Bölümü : SPERMATOPHYTA
Alt Bölüm : ANGİNOSPERMAE
Sınıfı : DİCOTYLEDONEAE
Familyası : UMBELLİFERAE
Cins ve Türü : Daucus carota L. HAVUÇ
Apium graveolens L. KEREVİZ
Petroselinum crispum L. MAYDANOZ
Anethum graveolens L. DEREOTU
HAVUÇ
Latincesi : Daucus carota
Almancası : Möhre
İngilizcesi : Carrot
Fransızcası : Carotte
İtalyancası : Carota
Rusçası : Morkow
HAVUÇ 1. Anavatanı ve Tarihçesi
Havucun anavatanı üzerinde çeşitli fikirler ileri sürülmektedir. Bu fikirlerin büyük çoğunluğu havucun anavatanın Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika olacağı üzerinde birleşmektedir. THOMPSON (1949) ve diğer bazı araştırıcılar ise havucun anavatanını, Kuzey ve Güney Amerika olarak göstermektedir, ancak bu fikir havucun 1609 yılından sonra ilk kez Amerika’nın Vriginia ve hemen arkasından Indiana eyaletlerinde yemeklik olarak yetiştirilmeye başlandığının belirtilmesiyle, Amerika’nın havucun anavatanı olması düşüncesini zayıflatmakta ve hatta kanımızca yanlış olmaktadır. Çünkü havuca ait ilk bilgiler 10. yüzyıla ait olup, Anadolu ve Mezopotamya’dan gelmektedir (Banga 1962) Avrupa’da yemeklik olarak yetiştirilen havucun geçmişi oldukça yenidir. Havuç önce tıpta kullanılmak için yetiştirilmiştir. Yemeklik gereksinmesi için, tarihin hangi devrinde yetiştirildiğine dair elimizde bir belirgin belge mevcut değildir. Örneğin, Romalılar değişik kök sebzeleri yedikleri ve bu sebzelerle ilgili çeşitli belgeler bıraktıkları halde, bugünkü kültür havucuna ait hiçbir dokümana rastlanmamıştır. Aynı durum, HİLİDEGARD’ın 11. yüzyılda yazdığı “Physika” adlı eserinde, geçmiş devre ait birçok sebzeler anlatmasına karşın, havuçtan hiç söz etmemesiyle de ortaya çıkmaktadır. Bugünkü kültür havuçlarının tipi ile akraba olan havucun tarifi, tam olarak 10. yüzyılda Anadolu’dan gelmektedir. 12. yüzyılda yaşamış Arap yazarı İBN-AL AVAM’ın tahminen 10. yüzyıldaki Güney Anadolu, Mezopotamya ve Kuzeybatı Arabistan’ın tarımını anlatan kitabında, iki havuç çeşidi tanımlanmıştır. Bu çeşitlerden birincisi kırmızı renkte olup lezzetli ve suludur. Diğeri yeşilimsi sarı bir renge sahip olup, daha kaba yapılı ve tahminen toprak üstünde büyüyen bir çeşittir (BANGA 1962). Daha sonra 16., 17. ve 18. yüzyılda yayınlanmış olan “Botanik Çalışmaları ve Otlar” adlı kitapta, yukarıdaki iki havuç çeşidinden aynen bahsedilmekte ve havucun yemek olarak hazırlanma arifi Ibn-Al Avam’ın verdiği bilgilere aynen uymaktadır.
Persler 10. yüzyılda havucu tanımışlar ve yaklaşık 13. ve 14 .yüzyıllara doğru Çin’e götürmüşlerdir. 12. yüzyılda Araplar, İspanya’nın kendilerine ait olan kısmında havuç yetiştirmişlerdir. Tam olarak bilinmemekle birlikte havucun buradan Kuzeybatı Avrupa’ya yayıldığı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan Arap ülkeleri ile deniz ticaretinin yapıldığı ve Arap mallarının Avrupa’ya ihraç edildiği Venedik’in havucun Avrupa’ya yayılmasında diğer bir giriş yolu olması da beklenebilir (DILLINGEN 1956, BANGA 1962, ORAMAN 1968). Kültür havucunun 13. yüzyılda İtalya’da, 14. yüzyılda Fransa, Almanya ve Hollanda’da, 15. yüzyılda İngiltere’de yetiştirildiği zannedilmektedir. Yine o devirlerde Avrupa’nın şehir kenarında yaşayan köylüleri tarafından havuç, kendi gereksinmelerini karşılamak ve bir miktarını da pazarda satmak için soğan, sarmısak, lahana ve diğer bazı sebzeler ile birlikte yetiştirilmiştir. 16. yüzyılın sonunda artık Arap ülkelerinde olduğu gibi, Avrupa’da da sarı ve mor tipteki havuçlar biliniyordu (BANGA 1957). Önceleri mor renkli havuçların en iyi, en kaliteli ve insan beslenmesinde en önemli havuçlar olduğu sanılıyor ve bu yüzden de pazarlarda oldukça önemli bir yeri bulunuyordu. Ancak mor renkli havuçların pişirilmesi sırasında, suda çözülebilen bu mor rengin çorba ve etli yemeklere geçmesi ve yemekleri boyaması, onların kötü bir özelliği olarak gösterilmeye başladı ve bu yüzden, mor renkli havuçların bu kötü özelliğinin düzeltilmesi için yapılan ıslah çalışmaları sırasında, sarı havuçlar elde edildi ve sarı havuçlar istenen kalitede olduklarından, bir müddet sonra mor renkli havuçların yerini aldı. Böylece mor renkli havuçlar önemlerini giderek kaybetti ve hatta artık kullanılmaz hale geldi. Ancak bu gün bile Asya’da, Anadolu’nun çeşitli bölgeleri ve Mısır’da mor renkli havuçların üretimine rastlanmaktadır. Daha sonraki yıllarda sarı renkli havuçlar insan beslenmesinde giderek büyük önem kazanmış ve geniş çapta yetiştirilmiştir. Bu sırada turuncu renkteki havuçlar ıslah edilmiş ve ortaya çıkartılmıştır. Turuncu renkli havuçların kalitelerinin, sarı renkli havuçlardan da üstün olduğu ortaya konulunca, sarı renkli havuçlar da ortadan kalkmış veya sadece hayvan beslemek için üretilmiştir. Günümüzde artık turuncu renkli havuçlar ön plana çıkmış ve üretilir olmuştur.
Beyaz havucun ne zaman ortaya çıktığı tam olarak belirgin değildir. Büyük bir olasılıkla 17. yüzyılda sarı havuçtan geliştirilmiştir. Kısa bir zamanda bütün Avrupa’ya yayılmışsa da, fakat yine kısa bir zamanda da insan beslenmesindeki önemini yitirmiştir.
17. ve 18 yüzyıllarda Hollanda’da bahçıvanlar, ilk turuncu havuçları ortaya çıkarmıştır. Turuncu renkli havucun ortaya çıkmasından sonra, bu işle uğraşan araştırıcılar, havucun menşei ve ıslahı hakkında iki teori ortaya atmıştır. Bu teorilerden birisi “Başkalaşım Teorisi” dir ve Hollanda’nın Wageningen şehrindeki Bahçe Bitkileri Üretme Enstitüsünde çalışan BANGA (1962) isimli araştırmacı tarafından ileri sürülmüştür. Araştırıcıya göre mor renkli köke sahip havuçlar Afganistan’da ıslah edilmiş, 10. ve 12 . yüzyıllarda Araplar aracılığıyla Akdeniz çevresine, daha sonra 14 ve 15. yüzyıllarda Batı Avrupa’ya götürülmüştür. Bu tip havuçlar Çin’e 13. yüzyıl sonunda ulaşmış, 17. yüzyılda Japonya’da üretilmeye başlanmıştır. Mor köklü antosiyanin içeren tiple birlikte, sarı köklü havucun müştereken yayıldığı belirtilen teoride beyaz ve turuncu havuçların, sarı renkli havucun başkalaşımından ortaya çıktığı savunulmuş ve turuncu tip havucun ilk defa 17. yüzyılda Hollanda’da üretilmeye başlandığı açıklanmıştır. İkinci teori, THELLUNG (1926–1927) ile Rus genetik ve coğrafya uzmanı VALİLOV (1949) tarafından öne sürülen “Melezleme Teorisi” dir. Bu araştırıcılar da, BANGA gibi, mor renkli havucun Afganistan’da ıslah edildiğini kabul eder, ancak mor renkli havucun Batı Akdeniz sahillerinde bulunan “Daucus maximus” adlı yerli bir havuçla melezlemesi sonucu beyaz, sarı ve turuncu renkli havuç olarak ortaya çıktığını vurgular. Diğer taraftan, kültür formu havucun, Güney Batı Asya ve Avrupa’da sık rastlanan yabani bir havuç Daucus carota S.sp carota’dan ortaya çıktığına inanılmıştır ve bu inanış, geçmiş yüzyıllarda yapılmış denemelere ve yabani formdan birkaç generasyon içinde bir kültür formunun selekte edilmesine dayandırılmıştır. Fakat bu seleksiyon denemelerinin doğru yapılıp, yapılmadığı şüphelidir. Çünkü yabani ve kültür formlarının bir arada yaşadığı yerde seleksiyon için materyal toplanırsa, o bölgede, yabani ve kültür formlarıyla birlikte, kültür ve yabani formlar arasındaki melezlemelerin de ortaya çıkabilir. Dolayısıyla o bölgede içinde yaşayan kültür formu kanı taşıyan yabani benzeri melez formların da bulunabilir. Seleksiyon için böyle bir bölgeden toplanan yabani tohumluk arasına bu tipte ait tohumluklarını da karışabilir. Yapılan seleksiyon denemelerinde kanında (genetiğinde) kültür formu taşıyan bu yabani benzeri melez formlardan kültür formunun selekte edilebilir. Bu sonuca göre kültür formunun yabani bir havuçtan mı yoksa yabani melez bir ırktan mı ortaya çıktığının anlaşılamayabilir.
THELLUNG (1926 ve 1927) tahminlerine göre kültür havucu, Daucus carota S sp carota ile Daucus carota S sp maximus arasındaki bir melezlenme sonucu meydana geldiği şeklindedir. Yazar, kültür havucunun morfolojik bazı özelliklerini dikkate aldığında, bu iki Supspesiyes arasında ortak özellikler olduğunu söylemektedir. Fakat Thellung, bu savında da Asya kültür formlarını dikkate almamıştır. Konuya esas olarak, bütün Asya ve Avrupa yabani formlarını Daucus carota L. Spesiyesi içerisinde birleştiren ve ayrıca HOFF ve MAYEK’e göre Asya ve Batı Avrupa’da gelişmiş kültür formlarını bir Daucus sativus sipesiyesi olarak bir arada toplayan ZAGORODSKİKH (1939) değinmiştir. ZAGORODSKİKH eserinde, Sativus spesiyeslerini, Afghanicus (Asya, Afrika ve Avrupa’nın bazı kısımları) Syriacus (Suriye, Filistin, Irak, İran, Afrika), Cilicicus (Sicilya), Mediterraneus (Batı Avrupa kültür formu) ve Japonicus (Japonya) olarak 5 subsipesiyese ayırmakta, en eski kültür formu olarak da mor renkli S. sp Afghanicus’u göstermekte ve bu spesiyesin Afganistan orijinli olduğunu bildirmektedir. Bu spesiyes Afganistan’dan daha sonra Anadolu’ya yayılmıştır. Anadolu’da Afghanicus’un Daucus carota ile melezlenmesi sonucu S sp Syriacus, Cilicicus ve Mediterraneus meydana çıkmıştır. Japonicus subsipesiyesi ise S sp Afghanicus ve Mediterraneus melezlenmesinden meydana gelmiş olabilir. Zagorodskikh’in belirttiği yoldan da kültür havucunun meydana gelip gelmeyeceği şüphelidir. Çünkü Avrupa’nın bugünkü yemeklik havucu, hiçbir şekilde Akdeniz Bölgesinden gelmemiştir. Ayrıca buraya da mor ve antosiyan içeren havuçların Afganistan’dan gelmesi ve tahminen batı kültür havucu formuna iştirak etmesine ait bilgiler ilgi çekicidir. Yine kültür havucunun ne zaman Anadolu’dan yayılmış olacağının bilinmemesi burada önem kazanır.
Daucus carota’nın haploid kromozom sayısı 9’dur (TAMAMSCHİAN 1933, MAUDE 1939 ve WHITAKER 1949). Asya, Japonya, Avrupa ve Amerika’nın ıslah edilmiş kültür formlarıyla, şu anda anavatanlarında bulunan yabani formlarda da aynı sayıyı bulmuştur. Diğer yandan WHITAKER tarafından, Daucus carota’nın birçok formlarının meydana gelmesinde, ne kromozomların kaba strüktürlerinin değişmesi, ne de poliploidinin bir faktör olamayacağı açıklanmıştır.
Yukarıda anlatılan bütün durumlar dikkate alındığında, kültür havucunun nasıl meydana geldiği ve hangi bölgeden yayıldığı tam olarak ortaya çıkartılmamıştır. Fakat bugün yediğimiz turuncu kültür havucunun ıslahının Hollanda’da yapıldığı ve buradan diğer ülkelere yayıldığı da bir gerçektir.
Alt Bölüm : ANGİNOSPERMAE
Sınıfı : DİCOTYLEDONEAE
Familyası : UMBELLİFERAE
Cins ve Türü : Daucus carota L. HAVUÇ
Apium graveolens L. KEREVİZ
Petroselinum crispum L. MAYDANOZ
Anethum graveolens L. DEREOTU
HAVUÇ
Latincesi : Daucus carota
Almancası : Möhre
İngilizcesi : Carrot
Fransızcası : Carotte
İtalyancası : Carota
Rusçası : Morkow
HAVUÇ 1. Anavatanı ve Tarihçesi
Havucun anavatanı üzerinde çeşitli fikirler ileri sürülmektedir. Bu fikirlerin büyük çoğunluğu havucun anavatanın Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika olacağı üzerinde birleşmektedir. THOMPSON (1949) ve diğer bazı araştırıcılar ise havucun anavatanını, Kuzey ve Güney Amerika olarak göstermektedir, ancak bu fikir havucun 1609 yılından sonra ilk kez Amerika’nın Vriginia ve hemen arkasından Indiana eyaletlerinde yemeklik olarak yetiştirilmeye başlandığının belirtilmesiyle, Amerika’nın havucun anavatanı olması düşüncesini zayıflatmakta ve hatta kanımızca yanlış olmaktadır. Çünkü havuca ait ilk bilgiler 10. yüzyıla ait olup, Anadolu ve Mezopotamya’dan gelmektedir (Banga 1962) Avrupa’da yemeklik olarak yetiştirilen havucun geçmişi oldukça yenidir. Havuç önce tıpta kullanılmak için yetiştirilmiştir. Yemeklik gereksinmesi için, tarihin hangi devrinde yetiştirildiğine dair elimizde bir belirgin belge mevcut değildir. Örneğin, Romalılar değişik kök sebzeleri yedikleri ve bu sebzelerle ilgili çeşitli belgeler bıraktıkları halde, bugünkü kültür havucuna ait hiçbir dokümana rastlanmamıştır. Aynı durum, HİLİDEGARD’ın 11. yüzyılda yazdığı “Physika” adlı eserinde, geçmiş devre ait birçok sebzeler anlatmasına karşın, havuçtan hiç söz etmemesiyle de ortaya çıkmaktadır. Bugünkü kültür havuçlarının tipi ile akraba olan havucun tarifi, tam olarak 10. yüzyılda Anadolu’dan gelmektedir. 12. yüzyılda yaşamış Arap yazarı İBN-AL AVAM’ın tahminen 10. yüzyıldaki Güney Anadolu, Mezopotamya ve Kuzeybatı Arabistan’ın tarımını anlatan kitabında, iki havuç çeşidi tanımlanmıştır. Bu çeşitlerden birincisi kırmızı renkte olup lezzetli ve suludur. Diğeri yeşilimsi sarı bir renge sahip olup, daha kaba yapılı ve tahminen toprak üstünde büyüyen bir çeşittir (BANGA 1962). Daha sonra 16., 17. ve 18. yüzyılda yayınlanmış olan “Botanik Çalışmaları ve Otlar” adlı kitapta, yukarıdaki iki havuç çeşidinden aynen bahsedilmekte ve havucun yemek olarak hazırlanma arifi Ibn-Al Avam’ın verdiği bilgilere aynen uymaktadır.
Persler 10. yüzyılda havucu tanımışlar ve yaklaşık 13. ve 14 .yüzyıllara doğru Çin’e götürmüşlerdir. 12. yüzyılda Araplar, İspanya’nın kendilerine ait olan kısmında havuç yetiştirmişlerdir. Tam olarak bilinmemekle birlikte havucun buradan Kuzeybatı Avrupa’ya yayıldığı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan Arap ülkeleri ile deniz ticaretinin yapıldığı ve Arap mallarının Avrupa’ya ihraç edildiği Venedik’in havucun Avrupa’ya yayılmasında diğer bir giriş yolu olması da beklenebilir (DILLINGEN 1956, BANGA 1962, ORAMAN 1968). Kültür havucunun 13. yüzyılda İtalya’da, 14. yüzyılda Fransa, Almanya ve Hollanda’da, 15. yüzyılda İngiltere’de yetiştirildiği zannedilmektedir. Yine o devirlerde Avrupa’nın şehir kenarında yaşayan köylüleri tarafından havuç, kendi gereksinmelerini karşılamak ve bir miktarını da pazarda satmak için soğan, sarmısak, lahana ve diğer bazı sebzeler ile birlikte yetiştirilmiştir. 16. yüzyılın sonunda artık Arap ülkelerinde olduğu gibi, Avrupa’da da sarı ve mor tipteki havuçlar biliniyordu (BANGA 1957). Önceleri mor renkli havuçların en iyi, en kaliteli ve insan beslenmesinde en önemli havuçlar olduğu sanılıyor ve bu yüzden de pazarlarda oldukça önemli bir yeri bulunuyordu. Ancak mor renkli havuçların pişirilmesi sırasında, suda çözülebilen bu mor rengin çorba ve etli yemeklere geçmesi ve yemekleri boyaması, onların kötü bir özelliği olarak gösterilmeye başladı ve bu yüzden, mor renkli havuçların bu kötü özelliğinin düzeltilmesi için yapılan ıslah çalışmaları sırasında, sarı havuçlar elde edildi ve sarı havuçlar istenen kalitede olduklarından, bir müddet sonra mor renkli havuçların yerini aldı. Böylece mor renkli havuçlar önemlerini giderek kaybetti ve hatta artık kullanılmaz hale geldi. Ancak bu gün bile Asya’da, Anadolu’nun çeşitli bölgeleri ve Mısır’da mor renkli havuçların üretimine rastlanmaktadır. Daha sonraki yıllarda sarı renkli havuçlar insan beslenmesinde giderek büyük önem kazanmış ve geniş çapta yetiştirilmiştir. Bu sırada turuncu renkteki havuçlar ıslah edilmiş ve ortaya çıkartılmıştır. Turuncu renkli havuçların kalitelerinin, sarı renkli havuçlardan da üstün olduğu ortaya konulunca, sarı renkli havuçlar da ortadan kalkmış veya sadece hayvan beslemek için üretilmiştir. Günümüzde artık turuncu renkli havuçlar ön plana çıkmış ve üretilir olmuştur.
Beyaz havucun ne zaman ortaya çıktığı tam olarak belirgin değildir. Büyük bir olasılıkla 17. yüzyılda sarı havuçtan geliştirilmiştir. Kısa bir zamanda bütün Avrupa’ya yayılmışsa da, fakat yine kısa bir zamanda da insan beslenmesindeki önemini yitirmiştir.
17. ve 18 yüzyıllarda Hollanda’da bahçıvanlar, ilk turuncu havuçları ortaya çıkarmıştır. Turuncu renkli havucun ortaya çıkmasından sonra, bu işle uğraşan araştırıcılar, havucun menşei ve ıslahı hakkında iki teori ortaya atmıştır. Bu teorilerden birisi “Başkalaşım Teorisi” dir ve Hollanda’nın Wageningen şehrindeki Bahçe Bitkileri Üretme Enstitüsünde çalışan BANGA (1962) isimli araştırmacı tarafından ileri sürülmüştür. Araştırıcıya göre mor renkli köke sahip havuçlar Afganistan’da ıslah edilmiş, 10. ve 12 . yüzyıllarda Araplar aracılığıyla Akdeniz çevresine, daha sonra 14 ve 15. yüzyıllarda Batı Avrupa’ya götürülmüştür. Bu tip havuçlar Çin’e 13. yüzyıl sonunda ulaşmış, 17. yüzyılda Japonya’da üretilmeye başlanmıştır. Mor köklü antosiyanin içeren tiple birlikte, sarı köklü havucun müştereken yayıldığı belirtilen teoride beyaz ve turuncu havuçların, sarı renkli havucun başkalaşımından ortaya çıktığı savunulmuş ve turuncu tip havucun ilk defa 17. yüzyılda Hollanda’da üretilmeye başlandığı açıklanmıştır. İkinci teori, THELLUNG (1926–1927) ile Rus genetik ve coğrafya uzmanı VALİLOV (1949) tarafından öne sürülen “Melezleme Teorisi” dir. Bu araştırıcılar da, BANGA gibi, mor renkli havucun Afganistan’da ıslah edildiğini kabul eder, ancak mor renkli havucun Batı Akdeniz sahillerinde bulunan “Daucus maximus” adlı yerli bir havuçla melezlemesi sonucu beyaz, sarı ve turuncu renkli havuç olarak ortaya çıktığını vurgular. Diğer taraftan, kültür formu havucun, Güney Batı Asya ve Avrupa’da sık rastlanan yabani bir havuç Daucus carota S.sp carota’dan ortaya çıktığına inanılmıştır ve bu inanış, geçmiş yüzyıllarda yapılmış denemelere ve yabani formdan birkaç generasyon içinde bir kültür formunun selekte edilmesine dayandırılmıştır. Fakat bu seleksiyon denemelerinin doğru yapılıp, yapılmadığı şüphelidir. Çünkü yabani ve kültür formlarının bir arada yaşadığı yerde seleksiyon için materyal toplanırsa, o bölgede, yabani ve kültür formlarıyla birlikte, kültür ve yabani formlar arasındaki melezlemelerin de ortaya çıkabilir. Dolayısıyla o bölgede içinde yaşayan kültür formu kanı taşıyan yabani benzeri melez formların da bulunabilir. Seleksiyon için böyle bir bölgeden toplanan yabani tohumluk arasına bu tipte ait tohumluklarını da karışabilir. Yapılan seleksiyon denemelerinde kanında (genetiğinde) kültür formu taşıyan bu yabani benzeri melez formlardan kültür formunun selekte edilebilir. Bu sonuca göre kültür formunun yabani bir havuçtan mı yoksa yabani melez bir ırktan mı ortaya çıktığının anlaşılamayabilir.
THELLUNG (1926 ve 1927) tahminlerine göre kültür havucu, Daucus carota S sp carota ile Daucus carota S sp maximus arasındaki bir melezlenme sonucu meydana geldiği şeklindedir. Yazar, kültür havucunun morfolojik bazı özelliklerini dikkate aldığında, bu iki Supspesiyes arasında ortak özellikler olduğunu söylemektedir. Fakat Thellung, bu savında da Asya kültür formlarını dikkate almamıştır. Konuya esas olarak, bütün Asya ve Avrupa yabani formlarını Daucus carota L. Spesiyesi içerisinde birleştiren ve ayrıca HOFF ve MAYEK’e göre Asya ve Batı Avrupa’da gelişmiş kültür formlarını bir Daucus sativus sipesiyesi olarak bir arada toplayan ZAGORODSKİKH (1939) değinmiştir. ZAGORODSKİKH eserinde, Sativus spesiyeslerini, Afghanicus (Asya, Afrika ve Avrupa’nın bazı kısımları) Syriacus (Suriye, Filistin, Irak, İran, Afrika), Cilicicus (Sicilya), Mediterraneus (Batı Avrupa kültür formu) ve Japonicus (Japonya) olarak 5 subsipesiyese ayırmakta, en eski kültür formu olarak da mor renkli S. sp Afghanicus’u göstermekte ve bu spesiyesin Afganistan orijinli olduğunu bildirmektedir. Bu spesiyes Afganistan’dan daha sonra Anadolu’ya yayılmıştır. Anadolu’da Afghanicus’un Daucus carota ile melezlenmesi sonucu S sp Syriacus, Cilicicus ve Mediterraneus meydana çıkmıştır. Japonicus subsipesiyesi ise S sp Afghanicus ve Mediterraneus melezlenmesinden meydana gelmiş olabilir. Zagorodskikh’in belirttiği yoldan da kültür havucunun meydana gelip gelmeyeceği şüphelidir. Çünkü Avrupa’nın bugünkü yemeklik havucu, hiçbir şekilde Akdeniz Bölgesinden gelmemiştir. Ayrıca buraya da mor ve antosiyan içeren havuçların Afganistan’dan gelmesi ve tahminen batı kültür havucu formuna iştirak etmesine ait bilgiler ilgi çekicidir. Yine kültür havucunun ne zaman Anadolu’dan yayılmış olacağının bilinmemesi burada önem kazanır.
Daucus carota’nın haploid kromozom sayısı 9’dur (TAMAMSCHİAN 1933, MAUDE 1939 ve WHITAKER 1949). Asya, Japonya, Avrupa ve Amerika’nın ıslah edilmiş kültür formlarıyla, şu anda anavatanlarında bulunan yabani formlarda da aynı sayıyı bulmuştur. Diğer yandan WHITAKER tarafından, Daucus carota’nın birçok formlarının meydana gelmesinde, ne kromozomların kaba strüktürlerinin değişmesi, ne de poliploidinin bir faktör olamayacağı açıklanmıştır.
Yukarıda anlatılan bütün durumlar dikkate alındığında, kültür havucunun nasıl meydana geldiği ve hangi bölgeden yayıldığı tam olarak ortaya çıkartılmamıştır. Fakat bugün yediğimiz turuncu kültür havucunun ıslahının Hollanda’da yapıldığı ve buradan diğer ülkelere yayıldığı da bir gerçektir.

