PAMUK BITKISI ÜRETIM TEKNOLOJISI
Pamuk tariminda başlica amaç, birim alandan daha fazla ve kaliteli ürün almaktir. Birim alandan alinacak ürün miktarini ve kalitesini çeşidin genetik potansiyeli, çevre koşullari ve yetiştirme teknigi uygulamalari belirler. Pamuk yetiştirme teknigi konusunda Nazilli Pamuk Araştirma Enstitüsünde ve diger araştirma kuruluşlarinda bir çok araştirma yapilmiştir. Bu araştirmalar sonucunda yetiştirme tekniginin esaslari tam olarak belirlenmiştir.
5.1. Tarlanin Ekime Hazirlanmasi
Ekonomik bir pamuk tarimi için, uygun bir toprak hazirligi yapmak gerekli koşullardan biridir. Iyi bir toprak hazirligi ile tohum çimlenmesi ve kök gelişimi için gerekli ortam saglanmaktadir.
5.1.1. Sonbahar Hazirligi
Bitki artiklarinin tekrar topraga verilmesi, topragin organik madde miktarinin muhafazasi, verimliliginin artmasi ve fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesi bakimindan gereklidir. Böylece yalnizca lif ve çigit ile topraktan besin maddesi uzaklaşmiş olmaktadir.
5.1.1.1. Tarla Temizligi
Ön bitki kalintilarinin parçalanarak toprak altina alinmasiyla saglanir.
5.1.1.2. Tesviye
Kültürel işlemlerin saglikli yapilabilmesi için tesviye ve muhafazasi çok önemlidir. Yaz ve Sonbahar mevsimleri tesviye için en uygun zamanlardir. Tesviye işleminin projelendirilerek yapilmasi tavsiye edilmektedir.
5.1.1.3. Dip Kazan (Subsoiler)
Arazilerin her yil ayni derinlikte işlenmesi ve yogun tarla trafigi sonucu toprak sikişikligi artmakta belirli bir derinligin altinda “Pulluk Tabanı” denilen sert bir tabaka oluşmaktadir. Pamuk bitkisinin etkin kök derinliginin 0-90 cm. oldugu, su ve besin maddelerinin 0-180 cm. arasindaki toprak tabakasindan aldigi düşünülürse sert tabakanin önemi daha iyi anlaşilir. Bu sert tabakanin 3-4 yilda bir 90 x 90 araliklarla birbirine dik istikametlerde iki kere dip kazan çekilmesi kafi gelmektedir (Emiroglu ve Gürel.1997).
5.1.1.4. Sonbahar Toprak Işlemesi
Sonbahar işlemesi tavinda yapilmalidir. Çok kuru ve yaş sürülen topraklar iyi parçalanmaz. Killi topraklarin işlenmesinde daha dikkatli olunmalidir. Fig bitkisi ile topraktaki organik maddeyi artirmak ve azot bakimindan da zenginleştirmek isteniyorsa;
5.1.1.4.1. Yeşil Gübrenin Pamuk Bitkisinin Son Suyundan Önce Ekilmesi
10-12 kg fig tohumu serpme olarak ekilir. Ege Bölgesinde Eylül ortasina rastlamaktadir. (Resim-1)
5.1.1.4.2. Yeşil Gübrenin Pamuk Bitkisinin Sonbahar Hazirligi Esnasinda Ekilmesi
Toprak inceltilerek serpme veya mibzerle ekilir 10-12 kg./da tohum yeterlidir. Erken ekim avantaj oldugundan. Kasim ayi içinde gerçekleştirilmelidir. Fig bitkisinin toprak üstü kisminin hayvan beslenmesinde kullanilmasi mümkündür. Fig bitkisi, tutunacak bitki bulamadiginda, yatmakta, topraga degen kisimlari kararmakta dolayisiyla yemin görünüş ve kalitesi bozulmaktadir. Yem olarak kullanilmasi halinde bitki 20-25 cm boyda iken %0.002 Sodyum ortonitrofenolat, 0.03 Sodyum paranitrofenolat, sodyum 5 nitroguaiacolate den 50 cc/da preparat pülverize etmekle yatma önlenebilmektedir. Fig bitkisinin toprak üstü kisminin topraga verilmemesi halinde topraga kazandirdigi saf azot 2 kg/da olmaktadir (10 kg Amonyum sülfat %21’lik) (Resim 2-3).
Yeşil Gübrenin Sagladigi Azot Tasarrufu
(%21’lik Amonyum sülfat)
Tamamı Toprağa
Üstü Yem Olarak
Ekiliş (ha)
Karıştırılırsa (Ton)
Kullanılırsa (Ton)
Hatay
52.990
13.000
5.300
(%50) 26.495
6.500
2.600
Türkiye
731.362
175.000
73.000
(%50) 365.681
87.500
36.500
1999-2000 sezonu Türkiye Pamuk Ekilişi (Anonim,2000).
Fiğ Bitkisinin Ot Verimi
Yaş Ot
Kuru Ot
Ekiliş (ha)
(Ton)
(Ton)
Hatay
52.990
1.600.000
340.000
(%50) 26.495
800.000
170.000
Türkiye
731.362
22.000.000
4.700.000
(%50) 365.681
11.000.000
2.350.000
5.1.2. İlkbahar Hazırlığı
İklim ve toprak faktörlerinin uygun olduğu zaman toprak hazırlığına başlanır.
5.1.2.1. Pamuk Bitkisi Son Suyundan Önce Veya Sonbahar İşlemesi Sırasında Fiğ Ekilmiş İse
Fiğ bitkisi parçalanmalı, toprak analizinde fosfor önerilmişse 5 kg./da P2 05 serpilerek fiğ ve gübrenin pulluk derinliğine verilmesi sağlanmalıdır. Toprak tavı yeterli ise toprak inceltilerek uygun doz azotlu gübre ve yabancı ot ilacı tatbik edilerek tavsiye edilen derinliğe karıştırılmalıdır. Uygun derinliğe karıştırılmayan ilaçlar etkilerini yapamamaktadırlar.
Yeşil gübreleme yapılması halinde baharda verilecek azotlu gübre ½ azaltılmalı analizde potasyum da önerilmişse uygun miktar serpilerek azotlu gübre ile birlikte toprağa karıştırılmalıdır. Tohum yatağı hazırlandıktan sonra toprak tavının kaçması söz konusu ise toprağın sürgü (Tapan) ile bastırılması sağlanmalıdır.
5.1.2.2. Sonbahar İşlemesi Yapılmış Fiğ Ekilmemiş Alanlar
Gübre, ilaç uygun miktar ve dozda verilerek tohum yatağı hazırlanmalıdır.
5.1.2.3. Yabancı Ot Mücadelesi
Yabancı otlar ışık, su ve besin maddelerinin tüketimine yol açarak kültür bitkilerine zarar verirler. Ayrıca hastalık ve zararlılara konukçuluk etmeleri, hasatı zorlaştırmaları ve kaliteyi bozmaları bu otların diğer olumsuz özellikleridir. Tohumlarıyla çoğalan yabancı otların mücadelesi kolay olmaktadır. Rizom veya yumrulu (Kanyaş Ayrık Topalak Otu gibi) yabancı otlar daha fazla mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Ekim öncesi ve çıkış sonrası olarak gerçekleştirilen yabancı ot kontrolü ilaçlı ve mekanik yollarla yapılmaktadır. (Emiroğlu ve Gürel, 1997; Öziş, 1997)
Pamuk alanlarında sorun olan yabancı otlar olarak, Kırmızı köklü horoz kuyruğu (Amaranthus retroflexus), Deve dikeni (Alhagi camelorum), Sirken (Chenopodium album), Bambul otu (Chrozophora tinctoria), Tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis), Köpek dişi ayrığı (Cynodon dactylon), Topalak (Cyperus rotundus), Şeytan elması (Datura stramonium), Çatal otu (Digitaria sanguinalis), Darıcan (Echinochloa crusgalli), Kargı (Phragmites communis), Semiz otu (Portulaca oleracea), Soda otu (Salsola kali), Yapışkan otu (Setaria verticillata), Köpek üzümü (Solanum nigrum), Kanyaş (Sorghum halepense), Demir dikeni (Tribulus terrestris), Domuz pıtrağı (Xantium strumarium) sayılabilir (Demirkan, 1999).
5.1.2.3.1.Çıkış Öncesi Yabancı Ot Mücadelesi
Pratikte genellikle Trifluralin aktif maddeli preparatlar kullanılmaktadır. İlave olarak topalak, domuz pıtrağı gibi yabancı otları da etkileyebilen preparatlarda piyasada mevcuttur. Etkili olabilmeleri için kullanma talimatlarına aynen uymak gerekmektedir.
5.1.2.3.2. Çıkış Sonrası Yabancı Ot Mücadelesi
Kimyasal ve mekanik yollarla yapılmaktadır. Yabancı otların gelişme dönemleri kimyasal mücadelede en uygun zaman olmaktadır. Kanyaş için (fluazifop -p- butyl aktif madde) 4 cc/litre preparatı bir kere pülverize etmek kafi gelmektedir. Ayrık topalak için bu işlemi 10-15 gün ara ile iki kere yapmak gerekmektedir. Böylece pamuk bitkisi içindeki dar yapraklı yabancı otlar kurumakta çimlenemez duruma gelmektedirler. İkinci çapadan kurtulan sulama ile çimlenen yabancı ot tohumları yazın gelişmektedirler. Pamuk ürünü miktar ve kalitesine zarar verdikleri gibi gelecek üretim sezonunda daha çok işçilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle tarladan uzaklaştırılmaları gerekmektedir. Son sulamadan sonra toprak tavlandığında yapılmakta ve genellikle işçilik masrafı yaklaşık bir işgünü/da olmaktadır.
5.2 PAMUK EKİMİ
5.2.1. Pamuk Tohumluğu
İyi bir verim kaliteli ve güçlü çimlenmeye sahip tohumla mümkündür. Sertifikasyon işlemi görmüş tohumlar tercih edilmelidir. Yağlık ve kaçak çiğitler verim kaybına sebep olmaktadır. Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsünde Delintasyon tesisi kurulması ile Delinte edilmiş pamuk tohumu kullanımı artmıştır. Üreticiler ekimde, çapada, işçilikte büyük avantajlara kavuşmuşlardır. 3-5 kg. tohum kafi gelmektedir. 3 kg. ekim normu ile, tohumda %50, 1. Çapada %28, 2. Çapada da %14 işçilik tasarrufu sağlanmaktadır. Delinte tohum havlıya göre 2 gün önce toprak yüzüne çıkmakta, ilaçlandığından da fungusit kullanmaya gerek kalmamaktadır. Ancak, toprak altı zararlıları söz konusu ise insektisitlerle ilaçlamak gerekmektedir.
5.2.2. Pamuk Çeşidi
Pamuk tarımında o bölge için adaptasyon yeteneği saptanmış, tescil edilmiş çeşitler ekilmelidir. Araştırma kuruluşları, bölgelerimize uygun çeşitleri ıslah ve tescil ettirmişlerdir. Örneğin Ege Bölgesi için Nazilli 84, Nazilli 87, Nazilli 143 ve Nazilli M-503 Çukurova Bölgesi için; Çukurova 1518, Sayar 314, Maraş 92 Güneydoğu Anadolu Bölgesi için; Sayar 314, Maraş 92, Çukurova 1518 ve Nazilli 87 Antalya Bölgesi için; Çukurova 1518, Nazilli 84 en uygun çeşitlerdir. Nazilli M-39 pamuk çeşidi de Maraş yöresi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi için tescil edilmiştir.
5.2.3. Ekim Zamanı
Ekim zamanını iklim koşulları belirlemektedir. Ekim için optimum toprak sıcaklığı 18c°’dir. İyi bir stand için ekim zamanı özenle tespit edilmelidir. Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsünde, bazı pamuk çeşitlerinin geç ekimden ne ölçüde etkilendikleri araştırılmıştır. Ekim 31 Mayıs’ta yapıldığında 1 Mayıs’ta yapılan ekime göre Nazilli 84’te %51.5 verim kaybı olurken Nazilli 87’de kayıp %31.6 olmuştur. Ekim zamanı ile çırçır randımanı arasında müspet bir bağıntı vardır. Ve geç ekimde çırçır randımanı düşmektedir.
5.2.4. Ekim Yöntemi
Ülkemizde yaygın olarak kullanılan yöntem mibzerle sıraya ekimdir. Bazı bölgelerimizde kombine mibzer ve sırta ekim de yapılmaktadır. Yoğun bir toprak işlemenin yapıldığı pamuk tarımında minimum toprak işleme ancak sırta ekim’le mümkündür. Azaltılmış toprak işleme yöntemiyle %32.68 tasarruf sağlandığından tercih edilmelidir. Ayrıca bu işleme yöntemiyle daha erken ekim ve hasatta %9.47 erkencilik sağlanmaktadır (Yalçın., Uçucu.1999).
5.2.5. Kullanılacak Tohum Miktarı
6-7 kg./da havlı,3-3.5 kg./da delinte tohum kafi gelmektedir. Killi topraklarda tohum miktarını artırmak gerekmektedir. Mibzerin norm’u önceden tespit edilmelidir. 3 kg/da delinte tohumla ekim yapıldığında dekarda 27.000-30.000 bitki bulunmaktadır. Pnömatik mibzerle uygun zamanda 1.9 kg./da tohumla ekim yapıldığında iyi bir stand ve gelişme sağlanmıştır.
5.2.6. Ekim Derinliği
Ekim derinliği, ekim zamanına, toprak yapısına, tav durumuna ve toprak sıcaklığına göre değişmektedir. İdeal derinlik 2-4 cm. arasındadır. Pamuk tohumunun sabitleşen neme bırakılması esas olmalı ve tohumun bu neme sıkıştırılması sağlanmadır.
5.2.7. Ekim Sıklığı
Ekim sıklığı, pamuk çeşidinin morfolojik özelliklerine, toprağın verimliliğine ve ekim zamanına göre değişir. Çeşitlerin ekim sıklıkları denemelerle tespit edilmiştir. Araştırmalar genelde değerlendirildiğinde sıra arası 70 cm. sıra üzerinin 20 cm. olmasının uygun olduğu ortaya çıkmıştır (7.142bitki/da).
5.3. BAKIM İŞLERİ
5.3.1.Kaymak Kırma
Ekimden sonra ki yağışlar, kaymak tabakası oluştururlar. Fide çıkmamış ise çıkışı zorlaştırdığından, fide çıkmış ise bitkiyi sıktığından kaymak tabakası kırılmalıdır. Killi topraklarda kaymak tabakası çok iyi parçalanmamış ise 1. çapada fideler telef olmakta iş gücü kaybı artmaktadır.
5.3.2. Çapalama
Ekimden 20-25 gün sonra 1. el çapası yapılmaktadır.(Resim-4) Sıra arası bitkilere 5-10 cm kalacak şekilde işlenir. 1. el çapası ve makine ile yabancı otlar imha edilir. Kapilarite bozulur, pamuk fideleri sıra üzerinde tek tek kalacak şekilde seyreltilir.(Resim-5) 1. el çapasında genellikle 2 işgünü/da gerekmektedir. Bitkilerin gelişme durumuna göre 1. El çapasından 20-25 gün sonra 2. El çapası gerçekleştirilir. Bitkiler sıra üzerinde 20-25 cm kalacak şekilde seyreltilir. 2. El çapasında 1 işgünü/da gerekmektedir.
5.3.3Hastalık ve Zararlılarla Mücadele
Pamuk tarımında tarımsal savaş programı uygulayarak maliyetin düşürülmesi büyük önem taşımaktadır. Entegre mücadele yöntemi olarak adlandırılan bu mücadele biçiminde uygun ekim zamanı ve sıklığı, uygun sulama aralığı, uygun gübreleme, ekim nöbeti hastalık ve zararlılara dayanıklı uygun çeşitlerin ekimi gibi kültürel önlemlerin yanı sıra ilaçlı mücadeledeki ilaçlama zamanının doğru olarak saptanması ekonomik zarar eşiklerinin dikkate alınması ilaçların dönüşümlü kullanılması, yararlı böcekleri korumak amacıyla mümkün olduğu kadar seçici ilaçların tercih edilmesi, uygun alet ve tekniklerinin kullanımı, dikkate alınması gereken oldukça önemli hususlardır (Öziş,1997).
Belli başlı pamuk bitkisi hastalıkları olarak (Fusarium spp., Alternaria spp., Verticillium spp.), solgunluk hastalığı (Verticillium dahliae), köşeli yaprak leke hastalığı (Xanthomanas campestris) sayılabilir. Solgunluk hastalığı ancak ekim nöbeti, nadas, tarlanın su altında bırakılması gibi kültürel uygulamalarla patojen populasyonu azaltılabilmektedir. En etkin yöntem rotasyon ve solgunluğa tolerant çeşitlerin kullanılmasıdır (Öziş, 1997., Tezcan ve Ark.1999).
Pamukta önemli yaprak zararlıları olarak pamuk yaprak biti (Aphis gossypii), Kırmızı örümcek (Tetranychus urticae ve T. Cinnabarinus), Pamuk yaprak pireleri (Asymmetrasca decedens, Empoasca decipiens, Tütün tripsi (Thirps tabaci), Tütün beyaz sineği ( Bemicia tabaci), Yeşilkurt (Helicoverpa armigera), Pembekurt (Pectinophora gossypiella, Bozkurtlar (Agrotis segetum ve A. İpsilon) ve Pamuk yaprak kurdu (Spodoptera littoralis) kabul edilmektedir.
Ekimi takip eden 10-15’inci günden itibaren bazı zararlılar bilhassa Thirps, Empoasca yoğunluk kazanmaktadır. Yaprakların kıvrılmasına, gümüşlenmelere, büyüme noktasına zarar vererek çatallanmalara neden olmaktadır. (Resim-6 ve 7) Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsünde zararlıların zarar seviyeleri araştırılmıştır. Netice olarak pamukta erken gelişme döneminde sorun olan zararlılar ekonomik zarar eşiğine ulaştığında yapılacak bir mücadele ile en yüksek net gelirin sağlanacağı, yoğun ilaçlamaya gerek olmadığı böylece doğal dengenin korunacağı sonucuna varılmıştır (Dündar., Sağdemir 1998).
İleri mevsimde yaprakbiti, kırmızı örümcek, beyaz sinek optimum şartları bulduklarında çoğalabilmekte hatta bazı yıllar epidemi yapmaktadırlar. Ekonomik mücadele eşiğinin tespiti ve mücadele edilmesiyle sorun olmaktan çıkmaktadırlar.
5.3.4. Gübreleme
Yetiştirme tekniği içerisinde yer alan en önemli konulardan birisidir. Birim alandan alınan ürün miktarını ve kalitesini artırabilmek için tüm tarımsal uygulamalarla birlikte bilinçli bir gübrelemeye gereksinim vardır. Pamukta N, P ve K olarak bilinen ana besin maddeleri dengeli beslenmede oldukça önemlidir. Bitkilerde vejetatif aksamın gelişmesinde ve protein içeriği üzerinde etkilere sahip olan azot, aşırı kullanıldığında bitkilerin azma gösterdiği, koza açımının geciktiği, hastalık ve zararlılara karşı hassaslaştıkları gözlenmektedir. Fosfor, pamukta özellikle tohum ve lif oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Potasyum ise verimde kalitede, hastalık ve zararlılara dayanıklılığı artırmada, suyun ekonomik kullanılmasında olumlu etkilere sahiptir. Bu 3 ana besin elementleri bakımından pamuğun dengeli beslenmesi sonucunda uygun bir vejetatif gelişmenin sağlanması, çiçeklenme ve kozalı dal sayısının, koza iriliğinin, lif uzunluğu ve sağlamlığının artırılması mümkün olmaktadır.
Yaprak gübreleri ve bitki gelişme düzenleyicileri Ülkemiz pamuk tarımında son yıllarda yaygınlaşmaya başlamıştır. Pamuk tarımında yaprak gübrelerinin etkisi konusunda bir çok araştırma yapılmıştır. Normal toprak koşullarında yapılan pamuk tarımında yaprak gübrelerinin olumlu bir etkisi olmadığı bu araştırmaların ortak sonucudur. Ancak, yaprak gübrelerinin bitkinin besin maddelerini almakta güçlük çektiği çorak topraklarda ve besin maddelerinin çabuk yıkandığı çok kumlu topraklarda zayıf gelişen bitkilerde kullanılması yararlı olabilir.
Pamuk tarımında, bitki fizyolojisinde amaçlanan yönde değişiklik meydana getirmek için bazı B.G.D. (Bitki Gelişme Düzenleyicisi) uygulaması yaygınlık kazanmaktadır. Bu konuda bir çok araştırma yapılmış ve normal koşullarda B.G.D.’lerin verim ve kalite üzerinde etkili olmadığı, önemli olmayan oranlarda erkencilik sağladığı ortaya konmuştur (%9). Bazı nedenlerle bitki gelişmesi kontrol altına alınamıyorsa bu takdirde bitki gelişme durdurucuların etkisi olumlu olmaktadır.
Pamuk tariminda başlica amaç, birim alandan daha fazla ve kaliteli ürün almaktir. Birim alandan alinacak ürün miktarini ve kalitesini çeşidin genetik potansiyeli, çevre koşullari ve yetiştirme teknigi uygulamalari belirler. Pamuk yetiştirme teknigi konusunda Nazilli Pamuk Araştirma Enstitüsünde ve diger araştirma kuruluşlarinda bir çok araştirma yapilmiştir. Bu araştirmalar sonucunda yetiştirme tekniginin esaslari tam olarak belirlenmiştir.
5.1. Tarlanin Ekime Hazirlanmasi
Ekonomik bir pamuk tarimi için, uygun bir toprak hazirligi yapmak gerekli koşullardan biridir. Iyi bir toprak hazirligi ile tohum çimlenmesi ve kök gelişimi için gerekli ortam saglanmaktadir.
5.1.1. Sonbahar Hazirligi
Bitki artiklarinin tekrar topraga verilmesi, topragin organik madde miktarinin muhafazasi, verimliliginin artmasi ve fiziksel özelliklerinin iyileştirilmesi bakimindan gereklidir. Böylece yalnizca lif ve çigit ile topraktan besin maddesi uzaklaşmiş olmaktadir.
5.1.1.1. Tarla Temizligi
Ön bitki kalintilarinin parçalanarak toprak altina alinmasiyla saglanir.
5.1.1.2. Tesviye
Kültürel işlemlerin saglikli yapilabilmesi için tesviye ve muhafazasi çok önemlidir. Yaz ve Sonbahar mevsimleri tesviye için en uygun zamanlardir. Tesviye işleminin projelendirilerek yapilmasi tavsiye edilmektedir.
5.1.1.3. Dip Kazan (Subsoiler)
Arazilerin her yil ayni derinlikte işlenmesi ve yogun tarla trafigi sonucu toprak sikişikligi artmakta belirli bir derinligin altinda “Pulluk Tabanı” denilen sert bir tabaka oluşmaktadir. Pamuk bitkisinin etkin kök derinliginin 0-90 cm. oldugu, su ve besin maddelerinin 0-180 cm. arasindaki toprak tabakasindan aldigi düşünülürse sert tabakanin önemi daha iyi anlaşilir. Bu sert tabakanin 3-4 yilda bir 90 x 90 araliklarla birbirine dik istikametlerde iki kere dip kazan çekilmesi kafi gelmektedir (Emiroglu ve Gürel.1997).
5.1.1.4. Sonbahar Toprak Işlemesi
Sonbahar işlemesi tavinda yapilmalidir. Çok kuru ve yaş sürülen topraklar iyi parçalanmaz. Killi topraklarin işlenmesinde daha dikkatli olunmalidir. Fig bitkisi ile topraktaki organik maddeyi artirmak ve azot bakimindan da zenginleştirmek isteniyorsa;
5.1.1.4.1. Yeşil Gübrenin Pamuk Bitkisinin Son Suyundan Önce Ekilmesi
10-12 kg fig tohumu serpme olarak ekilir. Ege Bölgesinde Eylül ortasina rastlamaktadir. (Resim-1)
5.1.1.4.2. Yeşil Gübrenin Pamuk Bitkisinin Sonbahar Hazirligi Esnasinda Ekilmesi
Toprak inceltilerek serpme veya mibzerle ekilir 10-12 kg./da tohum yeterlidir. Erken ekim avantaj oldugundan. Kasim ayi içinde gerçekleştirilmelidir. Fig bitkisinin toprak üstü kisminin hayvan beslenmesinde kullanilmasi mümkündür. Fig bitkisi, tutunacak bitki bulamadiginda, yatmakta, topraga degen kisimlari kararmakta dolayisiyla yemin görünüş ve kalitesi bozulmaktadir. Yem olarak kullanilmasi halinde bitki 20-25 cm boyda iken %0.002 Sodyum ortonitrofenolat, 0.03 Sodyum paranitrofenolat, sodyum 5 nitroguaiacolate den 50 cc/da preparat pülverize etmekle yatma önlenebilmektedir. Fig bitkisinin toprak üstü kisminin topraga verilmemesi halinde topraga kazandirdigi saf azot 2 kg/da olmaktadir (10 kg Amonyum sülfat %21’lik) (Resim 2-3).
Yeşil Gübrenin Sagladigi Azot Tasarrufu
(%21’lik Amonyum sülfat)
Tamamı Toprağa
Üstü Yem Olarak
Ekiliş (ha)
Karıştırılırsa (Ton)
Kullanılırsa (Ton)
Hatay
52.990
13.000
5.300
(%50) 26.495
6.500
2.600
Türkiye
731.362
175.000
73.000
(%50) 365.681
87.500
36.500
1999-2000 sezonu Türkiye Pamuk Ekilişi (Anonim,2000).
Fiğ Bitkisinin Ot Verimi
Yaş Ot
Kuru Ot
Ekiliş (ha)
(Ton)
(Ton)
Hatay
52.990
1.600.000
340.000
(%50) 26.495
800.000
170.000
Türkiye
731.362
22.000.000
4.700.000
(%50) 365.681
11.000.000
2.350.000
5.1.2. İlkbahar Hazırlığı
İklim ve toprak faktörlerinin uygun olduğu zaman toprak hazırlığına başlanır.
5.1.2.1. Pamuk Bitkisi Son Suyundan Önce Veya Sonbahar İşlemesi Sırasında Fiğ Ekilmiş İse
Fiğ bitkisi parçalanmalı, toprak analizinde fosfor önerilmişse 5 kg./da P2 05 serpilerek fiğ ve gübrenin pulluk derinliğine verilmesi sağlanmalıdır. Toprak tavı yeterli ise toprak inceltilerek uygun doz azotlu gübre ve yabancı ot ilacı tatbik edilerek tavsiye edilen derinliğe karıştırılmalıdır. Uygun derinliğe karıştırılmayan ilaçlar etkilerini yapamamaktadırlar.
Yeşil gübreleme yapılması halinde baharda verilecek azotlu gübre ½ azaltılmalı analizde potasyum da önerilmişse uygun miktar serpilerek azotlu gübre ile birlikte toprağa karıştırılmalıdır. Tohum yatağı hazırlandıktan sonra toprak tavının kaçması söz konusu ise toprağın sürgü (Tapan) ile bastırılması sağlanmalıdır.
5.1.2.2. Sonbahar İşlemesi Yapılmış Fiğ Ekilmemiş Alanlar
Gübre, ilaç uygun miktar ve dozda verilerek tohum yatağı hazırlanmalıdır.
5.1.2.3. Yabancı Ot Mücadelesi
Yabancı otlar ışık, su ve besin maddelerinin tüketimine yol açarak kültür bitkilerine zarar verirler. Ayrıca hastalık ve zararlılara konukçuluk etmeleri, hasatı zorlaştırmaları ve kaliteyi bozmaları bu otların diğer olumsuz özellikleridir. Tohumlarıyla çoğalan yabancı otların mücadelesi kolay olmaktadır. Rizom veya yumrulu (Kanyaş Ayrık Topalak Otu gibi) yabancı otlar daha fazla mücadeleyi zorunlu kılmaktadır. Ekim öncesi ve çıkış sonrası olarak gerçekleştirilen yabancı ot kontrolü ilaçlı ve mekanik yollarla yapılmaktadır. (Emiroğlu ve Gürel, 1997; Öziş, 1997)
Pamuk alanlarında sorun olan yabancı otlar olarak, Kırmızı köklü horoz kuyruğu (Amaranthus retroflexus), Deve dikeni (Alhagi camelorum), Sirken (Chenopodium album), Bambul otu (Chrozophora tinctoria), Tarla sarmaşığı (Convolvulus arvensis), Köpek dişi ayrığı (Cynodon dactylon), Topalak (Cyperus rotundus), Şeytan elması (Datura stramonium), Çatal otu (Digitaria sanguinalis), Darıcan (Echinochloa crusgalli), Kargı (Phragmites communis), Semiz otu (Portulaca oleracea), Soda otu (Salsola kali), Yapışkan otu (Setaria verticillata), Köpek üzümü (Solanum nigrum), Kanyaş (Sorghum halepense), Demir dikeni (Tribulus terrestris), Domuz pıtrağı (Xantium strumarium) sayılabilir (Demirkan, 1999).
5.1.2.3.1.Çıkış Öncesi Yabancı Ot Mücadelesi
Pratikte genellikle Trifluralin aktif maddeli preparatlar kullanılmaktadır. İlave olarak topalak, domuz pıtrağı gibi yabancı otları da etkileyebilen preparatlarda piyasada mevcuttur. Etkili olabilmeleri için kullanma talimatlarına aynen uymak gerekmektedir.
5.1.2.3.2. Çıkış Sonrası Yabancı Ot Mücadelesi
Kimyasal ve mekanik yollarla yapılmaktadır. Yabancı otların gelişme dönemleri kimyasal mücadelede en uygun zaman olmaktadır. Kanyaş için (fluazifop -p- butyl aktif madde) 4 cc/litre preparatı bir kere pülverize etmek kafi gelmektedir. Ayrık topalak için bu işlemi 10-15 gün ara ile iki kere yapmak gerekmektedir. Böylece pamuk bitkisi içindeki dar yapraklı yabancı otlar kurumakta çimlenemez duruma gelmektedirler. İkinci çapadan kurtulan sulama ile çimlenen yabancı ot tohumları yazın gelişmektedirler. Pamuk ürünü miktar ve kalitesine zarar verdikleri gibi gelecek üretim sezonunda daha çok işçilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle tarladan uzaklaştırılmaları gerekmektedir. Son sulamadan sonra toprak tavlandığında yapılmakta ve genellikle işçilik masrafı yaklaşık bir işgünü/da olmaktadır.
5.2 PAMUK EKİMİ
5.2.1. Pamuk Tohumluğu
İyi bir verim kaliteli ve güçlü çimlenmeye sahip tohumla mümkündür. Sertifikasyon işlemi görmüş tohumlar tercih edilmelidir. Yağlık ve kaçak çiğitler verim kaybına sebep olmaktadır. Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsünde Delintasyon tesisi kurulması ile Delinte edilmiş pamuk tohumu kullanımı artmıştır. Üreticiler ekimde, çapada, işçilikte büyük avantajlara kavuşmuşlardır. 3-5 kg. tohum kafi gelmektedir. 3 kg. ekim normu ile, tohumda %50, 1. Çapada %28, 2. Çapada da %14 işçilik tasarrufu sağlanmaktadır. Delinte tohum havlıya göre 2 gün önce toprak yüzüne çıkmakta, ilaçlandığından da fungusit kullanmaya gerek kalmamaktadır. Ancak, toprak altı zararlıları söz konusu ise insektisitlerle ilaçlamak gerekmektedir.
5.2.2. Pamuk Çeşidi
Pamuk tarımında o bölge için adaptasyon yeteneği saptanmış, tescil edilmiş çeşitler ekilmelidir. Araştırma kuruluşları, bölgelerimize uygun çeşitleri ıslah ve tescil ettirmişlerdir. Örneğin Ege Bölgesi için Nazilli 84, Nazilli 87, Nazilli 143 ve Nazilli M-503 Çukurova Bölgesi için; Çukurova 1518, Sayar 314, Maraş 92 Güneydoğu Anadolu Bölgesi için; Sayar 314, Maraş 92, Çukurova 1518 ve Nazilli 87 Antalya Bölgesi için; Çukurova 1518, Nazilli 84 en uygun çeşitlerdir. Nazilli M-39 pamuk çeşidi de Maraş yöresi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi için tescil edilmiştir.
5.2.3. Ekim Zamanı
Ekim zamanını iklim koşulları belirlemektedir. Ekim için optimum toprak sıcaklığı 18c°’dir. İyi bir stand için ekim zamanı özenle tespit edilmelidir. Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsünde, bazı pamuk çeşitlerinin geç ekimden ne ölçüde etkilendikleri araştırılmıştır. Ekim 31 Mayıs’ta yapıldığında 1 Mayıs’ta yapılan ekime göre Nazilli 84’te %51.5 verim kaybı olurken Nazilli 87’de kayıp %31.6 olmuştur. Ekim zamanı ile çırçır randımanı arasında müspet bir bağıntı vardır. Ve geç ekimde çırçır randımanı düşmektedir.
5.2.4. Ekim Yöntemi
Ülkemizde yaygın olarak kullanılan yöntem mibzerle sıraya ekimdir. Bazı bölgelerimizde kombine mibzer ve sırta ekim de yapılmaktadır. Yoğun bir toprak işlemenin yapıldığı pamuk tarımında minimum toprak işleme ancak sırta ekim’le mümkündür. Azaltılmış toprak işleme yöntemiyle %32.68 tasarruf sağlandığından tercih edilmelidir. Ayrıca bu işleme yöntemiyle daha erken ekim ve hasatta %9.47 erkencilik sağlanmaktadır (Yalçın., Uçucu.1999).
5.2.5. Kullanılacak Tohum Miktarı
6-7 kg./da havlı,3-3.5 kg./da delinte tohum kafi gelmektedir. Killi topraklarda tohum miktarını artırmak gerekmektedir. Mibzerin norm’u önceden tespit edilmelidir. 3 kg/da delinte tohumla ekim yapıldığında dekarda 27.000-30.000 bitki bulunmaktadır. Pnömatik mibzerle uygun zamanda 1.9 kg./da tohumla ekim yapıldığında iyi bir stand ve gelişme sağlanmıştır.
5.2.6. Ekim Derinliği
Ekim derinliği, ekim zamanına, toprak yapısına, tav durumuna ve toprak sıcaklığına göre değişmektedir. İdeal derinlik 2-4 cm. arasındadır. Pamuk tohumunun sabitleşen neme bırakılması esas olmalı ve tohumun bu neme sıkıştırılması sağlanmadır.
5.2.7. Ekim Sıklığı
Ekim sıklığı, pamuk çeşidinin morfolojik özelliklerine, toprağın verimliliğine ve ekim zamanına göre değişir. Çeşitlerin ekim sıklıkları denemelerle tespit edilmiştir. Araştırmalar genelde değerlendirildiğinde sıra arası 70 cm. sıra üzerinin 20 cm. olmasının uygun olduğu ortaya çıkmıştır (7.142bitki/da).
5.3. BAKIM İŞLERİ
5.3.1.Kaymak Kırma
Ekimden sonra ki yağışlar, kaymak tabakası oluştururlar. Fide çıkmamış ise çıkışı zorlaştırdığından, fide çıkmış ise bitkiyi sıktığından kaymak tabakası kırılmalıdır. Killi topraklarda kaymak tabakası çok iyi parçalanmamış ise 1. çapada fideler telef olmakta iş gücü kaybı artmaktadır.
5.3.2. Çapalama
Ekimden 20-25 gün sonra 1. el çapası yapılmaktadır.(Resim-4) Sıra arası bitkilere 5-10 cm kalacak şekilde işlenir. 1. el çapası ve makine ile yabancı otlar imha edilir. Kapilarite bozulur, pamuk fideleri sıra üzerinde tek tek kalacak şekilde seyreltilir.(Resim-5) 1. el çapasında genellikle 2 işgünü/da gerekmektedir. Bitkilerin gelişme durumuna göre 1. El çapasından 20-25 gün sonra 2. El çapası gerçekleştirilir. Bitkiler sıra üzerinde 20-25 cm kalacak şekilde seyreltilir. 2. El çapasında 1 işgünü/da gerekmektedir.
5.3.3Hastalık ve Zararlılarla Mücadele
Pamuk tarımında tarımsal savaş programı uygulayarak maliyetin düşürülmesi büyük önem taşımaktadır. Entegre mücadele yöntemi olarak adlandırılan bu mücadele biçiminde uygun ekim zamanı ve sıklığı, uygun sulama aralığı, uygun gübreleme, ekim nöbeti hastalık ve zararlılara dayanıklı uygun çeşitlerin ekimi gibi kültürel önlemlerin yanı sıra ilaçlı mücadeledeki ilaçlama zamanının doğru olarak saptanması ekonomik zarar eşiklerinin dikkate alınması ilaçların dönüşümlü kullanılması, yararlı böcekleri korumak amacıyla mümkün olduğu kadar seçici ilaçların tercih edilmesi, uygun alet ve tekniklerinin kullanımı, dikkate alınması gereken oldukça önemli hususlardır (Öziş,1997).
Belli başlı pamuk bitkisi hastalıkları olarak (Fusarium spp., Alternaria spp., Verticillium spp.), solgunluk hastalığı (Verticillium dahliae), köşeli yaprak leke hastalığı (Xanthomanas campestris) sayılabilir. Solgunluk hastalığı ancak ekim nöbeti, nadas, tarlanın su altında bırakılması gibi kültürel uygulamalarla patojen populasyonu azaltılabilmektedir. En etkin yöntem rotasyon ve solgunluğa tolerant çeşitlerin kullanılmasıdır (Öziş, 1997., Tezcan ve Ark.1999).
Pamukta önemli yaprak zararlıları olarak pamuk yaprak biti (Aphis gossypii), Kırmızı örümcek (Tetranychus urticae ve T. Cinnabarinus), Pamuk yaprak pireleri (Asymmetrasca decedens, Empoasca decipiens, Tütün tripsi (Thirps tabaci), Tütün beyaz sineği ( Bemicia tabaci), Yeşilkurt (Helicoverpa armigera), Pembekurt (Pectinophora gossypiella, Bozkurtlar (Agrotis segetum ve A. İpsilon) ve Pamuk yaprak kurdu (Spodoptera littoralis) kabul edilmektedir.
Ekimi takip eden 10-15’inci günden itibaren bazı zararlılar bilhassa Thirps, Empoasca yoğunluk kazanmaktadır. Yaprakların kıvrılmasına, gümüşlenmelere, büyüme noktasına zarar vererek çatallanmalara neden olmaktadır. (Resim-6 ve 7) Nazilli Pamuk Araştırma Enstitüsünde zararlıların zarar seviyeleri araştırılmıştır. Netice olarak pamukta erken gelişme döneminde sorun olan zararlılar ekonomik zarar eşiğine ulaştığında yapılacak bir mücadele ile en yüksek net gelirin sağlanacağı, yoğun ilaçlamaya gerek olmadığı böylece doğal dengenin korunacağı sonucuna varılmıştır (Dündar., Sağdemir 1998).
İleri mevsimde yaprakbiti, kırmızı örümcek, beyaz sinek optimum şartları bulduklarında çoğalabilmekte hatta bazı yıllar epidemi yapmaktadırlar. Ekonomik mücadele eşiğinin tespiti ve mücadele edilmesiyle sorun olmaktan çıkmaktadırlar.
5.3.4. Gübreleme
Yetiştirme tekniği içerisinde yer alan en önemli konulardan birisidir. Birim alandan alınan ürün miktarını ve kalitesini artırabilmek için tüm tarımsal uygulamalarla birlikte bilinçli bir gübrelemeye gereksinim vardır. Pamukta N, P ve K olarak bilinen ana besin maddeleri dengeli beslenmede oldukça önemlidir. Bitkilerde vejetatif aksamın gelişmesinde ve protein içeriği üzerinde etkilere sahip olan azot, aşırı kullanıldığında bitkilerin azma gösterdiği, koza açımının geciktiği, hastalık ve zararlılara karşı hassaslaştıkları gözlenmektedir. Fosfor, pamukta özellikle tohum ve lif oluşumunda önemli rol oynamaktadır. Potasyum ise verimde kalitede, hastalık ve zararlılara dayanıklılığı artırmada, suyun ekonomik kullanılmasında olumlu etkilere sahiptir. Bu 3 ana besin elementleri bakımından pamuğun dengeli beslenmesi sonucunda uygun bir vejetatif gelişmenin sağlanması, çiçeklenme ve kozalı dal sayısının, koza iriliğinin, lif uzunluğu ve sağlamlığının artırılması mümkün olmaktadır.
Yaprak gübreleri ve bitki gelişme düzenleyicileri Ülkemiz pamuk tarımında son yıllarda yaygınlaşmaya başlamıştır. Pamuk tarımında yaprak gübrelerinin etkisi konusunda bir çok araştırma yapılmıştır. Normal toprak koşullarında yapılan pamuk tarımında yaprak gübrelerinin olumlu bir etkisi olmadığı bu araştırmaların ortak sonucudur. Ancak, yaprak gübrelerinin bitkinin besin maddelerini almakta güçlük çektiği çorak topraklarda ve besin maddelerinin çabuk yıkandığı çok kumlu topraklarda zayıf gelişen bitkilerde kullanılması yararlı olabilir.
Pamuk tarımında, bitki fizyolojisinde amaçlanan yönde değişiklik meydana getirmek için bazı B.G.D. (Bitki Gelişme Düzenleyicisi) uygulaması yaygınlık kazanmaktadır. Bu konuda bir çok araştırma yapılmış ve normal koşullarda B.G.D.’lerin verim ve kalite üzerinde etkili olmadığı, önemli olmayan oranlarda erkencilik sağladığı ortaya konmuştur (%9). Bazı nedenlerle bitki gelişmesi kontrol altına alınamıyorsa bu takdirde bitki gelişme durdurucuların etkisi olumlu olmaktadır.


Comment