BİTKİ BESLEMENİN ÖNEMİ
İlk insanlar tek başlarına yaşamaya başladıkları ortamda dolaşırken, karınları acıktığında beslenmek için önce çevrelerinde bu¬lunan bitkileri keşfetmiş, onları koparmış, yemiş ve ilk onlardan yarar¬lanmıştır. Avlanmayı öğrendiklerinde, bitkisel gıdaların yanma hay¬vansal gıdalar da eklenmiştir. Üçünün, beşinin bir araya gelmesiyle yaşadıkları ortamda sayıları giderek artmış, buna bağlı olarak çevrelerindeki besin maddeleri giderek azalmıştır. Verimsiz hale ge¬tirdikleri bu alanları terk ederek daha önce üzerinde insan yaşamamış yeni verimli alanlara göç etmeye ve oradaki ürünleri kullanmaya başlamıştır. Böylece göç etmeye alışan insanlar yeni ve değişik çevreler tanımıştır. Bu değişik çevrelerde karşılarına çıkan her değişik yaşam olayı onların dikkatini çekmiş ve bu olayları incelemek ihtiyacını duy¬muşlardır. Böylece çevrelerindeki bitkilerin nasıl büyüdüğünü ve ürün verdiğini öğrenerek onları üretmeye çalışmışlardır. İnsan hayatında bit¬kilerin üretim aşamasına gelinmesi, göç etmeğe alışmış bu kitleleri hiç olmazsa ürettikleri ürünlerden istedikleri miktarda ürünü alıncaya ka¬dar bulundukları yerlere bağlamış ve kısmen toplumsal yaşam içine sokmuştur. Ancak devamlı bir yerde bitki yetiştirirken topraktan aldıklarını toprağa vermesini bilmediklerinden, toprağın verimi ilk za¬manlara göre azalmış, ihtiyaçları karşılayamaz hale gelmiş ve onları tek¬rar yeni verimli topraklar bulmaya yöneltmiştir.
Uygarlığın ilerlemesi, kitlelerin artık millet olmaya başlaması, belirli bir toprağın vatan olarak görülmesi, göçleri tamamen ortadan kaldırmış ve insanları bulundukları yerde kendi geleceklerini belirlemeye ve çevrelerini ona göre kullanmaya zorlamıştır. Fakat devamlı artan nüfusun besin gereksinimini karşılamak, başlangıçta o yerlerde yoğun tarım yapmakla ve insanların öğrendikleri bilgilerin ışığı altında top¬raktan aldıklarını toprağa vermekle mümkün olmuştur. Ancak bul¬dukları ve uyguladıkları çeşitli önlemlere rağmen topraklar yorulmuş ve artan nüfusun besin gereksinimi yine karşılanamaz duruma gelmiştir. Bu sırada birbirlerinde bulunmayan malları değiştirmek, yani ticari hayatın insan yaşamına girmesi, sorunu bir müddet geriye itmiştir. Bi¬linçsiz, yeniliklerden uzak, az gelişmiş ve yoksul ülkelerde gerekli önlemler zamanında alınmadığı ve nüfus planlaması yapılmadığı için, aşırı derecede çoğalma sonucu artan nüfusun beslenmesi durmuş, açlıktan kitlesel ölümler ortaya çıkrni$tır. Bilimin ve teknolojik
gelişmenin olduğu ülkelerde nüfus planlamasıyla nüfus artışı kısıtlanmış, çok gelişmiş bitki üretim sistemleri devreye sokulmuş, top¬rak verimliliğinin korunması sağlanmış, tarım kesimi ile sanayi kesimi arasındaki dengeler çok iyi ayarlanmış ve bu sayede ürün fazlası ortaya çıkartılmıştır. Bugün, bu ülkelerden zaman zaman yoksul ve aç kalmış ülkelere çeşitli gıda yardımları yapılmaktadır. Ancak bu yardımlar hiçbir zaman gereksinim duyulan miktarı karşılayamamaktadır. Bir milletin yaşamını sürdürmesi bilimsel yöntemlerle çalışmak ve o yöntemleri uy¬gulamakla mümkündür, insanların besin gereksinimlerini karşılamakta modern bitki yetiştirme, besleme, daha doğrusu toprak verimliliğini arttırma ve koruma konularında çeşitli yöntemler ve alternatifler bu¬lunmaktadır. Bunlardan ilki, en iyi gelişmeyi ve verimi verecek bitki cins, tür ve çeşitlerinin bulunması, ortaya çıkarılmasıdır. Bu tür ve çeşitler mümkün olduğunca değişik koşullara uyabilmeli, hastalık ve zararlılardan etkilenmeden ürün verebilmelidir. Üstün özellikli çeşitler ortaya çıkarıldığında ikinci önemli konu, bunların yetiştikleri çevre koşullarının en iyi düzeye getirilmesi, üçüncü önemli konu ise bütün işlerin en modern alet-ekipmanla ve en ekonomik şekilde yapılmasıdır. Böylece verimli çeşitler en iyi koşullarda ve dar alanlarda üretildiklerinde bile en yüksek verim ve kaliteyi meydana getirebilir ve nüfus çoğalması kontrol altına alınmış bir ülkede ancak bu sayede be¬sin açığı kapatabilir.
Çevre koşulları içinde önemli konulardan birisi de hiç şüphesiz bit¬kilerin beslenme durumudur. Bitkilerin çevresinde beslenmeleri için aradıkları ve bulamadıkları besin maddelerinin o çevreye dışarıdan ve¬rilmesi olayına "GÜBRELEME" denir. Hangi besin maddelerinin ne miktarda, hangi zamanda ve aralıkla, bitkilere nasıl verileceği devamlı araştırmalarla ortaya çıkarılmakta ve bulunan bilgiler pratiğe ak¬tarılmaktadır. Böylece üretim istenen seviyede tutulmaktadır.
Gelecekte gezegenler arasında yapılacak ve yıllar boyu sürebilecek çok uzun mesafeli yolculuklarda, insanların gerek duyduğu besin mad¬delerini bugünkü beslenme şekli ve beslenmede kullandığı maddeleri depolayarak yanlarında taşımaları mümkün değildir. Uzay gemilerindeki dar alanlarda çok sayıda insanın beslenmesini sağlamak, ancak gemi içinde üretim yapmakla mümkün olabilecektir. Bu olayı gerçekleştirmek ise çok yüksek teknolojiyi gerektirmektedir. Küçük kaplarda günlük be¬sin gereksinimini karşılayacak miktarda ürünü devamlı kütle halinde verebilecek bitkileri ve onların üretim tekniğini bulmaya bağlıdır. Yosun¬lar, algler ve mantarlar üzerinde bu yönde büyük araştırma projeleri yürütülmektedir. Günümüzün su kültürünü, topraksız yetiştiricilik çalışmalarını ve doku kültürlerini de içine alarak petri kaplarında, küçük fanuslarda bu amacı sağlayacak bitki yetiştirme yöntemleri üzerinde durulmaktadır. Ayrıca hap şeklinde kalorisi ve besleme değeri yüksek yiyecek şekillerinin yapılmasına, bu konularda araştırmaların planlanmasına ve bunların dışında daha yeni bir çok buluşlar ortaya çıkarılmasına çalışılmaktadır. Günümüzde, Japonya' da bazı amatör yetiştiricilerin yaptıkları denemelerde bir domates, bir hıyar bitkisinin 100-200 m2' lik bir ser alanını kaplayacak şekilde büyütülebilmesi ve bir bitkiden inanılmayacak derecede verim alınması, bitki besleme ko¬nusunda bilimin ve pratiğin ne boyutlara geldiğinin ölçüsüdür. Aynı za¬manda bitki yetiştirme ve besleme sanatının öneminin ve büyüklüğünün göstergesidir.
Yukarıda verdiğimiz bu kısa bilgi şu anda insana hayal gibi gelebilir. Ancak insanoğlu her zoru yendiği gibi bu sorunu da çözecektir. Bu ko¬nuyu şu anda bir düşünce olarak bir kenara koyup, bugünkü yöntemlerle yapılan üretimi ele aldığımızda, bitki besleme konusunun tarımda ayrı bir uygulama alanı olduğunu görürüz. Bitki beslemenin kendine özgü yöntemleri vardır. Her şeyden önce bitkilerin istemiş olduğu besin maddelerini üretmek ve bunları bitkilere vermek gelişmiş bir teknolojiye ve bu teknolojinin uygulanacağı fabrikasyona gereksinim gösterir. Bu bir ülkede ayrı bir iş kolunun doğmasına ve oradan bir çok insanın hayatını kazanmasına yardımcı olur. Üretilen gübrelerin fazlası iyi bir ticaret kapısı olup, ülkeye döviz girdisi sağlar. Son yıllarda top¬raksız yetiştiriciliğin devreye girmesiyle besin maddelerinin çözelti şeklinde bitkilere verilmesi tarımda ayrı bir yetiştirme sistemini de geliştirmiştir. Bu sistemin kurulması ve uygulanmasında da şüphesiz bitki beslemenin ayrı bir önemi vardır.
Serlerde Gübreleme
Prof Dr Atila GÜNEY - Doç Dr Cihat KÜTÜK
İlk insanlar tek başlarına yaşamaya başladıkları ortamda dolaşırken, karınları acıktığında beslenmek için önce çevrelerinde bu¬lunan bitkileri keşfetmiş, onları koparmış, yemiş ve ilk onlardan yarar¬lanmıştır. Avlanmayı öğrendiklerinde, bitkisel gıdaların yanma hay¬vansal gıdalar da eklenmiştir. Üçünün, beşinin bir araya gelmesiyle yaşadıkları ortamda sayıları giderek artmış, buna bağlı olarak çevrelerindeki besin maddeleri giderek azalmıştır. Verimsiz hale ge¬tirdikleri bu alanları terk ederek daha önce üzerinde insan yaşamamış yeni verimli alanlara göç etmeye ve oradaki ürünleri kullanmaya başlamıştır. Böylece göç etmeye alışan insanlar yeni ve değişik çevreler tanımıştır. Bu değişik çevrelerde karşılarına çıkan her değişik yaşam olayı onların dikkatini çekmiş ve bu olayları incelemek ihtiyacını duy¬muşlardır. Böylece çevrelerindeki bitkilerin nasıl büyüdüğünü ve ürün verdiğini öğrenerek onları üretmeye çalışmışlardır. İnsan hayatında bit¬kilerin üretim aşamasına gelinmesi, göç etmeğe alışmış bu kitleleri hiç olmazsa ürettikleri ürünlerden istedikleri miktarda ürünü alıncaya ka¬dar bulundukları yerlere bağlamış ve kısmen toplumsal yaşam içine sokmuştur. Ancak devamlı bir yerde bitki yetiştirirken topraktan aldıklarını toprağa vermesini bilmediklerinden, toprağın verimi ilk za¬manlara göre azalmış, ihtiyaçları karşılayamaz hale gelmiş ve onları tek¬rar yeni verimli topraklar bulmaya yöneltmiştir.
Uygarlığın ilerlemesi, kitlelerin artık millet olmaya başlaması, belirli bir toprağın vatan olarak görülmesi, göçleri tamamen ortadan kaldırmış ve insanları bulundukları yerde kendi geleceklerini belirlemeye ve çevrelerini ona göre kullanmaya zorlamıştır. Fakat devamlı artan nüfusun besin gereksinimini karşılamak, başlangıçta o yerlerde yoğun tarım yapmakla ve insanların öğrendikleri bilgilerin ışığı altında top¬raktan aldıklarını toprağa vermekle mümkün olmuştur. Ancak bul¬dukları ve uyguladıkları çeşitli önlemlere rağmen topraklar yorulmuş ve artan nüfusun besin gereksinimi yine karşılanamaz duruma gelmiştir. Bu sırada birbirlerinde bulunmayan malları değiştirmek, yani ticari hayatın insan yaşamına girmesi, sorunu bir müddet geriye itmiştir. Bi¬linçsiz, yeniliklerden uzak, az gelişmiş ve yoksul ülkelerde gerekli önlemler zamanında alınmadığı ve nüfus planlaması yapılmadığı için, aşırı derecede çoğalma sonucu artan nüfusun beslenmesi durmuş, açlıktan kitlesel ölümler ortaya çıkrni$tır. Bilimin ve teknolojik
gelişmenin olduğu ülkelerde nüfus planlamasıyla nüfus artışı kısıtlanmış, çok gelişmiş bitki üretim sistemleri devreye sokulmuş, top¬rak verimliliğinin korunması sağlanmış, tarım kesimi ile sanayi kesimi arasındaki dengeler çok iyi ayarlanmış ve bu sayede ürün fazlası ortaya çıkartılmıştır. Bugün, bu ülkelerden zaman zaman yoksul ve aç kalmış ülkelere çeşitli gıda yardımları yapılmaktadır. Ancak bu yardımlar hiçbir zaman gereksinim duyulan miktarı karşılayamamaktadır. Bir milletin yaşamını sürdürmesi bilimsel yöntemlerle çalışmak ve o yöntemleri uy¬gulamakla mümkündür, insanların besin gereksinimlerini karşılamakta modern bitki yetiştirme, besleme, daha doğrusu toprak verimliliğini arttırma ve koruma konularında çeşitli yöntemler ve alternatifler bu¬lunmaktadır. Bunlardan ilki, en iyi gelişmeyi ve verimi verecek bitki cins, tür ve çeşitlerinin bulunması, ortaya çıkarılmasıdır. Bu tür ve çeşitler mümkün olduğunca değişik koşullara uyabilmeli, hastalık ve zararlılardan etkilenmeden ürün verebilmelidir. Üstün özellikli çeşitler ortaya çıkarıldığında ikinci önemli konu, bunların yetiştikleri çevre koşullarının en iyi düzeye getirilmesi, üçüncü önemli konu ise bütün işlerin en modern alet-ekipmanla ve en ekonomik şekilde yapılmasıdır. Böylece verimli çeşitler en iyi koşullarda ve dar alanlarda üretildiklerinde bile en yüksek verim ve kaliteyi meydana getirebilir ve nüfus çoğalması kontrol altına alınmış bir ülkede ancak bu sayede be¬sin açığı kapatabilir.
Çevre koşulları içinde önemli konulardan birisi de hiç şüphesiz bit¬kilerin beslenme durumudur. Bitkilerin çevresinde beslenmeleri için aradıkları ve bulamadıkları besin maddelerinin o çevreye dışarıdan ve¬rilmesi olayına "GÜBRELEME" denir. Hangi besin maddelerinin ne miktarda, hangi zamanda ve aralıkla, bitkilere nasıl verileceği devamlı araştırmalarla ortaya çıkarılmakta ve bulunan bilgiler pratiğe ak¬tarılmaktadır. Böylece üretim istenen seviyede tutulmaktadır.
Gelecekte gezegenler arasında yapılacak ve yıllar boyu sürebilecek çok uzun mesafeli yolculuklarda, insanların gerek duyduğu besin mad¬delerini bugünkü beslenme şekli ve beslenmede kullandığı maddeleri depolayarak yanlarında taşımaları mümkün değildir. Uzay gemilerindeki dar alanlarda çok sayıda insanın beslenmesini sağlamak, ancak gemi içinde üretim yapmakla mümkün olabilecektir. Bu olayı gerçekleştirmek ise çok yüksek teknolojiyi gerektirmektedir. Küçük kaplarda günlük be¬sin gereksinimini karşılayacak miktarda ürünü devamlı kütle halinde verebilecek bitkileri ve onların üretim tekniğini bulmaya bağlıdır. Yosun¬lar, algler ve mantarlar üzerinde bu yönde büyük araştırma projeleri yürütülmektedir. Günümüzün su kültürünü, topraksız yetiştiricilik çalışmalarını ve doku kültürlerini de içine alarak petri kaplarında, küçük fanuslarda bu amacı sağlayacak bitki yetiştirme yöntemleri üzerinde durulmaktadır. Ayrıca hap şeklinde kalorisi ve besleme değeri yüksek yiyecek şekillerinin yapılmasına, bu konularda araştırmaların planlanmasına ve bunların dışında daha yeni bir çok buluşlar ortaya çıkarılmasına çalışılmaktadır. Günümüzde, Japonya' da bazı amatör yetiştiricilerin yaptıkları denemelerde bir domates, bir hıyar bitkisinin 100-200 m2' lik bir ser alanını kaplayacak şekilde büyütülebilmesi ve bir bitkiden inanılmayacak derecede verim alınması, bitki besleme ko¬nusunda bilimin ve pratiğin ne boyutlara geldiğinin ölçüsüdür. Aynı za¬manda bitki yetiştirme ve besleme sanatının öneminin ve büyüklüğünün göstergesidir.
Yukarıda verdiğimiz bu kısa bilgi şu anda insana hayal gibi gelebilir. Ancak insanoğlu her zoru yendiği gibi bu sorunu da çözecektir. Bu ko¬nuyu şu anda bir düşünce olarak bir kenara koyup, bugünkü yöntemlerle yapılan üretimi ele aldığımızda, bitki besleme konusunun tarımda ayrı bir uygulama alanı olduğunu görürüz. Bitki beslemenin kendine özgü yöntemleri vardır. Her şeyden önce bitkilerin istemiş olduğu besin maddelerini üretmek ve bunları bitkilere vermek gelişmiş bir teknolojiye ve bu teknolojinin uygulanacağı fabrikasyona gereksinim gösterir. Bu bir ülkede ayrı bir iş kolunun doğmasına ve oradan bir çok insanın hayatını kazanmasına yardımcı olur. Üretilen gübrelerin fazlası iyi bir ticaret kapısı olup, ülkeye döviz girdisi sağlar. Son yıllarda top¬raksız yetiştiriciliğin devreye girmesiyle besin maddelerinin çözelti şeklinde bitkilere verilmesi tarımda ayrı bir yetiştirme sistemini de geliştirmiştir. Bu sistemin kurulması ve uygulanmasında da şüphesiz bitki beslemenin ayrı bir önemi vardır.
Serlerde Gübreleme
Prof Dr Atila GÜNEY - Doç Dr Cihat KÜTÜK

