fidan ve peyzaj fırsatları fidanligi.com’da

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

İçimizdeki Tehlike

Collapse
X
 
  • Filter
  • Saat
  • Show
Clear All
new posts

  • İçimizdeki Tehlike

    Prens Charles'in Türkiye ziyaretini herkes başka bir açıdan
    değerlendirdi. Kimi için cami ziyaretleri, kimi için Mevlana hayranlığı,
    benim için ise ayrılırken uçağına doldurduğu kasalar dolusu sebze
    önemliydi.

    Koca Prens Türkiye'nin domatesine muhtaç değildi herhalde.

    Öyleyse bir anlamı olmalıydı bu kasaların.
    Evet, Prens yanılmıyorsam Kaz Dağı'nda kendisi için yetiştirilen organik
    sebzeleri ülkesine götürüyordu.
    Meğer o civarda yaşayan birkaç aile sürekli kraliyet ailesinin sebzesini yetiştiriyormuş ve kraliyet ailesi sadece bu sebzeleri kullanıyormuş.

    Meclis Başkanı Köksal Toptan'ın Kuzey Kıbrıs ziyaretinde Cumhurbaşkanı Talat ile aralarında şöyle bir konuşma geçtiğini hatırlıyorum;

    Cumhurbaşkanı T alat, Toptan'a bir yemek sırasında 'Türkiye'de en son
    yediğim domateslerin tadı hala damağımda' demişti. Bu konuşma üzerine
    Toptan, Talat'a 'En kısa zamanda size hormonsuz Anavatan domatesleri
    göndereceğim' sözü vermişti.

    Meclis Başkanı Toptan kendisinden sonra Kıbrıs'a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e hormonsuz domatesleri emanet ediyor, Cumhurbaşkanı Gül de Toptan'ın bu masum ricasını yerine getiriyordu.

    Meclis Başkanı Toptan'ın Ankara'da ancak bir hafta araştırma sonucunda hormonsuz domates bulabildiğini de okumuştum o dönemde. Nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğumuzun farkında mısınız?

    Gelelim işin teknik meselesine.

    Tarım ve Köy işleri Bakanlığı'nda
    115 bin kişi çalışıyor.
    70 tane üniversitemiz,
    30 tane ziraat fakültemiz,
    50 tane tarım araştırma enstitümüz,
    10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.

    Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı.

    Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.

    Domuz geni yerleştirilmiş domates, AIDS mikrobu bulaştırılmış kavun
    haberleri biraz spekülatör olabilir ama İsrail tohumu olayının kesinlikle
    öbür madalyon tarafı da var.

    İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi'nin internet sayfasından okumuştum.
    İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli...

    Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.

    Gelelim başka doğrulara.
    Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.

    Yani İsrail'den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz. Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.

    Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.

    Genetik tohum o toprağ a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız.

    50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık
    tamamen kullanılmaz hale geliyor.

    Buna en güzel örnek
    Türkiye'nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.

    Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava...

    Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.

    Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye'de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.

    Ne korkunç.
    Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak. Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!

    Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak'tır.

  • #2
    Cevap: İçimizdeki Tehlike

    sayın ubeyd bu durmu düzeltmenin bir yolu olmalı.Ben şahsen çok üzülüyorum sonumuz ne olacak.

    Comment


    • #3
      Cevap: İçimizdeki Tehlike

      Bu durumun tek suçlusu bence yönetimdir.Maalesef ülkemizde iyi bir tarım politikasının izlenememesi sonucu ortaya çıkmış gerçeklerdir.Bu sorunlara artık göz yumulmamalı bu gerçekler fark edilmelidir.Keşke böyle bir sorun olmasaydıda biz dile getirmeseydik.Üzücü bir durum.Eminim ki ilerde bu duruma dur denilecektir.Benim izlenimim ise Ziraat odalarının baskı yapamamasıdır.Değerli arkadaşlarım lütfen eleştiri yapalım.Eleştiri hataların düzelmesinde önemli bir role sahiptir.Bizde dur demeliyiz.Tepkimizi ortaya koymalıyız

      Comment


      • #4
        Cevap: İçimizdeki Tehlike

        Her suçu devlete atmak bence görevden kaçmaktır.Ziraat Mühendislerimiz malesef sorumsuz ve boş yetişiyor.Çanakkalede Ömercan diye bir organik tarım yapan çiftlik var.Orası ibret olmalı bizim ziraat mühendislerimize.Biz istesek devlete gerek yok 5 dönüm yerde bile bakın neler yetiştiriz.Öncelikle herkes ben ne yapabilirim diye işe başlamalı.Herkes birilierinin bir şey yapmasını bekliyor kendisi seyrediyor.Önce kendimizden işe başlamalıyız.

        Comment


        • #5
          Cevap: İçimizdeki Tehlike

          Sayın Ubeyd, Tohumların genleriyle oynandığı ve kendine bağımlı olması için çalışıldığı doğru. Acaba Gen teknolojisi ile ilgili yatırım yapmak isteyen bir yatırımcının kuruluş maliyeti ve işletme maliyeti ne olur. Bu kuruluş ürettiği tohumları israil tohumları ile aynı fiyata satabilirmi? aynı verim miktarında ürün verecek rakip olacak tohumlar üretebilirmi?

          Bizler genetik dersini geçmek için çalıştık. Genetik dersini veren zaten başka bölümün hocalarıydı. O dersi veren hoca acaba gen veya DNA yı kaç defa mikroskopta görmüştü? çalışma yapmışmıydı bilmiyorum ama zannetmiyorum.

          Tüm tohumculuk yapan firmalarda kendine bağımlı yapmak fikri zorunluluk olarak olacaktır. Yoksa bazı hevesliler senin ürettiğin kaliteli tohumların meyvelerinden yeni tohum alırlarsa tüm çabalar kaçak cd piyasası gibi kaçak tohum piyasası oluşturur. Sende Tohumcuların peşine düşersin. Halkımızda da ürettiğinden tohum almak büyük bir merakla yapılır. Sonucu ne olacaksa olsun razıdırlar.

          Bence bunu özel sektörün başarması mümkün değil. Hibrit tek çözümdür. Devlet tarafından ciddi desteklenmedikçe de böyle işletmelerin yaşaması mümkün değil.

          Bence ne bu gidişle tohumculuğa destek verilir, nede bir girişimci çıkıp bu sektöre yatırım yapma gücünü bulur.

          Halkımızda da ithal tohum hevesi var. Acaba siz bir yerde ÇiM alan oluşturmak için hangi tohumu kullanıyorsunuz?

          İthal lolium mu yerli lolium mu kullanırsınız?

          Comment


          • #6
            Cevap: İçimizdeki Tehlike

            Aziz kardeşim o kadar gen teknolojisine gerek yok Anadolu zaten yüzlerce bitkinin gen merkezi mevct bitkilerin tohumunu muafaza edip çogaltıp satmanız bize yeter. Ömercan firmasını iyi takip ediniz

            Comment


            • #7
              Cevap: İçimizdeki Tehlike

              Bence öyle değil. Verim birinci kriter. Neden ithal damızlık getiriliyor Türkiyeye? Türkiyede de yerli birçok ırk hayvan var. Hatta siz bunun hakkında bir yazı yazmıştınız.

              Comment


              • #8
                Cevap: İçimizdeki Tehlike

                O Zaman neden herkes ısrarla organik tarım diyor.Organik tarımda sadece gübreleme,ilaçlamada sedece kimyasalların kullanılması ile sınırlı değil.Organik Tarımın asıl unsurunlardan biriside genetiği ile oynanılmamış tohum kullanılmasıdır.Yani Anadolu bu yönden cennet bir yer .Neden hep başkalarına sucu buluyoruz. İşte Reyhanı,kekikiği,zencefili,meyanı vb gibi yüzlerce bitki dağlarda boş duruyor 10 sene sonra bunlarında GDO lularını satın alırız.

                Comment


                • #9
                  Cevap: İçimizdeki Tehlike

                  Organik tarım Her yerde olmaz.
                  Organik tarımı herkes yapamaz
                  Organik tarım tercih meselesidir. Alıcı ne isterse onu üretirim.
                  Benim Bahsettiğim asıl konu tarımsal üretimdir.
                  Reyhanı,kekikiği,zencefili,meyanı bu bitkiler için genleriyle oynandığı konusunda bilgiye sahip değilim.
                  Bu gün pazarda Arı ile üretilmiş domates gördüm üzerinde öyle yazıyordu. Üzülerek şunu gördüm ki arı ile üretilince SANKİ organik oluyormuş gibi yanına da organik domates yazılmış, bu da beni çok üzdü. Çünkü organik tarım ağızda sakız olursa kaybeden yine tarımcı olur.

                  Hala soruma cevap vermediniz? Neden ithal damızlık getiriliyor Türkiyeye?

                  Comment


                  • #10
                    Cevap: İçimizdeki Tehlike

                    Sebze ile Hayvan yetiştiriçiliği çok farklı.Organik inek veya gdo lü koyun duymadım.

                    Comment


                    • #11
                      Cevap: İçimizdeki Tehlike

                      Sayın Ubeyd Şu Bir Gerçektir Ki Bütün Suç Devletin Değildir.Ama Devletin Hataları Olmuştur.Dediğiniz Bir Nokta Ise Bizim Ziraat Veya Orman Mühendislerimiz Boş Değiller Yeteri Bilgi Ve Beceriye Sahiptirler.Sadece ülkemiz Bu Bireylere Yeteri önemi Ve Desteği Ne Acıdır Ki Verememektedir.
                      Sayın Selami Bey Son Derece Haklısınız.Size Sonsuz Teşekkür Ederim.Kendi Kendimizi Eleştirebilicek Kadar Olgun Bir Bireysiniz.Bazı Arkadaşlarımız Bunu Yapamaktadır.
                      Türkiye Tarımında Ithal çok Yerli Yok...

                      Comment


                      • #12
                        Cevap: İçimizdeki Tehlike

                        Kaan bey.Beni anlamamışsınız.Ben suç devletin değil suç bizde diyorum.Bakın Çanakkalede Ömercan diye organik Tarım yapan bir çiftlik var.Bunlar kendi tohumunu da kendileri üreterek çok orjinal bir iş yapıyor. Bugun israile ve Hollandaya meydanı bırakan malesef devletden çok Mühendis arkadaşlar.Hepside okuldan mezun olunca hazır devlet iş versin yan gelip yatalım. Ne cabuk unutuyorsunuz Halk arasında ki şu sözü " iki bayan konuşuyor biri diyor ki - Benim oglan işe girdi o kadar rahat o kadar rahat ki akşama kadar oturuyor-" işte bizim bu hale gelişimizin nedeninin asıl sebebi bu yani çalışmadan kazanmak.

                        Comment

                        Working...
                        X