Toprakların Bünye (Tekstür) Sınıfları
Değişik büyüklükteki mineral ve organik maddelerin fiziksel parçalanma ve kimyasal ayrışma ürünlerinin karışımı ile meydana gelen toprak, tarla veya laboratuvar yöntemlerine göre ayrımlı bünye sınıflarına ayrılır.
Tarla yöntemi: Toprakların bünye sınıfının saptanmasında kullanılan pratik bir yöntemdir. Sınıflamanın yapılması sırasında, insanın dokunma hissi rol oynar. Toprak parmaklar arasında tutulur, ezilir. Bu sırada verdiği duygu tekstür sınıflarının oluşmasında kullanılır. Kaba parçalar ezilme sırasında elde ve parmaklarda bir sertlik ve batma duygusu uyandırır, çünkü zerreleri daha iridir. Mil kuru iken pudra gibidir. Islandığı zaman macunlaşır. Kil yapışkan bir hal alır ve plastik gibi bir görünüm kazanır. Toprakta fazlaca kaymak tabakası oluşması mil ve kil fazlalığında ortaya çıkar. Kaymak tabakasının sert ve plastik gibi bir yapı alması toprak bünyesi içerisinde kilin fazla olduğunu gösterir. Ayrıca bu olayda kilin tipi de önemlidir. Organik bünyeli toprakların, yumuşak süngerimsi bir yapı özelliği vardır ve özelliğinden dolayı daha fazla su tutar. Bütün bu anlatılanlardan anlaşılacağı gibi, tarla metodu ile toprakların sınıf özelliklerini tespit etmek, büyük bir deneyime bağlıdır. Yöntemi kullanacak kişilerin önce laboratuvarda çalışmaları ve burada bilimsel olarak ortaya konan çeşitli toprak sınıflarını kontrol edip, elde bıraktıkları hissi iyice algılamaları ve sonra tarlada bunun kontrolünü yapmaları gerekir.
Tarla yöntemi kullanılarak, toprakların sınıflandırılmasında, sebzecilik bakımından kabaca 6 adet toprak sınıfının ayrımı yapılır. Bunlar taşlı topraklar, kumlu topraklar, tınlı topraklar, killi topraklar, marnlı topraklar ve humuslu topraklardır. Kum, mil ve kil yüzdesine göre topraklar ağır bünyeli topraklar (kil miktarı yüksektir), orta bünyeli topraklar (kil, mil ve kum oranı dengeli), hafif topraklar (kum oranı yüksek) olarak üç gruba ayrılır.
Taşlı topraklar: Toprak bünyesine ait bir sınıf değildir. İçinde % 50' den fazla taş içeren topraklar taşlı topraklardır. Bünyede bulunan taş dışında kum, kil ve kireç gibi diğer toprak bileşenleri de yer alır. Taşlar köşeli olursa moloz, yuvarlak olursa çakıl adını alır. Bu topraklar, içinde yeteri kadar ince toprak kısmı bulunmadığından, sebzecilik ve özellikle seracılık bakımından kullanılamaz. Çünkü, yeteri kadar su ve besin maddesini tutamazlar. Toprak işlemesi sorun yaratır. Taş oranının toprak içinde % 20-30' a düşmesi, bu tip topraklarda sebze yetiştirilmesine olanak verir. Toprak içindeki büyük taş ve çakıl parçaları çabuk ısınarak ve bu sıcaklığı uzun süre tutarak, toprağın devamlı sıcak kalmasını sağlar. Boşluklu olduklarından iyi havalanır ve fazla su tutmazlar. Bu özellikleri ile taşlar çevrelerinde bir mikro klima yaratırlar. Böylece erken sebze üretimine de yardımcı olurlar. Özellikle Akdeniz bölgesinde, Mersin' in Silifke ilçesiyle, Antalya' nm Alanya ilçesi arasında kalan dağlık yamaçlık kesimde taşların yaptığı bu mikroklima etkisi en güzel şekilde ortaya çıkmakta ve bu bölgede turfanda sebzecilik yanında ısıtma yapılmadan soğuk seralarda sebze yetiştiriciliği başarı ile uygulanmaktadır.
Tarıma uygun olan taşlı topraklarda özellikle turfanda domates, kabak, ve hıyar, daha sonra biber ve patlıcan yetiştirilir. Taşlı topraklarda, toprak taşıyarak sera kurmak mümkündür. Ayrıca bu topraklarda devamlı ve bol miktarda organik gübreleme yapılmalıdır. Taşların ısıtma sisteminden yararlanılarak, çok taşlı kesimlerde, çok masraflı olan toprak taşıma ve ıslahından kaçınarak, serada topraksız tarıma gidilmelidir.
Kumlu topraklar: İçinde % 50' den fazla kum içeren topraklardır. Kumlu topraklardaki kum oluşumu kuvarstan meydana geliyorsa çok fakir, kalkerden meydana geliyorsa biraz verimli topraklar konumundadır. Kumlu topraklar büyük boşlukları içerir. Atmosfer havasının toprağın içine rahatlıkla girip çıkmasına izin verir. Su tutma yetenekleri iyi değildir. Aldıkları suyu aşağılara çabucak sızdırırlar. Bu özeliklerinden dolayı çabuk ısınan, sıcak ve kuru topraklardır. Ancak çabuk ısınmaları yanında çabukta soğurlar. Besin maddelerini tutamazlar.
Kumlu topraklarda toprak altı sürgünleri yenen kuşkonmaz, yumruları yenen patates ve tatlı patates, kök sebzeleri havuç, turp, kereviz en iyi şekilde gelişir. Bu sebzeler dışında kavun, karpuz ve hıyar yetiştiriciliği yapılabilir. Kumlu toprakların organik madde ilavesi ile doğal olarak iyileştirilmesi yanında yapay yollarla da iyileştirilmeleri olasıdır.
Tmh topraklar: Sebzecilik bakımından en ideal topraklardır. Bu topraklar üzerinde sera tarımı en iyi şekilde uygulanır. Toprak içindeki zerrelerin büyüklüğü en ideal boyutlarda dağılmıştır. Bir başka deyişle kum, mil ve kil oranı % 25-30 gibi dengeli bir durumdadır. En iyi şekilde havalanır, su ve besin maddelerini tutar, ısınırlar. En iyi fiziksel özelliklere sahiptirler. Bu bakımdan fazla gevşeklik, az su tutma, yapışkanlık, plastikleşme, sıkılaşma ve geçirimsizlik gibi kötü özellikler bu topraklarda görülmez. Tınlı topraklarda her türlü sebze rahatlıkla yetiştirilir.
Killi topraklar: Killi topraklar, kumlu toprakların tersi özelliklere sahiptirler. İçinde % 50' den fazla kil bulunduran topraklara killi toprak denir.
Killi topraklar çok küçük zerrelerden oluşur ve yüzey toplamı fazladır. Kil fraksiyonunda zerreler levha ve çubuk şeklinde olduklarından, dış yüzeylerinden daha büyük bir iç yüzey toplamına sahiptirler. Bu bakımdan yüzey toplamları, mil ve kum bünyeli topraklara karşın çok daha fazladır. Akalan (1977)' ye göre içinde % 15 montmorillonit içeren toprağının 1 dekarının pulluk derinliğindeki toprağın yüzey genişliği yaklaşık 6 milyon dekardır. Yüzey toplamı fazla olduğundan, besin maddeleri ve su daha fazla düzeyde ve kolaylıkla tutulur. Toprak içerisine hava girişinin az olması, fazla su tutulması ve yine hava boşluklarının azlığı nedeniyle, havasız, geç ısınan, geç tava gelen, soğuk topraklardır. Kuruyunca kaymak tabakası oluşturur ve daha sonra çatlayarak ve parçalanarak büyük, derin yarıklar meydana getirir. Bu çatlaklar ve özellikle derin yarıklar bitki köklerinin zedelenmesine, hatta kopmasına yol açabildiği gibi sulama suyunun da kaybına neden olur.
Killi toprakların bitki ve sebze tarımına uygun hale getirilmeleri için bol ahır gübresi ile gübrelenmeleri, içine kireç, kum, perlit ve hatta küçük taş ve çakıl parçaları karıştırılması gerekir. Islah edilmiş killi topraklar, daha çok geç hasat edilen ve endüstriye yönelik sebze üretimi için uygundur. Diğer topraklara karşın verim daha yüksek olur. Bu topraklarda lahana, pırasa, domates, enginar, patlıcan ve kısmen biber iyi gelişir, kaliteli ve yüksek verim alınır.
Marnlı topraklar: Toprak bünye sınıfları içinde yeri yoktur. İçinde % 5-50 arasında kireç içeren tınlı, kumlu ve humuslu topraklara marnlı toprak denir. Kireç miktarının % 50' nin üstüne çıkması durumunda, ismi kireçli toprağa dönüşür. Kireç MgCO3 ve CaCO3 şeklinde bulunur. Toprağın içinde fazla kireç bulunması toprak pH' nın alkali reaksiyona kaymasına neden olabilir. Marnlı ve kireçli topraklar, açık renklidirler ve kireç içerikleri fazlalaştıkça renkleri iyice beyaza yakınlaşır. Bu topraklar fazlaca ısınmaz ve suya karşı olan az ilgilerinden dolayı kuru toprakları oluşturur. Ancak işlenmeleri kolay, hava ve besin maddeleri miktarı bakımından kısmen zengindir. Bu topraklarda sebze tarımını iyi bir şekilde yapabilmek için bol su ve organik gübre kullanmak gerekir. Aksi halde topraktaki kirecin fazlalığına göre, kireç bitki ve sebze köklerini yakar. Sebzelerde kloroz hastalığı meydana getirir, yapraklarını sarartır, fazla kireç diğer besin maddelerinin alımını da engeller. Toprakta % 10' na kadar kireç bulunması halinde, sera ve sebze tarımı bakımından fazlaca bir sakınca yoktur.
Humuslu topraklar: Toprak bünyesi ile ilgili bir toprak sınıfı değildir. Organik maddelerin parçalanmasından meydana gelen topraklardır. Saf haldeki organik toprakların miktarı oldukça azdır. Bir toprağın saf organik toprak olabilmesi için içindeki organik madde miktarının % 30' dan başlayıp % 95' e kadar çıkması gerekir. Humuslu topraklara, nehir kenarları, eski göl yatakları ve su birikintileri ile ormanlık bölgelerde rastlanır. Bataklıklar, su altında kalmış araziler ve su altı çayırları organik maddelerin birikmesi için uygun koşulları içerir. Buralarda gelişen yabani otlar, kedi kuyruğu, sazlar, kamışlar, yosunlar, çalılar ve hatta ağaççıklar su altında kalarak çürümeye başlar. Su, oksidasyona engel olur ve parçalanma bu yüzden anaerobik mikroorganizmalar (havasız koşullarda çalışan mikroorganizmalar) tarafından yapılır. Organik maddeler parçalanır ve çeşitli gazlar serbest hale geçer. Parçalanma (ih-timar) gerçekleşirken, parçalanma sonucu maddeler esmerleşir. İlerleyen devrelerde renk siyaha kadar dönüşür. Koyu renk ihtimar sırasında meydana gelen humus ligno-protein ve pollyüronid' den ileri gelir. Humus oluşumu katmanlı bir yapı gösterir. En alt tabakadaki siyah olgun humustur, üste doğru genç humus tabakaları yer alır, en üstte halen parçalanan veya parçalanmamış organik maddeler bulunur. Bu topraklara turba topraklar veya torflu topraklar adı da verilir. Oluşumuna göre çökelti, lifli ve odunsu turbalar şeklinde görülür.
Turba topraklar iyi drene edilip, ticaret gübreleriyle gübrelendikleri zaman sebze tarımına çok uygun, azot miktarı fazla, kolay işlenen, çabuk tava gelen, suyu ve besin maddelerini iyi tutan topraklardır. Ancak kurudukları zaman suyu çabuk ememedikleri için, kurumuş hu-muslu topraklara su azar azar ve bir kaç seferde verilmelidir. Böylece suyu emmeleri kolaylaştırılır. Özellikle sera toprakları, humuslu topraklarla desteklenmelidir. Hatta birçok ülkede sera yapılacak alanın toprağı kazılıp, atılır ve yerine turba toprağı taşınıp doldurulur. Ancak turba toprağının çok iyi yanmış olması gerekir. Ayrıca turba topraklarında fazla miktarda nematod görülebilir ve tuzluluk oranı da yüksek olabilir. Kulanım öncesi mutlaka laboratuvarda analizinden geçirilmelidir. Bu topraklar üzerinde her türlü bitki ve sebze yetiştirilebilir. Özellikle yapraklı ve köklü sebzelerin ve yine yapraklı çiçeklerin yetiştirilmesi öncelik kazanır.
Laboratuvar metodu: Bu yöntem Amerikalı uzmanlarca geliştirilmiştir. Laboratuvara getirilen toprak örnekleri, mekanik analizleri yapılarak içeriklerindeki kum, mil ve kil oranları saptanmakta ve karışım oranları ortaya çıkarılmaktadır. Daha sonra aşağıda verilen diyagram eşliğinde, zerrelerin iriliklerine göre toprağın sınıflaması yapılmaktadır. Bu diyagramda topraktaki çeşitli büyüklükteki zerrelerin karışmasıyla toprak grupları, bir başka deyişle toprak sınıfları meydana getirilmektedir. Bunların sayısı kum, tınlı kum, kumlu tın, tın, milli tın, mil, kumlu killi tın, killi tın, milli killi tın, kumlu kil, milli kil ve kil olmak üzere 12' yi bulmaktadır.
Toprak isminin yazılmasında, sona doğru gidildikçe karışıma giren maddelerin % oranı artmaktadır. Örnek olarak kumlu killi tın toprak bünyesi ele alınırsa, burada toprak analizleri sonucunda topraktaki karışım oranı % 100 olacağından ve karışımda kum oranı % 65, mil % 10 ve kil % 25 oranında bulunmuş olacağından, toprak kumlu killi tın sınıfına sokulmuştur. Bu örneği yukarıda verilen bünye üçgeni üzerinde uygulamak mümkündür.
Değişik büyüklükteki mineral ve organik maddelerin fiziksel parçalanma ve kimyasal ayrışma ürünlerinin karışımı ile meydana gelen toprak, tarla veya laboratuvar yöntemlerine göre ayrımlı bünye sınıflarına ayrılır.
Tarla yöntemi: Toprakların bünye sınıfının saptanmasında kullanılan pratik bir yöntemdir. Sınıflamanın yapılması sırasında, insanın dokunma hissi rol oynar. Toprak parmaklar arasında tutulur, ezilir. Bu sırada verdiği duygu tekstür sınıflarının oluşmasında kullanılır. Kaba parçalar ezilme sırasında elde ve parmaklarda bir sertlik ve batma duygusu uyandırır, çünkü zerreleri daha iridir. Mil kuru iken pudra gibidir. Islandığı zaman macunlaşır. Kil yapışkan bir hal alır ve plastik gibi bir görünüm kazanır. Toprakta fazlaca kaymak tabakası oluşması mil ve kil fazlalığında ortaya çıkar. Kaymak tabakasının sert ve plastik gibi bir yapı alması toprak bünyesi içerisinde kilin fazla olduğunu gösterir. Ayrıca bu olayda kilin tipi de önemlidir. Organik bünyeli toprakların, yumuşak süngerimsi bir yapı özelliği vardır ve özelliğinden dolayı daha fazla su tutar. Bütün bu anlatılanlardan anlaşılacağı gibi, tarla metodu ile toprakların sınıf özelliklerini tespit etmek, büyük bir deneyime bağlıdır. Yöntemi kullanacak kişilerin önce laboratuvarda çalışmaları ve burada bilimsel olarak ortaya konan çeşitli toprak sınıflarını kontrol edip, elde bıraktıkları hissi iyice algılamaları ve sonra tarlada bunun kontrolünü yapmaları gerekir.
Tarla yöntemi kullanılarak, toprakların sınıflandırılmasında, sebzecilik bakımından kabaca 6 adet toprak sınıfının ayrımı yapılır. Bunlar taşlı topraklar, kumlu topraklar, tınlı topraklar, killi topraklar, marnlı topraklar ve humuslu topraklardır. Kum, mil ve kil yüzdesine göre topraklar ağır bünyeli topraklar (kil miktarı yüksektir), orta bünyeli topraklar (kil, mil ve kum oranı dengeli), hafif topraklar (kum oranı yüksek) olarak üç gruba ayrılır.
Taşlı topraklar: Toprak bünyesine ait bir sınıf değildir. İçinde % 50' den fazla taş içeren topraklar taşlı topraklardır. Bünyede bulunan taş dışında kum, kil ve kireç gibi diğer toprak bileşenleri de yer alır. Taşlar köşeli olursa moloz, yuvarlak olursa çakıl adını alır. Bu topraklar, içinde yeteri kadar ince toprak kısmı bulunmadığından, sebzecilik ve özellikle seracılık bakımından kullanılamaz. Çünkü, yeteri kadar su ve besin maddesini tutamazlar. Toprak işlemesi sorun yaratır. Taş oranının toprak içinde % 20-30' a düşmesi, bu tip topraklarda sebze yetiştirilmesine olanak verir. Toprak içindeki büyük taş ve çakıl parçaları çabuk ısınarak ve bu sıcaklığı uzun süre tutarak, toprağın devamlı sıcak kalmasını sağlar. Boşluklu olduklarından iyi havalanır ve fazla su tutmazlar. Bu özellikleri ile taşlar çevrelerinde bir mikro klima yaratırlar. Böylece erken sebze üretimine de yardımcı olurlar. Özellikle Akdeniz bölgesinde, Mersin' in Silifke ilçesiyle, Antalya' nm Alanya ilçesi arasında kalan dağlık yamaçlık kesimde taşların yaptığı bu mikroklima etkisi en güzel şekilde ortaya çıkmakta ve bu bölgede turfanda sebzecilik yanında ısıtma yapılmadan soğuk seralarda sebze yetiştiriciliği başarı ile uygulanmaktadır.
Tarıma uygun olan taşlı topraklarda özellikle turfanda domates, kabak, ve hıyar, daha sonra biber ve patlıcan yetiştirilir. Taşlı topraklarda, toprak taşıyarak sera kurmak mümkündür. Ayrıca bu topraklarda devamlı ve bol miktarda organik gübreleme yapılmalıdır. Taşların ısıtma sisteminden yararlanılarak, çok taşlı kesimlerde, çok masraflı olan toprak taşıma ve ıslahından kaçınarak, serada topraksız tarıma gidilmelidir.
Kumlu topraklar: İçinde % 50' den fazla kum içeren topraklardır. Kumlu topraklardaki kum oluşumu kuvarstan meydana geliyorsa çok fakir, kalkerden meydana geliyorsa biraz verimli topraklar konumundadır. Kumlu topraklar büyük boşlukları içerir. Atmosfer havasının toprağın içine rahatlıkla girip çıkmasına izin verir. Su tutma yetenekleri iyi değildir. Aldıkları suyu aşağılara çabucak sızdırırlar. Bu özeliklerinden dolayı çabuk ısınan, sıcak ve kuru topraklardır. Ancak çabuk ısınmaları yanında çabukta soğurlar. Besin maddelerini tutamazlar.
Kumlu toprakların devamlı organik gübrelerle gübrelenmesi, onları tarım yapacak özelliğe kavuşturur. Topraktaki kum miktarının azalması, daha elverişli bir toprak yapısını meydana getirir. Bu tip topraklarda çok güzel turfanda sebzecilik, yapılır ve erken ürün alınır. Drenajları iyi olduğundan sera tarımında da ıslah edilerek rahatça kullanılırlar.
Kumlu topraklarda toprak altı sürgünleri yenen kuşkonmaz, yumruları yenen patates ve tatlı patates, kök sebzeleri havuç, turp, kereviz en iyi şekilde gelişir. Bu sebzeler dışında kavun, karpuz ve hıyar yetiştiriciliği yapılabilir. Kumlu toprakların organik madde ilavesi ile doğal olarak iyileştirilmesi yanında yapay yollarla da iyileştirilmeleri olasıdır.
Tmh topraklar: Sebzecilik bakımından en ideal topraklardır. Bu topraklar üzerinde sera tarımı en iyi şekilde uygulanır. Toprak içindeki zerrelerin büyüklüğü en ideal boyutlarda dağılmıştır. Bir başka deyişle kum, mil ve kil oranı % 25-30 gibi dengeli bir durumdadır. En iyi şekilde havalanır, su ve besin maddelerini tutar, ısınırlar. En iyi fiziksel özelliklere sahiptirler. Bu bakımdan fazla gevşeklik, az su tutma, yapışkanlık, plastikleşme, sıkılaşma ve geçirimsizlik gibi kötü özellikler bu topraklarda görülmez. Tınlı topraklarda her türlü sebze rahatlıkla yetiştirilir.
Killi topraklar: Killi topraklar, kumlu toprakların tersi özelliklere sahiptirler. İçinde % 50' den fazla kil bulunduran topraklara killi toprak denir.
Killi topraklar çok küçük zerrelerden oluşur ve yüzey toplamı fazladır. Kil fraksiyonunda zerreler levha ve çubuk şeklinde olduklarından, dış yüzeylerinden daha büyük bir iç yüzey toplamına sahiptirler. Bu bakımdan yüzey toplamları, mil ve kum bünyeli topraklara karşın çok daha fazladır. Akalan (1977)' ye göre içinde % 15 montmorillonit içeren toprağının 1 dekarının pulluk derinliğindeki toprağın yüzey genişliği yaklaşık 6 milyon dekardır. Yüzey toplamı fazla olduğundan, besin maddeleri ve su daha fazla düzeyde ve kolaylıkla tutulur. Toprak içerisine hava girişinin az olması, fazla su tutulması ve yine hava boşluklarının azlığı nedeniyle, havasız, geç ısınan, geç tava gelen, soğuk topraklardır. Kuruyunca kaymak tabakası oluşturur ve daha sonra çatlayarak ve parçalanarak büyük, derin yarıklar meydana getirir. Bu çatlaklar ve özellikle derin yarıklar bitki köklerinin zedelenmesine, hatta kopmasına yol açabildiği gibi sulama suyunun da kaybına neden olur.
Killi toprakların bitki ve sebze tarımına uygun hale getirilmeleri için bol ahır gübresi ile gübrelenmeleri, içine kireç, kum, perlit ve hatta küçük taş ve çakıl parçaları karıştırılması gerekir. Islah edilmiş killi topraklar, daha çok geç hasat edilen ve endüstriye yönelik sebze üretimi için uygundur. Diğer topraklara karşın verim daha yüksek olur. Bu topraklarda lahana, pırasa, domates, enginar, patlıcan ve kısmen biber iyi gelişir, kaliteli ve yüksek verim alınır.
Marnlı topraklar: Toprak bünye sınıfları içinde yeri yoktur. İçinde % 5-50 arasında kireç içeren tınlı, kumlu ve humuslu topraklara marnlı toprak denir. Kireç miktarının % 50' nin üstüne çıkması durumunda, ismi kireçli toprağa dönüşür. Kireç MgCO3 ve CaCO3 şeklinde bulunur. Toprağın içinde fazla kireç bulunması toprak pH' nın alkali reaksiyona kaymasına neden olabilir. Marnlı ve kireçli topraklar, açık renklidirler ve kireç içerikleri fazlalaştıkça renkleri iyice beyaza yakınlaşır. Bu topraklar fazlaca ısınmaz ve suya karşı olan az ilgilerinden dolayı kuru toprakları oluşturur. Ancak işlenmeleri kolay, hava ve besin maddeleri miktarı bakımından kısmen zengindir. Bu topraklarda sebze tarımını iyi bir şekilde yapabilmek için bol su ve organik gübre kullanmak gerekir. Aksi halde topraktaki kirecin fazlalığına göre, kireç bitki ve sebze köklerini yakar. Sebzelerde kloroz hastalığı meydana getirir, yapraklarını sarartır, fazla kireç diğer besin maddelerinin alımını da engeller. Toprakta % 10' na kadar kireç bulunması halinde, sera ve sebze tarımı bakımından fazlaca bir sakınca yoktur.
Humuslu topraklar: Toprak bünyesi ile ilgili bir toprak sınıfı değildir. Organik maddelerin parçalanmasından meydana gelen topraklardır. Saf haldeki organik toprakların miktarı oldukça azdır. Bir toprağın saf organik toprak olabilmesi için içindeki organik madde miktarının % 30' dan başlayıp % 95' e kadar çıkması gerekir. Humuslu topraklara, nehir kenarları, eski göl yatakları ve su birikintileri ile ormanlık bölgelerde rastlanır. Bataklıklar, su altında kalmış araziler ve su altı çayırları organik maddelerin birikmesi için uygun koşulları içerir. Buralarda gelişen yabani otlar, kedi kuyruğu, sazlar, kamışlar, yosunlar, çalılar ve hatta ağaççıklar su altında kalarak çürümeye başlar. Su, oksidasyona engel olur ve parçalanma bu yüzden anaerobik mikroorganizmalar (havasız koşullarda çalışan mikroorganizmalar) tarafından yapılır. Organik maddeler parçalanır ve çeşitli gazlar serbest hale geçer. Parçalanma (ih-timar) gerçekleşirken, parçalanma sonucu maddeler esmerleşir. İlerleyen devrelerde renk siyaha kadar dönüşür. Koyu renk ihtimar sırasında meydana gelen humus ligno-protein ve pollyüronid' den ileri gelir. Humus oluşumu katmanlı bir yapı gösterir. En alt tabakadaki siyah olgun humustur, üste doğru genç humus tabakaları yer alır, en üstte halen parçalanan veya parçalanmamış organik maddeler bulunur. Bu topraklara turba topraklar veya torflu topraklar adı da verilir. Oluşumuna göre çökelti, lifli ve odunsu turbalar şeklinde görülür.
Turba topraklar iyi drene edilip, ticaret gübreleriyle gübrelendikleri zaman sebze tarımına çok uygun, azot miktarı fazla, kolay işlenen, çabuk tava gelen, suyu ve besin maddelerini iyi tutan topraklardır. Ancak kurudukları zaman suyu çabuk ememedikleri için, kurumuş hu-muslu topraklara su azar azar ve bir kaç seferde verilmelidir. Böylece suyu emmeleri kolaylaştırılır. Özellikle sera toprakları, humuslu topraklarla desteklenmelidir. Hatta birçok ülkede sera yapılacak alanın toprağı kazılıp, atılır ve yerine turba toprağı taşınıp doldurulur. Ancak turba toprağının çok iyi yanmış olması gerekir. Ayrıca turba topraklarında fazla miktarda nematod görülebilir ve tuzluluk oranı da yüksek olabilir. Kulanım öncesi mutlaka laboratuvarda analizinden geçirilmelidir. Bu topraklar üzerinde her türlü bitki ve sebze yetiştirilebilir. Özellikle yapraklı ve köklü sebzelerin ve yine yapraklı çiçeklerin yetiştirilmesi öncelik kazanır.
Laboratuvar metodu: Bu yöntem Amerikalı uzmanlarca geliştirilmiştir. Laboratuvara getirilen toprak örnekleri, mekanik analizleri yapılarak içeriklerindeki kum, mil ve kil oranları saptanmakta ve karışım oranları ortaya çıkarılmaktadır. Daha sonra aşağıda verilen diyagram eşliğinde, zerrelerin iriliklerine göre toprağın sınıflaması yapılmaktadır. Bu diyagramda topraktaki çeşitli büyüklükteki zerrelerin karışmasıyla toprak grupları, bir başka deyişle toprak sınıfları meydana getirilmektedir. Bunların sayısı kum, tınlı kum, kumlu tın, tın, milli tın, mil, kumlu killi tın, killi tın, milli killi tın, kumlu kil, milli kil ve kil olmak üzere 12' yi bulmaktadır.
Toprak isminin yazılmasında, sona doğru gidildikçe karışıma giren maddelerin % oranı artmaktadır. Örnek olarak kumlu killi tın toprak bünyesi ele alınırsa, burada toprak analizleri sonucunda topraktaki karışım oranı % 100 olacağından ve karışımda kum oranı % 65, mil % 10 ve kil % 25 oranında bulunmuş olacağından, toprak kumlu killi tın sınıfına sokulmuştur. Bu örneği yukarıda verilen bünye üçgeni üzerinde uygulamak mümkündür.

