TURP
Latincesi : Raphanus sativus L.
İngilizcesi : Radish
Almancası : Rettich – Radies
Fransızcası : Radis
İtalyancası : Ramolaccio d’estate
Rusçası : Redka
TURP 1. Anavatanı ve Tarihçesi
Turpun, ufak kırmızı olanlarına fındık turpu, beyaz ve biraz irice olanlarına kestane turpu, siyah ve daha iri olanlarına bayır turpu adı verilir. Genelde kestane ve bayır turplarından daha sonra fındık turplarının oluştuğuna dair bir görüş mevcuttur. Dış ülkelerde turp deyince kestane ve bayır turpları (Almanya’da rettich) anlaşılır ve fındık turpları (Almanya’da radies) ayrıca adlandırılır. De CANDOLLE (1896), THELLUNG (1927), SHIEMANN (1932), WERTH (1937), DILLINGEN (1956), RECKER (1962), HOSSLIN, STEIB, MAPPES (1964), ORAMAN (1968) ve BAYRAKTAR’a (1970) göre, bayır ve kestane turpları Ön Asya’dan çıkmıştır. Bunun dışında TROUARD ve RIOLLE (1914), Ön Asya’nın birinci, Çin ve Japonya’nın ikinci bir bölge olacağını belirtir. SINSKAJA (1931), aynı görüşü biraz genişleterek Ön Asya’nın birinci bölge, Doğu Asya’nın ikinci bölge olacağını savunur. VAVILOV (1949–1950), üç bölge üzerinde durarak Orta Asya, Hindistan ve Doğu Asya’yı anavatan olarak gösterir. Bu yazarın Akdeniz bölgesini (Ön Asya’yı) hiç ele almayışı da enteresandır. VAVILOV ve BUKINICH (1929), yaptıkları araştırmada Afganistan’ın florasını incelemişler ve burada Raphanus sativus’un büyük bir form zenginliği gösterdiğini saptamışlardır. SINSKAJA (1928–1931), aynı form zenginliğinin Afganistan yanında, Hindistan’da da bulunduğunu belirtir. Böylece Orta Asya’nın bir vatan görünümü kazandığını vurgular. TRAUARD ve RIOELLE (1914) de, Orta Asya’da yabani yaşayan Raphanus raphanistorides (MAKINS) SINSK’in, bulunduğunu açıklar. Japon yazarlar Raphanus raphanistorides’in yabani bir form olmasına karşın, menşey bitkisi olamayacağını belirtirken, aynı zamanda Doğu Asya’nın menşey bölgelerinden birisinin olacağını da kabul etmez, Doğu Akdeniz’i esas menşey bölgesi olarak savunur (SIRKS, 1957). Bütün bu bilgilerin ışığı altında bayır ve kestane turplarının anavatanı olarak Akdeniz bölgesi, özellikle Ön Asya (Anadolu) olacağı fikri ağırlık kazanır. Zaten buradaki form zenginliği, diğer anavatan olarak gösterilen yerlere oranla daha fazladır. Ancak Doğu Asya’nın, daha küçük, fakat ikinci bir gen merkezi olması ihtimali büyüktür. Kültür turpunun, ortaya nasıl çıktığının belirgin bir kanıtı bulunmamaktadır. Üzerinde en çok durulan bitki Raphanus raphanistrum L.’dir. THELLUNG (1919), bu konuda yaptığı denemelerde, ince köklü yabani bir bitkiden, kalın köklü turpa benzer bitkiler elde etmiştir. Yine CARRİERE adlı araştırıcı, yabani turplarda (Yabani hardal – Hederich), seleksiyon ve melezleme yolu ile yaptığı ıslah çalışmalarında, 4. generasyonda turp görünümünde ve tadında bitkiler ortaya çıkarmıştır. SCHULZ (1919) göre turplar Akdeniz bölgesinden çıkmıştır. Çünkü bu bölgede yabani bir şekilde gelişen Raphanus Landra MORETTİ geniş çapta bulunur. SINSKAJA (1931), Avrupa turplarının menşe formunu Raphanus maritimus olarak gösterir. THELLUNG (1927), kültür turplarının Raphanus maritimus ve Raphanus rostratus’un melezlenmesi sonucu meydana geldiğini savunur. WERTH (1937) kültür formunun tek bir yabani bitkiden değil, en az iki yabani bitkinin melezlenmesi yoluyla meydana gelebileceğini ve kültür turpunun kök özelliğini R. maritimus’tan, çiçek rengini R. rostratus’dan, parçalanmış meyve kapsülünü R. Londra veya R. rostratus’tan, tohum formunu R. raphanistrum’dan alabileceğini açıklar. Bu bilgilerin ışığı altında, kültür formunun yabanisinin ne olduğu henüz kesinleşmiş değildir. Büyük bir kanı, Raphanus raphanistrum L. veya Raphanus maritimus’un diğer yabani formlarla birçok kez melezlenmesi sonucu ortaya çıkmış olacağı var sayılabilir.
Turplar hakkında en eski tarihi belgeler Mısır piramitlerindeki yazılardan gelmektedir. Eski Yunan tarihçi Heredot’a göre milattan önce 484–425 tarihlerinde, piramitler üzerindeki yazılarda turp, soğan ve sarmısağın isimleri geçmektedir (BECKER 1962). M.Ö. 500 yıllarında turp Akdeniz bölgesinden Çin’e ve sonra Japonya’ya götürülmüştür (SIRKS 1957). 16. yüzyılda Avrupa’da yetiştiriciliği yapılmıştır. Anadolu, turpun anavatanı olmasına karşın, yetiştiriciliğine ne zaman başlandığı belirgin değildir. İlk bilgiler EVLİYA ÇELEBİ’nin Seyahatnamesinde görülür. Osmanlılar devrinde turpun kullanıldığı bilinir. Günümüzde turp bütün ülkelerde geniş çapta yetiştirilmekte, yazlık ve kışlık bir sebze olarak bütün yıl boyu tüketilmektedir.
Latincesi : Raphanus sativus L.
İngilizcesi : Radish
Almancası : Rettich – Radies
Fransızcası : Radis
İtalyancası : Ramolaccio d’estate
Rusçası : Redka
TURP 1. Anavatanı ve Tarihçesi
Turpun, ufak kırmızı olanlarına fındık turpu, beyaz ve biraz irice olanlarına kestane turpu, siyah ve daha iri olanlarına bayır turpu adı verilir. Genelde kestane ve bayır turplarından daha sonra fındık turplarının oluştuğuna dair bir görüş mevcuttur. Dış ülkelerde turp deyince kestane ve bayır turpları (Almanya’da rettich) anlaşılır ve fındık turpları (Almanya’da radies) ayrıca adlandırılır. De CANDOLLE (1896), THELLUNG (1927), SHIEMANN (1932), WERTH (1937), DILLINGEN (1956), RECKER (1962), HOSSLIN, STEIB, MAPPES (1964), ORAMAN (1968) ve BAYRAKTAR’a (1970) göre, bayır ve kestane turpları Ön Asya’dan çıkmıştır. Bunun dışında TROUARD ve RIOLLE (1914), Ön Asya’nın birinci, Çin ve Japonya’nın ikinci bir bölge olacağını belirtir. SINSKAJA (1931), aynı görüşü biraz genişleterek Ön Asya’nın birinci bölge, Doğu Asya’nın ikinci bölge olacağını savunur. VAVILOV (1949–1950), üç bölge üzerinde durarak Orta Asya, Hindistan ve Doğu Asya’yı anavatan olarak gösterir. Bu yazarın Akdeniz bölgesini (Ön Asya’yı) hiç ele almayışı da enteresandır. VAVILOV ve BUKINICH (1929), yaptıkları araştırmada Afganistan’ın florasını incelemişler ve burada Raphanus sativus’un büyük bir form zenginliği gösterdiğini saptamışlardır. SINSKAJA (1928–1931), aynı form zenginliğinin Afganistan yanında, Hindistan’da da bulunduğunu belirtir. Böylece Orta Asya’nın bir vatan görünümü kazandığını vurgular. TRAUARD ve RIOELLE (1914) de, Orta Asya’da yabani yaşayan Raphanus raphanistorides (MAKINS) SINSK’in, bulunduğunu açıklar. Japon yazarlar Raphanus raphanistorides’in yabani bir form olmasına karşın, menşey bitkisi olamayacağını belirtirken, aynı zamanda Doğu Asya’nın menşey bölgelerinden birisinin olacağını da kabul etmez, Doğu Akdeniz’i esas menşey bölgesi olarak savunur (SIRKS, 1957). Bütün bu bilgilerin ışığı altında bayır ve kestane turplarının anavatanı olarak Akdeniz bölgesi, özellikle Ön Asya (Anadolu) olacağı fikri ağırlık kazanır. Zaten buradaki form zenginliği, diğer anavatan olarak gösterilen yerlere oranla daha fazladır. Ancak Doğu Asya’nın, daha küçük, fakat ikinci bir gen merkezi olması ihtimali büyüktür. Kültür turpunun, ortaya nasıl çıktığının belirgin bir kanıtı bulunmamaktadır. Üzerinde en çok durulan bitki Raphanus raphanistrum L.’dir. THELLUNG (1919), bu konuda yaptığı denemelerde, ince köklü yabani bir bitkiden, kalın köklü turpa benzer bitkiler elde etmiştir. Yine CARRİERE adlı araştırıcı, yabani turplarda (Yabani hardal – Hederich), seleksiyon ve melezleme yolu ile yaptığı ıslah çalışmalarında, 4. generasyonda turp görünümünde ve tadında bitkiler ortaya çıkarmıştır. SCHULZ (1919) göre turplar Akdeniz bölgesinden çıkmıştır. Çünkü bu bölgede yabani bir şekilde gelişen Raphanus Landra MORETTİ geniş çapta bulunur. SINSKAJA (1931), Avrupa turplarının menşe formunu Raphanus maritimus olarak gösterir. THELLUNG (1927), kültür turplarının Raphanus maritimus ve Raphanus rostratus’un melezlenmesi sonucu meydana geldiğini savunur. WERTH (1937) kültür formunun tek bir yabani bitkiden değil, en az iki yabani bitkinin melezlenmesi yoluyla meydana gelebileceğini ve kültür turpunun kök özelliğini R. maritimus’tan, çiçek rengini R. rostratus’dan, parçalanmış meyve kapsülünü R. Londra veya R. rostratus’tan, tohum formunu R. raphanistrum’dan alabileceğini açıklar. Bu bilgilerin ışığı altında, kültür formunun yabanisinin ne olduğu henüz kesinleşmiş değildir. Büyük bir kanı, Raphanus raphanistrum L. veya Raphanus maritimus’un diğer yabani formlarla birçok kez melezlenmesi sonucu ortaya çıkmış olacağı var sayılabilir.
Turplar hakkında en eski tarihi belgeler Mısır piramitlerindeki yazılardan gelmektedir. Eski Yunan tarihçi Heredot’a göre milattan önce 484–425 tarihlerinde, piramitler üzerindeki yazılarda turp, soğan ve sarmısağın isimleri geçmektedir (BECKER 1962). M.Ö. 500 yıllarında turp Akdeniz bölgesinden Çin’e ve sonra Japonya’ya götürülmüştür (SIRKS 1957). 16. yüzyılda Avrupa’da yetiştiriciliği yapılmıştır. Anadolu, turpun anavatanı olmasına karşın, yetiştiriciliğine ne zaman başlandığı belirgin değildir. İlk bilgiler EVLİYA ÇELEBİ’nin Seyahatnamesinde görülür. Osmanlılar devrinde turpun kullanıldığı bilinir. Günümüzde turp bütün ülkelerde geniş çapta yetiştirilmekte, yazlık ve kışlık bir sebze olarak bütün yıl boyu tüketilmektedir.


Comment