Yapay ışıklandırmada kullanılan lambalar ve özellikleri
Yapay ışıklandırmada kullanılan lambalar, evlerde normal aydınlatmada kullanılan lambalardan geliştirilmiştir. Başlangıçta ev lambaları kullanılmış, sonra bitkiler için özel floral lambalara geçilmiştir. Kullanılan lambalar, kullanım süresi boyunca standart ışık vermez. Dalga uzunlukları değişir ve intensiteleri lambalar eskidikçe azalır. İşe kirlenme de katılınca, bazen başlangıca nazaran %40'a ulaşan kayıplar ortaya çıkar. Böylece lambalardan hiçbir zaman optimal olmayan, fakat en iyi kullanılma olanakları elde etmeye çalışılır.
Halen yapay ışıklandırmada sıcak ve soğuk iki tip lamba kullanılır. Sıcaklık neşreden lambalar, lamba içinde bulunan telden elektrik akımı geçmesi ve telin akkor hale gelmesiyle ışık sağlanır ve aydınlatma yapılır. Ancak sıcak lambaların tüm ışıklarının %10-20'si ışık ışıklarıdır. Diğer %80-90'nın da, az olan kısmı kısa dalga ultraviole ve çok olan kısmı uzun dalgalı enfraruj ısıtıcı ışıklardır. Bu yüzden sıcak lambalar etrafı oldukça ısıtır. Soğuk veya düşük sıcaklıktaki serlerde kullanılır. Sıcak lambalar içinde glüh ve siccat lambaları bulunur.
Geçmiş yıllarda glüh lambalar, fiyatının ucuzluğu ve tesis kurmanın kolaylığı yüzünden, oldukça yaygın kullanılmıştır. Ancak fazla miktarda ısıtıcı ışık verirler ve tüm ışıkların ancak % 10'u ışık ışıklarıdır.
Siccat lambaları da kuvvetli sıcaklık neşreden lambalardır. Aydınlatma ışıkları % 8'e kadar düştüğünden pratikte fazla yer almamıştır.içi gaz ile doldurulmuş bir tüpün iki ucundaki elektrotlar arasında yüksek gerilim meydana getirmek suretiyle soğuk lambalar ışık verir. Tüm ışıkların % 80-90'ı ışık ışıklarıdır, enfraruj dalga boyları yok denecek kadar azdır. Bu bakımdan bitkilerin aydınlatılmasında oldukça fazla kullanılır. Soğuk lambalar içinde cıvalı alçak ve yüksek basınçlı lambalar, sodyum buharlı lambalar ve neon lambalar, bulunur.
Cıvalı yüksek basınçlı lambalar (HO) ve (HPL) sebzecilikte en fazla kullanılan lambalardır. Enfraruj dalga boyu oldukça azdır, buna karşın kuvvetli ışıklandırma gücüne sahiptir. Yine glüh ve cıvalı yüksek basınçlı lambalar arasında geçit durumda olan Mischlicht lambalar
eşit miktarda ışık ve ısıtma gücüne sahiptir. Ancak satın alma fiyatları biraz yüksektir.
Düşük basınçlı lambalar günümüzde giderek yaygınlaşmaktadır. Bu lambaların piyasada iki tipi bulunur. Gün ışığı veren soğuk lamba tipi, bunların mavi ve mor ışık miktarı yüksektir. Yine gün ışığı veren, fakat sıcak lamba tipi, bunların da san ve kırmızı ışık miktarı fazladır. Yetiştirme sırasında bu iki lamba tipi tek tek veya ikisi konbine kullanılır. Son yıllarda floral lamba adı altında satışa sunulan lambalarda, tamamen bitkilerin istediği ışık miktarı esas alınmıştır. Bu lambalarda soğuk lambalar grubuna girer.
Cetvel 4'de değişik lamba tiplerinin nerede kullanıldığı gösterilmiştir.
HO Fotosentezi arttırmak
HPL
TL
TL Uzun gün etkisi yaratmak
Glüh
TL Sürmeyi sağlamak (soğan ve patateslerde)
Glüh
PHL
TL Doğal ışık istemeyen bitkileri yetiştirmek
Glüh
Yapay ışıklandırmanın şiddeti
Yapılacak yapay ışıklandırmada optimal ışık şiddetinin ne kadar olması gerektiği pek kesinleştirilememiştir. İyi bir bitki büyümesi için, değişik bitki cins ve türlerinin, hatta çeşitlerinin istemiş oldukları ışık şiddeti farklıdır. Bazen bir çeşidin yetişme dönemi içinde bile istemiş olduğu ışık şiddeti değişebilir. Bununla beraber, iyi bir bitki büyüme ve gelişmesi için genelde 8-10 bin lux ışık şiddetine gereksinim duyulur. Bu miktar, ışığı çok seven bitkilerde 20-30 bin lux'e kadar çıkarken, ışıktan az hoşlanan bitkilerde 2-4 bin lux ve hatta daha aşağılara kadar iner. Pratikte daha çok 3-4 bin lux, kısmen de 5-8 bin lux'e kadar çıkan ışık şiddetine yer verilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, aydınlatmada lux yerine giderek m2/watt birimi kullanılmaktadır. Çünkü lambanın ne kadar yüzeyi, ne kadar uzaklıktan aydınlatması gerekir? Bu ölçü iyi tespit edilmelidir. Kavramı belirlemek üzere, 1 m2 yüzeyi, 1 m uzaklıktan aydınlatan 6 bin lux'luk bir lambayı, 2 m uzaklığa kaldırdığımızda, aynı yüzeye verdiği ışık miktarı 1/4 oranında azalmakta ve 4,5 bin lux ışık vermektedir. Aydınlatmada m2/watt denildiğinde, bir lambanın 1 m uzaklıktan, 1 m2 yüzeyi watt olarak aydınlatması anlaşılır. Böylece ölçü stan-dartlaştırılmış olur ve ölçü biriminde değişik lambaları da birbirleriyle kıyaslamak kolaylaşır (VAN ve MEİJER 1958). Bir m2>ye 150-250 W, yaklaşık 2-5 bin lux'e eşit olup, pratikte iyi bir ışık şiddeti kabul edilir. Ancak unutulmaması gereken bir konu, lambaların ışık şiddeti yanında neşrettikleri dalga boyları da önemlidir. Lambaların dalga boylarının 420-670 nm değerleri arasında olması istenir.
Lambaların üzerine bir reflektörün (yansıtıcının) konması, üst ve yanlara giden ışıkları toplayıp, ışıklandırma yüzeyi üzerine yönelttiğinden, lambanın ışık şiddeti daha iyi değerlendirilmiş ve arttırılmış olur. Aşağıda bazı lambaların ışık şiddetine ve kullanma süresine göre yapacağı etki verilmiştir (Cetvel 5).
Cetvel 5. Bazı lambaların ışık şiddeti ve yapacağı etki
Işık şiddeti
Işıklanma süresi
Işığın kullanılma amacı
(w/m2)
(saat)
Fotosentezi hızlandırmak
50-100
8-12
Uzun gün etkisi için ilave ışık
5-50
6- 8
Sürmeyi ve filizlenmeyi sağlamak
100
10-12
Doğal ışıktaki gibi bitki yetiştirmek
200-1000
14-16
Yapay ışıklandırmanın süresi
Günlük doğal ışık miktarı ne kadar azsa, ilave edilen yapay ışığın etkisi o kadar fazladır. Böylece kısa günün geçerli olduğu kış aylarında en fazla, ilkbahar ve yaza doğru gittikçe azalan bir etki görülür. Ekonomik açıdan sebze fideleri sadece kasım, aralık, ocak ve şubat aylarında ışıklandırılmalıdır. Günlük ışıklanmanın süresi yanında, yukarıda belirt tığımız gibi, ışık şiddeti de önemlidir. Yalnız bitkide çiçek tomurcuklarının teşekkülü uzun günde meydana geliyorsa, günlük ışıklanma süresini uzatmak üzere, güneş doğmadan önceki sabah veya güneş batışından sonraki gece saatlerinde ek ışıklandırma yapılır. Böylece meyvesi yenen sebzelerde meyve, çiçek açacak süs bitkilerinde çiçek oluşumu sağlanır. Yaprak, sap gibi organları yenen sebzelerde kısa günde çiçek-lenme meydana geliyorsa, bunlara uzun gün uygulaması yapılarak çiçek-lenmeleri önlenir. Gün uzunluğunu, her bitkide istediğimiz kadar uzata-mayız. Çünkü birçok bitki, belirli bir karanlık devrenin geçmesini arzu eder. Bu karanlık geçen süre, bir dinlenme süreci olabileceği gibi, ışıklı zamanda yapraklarda oluşan asimilatlann taşınması ve bu hücrelerde boşalmanın sağlanması, yani yaprak hücrelerinde bir çeşit acıkmanın meydana gelmesi bakımından istenebilir. Böylece bu karanlık sürede, ertesi gün içinde yeniden oluşacak asimilasyon maddeleri için yaprakta yeni yer kazanmak üzere, ışıklı sürede oluşmuş besin maddeleri değişikliğe uğramakta, gerekli yerlere dağılmakta ve depolanması yapılmaktadır. Yapraklardaki bu olayı, aynen insanlardaki acıkma olayı ile eşleş-tirebiliriz. NİCOLAİSEN ve MAPPES'se göre domateslerde 20 saat devamlı ışıklandırma yapılabilmekte, ışıklandırma süresi daha fazla sürdürüldüğünde veya tam gün (24 saat) ışıklandırma yapıldığında bitkilerde fizyolojik rahatsızlıklar ve hastalık belirtileri ortaya çıkmaktadır (GÜNAY 1980).
Işıklanma süresinin ayarlanmasında, saatli şalter kullanılır. Böylece istenen saate ışıklandırmaya başlanabilir veya son verilebilir. Masrafı azaltmak için, ışıklandırma iki ayrı fidelikte yapılmalıdır. Lambalar hareket ettirilerek birinden diğerine geçirilir. Böylece ışıklandırma tesisi daha ucuza kurulur ve daha fazla bitki aynı tesisle ışıklandırılır. Ek ışıklandırmaya bitkiler toprak yüzüne çıktığı andan itibaren başlanabilir ve dikime kadar devam edilebilir. Fidelerde şaşırtma ve saksı değiştirme gibi işlemler yapıldığında ve bu devrelerde bitkiler baygınlık gibi fizyolojik bir sarsıntı dönemi geçiriyorsa, ışıklandırmaya bitkiler tekrar dirilin-ceye kadar ara verilebilir. Bitkilerde çiçeklenmeyi sağlamak için bitkiler belli bir vegetatif büyüklüğe gelince ışıklandırmaya geçilmelidir. Çok küçük veya kartlaşmış bitkiler ticari önemlerini , yani albenilerini kaybedebilir,
Yapay ışıklandırmada kullanılan lambalar, evlerde normal aydınlatmada kullanılan lambalardan geliştirilmiştir. Başlangıçta ev lambaları kullanılmış, sonra bitkiler için özel floral lambalara geçilmiştir. Kullanılan lambalar, kullanım süresi boyunca standart ışık vermez. Dalga uzunlukları değişir ve intensiteleri lambalar eskidikçe azalır. İşe kirlenme de katılınca, bazen başlangıca nazaran %40'a ulaşan kayıplar ortaya çıkar. Böylece lambalardan hiçbir zaman optimal olmayan, fakat en iyi kullanılma olanakları elde etmeye çalışılır.
Halen yapay ışıklandırmada sıcak ve soğuk iki tip lamba kullanılır. Sıcaklık neşreden lambalar, lamba içinde bulunan telden elektrik akımı geçmesi ve telin akkor hale gelmesiyle ışık sağlanır ve aydınlatma yapılır. Ancak sıcak lambaların tüm ışıklarının %10-20'si ışık ışıklarıdır. Diğer %80-90'nın da, az olan kısmı kısa dalga ultraviole ve çok olan kısmı uzun dalgalı enfraruj ısıtıcı ışıklardır. Bu yüzden sıcak lambalar etrafı oldukça ısıtır. Soğuk veya düşük sıcaklıktaki serlerde kullanılır. Sıcak lambalar içinde glüh ve siccat lambaları bulunur.
Geçmiş yıllarda glüh lambalar, fiyatının ucuzluğu ve tesis kurmanın kolaylığı yüzünden, oldukça yaygın kullanılmıştır. Ancak fazla miktarda ısıtıcı ışık verirler ve tüm ışıkların ancak % 10'u ışık ışıklarıdır.
Siccat lambaları da kuvvetli sıcaklık neşreden lambalardır. Aydınlatma ışıkları % 8'e kadar düştüğünden pratikte fazla yer almamıştır.içi gaz ile doldurulmuş bir tüpün iki ucundaki elektrotlar arasında yüksek gerilim meydana getirmek suretiyle soğuk lambalar ışık verir. Tüm ışıkların % 80-90'ı ışık ışıklarıdır, enfraruj dalga boyları yok denecek kadar azdır. Bu bakımdan bitkilerin aydınlatılmasında oldukça fazla kullanılır. Soğuk lambalar içinde cıvalı alçak ve yüksek basınçlı lambalar, sodyum buharlı lambalar ve neon lambalar, bulunur.
Cıvalı yüksek basınçlı lambalar (HO) ve (HPL) sebzecilikte en fazla kullanılan lambalardır. Enfraruj dalga boyu oldukça azdır, buna karşın kuvvetli ışıklandırma gücüne sahiptir. Yine glüh ve cıvalı yüksek basınçlı lambalar arasında geçit durumda olan Mischlicht lambalar
eşit miktarda ışık ve ısıtma gücüne sahiptir. Ancak satın alma fiyatları biraz yüksektir.
Düşük basınçlı lambalar günümüzde giderek yaygınlaşmaktadır. Bu lambaların piyasada iki tipi bulunur. Gün ışığı veren soğuk lamba tipi, bunların mavi ve mor ışık miktarı yüksektir. Yine gün ışığı veren, fakat sıcak lamba tipi, bunların da san ve kırmızı ışık miktarı fazladır. Yetiştirme sırasında bu iki lamba tipi tek tek veya ikisi konbine kullanılır. Son yıllarda floral lamba adı altında satışa sunulan lambalarda, tamamen bitkilerin istediği ışık miktarı esas alınmıştır. Bu lambalarda soğuk lambalar grubuna girer.
Cetvel 4'de değişik lamba tiplerinin nerede kullanıldığı gösterilmiştir.
Cetvel 4. Değişil lamba tiplerinin kullanılış yerleri
HO Fotosentezi arttırmak
HPL
TL
TL Uzun gün etkisi yaratmak
Glüh
TL Sürmeyi sağlamak (soğan ve patateslerde)
Glüh
PHL
TL Doğal ışık istemeyen bitkileri yetiştirmek
Glüh
Yapay ışıklandırmanın şiddeti
Yapılacak yapay ışıklandırmada optimal ışık şiddetinin ne kadar olması gerektiği pek kesinleştirilememiştir. İyi bir bitki büyümesi için, değişik bitki cins ve türlerinin, hatta çeşitlerinin istemiş oldukları ışık şiddeti farklıdır. Bazen bir çeşidin yetişme dönemi içinde bile istemiş olduğu ışık şiddeti değişebilir. Bununla beraber, iyi bir bitki büyüme ve gelişmesi için genelde 8-10 bin lux ışık şiddetine gereksinim duyulur. Bu miktar, ışığı çok seven bitkilerde 20-30 bin lux'e kadar çıkarken, ışıktan az hoşlanan bitkilerde 2-4 bin lux ve hatta daha aşağılara kadar iner. Pratikte daha çok 3-4 bin lux, kısmen de 5-8 bin lux'e kadar çıkan ışık şiddetine yer verilir. Daha önce de belirttiğimiz gibi, aydınlatmada lux yerine giderek m2/watt birimi kullanılmaktadır. Çünkü lambanın ne kadar yüzeyi, ne kadar uzaklıktan aydınlatması gerekir? Bu ölçü iyi tespit edilmelidir. Kavramı belirlemek üzere, 1 m2 yüzeyi, 1 m uzaklıktan aydınlatan 6 bin lux'luk bir lambayı, 2 m uzaklığa kaldırdığımızda, aynı yüzeye verdiği ışık miktarı 1/4 oranında azalmakta ve 4,5 bin lux ışık vermektedir. Aydınlatmada m2/watt denildiğinde, bir lambanın 1 m uzaklıktan, 1 m2 yüzeyi watt olarak aydınlatması anlaşılır. Böylece ölçü stan-dartlaştırılmış olur ve ölçü biriminde değişik lambaları da birbirleriyle kıyaslamak kolaylaşır (VAN ve MEİJER 1958). Bir m2>ye 150-250 W, yaklaşık 2-5 bin lux'e eşit olup, pratikte iyi bir ışık şiddeti kabul edilir. Ancak unutulmaması gereken bir konu, lambaların ışık şiddeti yanında neşrettikleri dalga boyları da önemlidir. Lambaların dalga boylarının 420-670 nm değerleri arasında olması istenir.
Lambaların üzerine bir reflektörün (yansıtıcının) konması, üst ve yanlara giden ışıkları toplayıp, ışıklandırma yüzeyi üzerine yönelttiğinden, lambanın ışık şiddeti daha iyi değerlendirilmiş ve arttırılmış olur. Aşağıda bazı lambaların ışık şiddetine ve kullanma süresine göre yapacağı etki verilmiştir (Cetvel 5).
Cetvel 5. Bazı lambaların ışık şiddeti ve yapacağı etki
Işık şiddeti
Işıklanma süresi
Işığın kullanılma amacı
(w/m2)
(saat)
Fotosentezi hızlandırmak
50-100
8-12
Uzun gün etkisi için ilave ışık
5-50
6- 8
Sürmeyi ve filizlenmeyi sağlamak
100
10-12
Doğal ışıktaki gibi bitki yetiştirmek
200-1000
14-16
Yapay ışıklandırmanın süresi
Günlük doğal ışık miktarı ne kadar azsa, ilave edilen yapay ışığın etkisi o kadar fazladır. Böylece kısa günün geçerli olduğu kış aylarında en fazla, ilkbahar ve yaza doğru gittikçe azalan bir etki görülür. Ekonomik açıdan sebze fideleri sadece kasım, aralık, ocak ve şubat aylarında ışıklandırılmalıdır. Günlük ışıklanmanın süresi yanında, yukarıda belirt tığımız gibi, ışık şiddeti de önemlidir. Yalnız bitkide çiçek tomurcuklarının teşekkülü uzun günde meydana geliyorsa, günlük ışıklanma süresini uzatmak üzere, güneş doğmadan önceki sabah veya güneş batışından sonraki gece saatlerinde ek ışıklandırma yapılır. Böylece meyvesi yenen sebzelerde meyve, çiçek açacak süs bitkilerinde çiçek oluşumu sağlanır. Yaprak, sap gibi organları yenen sebzelerde kısa günde çiçek-lenme meydana geliyorsa, bunlara uzun gün uygulaması yapılarak çiçek-lenmeleri önlenir. Gün uzunluğunu, her bitkide istediğimiz kadar uzata-mayız. Çünkü birçok bitki, belirli bir karanlık devrenin geçmesini arzu eder. Bu karanlık geçen süre, bir dinlenme süreci olabileceği gibi, ışıklı zamanda yapraklarda oluşan asimilatlann taşınması ve bu hücrelerde boşalmanın sağlanması, yani yaprak hücrelerinde bir çeşit acıkmanın meydana gelmesi bakımından istenebilir. Böylece bu karanlık sürede, ertesi gün içinde yeniden oluşacak asimilasyon maddeleri için yaprakta yeni yer kazanmak üzere, ışıklı sürede oluşmuş besin maddeleri değişikliğe uğramakta, gerekli yerlere dağılmakta ve depolanması yapılmaktadır. Yapraklardaki bu olayı, aynen insanlardaki acıkma olayı ile eşleş-tirebiliriz. NİCOLAİSEN ve MAPPES'se göre domateslerde 20 saat devamlı ışıklandırma yapılabilmekte, ışıklandırma süresi daha fazla sürdürüldüğünde veya tam gün (24 saat) ışıklandırma yapıldığında bitkilerde fizyolojik rahatsızlıklar ve hastalık belirtileri ortaya çıkmaktadır (GÜNAY 1980).
Işıklanma süresinin ayarlanmasında, saatli şalter kullanılır. Böylece istenen saate ışıklandırmaya başlanabilir veya son verilebilir. Masrafı azaltmak için, ışıklandırma iki ayrı fidelikte yapılmalıdır. Lambalar hareket ettirilerek birinden diğerine geçirilir. Böylece ışıklandırma tesisi daha ucuza kurulur ve daha fazla bitki aynı tesisle ışıklandırılır. Ek ışıklandırmaya bitkiler toprak yüzüne çıktığı andan itibaren başlanabilir ve dikime kadar devam edilebilir. Fidelerde şaşırtma ve saksı değiştirme gibi işlemler yapıldığında ve bu devrelerde bitkiler baygınlık gibi fizyolojik bir sarsıntı dönemi geçiriyorsa, ışıklandırmaya bitkiler tekrar dirilin-ceye kadar ara verilebilir. Bitkilerde çiçeklenmeyi sağlamak için bitkiler belli bir vegetatif büyüklüğe gelince ışıklandırmaya geçilmelidir. Çok küçük veya kartlaşmış bitkiler ticari önemlerini , yani albenilerini kaybedebilir,


Comment