KARNABAHAR Gübreleme
Karnabahar üzerinde Hollanda’da yapılan denemelere göre, optimal olarak dekara ortalama 15-50 kg N’lu gübre kullanılması gerekmektedir (NIEUWHOF 1969). Azot düzeyinin düşük olması halinde bitkilerde yetersiz yaprak ve küçük taç oluşumu meydana gelir. Buna karşılık fazlalığı halinde baş renginde kahverengileşme, yapraklarında kıvırcıklaşma ve kamçılaşma, yapraklı ve gevşek taç oluşturma ve gövde içinde boşalma gibi durumlar ortaya çıkar. Azotlu gübreleme genellikle 2–3 parti halinde yapılır. Dikim sonrasında amonyum sülfat, kalsiyum nitrat gibi gübrelerden dekara 30–50 kg, daha sonra gelişme döneminde ise 15–30 kg gübre, 1–3 partiler halinde verilir. Kış yetiştiriciliğinde genellikle azotlu gübreleme gereksinmesi daha azdır. Ancak bazı araştırmalarda, kış sonuna doğru 70 kg/dek N’lu gübreleme yapılması gerektiği bildirilmektedir. Kanımızca bu miktarda yüksek azotlu gübreleme, iyi bir gübreleme tavsiyesi değildir. Hafif veya ağır topraklarda, ahır gübresiyle gübreleme yapmak daha uygundur. Dış ülkelerde çoğunlukla dekara 2,5–7,5 ton ahır gübresi atılır. Ahır gübresi sonbaharda toprağın 20–30 cm, ilkbaharda ise 10–20 cm derinliğine kadar iyice karıştırılmalıdır. Ahır gübresini diğer ticari gübrelerle karıştırarak vermek daha yararlı olur. Fosforlu gübreleme, erkenci karnabahar üretiminde önem kazanır. Fosforlu gübrelemede süper fosfat kullanılır. Dekara 2–5 ton ahır gübresi kullanılmamışsa, dekara 60 kg süperfosfatlı gübreleme yapılmalıdır. Karnabahar yetiştiriciliğinde, yapılacak toprak analizlerine göre dekara 15-25 kg K2O olacak şekilde gübreleme yapılması tavsiye olunmaktadır. Toprakta % 2’den daha fazla kullanılabilir halde K2O’in bulunması verimi düşürmektedir. Karnabaharda sık sık molibden ve bor noksanlığına rastlanır. Bor noksanlığında yapraklar kıvırcıklaşır ve gevrek yapılı bir hal alır. Yaprakların rengi önce sararır, daha sonra yaprak dökülür. Taç kısmında ve gövdede kahverengi lekeler meydana gelir. Bu lekeler ilerde kurur, sertleşir veya kenar kısımları çürüyebilir. Bu belirtiler Botrytis mantarının zararına benzer. Bunun yanında bitkiler erken çiçeğe kalkar. Kuvvetli bor noksanlığında ise, bütün tarladaki bitkilerde ani çürümeler meydana gelir. Bor noksanlığını gidermek amacıyla bitki sıraları arasına hektara 20 kg Boraks atmak gerekir. Ancak atılan Boraks miktarı daha fazla olursa, bu sefer de boraksın toksik etkisi meydana gelebileceğinden, en iyisi boraksın % 0,25–0,5’lik çözeltisinin hazırlanıp atılması uygun olur. Bu çözeltiyle dekara yaklaşık 0,1–0,2 kg Boraks atılmış olur. Bitkilerdeki duruma göre, bu uygulamaya 1-2 hafta arayla devam edilebilir. Molibden noksanlığında genç bitkilerin yaprakları sararır, sonra beyazlaşır ve solar. Yapraklar öldüğünde, bazen büyüme ucunda çökme görülür. Kotiledon yapraklar koyu yeşil olarak kalır. Yaşlı bitkilerde ise yapraklar, koyu zeytin yeşiline döner, yapraklar kıvrılır, çoğunlukla kalın ve gevrek olur. Noksanlığın ilerlemesi halinde taçlar ya hiç oluşmaz ya da küçük kalır. Bitki üzerindeki kırmızımtırak yarıklar daha sonra kahverengi bir sıvıyla kaplanır ve ilerde bu kısımlar ölür. Bitkilerin geriye kalan kısımlarından yeni sürgünler meydana gelir ve ikinci derecede taçlar oluşur, ancak bu bitkiler hemen çiçeklenir, fakat oluşan çiçekler dökülür ve tohum bağlamaz. Bu belirtiler, şalgam sineğinin yaptığı zarara benzerse de; molibden noksanlığındaki belirtiler ilkbaharda görüldüğünden ve bu devrede şalgam sineğine rastlanmadığından kolayca ayırt edilir. Molibden noksanlığı daha çok asit topraklarda ortaya çıkar. Fakat azotlu gübreleme ve özellikle nitrat formunda gübre kullanma, bitkilerin molibden alımını engelleyerek, molibden noksanlığına sebep olabilir. Noksanlığı gidermek için, asitli topraklarda kireçle gübreleme yapmak gerekir. Noksanlık belirtisi, genellikle yapraklardaki molibden miktarı 0,1 ppm’nin altına düştüğünde ortaya çıkar. Böyle durumlarda dekara 0,1–0,4 kg sodyum veya amonyum molibdat, kumla veya diğer gübrelerle karıştırılarak toprak yüzeyine verilmelidir. Ayrıca tarlada ortaya çıkan molibden noksanlığı, fide yetiştirme sırasında yastıkların m2’sine 1gr veya 100 kg saksı toprağına 1 gr molibdat katılarak önlenebilir. Buna karşılık tarlada ani olarak bu noksanlığa rastlandığında % 0,01–0,1 oranında, dekara 25 gr molibdat olacak şekilde hazırlanan solüsyondan bitkilere püskürtme yapılır (NIEUWHOF 1969).
Prof. Dr. Atila Günay Özel Sebze Yetiştiriciliği Kitabı II. Bölüm
Karnabahar üzerinde Hollanda’da yapılan denemelere göre, optimal olarak dekara ortalama 15-50 kg N’lu gübre kullanılması gerekmektedir (NIEUWHOF 1969). Azot düzeyinin düşük olması halinde bitkilerde yetersiz yaprak ve küçük taç oluşumu meydana gelir. Buna karşılık fazlalığı halinde baş renginde kahverengileşme, yapraklarında kıvırcıklaşma ve kamçılaşma, yapraklı ve gevşek taç oluşturma ve gövde içinde boşalma gibi durumlar ortaya çıkar. Azotlu gübreleme genellikle 2–3 parti halinde yapılır. Dikim sonrasında amonyum sülfat, kalsiyum nitrat gibi gübrelerden dekara 30–50 kg, daha sonra gelişme döneminde ise 15–30 kg gübre, 1–3 partiler halinde verilir. Kış yetiştiriciliğinde genellikle azotlu gübreleme gereksinmesi daha azdır. Ancak bazı araştırmalarda, kış sonuna doğru 70 kg/dek N’lu gübreleme yapılması gerektiği bildirilmektedir. Kanımızca bu miktarda yüksek azotlu gübreleme, iyi bir gübreleme tavsiyesi değildir. Hafif veya ağır topraklarda, ahır gübresiyle gübreleme yapmak daha uygundur. Dış ülkelerde çoğunlukla dekara 2,5–7,5 ton ahır gübresi atılır. Ahır gübresi sonbaharda toprağın 20–30 cm, ilkbaharda ise 10–20 cm derinliğine kadar iyice karıştırılmalıdır. Ahır gübresini diğer ticari gübrelerle karıştırarak vermek daha yararlı olur. Fosforlu gübreleme, erkenci karnabahar üretiminde önem kazanır. Fosforlu gübrelemede süper fosfat kullanılır. Dekara 2–5 ton ahır gübresi kullanılmamışsa, dekara 60 kg süperfosfatlı gübreleme yapılmalıdır. Karnabahar yetiştiriciliğinde, yapılacak toprak analizlerine göre dekara 15-25 kg K2O olacak şekilde gübreleme yapılması tavsiye olunmaktadır. Toprakta % 2’den daha fazla kullanılabilir halde K2O’in bulunması verimi düşürmektedir. Karnabaharda sık sık molibden ve bor noksanlığına rastlanır. Bor noksanlığında yapraklar kıvırcıklaşır ve gevrek yapılı bir hal alır. Yaprakların rengi önce sararır, daha sonra yaprak dökülür. Taç kısmında ve gövdede kahverengi lekeler meydana gelir. Bu lekeler ilerde kurur, sertleşir veya kenar kısımları çürüyebilir. Bu belirtiler Botrytis mantarının zararına benzer. Bunun yanında bitkiler erken çiçeğe kalkar. Kuvvetli bor noksanlığında ise, bütün tarladaki bitkilerde ani çürümeler meydana gelir. Bor noksanlığını gidermek amacıyla bitki sıraları arasına hektara 20 kg Boraks atmak gerekir. Ancak atılan Boraks miktarı daha fazla olursa, bu sefer de boraksın toksik etkisi meydana gelebileceğinden, en iyisi boraksın % 0,25–0,5’lik çözeltisinin hazırlanıp atılması uygun olur. Bu çözeltiyle dekara yaklaşık 0,1–0,2 kg Boraks atılmış olur. Bitkilerdeki duruma göre, bu uygulamaya 1-2 hafta arayla devam edilebilir. Molibden noksanlığında genç bitkilerin yaprakları sararır, sonra beyazlaşır ve solar. Yapraklar öldüğünde, bazen büyüme ucunda çökme görülür. Kotiledon yapraklar koyu yeşil olarak kalır. Yaşlı bitkilerde ise yapraklar, koyu zeytin yeşiline döner, yapraklar kıvrılır, çoğunlukla kalın ve gevrek olur. Noksanlığın ilerlemesi halinde taçlar ya hiç oluşmaz ya da küçük kalır. Bitki üzerindeki kırmızımtırak yarıklar daha sonra kahverengi bir sıvıyla kaplanır ve ilerde bu kısımlar ölür. Bitkilerin geriye kalan kısımlarından yeni sürgünler meydana gelir ve ikinci derecede taçlar oluşur, ancak bu bitkiler hemen çiçeklenir, fakat oluşan çiçekler dökülür ve tohum bağlamaz. Bu belirtiler, şalgam sineğinin yaptığı zarara benzerse de; molibden noksanlığındaki belirtiler ilkbaharda görüldüğünden ve bu devrede şalgam sineğine rastlanmadığından kolayca ayırt edilir. Molibden noksanlığı daha çok asit topraklarda ortaya çıkar. Fakat azotlu gübreleme ve özellikle nitrat formunda gübre kullanma, bitkilerin molibden alımını engelleyerek, molibden noksanlığına sebep olabilir. Noksanlığı gidermek için, asitli topraklarda kireçle gübreleme yapmak gerekir. Noksanlık belirtisi, genellikle yapraklardaki molibden miktarı 0,1 ppm’nin altına düştüğünde ortaya çıkar. Böyle durumlarda dekara 0,1–0,4 kg sodyum veya amonyum molibdat, kumla veya diğer gübrelerle karıştırılarak toprak yüzeyine verilmelidir. Ayrıca tarlada ortaya çıkan molibden noksanlığı, fide yetiştirme sırasında yastıkların m2’sine 1gr veya 100 kg saksı toprağına 1 gr molibdat katılarak önlenebilir. Buna karşılık tarlada ani olarak bu noksanlığa rastlandığında % 0,01–0,1 oranında, dekara 25 gr molibdat olacak şekilde hazırlanan solüsyondan bitkilere püskürtme yapılır (NIEUWHOF 1969).
Prof. Dr. Atila Günay Özel Sebze Yetiştiriciliği Kitabı II. Bölüm

