Toprağın oluşması için, ana kayaların parçalanması, bunların çeşitli faktörlerin yardımıyla birbirileriyle reaksiyona girerek yeni bileşikleri oluşturması, tekrar kütleleşmesi ve yeniden değişikliklere uğraması gerekir. Bu arada toprağın fiziksel özelliğine bağlı kalarak hava, su ve
toprak sıcaklığı, toprakta meydana gelecek bir çok kimyasal olayın başlamasını ve devam etmesini sağlar. Fiziksel özelliği iyi olmayan topraklarda parçalanma ve birleşmeler istenilen şekilde ortaya çıkmayabilir. Kimyasal ayrışma ve birleşmeler sonucu toprağın yapısı tamamen veya kısmen değişikliğe uğrar. Kimyasal değişmeler, toprağın oluşumu sırasında anlatılan yükseltme, hidroliz, hidratasyon, kar-bonasyon, solüsyon ve indirgeme gibi olaylarla gerçekleşir. Bu bakımdan oksijen, karbondioksit ve su, topraktaki kimyasal olayların en önemli unsurlarıdır. Bu olaylar sırasında maddeler oksitlenerek, yapıları zayıflar ve daha kolay parçalanır bir duruma girer. Su sayesinde elementler suda çözünür ve bu çözünen maddeler toprakta bitkilerin alabileceği besin maddeleri haline gelir. Kalsiyum, magnezyum, sodyum suda kolay çözünen katyonlar, buna karşılık klorürler, sülfatlar, bikarbonatlar ve karbonatlar anyonlardır. Bu elementlerin bitkiler bakımından hayati önemi olanlarına makro besin maddeleri, daha az gereksinin duyulanlarına mikro besin maddeleri adı verilir. Makro besin maddeleri azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve kükürt, mikro besin maddeleri ise demir, mangan, bor, bakır ve çinko'dur. Bunların toprak içinde belirli düzeylerde olması istenir. Bir elementin çok fazla miktarda bulunması, çok az veya hiç bulunmayışına karşı bitki büyüme ve gelişmesinde daha kötü etki yaratabilir. Diğer taraftan bir elementin istenen şekilde kullanılamaması, diğer elementlerin az veya fazla oluşundan ileri gelebilir. Toprakta çok fazla kireç olması bitkilerin fosfor, demir ve bor elementlerini almasını güçleştireceği gibi demir, çinko ve mangan elementlerinin ya-rayışlılıklarmı azaltarak, kloroza neden olabilir. Fosfora oranla, toprakta çok fazla azot bulunması, birçok fizyolojik aksaklıklara neden oluşturur ve hastalıklara karşı bitki direncini düşürür. Topraktaki besin maddeleri topluluğu, topraktaki tuzların asıl kaynağını meydana getirir. Bu maddelerin bitkiler tarafından rahatça alınması, istenilen zamanda ve yeteri kadar toprakta bulunmasına bağlıdır. Bitki besin maddeleri kompleks ve daha ziyade kolay çözünemeyen bileşikler veya suda kolay çözünen ve bitkiler tarafından kolayca alınan basit bileşikler halinde bulunur. Topraktaki kimyasal ve biyokimyasal olaylar daha çok kompleks bileşiklerin basit bileşiklere çevrilmesi yönünde çalışır. Bu suretle toprak olgunlaştıkça bitkilerin gereksinim duydukları maddeler bitki kök çevresinde yer almaya başlar. Ancak toprakta bitki besin maddelerinin oluşma olayı, bazen tersine de cereyan ederek, bitkiler tarafından alınamayan kompleks maddelere dönüşebilir. Örnek olarak,azotun, nitrat ve amino bileşiklerinden amino asit ve proteinlerine çevrilmesi, serbest fosforun, fosfor bileşiklerine dönüşmesi gibi. Bitki besin maddeleri içinde karbon (C), karbondioksit (CO2) olarak yapraklar vasıtasıyla havadan, hidrojen (H) ve oksijen (O2) su (H2O) halinde topraktan, azot (N), amonyum (NH4), nitrat (NO3 anyonu) ve amonyak (NH4 katyonu) iyonu halinde topraktan alınır. Diğer tuzlar da, suda çözünmüş iyonlar olarak, topraktan suyla beraber alınır. Örneğin KCl suda çözündüğünde katyon olarak K+ ve anyon olarak Cl~ iyonlarına ayrılır ve bitki tarafından K alınırken, Cl pek alınmaz ve toprakta kalır. Eğer devamlı KCl gübresi kullanılacak olursa bir müddet sonra toprakta kalan Cl birikime uğrayarak, özellikle klora hassas bitkilerin o toprakta yetişmesini engeller.
Topraktaki besin maddesi miktarlarının azalması durumunda gübreleme yapılarak bu maddeler toprağa yeniden kazandırılır. Gübre ile toprağa verilen besin maddelerin bir kısmından bitkiler yaralanır, bir kısmından ise yararlanamaz.
Yukarıda anlatılan durumlarda, toprakta zamanla bazı besin maddelerin fazlaca birikmesinden ileri gelen yüksek tuz konsantrasyonları ortaya çıkmakta ve toprakları kullanılmaz hale getirmektedirler. Ayrıca bazı maddelerin birikmesi toprak pH' sının da değişmesine sebep olur. Toprak pIT sının değişmesi, toprakta bulunan besin maddelerinin çözünmelerinde rol alarak yarayışlılık oranlarını azaltır veya çoğaltır. Toprak pH1 sının 7,5 dan 8,0'e doğru yükselmesi, yani toprakta bazik veya alkali elementlerin birikmesi, demir, mangan ve çinko almımını azaltır. Buna karşılık toprak pH1 sının 5,5 dan 5,0'e doğru düşmesi, topraklara asidik özellik kazandıracağından demir, alüminyum ve mangan gibi elementlerin fazla miktarda çözünmesine ve toksik etki yapmalarına yol açacaktır. Bu koşullarda fosfor ve potasyum alımını da azalır. Fosfor ve potasyum, bitki tarafından en kolay pH 6,0 ile 6,5 arasında, yani toprak nötr tepkimede olduğu zaman alınır. Besin maddelerinin toprak kolloidlerine absorbe olan ve iyon halinde bulunanları bitki kökleri tarafından daha rahatlıkla alınmasını sağlar. Bunların topraktaki miktarı fazla bile olsa, toprak kolloidlerine bağlı olduklarından, toprakta tuzluluk meydana getirmemektedirler.
Şimdi toprakların önemli bazı kimyasal özelliklerinden olan toprak pH1 sı (veya toprak tepkimesi), toprağın organik maddesi ile toprak tuzluluğu ve alkaliliğini inceleyelim.
toprak sıcaklığı, toprakta meydana gelecek bir çok kimyasal olayın başlamasını ve devam etmesini sağlar. Fiziksel özelliği iyi olmayan topraklarda parçalanma ve birleşmeler istenilen şekilde ortaya çıkmayabilir. Kimyasal ayrışma ve birleşmeler sonucu toprağın yapısı tamamen veya kısmen değişikliğe uğrar. Kimyasal değişmeler, toprağın oluşumu sırasında anlatılan yükseltme, hidroliz, hidratasyon, kar-bonasyon, solüsyon ve indirgeme gibi olaylarla gerçekleşir. Bu bakımdan oksijen, karbondioksit ve su, topraktaki kimyasal olayların en önemli unsurlarıdır. Bu olaylar sırasında maddeler oksitlenerek, yapıları zayıflar ve daha kolay parçalanır bir duruma girer. Su sayesinde elementler suda çözünür ve bu çözünen maddeler toprakta bitkilerin alabileceği besin maddeleri haline gelir. Kalsiyum, magnezyum, sodyum suda kolay çözünen katyonlar, buna karşılık klorürler, sülfatlar, bikarbonatlar ve karbonatlar anyonlardır. Bu elementlerin bitkiler bakımından hayati önemi olanlarına makro besin maddeleri, daha az gereksinin duyulanlarına mikro besin maddeleri adı verilir. Makro besin maddeleri azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve kükürt, mikro besin maddeleri ise demir, mangan, bor, bakır ve çinko'dur. Bunların toprak içinde belirli düzeylerde olması istenir. Bir elementin çok fazla miktarda bulunması, çok az veya hiç bulunmayışına karşı bitki büyüme ve gelişmesinde daha kötü etki yaratabilir. Diğer taraftan bir elementin istenen şekilde kullanılamaması, diğer elementlerin az veya fazla oluşundan ileri gelebilir. Toprakta çok fazla kireç olması bitkilerin fosfor, demir ve bor elementlerini almasını güçleştireceği gibi demir, çinko ve mangan elementlerinin ya-rayışlılıklarmı azaltarak, kloroza neden olabilir. Fosfora oranla, toprakta çok fazla azot bulunması, birçok fizyolojik aksaklıklara neden oluşturur ve hastalıklara karşı bitki direncini düşürür. Topraktaki besin maddeleri topluluğu, topraktaki tuzların asıl kaynağını meydana getirir. Bu maddelerin bitkiler tarafından rahatça alınması, istenilen zamanda ve yeteri kadar toprakta bulunmasına bağlıdır. Bitki besin maddeleri kompleks ve daha ziyade kolay çözünemeyen bileşikler veya suda kolay çözünen ve bitkiler tarafından kolayca alınan basit bileşikler halinde bulunur. Topraktaki kimyasal ve biyokimyasal olaylar daha çok kompleks bileşiklerin basit bileşiklere çevrilmesi yönünde çalışır. Bu suretle toprak olgunlaştıkça bitkilerin gereksinim duydukları maddeler bitki kök çevresinde yer almaya başlar. Ancak toprakta bitki besin maddelerinin oluşma olayı, bazen tersine de cereyan ederek, bitkiler tarafından alınamayan kompleks maddelere dönüşebilir. Örnek olarak,azotun, nitrat ve amino bileşiklerinden amino asit ve proteinlerine çevrilmesi, serbest fosforun, fosfor bileşiklerine dönüşmesi gibi. Bitki besin maddeleri içinde karbon (C), karbondioksit (CO2) olarak yapraklar vasıtasıyla havadan, hidrojen (H) ve oksijen (O2) su (H2O) halinde topraktan, azot (N), amonyum (NH4), nitrat (NO3 anyonu) ve amonyak (NH4 katyonu) iyonu halinde topraktan alınır. Diğer tuzlar da, suda çözünmüş iyonlar olarak, topraktan suyla beraber alınır. Örneğin KCl suda çözündüğünde katyon olarak K+ ve anyon olarak Cl~ iyonlarına ayrılır ve bitki tarafından K alınırken, Cl pek alınmaz ve toprakta kalır. Eğer devamlı KCl gübresi kullanılacak olursa bir müddet sonra toprakta kalan Cl birikime uğrayarak, özellikle klora hassas bitkilerin o toprakta yetişmesini engeller.
Topraktaki besin maddesi miktarlarının azalması durumunda gübreleme yapılarak bu maddeler toprağa yeniden kazandırılır. Gübre ile toprağa verilen besin maddelerin bir kısmından bitkiler yaralanır, bir kısmından ise yararlanamaz.
Yukarıda anlatılan durumlarda, toprakta zamanla bazı besin maddelerin fazlaca birikmesinden ileri gelen yüksek tuz konsantrasyonları ortaya çıkmakta ve toprakları kullanılmaz hale getirmektedirler. Ayrıca bazı maddelerin birikmesi toprak pH' sının da değişmesine sebep olur. Toprak pIT sının değişmesi, toprakta bulunan besin maddelerinin çözünmelerinde rol alarak yarayışlılık oranlarını azaltır veya çoğaltır. Toprak pH1 sının 7,5 dan 8,0'e doğru yükselmesi, yani toprakta bazik veya alkali elementlerin birikmesi, demir, mangan ve çinko almımını azaltır. Buna karşılık toprak pH1 sının 5,5 dan 5,0'e doğru düşmesi, topraklara asidik özellik kazandıracağından demir, alüminyum ve mangan gibi elementlerin fazla miktarda çözünmesine ve toksik etki yapmalarına yol açacaktır. Bu koşullarda fosfor ve potasyum alımını da azalır. Fosfor ve potasyum, bitki tarafından en kolay pH 6,0 ile 6,5 arasında, yani toprak nötr tepkimede olduğu zaman alınır. Besin maddelerinin toprak kolloidlerine absorbe olan ve iyon halinde bulunanları bitki kökleri tarafından daha rahatlıkla alınmasını sağlar. Bunların topraktaki miktarı fazla bile olsa, toprak kolloidlerine bağlı olduklarından, toprakta tuzluluk meydana getirmemektedirler.
Şimdi toprakların önemli bazı kimyasal özelliklerinden olan toprak pH1 sı (veya toprak tepkimesi), toprağın organik maddesi ile toprak tuzluluğu ve alkaliliğini inceleyelim.


Comment