TOPRAĞIN BİYOLOJİK ÖZELLİKLERİ
Toprağın biyolojik özelliklerini, topraktaki bitkisel ve hayvansal canlılar meydana getirir. Toprak canlılığı toprağın ilk 0-15 cm' lik üst katlarında çok yoğun, derinlere gidildikçe toprak havasının ve sıcaklığının azalmasıyla giderek azalan bir seyir izlemektedir. Çoğu kez 50-60 cm' den sonra toprak canlılığı hemen hemen hiç kalmaz.
Toprakta yaşayan büyük hayvansal canlıları; kemirici hayvanlar, böcekler, bin ayaklılar, tespih böcekleri, toprak pireleri, sümüklü böcekler, kırk ayaklar, çıyan ve akrepler, örümcekler ve solucanlar meydana getirir. Büyük hayvanların yaşamsal işlevleri ile toprak önemli derecede ufalanır, granüler hale geçer ve yer değiştirir. Hayvanların, toprağın tav kazanmasında da etkin rolleri vardır. Toprağın organik maddelerini parçalarlar, açtıkları galerilerle toprağın havalanmasını, ısınmasını ve su geçirgenliğinin artmasını sağlarlar. Bu hayvanlar içinde solucanlar toprağı yediklerinden ayrı bir öneme sahiptirler. Solucanların bir senede hazım organlarından geçen toprak miktarı yaklaşık 3-5 ton civarındadır. Solucanlar, organik maddelerden başka mineral maddeleri de enzimik işlevleri sırasında öğüttüklerinden, kalan artıklarından bitkiler daha iyi yararlanır.
Toprakta yaşayan küçük canlıları ise; nematodlar, protozoalar ve rotiferler oluşturmaktadır. Nematodların topraktaki miktarları çok büyük boyutlardadır. Mikroskopla görülenler yanında, gözle görülen büyüklüklere de rastlanır. Serbest bir hayvan veya bitkide parazit veya asalak olarak yaşar ve özellikle de bitkilere zarar verirler. Protozoalar, hayvanlar grubunun en basit yaratıklarıdır. Tek hücreli olmalarına karşılık, bakterilerden daha iridirler. Rotiferler daha çok bataklık sahalarda bulunur. Bu son iki grup hakkında fazlaca bilgi bulunmamaktadır. Ancak bunların organik ve inorganik maddelerin parçalanmasında rol üstlendikleri, bazılarının bitkilere faydalı ve bazılarının da zararlı etki meydana getirdikleri bilinmektedir.
Toprakta yaşayan bitkisel canlıları, yüksek bitkilerin kökleri, algler, mantarlar, aktinomisetler ve bakteriler oluşturur. Küçük canlıların birçoğu mikroorganizma olarak da adlandırılır.
Yüksek bitki köklerinin toprağı delici parçalayıcı özellikleri vardır. Ayrıca bu tür bitkiler içinde tarımı yapılanlardan bazıları toprakta oluşan besin maddelerini bünyelerine almakta ve hasat edildikleri zaman bu besin maddelerini bulundukları yerden uzaklaştırarak topraktaki besin maddeleri miktarını azaltan, toprağı sömüren özelliklere sahiptir.
Algler toprak üst tabakalarında yaşar, topraktaki organik maddenin çoğalmasına yardımcı olur ve toprağa enerji depolar. Bazıları azot tespit etme (biyolojik azot fiksasyonu) kabiliyetine sahiptir. Mantarlar, maya, küf ve şapkalı mantarlar olarak sınıflara ayrılır. Bitkilere yardımcı olanları, ortak yaşayanları yanında, onları hastalandıran türleri de vardır. Mantarlar organik maddelerin parçalanmasında en inatçı olanlardır. Zor çürüyen selüloz, nişasta ve ligninleri dahi parçalayabilir. Bakterilerin de mantarlar gibi yararlı ve yararsız olanları vardır. Amonyak oluşturan, üreyi parçalayan, selülozu ayrıştıran ve demirle ilişkisi olan bakteriler bizim için büyük öneme sahiptir.
Toprak canlılığının esas sahipleri mikroorganizmalardır. Toprakta mikroorganizmaların canlılık ve işlerlik göstermesi için, toprağın özellikle fiziksel ve sonra da kimyasal özelliklerinin iyi olması gerekir. Havalanmanın iyi olduğu ve oksijence zengin topraklarda aerobik mikroorganizmalar faaliyet gösterir. Bunların topraktaki organik maddeleri parçalamasıyla ve bazı inorganik maddeleri değişime uğratmasıyla toprakta meydana gelen besin maddelerinden bitkiler yararlanır. Ayrıca birçoğu bitkilerle ortak yaşama girerek onlara gerekli bazı besin maddelerini sağlar. Toprakta suyun fazlalaşması, havanın azalması, sıcaklık derecesinin düşmesi, oksijenin yerine karbondioksitin (COg) toprakta birikmesi aerob mikroorganizmaların yerine, anaerob mikroorganizmaların faaliyet göstermesine sebep olur. Anaerob organizmalar, daha çok kokuşma ve çürüme yapar, toprakta arzu edilmeyen gazların ve bileşiklerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu tip topraklarda bitkilerin yaşama şansları giderek azalır ve hatta yok olur. Bu hale dönüşen topraklar hastalıklı toprak olarak nitelendirilir. Islah edilmeleri oldukça güç ve zaman alıcıdır. Öncelikle fazla suyun ortamdan uzaklaştırılması, yani drenaj yapılması gereklidir. Daha sonra bol organik gübreleme ve toprak işlemesi yapılarak, toprağın havalandırılması ve aerobik organizmaların çalışması sağlanır. Böylece toprak normal hale ancak 5-6 yıl içinde döndürülebilir.
Toprağın biyolojik özelliklerini, topraktaki bitkisel ve hayvansal canlılar meydana getirir. Toprak canlılığı toprağın ilk 0-15 cm' lik üst katlarında çok yoğun, derinlere gidildikçe toprak havasının ve sıcaklığının azalmasıyla giderek azalan bir seyir izlemektedir. Çoğu kez 50-60 cm' den sonra toprak canlılığı hemen hemen hiç kalmaz.
Toprakta yaşayan büyük hayvansal canlıları; kemirici hayvanlar, böcekler, bin ayaklılar, tespih böcekleri, toprak pireleri, sümüklü böcekler, kırk ayaklar, çıyan ve akrepler, örümcekler ve solucanlar meydana getirir. Büyük hayvanların yaşamsal işlevleri ile toprak önemli derecede ufalanır, granüler hale geçer ve yer değiştirir. Hayvanların, toprağın tav kazanmasında da etkin rolleri vardır. Toprağın organik maddelerini parçalarlar, açtıkları galerilerle toprağın havalanmasını, ısınmasını ve su geçirgenliğinin artmasını sağlarlar. Bu hayvanlar içinde solucanlar toprağı yediklerinden ayrı bir öneme sahiptirler. Solucanların bir senede hazım organlarından geçen toprak miktarı yaklaşık 3-5 ton civarındadır. Solucanlar, organik maddelerden başka mineral maddeleri de enzimik işlevleri sırasında öğüttüklerinden, kalan artıklarından bitkiler daha iyi yararlanır.
Toprakta yaşayan küçük canlıları ise; nematodlar, protozoalar ve rotiferler oluşturmaktadır. Nematodların topraktaki miktarları çok büyük boyutlardadır. Mikroskopla görülenler yanında, gözle görülen büyüklüklere de rastlanır. Serbest bir hayvan veya bitkide parazit veya asalak olarak yaşar ve özellikle de bitkilere zarar verirler. Protozoalar, hayvanlar grubunun en basit yaratıklarıdır. Tek hücreli olmalarına karşılık, bakterilerden daha iridirler. Rotiferler daha çok bataklık sahalarda bulunur. Bu son iki grup hakkında fazlaca bilgi bulunmamaktadır. Ancak bunların organik ve inorganik maddelerin parçalanmasında rol üstlendikleri, bazılarının bitkilere faydalı ve bazılarının da zararlı etki meydana getirdikleri bilinmektedir.
Toprakta yaşayan bitkisel canlıları, yüksek bitkilerin kökleri, algler, mantarlar, aktinomisetler ve bakteriler oluşturur. Küçük canlıların birçoğu mikroorganizma olarak da adlandırılır.
Yüksek bitki köklerinin toprağı delici parçalayıcı özellikleri vardır. Ayrıca bu tür bitkiler içinde tarımı yapılanlardan bazıları toprakta oluşan besin maddelerini bünyelerine almakta ve hasat edildikleri zaman bu besin maddelerini bulundukları yerden uzaklaştırarak topraktaki besin maddeleri miktarını azaltan, toprağı sömüren özelliklere sahiptir.
Algler toprak üst tabakalarında yaşar, topraktaki organik maddenin çoğalmasına yardımcı olur ve toprağa enerji depolar. Bazıları azot tespit etme (biyolojik azot fiksasyonu) kabiliyetine sahiptir. Mantarlar, maya, küf ve şapkalı mantarlar olarak sınıflara ayrılır. Bitkilere yardımcı olanları, ortak yaşayanları yanında, onları hastalandıran türleri de vardır. Mantarlar organik maddelerin parçalanmasında en inatçı olanlardır. Zor çürüyen selüloz, nişasta ve ligninleri dahi parçalayabilir. Bakterilerin de mantarlar gibi yararlı ve yararsız olanları vardır. Amonyak oluşturan, üreyi parçalayan, selülozu ayrıştıran ve demirle ilişkisi olan bakteriler bizim için büyük öneme sahiptir.
Toprak canlılığının esas sahipleri mikroorganizmalardır. Toprakta mikroorganizmaların canlılık ve işlerlik göstermesi için, toprağın özellikle fiziksel ve sonra da kimyasal özelliklerinin iyi olması gerekir. Havalanmanın iyi olduğu ve oksijence zengin topraklarda aerobik mikroorganizmalar faaliyet gösterir. Bunların topraktaki organik maddeleri parçalamasıyla ve bazı inorganik maddeleri değişime uğratmasıyla toprakta meydana gelen besin maddelerinden bitkiler yararlanır. Ayrıca birçoğu bitkilerle ortak yaşama girerek onlara gerekli bazı besin maddelerini sağlar. Toprakta suyun fazlalaşması, havanın azalması, sıcaklık derecesinin düşmesi, oksijenin yerine karbondioksitin (COg) toprakta birikmesi aerob mikroorganizmaların yerine, anaerob mikroorganizmaların faaliyet göstermesine sebep olur. Anaerob organizmalar, daha çok kokuşma ve çürüme yapar, toprakta arzu edilmeyen gazların ve bileşiklerin ortaya çıkmasına neden olur. Bu tip topraklarda bitkilerin yaşama şansları giderek azalır ve hatta yok olur. Bu hale dönüşen topraklar hastalıklı toprak olarak nitelendirilir. Islah edilmeleri oldukça güç ve zaman alıcıdır. Öncelikle fazla suyun ortamdan uzaklaştırılması, yani drenaj yapılması gereklidir. Daha sonra bol organik gübreleme ve toprak işlemesi yapılarak, toprağın havalandırılması ve aerobik organizmaların çalışması sağlanır. Böylece toprak normal hale ancak 5-6 yıl içinde döndürülebilir.

