TOPRAKSIZ YETİŞTİRİCİLİK
Toprağın tek bir bitki tarafından kullanılması, yukarıda açıkladığımız gibi kısa sürede toprağın yorulmasına neden oluşturmaktadır. Toprağın yorulması durumunda üzerinde artık tarım yapılamaz bir toprak meydana gelir. Bu toprağın tekrar kullanılır hale getirilmesi ancak toprak ıslah önlemlerinin alınması ve uygulanması ile olasıdır. Bunların içerisinde en etkili olanı toprağın değiştirilmesidir. Ne var ki bu oldukça pahalı bir sistemdir. Öte yandan parasal yönü çözülse bile istenilen miktarda değiştirilecek toprağı her zaman bulmak kolay değildir. Diğer ıslah yöntemlerinin ancak birkaçını bir arada kullanmakla toprağın ıslahı yine de tam anlamıyla yapılamaz. İşte bütün bu sorunlardan ve sakıncalardan uzaklaşmanın tek bir yolu vardır o da topraksız yetiştiriciliktir. Topraksız yetiştiricilik, iklimin uygun olduğu her alanı değerlendirme olanağı getirir. Ülkemizin sera tarımına en uygun yeri hiç şüphesiz Alanya' dan başlayarak Silifke' ye kadar uzanan güney sahil bölgemizdir. Bu yörede kışın bile örtü kullanmadan açıkta bitki yetiştirecek iklim koşulları mevcuttur. Ancak buradaki alanlar dağlık ve taşlık bir arazi yapısına sahiptir. Yeteri kadar su bulamama sorunu mevcuttur. Bir çok kişi bu alanlarda taşlan ve kayaları kırarak araziyi tesviye etmekte, dışardan toprak taşıyarak arazi üzerine 30-40 cm toprak sermek ve daha sonra sera kurarak üretim yapmayı planlamaktadır. Su çok uzak mesafelerden borular içinde taşınarak getirilmekte veya yağmur suları büyük havuzlarda toplanarak kullanılmaktadır. Ayrıca bu yörelerde sera alanlarına taşınacak toprağı çevreden bulmak çok zordur. Toprak hırsızlığı yüzünden birbirini öldüren ve mahkemeye düşen insanlar bile vardır. Uzun mesafelerden de toprak taşımak çok pahalıdır. Bütün bu zor işleri göze alarak, olay gerçekleştirilse bile, suyun az oluşu, toprak derinliğinin yetersiz kalışı ve mono kültür ile çabuk toprak yorgunluğu bütün bu çalışmaları olumsuz yönde etkilemektedir. Oysa bu alanlarda topraksız yetiştirme teknikleri geliştirilmiş olsa, daha az toprak veya toprak benzeri maddelerle, daha az su ve besin maddesi kullanarak daha bilinçli ve yüksek kaliteli verim elde etmek olanağı yaratılabilir. Nitekim topraksız yetiştiricilik konusunda yapılan çalışmalarla değişik teknikler geliştirilmiş ve şu anda pratik olarak kullanılır hale getirilmiştir. Topraksız yetiştiricilik konusunda yapılan çalışmalar çok eskilere kadar gider. Günümüzde su kültürü artık üreticiler tarafından kullanılır hale getirilmiştir. Ancak su kültürünün kurulması oldukça pahalı olduğundan onun yerine daha ucuza mal olacak sistemler kullanılmaya başlanmıştır. Bu sistemler katı maddelerden yararlanılarak yapılan topraksız yetiştiriciliktir. Örnek olarak çeşitli plastik kaplara ve saksılara çeşitli karışımların konulmasını, sap, saman, perlit, pomza, cüruf, kaya yosunu ve benzeri gibi doğal kökenli organik ve inorganik maddelerin kullanılmasını ve bunların üzerinde bitki yetiştirilmesini gösterebiliriz. Kullanılan maddeler dikkate alınarak topraksız yetiş¬tiriciliği iki ana bölümde toplayabiliriz.
a. Su kültürü
a. 1. Durgun su kültürü
a. 2. Akan su kültürü
a.3. Çakıl veya kum kültürü
b. Katı maddeler kullanılarak yapılan topraksız yetiştiricilik
b. 1. Çeşitli kaplar
b.2. Sap ve saman balyaları
b.3.Perlit ve kaya yünü gibi maddeler
Topraksız yetiştiriciliğin esasını suda eritilmiş besin maddeleri oluşturur. Besin eriyiği, saf halde kullanılabileceği gibi çeşitli bitki besin maddeleri içine emdirilmiş olarak da bitki yetiştiriciliğinde kullanılabilir. Bu bakımdan topraksız yetiştiriciliğin en önemli kısmını, besin eriyiğinin hazırlanması oluşturur. Bunun dışında bitki yetiştirme yeri ve materyalleri istenen değişik şekillere sokulabilir. Besin eriyiğinin hazırlanmasında çok değişik reçeteler kullanılır. Her reçete bir çok araştırmalar sonucu ortaya konmuştur. Besin eriyiğini hazırlarken ortama katılan besin elementlerinin birbiriyle uyumlu olmaları ve birbiriyle karıştırılmaları durumunda çökelmemeleri, bitki tarafından alınamaz hale gelmemeleri, kompleks bileşiklere dönüşmemeleri, elverişli bağlarla, doğru oranda ve dozlarda olmaları çok önemlidir. Toprakta gerçekleşen olaylar esnasında bitki besin maddelerinin tutulması ve bitkiye verilmesi, mikroorganizmalar ve toprak kolloidlerinin katılımıyla yapılmaktadır. Topraksız yetiştiricilikte ve özellikle su kültüründe ise hazırlanan solüsyon önem kazanır. Besin çözeltisinde kullanılacak tuzların çözünebilir fizyolojik asit karakterde olması gereklidir. Tuzların suda çözünme değerleri az ise besin çözeltisi hazırlanırken su belli bir sıcaklığa kadar ısıtılır. Böylece tuzların suda çözünme kabiliyeti arttırılır. Yalnız ısıtma işleminde dikkatli davranılmalıdır. Fazla ısıtma ile tuzlar koagule edilmemeli yani çökeltilmemelidir. Ayrıca tuzlar eriyik içinde birbirleri ile reaksiyona girerek, istenilenden başka bileşikler haline dönüştürülmemelidir.
Besin çözeltisi sık sık kontrol edilmelidir. En önemlisi pH kontrolüdür. pH1 mn 5,5-5,7 arasında olması önerilir. Yetiştirme anında yapılan kontrollerde, pH değeri yükselirse, yani eriyik bazik duruma geçerse, eriyiğe nitrik asit veya fosforik asit ilave edilerek pH istenen düzeye düşürülür. Eğer eriyikte asitleşme başlarsa bu sefer de ortama potasyum hidroksit, sodyum hidroksit veya kalsiyum hidroksit ilave edilerek pH yükseltilir. pH dışında ortamdaki besin maddelerinin oranları kontrol altında tutulmalıdır. Eksilen maddeler tekrar ilave edilerek normal oranlarına çıkartılır.
Eriyiğin hazırlanmasında değişik reçeteler kullanılmaktadır. Bun¬lardan önemli gördüğümüz bir kaç tanesi aşağıda verilmiştir
Toprağın tek bir bitki tarafından kullanılması, yukarıda açıkladığımız gibi kısa sürede toprağın yorulmasına neden oluşturmaktadır. Toprağın yorulması durumunda üzerinde artık tarım yapılamaz bir toprak meydana gelir. Bu toprağın tekrar kullanılır hale getirilmesi ancak toprak ıslah önlemlerinin alınması ve uygulanması ile olasıdır. Bunların içerisinde en etkili olanı toprağın değiştirilmesidir. Ne var ki bu oldukça pahalı bir sistemdir. Öte yandan parasal yönü çözülse bile istenilen miktarda değiştirilecek toprağı her zaman bulmak kolay değildir. Diğer ıslah yöntemlerinin ancak birkaçını bir arada kullanmakla toprağın ıslahı yine de tam anlamıyla yapılamaz. İşte bütün bu sorunlardan ve sakıncalardan uzaklaşmanın tek bir yolu vardır o da topraksız yetiştiriciliktir. Topraksız yetiştiricilik, iklimin uygun olduğu her alanı değerlendirme olanağı getirir. Ülkemizin sera tarımına en uygun yeri hiç şüphesiz Alanya' dan başlayarak Silifke' ye kadar uzanan güney sahil bölgemizdir. Bu yörede kışın bile örtü kullanmadan açıkta bitki yetiştirecek iklim koşulları mevcuttur. Ancak buradaki alanlar dağlık ve taşlık bir arazi yapısına sahiptir. Yeteri kadar su bulamama sorunu mevcuttur. Bir çok kişi bu alanlarda taşlan ve kayaları kırarak araziyi tesviye etmekte, dışardan toprak taşıyarak arazi üzerine 30-40 cm toprak sermek ve daha sonra sera kurarak üretim yapmayı planlamaktadır. Su çok uzak mesafelerden borular içinde taşınarak getirilmekte veya yağmur suları büyük havuzlarda toplanarak kullanılmaktadır. Ayrıca bu yörelerde sera alanlarına taşınacak toprağı çevreden bulmak çok zordur. Toprak hırsızlığı yüzünden birbirini öldüren ve mahkemeye düşen insanlar bile vardır. Uzun mesafelerden de toprak taşımak çok pahalıdır. Bütün bu zor işleri göze alarak, olay gerçekleştirilse bile, suyun az oluşu, toprak derinliğinin yetersiz kalışı ve mono kültür ile çabuk toprak yorgunluğu bütün bu çalışmaları olumsuz yönde etkilemektedir. Oysa bu alanlarda topraksız yetiştirme teknikleri geliştirilmiş olsa, daha az toprak veya toprak benzeri maddelerle, daha az su ve besin maddesi kullanarak daha bilinçli ve yüksek kaliteli verim elde etmek olanağı yaratılabilir. Nitekim topraksız yetiştiricilik konusunda yapılan çalışmalarla değişik teknikler geliştirilmiş ve şu anda pratik olarak kullanılır hale getirilmiştir. Topraksız yetiştiricilik konusunda yapılan çalışmalar çok eskilere kadar gider. Günümüzde su kültürü artık üreticiler tarafından kullanılır hale getirilmiştir. Ancak su kültürünün kurulması oldukça pahalı olduğundan onun yerine daha ucuza mal olacak sistemler kullanılmaya başlanmıştır. Bu sistemler katı maddelerden yararlanılarak yapılan topraksız yetiştiriciliktir. Örnek olarak çeşitli plastik kaplara ve saksılara çeşitli karışımların konulmasını, sap, saman, perlit, pomza, cüruf, kaya yosunu ve benzeri gibi doğal kökenli organik ve inorganik maddelerin kullanılmasını ve bunların üzerinde bitki yetiştirilmesini gösterebiliriz. Kullanılan maddeler dikkate alınarak topraksız yetiş¬tiriciliği iki ana bölümde toplayabiliriz.
a. Su kültürü
a. 1. Durgun su kültürü
a. 2. Akan su kültürü
a.3. Çakıl veya kum kültürü
b. Katı maddeler kullanılarak yapılan topraksız yetiştiricilik
b. 1. Çeşitli kaplar
b.2. Sap ve saman balyaları
b.3.Perlit ve kaya yünü gibi maddeler
Topraksız yetiştiriciliğin esasını suda eritilmiş besin maddeleri oluşturur. Besin eriyiği, saf halde kullanılabileceği gibi çeşitli bitki besin maddeleri içine emdirilmiş olarak da bitki yetiştiriciliğinde kullanılabilir. Bu bakımdan topraksız yetiştiriciliğin en önemli kısmını, besin eriyiğinin hazırlanması oluşturur. Bunun dışında bitki yetiştirme yeri ve materyalleri istenen değişik şekillere sokulabilir. Besin eriyiğinin hazırlanmasında çok değişik reçeteler kullanılır. Her reçete bir çok araştırmalar sonucu ortaya konmuştur. Besin eriyiğini hazırlarken ortama katılan besin elementlerinin birbiriyle uyumlu olmaları ve birbiriyle karıştırılmaları durumunda çökelmemeleri, bitki tarafından alınamaz hale gelmemeleri, kompleks bileşiklere dönüşmemeleri, elverişli bağlarla, doğru oranda ve dozlarda olmaları çok önemlidir. Toprakta gerçekleşen olaylar esnasında bitki besin maddelerinin tutulması ve bitkiye verilmesi, mikroorganizmalar ve toprak kolloidlerinin katılımıyla yapılmaktadır. Topraksız yetiştiricilikte ve özellikle su kültüründe ise hazırlanan solüsyon önem kazanır. Besin çözeltisinde kullanılacak tuzların çözünebilir fizyolojik asit karakterde olması gereklidir. Tuzların suda çözünme değerleri az ise besin çözeltisi hazırlanırken su belli bir sıcaklığa kadar ısıtılır. Böylece tuzların suda çözünme kabiliyeti arttırılır. Yalnız ısıtma işleminde dikkatli davranılmalıdır. Fazla ısıtma ile tuzlar koagule edilmemeli yani çökeltilmemelidir. Ayrıca tuzlar eriyik içinde birbirleri ile reaksiyona girerek, istenilenden başka bileşikler haline dönüştürülmemelidir.
Besin çözeltisi sık sık kontrol edilmelidir. En önemlisi pH kontrolüdür. pH1 mn 5,5-5,7 arasında olması önerilir. Yetiştirme anında yapılan kontrollerde, pH değeri yükselirse, yani eriyik bazik duruma geçerse, eriyiğe nitrik asit veya fosforik asit ilave edilerek pH istenen düzeye düşürülür. Eğer eriyikte asitleşme başlarsa bu sefer de ortama potasyum hidroksit, sodyum hidroksit veya kalsiyum hidroksit ilave edilerek pH yükseltilir. pH dışında ortamdaki besin maddelerinin oranları kontrol altında tutulmalıdır. Eksilen maddeler tekrar ilave edilerek normal oranlarına çıkartılır.
Eriyiğin hazırlanmasında değişik reçeteler kullanılmaktadır. Bun¬lardan önemli gördüğümüz bir kaç tanesi aşağıda verilmiştir


Comment