Yetiştirme Tekniği / PIRASA / SEBZECİLİK
Pırasalar ya saf kültür (tek başına), ya da karışık kültür (birçok çeşit bir arada) halinde ye*tiştirilir. Bizim memleketimizde daha çok saf kültür şekli görülür.
Karışık yetiştiricilik şekli, genellikle ev bahçelerinde veya şehir kenarında 5-10 dö*nüm yetiştirme alanı olan ve mahalli pazar ihtiyacını karşılayan küçük işletmelerde yer alır. Karışık kültürde pırasa tohumları, turp, havuç, erkenci alabaş, kıvırcık salata, hatta soğan tohumlarının biri veya birkaçı ile karıştırılarak ekilir. Karıştırma işleminde pırasalar uzun boylu bitkiler olduğundan, kısa boylu ve vejetasyon devresi pırasaya oranla kısa bitkiler seçilir. To*humların karışma oranları çok değişiktir. Hollanda'da havuç-pırasa karışımı 4 : l oranında yani, bir kilogram pırasa tohumuna, dört kilogram havuç tohumu karıştırılır. Tohum ekimi Mart veya Nisan ayında 30 cm sıra arası mesafede ya*pılır. Haziran veya Temmuz ayında erkenci havuçlar hasat edilir. Tarlada sadece pırasalar kalır. Turp-havuç-pırasa karışımın*da l kg turp, 4 kg havuç, 1,2 kg pırasa tohumu karıştırıla*rak, Mart - Nisan ayında 30 cm sıra arasında ekilir. İlk önce turp, sonra havuç ve en son olarak da pırasa hasat edilir. Karışık yetiştirmede elde olunan pırasa verimi dönüme 2500 kg, havucun 1000-2000 kg ve turpun 500-1000 kg dır.
Saf kültür halinde yetiştirmede iki yol takip edilir. Birinci yol direkt tarlaya tohum ekmek; ikinci yol önce yastıklarda tohumdan fide yetiş*tirmek, sonra bu fideleri tarlaya dikmektir. Her iki yolun kendine özgü fay*da ve sakıncaları vardır. Bir örnek verilecek olursa, tohum ekimi daha az masraf yapılarak gerçekleştirilir. Ancak tohum ekiminde, pırasa tarlada çok uzun süre kalır ve bu durumda bir sene içinde aynı alana değişik kültürleri arka arkaya getirme ola*nağını ortadan kalkar ve birim alandan elde olunacak kâr oranı düşer. Dolaysıyla arazi değerinin fazla olduğu şehir kenarlarındaki bahçelerde bu yol uygulanamaz, bunun yerine ikinci yol tercih edilir. Tarla sebzeciliğin*de ise, büyük alanlar üzerinde yetiştiricilik yapıldığında işçi*lik giderlerini azaltmak ve maliyeti düşürmek için tohum ekimi daha ekonomik ve uygun olan yoldur. Fide dikimi ile tohum ekimi arasındaki fark*ları saptamak üzere KOLEV (1970), MİLANOW (1972) ve RİEGER (1974) geniş çalışmalar yapmıştır, isteyenler bu araştırmalardan yararlanabilir. Bu araştırma sonuçlarını kısaca verecek olursak, tohum ekimi masrafları azaltmış, fakat pırasaların kalitesini ve verimini düşürmüş, fide dikimi verim ve kaliteyi yükseltmiştir, ancak fidelerin elde edilmesi sırasında yapılan işlemler masrafları artmıştır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay
Pırasalar ya saf kültür (tek başına), ya da karışık kültür (birçok çeşit bir arada) halinde ye*tiştirilir. Bizim memleketimizde daha çok saf kültür şekli görülür.
Karışık yetiştiricilik şekli, genellikle ev bahçelerinde veya şehir kenarında 5-10 dö*nüm yetiştirme alanı olan ve mahalli pazar ihtiyacını karşılayan küçük işletmelerde yer alır. Karışık kültürde pırasa tohumları, turp, havuç, erkenci alabaş, kıvırcık salata, hatta soğan tohumlarının biri veya birkaçı ile karıştırılarak ekilir. Karıştırma işleminde pırasalar uzun boylu bitkiler olduğundan, kısa boylu ve vejetasyon devresi pırasaya oranla kısa bitkiler seçilir. To*humların karışma oranları çok değişiktir. Hollanda'da havuç-pırasa karışımı 4 : l oranında yani, bir kilogram pırasa tohumuna, dört kilogram havuç tohumu karıştırılır. Tohum ekimi Mart veya Nisan ayında 30 cm sıra arası mesafede ya*pılır. Haziran veya Temmuz ayında erkenci havuçlar hasat edilir. Tarlada sadece pırasalar kalır. Turp-havuç-pırasa karışımın*da l kg turp, 4 kg havuç, 1,2 kg pırasa tohumu karıştırıla*rak, Mart - Nisan ayında 30 cm sıra arasında ekilir. İlk önce turp, sonra havuç ve en son olarak da pırasa hasat edilir. Karışık yetiştirmede elde olunan pırasa verimi dönüme 2500 kg, havucun 1000-2000 kg ve turpun 500-1000 kg dır.
Saf kültür halinde yetiştirmede iki yol takip edilir. Birinci yol direkt tarlaya tohum ekmek; ikinci yol önce yastıklarda tohumdan fide yetiş*tirmek, sonra bu fideleri tarlaya dikmektir. Her iki yolun kendine özgü fay*da ve sakıncaları vardır. Bir örnek verilecek olursa, tohum ekimi daha az masraf yapılarak gerçekleştirilir. Ancak tohum ekiminde, pırasa tarlada çok uzun süre kalır ve bu durumda bir sene içinde aynı alana değişik kültürleri arka arkaya getirme ola*nağını ortadan kalkar ve birim alandan elde olunacak kâr oranı düşer. Dolaysıyla arazi değerinin fazla olduğu şehir kenarlarındaki bahçelerde bu yol uygulanamaz, bunun yerine ikinci yol tercih edilir. Tarla sebzeciliğin*de ise, büyük alanlar üzerinde yetiştiricilik yapıldığında işçi*lik giderlerini azaltmak ve maliyeti düşürmek için tohum ekimi daha ekonomik ve uygun olan yoldur. Fide dikimi ile tohum ekimi arasındaki fark*ları saptamak üzere KOLEV (1970), MİLANOW (1972) ve RİEGER (1974) geniş çalışmalar yapmıştır, isteyenler bu araştırmalardan yararlanabilir. Bu araştırma sonuçlarını kısaca verecek olursak, tohum ekimi masrafları azaltmış, fakat pırasaların kalitesini ve verimini düşürmüş, fide dikimi verim ve kaliteyi yükseltmiştir, ancak fidelerin elde edilmesi sırasında yapılan işlemler masrafları artmıştır.
Kaynak: Genel Sebzecilik Kitabı Prof. Dr. Atila Günay

