Toprak Tuzluluğu ve Toprak Alkaliliği
Toprakta bulunan fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, sodyum, mangan, demir, bakır, bor, klor ve diğer elementlerin toprak çözeltisi içindeki miktarı, topraktaki toplam tuz miktarını verir. Bu bakımdan topraklardaki tuzluluk, evlerde kullanılan sodyumklorür ( NaCl )' den farklılık gösterir.
Tuzlar kimyasal özelliklerinden dolayı topraktaki suyu tutar ve hatta bünyesine çekerler. Ancak tuz miktarının toprakta çok artması, bitkilere toksik etki yapar ve toprağın kullanılamaz hale gelınesine sebep olur. Bu topraklara Tuzlu topraklar veya Çorak topraklar adı verilir. Topraktaki tuzlanma değişik şekillerde ortaya çıkar. Öncelikle ana kayaların parçalanmasıyla ayrışan mineraller topraktaki tuzları oluşturur. Tarım yapılırken kullanılan aşırı gübrelerin bitkiler tarafından alınamayan miktarları, toprakta kalarak tuzlanmaya sebep olur. Topraktaki tuzların bir kısmı fazla yağış ve sulama suyu ile yıkanarak toprağın alt katlarına doğru sızar. Alt toprak katmanlarına bazen de taban suyuna ulaşan tuzlar, sıcak yaz aylarında kuruyan üst toprak tabakalarına doğru suda erimiş halde kapillarite yolu ile hareket ederek ulaşırlar. Üst toprak tabakalarına ulaşan su buharlaşırken beraberinde getirdiği tuzları buralara bırakır. Zaman zaman aşırı tuz birikimi nedeniyle toprak yüzeyinde kolaylıkla görülebilen beyaz tuz kristalleri oluşmaya başlar. Topraklarda tuz konsantrasyonunun artması onların kullanımını sınırlayan en önemli faktörlerden birisidir. Kullanılan sulama suyunun kalitesiz olması yanında aşırı ve bilinçsizce yapılan sulama da toprakların tuzlanmasını hızlandırır.
Sera topraklarındaki tuzlanma, açık tarım arazilerindeki tuzlanmaya göre daha hızlı meydana gelir. Çünkü açık arazilere gelen kış yağışları tuzların büyük bir bölümünün yıkanmasına ve alt katlara taşınmasına yol açar. Bunların alt katlardan yükselmesi, kılcal borularla yukarı çıkması durumunda tuzluluk başlar. Oysa genellikle kışın ve sonbaharda üretim amacıyla kullanılan seralarda kış yağışlarının toprağı yıkama olayı gerçekleşemez.
Seralar kapalı bir mekan olduklarından, topraktaki su hareketi daha çok ters yönde gelişir. Çünkü sera içindeki hava sıcaklığı her zaman toprak sıcaklığından yüksektir. Bu durumda toprağa verilen sular, toprak derinliklerine sızsalar bile, bir müddet sonra toprak ve hava arasındaki sıcaklık farkından dolayı, topraktan havaya doğru meydana gelen hava hareketi, toprağın yüzey kısmında bulunan suyun hava ile beraber çabucak uçmasını, havaya karışmasını ve alt katlardaki suyun da kapillarite yolu ile tekrar yukarıya doğru çekilmesini ve buharlaşmasını sağlar. Böylece serada su hareketi daha çok aşağıdan yukarıya doğru olur. Sular alt katlardan gelip, üst toprak tabakalarında buharlaştıklarında içlerinde çözünmüş olan tuzlan üst tabakalarda bırakarak, tuzlanmanın üst tabakalardan başlamasına sebebiyet verirler. Bu yüzden de, seralarda tuzlanma daha çabuk ortaya çıkan önemli bir sorundur. Ayrıca seralar pahalı yatırım olduklarından, entansif yani yoğun bir tarım sistemi uygulanmaktadır. Sera içindeki bitkilerin mümkün olan en kısa zamanda ve en fazla ürünü vermesi istenir. En yüksek verimi veren bitkilerin mono kültürü yapılır. Serada yetiştirilen bitkilere daha fazla oranlarda inorganik gübre ile daha sık ve fazla su uygulaması yapılır. Tuzların (gübrelerin) bitkinin kök salma noktasında kalması istenir ve aşağılara doğru sızmasına izin verilmez. Bu yetiştirme şekli de, toprakların üstten itibaren tuzlanmasına neden olacak bir yöntemdir.
Topraktaki tuzlanmayı çeşitli yöntemler kullanarak ortadan kaldırmak mümkündür. Bu konuyu toprak yorgunluğu sırasında daha detaylı inceleyeceğiz.
Tarladaki tuzluluk sınırları ile, seralardaki tuzluluk sınırları farklıdır. Seralardaki tuzluluk sınırları tarladaki tuzluluk sınırlarından daha yüksektir.
Tarladaki tuzluluk sınırları : (%' de veya g tuz /100 g toprakta)
0 - 0.033 :Tuzsuz toprak
0,033 - 0,150 :Az tuzlu toprak
0,150 - 0,350 :Tuzlu toprak
0,350' den fazla :Çok tuzlu toprak olarak vasıflandırılır.
Buna karşılık seralardaki tuzluluk sınırlan ise şöyledir (%);
0 - 0,150 :Tuzsuz toprak
0,150 - 0,450 :Az tuzlu toprak
0,450 - 0,700 :Tuzlu toprak
0,700 ten büyük :Çok tuzlu toprak olarak değerlendirilir.
Topraktaki tuzluluk, toprağın yapısına ve bünyesine bağlı olarak farklılık gösterir. Humuslu toprakların çözeltisi içindeki iyonlar, daha çabuk kopar ve bitkiler tarafından daha rahatlıkla alınır. Aynı zamanda tuzların humusun bünyesine bağlı kalması, topraktaki tuz miktarı yüksek bile olsa, bitkiler için zararlı etki yapmaz. Sera toprağındaki tuzluluğu azaltmak için kaliteli bir suyla yıkama yapıldığında, humusun bünyesinde bağlı bulunan tuzlar daha çabuk bünyeden ayrılarak yıkanır ve topraktaki tuzluluk daha kolay ortadan kaldırılabilir. Kil bünyeli topraklarda kolloidal tanelere bağlanmış tuzların kopartılması daha zor ve tuzluluğun suyla yıkanarak ortadan kaldırılması daha güçtür. Bu bakımdan sera toprakları, dışarıdaki topraklara göre daha çok organik madde ve daha az kil içerdiklerinden bünyelerinde daha fazla tuz bulundurabilirler. Bu nedenle yukarıda, sera topraklan için verdiğimiz tuz oranları daha yüksek olabilmektedir.
Toprakta fazla miktarda tuz birikmesine tuzlulaşma adı verilirken, değişebilir sodyum elementinin toprakta birikmesine de alkalileşme adı verilir. Eğer biriken tuzlar içinde Na elementi başat durumda ise tuzlulaşma olayından daha tehlikeli olan alkalileşme olayı toprakta başlıyor demektir. Toprak pH1 sı 8,5' un üzerine çıkmıştır. Alkalileşme nedeniyle çoğalan Na elementi toprağı dispers (teksel) hale getirmiştir. Hareket eden kil fraksiyonu, aşağılara doğru inerken toprak gözeneklerini de tıkamaya başlayacaktır. Gözenekleri tıkanan toprakta havalanma olayı ve suyun toprağa girişi engellenecek ve alkalileşmiş topraklarda normal bir bitkisel üretim gerçekleşmeyecektir. Bu tip toprakların iyileştirilmesi, tuzlanmış topraklara göre daha zor olmaktadır. ?yileştirme işleminde Jips (CaSO4) gibi bazı kimyasal maddelere gereksinim duyulmaktadır
Toprakta bulunan fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, sodyum, mangan, demir, bakır, bor, klor ve diğer elementlerin toprak çözeltisi içindeki miktarı, topraktaki toplam tuz miktarını verir. Bu bakımdan topraklardaki tuzluluk, evlerde kullanılan sodyumklorür ( NaCl )' den farklılık gösterir.
Tuzlar kimyasal özelliklerinden dolayı topraktaki suyu tutar ve hatta bünyesine çekerler. Ancak tuz miktarının toprakta çok artması, bitkilere toksik etki yapar ve toprağın kullanılamaz hale gelınesine sebep olur. Bu topraklara Tuzlu topraklar veya Çorak topraklar adı verilir. Topraktaki tuzlanma değişik şekillerde ortaya çıkar. Öncelikle ana kayaların parçalanmasıyla ayrışan mineraller topraktaki tuzları oluşturur. Tarım yapılırken kullanılan aşırı gübrelerin bitkiler tarafından alınamayan miktarları, toprakta kalarak tuzlanmaya sebep olur. Topraktaki tuzların bir kısmı fazla yağış ve sulama suyu ile yıkanarak toprağın alt katlarına doğru sızar. Alt toprak katmanlarına bazen de taban suyuna ulaşan tuzlar, sıcak yaz aylarında kuruyan üst toprak tabakalarına doğru suda erimiş halde kapillarite yolu ile hareket ederek ulaşırlar. Üst toprak tabakalarına ulaşan su buharlaşırken beraberinde getirdiği tuzları buralara bırakır. Zaman zaman aşırı tuz birikimi nedeniyle toprak yüzeyinde kolaylıkla görülebilen beyaz tuz kristalleri oluşmaya başlar. Topraklarda tuz konsantrasyonunun artması onların kullanımını sınırlayan en önemli faktörlerden birisidir. Kullanılan sulama suyunun kalitesiz olması yanında aşırı ve bilinçsizce yapılan sulama da toprakların tuzlanmasını hızlandırır.
Sera topraklarındaki tuzlanma, açık tarım arazilerindeki tuzlanmaya göre daha hızlı meydana gelir. Çünkü açık arazilere gelen kış yağışları tuzların büyük bir bölümünün yıkanmasına ve alt katlara taşınmasına yol açar. Bunların alt katlardan yükselmesi, kılcal borularla yukarı çıkması durumunda tuzluluk başlar. Oysa genellikle kışın ve sonbaharda üretim amacıyla kullanılan seralarda kış yağışlarının toprağı yıkama olayı gerçekleşemez.
Seralar kapalı bir mekan olduklarından, topraktaki su hareketi daha çok ters yönde gelişir. Çünkü sera içindeki hava sıcaklığı her zaman toprak sıcaklığından yüksektir. Bu durumda toprağa verilen sular, toprak derinliklerine sızsalar bile, bir müddet sonra toprak ve hava arasındaki sıcaklık farkından dolayı, topraktan havaya doğru meydana gelen hava hareketi, toprağın yüzey kısmında bulunan suyun hava ile beraber çabucak uçmasını, havaya karışmasını ve alt katlardaki suyun da kapillarite yolu ile tekrar yukarıya doğru çekilmesini ve buharlaşmasını sağlar. Böylece serada su hareketi daha çok aşağıdan yukarıya doğru olur. Sular alt katlardan gelip, üst toprak tabakalarında buharlaştıklarında içlerinde çözünmüş olan tuzlan üst tabakalarda bırakarak, tuzlanmanın üst tabakalardan başlamasına sebebiyet verirler. Bu yüzden de, seralarda tuzlanma daha çabuk ortaya çıkan önemli bir sorundur. Ayrıca seralar pahalı yatırım olduklarından, entansif yani yoğun bir tarım sistemi uygulanmaktadır. Sera içindeki bitkilerin mümkün olan en kısa zamanda ve en fazla ürünü vermesi istenir. En yüksek verimi veren bitkilerin mono kültürü yapılır. Serada yetiştirilen bitkilere daha fazla oranlarda inorganik gübre ile daha sık ve fazla su uygulaması yapılır. Tuzların (gübrelerin) bitkinin kök salma noktasında kalması istenir ve aşağılara doğru sızmasına izin verilmez. Bu yetiştirme şekli de, toprakların üstten itibaren tuzlanmasına neden olacak bir yöntemdir.
Topraktaki tuzlanmayı çeşitli yöntemler kullanarak ortadan kaldırmak mümkündür. Bu konuyu toprak yorgunluğu sırasında daha detaylı inceleyeceğiz.
Tarladaki tuzluluk sınırları ile, seralardaki tuzluluk sınırları farklıdır. Seralardaki tuzluluk sınırları tarladaki tuzluluk sınırlarından daha yüksektir.
Tarladaki tuzluluk sınırları : (%' de veya g tuz /100 g toprakta)
0 - 0.033 :Tuzsuz toprak
0,033 - 0,150 :Az tuzlu toprak
0,150 - 0,350 :Tuzlu toprak
0,350' den fazla :Çok tuzlu toprak olarak vasıflandırılır.
Buna karşılık seralardaki tuzluluk sınırlan ise şöyledir (%);
0 - 0,150 :Tuzsuz toprak
0,150 - 0,450 :Az tuzlu toprak
0,450 - 0,700 :Tuzlu toprak
0,700 ten büyük :Çok tuzlu toprak olarak değerlendirilir.
Topraktaki tuzluluk, toprağın yapısına ve bünyesine bağlı olarak farklılık gösterir. Humuslu toprakların çözeltisi içindeki iyonlar, daha çabuk kopar ve bitkiler tarafından daha rahatlıkla alınır. Aynı zamanda tuzların humusun bünyesine bağlı kalması, topraktaki tuz miktarı yüksek bile olsa, bitkiler için zararlı etki yapmaz. Sera toprağındaki tuzluluğu azaltmak için kaliteli bir suyla yıkama yapıldığında, humusun bünyesinde bağlı bulunan tuzlar daha çabuk bünyeden ayrılarak yıkanır ve topraktaki tuzluluk daha kolay ortadan kaldırılabilir. Kil bünyeli topraklarda kolloidal tanelere bağlanmış tuzların kopartılması daha zor ve tuzluluğun suyla yıkanarak ortadan kaldırılması daha güçtür. Bu bakımdan sera toprakları, dışarıdaki topraklara göre daha çok organik madde ve daha az kil içerdiklerinden bünyelerinde daha fazla tuz bulundurabilirler. Bu nedenle yukarıda, sera topraklan için verdiğimiz tuz oranları daha yüksek olabilmektedir.
Toprakta fazla miktarda tuz birikmesine tuzlulaşma adı verilirken, değişebilir sodyum elementinin toprakta birikmesine de alkalileşme adı verilir. Eğer biriken tuzlar içinde Na elementi başat durumda ise tuzlulaşma olayından daha tehlikeli olan alkalileşme olayı toprakta başlıyor demektir. Toprak pH1 sı 8,5' un üzerine çıkmıştır. Alkalileşme nedeniyle çoğalan Na elementi toprağı dispers (teksel) hale getirmiştir. Hareket eden kil fraksiyonu, aşağılara doğru inerken toprak gözeneklerini de tıkamaya başlayacaktır. Gözenekleri tıkanan toprakta havalanma olayı ve suyun toprağa girişi engellenecek ve alkalileşmiş topraklarda normal bir bitkisel üretim gerçekleşmeyecektir. Bu tip toprakların iyileştirilmesi, tuzlanmış topraklara göre daha zor olmaktadır. ?yileştirme işleminde Jips (CaSO4) gibi bazı kimyasal maddelere gereksinim duyulmaktadır


Comment