Tohumların Çeşitli Maddelerle Kaplanması ve Bantlanması / Tohumların İç Özellikleri / Tohumlarda Aranacak Özellikler / Tohum / Tohum ve Tohumla Üretim / SEBZELERDE YETİŞTİRME TEKNİĞİ / SEBZECİLİK
Dünyamız, hızla artan nüfus karşısında giderek küçülmektedir. Yıllar önceden beri başı boş bırakılmış alanlar, bugün birer hazine haline gelmiştir. Yerleşim alanları her geçen gün, tarımsal alanların yerini işgal ederek, göğe doğru yükselen binalar ve fabrikalar bu verimli toprakları yok etmektedir.
Bir de bunların çevre kirliliğini arttırması ve doğanın biyolojik dengesini bozması, ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Mevcut tarım alanları, dünya nüfusunu besleyemez hale gelmiştir. Günümüzde beslenme noksanlığı, artık açlık haline gelmiştir ve birçok geri kalmış ülkede sayısız insan açlık yüzünden ölmektedir. Bilim adamları bu soruna devamlı çare aramakta ve tarım alanının miktarı daha fazla arttırılamadığına göre, birim alanda verimi ve kaliteyi yükseltecek tedbirler üzerinde durmaktadır. Dolayısıyla her geçen gün değişik uygulamalar devreye girmektedir. Bu çalışmalarla, topraklı tarım yanında, topraksız tarım da devreye sokulmuştur ve böylece topraklı tarıma göre 2-4 kat fazla ürün elde edilmiştir. Son yıllarda daha kaliteli ve sağlıklı ürün yetiştirmek üzere, organik tarıma başlanmıştır. Bilindiği gibi, bitki yetiştirmenin ilk temel noktası tohumdur. İyi bir tohum olmadığı sürece, yetiştirme ve bakım koşulları ne kadar iyileştirilirse iyileştirilsin, verim ve kaliteyi istenen seviyeye yükseltmek pek mümkün olmaz. Bu nedenle, bir yandan yetiştirme tekniği geliştirilirken, asıl olarak çeşitlerin ıslah edilmesi, verimin arttırılması, kalitenin yükseltilmesine gidilmekte ve ayrıca tohumluğun en iyi şekilde kullanımı için gayret sarf edilmektedir. Birçok ülkede tohumculuk için büyük projeler hazırlanmakta ve yatırımlar yapılmaktadır.
Cetvel 20.4. Ekilecek tohum miktarı (HÖSSLİN, MAPPES ve STEİB 1964)
Sebzeler Bir gram 1000 bitki Direk tohum Fide yetiştiricilinde
tohumlukta için ekilecek ekiminde Yastığa atılacak
tohum sayısı tohum miktarı kullanılacak tohum miktarı
(gr) tohum miktarı ( gr/m)
(Kg/ha)
Yaprak lahana 300 9-10 - 4-8
Karnabahar 400 8-9 - 4-8
Alabaş 350 7-8 - 4-8
Brüksel lahanası 350 7-8 - 8-10
Marul 350 8-10 - 2-4
Baş lahana 1200 2-3 0,8-1,0 1-4
Kıvırcık salata 700 2-4 0,8-2,0 1-3
Tere 600 - - -
Ispanak 90 - 80 -
Havuç 900 - 2-7 -
Kereviz 3000 1,1-1,2 - 3-6
Maydanoz 700 - 8 -
Kırmızı pancar 50 - 18 -
Fındık turpu 100 - 15 50
Bayır turpu 100 - 50 3-4
Soğan 300 - 14-70 15
Pırasa 350 5 - 4-5
Fasulye 1,5-2,5 - 120-180 -
Bakla 0,5-0,9 - 200-500 -
Bezelye 3-8 - 200-500 -
Hıyar 40 55 2 -
Domates 320 5 - 3-6
İyi bir çeşit ve onun tohumluğu elde edildikten sonra, ikinci aşama her tohumdan bitki elde etmek ve ondan yararlanmaktır. Tohumun ekiminden başlayarak, çimlenmesi, sürmesi, büyümesi, verimi, hasadı ve tekrar tohum alınmasına kadar geçen süreçte, birçok teknik uygulamalar yapılmaktadır. Bu uygulamalar, her bitki tür ve çeşidinde küçük veya büyük değişkenlikler ortaya çıkartabilir. Sebzelerin tohumlarını ele alacak olursak, tür ve çeşitlere göre tohumlar büyük veya çok küçük; şekilleri muntazam veya girintili çıkıntılı; yüzeyleri dikenli, tüylü veya dikensiz, tüysüz; düz, parlak veya mat olduğunu görürüz. Bu kadar çeşitliliğe sahip tohumları ekmek için hiç şüphesiz değişik tohum ekme mibzerlerinin geliştirilmesi gerekir. Nitekim günümüzde ayarlanabilen, çok hassas olarak en küçük ve en şekilsiz tohumları dahi eken mibzerler yanında tüylü ve tüysüzler, şekli bozuk olanlar için de mibzerler geliştirilmiştir. Bir işletmenin, senede bir kez her sebze çeişid için ayrı kullanmak zorunda kalabileceği, her biri çok pahalı mibzerleri satın alması ve kullanması ekonomik olmamaktadır. Büyük işletmelerde belki bu, bir dereceye kadar tolere edilebilir, ama ülkemizde % 70-80 oranında bulunan küçük aile işletmeleri için yıkımdır.
Hangi tohum kullanılırsa kullanılsın, tohum ekimi için iyi bir tarla hazırlığına gereksinim vardır. Bunun için toprak tavında işlenmeli ve çok güzel ufalanmalıdır. Kesekli bir tarlada tohumlar, kesekler arasına yuvarlanır ve çok derine kaçar veya toprak yüzeyine yakın kalır, tohumun yüzünü toprak saramaz, bu kısımda nem az olduğundan çimlenemez. Bu ve buna benzer daha bir çok sebepten, tohum ekimine iyi hazırlanmamış bir tarlada, tohumları bazısı hiç çimlenemez, çimlenseler bile sürerek toprak yüzüne çıkamaz. Böylece tarladaki bitki sayısını azalır, tarlada yer yer boşluklar kalır, gübreleme, sulama, mücadele ve diğer bakım işleri yeterince ve bitkiler arasında eşit olacak şekilde yapılamaz, verimi büyük ölçüde düşer. Tohum ekiminden sonra toprakta kaymak tabakası oluşursa, tohum ekimi ne kadar iyi yapılırsa yapılsın ve atılan tohumların hepsi toprakta çimlenirse çimlensin, bunları büyük bir çoğu kaymak tabakasını delip toprak yüzüne çıkamaz. Bu sayılan konulara, daha başkaları da eklenebilir. Bunlara da çözüm getirecek bazı alternatifler vardır. Bu alternatiflerden birisi, hiç şüphesiz tohumların çeşitli maddelerle kaplanmasıdır. Tohumlar kaplanarak, birbirine benzer hale getirilmektir. Nitekim tohumlar çeşitli maddelerle kaplanarak, küçük tohumlar irileştirilmekte, tüylü tohumlar tüysüz hale getirilmekte ve şekilsiz tohumlar şekillendirilmektedir. Tohum kaplama fazla bir masraf getirmediğinden, kaplanmış tohumlar tek bir mibzerle atılarak küçük işletmelere bile, büyük kolaylık sağlanmaktadır. Tohum kaplamacılığına Türkçede “kaplanmış tohum” (GÜNAY 1977); Almanca’da “samenkörnern”, “samenknaeueln”, “samengranulaten”, “piliersaat” (LOWEG 1966); İngilizce’de “pellet” (SMED 1974) adı verilir.
Kaplama tohumculuk II. Dünya Savaşında, yani 1940’lı yıllarda Amerika’da geliştirilmiştir. Daha sonraki yıllarda, buradan Avrupa’ya sıçramıştır. 1950’li yıllardan itibaren pratik olarak kullanılmaya başlanmıştır (SMED 1974). Günümüzde hemen hemen bütün ülkelerde, başta A.B.D. olmak üzere, Almanya, Danimarka, Hollanda, Macaristan, Çekoslovakya, Fransa, İtalya, Rusya, Japonya, Avustralya gibi ülkelerde yaygınlaşmıştır. Ülkemizde bu konuda ilk araştırmalar, tarafımızdan yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Bu sonuçlar daha sonra Tarım Bakanlığı’na ve Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü’ne intikal ettirilmiştir. Ne yazık ki Tarım Bakanlığı konuyla ilgilenmemiş ve verilen tohumları denemeye bile almamıştır. Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü ise olaya sahip çıkmış ve bu konuda çalışmalar yaparak, şu anda % 25-30 oranında kaplanmış tohum kullanır hale gelmiştir. 1980 senesinde bizim Yalova’da kurduğumuz Özel Tohum Kaplama Anomin Şirketi, iki yıl çalışmış ve domates, havuç, pırasa, soğan tohumlarını kaplayarak piyasaya vermiş ve yılda 4-6 ton kaplanmış tohum üretmiştir. Ancak bu şirket, yönetimdeki anlaşmazlıklar sebebiyle 2-3 sene sonra kapanmıştır. Şimdi bir çok kaplanmış sebze tohumu, yurtdışından milyonlarca döviz karşılığı getirilmekte ve kullanılmaktadır. Güney Bölgelerimizde yaygın halde yetiştiriciliği yapılan yerli kıvırcık ve marul çeşidi tohumları, ülkemizde kaplanamadığı için dış ülkelere yollanmakta ve orada kaplatılıp yurda geri getirilmekte ve binlerce dolar heba edilmektedir. Kaplanmış tohum kullanılmasının birçok nedenler vardır. Bu nedenleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:
a. Kaplanmış tohumlar, en adi tohum ekim makineleriyle bile ekilebilir. Sıra arası ve sıra üzerinde bir örneklik sağlanarak, birim alandaki bitki adedi istenen düzeyde tutulur.
b. Sıraya ekim yapıldığından ve muntazam sıralar elde edildiğinden ot alma ve mücadelesi, bitkilerdeki seyreltme işlemi başarıyla yapılır. Devreye çapa makineleri sokulabildiğinden gider azaltılır.
c. Kaplanmamış normal tohumlar, ister serpme, ister mibzerle ekilsin kullanılan tohum miktarı yüksektir. Kaplanmış tohumlarda, tohumlar tek tek ve hepsi istenen derinliğe bırakıldığından kullanılan tohum miktarı düşer. Sebze tohumlarının satın alma fiyatı çok yüksek olduğundan, bu işlemle daha az kullanılıp tasarruf sağlanır. Hemen hemen her atılan tohumdan bitki elde edilebilir.
d. Kaplama sırasında tohum etrafına nem çekici, çimlenmeyi hızlandırıcı, hastalık ve zararlılarla mücadele edici maddeler konulabildiğinden, her tohum hem erken hem de iyi bir şekilde çimlenir ve sürer.
e. Kaplama sırasında kullanılacak aktif kömür, herbisitlere karşı tohumu korur. Böylece otla mücadele daha kolay ve tehlikesiz yapılır.
f. Kaplama maddesi içine, hastalık ve zararlılara karşı fungisit ve insektisitler konabilir. Bu da hastalık ve zararlılarla savaşı kolaylaştırır.
g. Tohumların çimlenme sonrası topraktan istedikleri besin maddeleri kaplama sırasında verildiğinden ve bu maddeler bitkinin hemen yanı başında bulunduğundan, bitkiler daha çabuk ve kuvvetli büyür.
h. Tarlada, aynı anda toprak yüzüne çıkan ve eşit kuvvette büyüyen bitkiler, erkencilik, aynı anda hasada gelme özelliğine sahiptir. Bu hasat sayısını azaltıp, giderleri düşürür.
i. İşlerin bir çoğu makineyle yapılabilir. Bu yüzden işçilik masrafları düşer.
j. Ürünün aynı zamanda olgulaşması ve hasadı, konserveye üretimde fabrikaların kampanya süresini daha iyi ayarlamasına neden olur.
Dünyamız, hızla artan nüfus karşısında giderek küçülmektedir. Yıllar önceden beri başı boş bırakılmış alanlar, bugün birer hazine haline gelmiştir. Yerleşim alanları her geçen gün, tarımsal alanların yerini işgal ederek, göğe doğru yükselen binalar ve fabrikalar bu verimli toprakları yok etmektedir.
Bir de bunların çevre kirliliğini arttırması ve doğanın biyolojik dengesini bozması, ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Mevcut tarım alanları, dünya nüfusunu besleyemez hale gelmiştir. Günümüzde beslenme noksanlığı, artık açlık haline gelmiştir ve birçok geri kalmış ülkede sayısız insan açlık yüzünden ölmektedir. Bilim adamları bu soruna devamlı çare aramakta ve tarım alanının miktarı daha fazla arttırılamadığına göre, birim alanda verimi ve kaliteyi yükseltecek tedbirler üzerinde durmaktadır. Dolayısıyla her geçen gün değişik uygulamalar devreye girmektedir. Bu çalışmalarla, topraklı tarım yanında, topraksız tarım da devreye sokulmuştur ve böylece topraklı tarıma göre 2-4 kat fazla ürün elde edilmiştir. Son yıllarda daha kaliteli ve sağlıklı ürün yetiştirmek üzere, organik tarıma başlanmıştır. Bilindiği gibi, bitki yetiştirmenin ilk temel noktası tohumdur. İyi bir tohum olmadığı sürece, yetiştirme ve bakım koşulları ne kadar iyileştirilirse iyileştirilsin, verim ve kaliteyi istenen seviyeye yükseltmek pek mümkün olmaz. Bu nedenle, bir yandan yetiştirme tekniği geliştirilirken, asıl olarak çeşitlerin ıslah edilmesi, verimin arttırılması, kalitenin yükseltilmesine gidilmekte ve ayrıca tohumluğun en iyi şekilde kullanımı için gayret sarf edilmektedir. Birçok ülkede tohumculuk için büyük projeler hazırlanmakta ve yatırımlar yapılmaktadır.
Cetvel 20.4. Ekilecek tohum miktarı (HÖSSLİN, MAPPES ve STEİB 1964)
Sebzeler Bir gram 1000 bitki Direk tohum Fide yetiştiricilinde
tohumlukta için ekilecek ekiminde Yastığa atılacak
tohum sayısı tohum miktarı kullanılacak tohum miktarı
(gr) tohum miktarı ( gr/m)
(Kg/ha)
Yaprak lahana 300 9-10 - 4-8
Karnabahar 400 8-9 - 4-8
Alabaş 350 7-8 - 4-8
Brüksel lahanası 350 7-8 - 8-10
Marul 350 8-10 - 2-4
Baş lahana 1200 2-3 0,8-1,0 1-4
Kıvırcık salata 700 2-4 0,8-2,0 1-3
Tere 600 - - -
Ispanak 90 - 80 -
Havuç 900 - 2-7 -
Kereviz 3000 1,1-1,2 - 3-6
Maydanoz 700 - 8 -
Kırmızı pancar 50 - 18 -
Fındık turpu 100 - 15 50
Bayır turpu 100 - 50 3-4
Soğan 300 - 14-70 15
Pırasa 350 5 - 4-5
Fasulye 1,5-2,5 - 120-180 -
Bakla 0,5-0,9 - 200-500 -
Bezelye 3-8 - 200-500 -
Hıyar 40 55 2 -
Domates 320 5 - 3-6
İyi bir çeşit ve onun tohumluğu elde edildikten sonra, ikinci aşama her tohumdan bitki elde etmek ve ondan yararlanmaktır. Tohumun ekiminden başlayarak, çimlenmesi, sürmesi, büyümesi, verimi, hasadı ve tekrar tohum alınmasına kadar geçen süreçte, birçok teknik uygulamalar yapılmaktadır. Bu uygulamalar, her bitki tür ve çeşidinde küçük veya büyük değişkenlikler ortaya çıkartabilir. Sebzelerin tohumlarını ele alacak olursak, tür ve çeşitlere göre tohumlar büyük veya çok küçük; şekilleri muntazam veya girintili çıkıntılı; yüzeyleri dikenli, tüylü veya dikensiz, tüysüz; düz, parlak veya mat olduğunu görürüz. Bu kadar çeşitliliğe sahip tohumları ekmek için hiç şüphesiz değişik tohum ekme mibzerlerinin geliştirilmesi gerekir. Nitekim günümüzde ayarlanabilen, çok hassas olarak en küçük ve en şekilsiz tohumları dahi eken mibzerler yanında tüylü ve tüysüzler, şekli bozuk olanlar için de mibzerler geliştirilmiştir. Bir işletmenin, senede bir kez her sebze çeişid için ayrı kullanmak zorunda kalabileceği, her biri çok pahalı mibzerleri satın alması ve kullanması ekonomik olmamaktadır. Büyük işletmelerde belki bu, bir dereceye kadar tolere edilebilir, ama ülkemizde % 70-80 oranında bulunan küçük aile işletmeleri için yıkımdır.
Hangi tohum kullanılırsa kullanılsın, tohum ekimi için iyi bir tarla hazırlığına gereksinim vardır. Bunun için toprak tavında işlenmeli ve çok güzel ufalanmalıdır. Kesekli bir tarlada tohumlar, kesekler arasına yuvarlanır ve çok derine kaçar veya toprak yüzeyine yakın kalır, tohumun yüzünü toprak saramaz, bu kısımda nem az olduğundan çimlenemez. Bu ve buna benzer daha bir çok sebepten, tohum ekimine iyi hazırlanmamış bir tarlada, tohumları bazısı hiç çimlenemez, çimlenseler bile sürerek toprak yüzüne çıkamaz. Böylece tarladaki bitki sayısını azalır, tarlada yer yer boşluklar kalır, gübreleme, sulama, mücadele ve diğer bakım işleri yeterince ve bitkiler arasında eşit olacak şekilde yapılamaz, verimi büyük ölçüde düşer. Tohum ekiminden sonra toprakta kaymak tabakası oluşursa, tohum ekimi ne kadar iyi yapılırsa yapılsın ve atılan tohumların hepsi toprakta çimlenirse çimlensin, bunları büyük bir çoğu kaymak tabakasını delip toprak yüzüne çıkamaz. Bu sayılan konulara, daha başkaları da eklenebilir. Bunlara da çözüm getirecek bazı alternatifler vardır. Bu alternatiflerden birisi, hiç şüphesiz tohumların çeşitli maddelerle kaplanmasıdır. Tohumlar kaplanarak, birbirine benzer hale getirilmektir. Nitekim tohumlar çeşitli maddelerle kaplanarak, küçük tohumlar irileştirilmekte, tüylü tohumlar tüysüz hale getirilmekte ve şekilsiz tohumlar şekillendirilmektedir. Tohum kaplama fazla bir masraf getirmediğinden, kaplanmış tohumlar tek bir mibzerle atılarak küçük işletmelere bile, büyük kolaylık sağlanmaktadır. Tohum kaplamacılığına Türkçede “kaplanmış tohum” (GÜNAY 1977); Almanca’da “samenkörnern”, “samenknaeueln”, “samengranulaten”, “piliersaat” (LOWEG 1966); İngilizce’de “pellet” (SMED 1974) adı verilir.
Kaplama tohumculuk II. Dünya Savaşında, yani 1940’lı yıllarda Amerika’da geliştirilmiştir. Daha sonraki yıllarda, buradan Avrupa’ya sıçramıştır. 1950’li yıllardan itibaren pratik olarak kullanılmaya başlanmıştır (SMED 1974). Günümüzde hemen hemen bütün ülkelerde, başta A.B.D. olmak üzere, Almanya, Danimarka, Hollanda, Macaristan, Çekoslovakya, Fransa, İtalya, Rusya, Japonya, Avustralya gibi ülkelerde yaygınlaşmıştır. Ülkemizde bu konuda ilk araştırmalar, tarafımızdan yapılmış ve başarılı sonuçlar alınmıştır. Bu sonuçlar daha sonra Tarım Bakanlığı’na ve Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü’ne intikal ettirilmiştir. Ne yazık ki Tarım Bakanlığı konuyla ilgilenmemiş ve verilen tohumları denemeye bile almamıştır. Şeker Fabrikaları Genel Müdürlüğü ise olaya sahip çıkmış ve bu konuda çalışmalar yaparak, şu anda % 25-30 oranında kaplanmış tohum kullanır hale gelmiştir. 1980 senesinde bizim Yalova’da kurduğumuz Özel Tohum Kaplama Anomin Şirketi, iki yıl çalışmış ve domates, havuç, pırasa, soğan tohumlarını kaplayarak piyasaya vermiş ve yılda 4-6 ton kaplanmış tohum üretmiştir. Ancak bu şirket, yönetimdeki anlaşmazlıklar sebebiyle 2-3 sene sonra kapanmıştır. Şimdi bir çok kaplanmış sebze tohumu, yurtdışından milyonlarca döviz karşılığı getirilmekte ve kullanılmaktadır. Güney Bölgelerimizde yaygın halde yetiştiriciliği yapılan yerli kıvırcık ve marul çeşidi tohumları, ülkemizde kaplanamadığı için dış ülkelere yollanmakta ve orada kaplatılıp yurda geri getirilmekte ve binlerce dolar heba edilmektedir. Kaplanmış tohum kullanılmasının birçok nedenler vardır. Bu nedenleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz:
a. Kaplanmış tohumlar, en adi tohum ekim makineleriyle bile ekilebilir. Sıra arası ve sıra üzerinde bir örneklik sağlanarak, birim alandaki bitki adedi istenen düzeyde tutulur.
b. Sıraya ekim yapıldığından ve muntazam sıralar elde edildiğinden ot alma ve mücadelesi, bitkilerdeki seyreltme işlemi başarıyla yapılır. Devreye çapa makineleri sokulabildiğinden gider azaltılır.
c. Kaplanmamış normal tohumlar, ister serpme, ister mibzerle ekilsin kullanılan tohum miktarı yüksektir. Kaplanmış tohumlarda, tohumlar tek tek ve hepsi istenen derinliğe bırakıldığından kullanılan tohum miktarı düşer. Sebze tohumlarının satın alma fiyatı çok yüksek olduğundan, bu işlemle daha az kullanılıp tasarruf sağlanır. Hemen hemen her atılan tohumdan bitki elde edilebilir.
d. Kaplama sırasında tohum etrafına nem çekici, çimlenmeyi hızlandırıcı, hastalık ve zararlılarla mücadele edici maddeler konulabildiğinden, her tohum hem erken hem de iyi bir şekilde çimlenir ve sürer.
e. Kaplama sırasında kullanılacak aktif kömür, herbisitlere karşı tohumu korur. Böylece otla mücadele daha kolay ve tehlikesiz yapılır.
f. Kaplama maddesi içine, hastalık ve zararlılara karşı fungisit ve insektisitler konabilir. Bu da hastalık ve zararlılarla savaşı kolaylaştırır.
g. Tohumların çimlenme sonrası topraktan istedikleri besin maddeleri kaplama sırasında verildiğinden ve bu maddeler bitkinin hemen yanı başında bulunduğundan, bitkiler daha çabuk ve kuvvetli büyür.
h. Tarlada, aynı anda toprak yüzüne çıkan ve eşit kuvvette büyüyen bitkiler, erkencilik, aynı anda hasada gelme özelliğine sahiptir. Bu hasat sayısını azaltıp, giderleri düşürür.
i. İşlerin bir çoğu makineyle yapılabilir. Bu yüzden işçilik masrafları düşer.
j. Ürünün aynı zamanda olgulaşması ve hasadı, konserveye üretimde fabrikaların kampanya süresini daha iyi ayarlamasına neden olur.


Comment