru tane verimi (kg)
Sebzeler ___________________________________
1 2 4 6 8 10
Yer fasulyesi 0,71 0,55 0,52 0,50 0,45 0,25
Sırık fasulyesi 1,58 1,54 1,42 1,14 1,03 1,09
Bezelye 0,54 0,38 0,30 0,24 0,28 -
Ekonomik yönden bir işletmenin fazla kazanç sağlanması, toprağı hiçbir zaman boş bırakmamak ve üzerinde sürekli üretim yapmakla mümkündür. Yılın değişik zamanlarında meydana gelen sıcaklık farklılıkları dikkate alındığında, sürekli üretim, ancak değişik sıcaklıklarda yetişen ürünleri devreye sokmakla sağlanır. Bu durum, ekim nöbeti uygulaması bakımından olumlu bir etkidir. Ispanak, lahana, kıvırcık ve marul, erkenci havuç gibi sıcaktan fazla hoşlanmayan kışlık veya serin iklim sebzeleri sonbahar sonu, kış ve ilkbahar başlangıcı; bezelye, fasulye gibi sebzeleri ilkbahar, yaz başlangıcı, yaz sonu ve sonbahar; domates, patlıcan gibi sıcaktan çok hoşlanan yazlık sebzeleri yaz aylarında üretime alınır. Toprağa atılan gübrelerin tamamını kullanmak ve toprak katmanlarından yararlanmak ancak değişik bitki tür ve çeşitlerinin arka arkaya getirilmesi ve ekim nöbeti uygulanmasıyla olur. Toprakta yabancı ot mücadelesini en aza indirmek ve bu iş için yapılacak masrafları azaltmak iyi bir ekim nöbeti planı uygulanmasına bağlıdır. ?u halde toprak yorulmayacak, ot ve zararlılar ortaya çıkmayacak, ancak pazar istekleri doğrultusunda yüksek karlılık getirecek sebzeleri üretecek bir ekim nöbeti planı devreye sokmamız, yani bilim ve ekonominin isteğini bir arada sağlamamız gerekir.


Comment