BİTKİNİN SU ALIMINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Bitkilerin su alımını etkileyen faktörleri, bitki çevresiyle ilgili faktörler ve bit*ki faktörleri olarak iki ana gruba ayırabiliriz.
1. Çevre Faktörleri
Bitkilerin su almasında çevre faktörlerinin büyük etkisi vardır. Öncelikle toprakta bitkilerin alabileceği miktarda su bulunmalıdır. Bitki kökleri suyu herhangi bir noktadan absorbe etmeye başladığı zaman, kapillar yüzeyin altında bulunan kalın su halesi incelir ve toprak içindeki kılcal boruların yüzey konkavlığı artar. Bu durum kapillar çekimi arttırır ve kapillar su köklerin bulunduğu absorbsiyon nok*tasına doğru harekete geçer. Bu hareketin yönü ve hızı, toprakta oluşan tansiyon gradientlerî arasındaki farkın büyüklüğüne ve kapillar boşlukların geçirgenliğine bağlıdır.
Bir bitkinin kılcal kökleri toprağın nemini absorbe etmek suretiyle, otoma*tik olarak bir tansiyon gradienti oluşur ve aktif kök yüzeyine doğru su akımı başlar. Ancak kapillarite ile az su temin edildiğinden, bu her zaman gerçekleşme*yebilir. Bitkilerin, toprak içinde fazla miktarda düzgün ve süratli bir su akışına ihtiyaçları vardır. Toprakta su kitle hareketi veya diffüzyon yolu ile hareket ede*rek, köklerin bulunduğu noktaya daha çabuk ve istenen miktarda gelebilir. Ancak bitki kökleri her zaman topraktaki suyun yanlarına gelmesini beklemeden, kendi*leri büyüyerek suyun bulunduğu yöne doğru hareket eder. Toprakta suyun bulun*duğu yere doğru gerçekleşen bitki hareketi aynı zamanda hidrotropizm olarak ta tanımlanmaktadır. Bu durum bitki köklerinin toprak içinde dağılış şekli, miktarı ve derinliği ile önem kazanır.
Bitkiler toprakta tutulu bulunan suyun 15 atmosfer güce kadar olanını ala*bilir. Bu değerden daha fazla güçle tutulan sulardan bitkiler yararlanamaz.
Toprakta bulunan tuzların miktarı ve cinsleri de su alımına etkili olur. Toprakta tuz konsantrasyonunun artması osmotik basıncın artmasına neden olur. Eğer köklerdeki osmotik basınçtan daha yüksek bir basınç ortaya çıkarsa, kökler topraktaki suyu alamaz, hatta kendi bünyelerindeki suyu dışarıya vermeğe başiar. Ancak burada aktif su alma devreye girerek bazı bitkiler yine belli oranda toprak tuzluluğuna (yüksek basınca) rağmen su almaya devam edebilir. Bu bitkiler, kıs*men kurağa ve tuzluluğu dayanıklı bitkiler olarak gösterilir.
Toprak sıcaklığının da bitkilerin su alım gücü üzerine etkisi vardır. Bu yönden toprak sıcaklığının ortalama 8-25 derece arasında olması istenir. Sıcaklığın düşmesi özellikle sıcaktan hoşlanan bitkilerde su alımını azaltır. Örneğin, sera domateslerinde sıcaklık 20 dereceden 10 dereceye düştüğünde su alımı % 20-30 azalmaktadır. Buna karşın serin iklim bitkisi olan lahanalarda su alımı % 30-40 artmaktadır. Ancak lahanalarda da toprak sıcaklığı 5 derecenin altına düştüğünde su alımı azalmaktadır. Buradan şu sonuca gidebiliriz. Her bitkinin belirli bir sıcaklık derecesinde en iyi su alma olanağı vardır. Düşük derecelerde bitkilerin su alımını kısıtlayan faktörleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.
a. Kök büyümesi kısıtlanır ve kök aktivitesi azalır.
b. Kök hücrelerinin zar geçirgenliği azalır.
c. Hücre protoplazmasının aktifliği ve geçirgenliği azalır.
d. Suyun yapışkanlığı (viskozitesi) artar.
e. Suyun buhar basıncı azalır.
f. Topraktan köke su hareketi azalır.
Düşük derecelerde su alımı azaldığı gibi, çok yüksek derecelere doğru çıkıldığında da aynı etki ortaya çıkmaktadır.
Bitkinin su alımına etkili diğer bir faktör, toprak havasıdır. Topraktaki oksi*jen miktarı azaldıkça ve karbondioksit miktarı yükseldikçe köklerin su alması yavaşlamaktadır, Havasız toprak ortamı, kök hücrelerindeki viskoziteyi arttır*makta ve köke su girişini azaltmaktadır. Bu yüzden bitkiler suyu alamamaktadır. Kuvvetli ve uzun süreli yağışlar, taban su seviyesinin yükselmesi ve bilinçsiz yapılan fazla miktar ve sıklıktaki sulamalar, topraktaki su miktarının artmasına, topraktaki bütün boşlukların su ile dolmasına ve bunun sonucunda da toprağın havasız kalmasına neden olmaktadır. Bilindiği gibi bitkiler normal gelişmelerini sürdürebilmek için toprakta suya olduğu kadar belirli miktarda havaya da gereksi*nim duymaktadırlar. Topraktaki su miktarının artması ve buna bağlı olarak oksi*jen miktarının azalması sonucu;
1.Kök hücrelerinin bölünerek çoğalması yavaşlamakta ve istenen düzey*
de kök gelişmesi sağlanamamaktadır. Oysa, bitkilerde toprak üstü
organlarının yeterli düzeyde gelişmesinin ilk koşulu kök sisteminin iyi
bir şekilde gelişmesidir.
2.Topraktaki organik maddeyi parçalayarak bitkilerin alacağı besin mad*desi şekline dönüştüren toprak mikroorganizmalarının faaliyeti yavaşlamaktadır.
3.Toprakta bitki besin maddeleri alımını engelleyen zararlı bileşikler
oluşmaktadır.
Tüm bu etmenler bitki gelişmesini etkilemekte, dolayisı ile verimde azalma söz konusu olmaktadır.
Özetle, bitkinin normal gelişmesini sağlamak için önemli koşullardan biri, toprakta yeterli düzeyde nemin bulıındurulmasıdır. Öte yandan iyi drenaj koşullarında topraktaki fazla su yerçekiminin etkisi ile bitki kök bölgesi altına sızmakta ve bitki besin elementlerini kök bölgesinden yıkayarak uzaklaştırmanın dışında önemli bir sorun meydana gelmemektedir.
2. Bitki Faktörleri
Topraktaki suyun bitkiler tarafından alınımı, doğal olarak, bitkiye bağlı bazı özellikler tarafından da önemli ölçüde değişebilmektedir. Bir bitkinin değişik çevre faktörleri altında yayılış şekli ve yapısal özelliği değişebiidiğinden, işlevle*rinde de farklılık meydana gelebilmektedir. Buna bağlı olarak gelişme dönemi boyunca bitki su tüketimi değerleri de değişecektir. Bu durum bitki cins ve türle*rine göre değiştiği gibi, bir bitkinin yaşam süreci içindeki çevresel etmenler ve uygulanan kültürel işlemlere göre de farklılık gösterecektir. Söz konusu farklılıklar olarak, bitkinin gelişme süresi, anatomik yapısı, kök geliştirme miktarı ve derin*liği, köklerin suyu emiş gücü, toprak üstü organları ile toprak organları arasındaki büyüme dengesi ve bağlantısı vb, gibi birçok etken sayılabilir.
Yukarıda belirtilen etmenler içerisinde özellikle bitki kök gelişmesi, bitki su ilişkisi yönünden en etkili ve büyük rolü oynamaktadır. Ayrıca yine kökle ilgili ola*rak, kökün büyüme hızı, kök derinliği, kök emici tüylerinin miktarı, kökün bota*nik yapısı, emme gücü gibi birçok yan etken de sayılabilir.
Bitkinin su gereksinmesine, bitkilerin cins ve türleri ile yağışlar hariç tutu*lursa, sulama yöntemi, sulama suyu miktarı ve sayısı, sıcaklık, havanın oransal nemi, rüzgar hızı, günün ve mevsimin durumu vb birçok etmen etkili olmaktadır.
Bitki su tüketimi, "Evapotranspirasyon" ile eş anlamlı olarak kullanılmak*tadır. Evapotranspirasyon; toprak yüzeyinden olan buharlaşma (evaporasyon) ile bitki yapraklarından olan terleme (transpirasyon) yoluyla atmosfere verilen toplam su miktarıdır. Birimi genellikle derinlik olarak (mm) ifade edilmektedir. Uygulamada evaporasyon ile transpirasyonun ayrı ayrı ölçülüp değerlendirilmesi güçtür. Gerçekte, sulama yönünden buna gerekte bulunmamaktadır. Sulama yönünden önemli olan, toprak nemindeki azalma miktarının değerlendirilmesidir. Bu nedenle, sulama uygulamalarında evaporasyon ve transpirasyon birlikte ölçü*lür yada tahmin edilir.
Bitki su tüketimi; günlük, aylık ve mevsimlik olmak üzere değişik zaman aralıkları için belirlenmektedir. Belirtilen sürelerin her biri, sulama sistemlerinin gerek projelendirilmesi gerekse de işletilmesinde alınacak kimi kararlar üzerinde son derece etkilidir. Örneğin; Bitki su tüketiminin en çok olduğu aya ilişkin değerler, sulama sistemi içerisinde yer alan özellikle su iletim hattı öğelerinin kapasitesinin saptanmasında, günlük bitki su tüketimi değerleri, sezon içerisinde yapılacak sulamaların zaman ve aralığının belirlenmesinde, bitki gelişme dönemi*nin başından sonuna kadar geçen sürede tüketilen suyu ifade eden mevsimlik bitki su tüketimi değerleri ise yerüstü yada yeraltı kaynaklarında depolanacak (alınacak) sulama suyu hesaplarında kullanılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bitki su tüketimi, iklim, toprak, bitki ve sulama uygulaması olmak üzere başlıca dört etmen tarafından et*kilenmektedir.
Sıcaklık arttıkça, hava hareketi hızlandıkça bitkilerdeki terleme buna para*lel artar. Fakat belli bir yüksek sıcaklık derecesinden ve hava hareket hızından sonra bitki kendisini korumak üzere terlemeyi durdurur. Bunun için gözeneklerini (stomalarını) kapatır. Bitkinin su almasına, kaybettiği su miktarı önemli ölçüde etki yapar, Bitki su kaybında yaprak anatomisi, stoma sayısı ve stoma hareketleri*nin de önemli rolü vardır. Normal olarak bitki stoma hareketlerine etken olan ışık, sıcaklık ve içsel maddeler de dolaylı yoldan bitki su alımına karışır. Buradan görüldüğü gibi, bitki su gereksinimini belirlemek bir çok faktörün doğrudan ve dolaylı yoldan yalın ve karşılıklı etkilerinin incelenmesiyle ortaya konacak kar*maşık ve zor bir sorundur.
Bitki gelişmesinde, su ve topraktan alınan besin maddeieri île vegetasyon süresi önemli rol oynar. Besin maddelerinin bitki bünyesine alınması, beslen*mede kullanılacak besin maddelerinin molekül ve iyonal kısmının suda tamamen erimiş ve serbest hale gelmiş olmasını gerektirir. Bunun sonucunda suyla birlikte bünyeye bu maddeler alınarak gelişme sağlanır.
Bitkilere bakarak sulama zamanının belirlenmesi, genellikle uygulamada başvurulan bir yöntemdir. Bu yöntemde genellikle yaprakların pörsüme durumu dikkate alınır. Bitkilerde geçici ve sürekli iKi türlü pörsüme (solgunluk) şekli vardır. Geçici solgunlukta toprakta yeter miktarda su bulunur. Bitki sabah turgor halindedir. Bu saatlerde susuzluk belirtisi görüimez. Ancak öğleye doğru hava sıcaklığının ve ışık şiddetinin artması, bitkideki terlemenin doruk noktasının üstüne çıkmasına neden olur. Bu sırada kökler aracılığıyla alınan su, bitkinin yapraklan vasıtasıyla kaybettiği sudan az olduğunda, yani alınan su kaybedilen suyu karşıla*yamadığı durumlarda, bitki hücrelerinde plazmoliz meydana gelir ve bitkide sol*ma başlar. Yapraklar eğrilir, bükülür, sarkar, sürgün ucu kıvrılır. Akşama doğru ortamdaki fazla sıcak ve ışık şiddeti gibi kötü hava koşullarının kaybolmasıyla, bitkideki su dengesi yeniden kurulur. Alınan su, kaybedilen sudan daha fazla du*ruma geçer, bitki hücreleri su ile dolar ve turgor meydana gelir. Bunun sonucun*da bitki yapraklan ve sürgünü gerginleşir ve dikleşir. Bitkideki bu solgunluğa "Geçici Solgunluk" yaşanan bu olaya ise "Fizyolojik Kuraklık" adı verilmektedir.
Bitki sabah ve akşam saatlerinde normal yaşama koşullarında bile bir sol*gunluk gösterirse, bu solgunluğa "Sürekli Solgunluk" denir. Sürekli solgunluk, toprakta suyun azalması sonucu meydana gelir. Bu yüzden, sürekli solgunlukta bitki büyümesi yavaşlar ve hatta durur. Bitki yapraklan önce pörsür, kıvrılır daha sonra ise renkleri koyulaşır. Bunun sonucunda da yapraklarda önce sararmalar başlar ve alttan itibaren yaprak dökümleri hızlanır. Sürgün ucu kurur. Susuzluğun devam etmesi durumunda, bitki nihayet tamamen kurur.
Bazen toprakta su bulunmasına ve hava koşullan bitki yetiştirmeye uygun olmasına rağmen bitkilerde daimi solgunluk görülebilir. Bu solgunluk su azlığın*dan ileri gelmez. Bu solgunlukta, öncelikle bitkinin bir tarafında bir rahatsızlık aranmalıdır. Kök hastalıklan ve zararlılannın kökleri hastalandırması veya öldürmesi, bitki iletim borularının herhangi bir hastahk veya mekanik bir zararianma île tah*rip olması gibi durumlar bu sonucu doğurmuş olabilir. Bunun dışında, toprak tuz*luluğunun artması, toprağın havasız kalması, toprak sıcaklığının yeteri derecede olmaması gibi durumlar da benzer şekilde etkide bulunabilir.
Diğer taraftan bitki köklerinin toprak içinde dağılışı, toprağın yapısına, fizik*sel, kimyasal ve biyolojik özelliklerine, su ve besin maddelerinin durumuna bağlıdır. Düzgün koşullarda her bitki kendi genetik özelliğini tam olarak ortaya koyar. Köklerin dağılışı düzgün ve belirli yerlere kadar uzanır, Bu konuda domates bitkisi örnek olarak verilecek olursa; yaz aylarında tam gelişmiş domates bitkisi kökle*rinin % 50'ye yakın kısmının toprak yüzeyinden itibaren ilk 50-80 cm'ük derinliğe ve 80-100 crn genişliğe kadar ulaştığı söylenebilir, Bitki köklerinin geriye kalan % 20-30'luk bölümü 80-100 cm derinliğe ve 100-120 cm genişliğe, %10-20'lik bölümü ise 120 cm' den daha derinlere ve 150 cm genişliğe, hatta bazı durum*larda 200 cm'ye kadar yayılabilmektedir. Kış aylarında ısıtılmayan bir serada köklerin derinliğine ve genişliğine yayılması birden, büyük ölçüde azalır.Ancak ısıtılmayan bir serada 20-30 cm derinlik ve 30-50 cm genişlikte kalır. Seranın ısıtılması durumunda ise biraz daha artarak 30-50 cm derinlik ve 40-80 cm genişliği bulur. Kısacası çevre koşullarının değişimi ile köklerin yayılma oranı farklılaşır ve genetik karakterin olması gereken büyüklüğünü alamaz.
Bitkinin gelişim durumuna göre de köklerin derinliğine ve genişliğine büyü*mesinin farklılık göstermesi normaldir. Genç domates bitkisi 1-1,5 aylık büyük*lükte iken köklerini en fazla 20-30 cm'lik bir alana yayabilir. 2-3 aylık dönemde bunu 30-50 cm'ye çıkartır, laman ilerledikçe köklerin yayılması yukarıda verilen ölçülerdeki en son şeklini alır.
Kök saîma derinliklerine göre bitkiler derin, orta derin ve yüzlek köklü ola*rak üç guruba ayrılır. Genelde kökleri 60 cm kadar giden, ortalama 20-30 cm arasında kök salan bitkilere yüzlek köklü bitkiler, 120 cm kadar giden ve ortala*ma 40-80 cm arasında kök salan bitkilere orta köklü sebzeler, 180 cm'den daha
fazla derine giden ve ortalama 100-150 cm arasında kök salan bitkilere de derin köklü bitkiler denir. Bitkilerin kök derinlikleri ve normal koşullarda toplam gelişme dönemi boyunca tükettikleri su miktarları yönünden çizelge l'deki gibi bir gruplandırma yapılabilir
Kaynak: Sera Bitkilerinin Sulanması
Prof.Dr. Atila GÜNAY – Doç.Dr. M.Ali UL
Bitkilerin su alımını etkileyen faktörleri, bitki çevresiyle ilgili faktörler ve bit*ki faktörleri olarak iki ana gruba ayırabiliriz.
1. Çevre Faktörleri
Bitkilerin su almasında çevre faktörlerinin büyük etkisi vardır. Öncelikle toprakta bitkilerin alabileceği miktarda su bulunmalıdır. Bitki kökleri suyu herhangi bir noktadan absorbe etmeye başladığı zaman, kapillar yüzeyin altında bulunan kalın su halesi incelir ve toprak içindeki kılcal boruların yüzey konkavlığı artar. Bu durum kapillar çekimi arttırır ve kapillar su köklerin bulunduğu absorbsiyon nok*tasına doğru harekete geçer. Bu hareketin yönü ve hızı, toprakta oluşan tansiyon gradientlerî arasındaki farkın büyüklüğüne ve kapillar boşlukların geçirgenliğine bağlıdır.
Bir bitkinin kılcal kökleri toprağın nemini absorbe etmek suretiyle, otoma*tik olarak bir tansiyon gradienti oluşur ve aktif kök yüzeyine doğru su akımı başlar. Ancak kapillarite ile az su temin edildiğinden, bu her zaman gerçekleşme*yebilir. Bitkilerin, toprak içinde fazla miktarda düzgün ve süratli bir su akışına ihtiyaçları vardır. Toprakta su kitle hareketi veya diffüzyon yolu ile hareket ede*rek, köklerin bulunduğu noktaya daha çabuk ve istenen miktarda gelebilir. Ancak bitki kökleri her zaman topraktaki suyun yanlarına gelmesini beklemeden, kendi*leri büyüyerek suyun bulunduğu yöne doğru hareket eder. Toprakta suyun bulun*duğu yere doğru gerçekleşen bitki hareketi aynı zamanda hidrotropizm olarak ta tanımlanmaktadır. Bu durum bitki köklerinin toprak içinde dağılış şekli, miktarı ve derinliği ile önem kazanır.
Bitkiler toprakta tutulu bulunan suyun 15 atmosfer güce kadar olanını ala*bilir. Bu değerden daha fazla güçle tutulan sulardan bitkiler yararlanamaz.
Toprakta bulunan tuzların miktarı ve cinsleri de su alımına etkili olur. Toprakta tuz konsantrasyonunun artması osmotik basıncın artmasına neden olur. Eğer köklerdeki osmotik basınçtan daha yüksek bir basınç ortaya çıkarsa, kökler topraktaki suyu alamaz, hatta kendi bünyelerindeki suyu dışarıya vermeğe başiar. Ancak burada aktif su alma devreye girerek bazı bitkiler yine belli oranda toprak tuzluluğuna (yüksek basınca) rağmen su almaya devam edebilir. Bu bitkiler, kıs*men kurağa ve tuzluluğu dayanıklı bitkiler olarak gösterilir.
Toprak sıcaklığının da bitkilerin su alım gücü üzerine etkisi vardır. Bu yönden toprak sıcaklığının ortalama 8-25 derece arasında olması istenir. Sıcaklığın düşmesi özellikle sıcaktan hoşlanan bitkilerde su alımını azaltır. Örneğin, sera domateslerinde sıcaklık 20 dereceden 10 dereceye düştüğünde su alımı % 20-30 azalmaktadır. Buna karşın serin iklim bitkisi olan lahanalarda su alımı % 30-40 artmaktadır. Ancak lahanalarda da toprak sıcaklığı 5 derecenin altına düştüğünde su alımı azalmaktadır. Buradan şu sonuca gidebiliriz. Her bitkinin belirli bir sıcaklık derecesinde en iyi su alma olanağı vardır. Düşük derecelerde bitkilerin su alımını kısıtlayan faktörleri aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.
a. Kök büyümesi kısıtlanır ve kök aktivitesi azalır.
b. Kök hücrelerinin zar geçirgenliği azalır.
c. Hücre protoplazmasının aktifliği ve geçirgenliği azalır.
d. Suyun yapışkanlığı (viskozitesi) artar.
e. Suyun buhar basıncı azalır.
f. Topraktan köke su hareketi azalır.
Düşük derecelerde su alımı azaldığı gibi, çok yüksek derecelere doğru çıkıldığında da aynı etki ortaya çıkmaktadır.
Bitkinin su alımına etkili diğer bir faktör, toprak havasıdır. Topraktaki oksi*jen miktarı azaldıkça ve karbondioksit miktarı yükseldikçe köklerin su alması yavaşlamaktadır, Havasız toprak ortamı, kök hücrelerindeki viskoziteyi arttır*makta ve köke su girişini azaltmaktadır. Bu yüzden bitkiler suyu alamamaktadır. Kuvvetli ve uzun süreli yağışlar, taban su seviyesinin yükselmesi ve bilinçsiz yapılan fazla miktar ve sıklıktaki sulamalar, topraktaki su miktarının artmasına, topraktaki bütün boşlukların su ile dolmasına ve bunun sonucunda da toprağın havasız kalmasına neden olmaktadır. Bilindiği gibi bitkiler normal gelişmelerini sürdürebilmek için toprakta suya olduğu kadar belirli miktarda havaya da gereksi*nim duymaktadırlar. Topraktaki su miktarının artması ve buna bağlı olarak oksi*jen miktarının azalması sonucu;
1.Kök hücrelerinin bölünerek çoğalması yavaşlamakta ve istenen düzey*
de kök gelişmesi sağlanamamaktadır. Oysa, bitkilerde toprak üstü
organlarının yeterli düzeyde gelişmesinin ilk koşulu kök sisteminin iyi
bir şekilde gelişmesidir.
2.Topraktaki organik maddeyi parçalayarak bitkilerin alacağı besin mad*desi şekline dönüştüren toprak mikroorganizmalarının faaliyeti yavaşlamaktadır.
3.Toprakta bitki besin maddeleri alımını engelleyen zararlı bileşikler
oluşmaktadır.
Tüm bu etmenler bitki gelişmesini etkilemekte, dolayisı ile verimde azalma söz konusu olmaktadır.
Özetle, bitkinin normal gelişmesini sağlamak için önemli koşullardan biri, toprakta yeterli düzeyde nemin bulıındurulmasıdır. Öte yandan iyi drenaj koşullarında topraktaki fazla su yerçekiminin etkisi ile bitki kök bölgesi altına sızmakta ve bitki besin elementlerini kök bölgesinden yıkayarak uzaklaştırmanın dışında önemli bir sorun meydana gelmemektedir.
2. Bitki Faktörleri
Topraktaki suyun bitkiler tarafından alınımı, doğal olarak, bitkiye bağlı bazı özellikler tarafından da önemli ölçüde değişebilmektedir. Bir bitkinin değişik çevre faktörleri altında yayılış şekli ve yapısal özelliği değişebiidiğinden, işlevle*rinde de farklılık meydana gelebilmektedir. Buna bağlı olarak gelişme dönemi boyunca bitki su tüketimi değerleri de değişecektir. Bu durum bitki cins ve türle*rine göre değiştiği gibi, bir bitkinin yaşam süreci içindeki çevresel etmenler ve uygulanan kültürel işlemlere göre de farklılık gösterecektir. Söz konusu farklılıklar olarak, bitkinin gelişme süresi, anatomik yapısı, kök geliştirme miktarı ve derin*liği, köklerin suyu emiş gücü, toprak üstü organları ile toprak organları arasındaki büyüme dengesi ve bağlantısı vb, gibi birçok etken sayılabilir.
Yukarıda belirtilen etmenler içerisinde özellikle bitki kök gelişmesi, bitki su ilişkisi yönünden en etkili ve büyük rolü oynamaktadır. Ayrıca yine kökle ilgili ola*rak, kökün büyüme hızı, kök derinliği, kök emici tüylerinin miktarı, kökün bota*nik yapısı, emme gücü gibi birçok yan etken de sayılabilir.
Bitkinin su gereksinmesine, bitkilerin cins ve türleri ile yağışlar hariç tutu*lursa, sulama yöntemi, sulama suyu miktarı ve sayısı, sıcaklık, havanın oransal nemi, rüzgar hızı, günün ve mevsimin durumu vb birçok etmen etkili olmaktadır.
Bitki su tüketimi, "Evapotranspirasyon" ile eş anlamlı olarak kullanılmak*tadır. Evapotranspirasyon; toprak yüzeyinden olan buharlaşma (evaporasyon) ile bitki yapraklarından olan terleme (transpirasyon) yoluyla atmosfere verilen toplam su miktarıdır. Birimi genellikle derinlik olarak (mm) ifade edilmektedir. Uygulamada evaporasyon ile transpirasyonun ayrı ayrı ölçülüp değerlendirilmesi güçtür. Gerçekte, sulama yönünden buna gerekte bulunmamaktadır. Sulama yönünden önemli olan, toprak nemindeki azalma miktarının değerlendirilmesidir. Bu nedenle, sulama uygulamalarında evaporasyon ve transpirasyon birlikte ölçü*lür yada tahmin edilir.
Bitki su tüketimi; günlük, aylık ve mevsimlik olmak üzere değişik zaman aralıkları için belirlenmektedir. Belirtilen sürelerin her biri, sulama sistemlerinin gerek projelendirilmesi gerekse de işletilmesinde alınacak kimi kararlar üzerinde son derece etkilidir. Örneğin; Bitki su tüketiminin en çok olduğu aya ilişkin değerler, sulama sistemi içerisinde yer alan özellikle su iletim hattı öğelerinin kapasitesinin saptanmasında, günlük bitki su tüketimi değerleri, sezon içerisinde yapılacak sulamaların zaman ve aralığının belirlenmesinde, bitki gelişme dönemi*nin başından sonuna kadar geçen sürede tüketilen suyu ifade eden mevsimlik bitki su tüketimi değerleri ise yerüstü yada yeraltı kaynaklarında depolanacak (alınacak) sulama suyu hesaplarında kullanılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi bitki su tüketimi, iklim, toprak, bitki ve sulama uygulaması olmak üzere başlıca dört etmen tarafından et*kilenmektedir.
Sıcaklık arttıkça, hava hareketi hızlandıkça bitkilerdeki terleme buna para*lel artar. Fakat belli bir yüksek sıcaklık derecesinden ve hava hareket hızından sonra bitki kendisini korumak üzere terlemeyi durdurur. Bunun için gözeneklerini (stomalarını) kapatır. Bitkinin su almasına, kaybettiği su miktarı önemli ölçüde etki yapar, Bitki su kaybında yaprak anatomisi, stoma sayısı ve stoma hareketleri*nin de önemli rolü vardır. Normal olarak bitki stoma hareketlerine etken olan ışık, sıcaklık ve içsel maddeler de dolaylı yoldan bitki su alımına karışır. Buradan görüldüğü gibi, bitki su gereksinimini belirlemek bir çok faktörün doğrudan ve dolaylı yoldan yalın ve karşılıklı etkilerinin incelenmesiyle ortaya konacak kar*maşık ve zor bir sorundur.
Bitki gelişmesinde, su ve topraktan alınan besin maddeieri île vegetasyon süresi önemli rol oynar. Besin maddelerinin bitki bünyesine alınması, beslen*mede kullanılacak besin maddelerinin molekül ve iyonal kısmının suda tamamen erimiş ve serbest hale gelmiş olmasını gerektirir. Bunun sonucunda suyla birlikte bünyeye bu maddeler alınarak gelişme sağlanır.
Bitkilere bakarak sulama zamanının belirlenmesi, genellikle uygulamada başvurulan bir yöntemdir. Bu yöntemde genellikle yaprakların pörsüme durumu dikkate alınır. Bitkilerde geçici ve sürekli iKi türlü pörsüme (solgunluk) şekli vardır. Geçici solgunlukta toprakta yeter miktarda su bulunur. Bitki sabah turgor halindedir. Bu saatlerde susuzluk belirtisi görüimez. Ancak öğleye doğru hava sıcaklığının ve ışık şiddetinin artması, bitkideki terlemenin doruk noktasının üstüne çıkmasına neden olur. Bu sırada kökler aracılığıyla alınan su, bitkinin yapraklan vasıtasıyla kaybettiği sudan az olduğunda, yani alınan su kaybedilen suyu karşıla*yamadığı durumlarda, bitki hücrelerinde plazmoliz meydana gelir ve bitkide sol*ma başlar. Yapraklar eğrilir, bükülür, sarkar, sürgün ucu kıvrılır. Akşama doğru ortamdaki fazla sıcak ve ışık şiddeti gibi kötü hava koşullarının kaybolmasıyla, bitkideki su dengesi yeniden kurulur. Alınan su, kaybedilen sudan daha fazla du*ruma geçer, bitki hücreleri su ile dolar ve turgor meydana gelir. Bunun sonucun*da bitki yapraklan ve sürgünü gerginleşir ve dikleşir. Bitkideki bu solgunluğa "Geçici Solgunluk" yaşanan bu olaya ise "Fizyolojik Kuraklık" adı verilmektedir.
Bitki sabah ve akşam saatlerinde normal yaşama koşullarında bile bir sol*gunluk gösterirse, bu solgunluğa "Sürekli Solgunluk" denir. Sürekli solgunluk, toprakta suyun azalması sonucu meydana gelir. Bu yüzden, sürekli solgunlukta bitki büyümesi yavaşlar ve hatta durur. Bitki yapraklan önce pörsür, kıvrılır daha sonra ise renkleri koyulaşır. Bunun sonucunda da yapraklarda önce sararmalar başlar ve alttan itibaren yaprak dökümleri hızlanır. Sürgün ucu kurur. Susuzluğun devam etmesi durumunda, bitki nihayet tamamen kurur.
Bazen toprakta su bulunmasına ve hava koşullan bitki yetiştirmeye uygun olmasına rağmen bitkilerde daimi solgunluk görülebilir. Bu solgunluk su azlığın*dan ileri gelmez. Bu solgunlukta, öncelikle bitkinin bir tarafında bir rahatsızlık aranmalıdır. Kök hastalıklan ve zararlılannın kökleri hastalandırması veya öldürmesi, bitki iletim borularının herhangi bir hastahk veya mekanik bir zararianma île tah*rip olması gibi durumlar bu sonucu doğurmuş olabilir. Bunun dışında, toprak tuz*luluğunun artması, toprağın havasız kalması, toprak sıcaklığının yeteri derecede olmaması gibi durumlar da benzer şekilde etkide bulunabilir.
Diğer taraftan bitki köklerinin toprak içinde dağılışı, toprağın yapısına, fizik*sel, kimyasal ve biyolojik özelliklerine, su ve besin maddelerinin durumuna bağlıdır. Düzgün koşullarda her bitki kendi genetik özelliğini tam olarak ortaya koyar. Köklerin dağılışı düzgün ve belirli yerlere kadar uzanır, Bu konuda domates bitkisi örnek olarak verilecek olursa; yaz aylarında tam gelişmiş domates bitkisi kökle*rinin % 50'ye yakın kısmının toprak yüzeyinden itibaren ilk 50-80 cm'ük derinliğe ve 80-100 crn genişliğe kadar ulaştığı söylenebilir, Bitki köklerinin geriye kalan % 20-30'luk bölümü 80-100 cm derinliğe ve 100-120 cm genişliğe, %10-20'lik bölümü ise 120 cm' den daha derinlere ve 150 cm genişliğe, hatta bazı durum*larda 200 cm'ye kadar yayılabilmektedir. Kış aylarında ısıtılmayan bir serada köklerin derinliğine ve genişliğine yayılması birden, büyük ölçüde azalır.Ancak ısıtılmayan bir serada 20-30 cm derinlik ve 30-50 cm genişlikte kalır. Seranın ısıtılması durumunda ise biraz daha artarak 30-50 cm derinlik ve 40-80 cm genişliği bulur. Kısacası çevre koşullarının değişimi ile köklerin yayılma oranı farklılaşır ve genetik karakterin olması gereken büyüklüğünü alamaz.
Bitkinin gelişim durumuna göre de köklerin derinliğine ve genişliğine büyü*mesinin farklılık göstermesi normaldir. Genç domates bitkisi 1-1,5 aylık büyük*lükte iken köklerini en fazla 20-30 cm'lik bir alana yayabilir. 2-3 aylık dönemde bunu 30-50 cm'ye çıkartır, laman ilerledikçe köklerin yayılması yukarıda verilen ölçülerdeki en son şeklini alır.
Kök saîma derinliklerine göre bitkiler derin, orta derin ve yüzlek köklü ola*rak üç guruba ayrılır. Genelde kökleri 60 cm kadar giden, ortalama 20-30 cm arasında kök salan bitkilere yüzlek köklü bitkiler, 120 cm kadar giden ve ortala*ma 40-80 cm arasında kök salan bitkilere orta köklü sebzeler, 180 cm'den daha
fazla derine giden ve ortalama 100-150 cm arasında kök salan bitkilere de derin köklü bitkiler denir. Bitkilerin kök derinlikleri ve normal koşullarda toplam gelişme dönemi boyunca tükettikleri su miktarları yönünden çizelge l'deki gibi bir gruplandırma yapılabilir
Kaynak: Sera Bitkilerinin Sulanması
Prof.Dr. Atila GÜNAY – Doç.Dr. M.Ali UL

