Jeotermal ısıtma
Jeotermal sıcak sularla serlerin ısıtılması Dünyanın birçok ülkesinde geniş çapta kullanılmaktadır. Son yıllarda da ülkemizde de gerek şehirlerin ısıtılmasında ve gerekse serlerin ısıtılmasında jeotermal sıcak sulardan büyük ölçüde yararlanılmaktadır.
Dünyada arzın derinliklerine doğru inildikçe belli bir sıcaklık artışı meydana gelir. Bu sıcaklık artışı yerin derinliklerinde henüz soğumamış magmadan ileri gelmektedir. Magmanın yeryüzüne yakın veya uzak oluşu, sıcaklık artışını değişik şekillerde etkiler. Genelde her 33 m'de bir sıcaklığın 1°C arttığı varsayılır. Ancak her 3-5 m'de bir arttığı yerlerde
vardır. Yeryüzünde bulunan çatlaklardan, yarıklardan veya normal ola
rak sızıntı yoluyla toprak içine giren ve toprağın alt tabakalarına doğru
inen sular, geçirgen olmayan tabakalar üzerinde birikerek yeraltı sula
rını meydana getirir. Yeraltı suları Magmanın yer kabuğunu ısıttığı yer
lerde ısınarak, yeraltı sıcak sularını meydana getirir. Bu sıcak sular bazen
oldukça derinlerde ve geçirgen olmayan iki tabaka arasında sıkışmış
olarak bulunur. Bu durumda basınçlı ve buharlı su özelliği kazanır ve
sıcaklığı 200-300°C'ye ve hatta üstüne çıkabilir. Bu sulardan derin ku
yular açarak yararlanmak mümkündür. Bazı durumlarda ise yeraltı
suları akışkan haldedir. Yerin üst kısmına kendiliğinden çıkabilir. Bu
sular sıcak veya soğuk kaynak sulardır. Sıcaklıkları çok değişkendir. , .
Bazen 100°C'ye kadar sıcaklık ölçülebilir. Yeryüzüne kendiliğinden
çıkan sular eski devirlerden beri çeşitli şekillerde insanlık yararına kul- ;
lanılmaktadır. Bu sular içinde kireç bulunduğundan çıktıkları yerlerde
beyaz kireç taşlarından oluşan traverten veya pamuk taşı taraçalarını
meydana getirerek Pamukkale'de küçük Çökelez dağının çürük vadisine
doğru açılan yamaçlarında olduğu gibi doğa harikaları yaratır. Bazıları '■
zaman zaman patlama yaparak yeryüzüne çıkar ve çok güzel görünümleri olan İzlanda, Yeni Zelanda'nın kuzey adası ve ABD'nin Wyoming eyaletindeki gayzerleri meydana getirir. Diğer bir kısmı kaplıca olarak sağlık hizmetlerinde kullanılır. Bunların dışında tarımsal amaçlıda kullanılabilir. Çiftlik evlerinin. Tavuk kümeslerinin, mantar yetiştirme evlerinin, serlerin ısıtılmasında , bazı ürünlerin kurutulmasında ve hatta soğuk hava depolarının soğutulmasında yer alır.
Jeotermal enerjiler özellikle kendi halinde dışarı çıktıklarında ve sıcaklıkları 40°C'nin üzerinde bulunduğunda ısıtmada en ucuz enerjidir. Bu bakımdan halen Macaristan'da, İtalya'da, Yeni Zelanda'da İzlanda' da, Japonya'da, Meksika'da, ABD'de ve Sovyetler Birliğin'de geniş çapta kullanılmaktadır.
BOCDİZAR (1970) göre, Macaristan'da yer altı sularının tarım kesiminde kullanılması büyük bir hızla gelişmektedir. 1969 yılında 400 bin m2'lik bir ser alanı jeotermal enerjisiyle ısıtılmaktadır. LİNDAL (1961) göre İzlanda'da 1960 yılında 95 bin m2, 1970 yılında 110.000 m2 ve 1980 yılında 130.000 m2 ser alanı jeotermal sıcak sularla ısıtılmaktadır. Bu alanın %70'i de sebze, %30'u da çiçek tarımı yapılmaktadır. 1980 yılında İzlanda'da her bir metre karelik ser alanının ısıtılması için 300-350 kcal/h ısıya gereksinim bulunmaktadır. Ser alanlarının ısıtılmasında jeotermal enerjinin yıllık payı 20.000 ton yakıta karşılık olmaktadır. Rusya'da bu enerji yardımıyla 150.000 m2'lik bir ser alanının sıcak hava ile ısıtılması ve 15.000 m2'lik bir alanın toprak ısıtılması yapılmaktadır (LOKCHİNE ve DOVROV 1970) .
Türkiye'de doğal olarak yeryüzüne çıkan sular çok eski yıllardan beri kaplıca olarak değerlendirilmektedir. 1950 ve 19601ı yıllarda Maden Tetkik Araştırma Enstitüsünün yaptığı yoğun çalışmalar sonucu Türkiye' de sıcak su varlığı araştırılarak tespit edilmiş ve birçok yerde sıcak su haritaları meydana getirilmiştir. Bu çalışmalar sonucu Türkiye altı bölgeye ayrılmıştır. Sıcak suyun en yoğun olduğu kesim batı Anadolu bölgesi olup, hem toprak üstüne çıkan ve hem de toprağın derinliklerinde çok yüksek sıcaklığa sahip sular bulunmaktadır. Bu bölgede yapılan sondaj çalışmalarında değişik yerlerde derin kuyular açılmış ve sıcaklığı 250-300°C'ye varan basınçlı sıcak sular elde edilmiştir. Bu sular bulunduktan sonra 1970-1972 yıllarında benimde içinde bulunduğum çok geniş dallardan gelen bilim adamlarının katıldığı bir komisyon çalışmalara başlamış ve açılan kuyulardan nasıl yararlanacağı, sıcak suların getireceği problemler üzerinde durulmuştur. Sonuçtan ortaya çıkartılan rapor DPT 'na verilmiş ve Denizlide ilk olarak elektrik üreten bir santral ve daha sonra ser tarımı başlatılmıştır. Ancak çıkartılan sular içinde bol miktarda bor, sodyum, kalsiyum ve magnezyum karbonat, bikarbonatlar bulunmakta, bu sular taşındıklar borularda çabuk tıkanma ve ko-rezyonlara sebep olmakta ve ayrıca kullanım sonucu dışarı atıldığından çevre kirlenmesine yol açmaktadır. Bu sorunların çözülmesi için yapılan çalışmalarda, jeotermal sıcak sudaki basınç kalktığı zaman borularda meydana getirdiği kireç birikmesi ve tıkanmalarının önlenmesi için, eşan-jör sistemi getirilmiş ve sıcak su ayrı bir sistem içinde basıncı düşürülmeden dolaştırılırken, buna temas eden bir diğer normal su, bu borular tarafından ısıtılarak ısıtma borularında dolaştırılmıştır. Bu sistemin bulunmasıyla son yıllarda Afyon, Simav ve Balçova'da olduğu gibi hem şehir evlerinin ısıtılması ve hem de serlerin ısıtılması yapılmaktadır. Eşanjör sistemi 40°C gibi düşük sıcaklık derecesine sahip suların bile ısıtmada kullanılmasına yardımcı olmaktadır. Bu konuda çeşitli firmalar ortaya çıkarak çalışmalar yapmaktadır. İler ki yıllarda ülkemizin birçok yerinde jeotermal sıcak sulardan daha fazla yararlanma yoluna gidilecektir.
Jeotermal sıcak sularla serlerin ısıtılması Dünyanın birçok ülkesinde geniş çapta kullanılmaktadır. Son yıllarda da ülkemizde de gerek şehirlerin ısıtılmasında ve gerekse serlerin ısıtılmasında jeotermal sıcak sulardan büyük ölçüde yararlanılmaktadır.
Dünyada arzın derinliklerine doğru inildikçe belli bir sıcaklık artışı meydana gelir. Bu sıcaklık artışı yerin derinliklerinde henüz soğumamış magmadan ileri gelmektedir. Magmanın yeryüzüne yakın veya uzak oluşu, sıcaklık artışını değişik şekillerde etkiler. Genelde her 33 m'de bir sıcaklığın 1°C arttığı varsayılır. Ancak her 3-5 m'de bir arttığı yerlerde
vardır. Yeryüzünde bulunan çatlaklardan, yarıklardan veya normal ola
rak sızıntı yoluyla toprak içine giren ve toprağın alt tabakalarına doğru
inen sular, geçirgen olmayan tabakalar üzerinde birikerek yeraltı sula
rını meydana getirir. Yeraltı suları Magmanın yer kabuğunu ısıttığı yer
lerde ısınarak, yeraltı sıcak sularını meydana getirir. Bu sıcak sular bazen
oldukça derinlerde ve geçirgen olmayan iki tabaka arasında sıkışmış
olarak bulunur. Bu durumda basınçlı ve buharlı su özelliği kazanır ve
sıcaklığı 200-300°C'ye ve hatta üstüne çıkabilir. Bu sulardan derin ku
yular açarak yararlanmak mümkündür. Bazı durumlarda ise yeraltı
suları akışkan haldedir. Yerin üst kısmına kendiliğinden çıkabilir. Bu
sular sıcak veya soğuk kaynak sulardır. Sıcaklıkları çok değişkendir. , .
Bazen 100°C'ye kadar sıcaklık ölçülebilir. Yeryüzüne kendiliğinden
çıkan sular eski devirlerden beri çeşitli şekillerde insanlık yararına kul- ;
lanılmaktadır. Bu sular içinde kireç bulunduğundan çıktıkları yerlerde
beyaz kireç taşlarından oluşan traverten veya pamuk taşı taraçalarını
meydana getirerek Pamukkale'de küçük Çökelez dağının çürük vadisine
doğru açılan yamaçlarında olduğu gibi doğa harikaları yaratır. Bazıları '■
zaman zaman patlama yaparak yeryüzüne çıkar ve çok güzel görünümleri olan İzlanda, Yeni Zelanda'nın kuzey adası ve ABD'nin Wyoming eyaletindeki gayzerleri meydana getirir. Diğer bir kısmı kaplıca olarak sağlık hizmetlerinde kullanılır. Bunların dışında tarımsal amaçlıda kullanılabilir. Çiftlik evlerinin. Tavuk kümeslerinin, mantar yetiştirme evlerinin, serlerin ısıtılmasında , bazı ürünlerin kurutulmasında ve hatta soğuk hava depolarının soğutulmasında yer alır.
Jeotermal enerjiler özellikle kendi halinde dışarı çıktıklarında ve sıcaklıkları 40°C'nin üzerinde bulunduğunda ısıtmada en ucuz enerjidir. Bu bakımdan halen Macaristan'da, İtalya'da, Yeni Zelanda'da İzlanda' da, Japonya'da, Meksika'da, ABD'de ve Sovyetler Birliğin'de geniş çapta kullanılmaktadır.
BOCDİZAR (1970) göre, Macaristan'da yer altı sularının tarım kesiminde kullanılması büyük bir hızla gelişmektedir. 1969 yılında 400 bin m2'lik bir ser alanı jeotermal enerjisiyle ısıtılmaktadır. LİNDAL (1961) göre İzlanda'da 1960 yılında 95 bin m2, 1970 yılında 110.000 m2 ve 1980 yılında 130.000 m2 ser alanı jeotermal sıcak sularla ısıtılmaktadır. Bu alanın %70'i de sebze, %30'u da çiçek tarımı yapılmaktadır. 1980 yılında İzlanda'da her bir metre karelik ser alanının ısıtılması için 300-350 kcal/h ısıya gereksinim bulunmaktadır. Ser alanlarının ısıtılmasında jeotermal enerjinin yıllık payı 20.000 ton yakıta karşılık olmaktadır. Rusya'da bu enerji yardımıyla 150.000 m2'lik bir ser alanının sıcak hava ile ısıtılması ve 15.000 m2'lik bir alanın toprak ısıtılması yapılmaktadır (LOKCHİNE ve DOVROV 1970) .
Türkiye'de doğal olarak yeryüzüne çıkan sular çok eski yıllardan beri kaplıca olarak değerlendirilmektedir. 1950 ve 19601ı yıllarda Maden Tetkik Araştırma Enstitüsünün yaptığı yoğun çalışmalar sonucu Türkiye' de sıcak su varlığı araştırılarak tespit edilmiş ve birçok yerde sıcak su haritaları meydana getirilmiştir. Bu çalışmalar sonucu Türkiye altı bölgeye ayrılmıştır. Sıcak suyun en yoğun olduğu kesim batı Anadolu bölgesi olup, hem toprak üstüne çıkan ve hem de toprağın derinliklerinde çok yüksek sıcaklığa sahip sular bulunmaktadır. Bu bölgede yapılan sondaj çalışmalarında değişik yerlerde derin kuyular açılmış ve sıcaklığı 250-300°C'ye varan basınçlı sıcak sular elde edilmiştir. Bu sular bulunduktan sonra 1970-1972 yıllarında benimde içinde bulunduğum çok geniş dallardan gelen bilim adamlarının katıldığı bir komisyon çalışmalara başlamış ve açılan kuyulardan nasıl yararlanacağı, sıcak suların getireceği problemler üzerinde durulmuştur. Sonuçtan ortaya çıkartılan rapor DPT 'na verilmiş ve Denizlide ilk olarak elektrik üreten bir santral ve daha sonra ser tarımı başlatılmıştır. Ancak çıkartılan sular içinde bol miktarda bor, sodyum, kalsiyum ve magnezyum karbonat, bikarbonatlar bulunmakta, bu sular taşındıklar borularda çabuk tıkanma ve ko-rezyonlara sebep olmakta ve ayrıca kullanım sonucu dışarı atıldığından çevre kirlenmesine yol açmaktadır. Bu sorunların çözülmesi için yapılan çalışmalarda, jeotermal sıcak sudaki basınç kalktığı zaman borularda meydana getirdiği kireç birikmesi ve tıkanmalarının önlenmesi için, eşan-jör sistemi getirilmiş ve sıcak su ayrı bir sistem içinde basıncı düşürülmeden dolaştırılırken, buna temas eden bir diğer normal su, bu borular tarafından ısıtılarak ısıtma borularında dolaştırılmıştır. Bu sistemin bulunmasıyla son yıllarda Afyon, Simav ve Balçova'da olduğu gibi hem şehir evlerinin ısıtılması ve hem de serlerin ısıtılması yapılmaktadır. Eşanjör sistemi 40°C gibi düşük sıcaklık derecesine sahip suların bile ısıtmada kullanılmasına yardımcı olmaktadır. Bu konuda çeşitli firmalar ortaya çıkarak çalışmalar yapmaktadır. İler ki yıllarda ülkemizin birçok yerinde jeotermal sıcak sulardan daha fazla yararlanma yoluna gidilecektir.


iğer atık enerji maddelerinin yanında bu hafif kalır.Arıtma tesisi olabilir yada Direkt yer altına basılabilir.Ayrıca;ilimizde Bu enerjiyle meyve kurutma tesisi bile var.Bunun yanında Bu enerjiyle kurulan bir üretim tesisinden Fransa'ya domates ihrac edilmekte. Selamlar.
Comment