4. MANTARIN TANIMI VE BOTANİK ÖZELLİKLERİ
4.1. Mantarın Tanımı ve Kullanılma Alanı
Araştırıcılar canlılar alemini, hayvanlar ve bitkiler olarak ikiye ayırmaktadır. Hayvanlar alemi, hareket etme kabiliyetleri ve hücre zarlarının olmayışı, hücre içinde centrosomanın bulunuşu (bitkilerden sadece Bryophyta ve Pteridophyta'da vardır, diğerlerinde yoktur), beslenmede diğer canlıları tüketmeleriyle, yani heterotrofik oluşlarıyla, bitkiler aleminden ayrılır. Bitkiler alemi iki alt kısıma bölünür. Yüksek bitkilerin kök, gövde, dal, yaprak ve tohum gibi organları, hücre etrafında zarları bulunur. Yapraklarında yeşil regi veren klorofil pigmentleri vardır. Bu pigmentler yardımı ile havanın karbondioksitini ve toprağın suyunu alarak, güneş enerjisinin yardımı ile bünyelerinde karbonhidratları oluşturur. Yani kendi besinlerini kendileri yapan bir fabrika durumundadır. Bu bakımdan hayvanlardan ayrılan en önemli ototrofik özellikleri ortaya çıkar. Alçak bitkilerde kök, gövde, dal, yaprak ve tohum gibi organlar bulunmaz. Klorofil içermediklerinden karbon özümlemesi yapamazlar ve hayvanlar gibi heterotrofiktir. Bu bakımdan alçak bitkiler, hayvanlar alemi ile, bitkiler aleminin yüksek bitkiler kısmından ayrı bir görünüme sahiptir. Ancak hareket etme yeteneklerinin olmayışı, hücre çevresinde zar bulunuşu ve tohuma benzer şekilde spor çoğalışıyla bitkiler alemine sokulmuşlardır. Son yıllarda alçak ve yüksek bitkileri, farklı özelliklerinden dolayı birbirinden ayıran bazı araştırıcılar, canlılar alemini ikiye ayırma yerine; hayvanlar, yüksek bitkiler ve alçak bitkiler olarak üçe bölmeyi uygun görmektedir. Fakat bu düşünce henüz tam olgunlaşmış durumda değildir. Bu bakımdan biz, ilk ayrımı dikkate alarak alçak bitkilerde yer alan mantarları bitkiler alemi içinde kabul ediyoruz. Alçak bitkiler içinde mantarlarla beraber diğer bazı canlılar bulunur. Mantarlar çok hücreli olmaları, çekirdeğin etrafındaki membranın varlığıyla bakterilerden, klorofil içermemeleri nedeniyle alglerden ayrılır. Gereksinim duydukları karbonhidratları çevrelerinden temin etmek zorundadır. Bu yüzden canlı veya ölü haldeki başka canlılardan ve bunların artıklarından faydalanarak beslenirler ve gelişir. Bazı mantar türleri yaşamlarını yalnızca canlı varlıklar üzerinde sürdürebilir, ölü dokularda gelişemez. Bu mantarlar, parazit mantarlardır. Diğer bazı mantarlar saprofit durumdadır. Canlı dokulardan yararlanamaz, ancak çürümeye başlamış veya çürümüş artıklar üzerinde barınabilir. Bir diğer mantar grubu ise üzerinde bulundukları canlılarla ortaklaşa simbiyoz yaşar. Yani karşılıklı birbirlerinden yararlanır. Kültür mantarları saprofittir. Besin maddelerini çürümüş veya çürmekte olan organik maddelerden sağlar. Değişik özellik gösteren mantarların dünya üzerinde büyük görevleri vardır. Bunları maddeler halinde aşağıdaki şekilde sıralayabiriz.
1. Eğer mantarlar olmasaydı, canlıların ölmesi halinde çok
büyük bir artık yer yüzünde yığılacak ve dünyada yaşanacak yer
kalmayacaktı. Oysa mantarlar, canlıların artıkları üzerinde yaşadıklarından, onların parçalanmalarına ve çevrenin temizlenmesine yardımcı olur.
2. Mantarlar yaşamaları sırasında havanın oksijenini alır ve
yerine karbondioksiti verir. Dünyada oldukça fazla yer alan bitkilerin yaşayabilmeleri karbondioksitin varlığına bağlı olup, havanın karbondioksitini alarak vücudlarında fikse eder. Eğer kullanılan karbondioksit karşılanamazsa, hayatlarını idame ettiremez. İşte mantarlar bitkilerin ölmesiyle vücudlarında fikse edilmiş karbondioksiti parçalayarak serbest hale dönüştürür ve karbondioksit sirkülasyonunu sağlar.
3. Organik maddelerin parçalamaları sonucu hümüs oluşur.
Hümüs toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliğini düzeltir.
Bitkilerin daha iyi gelişmesini sağlar. Az da olsa onların önemli besin maddelerinden biri olan azotu temin eder.
4. Bazı yüksek bitkilerle müşterek yaşama girer. Bu ortak yaşam
verim ve kalitenin artmasına sebeb olur.
5. Mantarlar endüstriel mikrobiyolojik alanda kullanılır. Ucuz
karbonhidratların (Örnek şeker pancarı posası gibi) mantarlar tarafından parçalanması sağlanarak, çok az bir enerji ve masraf ile alkol ve protein elde edilir. Ekmek yapımında hamur içine konan
mayalar, yani mantarlar, ekmeğin düzgün pişmesini, besin değerinin artmasını temin eder. Rokfort peynirinde, Penicilium roquefork mantarları devreye girerek onun özel tad ve kokusunu verir. Ayrıca alkol ve içki sanayinde, sitrik asit, glukonik, itakonik ve şarap yapımında, ilaç sanayinde çeşitli antibiyotiklerin, vitaminlerin elde edilmesinde, kozmetik sanayinde yer alır. Yine diğer bir çok sanayi dalında çürüme parçalama özelikleri ile kullanılır ( Orman sanayisinde yer alışları gibi).
6. Mantarların yukarıda sayılan faydaları yanında gerek
canlılara ve gerekse cansızlara zararlı etkileri de söz konusudur. Hastalıkları ortaya çıkartır, besin maddelerini bozar, çürütür, kullanılmaz hale getirir.
Prof.Dr.Atila GÜNAY MANTAR YETİŞTİRİCİLİĞİ KİTABI
4.1. Mantarın Tanımı ve Kullanılma Alanı
Araştırıcılar canlılar alemini, hayvanlar ve bitkiler olarak ikiye ayırmaktadır. Hayvanlar alemi, hareket etme kabiliyetleri ve hücre zarlarının olmayışı, hücre içinde centrosomanın bulunuşu (bitkilerden sadece Bryophyta ve Pteridophyta'da vardır, diğerlerinde yoktur), beslenmede diğer canlıları tüketmeleriyle, yani heterotrofik oluşlarıyla, bitkiler aleminden ayrılır. Bitkiler alemi iki alt kısıma bölünür. Yüksek bitkilerin kök, gövde, dal, yaprak ve tohum gibi organları, hücre etrafında zarları bulunur. Yapraklarında yeşil regi veren klorofil pigmentleri vardır. Bu pigmentler yardımı ile havanın karbondioksitini ve toprağın suyunu alarak, güneş enerjisinin yardımı ile bünyelerinde karbonhidratları oluşturur. Yani kendi besinlerini kendileri yapan bir fabrika durumundadır. Bu bakımdan hayvanlardan ayrılan en önemli ototrofik özellikleri ortaya çıkar. Alçak bitkilerde kök, gövde, dal, yaprak ve tohum gibi organlar bulunmaz. Klorofil içermediklerinden karbon özümlemesi yapamazlar ve hayvanlar gibi heterotrofiktir. Bu bakımdan alçak bitkiler, hayvanlar alemi ile, bitkiler aleminin yüksek bitkiler kısmından ayrı bir görünüme sahiptir. Ancak hareket etme yeteneklerinin olmayışı, hücre çevresinde zar bulunuşu ve tohuma benzer şekilde spor çoğalışıyla bitkiler alemine sokulmuşlardır. Son yıllarda alçak ve yüksek bitkileri, farklı özelliklerinden dolayı birbirinden ayıran bazı araştırıcılar, canlılar alemini ikiye ayırma yerine; hayvanlar, yüksek bitkiler ve alçak bitkiler olarak üçe bölmeyi uygun görmektedir. Fakat bu düşünce henüz tam olgunlaşmış durumda değildir. Bu bakımdan biz, ilk ayrımı dikkate alarak alçak bitkilerde yer alan mantarları bitkiler alemi içinde kabul ediyoruz. Alçak bitkiler içinde mantarlarla beraber diğer bazı canlılar bulunur. Mantarlar çok hücreli olmaları, çekirdeğin etrafındaki membranın varlığıyla bakterilerden, klorofil içermemeleri nedeniyle alglerden ayrılır. Gereksinim duydukları karbonhidratları çevrelerinden temin etmek zorundadır. Bu yüzden canlı veya ölü haldeki başka canlılardan ve bunların artıklarından faydalanarak beslenirler ve gelişir. Bazı mantar türleri yaşamlarını yalnızca canlı varlıklar üzerinde sürdürebilir, ölü dokularda gelişemez. Bu mantarlar, parazit mantarlardır. Diğer bazı mantarlar saprofit durumdadır. Canlı dokulardan yararlanamaz, ancak çürümeye başlamış veya çürümüş artıklar üzerinde barınabilir. Bir diğer mantar grubu ise üzerinde bulundukları canlılarla ortaklaşa simbiyoz yaşar. Yani karşılıklı birbirlerinden yararlanır. Kültür mantarları saprofittir. Besin maddelerini çürümüş veya çürmekte olan organik maddelerden sağlar. Değişik özellik gösteren mantarların dünya üzerinde büyük görevleri vardır. Bunları maddeler halinde aşağıdaki şekilde sıralayabiriz.
1. Eğer mantarlar olmasaydı, canlıların ölmesi halinde çok
büyük bir artık yer yüzünde yığılacak ve dünyada yaşanacak yer
kalmayacaktı. Oysa mantarlar, canlıların artıkları üzerinde yaşadıklarından, onların parçalanmalarına ve çevrenin temizlenmesine yardımcı olur.
2. Mantarlar yaşamaları sırasında havanın oksijenini alır ve
yerine karbondioksiti verir. Dünyada oldukça fazla yer alan bitkilerin yaşayabilmeleri karbondioksitin varlığına bağlı olup, havanın karbondioksitini alarak vücudlarında fikse eder. Eğer kullanılan karbondioksit karşılanamazsa, hayatlarını idame ettiremez. İşte mantarlar bitkilerin ölmesiyle vücudlarında fikse edilmiş karbondioksiti parçalayarak serbest hale dönüştürür ve karbondioksit sirkülasyonunu sağlar.
3. Organik maddelerin parçalamaları sonucu hümüs oluşur.
Hümüs toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliğini düzeltir.
Bitkilerin daha iyi gelişmesini sağlar. Az da olsa onların önemli besin maddelerinden biri olan azotu temin eder.
4. Bazı yüksek bitkilerle müşterek yaşama girer. Bu ortak yaşam
verim ve kalitenin artmasına sebeb olur.
5. Mantarlar endüstriel mikrobiyolojik alanda kullanılır. Ucuz
karbonhidratların (Örnek şeker pancarı posası gibi) mantarlar tarafından parçalanması sağlanarak, çok az bir enerji ve masraf ile alkol ve protein elde edilir. Ekmek yapımında hamur içine konan
mayalar, yani mantarlar, ekmeğin düzgün pişmesini, besin değerinin artmasını temin eder. Rokfort peynirinde, Penicilium roquefork mantarları devreye girerek onun özel tad ve kokusunu verir. Ayrıca alkol ve içki sanayinde, sitrik asit, glukonik, itakonik ve şarap yapımında, ilaç sanayinde çeşitli antibiyotiklerin, vitaminlerin elde edilmesinde, kozmetik sanayinde yer alır. Yine diğer bir çok sanayi dalında çürüme parçalama özelikleri ile kullanılır ( Orman sanayisinde yer alışları gibi).
6. Mantarların yukarıda sayılan faydaları yanında gerek
canlılara ve gerekse cansızlara zararlı etkileri de söz konusudur. Hastalıkları ortaya çıkartır, besin maddelerini bozar, çürütür, kullanılmaz hale getirir.
Prof.Dr.Atila GÜNAY MANTAR YETİŞTİRİCİLİĞİ KİTABI


Comment