Doku Kültürüyle Çoğaltma / Eşeysiz Çoğaltma Şekli (Vegetatif Çoğaltma) / SEBZELERDE ÇOĞALTMA ŞEKİLLERİ / SEBZECİLİK
Doku kültürü, bitkinin hücre, doku veya vejetatif organlarının bir parçasının alınması, steril yapay besin ortamlarında kök ve sürgün oluşturularak, bitki elde edilmesi şeklinde tanımlanır. Bulabildiğimiz yazılı belgelere baktığımızda, bitkilerin vegetatif olarak çoğaltılmasının 300 bin yıl önce başladığını, geçen süre içinde yukarıda verdiğimiz genel çoğaltma sistemleri geliştirildiğini ve son olarak da 20-30 yıldan beri doku kültürlerinin pratik olarak uygulamaya sokulduğunu görürüz. Esasında doku kültürlerinin ilk başlangıcı on dokuzuncu yıl sonunda ve yirminci yüz yıl başlangıcında, HABERLAND (1898) ve ROBBINS (1922) tarafından yapılan doku kültürü ile çoğaltma denemeleri, uygun materyal seçilememiş olması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. WHITE, 1934 yılında domates bitkilerinden aldığı çelikleri invitroda köklendirerek, çoğaltılacak bitki elde etmiştir (MACİT 1972 ve DAVID 1973). Aynı yıl GAUTHERET (1934), meristematik hücrelere yönelerek, çok yıllık bitkilerde parankimatik hücre yığınları elde etmiştir. Daha sonraki aşamalarda alınan doku veya hücrelerin sınırsız yaşatılabilmesi ve bunlardan bitki elde edilmesi mümkün olmuştur. Son yıllarda doku kültürleri birçok alanda başarıyla kullanılmaktadır. Alışıla gelmiş genel çoğalma yöntemlerine göre, doku kültürleriyle çoğaltmanın üstün tarafları vardır. Bunlar:
a. Çoğaltma katsayısının yüksek ve çoğaltma süresinin kısa olmasıdır. Kütle üretimde en fazla bitki, tohumla üretimden alınır. Ancak tohumla üretim generatif bir çoğaltma tarzı olduğundan ve bu yüzden her tohumun heterozigot yapısı dolaysıyla birbiriden farklı olmasından, saf çeşitleri yetiştirmek zorlaşır. Saf çeşitlerin üretimi, en kolay vejetatif çoğaltma sistemleriyle yapılır. Klasik vejetatif çoğaltma şekilleri içinde yaprak ve çelikle çoğaltma ile (bu çoğaltma her tür ve çeşitte rahatlıkla uygulanamaz) bir yılda bir bitkiden, ancak 10-50 arasında bitki elde edilebilir. Halbuki doku kültürlerinde doku parçaları çok küçüktür, bir bitkiden çok sayıda parça alma olanağı vardır, her parçadan bir aylık dönem içinde 20-30 bitki elde edilebilir ve bir yıl içinde bir bitkiden milyonlarca bitki çoğaltılabilir. Bu yüzden doku kültürleriyle üretmeye “ Hızlı çoğaltma” (mikropropagation veya Rapid multiplication) adı verilir.
b. Zor köklenen bitkilerin çoğaltılması mümkün ve daha kolaydır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, tohumla çoğaltmanın riski vardır. Klasik vejetatif çoğaltmada, bazı tür ve çeşitlerden alınan parçalar zor kök oluşturur. Oysa doku kültürlerinde bu zorluk ortadan kaldırılabilir. Böylece her tür ve çeşitte vejetatif üretme olanağı sağlanır.
c. Bitki hastalık ve zararlıların taşınması sınırlanabilir. Gerek tohumla ve gerekse bitkinin vegetatif organlarıyla yapılan çoğaltmada, alınan parçalar ne kadar itina gösterilirse gösterilsin, gözden kaçan ihmallerle ve dikkatsiz davranışlar yüzünden, bu hastalık ve zararlıları, gene de taşımaktadır. Doku kültürlerinde toprak söz konusu olmadığından, özellikle toprak kökenli hastalık ve zararlıların taşınması riski ortadan tamamen kalkmaktadır (çünkü, normal vejetatif üretmede hastalık ve zararlıların taşınmasında en büyük rolü toprak oynamaktadır). Bitki parçasıyla taşınacak en önemli hastalık, virüslerdir. Üretim için parça alınan ana bitkide virüs bulunsa bile, doku kültürlerinde meristematik dokular ayrılıp, bu dokulardan bitki çoğaltıldığında, elde edilen bitkiler virüssüzdür. Bu çoğalma şekline “meristem kültür” denir. Bu durum ülke içinde ve ülkelerarası çoğaltma materyali taşınmasında meristem kültürü büyük yarar sağlar ve karantina imkanı verir. Nitekim son yıllarda patates, ravent, kuşkonmaz, sarmısak, karnabahar, enginar ve çilek gibi sebzelerin çoğaltılmasında damızlık materyali meristem kültüründen elde edilmekte ve elde olunan sağlıklı bitkiler bu yolla taşınmaktadır.
d. Diğer önemli bir nokta, bir hücreden yeni bir bitki çoğaltılabilmesidir. Hücrede mutasyon yaratmak nispeten kolay bir işlem olduğundan, doku kültürleri bitki ıslahında olağanüstü bir öneme sahiptir. Ayrıca embriyon ve protoplast kültürleriyle türler arası ve somatik melezlemeler gerçekleştirilebilmekte, gen transferleri yapılabilmekte ve yeni türler geliştirilmektedir. Anter veya yumurta hücresi kültürüyle haploid bitkiler elde edilebilmektedir.
Sebzecilikte, meristem kültürü en fazla kullanılanıdır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, meristem kültürü virüsten arındırılmış sağlıklı bitkilerin elde edilmesi olanağını verir. Günümüzde virüssüz bitki elde etmenin iki yolu vardır. Bunlardan birincisi, termoterapi, yani sıcaklık uygulamasıdır. Ne var ki termoterapi tüm virüs hastalıklarına etkili olmamakta ve ayrıca uygulanan yüksek sıcaklık, bitkilerde ölüme yol açmaktadır. İkinci ve en güvenli yol meristem kültürüdür. Meristem dokularının virüsten ari olduklarını açıklayan değişik görüşler vardır. Bazı yazarlara göre, büyüme uçları pul, tüy ve yaprak taslaklarıyla virüs tehlikesine karşı korunmasını; diğer bazıları ise, bu korunmanın pek geçerli olamayacağını, asıl büyüme ucu meristematik dokularının oksinlerce zengin oluşunu ve bu oksinlerin, virüs çoğalmasını kısıtlayıcı etki yapmasını gösterir. CROWLEY ve HANSON (1970) gibi araştırıcılarında içinde bulunduğu diğer bir grup, virüslerin plastidler yardımıyla sentez edilebildiğini, meristematik dokularda plastidler olmadığından, bu dokularda virüslerin bulunmayacağı ileri sürmektedir.
Doku kültürlerinin uygulanmasında “hazırlık, sürgün oluşturma, kök oluşturma ve bitkileri toprağa taşıma” adı altında dört ana aşama vardır.
a. Hazırlık aşaması : Doku kültürlerinde ana prensip, küçük parçaların aseptik koşullarda yetiştirilmesidir. Dokuların yaşaması ve büyüyüp, gelişmesi için elverişli ortam deney tüpleri ve cam kavanozları içerisine konmuş özel besin ortamlarında yaratılır. Bu ortamlar aynı zamanda zararlı mikroorganizmalar için de çok uygundur. Ortam içinde zararlı organizmaların gelişmesi ve rekabete girmesi söz konusudur. Bu nedenle alınan dokuların, kullanılan alet ve malzemelerin, besin ortamının ve kaplarının sterilize edilmesi, aşılamanın yani dikimin yapıldığı yerin ve çalışanların da steril hale getirilmesi gerekir. Besin maddeleri şeker, vitamin, hormon, amino asit, agar agar ve sudan oluşur. Şeker, henüz yaprak gibi organı olmayan ve fotosentez yapamayan dokuların karbonhidrat kaynağını ve dolaysıyla enerji gereksinmesini karşılar. Vitamin ve amino asitler büyümeyi, hormonlar büyümeyle beraber gelişmeyi düzenler. Vejetatif çoğaltmada hormon olarak kullanılan oksinler kök, sitokininler sürgün oluşmasını sağlar. Yukarıda verdiğimiz genel ortam yapısı, tür ve çeşitlere, kullanılan dokulara ve gelişme dönemine göre değişir. Cetvel 18.1’de domates, kavun ve karnabahar için elverişli üç değişik ortam verilmiştir. Ayrıca zaman zaman ortamın yapısı değiştirilerek büyüme ve gelişmeye yön verilebilir. Besin ortamı hazırlanıp tüpler veya kavanozlar içine konur. Daha sonra meristem kültürü yapılacaksa, sürgün ucu binoküler altında açılarak meristem hücreleri alınır. Sürgün veya kök ucu kültürü yapılacaksa genç kök ve sürgün ucu kesilip çıkartılır ve organ kültürü yapılacaksa üretilecek organdan bir parça alınır, dezenfekte edilir ve steril koşullarda besin ortamına yerleştirilir. Yerleştirilmede, kesilen yüzeyin besin ortamına temas etmesi sağlanmalıdır. Aşılama işlemi bittikten sonra, tüplerin ve kavanozların ağızları hava alabilecek bir materyalle kapatılır, iklim koşulları ayarlanabilen iklim odalarına götürülür ve oradaki raflara yerleştirilir. Burada önemli faktörlerin başında sıcaklık ve ışık gelir. Sıcaklığın 20-25oC’de olması yeterlidir. Işık yapay olarak lambalardan elde edilir ve 200-6000 lüks arasında değişir (Şekil 18.1, 18.2 ve 18.3).
b. Sürgün aşaması : Materyalin dikiminden sonra, çoğaltmada kullanılan materyalde, tür ve çeşitlere göre önce kallus dokusu, sonra sürgün veya çok sayıda sürgün meydana gelir (Kallus oluşması için hücreler normal besin ortamına konur. Kallus oluştuktan sonra, sürgün oluşması için besin ortamında sitokininlerin dozu yükseltilir). Oluşan sürgünler tek tek alınıp yeni bir kap içine konur ve böylece alt kültürler meydana getirilir. Alt kültürlerden de sürgünler oluşur ve istenen bitki sayısına ulaşılıncaya kadar sürgün oluşturma ve değiştirme işlemine devam edilir.
c. Köklendirme aşaması : Sürgünlerde kök gelişmesini sağlamak üzere besin ortamında oksinlerin dozu yükseltilir. Bir müddet sonra genç sürgünlerde kök oluşumş başlar ve küçük bir bitki tüp içinde gelişir.
Cetvel 18.1. Kavun, Karnabahar ve Domateste Doku Kültürü Besi
Ortamında Kullanılacak Maddeler (ppm)
Kullanılan Maddeler Kavun Karnabahar Domates
NH4NO3 - - 1650
KCL - 65 -
KNO3 808 80 1900
Ca(NO3)2.4H2O 236 200 170
Na(NO3)2 125 - -
CaCl2.2H2O - - 440
NaCl 802 - -
NaN2PO4.H2O - 17,5 -
KH2PO4.7H2O 272 - -
MgSO4.4H2O 369 4,5 370
ZnSO4.7H2O - 1,5 3,6
H3BO3 - 1,5 5,2
Fe Sitrat - 2 -
FeSO4.7H2O 15 - 27,8
NaEDTA 30 - 37,3
MnSO4.4H2O - - 22,3
KI - - 0,83
Na2MoO4.2H2O - - 0,25
CuSO4.5H2O - - 0,025
CoCl2.6H2O - - 0,025
Şeker 45 gr 20 gr 20 gr
Glycine 1,5 3 -
Niacine - 0,5 -
Prydoxine 0,55 0,1 -
Thiamine 0,55 0,1 0,44
Tryptophane 2,5 5 -
Mgso-inositol - 100 100
Caseine ydrolisate 200 300 -
Hindistancevizisü 150 - -
IBA 5.10-6M - -
IAA - 0,2 0,2
BA 5.10-5M - -
Kinetin - 0,2 0,2
GA3 (giberellin) 5.10-6M - -
Su 1 litre 1 litre 1 litre
Şekil 18.1. Doku Hücresinden elde edilmiş kallus yığını. K. Kallus, kt Kök taslağı
(Abak 1977)
Şekil 18.2. Doku kültüründen elde edilmiş kök ve sürgün (Abak 1977)
Şekil 18.3. Doku kültürü için iklim koşulları ayarlanabilen iklim odası
d. Toprağa şaşırtma : Toprağa şaşırtmaya, tüp içindeki bitkinin dış koşullara alıştırılması da denir. Eğer tüpten çıkartılan genç bitkiler hemen dış koşullara alınırsa, o kuşullara birden intibak edip yaşayamaz ölür. Çünkü daha önce yaşadıkları ortam çok hassas bir ortamdır.
Özellikle çevre nemine karşı genç bitkiler çok hassastır. Tüpten çıkarılan bitkiler bir müddet yine korumalı bir ortamda tutulur. Bitkiler harçlı toprak, torf, perlit ve yosun gibi yetiştirme ortamlarına alınır, ortamın ve tüplerin konduğu çevrenin nemi başlangıçta yüksek tutulur. Zamanla sıcaklık, ışık ve nem yavaş yavaş dış tarla koşullarına çevrilerek, bitkilerin dış koşullara alışması sağlanır. Bu aşamayı da geçiren bitkiler tarla veya sera koşullarında yetiştirilir.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Doku kültürü, bitkinin hücre, doku veya vejetatif organlarının bir parçasının alınması, steril yapay besin ortamlarında kök ve sürgün oluşturularak, bitki elde edilmesi şeklinde tanımlanır. Bulabildiğimiz yazılı belgelere baktığımızda, bitkilerin vegetatif olarak çoğaltılmasının 300 bin yıl önce başladığını, geçen süre içinde yukarıda verdiğimiz genel çoğaltma sistemleri geliştirildiğini ve son olarak da 20-30 yıldan beri doku kültürlerinin pratik olarak uygulamaya sokulduğunu görürüz. Esasında doku kültürlerinin ilk başlangıcı on dokuzuncu yıl sonunda ve yirminci yüz yıl başlangıcında, HABERLAND (1898) ve ROBBINS (1922) tarafından yapılan doku kültürü ile çoğaltma denemeleri, uygun materyal seçilememiş olması nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanmıştır. WHITE, 1934 yılında domates bitkilerinden aldığı çelikleri invitroda köklendirerek, çoğaltılacak bitki elde etmiştir (MACİT 1972 ve DAVID 1973). Aynı yıl GAUTHERET (1934), meristematik hücrelere yönelerek, çok yıllık bitkilerde parankimatik hücre yığınları elde etmiştir. Daha sonraki aşamalarda alınan doku veya hücrelerin sınırsız yaşatılabilmesi ve bunlardan bitki elde edilmesi mümkün olmuştur. Son yıllarda doku kültürleri birçok alanda başarıyla kullanılmaktadır. Alışıla gelmiş genel çoğalma yöntemlerine göre, doku kültürleriyle çoğaltmanın üstün tarafları vardır. Bunlar:
a. Çoğaltma katsayısının yüksek ve çoğaltma süresinin kısa olmasıdır. Kütle üretimde en fazla bitki, tohumla üretimden alınır. Ancak tohumla üretim generatif bir çoğaltma tarzı olduğundan ve bu yüzden her tohumun heterozigot yapısı dolaysıyla birbiriden farklı olmasından, saf çeşitleri yetiştirmek zorlaşır. Saf çeşitlerin üretimi, en kolay vejetatif çoğaltma sistemleriyle yapılır. Klasik vejetatif çoğaltma şekilleri içinde yaprak ve çelikle çoğaltma ile (bu çoğaltma her tür ve çeşitte rahatlıkla uygulanamaz) bir yılda bir bitkiden, ancak 10-50 arasında bitki elde edilebilir. Halbuki doku kültürlerinde doku parçaları çok küçüktür, bir bitkiden çok sayıda parça alma olanağı vardır, her parçadan bir aylık dönem içinde 20-30 bitki elde edilebilir ve bir yıl içinde bir bitkiden milyonlarca bitki çoğaltılabilir. Bu yüzden doku kültürleriyle üretmeye “ Hızlı çoğaltma” (mikropropagation veya Rapid multiplication) adı verilir.
b. Zor köklenen bitkilerin çoğaltılması mümkün ve daha kolaydır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, tohumla çoğaltmanın riski vardır. Klasik vejetatif çoğaltmada, bazı tür ve çeşitlerden alınan parçalar zor kök oluşturur. Oysa doku kültürlerinde bu zorluk ortadan kaldırılabilir. Böylece her tür ve çeşitte vejetatif üretme olanağı sağlanır.
c. Bitki hastalık ve zararlıların taşınması sınırlanabilir. Gerek tohumla ve gerekse bitkinin vegetatif organlarıyla yapılan çoğaltmada, alınan parçalar ne kadar itina gösterilirse gösterilsin, gözden kaçan ihmallerle ve dikkatsiz davranışlar yüzünden, bu hastalık ve zararlıları, gene de taşımaktadır. Doku kültürlerinde toprak söz konusu olmadığından, özellikle toprak kökenli hastalık ve zararlıların taşınması riski ortadan tamamen kalkmaktadır (çünkü, normal vejetatif üretmede hastalık ve zararlıların taşınmasında en büyük rolü toprak oynamaktadır). Bitki parçasıyla taşınacak en önemli hastalık, virüslerdir. Üretim için parça alınan ana bitkide virüs bulunsa bile, doku kültürlerinde meristematik dokular ayrılıp, bu dokulardan bitki çoğaltıldığında, elde edilen bitkiler virüssüzdür. Bu çoğalma şekline “meristem kültür” denir. Bu durum ülke içinde ve ülkelerarası çoğaltma materyali taşınmasında meristem kültürü büyük yarar sağlar ve karantina imkanı verir. Nitekim son yıllarda patates, ravent, kuşkonmaz, sarmısak, karnabahar, enginar ve çilek gibi sebzelerin çoğaltılmasında damızlık materyali meristem kültüründen elde edilmekte ve elde olunan sağlıklı bitkiler bu yolla taşınmaktadır.
d. Diğer önemli bir nokta, bir hücreden yeni bir bitki çoğaltılabilmesidir. Hücrede mutasyon yaratmak nispeten kolay bir işlem olduğundan, doku kültürleri bitki ıslahında olağanüstü bir öneme sahiptir. Ayrıca embriyon ve protoplast kültürleriyle türler arası ve somatik melezlemeler gerçekleştirilebilmekte, gen transferleri yapılabilmekte ve yeni türler geliştirilmektedir. Anter veya yumurta hücresi kültürüyle haploid bitkiler elde edilebilmektedir.
Sebzecilikte, meristem kültürü en fazla kullanılanıdır. Yukarıda belirttiğimiz gibi, meristem kültürü virüsten arındırılmış sağlıklı bitkilerin elde edilmesi olanağını verir. Günümüzde virüssüz bitki elde etmenin iki yolu vardır. Bunlardan birincisi, termoterapi, yani sıcaklık uygulamasıdır. Ne var ki termoterapi tüm virüs hastalıklarına etkili olmamakta ve ayrıca uygulanan yüksek sıcaklık, bitkilerde ölüme yol açmaktadır. İkinci ve en güvenli yol meristem kültürüdür. Meristem dokularının virüsten ari olduklarını açıklayan değişik görüşler vardır. Bazı yazarlara göre, büyüme uçları pul, tüy ve yaprak taslaklarıyla virüs tehlikesine karşı korunmasını; diğer bazıları ise, bu korunmanın pek geçerli olamayacağını, asıl büyüme ucu meristematik dokularının oksinlerce zengin oluşunu ve bu oksinlerin, virüs çoğalmasını kısıtlayıcı etki yapmasını gösterir. CROWLEY ve HANSON (1970) gibi araştırıcılarında içinde bulunduğu diğer bir grup, virüslerin plastidler yardımıyla sentez edilebildiğini, meristematik dokularda plastidler olmadığından, bu dokularda virüslerin bulunmayacağı ileri sürmektedir.
Doku kültürlerinin uygulanmasında “hazırlık, sürgün oluşturma, kök oluşturma ve bitkileri toprağa taşıma” adı altında dört ana aşama vardır.
a. Hazırlık aşaması : Doku kültürlerinde ana prensip, küçük parçaların aseptik koşullarda yetiştirilmesidir. Dokuların yaşaması ve büyüyüp, gelişmesi için elverişli ortam deney tüpleri ve cam kavanozları içerisine konmuş özel besin ortamlarında yaratılır. Bu ortamlar aynı zamanda zararlı mikroorganizmalar için de çok uygundur. Ortam içinde zararlı organizmaların gelişmesi ve rekabete girmesi söz konusudur. Bu nedenle alınan dokuların, kullanılan alet ve malzemelerin, besin ortamının ve kaplarının sterilize edilmesi, aşılamanın yani dikimin yapıldığı yerin ve çalışanların da steril hale getirilmesi gerekir. Besin maddeleri şeker, vitamin, hormon, amino asit, agar agar ve sudan oluşur. Şeker, henüz yaprak gibi organı olmayan ve fotosentez yapamayan dokuların karbonhidrat kaynağını ve dolaysıyla enerji gereksinmesini karşılar. Vitamin ve amino asitler büyümeyi, hormonlar büyümeyle beraber gelişmeyi düzenler. Vejetatif çoğaltmada hormon olarak kullanılan oksinler kök, sitokininler sürgün oluşmasını sağlar. Yukarıda verdiğimiz genel ortam yapısı, tür ve çeşitlere, kullanılan dokulara ve gelişme dönemine göre değişir. Cetvel 18.1’de domates, kavun ve karnabahar için elverişli üç değişik ortam verilmiştir. Ayrıca zaman zaman ortamın yapısı değiştirilerek büyüme ve gelişmeye yön verilebilir. Besin ortamı hazırlanıp tüpler veya kavanozlar içine konur. Daha sonra meristem kültürü yapılacaksa, sürgün ucu binoküler altında açılarak meristem hücreleri alınır. Sürgün veya kök ucu kültürü yapılacaksa genç kök ve sürgün ucu kesilip çıkartılır ve organ kültürü yapılacaksa üretilecek organdan bir parça alınır, dezenfekte edilir ve steril koşullarda besin ortamına yerleştirilir. Yerleştirilmede, kesilen yüzeyin besin ortamına temas etmesi sağlanmalıdır. Aşılama işlemi bittikten sonra, tüplerin ve kavanozların ağızları hava alabilecek bir materyalle kapatılır, iklim koşulları ayarlanabilen iklim odalarına götürülür ve oradaki raflara yerleştirilir. Burada önemli faktörlerin başında sıcaklık ve ışık gelir. Sıcaklığın 20-25oC’de olması yeterlidir. Işık yapay olarak lambalardan elde edilir ve 200-6000 lüks arasında değişir (Şekil 18.1, 18.2 ve 18.3).
b. Sürgün aşaması : Materyalin dikiminden sonra, çoğaltmada kullanılan materyalde, tür ve çeşitlere göre önce kallus dokusu, sonra sürgün veya çok sayıda sürgün meydana gelir (Kallus oluşması için hücreler normal besin ortamına konur. Kallus oluştuktan sonra, sürgün oluşması için besin ortamında sitokininlerin dozu yükseltilir). Oluşan sürgünler tek tek alınıp yeni bir kap içine konur ve böylece alt kültürler meydana getirilir. Alt kültürlerden de sürgünler oluşur ve istenen bitki sayısına ulaşılıncaya kadar sürgün oluşturma ve değiştirme işlemine devam edilir.
c. Köklendirme aşaması : Sürgünlerde kök gelişmesini sağlamak üzere besin ortamında oksinlerin dozu yükseltilir. Bir müddet sonra genç sürgünlerde kök oluşumş başlar ve küçük bir bitki tüp içinde gelişir.
Cetvel 18.1. Kavun, Karnabahar ve Domateste Doku Kültürü Besi
Ortamında Kullanılacak Maddeler (ppm)
Kullanılan Maddeler Kavun Karnabahar Domates
NH4NO3 - - 1650
KCL - 65 -
KNO3 808 80 1900
Ca(NO3)2.4H2O 236 200 170
Na(NO3)2 125 - -
CaCl2.2H2O - - 440
NaCl 802 - -
NaN2PO4.H2O - 17,5 -
KH2PO4.7H2O 272 - -
MgSO4.4H2O 369 4,5 370
ZnSO4.7H2O - 1,5 3,6
H3BO3 - 1,5 5,2
Fe Sitrat - 2 -
FeSO4.7H2O 15 - 27,8
NaEDTA 30 - 37,3
MnSO4.4H2O - - 22,3
KI - - 0,83
Na2MoO4.2H2O - - 0,25
CuSO4.5H2O - - 0,025
CoCl2.6H2O - - 0,025
Şeker 45 gr 20 gr 20 gr
Glycine 1,5 3 -
Niacine - 0,5 -
Prydoxine 0,55 0,1 -
Thiamine 0,55 0,1 0,44
Tryptophane 2,5 5 -
Mgso-inositol - 100 100
Caseine ydrolisate 200 300 -
Hindistancevizisü 150 - -
IBA 5.10-6M - -
IAA - 0,2 0,2
BA 5.10-5M - -
Kinetin - 0,2 0,2
GA3 (giberellin) 5.10-6M - -
Su 1 litre 1 litre 1 litre
Şekil 18.1. Doku Hücresinden elde edilmiş kallus yığını. K. Kallus, kt Kök taslağı
(Abak 1977)
Şekil 18.2. Doku kültüründen elde edilmiş kök ve sürgün (Abak 1977)
Şekil 18.3. Doku kültürü için iklim koşulları ayarlanabilen iklim odası
d. Toprağa şaşırtma : Toprağa şaşırtmaya, tüp içindeki bitkinin dış koşullara alıştırılması da denir. Eğer tüpten çıkartılan genç bitkiler hemen dış koşullara alınırsa, o kuşullara birden intibak edip yaşayamaz ölür. Çünkü daha önce yaşadıkları ortam çok hassas bir ortamdır.
Özellikle çevre nemine karşı genç bitkiler çok hassastır. Tüpten çıkarılan bitkiler bir müddet yine korumalı bir ortamda tutulur. Bitkiler harçlı toprak, torf, perlit ve yosun gibi yetiştirme ortamlarına alınır, ortamın ve tüplerin konduğu çevrenin nemi başlangıçta yüksek tutulur. Zamanla sıcaklık, ışık ve nem yavaş yavaş dış tarla koşullarına çevrilerek, bitkilerin dış koşullara alışması sağlanır. Bu aşamayı da geçiren bitkiler tarla veya sera koşullarında yetiştirilir.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay


Comment