fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

LAHANA İklim ve Toprak İstekleri

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • LAHANA İklim ve Toprak İstekleri

    Kışlık sebzeler grubunda yer alan lahanaların anavatanı ve üretim bölgeleri incelendiğinde, ılıman bölgelerde yayıldıkları anlaşılır. Lahanaların yetiştiriciliğinde sıcaklığın büyük bir rolü vardır. Özellikle baş bağlama ve çiçeklenme bakımından, sıcaklık daha büyük bir önem kazanmaktadır. Lahanaların baş oluşturabilmeleri için en uygun sıcaklık 15–20 oC arasındadır. Yaz ayları sonuna doğru sıcaklığın düşmesi ve 8-10 oC’ye inmesi, başın oluşmasına yardımcı olmaktadır. Baş oluşumunu, 25 oC’nin üzerindeki sıcaklar büyük ölçüde engellemektedir. Yüksek sıcaklık yanında suyun da az olması halinde, lahanalar normal baş bağlamayıp yapraklı, gevşek, küçük başlar meydana getirmekte ve bu da kalitenin düşmesine neden olmaktadır. Erkenci çeşitler, 5 oC’deki sıcaklıklarda büyümelerine devam eder ve ancak sıcaklığın 0 oC’nin altına düşmesini istemez. Geççi çeşitler, kış aylarındaki –10 oC’deki sıcaklıklara dayanabilir ve hatta kısa süreli –20oC’deki sıcaklarda bile donmaz. Düşük sıcaklıklarda kalma süresi çok uzarsa, zararlanma ve hatta donma ancak o zaman meydana gelir. Baş bağlamak üzere olan genç bitkiler olgun bitkilere göre düşük sıcaklıklara daha dayanıklıdır. Bunlar gelişmelerini yüksek sıcaklıklarda da sürdürebilir. Bu özellik, erken ilkbahar yetiştiriciliğinde ve tohumluk bitkilerin tarlada kışı geçirmelerini sağlayabilmek için kullanılabilir. Fakat, lahana fideleri havaların ılık olduğu dönemde yetiştirilmeli ve soğuk dönemde daha geç dikilmelidir. Lahanaların çiçeklenebilmeleri için, düşük sıcaklığa gereksinimleri vardır. Bu gereksinme karşılanmadığında bitkiler sürekli vejetatif devrede kalır. Hatta bu durum, tropik bölgelerde tohum alma bakımından sorunlar yaratır. MILLER (1929), lahanaların çiçeklenmesinde sıcaklığın rolünü belirlemek amacıyla yaptığı çalışmada, lahanaları 10oC ve 20oC’deki serlerde yetiştirmiştir. Sonuçta sürekli 20oC’de yetiştirilen lahanalar birkaç sene arka arkaya baş oluşturup, boylanıp, tekrar baş oluşturarak hep vejetatif devrede kalmışlar, generatif devreye geçip bir türlü çiçeklenememiştir. Buna karşılık 10 oC’de yetiştirilenler, ikinci yılda vejetatif devreden generatif devreye geçip, çiçeklenmiş ve tohum vermiştir. Arka arkaya birkaç sene 20oC’de yetiştirilen ve baş oluşturup, çiçeklenmeye geçemeyen lahanalar, düşük sıcaklıktaki bir sere alındıklarında kısa bir süre sonra çiçeklenebilmiştir. Aynı konuda çalışan ITO ve SAITO (1961), ITO ve Arkadaşları (1966), belli süre düşük sıcaklıkta tutulan lahana fidelerinin, erken çiçeklendiklerini belirtmektedir. Ancak düşük sıcaklığın etkisi fideler belli bir büyüklüğü aldığında örneğin, fide gövde kalınlığı 4–6 mm’ye ulaştıktan sonra daha etkili olmaktadır. Buradan da anlaşıldığı gibi, lahanalarda düşük sıcaklığın etkisi belirli bir gelişme devresinden sonra başlamaktadır. Bitkilerin bu gelişme devresini WELLENSIEK (1958), kritik devre olarak adlandırmaktadır. Çin lahanasında sıcaklığın çiçeklenme üzerindeki etkisini inceleyen EGUCHI ve Arkadaşları da (1963), yaşlı fidelerin genç fidelere oranla düşük sıcaklığa daha duyarlı olduklarını ve daha çabuk çiçeklendiklerini, ayrıca düşük sıcaklıkta kalma süresinin artışıyla tohum tutma oranının arttığını, buna bağlı olarak ağır ve iri tohum oranının yükseldiğini bildirmektedir.
    SVEDSKAJA ve KRUZILIN (1964) ise, 2 ve 3oC’deki sıcaklıklarda belirli süre tutulan ve daha sonra normal sıcaklıkta yetiştirilen bitkilerin yaprak ve tomurcuklarındaki madde değişimlerini incelemişlerdir. Düşük sıcaklık uygulaması sırasında bitkilerin tomurcuklarında, uygulamasız kontrol bitkilerine göre daha fazla şeker bulunmuş, normal sıcaklıkta yetiştirilen kontrol bitkilerinde ise, limon ve karbonik asitlerin arttığı ve proteinlerin de azaldığı saptanmıştır. GÜNAY (1974), kırmızı ve beyaz lahanalarda 60 günlük, yani fizyolojik olarak 5–6 yapraklı fideleri, 30–60 gün süreyle ve 8oC’de sıcaklıkta tutmakla, bitkilerde uygulama sonrası en yüksek çiçeklenme oranı elde ettiğini bildirmektedir. Bu konuda yapılan araştırma sonuçları, lahanalarda gerek baş kalitesi ve gerekse çiçeklenme yönünden sıcaklığın önemini ortaya koymaktadır. Ancak bitkide meydana gelen fizyolojik olaylar, yalnız sıcaklığın etkisiyle değil ışık, nem ve yapılan kültürel işlemlerin etkisiyle de ortaya çıkmaktadır. Bu etmenlerin bitkiler üzerinde ayrı ayrı veya kompleks etkisi bulunmaktadır.
    Lahanaların ışığa olan duyarlığını tespit amacıyla yapılan araştırmaların sayısı azdır. Ancak lahanalar fazla ışıktan hoşlanır. Yapılan gözlemler, lahana veriminin ışık miktarının azaldığı ağaç altlarında ve gölgeli yerlerde düşük olduğu yönündedir.
    Memleketimiz lahanaları üzerinde yapılan bir çalışmada, Anadolu’da yetiştirilen lahanaların uzun güne duyarlı oldukları LIZGUNOVA (1951) tarafından ileri sürülmektedir. Araştırıcı Anadolu’dan alınan materyalin üretimini, günlük ışıklanma süresi Anadolu’dan daha uzun olan Rusya’nın Leningrad ve Misk bölgelerinde yapmıştır. Anadolu’da alındıkları yerde 2 yılda çiçek açan örneklerin birçoğunun, Rusya’da aynı yıl içinde sapa kalkmış ve erkenci çeşitlerin ise çiçek açtıkları tespit edilmiştir. KRUZILIN ve SVEDSKAJA (1966) ise, düşük sıcaklık uygulamaları sırasındaki beyaz ve kırmızı ışığın, mavi ve yeşil ışığa oranla daha etkili olduğunu, özellikle fide üşütmesinden sonraki ilk 2–3 hafta içinde kırmızı ışığın etkisinin arttığını ve çiçek tomurcuk farklılaşmasını sağladığını belirtmektedir. Araştırıcılara göre ışık, düşük sıcaklıkla birlikte çiçeklenmeyi hızlandırmaktadır. Buna karşılık NIEUWHOF (1969), lahanalarda ışığın çiçeklenme üzerine etkisi olmadığını belirtmektedir. Lahanalar sudan hoşlanırlar. Yetişme dönemi uzun olan geççi lahanaların 450–600 mm’lik bir suya gereksinmesi vardır. Suyun azalması verimi büyük ölçüde düşürür. Lahanalar soğuk bölgelerde ilkbahar, yaz, sonbahar dönemi içinde yetiştirilir. Sıcaklığın arttığı devrelerde suya daha fazla özen göstermek gerekir. Ayrıca yüksek sıcaklığın büyüme ve kalite üzerindeki kötü etkisi, sulama ile ortadan kaldırılabilir. Lahanalarda en iyi gelişme ve en yüksek verim, toprakta kullanılabilir su tutma kapasitesinin %30–50’si tüketildiğinde yapılacak sulamayla elde edilmektedir. Bu değerin altındaki toprak suyu durumunda, verimde büyük düşüş görülmektedir. Toprak suyu yanında hava nemi de önemlidir. Lahanalar hava nemi yüksek olan deniz ve göl kenarlarında, yüksek nemli yaylalarda, daha sağlıklı büyür ve iri başlar verir. Lahanalar toprak yönünden seçici değildir, ancak toprağın su tutma kapasitesi iyi olmalıdır. Bununla birlikte iyi kalite ve yüksek verim için derin, besin maddesi bol, nemli, organik maddelerce zengin, tınlı–killi topraklar tercih edilir. Erkencilik için hafif topraklar, geççilik için ise ağır topraklar uygundur. Ağır topraklarda bitkilerin büyümesi daha yavaştır. Toprak seçimi, kaliteyi koruma ve düşük sıcaklığa dayanıklılığı artırma açısından da önemlidir. Sonbahar ve kış yetiştiricilikleri için toprakta drenajın iyi yapılması şarttır. Tarlada kışı geçirecek genç bitkiler, topraktaki suya karşı duyarlıdır. Lahanalar için optimum toprak pH’ı 6–6,5 arasındadır. Fazla asidik topraklarda gelişme ve verim iyi olmaz, toprak pH’ı 5–5,5’a doğru indiğinde, kireçle gübreleme yaparak toprağın pH ayarı düzeltilmelidir. Lahanaların çoğu tuza dayanıklıdır. Ancak tuzlu topraklarda yetiştirilen lahanaların yaprakları koyu renkli olur ve yaprak kenarları kurur.


    Prof. Dr. Atila Günay Özel Sebze Yetiştiriciliği Kitabı II. Bölüm
Working...
X