Prof.Dr.Atila GÜNAY MANTAR YETİŞTİRİCİLİĞİ KİTABI
Mantarın tarihçesinde belirttiğimiz gibi, çok eski zamanlardan beri doğada tabii halde yetişen mantarlar, cazip renkleri ve şekilleriyle insanlığın dikkatini çekmiştir. Önceleri beslenmede, daha sonra tedavi, büyü ve zehir amacı ile kullanılmış, bu ikilemden dolayı eski Yunan'lılarda yaşamın sembolü, Romalılarda ise ölümün simgesi olmuştur.
Doğada yetişen mantarlar yoksul halkın protein kaynağıdır. Ayrıca bedava oluşları da önemlerini bir kat daha arttırır. Bu yüzden mantarın oluştuğu dönemlerde ormanlara, kırlara ve çayırlara gidilip mantar toplanır. Mantar yetişen bölgelerde halk, az veya çok bölge mantarlarını tanır, hangisinin yenilebilir, hangisinin yenilemez olduğu ayırt edebilir. Yöreye dışardan gelen yabancılar ve özellikle mevsimlik işçiler, yerli halkın mantar toplamasına bakarak ve onlara imrenerek bu işe katılır. Fakat daha önce mantar hakkında bilgileri olmadığından, zehirli ve zehirsiz mantarları birbirinden ayırt edemez. Bu bilinçsiz davranış bazı yıllar çok sayıda insanın zehirlenmesine, komaya girmesine ve hatta ölmesine sebeb olur. Dış ülkelerde bu tip olayların meydana gelmesini önlemek amacıyla, doğa mantarlarının şekillerini, renklerini gösteren, ne zaman nerede yetiştiğini açıklayan broşürler bastırılır. O yörelerde halkın gezip dolaştığı, oturup dinlendiği yerlere asılır. Zehirli ve zehirsiz olanlarının tanımları yapılır. Tesadüfen ortaya çıkacak zehirlenme vakalarına karşı alınacak önlemler duyurulur. Ülkemizde bu işler yapılmadığı gibi, zehirlenme vakası olduğunda, basın ve televizyonlar harekete geçer. Daha sonra olacak vakaları önlemek amacıyla büyük siyah puntalı manşetlerle ve görüntülü resimlerle "MANTARDAN ÖLENLER" diye duyuru yapar. Devlet gücü ile mantarın toplanması engellenir ve hatta yasaklanır.
Mantar hakkında basında ve televizyonda çıkan haberlerde doğa mantarıyla, kültür mantarı birbirinden ayırt edilmediğinden, kültür mantarı da bu olumsuz propagandadan etkilenmektedir. Bu yüzden pazarlarda kültür mantarı satışları aniden düşer ve uzun süre bu olumsuz etki ortadan kaldırılamaz, dolayısıyla mantar üretimi arzu edilen gelişmeyi istenen zamanda gösteremez, inişli çıkışlı bir grafik çizer.
Mantarın insan beslenmesindeki büyük rolü çok yönlüdür. Bu yönlerin halka tanıtılması halinde gerek doğa ve gerekse kültür mantarı tüketimi hızlı bir ilerleme gösterecek, bu da mantar üretiminin arttırılmasına neden olacaktır.
Belli bir yaşı aşmış kimselerde hayvansal protein insan sağlığı bakımından sakınca yaratmaktadır. Bu gıdalardan alınan amino asitler damarlarda birikerek damar sertliği, buna bağlı olarak kalp rahatsızlığı, sinir sistemi bozuklukları, enfarktüs gibi ölümcül hastalıklara neden olmaktadır. Bu yüzden kırmızı etlerden çok beyaz etlerin yenmesi, doktorlar ve beslenme uzmanlarınca tavsiye olunur. Oysa mantarla alınan protein, hayvansal gıdaların yaptığı zararı ortadan kaldırır. Hatta mantarda bulunan vitaminler, antibiyotikler, hormonlar, bazı asitler insan sağlığını korur, kuvvetlendirir. İşte dış ülkelerde başta hastahaneler, poliklinikler, diyet merkezleri olmak üzere, evlerde şişman insanların zayıflamasında, kalp damar rahatsızlığı olanların beslenmesinde günlük almaları gereken protein miktarı mutlaka mantarla karşılanır, böylece mantar tüketimi hızla artar. Tüketim açığını kapatmak üzere doğada yenecek mantarlar toplanır, kültür mantarı yetiştiriciliği yapılır. Bu durum o ülkelerde mantar sektörüne verilen değeri yükseltir ve özel sektörü mantar tesisi kurmaya ve mantar
üretmeye teşvik eder. Buna rağmen elde olunan üretim hızla artan tüketimi karşılayamadığından, dışardan doğa ve kültür mantarı ithalatı yapılır.
Ülkemizde yukarda belirtilen olumsuz etkiye rağmen, mantarın beslenme ve insan sağlığı bakımından önemini ortaya çıkaran toplantılar, seminer ve konferanslar, yazılar ve tanıtımlar son yıllarda bizde de mantar tüketimini etkilemiştir. 10-15 yıl öncesine kadar sadece İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük ve kalabalık şehir kenarlarında yapılan mantar üretimi, günümüzde bir çok ilimize sıçramıştır. Ayrıca mantar, tarımsal üretimler içinde birim alandan en fazla kârı getirir. Küçük alanlarda üretim yapılabilmesi, tarımla hiç uğraşmamış kişilerin bile biraz görgü ve bilgi ile işe başlaması, ilkel tesislerdeki yatırımın düşük olması, yatırımdan kısa bir süre sonra elde olunan ürünün satışından hemen nakit para sağlanması ve ilerde üzerinde daha çok duracağımız diğer bazı faktörlerin bulunması mantar yetiştiriciliğine ilgiyi her geçen gün arttırmaktadır. Esasında mantar üretiminde ne kadar iyi ve modern bir tesis kurulup, bilinçli bir üretim yapılırsa . büyük yatırım maliyetine karşılık o kadar rizikosuz büyük kazanç sağlanır. Bu kazanç % 60' ların üstüne çıkabilir. Bu değer ne kadar artarsa ve tüketim ne kadar hızlanırsa . mantar üretiminin o kadar artmasına neden olacaktır. Nitekim gerek dünyada ve gerekse Türkiye'de mantar üretimini incelediğimizde bu olayı rahatlıkla görebiliriz.
622.800 ton, 1986'da 1.227.000 ton, 1989'da 1.424.000 ton ve 1994'te tahmini olarak 2.000.000 ton olduğunu görürüz. Bu rakamlara doğadan toplanan mantarlar ilave edilirse % 50-60 bir artış meydana gelir. 1950 senesi baz alınırsa, kırk senelik bir süre içinde artışın ne kadar fazla ve hızlı olduğunu tespit ederiz. Dünya üretiminin ülkelere göre dağılımı Cetvel 2.2' de verilmiştir. Son 10-15 senelik duruma baktığımızda, A.B.D.'de yıllara göre üretim hızının % 20-25, Fransa'da % 13-20, Çin'de % 11-15, Hollanda'da % 8-9. İtalya'da % 6-7 ve Almanya'da % 3-4 olduğunu saptarız. Bu ülkeler genellikle dünya üretiminin yarıdan fazlasını üretmekte, buna karşın 2/3 'nü tüketmektedir Cetvel 2.1. Dünyada Kültür Mantarı Üretimi

Günümüzde kültürü en fazla yapılan mantar türü Agaricus bisporus'tur. Ancak, son yıllarda diğer mantar cins ve türlerinin de kültüre alınması ve onların da yavaş yavaş önemlerinin artması Agaricus bisporus'un önemini kısmen azaltmıştır. Şu anda yine de dünyadaki üretimin yıllara göre % 30-50 sini teşkil etmektedir. Yeni üretime alınan mantarların başında Pleurotus'lar % 20-30, Lentinus'lar % 10-15, Auricularia'lar % 5-10 oranında bir paya sahiptir. Diğer üretilen türler içine Volvariella volvacea, Flammulina velutipos Tremella fuciformis. Pholiota nameko. Grifolo frandosa. Hypsizigu marmoreus, Hericium erinacesus girmektedir.
Mantarın tarihçesinde belirttiğimiz gibi, çok eski zamanlardan beri doğada tabii halde yetişen mantarlar, cazip renkleri ve şekilleriyle insanlığın dikkatini çekmiştir. Önceleri beslenmede, daha sonra tedavi, büyü ve zehir amacı ile kullanılmış, bu ikilemden dolayı eski Yunan'lılarda yaşamın sembolü, Romalılarda ise ölümün simgesi olmuştur.
Doğada yetişen mantarlar yoksul halkın protein kaynağıdır. Ayrıca bedava oluşları da önemlerini bir kat daha arttırır. Bu yüzden mantarın oluştuğu dönemlerde ormanlara, kırlara ve çayırlara gidilip mantar toplanır. Mantar yetişen bölgelerde halk, az veya çok bölge mantarlarını tanır, hangisinin yenilebilir, hangisinin yenilemez olduğu ayırt edebilir. Yöreye dışardan gelen yabancılar ve özellikle mevsimlik işçiler, yerli halkın mantar toplamasına bakarak ve onlara imrenerek bu işe katılır. Fakat daha önce mantar hakkında bilgileri olmadığından, zehirli ve zehirsiz mantarları birbirinden ayırt edemez. Bu bilinçsiz davranış bazı yıllar çok sayıda insanın zehirlenmesine, komaya girmesine ve hatta ölmesine sebeb olur. Dış ülkelerde bu tip olayların meydana gelmesini önlemek amacıyla, doğa mantarlarının şekillerini, renklerini gösteren, ne zaman nerede yetiştiğini açıklayan broşürler bastırılır. O yörelerde halkın gezip dolaştığı, oturup dinlendiği yerlere asılır. Zehirli ve zehirsiz olanlarının tanımları yapılır. Tesadüfen ortaya çıkacak zehirlenme vakalarına karşı alınacak önlemler duyurulur. Ülkemizde bu işler yapılmadığı gibi, zehirlenme vakası olduğunda, basın ve televizyonlar harekete geçer. Daha sonra olacak vakaları önlemek amacıyla büyük siyah puntalı manşetlerle ve görüntülü resimlerle "MANTARDAN ÖLENLER" diye duyuru yapar. Devlet gücü ile mantarın toplanması engellenir ve hatta yasaklanır.
Mantar hakkında basında ve televizyonda çıkan haberlerde doğa mantarıyla, kültür mantarı birbirinden ayırt edilmediğinden, kültür mantarı da bu olumsuz propagandadan etkilenmektedir. Bu yüzden pazarlarda kültür mantarı satışları aniden düşer ve uzun süre bu olumsuz etki ortadan kaldırılamaz, dolayısıyla mantar üretimi arzu edilen gelişmeyi istenen zamanda gösteremez, inişli çıkışlı bir grafik çizer.
Mantarın insan beslenmesindeki büyük rolü çok yönlüdür. Bu yönlerin halka tanıtılması halinde gerek doğa ve gerekse kültür mantarı tüketimi hızlı bir ilerleme gösterecek, bu da mantar üretiminin arttırılmasına neden olacaktır.
Belli bir yaşı aşmış kimselerde hayvansal protein insan sağlığı bakımından sakınca yaratmaktadır. Bu gıdalardan alınan amino asitler damarlarda birikerek damar sertliği, buna bağlı olarak kalp rahatsızlığı, sinir sistemi bozuklukları, enfarktüs gibi ölümcül hastalıklara neden olmaktadır. Bu yüzden kırmızı etlerden çok beyaz etlerin yenmesi, doktorlar ve beslenme uzmanlarınca tavsiye olunur. Oysa mantarla alınan protein, hayvansal gıdaların yaptığı zararı ortadan kaldırır. Hatta mantarda bulunan vitaminler, antibiyotikler, hormonlar, bazı asitler insan sağlığını korur, kuvvetlendirir. İşte dış ülkelerde başta hastahaneler, poliklinikler, diyet merkezleri olmak üzere, evlerde şişman insanların zayıflamasında, kalp damar rahatsızlığı olanların beslenmesinde günlük almaları gereken protein miktarı mutlaka mantarla karşılanır, böylece mantar tüketimi hızla artar. Tüketim açığını kapatmak üzere doğada yenecek mantarlar toplanır, kültür mantarı yetiştiriciliği yapılır. Bu durum o ülkelerde mantar sektörüne verilen değeri yükseltir ve özel sektörü mantar tesisi kurmaya ve mantar
üretmeye teşvik eder. Buna rağmen elde olunan üretim hızla artan tüketimi karşılayamadığından, dışardan doğa ve kültür mantarı ithalatı yapılır.
Ülkemizde yukarda belirtilen olumsuz etkiye rağmen, mantarın beslenme ve insan sağlığı bakımından önemini ortaya çıkaran toplantılar, seminer ve konferanslar, yazılar ve tanıtımlar son yıllarda bizde de mantar tüketimini etkilemiştir. 10-15 yıl öncesine kadar sadece İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük ve kalabalık şehir kenarlarında yapılan mantar üretimi, günümüzde bir çok ilimize sıçramıştır. Ayrıca mantar, tarımsal üretimler içinde birim alandan en fazla kârı getirir. Küçük alanlarda üretim yapılabilmesi, tarımla hiç uğraşmamış kişilerin bile biraz görgü ve bilgi ile işe başlaması, ilkel tesislerdeki yatırımın düşük olması, yatırımdan kısa bir süre sonra elde olunan ürünün satışından hemen nakit para sağlanması ve ilerde üzerinde daha çok duracağımız diğer bazı faktörlerin bulunması mantar yetiştiriciliğine ilgiyi her geçen gün arttırmaktadır. Esasında mantar üretiminde ne kadar iyi ve modern bir tesis kurulup, bilinçli bir üretim yapılırsa . büyük yatırım maliyetine karşılık o kadar rizikosuz büyük kazanç sağlanır. Bu kazanç % 60' ların üstüne çıkabilir. Bu değer ne kadar artarsa ve tüketim ne kadar hızlanırsa . mantar üretiminin o kadar artmasına neden olacaktır. Nitekim gerek dünyada ve gerekse Türkiye'de mantar üretimini incelediğimizde bu olayı rahatlıkla görebiliriz.
622.800 ton, 1986'da 1.227.000 ton, 1989'da 1.424.000 ton ve 1994'te tahmini olarak 2.000.000 ton olduğunu görürüz. Bu rakamlara doğadan toplanan mantarlar ilave edilirse % 50-60 bir artış meydana gelir. 1950 senesi baz alınırsa, kırk senelik bir süre içinde artışın ne kadar fazla ve hızlı olduğunu tespit ederiz. Dünya üretiminin ülkelere göre dağılımı Cetvel 2.2' de verilmiştir. Son 10-15 senelik duruma baktığımızda, A.B.D.'de yıllara göre üretim hızının % 20-25, Fransa'da % 13-20, Çin'de % 11-15, Hollanda'da % 8-9. İtalya'da % 6-7 ve Almanya'da % 3-4 olduğunu saptarız. Bu ülkeler genellikle dünya üretiminin yarıdan fazlasını üretmekte, buna karşın 2/3 'nü tüketmektedir Cetvel 2.1. Dünyada Kültür Mantarı Üretimi
Günümüzde kültürü en fazla yapılan mantar türü Agaricus bisporus'tur. Ancak, son yıllarda diğer mantar cins ve türlerinin de kültüre alınması ve onların da yavaş yavaş önemlerinin artması Agaricus bisporus'un önemini kısmen azaltmıştır. Şu anda yine de dünyadaki üretimin yıllara göre % 30-50 sini teşkil etmektedir. Yeni üretime alınan mantarların başında Pleurotus'lar % 20-30, Lentinus'lar % 10-15, Auricularia'lar % 5-10 oranında bir paya sahiptir. Diğer üretilen türler içine Volvariella volvacea, Flammulina velutipos Tremella fuciformis. Pholiota nameko. Grifolo frandosa. Hypsizigu marmoreus, Hericium erinacesus girmektedir.


Comment