fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Pazarlamanın diğer birimlerle ilişkisi

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
yeni mesajlar

  • Pazarlamanın diğer birimlerle ilişkisi

    PAZARLAMANIN DİĞER BİRİMLERLE İLİŞKİSİ

    Tarımsal pazarlamanın istenen şekilde yapılabilmesi için öncelikle tarım tekniğinin ve ekonomisinin iyi bilinmesi gerekir. Daha sonra genel ekonomi ve prensipleri üzerinde durulmalıdır. Bu işlemleri yaparken hiç şüphesiz ticari bazı bilgilere ihtiyaç olacaktır.

    Pazarlamanın istatistik ve ekonometri ile de ilişkisi bulunmakta ve geniş ölçüde kullanılmaktadır. Çünkü tüketici davranışlarını ortaya çıkartabilmek, fiyatın üretim ve tüketim üzerine etkisini tespit etmek, bunların karşılıklı etkilenişlerini ortaya koymak ancak iyi bir istatistik ve ekonometri bilgisiyle yapılabilir. Böylece pazarlamanın ileri aşama*sında tüketicinin davranışları, fiyat analizleri ve fiyat oluşumu ortaya çıkartılabilir. Diğer taraftan fiyat oluşumu, bunun üreticiye ve tüketiciye etkileri pazarlama ve tarım politikasıyla da ilişkilidir. İşletmelerin kuru*luş şekilleri, birbiriyle olan ilişkileri ve anlaşmazlıkları hukukun ve yasaların devreye girmesiyle çözülür.

    Pazarda meydana gelen değişimleri, teknik ve ekonomik olayları duyurmak gerekir. Alman tedbirleri üretici, tüketici ve pazarlayıcı bazında yaymak ancak yayım ve haberleşme ile sağlanır. Bu bakımdan pazarlamanın medya ile olan ilişkisi de önemlidir.

    Görüldüğü gibi iyi bir pazarlama ağı kurmak ve onu uygulamak birbirleriyle ilgili çeşitli bilim dallarıyla müştereken çalışmak ve onları kullanmakla mümkündür.

    PAZARLAMADA ROL OYNAYAN KUVVETLER

    Pazarlama üzerine iki önemli kuvvetin etkisi vardır. Bu kuvvetler "Arz ve Talep" tir. Ancak Pazar ilişkileri sadece bu kuvvetlerin etkisi altında gelişiyorsa, bazen üretici, bazen de tüketici için sakıncalı olan durumlar ortaya çıkar. Arada denge görevi görmek üzere üçüncü bir kuvvetin oluşması gerekir. Bu üçüncü kuvvet ise "Devlet" tir.

    Talep

    Talep, tüketicinin mal değerlerini elinde bulundurduğu gelire göre ifade ettiği bir iç kıymettir (GÜNEŞ 1996). Tarım ürünleri insanların beslenmesinde kullanıldığından, tüketicilerin iç güdü olarak onları almak ve kullanmak arzusu ve daha doğrusu yaşamaları için zorunlu mecburiyetleri vardır. Bu mecburiyet ve arzu, tüm tarım ürünlerine karşı olan büyük talebi doğurur. Talep pazarda alıcı tarafından oluştu*rulur. Tarım ürünlerine karşı duyulan talep diğer mallardan farklılık gösterir. Bunları aşağıdaki şekilde sıralayabiliriz.

    •♦ İnsanlar günde üç öğün yemek yemek zorundadır. Bu bakım*dan tarım ürünlerine olan talep kısa dönemler içinde sık sık meydana gelir.

    »* Sık talebe karşılık pazara yansıyan toplam tarım ürünleri talebi oldukça sabittir.

    "*• Ancak bu sabit talep içinde değişik ürünlere gereksinim gösterilir ve zaman içinde talepte büyük değişiklikler meydana gelebilir. Toplumda yaşayan insanların gelir düzeyleri arttıkça, medeniyet seviyeleri yükseldikçe talepleri de farklılaşır. Nite*kim gelişmiş ülkelere baktığımızda, önceleri karbonhidratlı besin maddelerini ve özellikle ekmeği çok tüketirken, ilerleme ve gelişme ile proteinli yiyeceklere, sebze ve meyvelere dönüş gösterir. Pişmiş, işlenmiş hazır yiyeceklere doğru kayma baş*lar. Çiçek ve süs bitkilerine olan taleb çoğalır. Bir çok araştırıcıya göre bir ülkenin gelişmişliği, o ülkenin ne derecede süs bitkisi kullandığına bağımlıdır.

    ■» Taze sebzeler ve meyveler yanında onların işlenmiş şekilleri olan pişmiş yemeklere, konserveye, kurutulmuş, dondurul*muş gıdalara, bunların toz ve sıvı şekillerine talep duyulur. Bu talep şekli özellikle taze şekilde uzun süre pazarda buluna*mayacak ürünlerin talep süresini uzatır. Gelişmiş topluluk*larda aile fertlerinin toplu olarak çalışması, fazla zamana gereksinim göstermeyen hazır ürünlere olan talebi hızlandırır.

    •»■ Diğer bir talep gelir seviyesi arttıkça, kişilerin daha önce alamadığı ürünleri alma psikolojisidir. Hayatında ananas, havyar yememiş bir insanın bunları yemek istemesi gibi.

    Tüketici talebi zaman, yer ve şekle göre değişmeler gösterir. Bu değişime pazar yeri de etki yapar. Üreticinin işi sadece ürünlerini yetiştirmekle bitmez. Pazarda tüketicinin isteklerini takip etmesi ve o istekler doğrultusunda ürünlerini seçmesi ve yetiştirmesi gerekir. Talebi önceden sezinleyebilen üreticiler ürünlerini her zaman rahatlıkla pazar-layabilir. İşletmelerin asıl amacı ser yetiştiriciliğinde olduğu gibi, yapılan yüksek yatırımı en kısa zamanda çıkartabilmektir. Sermayesini amortize edemeyen işletmelerin yaşamlarını uzun süre sürdürmeleri olanak*sızdır.

    Memleketimizde meyve sebzenin yurt içi talebi orta düzeydedir. Kişi başına yılda ortalama 150-260 kg meyve ve sebze düşer. Bunun yaklaşık 150 kg' ı sebzedir. Ayrıca 1-3 kg arasında konserve tüketimi, 1-2 kg dondurulmuş, 2-3 kg kurutulmuş sebze tüketimi vardır.

    Yurt içi talebiyle, yurt dışı talebi arasında farklılık bulunur. Dış talepte tüketiciler tat ve lezzetten önce ürünün görünüşüne önem verir*ler. Ürünlerin ambalaj içindeki bir örnekliğine, gösterişliğine, ambalajın güzelliğine, kağıda sarılı olup olmamasına ve hatta rengine dikkat edilir. En ufak ezik ve çürük istenmez. Karton ambalajlar tercih edilir. Kuzey Avrupa ülkeleri asidi yüksek, şekeri düşük meyveleri sever. Buna karşın Orta Doğu ülkeleri asidi düşük ve şeker oranı yüksekleri seçer.

    Talepte üzerinde durulması gereken bir konuda bir ferdin muay*yen bir fiyattan talebi ile talep şedülü veya talep tablosunun arasındaki farkın anlaşılmasıdır. Muayyen bir fiyattan talep denilince, bir ferdin muayyen bir piyasada ve muayyen bir zaman zarfında, belirli bir mala karşı olan talebi anlaşılmaktadır (Açıl 1984). Bu anlamdaki talep fiyat teşekkülünde bir rol oynamaz. Talebin teşekkülünde rol oynayan ise talep şedülü olup bu bir ferdin değil, fertlerin değişik fiyatlarda muay*yen bir piyasada ve muayyen bir zaman zarfında, belirli bir mala karşı olan talep miktarıdır. Örneğin, teorik olarak belirli bir piyasada bir hafta zarfında değişik fiyatlardaki domatese karşı olan talep miktarları topla*mını Çizelge 5'de görüldüğü gibi kabul edelim.

    Çizelgeden de izlenebileceği gibi fiyatı yükselen bir mala karşı talep azalmakta ve fiyatın düşmesi ise talebi çoğaltmaktadır . Buna göre talep kanununu şöyle özetleyebiliriz. Diğer şartlar aynı kaldığı takdirde, bir malın fiyatı düştükçe talebi artar ve fiyatı yükseldikçe talebi azalır. Bu açıklama fiyatla satın alman mal miktarı arasında bir ilişkinin mevcut olduğunu göstermektedir


    Üretilen ürünlerin, tüketicinin talebini karşılamak üzere pazara gönderilmesine arz denir. Pazardaki arz, tüketicinin arzusu doğrultu*sunda istediği ürünlere verdiği değer, yani fiyat ile, üretim tekniklerine ve çevre ekolojisine bağlı olarak oluşur. Özellikle ser tarımı her istenilen yerde gerçekleştirilemez. Ancak belirli koşullarda yapıldığı zaman karlı olur. Yine değişik ürünlerin yetiştirilmesi belirli toprak ve iklim koşulla*rına bağlıdır. Her ürünün isteği farklı farklıdır.

    Yetiştirilen ürünler önce yetiştirildikleri alanlar çevresine arz edi*lir. Daha sonra ürün miktarının artması ve çevre pazarlarda ürünün satılma şansının azalması diğer pazarlara yönelimi getirir. Bu yurt içi olabileceği gibi, yurt dışı da olabilir.

    Arzu edilmeyen iklim değişiklikleri, bazı hastalık epidemileri, ürünlerin her zaman aynı oranda pazara arzını engeller. Bahçe ürün*lerinin bazen kendi özelliklerinden kaynaklanan, örneğin periyodisite gibi durumlar miktarlarını azaltır. Bazen çok iyi giden koşullar düşünü*lenden fazla ürün ortaya çıkartır. Hele tarım planlanması yapılmayan yerlerde o yıl bir ürünün iyi gelir getirmesi herkesi o ürüne yöneltti*ğinde, ertesi yıl o ürün patlama noktasında üretilebilir. Bu durumlarda tarım ürünlerinin arzında yıldan yıla büyük değişmeler görülür.

    Taze olan ürünlerin pazarda bulunuş süreleri de değişkendir. Ayrıca içlerindeki fazla sudan dolayı çabuk sürede bozulmaları da gündemdedir. Bu ürünlerin hemen pazara arz edilmesi gerekir.

    Yetiştiriciler bir yandan dışarıdan gelen talebi karşılamak üzere üretim yaparken, aynı zamanda kendi aile fertlerinin de talebini karşılama durumundadır. Bazı küçük işletmeler sadece kendileri için üretim yapar.

    Talepte olduğu gibi arzda da üzerinde durulacak önemli bir husus fiyatın teşekkülünde bir şahsın arzının değil, arz şedülünün etken olduğudur. Arz şedülü, üreticilerin değişik fiyatlarda, muayyen bir piya*sada ve muayyen bir zaman zarfında, belirli bir maldan satmak isteye*cekleri miktar ve bunun seyridir. Örneğin belirli bir piyasada, bir hafta içinde değişik fiyatlardaki domates arz miktarının toplamının çizelge 6'daki gibi olduğunu düşünelim

    Bu duruma göre arz kanunu şöyle özetlenebilir: Diğer şartlar aynı kaldığı takdirde bir malın fiyatı yükseldikçe arzı artar, fiyatı düştükçe arzı da azalır.

    Resmi kuruluşlar (devlet)

    Talep eden alıcılar ve talebi karşılamak üzere arz eden üretici ve pazarlayıcılar arasında denge unsuru olarak hükümet görev görür. Gümrükler, dışalım ve dışsatım sırasında fiyatlara çeşitli müdahalelerin yapılması, belirli ürünlere prim verilmesi müdahale yapılmayan pazar*lara göre farklı oluşur. Esasında serbest piyasada fiyat arz ve talebe göre kendiliğinden oluşur. Kontrolsüz gibi gözüken durumlarda fiyat oluşumu her an değişebilir. Fiyat yükseldiğinde tüketiciler, düştüğünde ise üreticiler bundan rahatsızlık duyar. Hükümet bu gibi durumlarda fiyata müdahale ederek, argo tabiriyle tüketicilerin kazıklanmasını, üre*ticilerin ise zarar görmesini engellemeye çalışır. Bazı ürünlerin yetiş*tirilmesi memleket ekonomisi bakımından önemlidir. Bu ürünlerin yetiştirilmesi ve teşvik edilmesi için hükümet taban fiyatı uygular. Haşhaş, keten ve kenevir gibi ürünlerin yetiştirilmesinde alan, zaman ve miktar gösterme yaparak üretimlerini sıkı denetime alır.

    Arzın yeteri derecede olmaması halinde, hükümet fiyatları ayarla*dığında alıcı ve satıcılar bu duruma itiraz edebilir. Koyulan düzenle*melere uymamak, karaborsa veya kaçakçılık yaratmak isteyener çıka*bilir. Bu, hükümetle bu işleri yapanlar arasında sorunlara yol açabilir. Ancak problemler karşılıklı anlayışla çözülmelidir. Kendi çıkarları*mızdan çok ülke çıkarlarını göz önüne alarak, koyulan kurallara uyma*mız gerekir.

    Kaynak: Sera Ürünlerinin Pazarlanması

    Prof.Dr.Atilla GÜNAY - Prof.Dr. Mehmet BÜLBÜL
Working...
X