fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Gübreleme ile ilgili sorunlar

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • Gübreleme ile ilgili sorunlar

    GÜBRELEME İLE İLGİLİ SORUNLAR

    Serlerde yapılan yetiştiricilikte üreticiler fazla ürün almak için ge*nelde aşırı derecede gübre kullanır. Bu durum gübreleme sonucu özellikle ser topraklarında tuzlanmaya yol açar. Yetişme ortamında tuz konsantrasyonunun yüksek olması bitkilerde bazı düzensizlikler ve za-rarlanmalar meydana getirir. Bu zarar ilk olarak topraktaki suyun bit*kiler tarafından alımının engellenmesi ile başlar. Yetişme ortamındaki tuzun basıncı, bitkinin osmotik basıncından yüksek olduğundan köklerin su alımı engellenir. Bu yüzden bitkiler su stresine girer veya yetişme ortamında su olmasına karşın bitkide solgunluk başlar. Tuz*luluğun etkisi domates bitkisinde su alımında düşüşün yanı sıra önemli bir ürün azalmasıyla kendini gösterir (LUNIN ve GALLATIN 1965, GRAM 1976). Diğer taraftan ORLY (1984)'nin bildirdiğine göre domatesin yetiştirildiği besin çözeltisinin veya toprağın tuz (EC) kapsamında mey*dana gelen bir artış meyvede osmotik potansiyelin düşmesine yol açmaktadır. Bu durum özellikle meyvede kaliteye yönelik özellikleri (asitler, şekerler ve mineraller) etkilemektedir. Artan tuzluluğun do*matesin kuru ağırlığında azalmaya neden olduğu saptanırken, demir ve çinko kapsamında artmaya yol açtığı bildirilmiştir (MASS ve ark. 1972). Topraktaki tuz miktarının, toprağın organik madde miktarına bağlı ola*rak etki derecesi azalır veya çoğalır. Çizelge 10. l'de bununla ilgili olarak toprağın organik madde kapsamı ile tuz miktarı arasındaki ilişki ve*rilmiştir. Burada da görüldüğü gibi toprağın organik madde miktarı arttıkça tuzluluk giderek düşmektedir. Toprakta fazla organik madde (humus) olduğunda, toprak yüksek su tutma kapasitesine sahip ola*cağından tuz konsantrasyonu düşecektir. Yani fazla su toprakta tuz konsantrasyonunu düşürüp etki derecesini azaltmaktadır. Burada or*ganik maddenin kolloidal özelliği nedeniyle toprak çözeltisinde fazlaca çözünmüş durumda bulunan ve tuzluluğa neden olabilen Na+, K+, Ca++, Mg++ gibi elementleri adsorbe (yüzeyde tutma) ederek tutmasının vada komnleks bileşikler oluşturmasının da navı vardır.


    Çizelge 10.2'de ise bazı sebzelerin yetiştirileceği toprakta bu*lunması gereken tuzluluk sınır değerleri verilmiştir. Çizelgeden de anlaşılacağı gibi salata ve turp tuza karşı daha hassas olmasına karşın domates ve patlıcan tuza dayanıklı bitkilerdendir

    Topraklı yetiştiriciliğin yapıldığı serlerde tuz zararının başlaması başta yıkama olmak üzere organik gübrelemeyle de büyük ölçüde önlenebilir. Ancak bu işlemler yapıldıktan sonra inorganik gübrelerin verilecek miktarını yeniden düzenlemek ve aşırı gübre uygulamaktan özellikle kaçınmak gerekir. Bunun yanı sıra kalıntı bırakmayan ve etkili besin madde kapsamı yüksek gübrelerin kullanılması, organik madde miktarının elden geldiğince arttırılmaya çalışılması, çok besinli (kom-poze) gübreler yerine gereksinim duyulan elementi içeren tek besinli gübrelerin kullanılması ve gübrelerin bölünerek uygulanması tuzluluğu önleyici ek tedbirlerdir. Ancak burada unutulmaması gereken en önemli nokta şudur. Gübrelemenin yanlış yapılması, sulamanın iyi kalitede ol*mayan sularla yapılması gibi girişimler sonucunda toprağın tuzlanması kolayca gerçekleşirken, bu sorunun giderilmesi ve toprağın ıslah edil*mesi uzun bir süre boyunca yoğun emek ve para harcanması ile sağlanabilir. Tuzluluğun giderilmesine ilişkin ayrıntılı bilgiler "Ser Top*rakları" kitabında verilmiştir. Bununla birlikte tuzluluğun önlenmesi konusunda bazı temel bilgilere kısaca değinmekte yarar vardır. Tuz*luluğu gidermek için yapılacak işlerden birisi ser toprağını sulamak, sonra da suda çözünen tuzları hızlı bir buharlaşma sağlayarak toprağın üst katmanına toplamaktır. Daha sonra 2-5 cm'lik çok tuzlu üst kısım kazınıp serden atıldığında büyük oranda tuz topraktan uzaklaştırılmış olur. Olanaklar ölçüsünde serden atılan toprağın yerine yenisi konu*labilir yada olgunlaşmış (yanmış) ahır gübresi ile bolca gübrelenir. Daha öncede açıklandığı gibi ahır gübresinin tuzluluk üzerinde önemli etkisi olduğundan ser toprağında bu durumdan kaynaklanan büyük bir



    Tuzluluğun giderilmesinde başvurulan bir diğer yol, ser toprağının boş olduğu bir dönemde bol su verilerek yıkama yapılmasıdır. Böylece tuzlar çözündürülüp daha derinlere yıkanarak bitkilerin etkili kök de*rinliğindeki tuzların uzaklaşması sağlanır. Bunun için m2ıye 150-200 litre su verilir. Ancak bu işlem yapılırken ser toprağında ya doğal bir drenajın yada yapılmış bir drenaj sisteminin olması gerekir. Suda eriyen tuzlar bu yolla serden uzaklaştırılır ve tuzluluğun bitkilere verebileceği zararlanmalarm önüne geçilmiş olur. Doğal olarak topraksız yetiştiriciliğin uygulanması durumunda bu sorunların hiçbiriyle karşılaşılmaz. Bu yüzden sulama suyunun iyi olmadığı ve özellikle çok sorunlu toprakların bulunduğu bölgelerdeki serlerde topraklı yetiştiricilikten vazgeçilip topraksız yetiştiriciliğin uygulanması daha doğrudur.

    Ülkemizde serlerde yapılan yetiştiricilik, diğer bir deyimle örtü altı yetiştiriciliği özellikle son 15-20 yılda çok hızlı bir gelişme göstermiş ve plastik yada cam serler önemli derecede artmıştır. Ancak yetiştiricilik yönünden bugün hala önemli sorunlar bulunmaktadır. Bilindiği gibi örtü altı yetiştiriciliği yoğun kültürel işlemlerin yer aldığı ve yoğun üretimin yapıldığı bir tarım şeklidir. Kuruluş masrafları ve işletme gi*derleri yüksek olan bu tarım şeklinde yüksek verim ve kaliteli ürünle birlikte çoğu kez "erkencilik" amaçlanmaktadır. Buna ulaşabilmek için de bitkinin yetiştirildiği ortam koşullarının en uygun şekilde düzen*lenmesi gerekir.

    Ülkemizde cam ve plastik serlerin çok büyük bir bölümünde bitki gelişmesi için optimum sayılabilecek toprak ve çevre koşullarının sağlanabildiğini söylemek olanaksızdır. Özellikle topraklı yetiştiriciliğin yapıldığı ser topraklarında ve topraksız yetiştiricilikte gübrelemeyle ilgili önemli sorunlar bulunmaktadır. Herhangi bir tarla toprağı üzerine ser kurulduktan sonra bu toprağa her yıl organik gübre ve inorganik gübre verilerek yıllarca o toprakta örtü altı yetiştiriciliği yapmak modern yetiştiricilik kavramı ile hiç bağdaşmamaktadır.

    Ser yetiştiriciliğinde gübreleme ve bitki besleme açıkta yapılan yetiştiricilikten farklı bir yapıya sahiptir. Serlerde yüksek verim alındığı ve bitkiler güçlü bir yapı oluşturduğu için topraktan veya yetişme or*tamında kaldırılan besin maddelerinin miktarı çok yüksektir. Örneğin dekardan 13 ton ürün alındığında, domates bitkisinin topraktan kaldırdığı saf besin maddeleri 45 kg N, 3.49 kg P, 74.38 kg K, 0.39 kg Ca, 7.20 kg Mg'dur. Verim 20 tona yükseldiğinde kaldırılan besin mad*desi miktarları sırasıyla 68 kg N, 7.42 kg P, 115.70 kg K, 0.64 kg Ca ve 11.40 kg Mg olmaktadır (ZUANG 1982).

    Örtü altı yetiştiriciliğinde yüksek düzeyde besin maddesi vere*bilmek için yoğun bir gübreleme verilmesi, daha öncede açıklandığı gibi topraktaki tuz konsantrasyonunu yükseltmekte ve tuzluluk sorunu ya*ratarak bitkilerin su alımını engellemektedir.

    Seracılıkta, özellikle ülkemiz ve diğer Akdeniz sahil kuşağı ülkele*rinde olduğu gibi ısıtmasız yapılan yetiştiricilikte önemli olan bir başka konu bitki yetiştiriciliğinin yapıldığı dönemlerde iklim koşullarının bit*kilerin biyolojik optimumlarının dışında bulunmasıdır. Buna bağlı ola*rak toprak ve hava sıcaklıklarının düşük, ışıklanmanın az ve hava oran*sal neminin yüksek olması durumunda bitkilerin besin maddesi alımı azalır. Örneğin ilkbahar yetiştiriciliğinde dönemin sonuna doğru, son*bahar yetiştiriciliğinde ise dönemin başında sıcaklık ve ışık açısından tersine bir durum söz konusudur. Bu durum bilinçli veya bilinçsiz yüksek düzeyde gübreleme yapıldığında ülkemizdeki serlerde önemli gübreleme sorunlarının yaşanmasına neden olmaktadır.

    Ülkemizde ser yetiştiriciliğinin genel durumuna bakıldığında, ku*zeyde Yalova'dan başlayarak güneyde Samandağ' a kadar uzanan kıyı şeridinde, özellikle belirli merkezlerde yoğunluk kazandığı görül*mektedir. Türkiye genelinde 1989 yılı verilerine göre 295.935 da örtülü alan bulunmaktadır. Cam ser ve plastik ser, yüksek ve alçak tünel dahil olmak üzere örtü altı yetiştiricilik yapılan alanların gelişimi in*celendiğinde 1960 yılında 15.250 da olan örtülü alanın 1989 yılında 295.935 dekara ulaştığı görülmektedir (Çizelge 10.3). Ancak yıllara göre gelişim hızında çeşitli dalgalanmaların olduğu da bir gerçektir.

    Türkiye'deki toplam örtülü «alan içinde cam ve plastik serlerin gelişimi incelendiğinde ise 1960 yılında 10.020 dekar olan toplam alanın 1985 yılında 91.376 dekara ve 1989 yılında ise 85.331 dekara gerilediği görülmektedir (Çizelge 10.4).
    Serde Gübreleme

    Prof.Dr.Atila GÜNAY - Doç.Dr.Cihat KÜTÜK

  • #2
    Cevap: Gübreleme ile ilgili sorunlar


    Diğer taraftan ülkemizdeki serlerin örtü materyali cinsine göre dağılımı yönünden cam ve plastik bir arada olmak üzere kapladığı 85.331 dekarlık ser alanının % 18.7'sini cam ser, % 81.3'ünü ise plastik serler oluşturmaktadır (Çizelge 10.5). Toplam ser alanı ile cam serlerde yıllara göre çeşitli dalgalanmalar meydana gelmiştir. Özellikle son yıllarda da devam eden bu durum Akdeniz kıyı şeridindeki arazilerin tu*rizm sektöründe değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır. Ancak plas*tik serlerin kuruluşunda cam serlere oranla önemli bir artış ve yükselme olduğu gözlenmektedir. Bu eğilimde teknolojideki yenilikler ve plastik serlerin tesis masraflarının daha düşük oluşu önemli rol oy*namaktadır

    Ülkemizdeki ser topraklarının fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerini tam anlamıyla yansıtacak kapsamlı çalışmalara ne yazık ki rastlanamamaktadır. Ancak değişik amaçlarla yapılan bazı bölgesel çalışmalarda ser topraklarımızın yapısı (strüktür)'nm iyice bozulmuş olduğu görülmektedir. Bu konuda ELMACI ve ark. (1990) tarafından An*talya yöresinde yapılan araştırma sonuçlarına göre ser topraklarının bir kısmında, özellikle 0-25 cm derinlikte orta düzeyde tuzlanma görüldüğü belirlenmiştir. Gazipaşa ilçesindeki ser topraklarının diğer yerlere oranla



    CaCOg (kireç) yönünden yoksul olduğu saptanırken Fethiye yöresinden alınan ser topraklarının organik madde içeriklerinin genelde düşük olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmada belirlenen ser topraklarının besin maddesi kapsamları ise Çizelge 10.6'da verilmiştir. Fethiye yöresinde toprakların Ca, Mg, Na, Cu, Mn içerikleri ve Kale ile Gazipaşa yöresindeki topraklarda da Ca, Na, Mn içerikleri yeterli düzeyde bu*lunmuştur. Buna karşın ser topraklarının genelde toplam N, P, K, Fe düzeylerinin yetersiz olduğu saptanmıştır


    Kaynak:Serde Gübreleme

    Prof.Dr.Atila GÜNAY - Doç.Dr.Cihat KÜTÜK

    Comment


    • #3
      Cevap: Gübreleme ile ilgili sorunlar

      İnal ve ark. (1998) tarafından yapılan bir diğer araştırmada ise Ana*mur ve Silifke yöresinde çilek yetiştirilen ser topraklarının P, K, Ca ve Mg içerikleri belirlenmiştir. Buna göre Anamur yöresi ser topraklarının % 9.1'inde P çok az, % 9.1' inde az, % 54.5'inde yeter, % 27.3'ünde fazla bulunurken; Silifke yöresindeki ser topraklarının % 46.2'sinde P çok az, % 15.4'ünde az, ancak % 38.5'inde yeterli bulunmuştur. Görüleceği gibi Silifke yöresindeki ser topraklarının % 60'mdan fazlasında P yetersiz düzeydedir.

      Yukarda verilen örneklerden de anlaşıldığı gibi ülkemizde örtü altı yetiştiriciliğinde aşırı ve dengesiz gübreleme sonucu ser topraklarının çoğunda besin maddesi dengesi bozulmuş ve tuzluluk zaran ortaya çıkmıştır. Bundan dolayı toprakların üretkenlikleri büyük ölçüde sınırlanmıştır. Bunun yanı sıra yapılan diğer yanlış uygulamalar nede*niyle ser topraklarının havalanma kapasitesi yetersiz düzeye düşmüş ve bitki kökleri için gerekli oksijeni sağlayamaz hale gelmiştir. Ayrıca ser



      toprakları çeşitli hastalık ve zararlılarla bulaşık durumdadır. Aslında ser yetiştiriciliği gibi yoğun kültürel işlemlerin yapıldığı sürüm, dikim, çapalama, boğaz doldurma gibi işlemlerle toprağa sık sık müdahalede bulunulduğu durumlarda bu gibi olumsuz şartlarla karşılaşılması ve toprak yapısının bozulması son derece doğaldır. Her yıl toprağa ve*rilmesi gereken ancak uygulanan miktarları çoğunlukla düşük tutulan organik gübreler toprağın yapısını ve diğer özelliklerini ne yazık ki düzeltmeye yetmemektedir.

      Serlerde yapılan yetiştiricilikte hızlı bitki gelişimine bağlı olarak besin maddelerinin sömürülmesi de yüksek düzeylerde olmaktadır. İstenilen gelişme hızına ve ürün miktarına ulaşabilmek için bitkinin besin mad*desi gereksiniminin zamanında ve yeterince karşılanması büyük önem kazanmaktadır. Ancak yetersiz gübrelemeyle verimin azalacağı kuşkusu, çoğu kez üreticileri aşırı gübrelemeye yöneltmektedir. Serlerin çoğunda toprak ve bitki analizine dayanmayan yanlış ve dengesiz gübreleme yapılmaktadır. Böylece her geçen yıl ser topraklarındaki be*sin maddesi dengesi giderek bozulmaktadır. Son yıllarda serlerde yeter*siz gübrelemeden çok dengesiz gübrelemenin sorun oluşturduğuna tanık olunmaktadır. Diğer taraftan geçirgenliği yüksek (süzek) top*raklarda aşırı gübreleme sonucu büyük ölçüde besin maddesi kaybı or*taya çıkmaktadır. Yıkanma sonucu kayba uğrayan besin maddeleri ekonomik kayıplar yanında çevre kirliliğine de neden olabilmektedir. Bu sorunu önemli ölçüde yaşayan Hollanda' da çevreye olan olumsuz et*kileri nedeniyle serlerin drenaj sularının dışarıya verilmesi yasak*lanmıştır.

      Serlerdeki gübreleme sorunları ve bunların çözümünde verimlilik amacıyla ser topraklarının analizi yapılırken uygulanan yöntemlerin yanlışlığından dolayı aşırı yada az miktarda gübrelerin önerilmesi de önemli bir sorundur. Gübreleme programlarının yapılması için ser top*raklarının analizi, tarla topraklarının analizinden temelde önemli ayrımlar gösterir. Tarla topraklarında, toprak çözeltisindeki besin mad*deleri konsantrasyonu toprağın katı fazından gelen besin maddeleri konsantrasyonu yanında çok düşük olduğu için bitkilere yarayışlı olan miktarların belirlenmesi amacıyla yapılan ekstraksiyonlarda çoğu kez seyreltik asit ve tuz çözeltileri kullanılır. Ser topraklarının analizinde ise toprak çözeltisindeki besin maddeleri konsantrasyonu genellikle yüksek olduğu için, besin maddelerinin ekstraksiyonunda genellikle su kul*lanılması gerekmektedir (PRASAD ve ark. 1981, WARNCKE 1986).

      Bugün ülkemizdeki il ve ilçelerde bulunan pek çok toprak analiz laboratuvarında ser toprakları ve tarla topraklarının gübre ge*reksinimini belirlemek için aynı yöntemler kullanılmakta ve bu yanlış değerlendirmelere yol açmaktadır. Bunun yanı sıra uygun analiz yöntemleri kullanılsa bile analiz sonuçlarını doğru yorumlamaya olanak verecek veriler ve deneyimli eleman son derece sınırlıdır. Örtü altı yetiştiricilik koşullarında yapılacak çok sayıdaki araştırmaların değerlendirilmesinde ser yetiştiriciliği konusunda çalışan kuruluşlara, araştırma enstitülerine, il ve ilçe tarım müdürlüklerine, üniversitelere önemli görevler düşmektedir. Bir yandan uygun analiz yöntemlerinin kullanılmayışı diğer yandan da analiz sonuçlarının doğru yorum*lanmasını sağlayacak verilerin eksikliği nedeniyle toprak analiz sonuçlarının güvenilirliği oldukça azalmaktadır. Bu nedenle toprak ana*lizleri yanında serlerde yetiştirilen bitkilerin gelişmeleri sırasında belli bir dönemde örnekleme yapılıp analiz edilerek beslenme durumlarının saptanması son derece yararlı olacaktır.

      Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi açıkta yapılan yetiştiriciliğe oranla serlerde yapılan yetiştiricilikte gübrelemenin ve gübrelerin ayrı bir yeri vardır. Genelde örtü altı yetiştiriciliğindeki gübreleme uygulamalarında dikkate alınması gereken faktörleri aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür.

      a) Toprağın pH'sı, organik madde miktarı, tuz düzeyi, kireç miktarı,
      bünyesi gibi bazı fiziksel ve kimyasal özellikleri,

      b) Değişik bitkilerin çeşitli besin maddelerine olan gereksinim
      düzeyleri ve belli miktardaki bir ürünle topraktan kaldırılabilecek besin
      maddeleri miktarları,

      c) Toprakta bulunan bitkiler tarafından alınabilecek formdaki bitki
      besin maddelerinin miktarları,

      d) Çeşitli bitki besin maddelerinin topraktaki hareketliliği (mobilitesi),

      e) Uygulamada kullanılacak gübrelerin cinsleri ve içerdikleri bitkiye
      yarayışlı saf besin maddesi miktarları,

      f) Gübrelerin uygulanma şekli ve zamanları,

      g) Sulamada kullanılacak suyun kalitesi ve miktarı,
      ı) Uygulanan sulama yöntemi,

      i) Alınması gereken diğer kültürel önlemler.

      Birim alandan fazla miktarda ve kalitede ürün alınabilmesi yukarıda sıralanan faktörlerin dikkate alınması ölçüsünde gerçekleşebilir. Aksi takdirde yeterli ve kaliteli ürün elde edilmesi bir yana ekonomik açıdan önemli kayıplar hatta kaçınılmaz zararlar meydana gelebilir.

      Günümüz koşullarında, ülkemizde serlerde yapılan yetiştiricilikte
      gübreleme sorunlarının çözümünde dikkate alınması gereken ve yu*
      karıda açıklanan faktörlerin pek çoğunun bilinmesine karşın pek azı
      gübreleme konusunda dikkate alınmaktadır. Çünkü ülkemizde bugüne
      kadar gerek açıkta gerekse örtü altında yetiştirilen bitkiler konusunda
      yapılan araştırma sayısı çok azdır. Bu nedenle yapılan gübreleme uy*
      gulamaları daha çok araştırma sonuçlarına ve bilimsel ilkelere da-
      ' i yanmayan genelleme yapılarak gerçekleştirilmektedir.

      Son yıllarda damla sulama sisteminin örtü altı yetiştiricilikte kul-
      ■f lanılmasıyla gübreleme konusunda üreticilerimiz bir çok sorunla

      j|s karşılaşmışlardır. Bunun için damla sulama sistemine uygun gübreler

      '*• üretilmeli ve ülkemiz koşullarında yapılacak araştırmalarla gübreleme.

      * programları daha gerçekçi olarak belirlenmelidir. Örtü altı yetiştiriciliği

      tv konusunda deneyimli ve gelişmiş ülkeler, ser topraklarında

      gübrelemeyle ilgili karşılaştıkları sorunları yeni yetiştirme sistemleri ve teknikleri geliştirerek akılcı çözüm yolları bulmuşlardır. Bu amaçla top*raksız kültür ve NFT (Nutrient Film Techique) yetiştirme teknikleri bu sorunların çözümü için geliştirilen sistemler olmuşlardır. Ülkemizde de topraksız yetiştiricilik konusunda hızlı bir gelişim görülmekle birlikte deneyim eksikliğinin olduğu bir gerçektir. Bu nedenle başlangıçta top*raklı yetiştiriciliğe yakın ancak topraksız kültüre de önemli temel oluşturan sistemlere ağırlık vererek deneyim kazanma son derece ya*rarlı olacaktır. Örneğin torba kültürü ve ortam kültürü gibi iki ayrı sis*temde de kullanılabilen ve ülkemizde bol miktarda olduğu bilinen ucuz materyallerle (perlit, volkanik tüf, zeolit vb.) örtü altı yetiştiriciliğinde de*neyim kazanmak ileriye dönük önemli katkılar sağlayacaktır.

      Kaynak :Serde Gübreleme

      Prof.Dr.Atila GÜNAY - Doç.Dr.Cihat KÜTÜK

      Comment

      Working...
      X